Diplomasi
Xi’nin ABD ziyaretine teknoloji, elektrikli araç ve havacılık yöneticileri eşlik edebilir

Kaynaklara göre iş dünyasının önde gelen isimlerinin Xi’nin ziyaretiyle birlikte Washington’a gitmesi bekleniyor.
Pekin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in bu ayın ilerleyen günlerinde Washington’a yapacağı ziyarette kendisine eşlik edecek heyete teknoloji, elektrikli araç ve havacılık sektörlerinden üst düzey yöneticileri dahil etmeyi değerlendiriyor. İki taraf da yakından izlenen ziyaretin ayrıntılarını kesinleştirmek için çalışmalarını sürdürüyor.
South China Morning Post, 28 Ağustos’ta Çinli ve Amerikalı yetkililerin, iş dünyasından isimlerin Xi’nin ABD heyetine dahil edilip edilmeyeceğini müzakere ettiğini ilk kez bildirmişti. Ancak heyette kimlerin yer alabileceğine ilişkin ayrıntılar daha önce açıklanmamıştı.
Post’a konuşan kaynaklara göre, heyetin kesin bileşimi hâlâ netleştirilmeye çalışılırken Çin, iş dünyası temsilcilerini seçerken bu yılın başlarında ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ziyaretine eşlik eden Amerikalı CEO heyetini örnek almayı hedefliyor.
Buna göre Çin heyetinde teknoloji, finans, elektrikli araç ve havacılık sektörlerinden iş dünyası liderlerinin yer alması bekleniyor.
Konu hakkında bilgi sahibi bir kaynak, Çin’in Xi ile birlikte Washington’a herhangi bir iş dünyası temsilcisini götürme konusunda henüz resmî bir taahhütte bulunmadığını söyledi. Ancak hem Pekin hem de Washington, iş dünyası heyetinin bileşimi de dahil olmak üzere ziyaretin her unsurunu karşılıklılık ilkesi çerçevesinde ele alıyor.
Trump mayıs ayında Pekin’e gittiğinde kendisine, Tesla, Apple, Nvidia ve Boeing’in yöneticileri de dahil olmak üzere bir düzineden fazla üst düzey Amerikalı CEO eşlik etmişti.
Bir başka kaynak, Çin’in önde gelen teknoloji yöneticilerinin listeye dahil edileceğini ve 23-25 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilmesi planlanan Xi ziyareti sırasında iş dünyası liderleri için bir networking etkinliğinin de gündemde olduğunu söyledi.
Aynı kaynağa göre, heyette yer alması beklenen bazı Çinli iş insanlarına henüz ABD vizesi verilmedi. Pekin ise Washington’dan vize onay süreçlerini hızlandırmasını istiyor.
Kamuoyuna açıklama yapma yetkileri olmadığı için isimlerinin açıklanmaması şartıyla konuşan kaynaklar, Xi’ye eşlik edecek Çin iş dünyası heyetinin, Çin yatırımlarının ABD’de karşılaştığı sürtüşmelere işaret ederek, “somut sonuçlardan çok görüntü vermeye yönelik” olacağını söyledi.
Zirve, Xi’nin bu yıl Trump ile yapacağı ikinci görüşme olacak.
Görüşme, iki büyük güç arasında yapay zekâ alanındaki gerilimin tırmandığı bir dönemde gerçekleşecek. Washington, Çinli şirketlerin gelişmiş çiplere nasıl eriştiğini yakından inceliyor ve Çinli geliştiricileri önde gelen Amerikan yapay zekâ modellerini kopyalamakla suçluyor.
Pekin ise ABD’nin “agresif ve kötü niyetli” yapay zekâ damıtma faaliyetleri yönündeki suçlamalarını temelsiz oldukları gerekçesiyle kesin bir dille reddetti. Çin ayrıca Washington’ın bu iddiaları, ABD ile arasındaki farkı hızla kapatan Çin’in yapay zekâ alanındaki gelişimini engellemek için bahane olarak kullanması hâlinde misillemede bulunacağı uyarısını yaptı.
