Bizi Takip Edin

Avrupa

Zelenskiy, Ukrayna Genelkurmay Başkanı Zalujnıy’ı görevden alma niyetini doğruladı

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy’ı görevden almayı düşündüğü yönünde çıkan haberleri doğruladı.

İtalyan Ra1 televizyonuna mülakat veren Zelenskiy, “Bundan bahsettiğimizde, sadece orduda değil, birkaç üst düzey devlet yetkilisinin değiştirilmesini kastediyorum. Bu [Zalujnıy’ın] değiştirilmesi konusunu düşünüyorum, bu doğru,” ifadelerini kullandı.

Bir kişinin görevden alınmasının ilerlemeyi sağlamasının mümkün olmadığını kaydeden Zelenskiy, “Konu, ülkeyi yöneten tüm yönetim ekibini ilgilendiriyor,” diye ekledi.

Batı’ya çağrı: Savaş ayağınıza gelebilir

Bununla beraber İtalya ve diğer Avrupa ülkelerinin Ukrayna’ya silah yardımlarından ötürü yaşadığı yorgunluğa değinen Zelenskiy, “Savaş ayağınıza gelebilir çünkü Putin ile biz uğraşıyoruz. Ve geldiğinde kimse hazır olmayacak, Avrupa orduları hazır değil, bu bir şok olacak, NATO’nun derhal tepki vereceğinin garantisi nerede? Bundan kim bahsediyor? Hiç kimse,” dedi.

‘Ülkenin yüzde 26’sı hala işgal altında’

Ülke topraklarının yaklaşık yüzde 26’sının işgal altında olduğunu kaydeden Zelenskiy, “Fakat Rus ordusunun kayda değer ölçüde ilerleyemediğini görüyoruz. Onları durdurduk. Bugün ülke savaşın ne olduğunu biliyor, ne yazık ki birçok aile sevdiklerini kaybetti, yaralılar var ve cephede birçok kişi var, ancak yalnız değiliz, dünya liderlerini birleştirmeyi başardık,” yorumunu yaptı.

Ukrayna lideri, “İlk günler çok farklıydı, insanlar çok korkmuştu. Beklenmedik bir istila, geceleri kentlere saldırılar. İnsanlar şok olmuştu, şimdi durum farklı, topraklarımızı ve ailelerimizi savunmaya başladık. Başka alternatifimiz yoktu,” dedi.

‘Draghi ve Meloni İtalya’sı bizim yanımızda’

Mülakatında eski ve mevcut İtalya başbakanları Mario Draghi ve Giorgia Meloni’ye övgüde bulunan Zelenskiy, şöyle devam etti: “Mario ile çok karmaşık bir dönemde tanıştık, en karmaşık dönemde. Temas kurmayı başardık ve AB üyeliği için başvuruda bulunmamızda bize çok yardımcı oldu. Diğer Avrupalı liderlerle birlikte Ukrayna’daydı, bazılarının şüpheleri vardı ama onun yoktu. Bu sonucu o etkiledi. Başbakanlık görevi sona erdiğinde telefonla görüştük ve Ukrayna’yı olumlu bir şekilde desteklemeye devam ediyor. Ve yine: Giorgia Meloni çok ciddi ve çok güçlü bir insan. Bu samimi ve yapıcı ilişkiyi kurmayı başardığımız için çok mutluyum, Ukrayna için bir başka sonucu, AB ile müzakerelere başlama kararını etkiledi. Yani İtalya, liderleri sayesinde bizim yanımızdaydı.”

‘Sahada çıkmaz var, modern teknik araçlara ihtiyacımız var’

Ayrıca Batı’dan askeri yardım talebini yineleyen Zelenskiy, şunları söyledi: “Sahadaki savaşa gelince, bir çıkmaz var, bu bir gerçek çünkü teçhizatta gecikmeler oldu ve gecikmeler hata anlamına geliyor. Dünyanın en büyük ordularından birine sahip olan teröristlere karşı savaşıyoruz, mühimmat yeterli değil, modern teknik araçlara ihtiyaç var. Deniz harekatı olumlu sonuçlar getirdi. Rusya çok sayıda gemi kaybetti ve Karadeniz’de bir tahıl koridoru oluşturmayı başardık, dolayısıyla operasyonun ekonomi üzerinde etkileri olan bu pragmatik kısmı olumlu bir şekilde yürütüldü.”

‘Trump kazanırsa umarım ABD’nin çizgisi aynı kalır’

Diğer yandan ABD’de ikinci bir Donald Trump döneminin yaşanmasının Ukrayna’ya yansımalarını değerlendiren Zelenskiy, ABD’de değişiklikler olsa da çizginin aynı kalacağına inanmak ve bunu ummak istiyorum,” diye konuştu.

