Bizi Takip Edin

Avrupa

Yüksek Mahkeme: Sunak hükümetinin Ruanda iltica planı hukuka aykırı

Yayınlanma

Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi, Rishi Sunak hükümetine büyük bir darbe vurarak, hükümetin sığınmacıları Ruanda’ya sınır dışı etme politikasının hukuka aykırı olduğuna oybirliğiyle karar verdi.

Yüksek Mahkeme Başkanı Lord Robert Reed, Ruanda’ya gönderilen sığınmacıların, talepleri uygun bir şekilde değerlendirilmeden menşe ülkelerine geri gönderilme riski altında olacaklarını söyledi.

Yüksek Mahkeme kararında, “Davacıların Ruanda’ya gönderilmelerinin onları geri gönderme nedeniyle gerçek bir kötü muamele riskine maruz bırakacağına inanmak için önemli gerekçeler var,” dedi.

Ruanda ile yapılan anlaşma, birbirini takip eden Muhafazakâr hükümetlerin politikası olageldi ve Sunak’ın ‘tekneleri durdurma’ (Manş Denizini geçen küçük göçmen botları) ve ‘düzensiz göçü’ azaltma çabasının merkezi bir parçası.

İngiltere’de görevden alınan Braverman’dan Sunak’a sert sözler

Bu hafta Sunak tarafından İçişleri Bakanlığı görevinden alınan Suella Braverman, Ruanda politikasının en önemli savunucularından biriydi. Muhafazakâr Parti içindeki diğer sağcı ekip gibi o da Yüksek Mahkeme’den olumsuz bir karar çıkması halinde İngiltere’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden (AİHS) ayrılması çağrısında bulundu.

Fakat Yargıç Reed, AİHS’nin mahkemenin kararının tek yasal dayanağı olmadığını vurgulayarak, İngiltere’nin diğer anlaşmalar ve iç hukukla bağlı olduğunu söyledi.

Mahkeme, BM mülteci komiserliği UNHCR’ın kanıtlarına dayanarak, Ruanda’ya gönderilen sığınmacıların menşe ülkelerine gönderilmeleri konusunda gerçek riskler bulunduğunu tespit eden temyiz mahkemesinin daha önceki kararını onadı. Mahkeme bu durumun BM’nin mültecilerle ilgili sözleşmesini ‘potansiyel olarak ihlal ettiğini’ belirtti. 

Reed, “Geri gönderme riskini ortadan kaldırmak için gereken değişiklikler gelecekte yapılabilir, fakat bunların şu anda yürürlükte olduğu gösterilmemiştir,” dedi.

Avrupa

İngiliz denizci, “Rusya casusluğuna hazırlanmak” ile suçlanıyor

Yayınlanma

Kraliyet Donanması’na mensup bir astsubay, “Rusya adına casusluk yapmaya hazırlandığı” iddiasıyla mahkeme önüne çıktı.

Savaş istihbaratı alanında uzmanlaşmış Astsubay Teddy Young, Ulusal Güvenlik Yasası kapsamında suçlandıktan sonra perşembe günü Westminster Sulh Ceza Mahkemesi’nde sanık kürsüsüne çıktı.

24 yaşındaki Young’ın, Savaş İstihbaratı Görevlisi olarak görev yaparken erişim hakkı olduğu Birleşik Krallık savunma ve istihbarat belgelerini elinde tuttuğu ve hassas bilgileri ifşa etmek için hazırlık yaptığı iddia ediliyor.

BBC’nin edindiği bilgilere göre, suçlamalar arasında bir mesajı Rusçaya çevirmek ve insanları Rusya’ya bilgi göndermeye davet eden bir web portalı aramak da yer alıyor.

Polis tarafından verilen gri bir sweatshirt giyen Young, mahkemede adını, doğum tarihini ve Bedford yakınlarındaki Clapham’daki adresini doğrulamak üzere konuştu.

Young, korunan bilgileri ifşa etmeye yönelik hazırlık niteliğinde davranışlarda bulunmak ve yabancı bir güce fayda sağlamak amacıyla korunan bilgileri elde etmek, kopyalamak, kaydetmek veya saklamakla suçlanıyor.

Suçlamalar, 26 Kasım 2024 ile 21 Mayıs 2025 arasındaki dönemi kapsıyor.

