Amerika
Yüksek Mahkeme’den Trump’a bir iyi, bir kötü haber
Pazartesi günü ABD’de Yüksek Mahkeme, Başkan Donald Trump için hem olumlu hem de olumsuz kararlar aldı.
Yargıçlar, bağımsız kurum başkanlarının görevden alınabileceğine hükmederek başkanın yürütme yetkisi üzerindeki kontrolünü güçlendirirken, posta yoluyla oy kullanmayı kısıtlamayı amaçlayan Trump’ın siyasi gündeminin önemli bir ayağını reddettiler.
Mahkeme ayrıca Federal Rezerv üyesi Cook’un görevden alınabilmesi için ona adil yargılama hakkı tanınması gerektiğine hükmettiler ve bir hukuk davasında başkanın temyiz başvurusunu reddettiler.
Başkanlık yetkisinde büyük genişleme
6’ya 3 oyla alınan karar, Trump’ın Federal Ticaret Komisyonu (FTC) üyesi Rebecca Slaughter’ı görevden almasına izin vererek, başkanın görevden alma yetkisinde önemli bir genişlemeyi tetikledi.
Bu karar, belirli kurumlara Beyaz Saray’dan bir dereceye kadar bağımsızlık sağlayan 91 yıllık içtihat geleneğini bir kenara bırakarak, muhafazakâr hukukçuların uzun süredir peşinde olduğu hedefi gerçekleştiriyor.
Trump, bunu bir asırdır başkanlık yetkilerinde görülen “en büyük artış” olarak nitelendirdi.
Muhafazakâr çoğunluk, bu kararı başkanlığı olması gereken şekline geri döndürmek olarak değerlendirdi.
Başyargıç John Roberts, Trump’ın genişletilmiş görevden alma yetkisinin sistemin doğasında olduğunu söyledi:
“Yetki iyi kullanıldığında halk kime teşekkür edeceğini bilir; yetki kötü kullanıldığında ise kimi suçlayacağını ve kimi görevden alacağını bilir . İşte bu, hükümet sistemimizin temel dayanağıdır.”
Karar, başkanın FTC’nin ötesinde çok sayıda kurumdaki yetkilileri görevden almasına olanak tanıyor.
Yürütme kolu genelinde bir düzineden fazla başka kurum da benzer korumalardan yararlanıyor.
Bu kurumlar nükleer enerjiyi, uçak kazalarını, ürün geri çağırmalarını, kredi birliklerini ve daha fazlasını denetliyor.
Liberal yargıçlar, bu kararın Trump’a “İngiliz Krallığı’nın bile bilmediği” bir yetki verdiğini savunuyorlar.
Yargıç Sonia Sotomayor, “Bugün Mahkeme, çoğunluğun tekelci ve mutlak yürütme kontrolü teorisine uydurmak için hükümetin yapısını çarpıtan bir rejim lehine bu demokratik rejimi bir kenara atıyor. Sonuç, daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir yetkiyle ortaya çıkan bir başkan,” diye yazdı.
Yargıç Neil Gorsuch’un ifadesine göre ise Kongre bunu düzeltebilir:
“Yeni düzenleyici suçlar tanımlama yetkisi hâlâ var ama artık kalem nihai olarak başkanın elinde. Anlaşmazlıkları kurum [house] içinde yargılama yeteneği devam ediyor fakat artık o saray [house] artık beyaz.”
Bunun başkanlık gücünü yoğunlaştırdığını kabul eden Gorsuch, çözümün, yasama organının kurumların Amerikan yaşamını düzenleme konusundaki kapsamlı yetkilerini kaldırarak onları daha az güçlü hale getirmesi olduğunu söyledi.
Roberts, 1 gün içinde hem Trump lehine hem de aleyhine karar verdi
Roberts, muhafazakar yargıç arkadaşlarını, başkanın belirli bağımsız kurum başkanlarını sebepsiz yere görevden alma yetkisine yeşil ışık yakmaya yönlendirirken, mahkeme henüz aynı yetkiyi başkanın Federal Rezerv’e ilişkin olarak genişletmedi.
Yine başyargıç tarafından kaleme alınan 5’e 4’lük bir kararda, çoğunluk, Trump’ın Federal Rezerv yönetim kurulu üyesi Lisa Cook’u ipotek dolandırıcılığı iddiaları nedeniyle görevden almaya çalışmadan önce ona yeterli hukuki süreç sağlamadığını tespit etti.
Roberts, bu adımı göz ardı etmenin, başkanın bir Federal Rezerv yönetim kurulu üyesini “herhangi bir zamanda, herhangi bir nedenle, önceden herhangi bir bildirimde bulunmaksızın ve sonrasında herhangi bir yargı denetimi olmaksızın” görevden almasına olanak tanıyacağını savundu.
Bu karar, Roberts’ın merkezinde yer aldığı, Trump’ın yetkileriyle ilgili çelişkili bir günün yaşanmasına neden oldu.
Roberts, mahkemeyi siyasi çekişmelerin dışında tutmaya çalışmasıyla tanınıyor.
Fakat mahkemeye yönelik kamuoyu desteği rekor düzeyde düşük seviyelere gerilerken, Trump’ın gündemi yargıçları yoğun bir şekilde meşgul etmeye devam etti.