Bu meselelerle ilgili müzakereler son ana kadar sürebilir.
Kaynaklara göre Pekin ve Washington, Xi’nin ziyaretinden kısa bir süre önce Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile ABD Hazine Bakanı Scott Bessent arasında önümüzdeki günlerde bir toplantı düzenlemeyi planlıyor.
Bu takvim, ikilinin mayıs ayında Trump’ın Pekin’e gelişinden yalnızca birkaç gün önce Seul’de gerçekleştirdiği son toplantının zamanlamasını da yansıtıyor.
Bessent ve He, söz konusu görüşmelerde zorlu ekonomik ve ticari meseleleri ele almıştı. Bu temaslar o dönemde, hemen ardından gerçekleşen Xi-Trump zirvesinin hazırlık görüşmeleri olarak değerlendirilmişti.
Kaynaklara göre He ve Bessent’in bu kez, mayıs ayındaki zirvede üzerinde mutabakata varılan başlıca başlıkları görüşmesi bekleniyor. Bunlar arasında yapay zekâ diyaloğu ile ticari akışları ve yatırımlara erişimi yönetmeyi amaçlayan Ticaret ve Yatırım Kurulları bulunuyor.
Kaynaklar, ticaret müzakerelerinde bazı ilerlemeler sağlanabileceğini ancak Yatırım Kurulu konusundaki görüşmelerin Washington’dan gelen güçlü itirazlar nedeniyle tıkandığını belirtti.
Bir kaynak, Pekin’in Washington’dan Çin yatırımlarına açık olacak sektörlerin bir listesini hazırlamasını umduğunu ancak Washington’ın yatırımları vaka bazında, yani her başvuruyu ayrı ayrı incelemeyi tercih ettiğini söyledi.
Kaynağa göre hem Pekin hem de Washington, Xi’nin Washington’a gerçekleştireceği bu karşılıklı ziyarete son derece ciddi önem atfediyor ve ziyareti ilişkileri istikrara kavuşturmak için önemli bir fırsat olarak görüyor.
Geçen ay Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ABD’nin Pekin Büyükelçisi David Perdue ile yaptığı görüşmede ABD-Çin ilişkilerinin çeşitli risk ve sınamalarla karşı karşıya olduğunu belirtmiş ve iki tarafa da “üst düzey temasların önündeki aksaklıkları gidermeleri ve engelleri aşmaları” çağrısında bulunmuştu.
Perşembe günü bu görüşmenin sorulması üzerine Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, devlet başkanları düzeyindeki diplomasinin ABD-Çin ilişkilerinde “yeri doldurulamaz stratejik bir yönlendirici role” sahip olduğunu vurguladı.
Guo ayrıca iki ülkenin, bu yıl liderleri arasında gerçekleştirilecek temaslara ilişkin düzenlemeler konusunda iletişimi sürdürdüğünü söyledi.
Diplomasi
Ermenistan, Rus gazına alternatif arıyor

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesinin doğalgaz tedarikinde Rusya’ya alternatif kaynakları araştırdığını açıkladı. Halihazırda tüketiminin yüzde 82’sinden fazlasını Rus enerji şirketi Gazprom üzerinden sağlayan Erivan yönetimi, farklı kaynaklara açık olduğunu vurguluyor.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesinin doğalgaz tedarik kaynaklarını çeşitlendirme olanaklarını değerlendirdiğini açıkladı.
Newsarmenia haber portalının aktardığına göre Paşinyan, Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) ayrılma ihtimali karşısında Rus doğalgazına alternatif arayıp aramadıkları yönündeki soruya yanıt verdi.
Hükümetin çeşitlendirmeye gitmeyeceği hiçbir alanın olmadığını vurgulayan Paşinyan, gaz alımında farklı güzergahlara açık olduklarını belirtti.
Paşinyan açıklamasında, “Ermenistan’da doğalgaz ucuz değil. Sınırdan tüketiciye ulaşana kadar geçen süreçte, diğer ülkelerle kıyaslandığında en yüksek fiyat artışı Ermenistan’da yaşanıyor. Gazprom Armenia şirketi büyük kârlar elde ediyor ve bu da kayda geçirmemiz gereken ayrı bir gerçek” dedi.