Polis, iddia edilen suçların, üs yakınında şüpheli faaliyetlerin bildirilmesinin ardından bir dizi gözaltıyla sonuçlanan son RAF Fairford olayıyla ilgili olmadığını belirtti.

Terörle mücadele polisi tarafından soruşturulan olayla bağlantılı olarak toplam yedi kişi gözaltına alınmış ve daha sonra kefaletle serbest bırakılmıştı.

Young, salı günü Bedfordshire’daki evinde gözaltına alındı.

Young, yeni 2023 Ulusal Güvenlik Yasası kapsamında suçlanan ilk silahlı kuvvetler mensubu.

Londra Terörle Mücadele Polisi Başkanı Komutan Helen Flanagan şunları söyledi:

“Bunlar, görevdeki bir silahlı kuvvetler mensubuna yöneltilen çok ciddi suçlamalar. Soruşturmamız ilerledikçe, bu konuyla bağlantılı olası riskleri en aza indirmek için uygun önlemlerin alınabilmesini sağlamak amacıyla Savunma Bakanlığı’ndaki ilgili operasyonel meslektaşlarımızla son derece yakın bir şekilde çalıştık.”

Kraliyet Donanması sözcüsü, bir askeri personelin suçlandığını doğruladı ve “Yasal işlemler devam ettiği için, bu aşamada daha fazla yorum yapmak uygun olmaz,” diye ekledi.

Yargıç Annabel Pilling, Young’ı tutuklu yargılanmak üzere mahkemeye sevk etti. Young, 16 Ekim’de Old Bailey’de mahkemeye çıkacak.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Ekonomi dosyası Le Pen ile halefini karşı karşıya getirdi

Yayınlanma

Bloomberg’ün haberine göre Fransa’da Ulusal Birlik lideri Marine Le Pen ile parti genel başkanı Jordan Bardella arasındaki görüş ayrılıkları derinleşiyor. Le Pen’in mahkeme kararıyla 2027 yarışına dönüşü, iki siyasetçinin ekonomi programı ve parti idaresindeki çizgisini karşı karşıya getirdi.

Fransa’da sağcı Ulusal Birlik partisinde Marine Le Pen ile partinin genel başkanı olan yakın müttefiki Jordan Bardella arasındaki görüş ayrılıkları derinleşiyor.

Bloomberg’ün haberine göre, mahkemenin Le Pen’in 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmasına izin vermesinin ardından Fransız siyasetçi parti yönetimini yeniden kendi elinde topladı. İki isim özellikle ekonomi politikaları ve parti idaresi konusunda farklı yaklaşımlar sergiliyor.

Le Pen seçim yasağına karşı hukuki mücadele yürütürken Bardella cumhurbaşkanı adayı olmaya hazırlanıyor ve iş dünyası odaklı bir program öne çıkarıyordu.

Paris İstinaf Mahkemesi temmuz ayında Le Pen’i Avrupa Parlamentosu fonlarını kötüye kullanmaktan suçlu buldu ancak cezasını hafifletti.

Kamu görevinden men cezası 30 ayı tecilli olmak üzere 45 aya indirildi.

Yasağın Mart 2025’ten itibaren sayılması nedeniyle 2027 seçimlerine katılma imkanını koruyan Le Pen, kararın açıklandığı gün aday olma niyetini teyit etti.

Ulusal Birlik Genel Başkan Yardımcısı Louis Aliot, Bloomberg’e yaptığı açıklamada, “Görüş ve üslup farkları var ancak nihayetinde buradaki bir numara Marine Le Pen” dedi.

Ekonomi vizyonundaki ayrışma belirginleşiyor

Görüş ayrılıkları Le Pen’in 6 Ekim’de açıkladığı ekonomi programının ardından belirginleşti.

Le Pen emeklilik yaşının düşürülmesini, alım gücünün artırılmasını ve çok uluslu şirketlere uygulanan vergilerin yükseltilmesini önerdi.

Bardella ise aksine vergi indirimlerini, bürokrasinin azaltılmasını ve girişimcilerin desteklenmesini savunuyor.

Olası cumhurbaşkanı adayı olarak görüldüğü dönemde büyük şirketlerin yöneticileriyle yoğun temaslar yürüten Bardella’nın iş dünyasındaki etkisi, Le Pen’in dönüşüyle gerilemeye başladı.

Le Pen müttefikinin yakın çalışma ekibine de müdahale etti. Bloomberg’e konuşan kaynaklara göre Le Pen, mahkeme kararının ardından Bardella’nın baş ekonomi danışmanı François Durvye’yi görevden aldı.

