Dünya Basını

Zelenskiy’in Orta Doğu ve Türkiye turu ne anlama geliyor?

Yayınlanma

Editörün notu: Aşağıda çevirisini okuyacağınız makale, Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy’in Orta Doğu ve Türkiye turunun Batı dünyasında da hayli olumlu ve önemli karşılandığına işaret ediyor. ABD’nin en önemli düşünce kuruluşlarından Atlantic Council için yazan Yevgeniya Gaber, Avrupa’nın Rusya karşıtı çevreleme planlarının artık Ukrayna ve Türkiye’den ibaret olmadığına, Karadeniz, Orta Doğu, Kafkasya ve Akdeniz’in bu cepheleşme için bitişik-ortak coğrafyalar olarak görüldüğüne işaret ediyor. Bu coğrafyalara Baltık da eklenebilir; zira yazar, Zelenskiy’in bir mülakatında söylediği sözleri onaylar biçimde aktararak, Avrupa’nın Rusya karşısındaki savunma gücünü Birleşik Krallık, Norveç, Türkiye ve Ukrayna’nın birlikteliğine bağlıyor. Görünen o ki, Zelenskiy’in bölge turu ve Ahmed Şara’nın Avrupa’daki ziyaretleri, Kanal’dan Körfez’e uzanan bir yayda anti-Rusya güçlerin toparlanmasına işaret ediyor.


Zelenski’nin Orta Doğu ve Türkiye turu: Kurulmakta olan yeni bölgesel düzenin işaretlerini veriyor

Yevgeniya Gaber
Atlantic Council
14 Nisan 2026
Çev. Leman Meral Ünal

Geçtiğimiz ayın sonlarında Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Türkiye ve Suriye’ye geçmeden önce Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni ziyaret etti. Zelenskiy’in Orta Doğu turu ve Ukrayna’nın Suudi Arabistan ve Katar’la imzaladığı savunma iş birliği anlaşmalarına ilişkin yorumlar, Kiev’in bir “drone süper gücü” ve bölge için bir güvenlik sağlayıcısı olarak yükselişine odaklandı. Ne var ki bu yorumlar, hikâyenin sadece bir kısmını yansıtıyor. Ukrayna’nın Orta Doğu’ya yönelik son diplomatik hamleleri, özellikle de Suriye açılımı, Ukrayna ile Türkiye arasında bölgede giderek büyüyen bir iş birliğine ve Orta Doğu’nun diplomatik saflaşmalarında ve güvenlik mimarisinde bir eksen kaymasına işaret ediyor.

Saha inovasyonundan diplomatik atılıma

Ukrayna, Orta Doğu’ya yabancı bir aktör değil. On yıllar boyunca Ukraynalı mühendisler ve uzmanlar bölgede altyapı, sanayi ve askeri projelerinde çalıştılar. Fakat bu faaliyetler büyük ölçüde Sovyet sistemi içinde erimişti, dolayısıyla Ukrayna’nın siyasi iradesini ve bağımsız diplomatik hareket alanını kısıtlıyordu. Bugün ise Kiev, Orta Doğu’ya eşit bir ortak olarak geri dönüyor. Bölgeyi derinlemesine tanıyan, Orta Doğu’da sömürgeci bir geçmişin yükünü taşımayan, hem Sovyet döneminden kalma silah sistemlerini hem de yerli savunma teknolojilerini modernize etmek için gereken uzmanlığı sunabilen bir ortak…

Dört yılı aşkın süredir devam eden topyekûn savaşın ardından Ukrayna, en ileri askeri inovasyonun ve savaş sahasında test edilmiş teknolojinin özgün bir kaynağı olarak öne çıktı. 2022’den bu yana 100 binden fazla Şahid tipi drone saldırısına maruz kalan Ukrayna, yüzde 85’i aşan önleme oranlarına ulaştı, ki bu sahip olduğu benzersiz deneyimin bir kanıtı niteliğinde. Hava saldırılarının yoğunluğu ve modern hava savunma sistemlerinin eksikliği, son derece uyarlanabilir, ölçeklenebilir ve dikkate değer ölçüde maliyet-etkin drone savar çözümlerin geliştirilmesini tetikledi.