Rus enerji şirketi Gazprom, halihazırda Ermenistan’ın tek doğrudan doğalgaz tedarikçisi konumunu koruyor. Ülkedeki doğalgaz iletim şebekesinin işletmesini ise tamamı Rus enerji devine ait olan yan kuruluş Gazprom Armenia yürütüyor.
Ermenistan, 2009 yılından bu yana İran’dan da doğalgaz alıyor. Ancak bu sevkiyat, 2030 yılına kadar geçerliliği korunan elektrik karşılığı doğalgaz takas anlaşması kapsamında gerçekleşiyor. Erivan yönetimi İran’dan aldığı gazı elektriğe dönüştürüyor ve bir metreküp doğalgaz karşılığında İran’a 3 kilovatsaat elektrik ihraç ediyor. Takas programına dahil santraller bir metreküp İran gazından 4 ila 4,5 kilovatsaat elektrik üretiyor; arta kalan elektrik ise Ermenistan’ın iç tüketiminde kalıyor.
FinPort verilerine göre 2025 yılında Ermenistan’ın doğalgaz ihtiyacının yüzde 82,4’ünü Rusya karşıladı. Bu oran 2 milyon 229 bin 697,4 metreküpe karşılık gelirken, kalan miktar İran’dan temin edildi.
ArmRadio’nun haberine göre Paşinyan enerji politikasındaki yaklaşımı şu sözlerle dile getirdi:
“İkinci bir kaynaktan gaz alma veya bu kaynaktan daha fazla gaz tedarik etme imkanı doğarsa bu yolu seçeriz; üçüncü bir kaynaktan alma imkanı çıkarsa o yönde ilerleriz; dördüncü bir seçenek oluşursa yine bu adımı atarız. TRIPP kapsamında Ermenistan üzerinden geçecek ve bize transit geçiş geliri sağlayacak bir boru hattı inşa etme olanağı doğarsa bu yolu da değerlendirebiliriz.”
Nisan ayı başında Ermenistan Parlamento Başkanı Alen Simonyan, Rusya’dan ithal edilen doğalgazın fiyatının artması halinde Erivan’ın Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) ile Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılma sürecini başlatacağını söylemişti.
Paşinyan ise Rusya’yı saygı gösterilmesi gereken bir süper güç olarak nitelendirmiş ve Erivan’ın Moskova’ya asla zarar vermeyeceğini dile getirmişti. Ermenistan Başbakanı aynı zamanda Rusya’nın çıkarlarını Ermenistan’ın çıkarlarının önüne koymayacağının altını çizmişti.
Kremlin yönetimi, Ermenistan’ın KGAÖ üyeliğinin Erivan’ın egemen kararı olduğunu belirtmişti. Ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede Ermenistan’ın hem Avrupa Birliği hem de AEB Gümrük Birliği içinde aynı anda yer alamayacağını hatırlatmıştı.
Mayıs ayı sonunda Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Erivan yönetiminin Avrupa Birliği’ne katılım sürecini sürdürmesi halinde, Rusya Büyükelçiliğinin doğalgaz ve petrol ürünleri tedariki işbirliği anlaşmasının askıya alınabileceği veya feshedilebileceği konusunda Ermenistan’ı resmi olarak uyardığını açıklamıştı.
Diplomasi
Almanya ile BAE arasında milyarlarca avroluk anlaşma

Almanya ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirme çabalarının bir parçası olarak milyarlarca avro değerinde yatırım, yapay zeka ve enerji anlaşmaları imzaladı.
Eski BAE Birleşmiş Milletler Büyükelçisi ve şu anda Körfez ülkesinin dışişleri bakanlığında müsteşar rütbesinde görev yapan Lana Nusseibeh, bu anlaşmaların ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olacağını söyledi.
Almanya ve BAE, petrol hariç yıllık yaklaşık 15,5 milyar dolar değerinde bir ticaret hacmine sahip.