Durvye, kararın açıklandığı gün Bardella’ya her şeye rağmen adaylığını ilan etmesi yönünde tavsiyede bulunmuştu.

Gerilime rağmen işbirliği sürüyor

Parti içindeki havayı Mediapart’ın yayımladığı bir haber de etkiledi. Haberde Bardella’nın 2013 yılında antisemit nitelikli ifadeler kullandığı iddia edildi.

İddiaları reddederek yayın organına dava açan Bardella’ya Le Pen kamuoyu önünde destek verdi. Buna karşılık basında söz konusu bilgilerin parti içinden sızdırılmış olabileceğine dair iddialar yer aldı.

Tarihçi Valerie Igounet, iki siyasetçi arasındaki ilişkilerin yaz aylarından bu yana belirgin biçimde soğuduğunu aktardı. Buna rağmen taraflar arasında tam bir kopuş beklenmiyor.

Bardella seçmen nezdindeki popülaritesini korurken Le Pen de kazanması halinde onu başbakan olarak atama vaadini sürdürüyor.

Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimleri 18 Nisan ve 2 Mayıs 2027 tarihlerinde yapılacak.

Elabe şirketinin 26-28 Ağustos tarihli anketine göre Le Pen, ilk turda farklı senaryolara bağlı olarak yüzde 34 ile yüzde 35,5 arasında oy oranına ulaşıyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Bank of France: Şu anda ECB’nin yardımına ihtiyacımız yok

Yayınlanma

Fransa Merkez Bankası (Bank of Rance) Başkanı Emmanuel Moulin, Fransa’nın iktisadi durumunun ciddi olduğunu ama ülkenin şu anda Avrupa Merkez Bankası’ndan (ECB) yardıma ihtiyaç duymadığını belirtti.

Moulin, France Inter radyosuna verdiği demeçte şöyle konuştu:

“Bugün çözümü Frankfurt’ta aramaya gerek yok; çözüm burada, kendi ülkemizde. Mevcut koşullar göz önüne alındığında, Avrupa Merkez Bankası’nın şu anda müdahale etmesi gerektiğini düşünmüyorum.”

Mevcut küresel tahvil piyasasındaki çöküşte Fransa’nın borçlanma maliyetleri hızla yükseldi.

Bu durum, yatırımcıların ülkenin kırılgan kamu maliyesinin Avrupa’nın geri kalanına da olumsuz etki etme riski taşıdığından endişe duyması nedeniyle avroda bir satış dalgasına yol açtı.

Moulin şöyle konuştu:

“Borçlanma faiz oranlarımızdaki bu fark, avro bölgesindeki diğer ülkelere kıyasla daha yüksek bir bütçe açığına sahip olmamız ve bütçe oylaması konusunda siyasi belirsizlik bulunmasıyla bağlantılı.”

Le Pen, bütçeyi kısma sözü verdi

Hükümetin bütçesini parlamentodan geçirebilmesinin hayati önem taşıdığını ekleyen Moulin, bütçe açığını azaltan bir bütçeyi kabul ettirmeyi başarırsa durumun iyileşebileceğini savundu.

2027 yılının başlarında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde sağdan ve soldan baskı gören Başbakan Sebastien Lecornu’nun hükümeti, bütçe açığını GSYİH’nin %5,4’ünden %5’e indirmeyi hedefliyor.

Fransız hükümeti, 1 Ekim’de 2027 bütçe tasarısını sundu. Lecornu’nun iki öncülü de 2024 ve 2025 yıllarında bütçe tartışmaları nedeniyle görevden alınmıştı.

Ulusal Birlik (RN) lideri Marine Le Pen salı günü yaptığı açıklamada, Fransa’nın borçlanma maliyetlerini hafifletmek için Avrupa Merkez Bankası’nın müdahale etmesi konusunda görüşmeler yapılması gerektiğini söyledi.

Le Pen’in teklifiyle ilgili sorulan bir soruya Moulin, bunun ECB’nin görevi kapsamında olmadığını söyledi.

Merkez Bankası başkanı, “Basitçe söylemek gerekirse, ECB’nin görevi enflasyonla mücadele etmek. Bugün %2’lik hedefimizin üzerindeyiz, dolayısıyla ECB’nin görevi ülkelerin bütçe sorunlarına çözüm bulmak değil,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English