Roberts, Fed davasında Trump aleyhine karar verirken, kararın dar kapsamlı olduğunu özellikle vurguladı.
Kararın, Cook’un görevden alınıp alınamayacağına dair nihai soruyu çözmediğini vurguladı.
Bu karar, Trump’ın hâlâ kendinden emin görünmesine neden oldu. Kararın açıklanmasından kısa bir süre sonra Cook’un görevden alınması için baskı yapan Trump, Truth Social’da yaptığı bir paylaşımda, kararın yalnızca “tamamen usule dayalı” olduğunu özellikle belirtti.
Trump, posta yoluyla gönderilen oy pusulalarında da yenilgiye uğradı
Trump’a vurulan bir diğer büyük darbe, seçim gününden sonraki beş gün içinde ulaşan posta yoluyla gönderilen oy pusulalarının sayılmasına izin veren Mississippi yasasını onayan Yüksek Mahkeme’nin 5’e 4’lük kararı oldu.
Yargıç Amy Coney Barrett, çoğunluk adına yazdığı kararda Mississippi yasasının federal seçim yasasıyla çelişmediğini belirterek, Cumhuriyetçi Ulusal Komite’nin Seçim Günü sonrası oy sayım uygulamasını durdurma girişimini boşa çıkardı.
Barrett, ABD’nin kurucu babalarının yazdığı Federalist Makaleler’den alıntı yaparak şunları söyledi:
“Anayasa’yı hazırlayanlar, ‘ülkenin durumundaki her olası değişikliğe uygulanabilir’ seçim yasaları hazırlamanın zorluğunun farkındaydı. Bu nedenle, seçim yasasını anayasal hale getirmek yerine, ‘seçimler üzerinde takdir yetkisi’nin ‘bir yere’ verilmesi gerektiğine karar verdiler. Şunu söylemek yeterlidir ki, bu yetki bu mahkemeye verilmemiştir.”
Yargıç Samuel Alito, mahkemenin diğer üç muhafazakâr yargıcıyla birlikte muhalefet görüşünü yönetti.
Alito, “Günümüzde, tüm oylamalar Seçim Günü’nde şahsen gerçekleşmiyor. Hem posta yoluyla oylama hem de erken oylama yaygınlaşmıştır ve davalılar bu modern uygulamaların yasallığını tartışmamaktadır. Ben de tartışmıyorum. Fakat bu uygulamaların kabul edilmesi, federal yasa uyarınca seçmenlerin toplu tercihinin hâlâ Seçim Günü’nde yetkili bir şekilde ifade edilmesi gerektiği gerçeğini değiştiremez,” diye yazdı.
Trump, yenilgiye tepki olarak bir kez daha baskı yaparak “Amerikalı Seçmen Uygunluk Koruma Yasası”nın Kongre’den geçmesini sağlamaya çalıştı.
Birkaç saat sonra, tasarının kabul edilme ihtimalinin düşük olduğunu kabul etti: “Çünkü dört, belki de beş Cumhuriyetçi senatörümüz var ve bunlar tasarıya kesinlikle oy vermeyecek. Bu çılgınlık.”
Trump’ın atadığı yargıçlar belirleyici oylar verdi
Trump tarafından atanan muhafazakar yargıçlardan ikisi, ayrı davalarda ona karşı belirleyici oylar kullandı; bu kararlar, Yargıçlar Brett Kavanaugh ve Barrett’ı Trump’ın eleştirilerine açık hale getirebilir.
Trump, ikinci döneminde hoşuna gitmeyen Yüksek Mahkeme kararlarına yönelik memnuniyetsizliğini ifade etmekten çekinmedi; özellikle de bu kararlara, kendisinin mahkemeye atadığı yargıçların da dahil olması durumunda.
En kıdemsiz muhafazakar yargıç olan Barrett, posta yoluyla oy kullanma konusundaki görüşü kaleme aldı. Barrett ve Roberts, üç liberal yargıçla birleşerek çoğunluğu oluştururken, mahkemenin diğer dört muhafazakâr yargıcı muhalefet şerhi koydu.
Karar, Başkan’ın destekleyici kanıt olmamasına rağmen yaygın sahtekarlığa katkıda bulunduğunu defalarca iddia ettiği bu oy kullanma uygulamasına karşı Trump yönetiminin baskı kurma çabalarına bir darbe niteliğinde.
Bu arada Kavanaugh, Fed davasında Trump’a karşı çıkan 5-4’lük çoğunluğa katıldı. Kavanaugh, Roberts ve üç liberal yargıçla birlikte oy kullandı.
Kısa bir mutabakat görüşünde, merkez bankasının benzersiz konumuna özellikle dikkat çekti ve mahkemeyi, bankanın bağımsızlığını resmen korumaya çağırdı.
Kavanaugh, “Federal Rezerv’in statüsüyle ilgili geçici bir belirsizlik bile, başkanın birden fazla yönetim kurulu üyesini istediği zaman derhal görevden alıp alamayacağına dair kafa karışıklığı da dahil olmak üzere siyasi kargaşaya yol açabilir; ayrıca ABD ve dünya ekonomilerinde de çalkantıya neden olabilir. Ben o yola girmezdim,” diye yazdı.