Zelenkiy, “Cumhuriyetçi Parti içinde radikal sesler var ama aynı zamanda Ukrayna’yı destekleyen pek çok kişi de var. Kararı verecek olan ABD halkıdır ama Ukrayna’ya yardımı azaltmaya niyetlenirlerse o zaman yeni bir jeopolitik düzenleme olacaktır. Putin savunmamızı aşacak, ilerleyecek ve kolay kolay durmayacaktır,” ifadelerini kullandı.

Seymour Hersh yazdı: Başkan generale karşı

Avrupa

İngiliz polisi, sağcı aktivist Daniel Thomas’ı gözaltına aldı

Yayınlanma

Sağcı ve göçmen karşıtı aktivist Daniel Thomas, göçmen botunu bıçakladığı görüntülerden sonra, canı tehlikeye atma niyetiyle mala zarar verme şüphesiyle gözaltına alındı.

Hampshire ve Wight Adası Emniyet Müdürlüğü, Çarşamba gecesi “1990 tarihli Havacılık ve Deniz Güvenliği Yasası’nın 11. maddesi uyarınca gemileri veya sabit platformları tahrip etmek ya da bunların güvenliğini tehlikeye atmak şüphesiyle” sabit ikametgahı olmayan 37 yaşındaki bir erkeğin gözaltına alındığını belirten bir açıklama yaptı.

Polis, Thomas’ın “1995 Ticaret Gemiciliği Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca, mala zarar verme, canı tehlikeye atma niyetiyle mala zarar verme ve gemileri, yapıları veya kişileri tehlikeye atan davranışlarda bulunma” suçlarından şüpheli olduğunu belirtti.

Thomas, çarşamba gecesi gözaltına alınma anını kendi kamerasıyla kaydetti.

Bir garajda gerçekleşen gözaltı anını gösteren bir video, YouTube kanalına yüklendi.

Bir polis memuru, Thomas’a “birinin hayatını pervasızca tehlikeye atan suç niteliğinde mala zarar verme eylemine karıştığını” söyledi.

Danny Tommo adını kullanmayı tercih eden Thomas, “Anlıyorum. Bunun olacağını biliyordum,” dedi.

Thomas, bu yaz “Patriot Platform” (Vatansever Platform) adlı çatı hareketi altında onlarca milliyetçi protesto grubunu bir araya getirdi.

Bu ay Dover ve Portsmouth’ta maskeli kişilerin düzenlediği göçmen karşıtı yürüyüşlerin arkasında da o vardı.

Gözaltına alınmasına neden olan videoda Thomas, Manş Denizi’nde lastik botlarla Ada’ya geçmeye çalışan göçmenlerin botlarını bıçaklarken görülüyordu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Blair: Britanya yeniden AB üyesi olmalı

Yayınlanma

Tony Blair, Başbakan Andy Burnham’dan on yıl içinde AB’ye yeniden katılmaya yönelik planlar ortaya koymasını istedi.

Eski başbakan, AB’nin önemli reformları kabul etmesi halinde İngiltere’nin AB’ye geri dönme niyetini açıklaması gerektiğini söyledi.

Blair, Başbakan’ın, “modern bir ilişkinin” kurulabilmesi için serbest dolaşım, tek pazar ve gümrük birliği konularındaki Brexit “kırmızı çizgilerini” derhal terk etmesi gerektiğini savundu.

Bu müdahale pazar günü Liverpool’da başlayacak İşçi Partisi konferansından birkaç gün önce geldi.

Blair’in çağrısı, Aralık ayında başlayacak yeniden başlatma görüşmeleri öncesinde Burnham’a, İngiltere’nin AB ile ilişkilerine dair planlarını netleştirmesi konusunda daha fazla baskı uygulayacak.

Burnham, daha önce İngiltere’nin kendisinin yaşamı süresince bloğa yeniden girmesini istediğini belirtmişti.

Başbakan, gelecekteki bir İşçi Partisi manifestosunda yeniden katılma taahhüdünü dışlamayı reddetti.

Tony Blair: Finoluktan kayyumluğa

Savunma Bakanı Wes Streeting’in de aralarında bulunduğu üst düzey İşçi Partisi isimleri, iktisadi büyümeyi hızlandırmak için İşçi Partisi’nin gümrük birliğine yeniden katılmayı düşünmesi gerektiğini öne sürdü.

Eski İşçi Partisi liderinin düşünce kuruluşu olan Tony Blair Enstitüsü (TBI) için hazırlanan bir raporda, Burnham’ın AB’ye yeniden katılmayı, beklenen 10 yıllık planının “temel taşı” haline getirmesi gerektiği belirtildi.