Fakat İran savaşı ve ABD ile değişen ilişkiler de dahil olmak üzere artan jeopolitik belirsizlik, her iki tarafı da stratejik ağlarını genişletmeye ve mevcut ortaklarıyla bağlarını derinleştirmeye itti.
Nusseibeh, Berlin’de gazetecilerle yaptığı bir toplantıda, “BAE ile Almanya arasındaki daha güçlü bir ilişki, Avrupa’nın endüstriyel ve teknolojik güçlerini Körfez, Asya ve Afrika’daki sermaye, enerji ve büyüme fırsatlarıyla birleştirmeye yardımcı olabilir,” dedi.
BAE Cumhurbaşkanı Şeyh Muhammed bin Zayed El Nahyan’ın Berlin ziyareti sırasında imzalanan anlaşmalar hakkında ayrıntılı bilgi vermeyen Nusseibeh, bu anlaşmaların “geleceğimizle ilgili bir niyet beyanı” olacağını söyledi.
Yetkili, yenilenebilir enerji, hidrojen ve enerji verimliliği alanlarındaki mevcut anlaşmaları temel alarak, enerji dönüşümü konusunda anlaşmaların yanı sıra araştırmacıları ve yatırımcıları bir araya getirecek, teknoloji işbirliğine yönelik özel bir çerçevenin oluşturulacağını belirtti.
Nusseibeh, “Uluslararası düzenin zorlu bir dönemden geçtiği bu günlerde, BAE ile Almanya arasındaki gibi ortaklıklar hayati önem taşıyor,” dedi.
El Nahyan, perşembe günü tarihi bir ziyareti kapsamında Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ile üst düzey görüşmelerde bulundu.
Liderler, Almanya’nın başkentindeki Villa Borsig’de düzenlenen toplantıda, 50 yılı aşkın bir süredir devam eden uzun soluklu ilişkileri daha da ilerletmenin yollarını değerlendirdiler.
Taraflar ayrıca, bölgesel güvenlik ve istikrarı güçlendirmenin bir yolu olarak Orta Doğu’da kalıcı barışı sağlama çabalarını da değerlendirdiler.
Şeyh Muhammed, X’te yaptığı açıklamada, “Bugün Berlin’de Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ile bir araya gelerek iki ülke arasındaki uzun soluklu dostluğu teyit etme ve işbirliğini daha da güçlendirmenin yollarını görüşme fırsatı buldum,” dedi ve şöyle devam etti:
“BAE-Almanya ortaklığı, iktisadi, kültürel ve halklar arası bağları kapsamaktadır ve bizler, ülkelerimiz ve halklarımız için kalıcı fırsatlar sunmak amacıyla bu temelleri daha da sağlamlaştırmaya kararlıyız.”
Şeyh Muhammed, iki ülke arasındaki sağlam ilişkilerin Birleşik Arap Emirlikleri’nin kurulmasından önceye dayandığını ve son yıllarda bir dizi önemli dönüm noktasıyla güçlendiğini, bunun da stratejik ortaklıkla sonuçlandığını belirtti.
BAE lideri, bu sürekli ilerlemenin, ülkelerin çıkarlarını ilerletmek amacıyla işbirliğini genişletmeye yönelik ortak bir taahhüdü yansıttığını söyledi.
Steinmeier’in BAE ile Almanya arasındaki ilişkileri güçlendirmedeki rolünü övdü ve yakın bağların geliştirilmesinde Emirlikler’deki Alman topluluğunun rolünü vurguladı.
Toplantıya, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed, Cumhurbaşkanlığı Özel İşler Mahkemesi Başkan Yardımcısı Şeyh Hamdan bin Muhammed, BAE Cumhurbaşkanı Danışmanı Şeyh Muhammed bin Hamad’ın yanı sıra çok sayıda bakan ve üst düzey yetkiliden oluşan BAE heyetinin üyeleri katıldı.
Toplantıya bir dizi Alman bakan ve yetkili de katıldı.