Bu kabiliyetler, İran savaşı, asimetrik tehditler ve drone savaşının yaygınlaşmasıyla giderek daha fazla şekillenen Orta Doğu’da haliyle yoğun talep görüyor. Hem güvenliğini güçlendirmek hem de stratejik özerkliğini artırmak isteyen Körfez ülkeleri, Ukrayna teknolojisinde bir nimet görüyor. Ukrayna ise Avrupa fonlarının sınırlı kaldığı bir dönemde ortaklıklarını çeşitlendirmeyi ve savunma sanayisine yatırım çekmeyi hedefliyor. Hatta Kiev şimdiden kendisini pratik uzmanlık sağlayıcısı olarak konumlandırmış durumda. Geçtiğimiz ay Zelenskiy, iki yüzden fazla Ukraynalı uzmanın bölgesel ortaklara İran dronelarıyla mücadelede yardımcı olmak üzere Orta Doğu’da görevlendirildiğini duyurdu.

Zelenski’nin geçen ay Suudi Arabistan ve Katar ile imzaladığı güvenlik anlaşmalarının ayrıntıları kamuoyuna açıklanmasa da, bu anlaşmaların uzun vadeli bir savunma iş birliğinin ve kazan-kazan odaklı bir takasın temellerini attığı geniş ölçüde kabul görüyor. Buna göre Ukrayna, karşı-drone alanındaki uzmanlığını ve teknolojik bilgi birikimini sunmasının karşılığında finansal destek, güvenli enerji tedariki ve stratejik yatırım elde ediyor.

Zelenskiy’in diplomatik turu, iş birliği veya ticari anlaşmalardan daha fazlası demek aslında. Belki de en başta bölge genelinde derin bir yapısal dönüşümün yaşandığını gösteriyor. Kiev artık kendi şartlarıyla hareket ediyor ve savaş zamanı inovasyonunu stratejik sermayeye dönüştürmeyi başarıyor. Ukrayna’nın yaklaşımı, ittifaklarını çeşitlendirmeye ve ABD ya da Rusya gibi geleneksel güvenlik garantörlerine bağımlılığı azaltmaya yönelen bölgesel aktörlerin değişen öncelikleriyle örtüşüyor. Savaşta test edilmiş, hızla konuşlandırılabilir ve maliyet-etkin çözümler sunarak ihtiyaç duyduğu sermayeye, yeni pazarlara ve Avro-Atlantik alanının dışındaki siyasi ortaklıklara erişim sağlayabiliyor.

Üstelik Ukrayna, Rusya’nın bölgedeki etkisinin zayıfladığı bir dönemde, bölge ülkeleri için değerli bir ortak hâline geliyor. Rusya’nın Suriye’de Beşar Esad rejimini koruyamaması, Venezuela’da Nicolás Maduro’nun iktidarını sürdürememesi ya da Karabağ savaşı sırasında Ermenistan’a destek verememesi, Moskova’nın güvenilmez bir müttefik olduğunu ortaya koydu. Kremlin’in artan petrol fiyatlarından elde ettiği iktisadi kazanımlara ve İran savaşının ABD üzerinde yarattığı baskıya rağmen Rusya, bu çatışmadan siyasi olarak çok az şey kazandı, Tahran’a destek vermekte isteksiz davranması nedeniyle ise ciddi bir itibar kaybına uğradı. Değişen bu tabloda Kiev, bölgede siyasi iradesini yeniden kurma ve ortaya çıkan jeopolitik boşlukları doldurma yönünde proaktif bir tutum benimsiyor.

Savunmanın ötesinde, Ukrayna’nın Orta Doğulu ortaklara sunduğu değer önerisi Körfez’i Avrupa’ya bağlayan enerji ve bağlantı projeleri, gıda güvenliği girişimleri ve fosfat pazarları da dahil olmak üzere pek çok iş birliği alanını kapsıyor.

Suriye’den Karadeniz’e

Türkiye ile Ukrayna arasındaki stratejik ortaklık yeni değil. Yeni olan, bu ortaklığın ikili iş birliğinin ötesine geçerek, tamamlayıcı güçler üzerinden ortak bir coğrafyada birbirlerinin konumunu pekiştirecek şekilde genişlemesi.