Önsözde Blair şöyle yazdı:

“AB ile yeniden resmi bir ilişkiye girmek istediğimiz konusunda net olmalıyız. Fakat bu, inandırıcı bir reform yolunda ilerleyen bir Avrupa, ulus devletlerden oluşan bir Avrupa ve gerçek bir küresel güç olabilecek bir Avrupa olmalıdır. İngiliz kamuoyunun neyi kabul edebileceğini tahmin ederek Avrupa’ya adım adım yaklaşmanın bir anlamı yok,”

Blair, Burnham’ın bloğa tam olarak yeniden katılmak için planlar hazırlaması gerektiğini belirtti.

Eski başbakan, İngiltere’nin müzakerelerini, AB içinde bloğun büyümesini artıracak ve daha sıkı göç kontrollerini sağlayacak reformlar görmek isteyenler için bir “kaldıraç” olarak kullanması gerektiğini söyledi.

1997’den 2007’ye kadar başbakanlık görevini yürüten Blair, AB’nin reform yapmaması durumunda Birleşik Krallık’ın “bağımsız kalmaya hazır olduğunu” göstermek amacıyla daha güçlü bir müzakere pozisyonu elde etmek için ekonomisini güçlendirmesi gerektiğini belirtti.

Perşembe günü yayınlanan raporda, İngiltere’nin teknoloji, enerji ve savunma gibi alanlarda daha fazla işbirliği fırsatlarını derhal değerlendirmesi gerektiği belirtildi.

Raporda, İngiltere’nin artık “kırmızı çizgilerine” bağlı kalmaması ve bunun yerine Kabine Ofisi’nin, işbirliğinin İngiltere’ye fayda sağlayıp sağlamayacağını belirlemek için bir “güç maksimizasyon testi” uygulaması gerektiği ifade edildi.

Raporda ayrıca, İngiltere’nin serbest dolaşım konusunda taviz vermeye hazır olması ve “yeniden düzenlenmiş bir yaklaşım” konusunda Birlik ile müzakere etmesi gerektiği belirtildi.

Raporda şöyle denildi:

“İngiltere, serbest dolaşımın halkın endişelerini daha iyi bir şekilde giderip gideremeyeceği ve nasıl giderilebileceği konusundaki tartışmanın bir parçası olmalı; aynı zamanda her iki tarafın vatandaşlarına sunduğu fırsatları da korumalıdır.”

Raporda, İngiltere’nin “uzun vadeli hedefinin, reformdan geçmiş ve daha güçlü bir AB’ye yeniden katılmak olması gerektiği” ve “İngiltere’nin, hangi tür bir Avrupa’nın parçası olmak istediği konusunda net olması ve bunu inşa etmeye yardımcı olmak için Avrupalı ortaklarıyla birlikte çalışması gerektiği” sonucuna varıldı.

Düşünce kuruluşundaki yetkililerin, İngiltere’nin AB ile ilişkileri konusundaki çalışmaları hakkında hükümet yetkilileriyle görüşmeler yaptığı anlaşılıyor.

Burnham New York’ta gazetecilere verdiği demeçte, öncelikli odak noktasının bu yılın ilerleyen aylarında gerçekleşmesi planlanan Birleşik Krallık-AB zirvesi ve blokla “köprüleri yeniden kurmak” olduğunu belirtti.

Zirvede, Keir Starmer tarafından imzalanan ihracat anlaşmasının şartları kesinleştirilecek.

Geçen hafta düzenlenen Sendikalar Konferansı yıllık toplantısında, sendika liderleri Burnham’dan tek pazar ve gümrük birliği konusunda İşçi Partisi’nin “keyfi kırmızı çizgilerini” terk etmesini istemişti.

Streeting de İşçi Partisi’nin büyümeyi artırmak için gümrük birliğine yeniden katılmayı düşünmesi gerektiğini söylemişti.

İşçi Partisi ile bağlantılı bir düşünce kuruluşu perşembe günü yayınladığı analizde, Boris Johnson’ın Brexit anlaşmasının ardından İngiltere’nin yılda 6,5 milyar sterline varan ticaret kaybına uğradığını belirtti.

Kamu Politikası Araştırma Enstitüsü, otomotiv sektörünün en çok etkilenen sektör olduğunu ve Birleşik Krallık’ın ürün kurallarını Avrupa ile uyumlu hale getirmiş olsaydı, bu sektörün yıllık 3,42 milyar sterlin daha fazla gelir elde edebileceğini ortaya koydu.

Burnham, geçen yılki İşçi Partisi Kongresi’nde, Büyük Manchester Belediye Başkanı olarak görev yaptığı dönemde, kendi yaşamı süresince İngiltere’nin AB’ye yeniden katıldığını görmek istediğini belirtmişti.

TBI raporunda, AB’nin kendisini daha rekabetçi hale getirecek ve “deregülasyon ile iktisadi güvensizliği” artıracak reformlar peşinde olması gerektiği belirtildi.