BAE lideri ayrıca, iktisadi ve kalkınma sektörlerine odaklanarak işbirliğini derinleştirme çabalarını görüşmek üzere Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile bir araya geldi.
BAE, perşembe günü iki ülke liderleri arasında gerçekleştirilen toplantının ardından, Almanya’nın sanayisini desteklemek üzere 40 milyar avro yatırım yapma sözü verdi.
BAE Cumhurbaşkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ve Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, BAE liderinin Almanya’ya yaptığı devlet ziyaretinin “her iki ülke ve daha geniş anlamda uluslararası düzen için belirleyici bir anda” gerçekleştiğini belirttiler.
“Almanya, on yıllardır önemli bir stratejik ve ekonomik ortak olmuştur,” diyen Sanayi ve İleri Teknoloji Bakanı Sultan Ahmed El Cabir, aynı zamanda Dışişleri Bakanı’nın Almanya özel temsilcisi.
Bakan, yeni yatırım diliminin BAE’nin “önümüzdeki yıllarda bu ilişkiye yatırım yapma” hedefini yansıttığını da sözlerine ekledi.
Bu paket, Almanya’nın endüstriyel rekabet gücünü artırmayı ve Avrupa’nın en büyük ekonomisinin uzun vadeli iktisadi büyümesini desteklemeyi amaçlıyor.
Paket, yaklaşık 1 gigawatt kapasiteli yeni veri merkezlerinin geliştirilmesi gibi dijital altyapı yatırımlarını içeriyor.
Her iki taraf da, Almanya’nın “bu yatırımların hayata geçirilmesi için elverişli bir ortam yaratmaya” kararlı olduğunu belirtti.
İki ülke, güvenlik, savunma, ticaret ve enerji dahil olmak üzere çok çeşitli alanlarda işbirliğini artırmayı planlıyor.
Merz ve Şeyh Muhammed, toplam değeri 9,4 milyar avroyu aşan ve BAE ile Alman şirketleri arasında imzalanan 29 anlaşmayı da memnuniyetle karşıladı; ayrıca yeni kurumsal yatırımlar da planlanıyor.
Almanya, BAE havayolu şirketi Emirates’e ek uçuş hakları vererek, şirketin Berlin’den Dubai’ye düzenli seferler düzenlemesine izin verdi.
Berlin havalimanının bulunduğu Brandenburg eyaleti bu adımı memnuniyetle karşılarken, Alman rakip Lufthansa ise bunu eleştirdi.
Devlet haber ajansı Wam‘ın bildirdiğine göre Şeyh Muhammed, Alman parlamentosu Bundestag’ı da ziyaret etti. Emir, Bundestag Başkanı Julia Klöckner ve bir dizi milletvekili tarafından karşılandı.
İki taraf, karşılıklı ilgi alanına giren bir dizi konuyu görüştü; Şeyh Muhammed, BAE ile Almanya’yı birleştiren “ortak insani değerlere” vurgu yaptı.
Diplomasi
FT yazarı uyardı: Küresel pazarda yeni bir Çin şoku yaşanabilir

Financial Times yazarı Ryan Avent, Çin’in hızla artan ticaret fazlasının gelişmiş ülkeler için yeni bir ekonomik şok yaratabileceğini savundu. İç talepteki daralma ve Pekin’in sanayi yatırımları üretimi körüklerken, süreç Çin’deki fabrikalarda otomasyonu ve işten çıkarmaları hızlandırıyor.
Financial Times yazarı Ryan Avent, Çin’in dış ticaret fazlasındaki yeni ve hızlı artışın yeni bir “Çin şoku” dalgasına işaret edebileceğini yazdı.
İktisatçılar, Çin’in küresel pazarlara yönelik ihracatındaki sıçramanın gelişmiş ülkelerdeki üreticiler açısından rekabeti sertleştirmesini ve bazı sektörlerde istihdamı daraltmasını “Çin şoku” olarak tanımlıyor.
Bu terim, Çin’in 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütüne girmesiyle ABD ve diğer ülkelere ucuz Çin mallarının akışının hızlanması sonucu yaygınlık kazandı.