Türkiye’nin Ukrayna’nın Suriye’ye erişimini kolaylaştırmadaki rolü bu dinamiği örneklendiriyor. Ankara’nın Esad sonrası Suriye yönetimiyle kurduğu ilişkiler, Kiev’e [Şam] büyükelçiliğini yeniden açması, yeni savunma pazarlarına erişme ve Rusya’nın ülkedeki varlığına meydan okuma açısından diplomatik bir kapı aralıyor. Türkiye açısından ise Ukrayna ile iş birliği, bölgesel manevra alanını genişletiyor ve diplomatik nüfuzunu artırıyor; ve yine aracılık ettiği düzenlemeleri ve diplomatik görüşmeleri şekillendirmesine olanak tanıyor.

Daha düne kadar Kremlin’in en yakın müttefiklerinden biri olan Suriye’yi Ukrayna devlet başkanının ziyaret etmesi düşünülemezdi dahi. Zelenskiy’in 5 Nisan’daki Suriye ziyareti, bölgesel güç dengesinde önemli bir kaymaya işaret ediyor. Kiev, Ahmed Şara liderliğindeki Suriye hükümetiyle geniş bir diplomatik etkileşim alanı görüyor. Suriye ile yürütülecek diplomasi, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne destek sağlayabilir ve potansiyel olarak Şara’nın ülkedeki Rus askeri üslerini kapatmasını sağlayabilir. Kiev, bu hedeflere ulaşmak için Şara yönetiminin yakın müttefiki olan Türkiye ile olan ortaklığını bir kaldıraç olarak kullanabilir.

Bu saflaşma Suriye ile sınırlı değil. Karadeniz, Güney Kafkasya, Akdeniz ve Orta Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafyaya uzanıyor. Her iki ülkenin Rusya’nın askeri varlığını ve jeopolitik etkisini sınırlama konusunda ortak bir çıkarı var. Türkiye açısından Kiev’e askeri ve diplomatik destek sunmak, Rusya’yı doğrudan karşısına almadan dolaylı biçimde dengeleme fırsatı sağlıyor. Ukrayna içinse Türkiye’nin jeopolitik konumu ve bölgesel ağları onu kilit bir ortak hâline getiriyor.

Karadeniz, bu iş birliğinin stratejik etkisini şimdiden ortaya koymuş durumda. Ukrayna’nın Rusya’nın Karadeniz Filosu’nun yaklaşık üçte birini etkisiz hâle getirmesi, hem Kiev hem de Ankara’nın lehine olacak şekilde bölgesel dengeyi değiştirdi. Benzer bir dinamik şimdi pekala Orta Doğu’da da gelişiyor olabilir.

NATO, Avrupa öncülüğünde daha güçlü bir caydırıcılık ve savunmaya doğru ilerlerken, Ukrayna ve Türk savunma sanayi kapasitelerinin Avrupa’nın gelecekteki güvenliğini şekillendirmede büyüyen bir rol oynaması muhtemel. Zelenskiy 10 Nisan’da verdiği bir mülakatta bu noktayı vurgulayarak, “Ukrayna ve Türkiye olmadan Avrupa Rusya ile boy ölçüşemez” dedi. Gerçekten de Avrupa’nın denizlerini kontrol edebilmesi, hava sahasını güvence altına alabilmesi ve inandırıcı kara kuvvetlerini sürdürebilmesi için Ukrayna ve Türkiye ile birlikte Birleşik Krallık ve Norveç’le iş birliğine dayanması gerekecek.

Bu bağlamda Ankara’nın Zelenskiy’in Suriye ziyaretini kolaylaştırması, tek seferlik bir hamle olmaktan ziyade daha geniş bir eğilimin işareti olarak okunmalı. Ukrayna ile Türkiye’nin eşgüdüm içinde hareket ettiği yeni bir model, giderek çok kutuplu hâle gelen dünyada bölgesel güvenliğin şekillenmesinde daha belirleyici bir rol oynamaya aday görünüyor.

Çok Okunanlar

Exit mobile version