Avrupa

Yaptırımların yarattığı çıkmaz

Yayınlanma

Editörün notu: Alexander Rahr, Almanya’nın önde gelen dış politika uzmanları arasında. Yirmi yıl boyunca Alman Dış İlişkiler Konseyi’nde (DGAP) görev yapmış, burada üstlendiği yöneticilik rolüyle ülkenin dış politikasının oluşumunda etkili oldu. Özellikle Almanya ile Rusya arasındaki ilişkiler üzerine uzmanlaşan Rahr, Doğu Avrupa politikaları konusundaki araştırmalarıyla tanınıyor. Analitik derinliği ve entelektüel yaklaşımıyla hem akademik çevrelerde hem de karar merciileri arasında saygın bir konuma sahip. Almanya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanı sahibi olan Rahr, Avrasya bölgesine dair analizleriyle Alman kamuoyunun dikkatini bu stratejik coğrafyaya yöneltmeyi başardı.

Rahr’a göre Avrupa Birliği, Rusya’dan enerji ithalatını durdurarak Moskova’nın “enerji silahını” etkisiz hale getirmeyi hedefliyor, ancak bu adım kıtayı Amerikan enerji kaynaklarına bağımlı hale getiriyor. Almanya dahil pek çok ülke Rusya’dan uzaklaşsa da bu tutum, AB ekonomisini uzun süreli bir enerji krizine sürüklüyor. Rahr, Rusya ve Çin’nin uzun vadede Avrupa’nın hammadde güvenliği açısından ABD’den daha kritik ortaklar olduğunu vurguluyor.

***

Yaptırımların yarattığı çıkmaz

Alexander Rahr

Ostwirtschaft.de

23 Ekim 2025

Avrupa Birliği birkaç ay içinde Rusya’dan yapılan tüm doğalgaz ve petrol sevkiyatlarını durdurmak istiyor. Rus enerji kaynaklarına getirilecek yasak, Ukrayna’daki savaşın sona ermesi halinde de yürürlükte kalacak. AB liderleri, Rus enerji arzından vazgeçerek Kremlin’in elindeki “enerji silahını” almak istediklerini, Moskova’nın Avrupa’yı uzun süredir bu araçla tehdit ettiğini savunuyor.

Rusya’ya olan enerji bağımlılığını sona erdirme çabasıyla AB, bu kez kendisini Amerika Birleşik Devletleri’ne bağımlı hale getiriyor ve onun “enerji silahına” maruz bırakıyor. Rus petrolü ve doğalgazına tek gerçek alternatif, çevreye son derece zararlı bir yöntem olan hidrolik kırma (fracking) yoluyla elde edilen Amerikan kaya petrolü ve sıvılaştırılmış doğalgazı olarak görülüyor. Avrupa’nın kimliği artık kısa bir süre öncesine kadar olduğu gibi Yeşil Mutabakat’ta değil, Rusya’ya (ve ardından Çin’e) karşı askeri bir yönelimde şekilleniyor. Enerji silahı artık Rusya’ya çevrilmiş durumda: Gazprom, Rosneft ve diğer Rus enerji şirketlerinin etkisiz hale getirilmesiyle Kremlin’in gelecekte savaş yürütebilme kapasitesinin ortadan kaldırılması hedefleniyor.

Avrupa’nın önde gelen enerji ithalatçısı olan Almanya, AB ve NATO’ya katıldıklarından bu yana Rusya’ya karşı çıkan Polonya ve Baltık ülkelerinin bakış açısını benimsemiş durumda. Fakat Brüksel yönetimi farkında olmasa da, Rusya’dan uzaklaşma politikası AB’yi uzun süreli bir enerji krizine sürüklüyor; bu da Avrupa ekonomisinin yapısal bir zayıflamaya uğramasına yol açacak.

Ukrayna, Macaristan ve Slovakya gibi ülkeler, Rus enerji arzı olmadan varlıklarını sürdüremez hale gelecek; Batı Avrupa’dan bu ülkelere uzun vadeli yapay tedarik sağlanması mümkün değil. Avrupa, doğal kaynak yoksunluğunu geleceği açısından tehlikeli bir zorluk olarak görmeli. Uzun vadede Rusya ve Çin, Avrupa’nın hammadde güvenliği açısından ABD’den çok daha önemli ekonomik ortaklar ve güvence sağlayıcılar olacak.

Avrupa, stratejik öneme sahip bir enerji tedarik ülkesine ise kayıtsız kalıyor: Türkiye’ye. Rusya’dan Avrupa’ya yapılan kalan doğalgaz sevkiyatlarının geçtiği hatlar şu anda Türkiye üzerinden ilerliyor. Bu transit geçiş, Ankara için vazgeçilemeyecek derecede önemli bir gelir kaynağı. Bu nedenle, AB’nin 2027 yılına kadar Türkiye’ye giden gaz vanasını kapatma kararını uygulaması gerçekçi görünmüyor.

Bir de Kuzey Akım boru hatları meselesi var. AB’nin Rus gazına getirdiği yasak, öncelikle bu boru hatlarını kapsıyor. Ancak Ukrayna’daki çatışma sona erdikten sonra, Amerikalı şirketlerin atıl durumdaki bu hatları devralarak AB’ye Rusya ve Orta Asya’dan doğalgaz tedarik etmesi olasılığı gündeme gelebilir. Batıya pompalanacak bu gaz, ABD’nin Rusya sınırında alım yapması halinde resmi olarak “Amerikan gazı” sayılacak.

Avrupa enerji güvenliği konusunda son söz henüz söylenmedi. AB, Sibirya’nın devasa hammadde ve enerji potansiyelini Çin’e bırakırsa, kendi ayağına kurşun sıkmış olacak.

Çok Okunanlar

Exit mobile version