Rapor, seçmenlerin göç, iktisadi durgunluk ve “halktan uzak kurumlar”dan duyduğu memnuniyetsizlik nedeniyle Avrupa genelinde popülist partilerin yükselişine dikkat çekti.

Raporda, çözümün bir parçası olarak, tüm blok bir anlaşmaya varamasa bile istekli üyelerin birlikte çalışabilmelerini sağlayacak yeni siyasi mekanizmaların oluşturulması gerektiği belirtildi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

“Kararları sağ alıyor, Sol Parti de onlara uyuyor”

Yayınlanma

Berlin’de yapılan seçimlerden zaferle ayrılan Sol Parti, “ana akım” partilerden ve sağdan gelen salvolar karşısında uyumlu bir çizgi izlemeye çalışıyor.

En azından junge Welt (jW) için yazan Max Grigutsch böyle düşünüyor. Berlin seçimlerinin ardından siyasi yelpazenin neredeyse tamamından gelen Sol Parti karşıtı kampanyaya değinen Grigutsch, “Kararları Sağcılar Alıyor, Solcular Onları Takip Ediyor” diye yazıyor.

Yazar, seçimlerin ardından gelen saldırıların bir özetini yapıyor: Sol Parti, “kamulaştırma fantezileri” beslemekle (CSU Genel Sekreteri Martin Huber’e göre bir “sosyalist intihar görevi”) ve “İsrail’e ve Yahudilere karşı sistematik bir nefret” yaymakla (İsrail’in Berlin Büyükelçisi’ne göre), aynı zamanda “aşiret suçlarıyla” da yakından bağlantılı olmakla suçlanıyor.

Seçim gecesi, organize suçla ilişkilendirilen Lübnan kökenli Issa Remmo’nun Sol Parti’nin seçim partisinde çekilmiş görüntüleri, sanki önceden ayarlanmış gibi tüm medya kanallarında yayıldı.

jW yazarı, “Halka açık bir etkinlikti; adam davet edilmemişti ve muhtemelen hemen dışarı atılmıştı; iddialar zaten tamamen saçmaydı, ama kimin umurunda: Kanaat önderleri böyle bir fırsatı kaçırmaya niyetli değildi,” diye yazıyor.

Sol Parti’de “çete lideri” krizi

Remmo’nun oğullarından biri olan Firas ile Federal Meclis Üyesi Ferat Koçak arasındaki sohbet kayıtları kamuoyuna açıklandığında ve tüm medya ve siyaset dünyası “çılgına döndüğünde”, Grigutsch’a göre “normalde daha aklı başında olan Sol Parti üyeleri” bile saklanmaya çalıştı.

Koçak, yazışmalar sırasında o kişinin kim olduğunu bilmediğini iddia etse de, yine de bir “hata”dan söz etti. Koçak ikinci bir açıklamaya kadar Federal Meclis’teki görevlerinden ayrıldı.

Sol Parti’nin grup başkanı Sören Pellmann’a göre, Koçak bir sonraki duyuruya kadar İçişleri Komisyonu toplantılarına da katılmayacak.

“Ajitatörlerin sahte histerisine kanmamalıyız,” diyen yazar, sağcıların “Sol Parti’ye bir kemik atıldığında ne yapacağını çok iyi bildiklerini” söylüyor ve şöyle devam ediyor:

“Koalisyon şartı olarak kamulaştırma mı? Elif Eralp, konunun görüşmeler sırasında ‘masaya yatırılacağını’ söylüyor. Bir rapçi “Yalla, Yalla Intifada” diye mi bağırıyor? Eralp, ‘bu performansı en sert şekilde kınıyor.’ İsrail büyükelçisi, Sol Parti’nin başarısının ardından Yahudiler için ‘acil bir varoluşsal tehdit’ görüyor mu? Eyalet başkanı Kerstin Wolter bunu reddediyor ama bir kez daha ‘İsrail’in var olma hakkı’nın arkasında durduğunu ve ‘terörün her türlü yüceltilmesine ve şiddet çağrılarına’ karşı olduğunu açıkça ortaya koyuyor; başka bir deyişle, suçlamanın yarısını kabul ediyor.”

Hükümet sorumluluğu hedefleyen bir parti yönetiminin “sürekli boyun eğmemenin kendi çıkarına olduğunu” fark etmesini bekleyen Grigutsch, “Sihirli kelime ‘omurga’dır. Ama mesele şu: Yeşiller, SPD ve CDU’dan toplam 112.000 oy koparmayı başaran ve belki de zaten büyük şehirlerin yeni sosyal demokrat partisi olmak isteyen bir Sol Parti, tam tersi bir sonuca varabilir,” diyerek Sol Parti’nin “yeni SPD-Yeşiller” ekseninde bir rol aradığına işaret ediyor.

Sol Parti’den “antisemitizm” suçlamalarına tepki

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English