İlk şok dalgasından en ağır etkilenen ülke ABD oldu. Ülkedeki üreticilerin rekabete dayanamaması sebebiyle 1999 ile 2011 yılları arasında 2 milyondan fazla istihdam kaybı yaşandı.
Avent, dünyanın beklediği dengelenmeyi Çin’in gerçekleştirmemesi nedeniyle ilk dalganın etkilerinin Amerikan ekonomisinde halen hissedildiğini savundu.
Çin’in gayrisafi yurt içi hasılası içinde net ihracatın payı 2007-2019 döneminde geriledi ve Batılı ülkeler bu sayede ulusal güvenlik ve diğer meselelere odaklanabildi.
Avent, bugün ise dış ticaret fazlasının yeniden hızla tırmandığını ve zengin ülkelerin ekonomileri için tehdit oluşturduğunu aktardı.
Yazar, bu fazlalığın nedenlerinden biri olarak emlak piyasasında altı yıl önce yaşanan çöküşün ardından iç talebin duraklamasını gösterdi. Bir diğer olası gerekçe ise Pekin yönetiminin kendi kendine yetebilmek adına sanayiye devasa kaynaklar aktarması olarak öne çıkıyor.
Değer kaybeden yuanın rolüne de dikkat çekildi. Para biriminin değer kazanması, Çin’in kur müdahalelerini değiştirmesini, yabancı para ile varlık alımını azaltmasını ve bu varlıkları satmasını gerektirebilir. Bu senaryo, diğer ülkelerde yerel para birimlerinin zayıflamasına ve faiz oranlarının yükselmesine yol açabilir.
Wall Street Journal gazetesi de 2024 ilkbaharında iktisatçıların olası bir ikinci dalgaya ilişkin endişelerini aktarmıştı.
Uzmanlar, Çin’in ekonomik sıkıntıları aşmak amacıyla iç talebin çok üzerinde mal ürettiğini belirterek küresel pazarın yeniden ucuz ürün akınına uğrayacağı tahmininde bulundu.
Üstelik Çin’in artık otomobil, bilgisayar çipleri ve karmaşık makine sanayisi gibi yüksek teknoloji alanlarında rekabet ettiği vurgulandı.
Öte yandan Moskova Yüksek Ekonomi Okulu (VŞE) Üniversitesi Kapsamlı Avrupa ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi Direktörü Vasiliy Kaşin, Rus medya kuruluşu RBK’ya verdiği demeçte, ABD’nin ilk şok döneminden bu yana Çin ekonomisine yaptırımlar uyguladığını ve yeni bir ihracat dalgasında bu önlemlerin büyük olasılıkla sertleşeceğini kaydetti.
Financial Times gazetesinin aktardığı değerlendirmelere göre yeni süreç Çin’in kendi ekonomisini de sarsabilir. Üretimdeki artışla beraber ülke genelinde giriş seviyesinde imalat yapan fabrikalar otomasyona yöneliyor ve personel azaltıyor.
Bu yönelim, emek yoğun üretimden sancılı bir kopuşu beraberinde getirerek milyonlarca insanı işsiz bırakabilir. Geçmişte ucuz iş gücü avantajını kullanan Çin’deki üretim faaliyetleri ise Güneydoğu Asya’nın diğer ülkelerine kayıyor.
Pekin yönetimi, sanayileşme adımlarının diğer ülkeler için risk teşkil ettiği yönündeki suçlamaları geri çevirdi. Şinhua ajansının aktardığına göre Çin Ticaret Bakanlığı, “Çin şoku 2.0” iddialarının temelsiz olduğunu vurguladı. Bakanlık açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“ABD ve diğer Batılı ülkeler, Çin’in sanayi gelişiminin Batı tekelini sarstığını ve Küresel Güney ülkelerinin büyüme alanını daralttığını öne sürerek sözde ‘Çin şoku 2.0’ söylemini dolaşıma soktu. Bu iddia somut verilere dayanmıyor ve tümüyle asılsızdır.”
Avrupa4 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa3 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa4 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya1 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor












