Avrupa
Zelenskiy 70 milyar euro istedi, AB liderleri seçenekleri erteledi

Avrupa Birliği’nde Ukrayna’ya verilecek 70 milyar euroluk yeni kredi ile 2028-2034 bütçesine yönelik müzakereler üye ülkeler arasındaki anlaşmazlığı derinleştirdi. Almanya, İsveç ve Hollanda yeni finansmanı desteklerken, aralarında Macaristan ve Slovakya’nın bulunduğu ülkeler hem bütçe kesintilerine hem de yeni kredi yükümlülüğüne karşı çıkıyor.
Avrupa Birliği (AB) içinde, Ukrayna’ya 70 milyar euroluk ek finansman sağlanması ve birliğin 2028-2034 yıllarını kapsayan yedi yıllık yeni bütçesinin (Çok Yıllı Mali Çerçeve – MFF) onaylanması süreçlerinde görüş ayrılıkları derinleşiyor.
Rapporteur sitesine konuşan diplomatlar, konuyu “Ukrayna ile MFF arasında büyük bir mücadele yaklaşıyor” sözleriyle tanımlarken, söz konusu iki başlığın birlik içindeki temel anlaşmazlık alanları haline geleceğini belirtiyor.
Kiev’in en büyük mali destekçileri konumundaki Almanya, İsveç ve Hollanda, birlik bütçesindeki harcama kesintilerine karşı çıkan ancak Ukrayna’ya yönelik yeni kredinin finansmanına katılmayı reddeden ülkelere yönelik baskıyı artırıyor.
Diğer taraftan aralarında Macaristan, Slovakya, Çekya ve Bulgaristan’ın da bulunduğu 17 üye devlet, bölgesel kalkınma ile tarım sübvansiyonlarının kesintiye uğramadan korunmasını talep ediyor.
Bu gruptaki Macaristan, Slovakya, Çekya ve Bulgaristan, Ukrayna için açılacak yeni bir kredinin mali yükümlülüğünü üstlenmeyi kesin bir dille reddediyor.
Finlandiya’nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Joakim Strand ise Rapporteur’a yaptığı açıklamada, Kiev’e verilen desteğin birlik bütçesi müzakerelerinden bağımsız yürütülmesi gerektiğini savundu.
Strand, “Çok yıllık AB bütçesini yıl sonuna kadar hatta mart ayı sonuna kadar uzlaştıramasak bile Ukrayna her halükarda desteğe ihtiyaç duyacak. Çok yıllık AB bütçesine ne olursa olsun Ukrayna’yı destekleme imkanını korumalıyız” dedi.
Avrupa Komisyonu, 2028-2034 dönemini kapsayacak şekilde yaklaşık 2 trilyon euroluk bir bütçe taslağı hazırlamıştı.
Politico’nun aktardığına göre taslak, savunma ve rekabet gücünün artırılması gibi yeni öncelikler lehine tarım ve bölgesel kalkınma fonlarından yüz milyarlarca euronun kaydırılmasını öngörüyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, ekim ayındaki zirvede ülkesinin 2027 yılındaki askeri harcamalarının 155 milyar euroya ulaşacağını belirterek Avrupalı liderlerden 70 milyar euroluk ilave kaynak talep etmişti.
Politico’nun iki Avrupalı diplomata dayandırdığı bilgilere göre Avrupa Komisyonu ve birlik ülkeleri, Kiev’e finansman temin etmek için farklı seçenekler üzerinde duruyor.
Bu seçenekler arasında dondurulan Rus varlıklarının kullanılması, AB dışındaki müttefiklerden kaynak aktarılması, birlik bütçesinde kullanılmayan fonların devreye sokulması ve daha önce uzlaşılan 90 milyar euroluk borca ek yeni bir kredi tahsis edilmesi var.
İki günlük zirvenin sonunda AB liderleri sunulan finansman seçeneklerinin hiçbirini kabul etmedi. Ukrayna ve uzun vadeli bütçeye ilişkin temel kararların alınması kasım ve aralık aylarında yapılacak toplantılara ertelendi.
Avrupa Birliği Konseyi eylül ayında, 2024-2027 yıllarını kapsayan ve toplam hacmi 50 milyar euroya ulaşan Ukrayna Kolaylığı (Ukraine Facility) mekanizması çerçevesinde Kiev’e yaklaşık 3 milyar euroluk sekizinci düzenli ödemeyi onaylamıştı.
Avrupa Komisyonu, yolsuzlukla mücadele reformları kapsamındaki iki koşulun karşılanmaması nedeniyle Ukrayna’nın söz konusu programdan 680 milyon euroluk kaynağı kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunmuştu.
Avrupa
Le Pen ile Farage arasındaki Paris görüşmesi takvime alınmadı

İngiltere’deki Reform UK lideri Nigel Farage’ın Fransa’da Marine Le Pen ile Paris’te yapmayı planladığı görüşme, Ulusal Birlik partisinin resmi programına dahil edilmedi. Eylül ayında Manş Denizi’ndeki sığınmacı geçişlerine ilişkin imzalanan anlaşmanın Fransa’da yarattığı tepkiler temasların ertelenmesinde etkili oldu.
İngiltere’deki Reform UK lideri Nigel Farage’ın Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) lideri Marine Le Pen ile Paris’te görüşme planı belirsizliğini koruyor.
Farage’ın ekim ayı için duyurduğu ve yıl sonuna kadar Avrupa sağının temsilcileriyle temas kurmayı hedefleyen Fransa ziyareti, Le Pen cephesinde henüz resmi takvime alınmadı.
Hassas parti ilişkilerini değerlendirmek üzere isimlerinin açıklanmaması kaydıyla Politico’ya konuşan, Le Pen’in programı hakkında bilgi sahibi Ulusal Birlik üyesi dört yetkili, parti liderine yönelik planlanmış bir ziyaret bulunmadığını belirtti.
Partideki birçok isim, medyanın ilgisini Reform UK ile ilişkilere veya eylül ayında imzalanan göç anlaşmasına yöneltme konusunda aciliyet görmediklerini dile getirdi.
Yetkililerden biri, Farage ile yapılacak bir görüşmenin “maliyet ve faydalarının” tartılması gerektiğini kaydetti.
Fransa’da 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunu kazanma ihtimali en yüksek aday olarak gösterilen Le Pen ile görüşme teklifinin ilk kez gündeme geldiği tarihten bu yana her iki partinin siyasi şartları belirgin biçimde farklılaştı.
Ulusal Birlik’in iki numaralı ismi Jordan Bardella, eylül ayı başında İngiltere’nin Birmingham kentinde düzenlenen Reform UK kongresine baş konuk olarak katılmıştı.
Bardella ile Farage, Manş Denizi’ni küçük teknelerle izinsiz geçerek İngiltere’ye ulaşan bütün göçmenlerin Fransa’ya geri gönderilmesini öngören bir mutabakat açıklamıştı.
Söz konusu plan, Fransa’daki farklı siyasi kesimlerin ülkenin sığınmacıları neden geri kabul etmesi gerektiğini sorgulamasıyla tepki toplamıştı.
Birmingham’daki kongre sırasında Reform UK cephesinde de iç sorunlar baş gösterdi.
Kamuoyu yoklamalarında Keir Starmer’ın yerine başbakanlık görevini üstlenen Andy Burnham liderliğindeki İşçi Partisi ile arasındaki farkı koruyan Reform UK, kongre arifesinde yayımlanan gizli bir soruşturma yayınıyla sarsıldı.
Partinin mali yapısına dair yeni soru işaretleri doğuran bu gelişme üzerine Farage’ın en kıdemli iki yardımcısı istifa etti.
Takip eden süreçte İşçi Partisi anketlerde toparlanırken, Muhafazakar Parti’nin oy oranındaki yükseliş Reform UK’nin ikincilik konumunu zorlamaya başladı.
Farage’ın ekim sonuna kadar Fransa’ya giderek Le Pen ile görüşeceği yönündeki ilk açıklama da eylül başındaki Birmingham kongresinde yapılmıştı.
Farage, Bardella’nın İngilizce konuşmasının ardından Paris seyahatine atıfta bulunarak “Tek olumsuz tarafı, sanırım beni Paris’e davet edecekler ve Fransızca konuşmak zorunda kalacağım, ama olsun, bir yolunu bulacağız” ifadesini kullanmıştı.
Ancak resmi davet teyit edilmedi.
Ekim ayı sona ererken Farage’ın Ulusal Birlik’in Orléans’taki kongresine iade-i ziyaret gerçekleştirmeyeceği netleştiğinde üst düzey bir Reform UK yetkilisi, görüşmenin bu yılın takviminde yer aldığını öne sürmüştü.
Paris yönetimi söz konusu takvimi doğrulamıyor.
Le Pen’in planlarına hakim dört yetkili, Noel öncesinde Farage için planlanmış bir ziyaret programından haberdar olmadıklarını aktardı. Le Pen’in danışmanlarından biri, son aylarda parti içindeki konumu zayıflayan Bardella ile bir görüşme teklif edilebileceğini dile getirdi.
Le Pen’in bir diğer danışmanı ise parti liderinin Farage ile yan yana gelmesinin artı ve eksilerini sorgulayarak “Maliyet ve faydaları enine boyuna düşünmek için biraz daha zamana ihtiyacımız var” değerlendirmesini yaptı.
Ulusal Birlik’in Avrupa Parlamentosu heyeti yetkilisi Thibaut Francois, Reform UK ile “düzenli temasların” sürdüğünü ve iki partinin “çok yakında” bir araya geleceğini ifade etti; ancak görüşmenin bu yıl içinde olup olmayacağına açıklık getirmedi.
Reform UK bünyesindeki üst düzey bir yetkili ise “Reform’un temel hedefi İngiltere seçimlerine savaşa hazır hale gelmektir; şu anda uluslararası alanda boy göstermek Birleşik Krallık’a verilecek mesaja hiçbir katkı sağlamayacaktır” dedi.
Bardella’nın ekonomi danışmanı Charles-Henri Gallois da iki parti arasında yeni temaslara gerek olmadığını savunarak, göç anlaşmasının her iki partinin de iktidara gelmesi halinde “hazır ve uygulanmaya hazır” olduğunu belirtti.
Gallois, Politico’ya yaptığı açıklamada “Bunu daha fazla tartışmaya gerek yok. Anlaşmayı eleştirenler göç hareketlerini anlamıyor. Bu anlaşma tamamen Fransa’nın yararınadır” diye konuştu.
Fransız seçmenlerin İngiltere tarzı bir ayrılıktan çekinmesi nedeniyle Le Pen, Fransa’yı Avrupa Birliği’nden çıkarma girişimleriyle arasına uzun süredir mesafe koyuyor.
Düşünce kuruluşu Jean-Jaurès Vakfı’ndan aşırı sağ uzmanı Jean-Yves Camus, “Farage halen Brexit’i destekliyor, oysa Le Pen, Fransız seçmenler için fazlasıyla korkutucu olduğu gerekçesiyle [Frexit] fikrini terk etti. Donald Trump’ın ara seçimlerdeki yenilgisi de Le Pen’in Trumpçılığa ve Avrupa’daki benzerlerine duyduğu güvensizliği pekiştirecektir” dedi.
Bardella ile Farage arasında imzalanan göç mutabakatına Ulusal Birlik içinden ne düzeyde destek verildiği imza sürecinde de tartışma konusuydu.
Eylül ayındaki parti kongresinden bu yana Bardella’nın konumu, kesin bir dille reddettiği antisemitizm suçlamalarının ardından gerilemeye devam etti.
Farage, Bardella ile anlaşmaya varmadan önce küçük teknelerin Fransa kıyılarına geri gönderilmesi amacıyla “İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Manş Denizi’ndeki en büyük askeri operasyonun” başlatılmasını önermişti.
Le Pen’e yakın bir isim ise o dönemde Politico’ya yaptığı değerlendirmede “Fransız değillerse [onları] neden Fransa’ya geri gönderelim?” sorusunu yöneltmişti.
Avrupa
Fransa’da grevler öncesi 70 bin polis görevlendirildi

Fransa makamları, hayat pahalılığı ve kamu harcamalarındaki kesintilere karşı ülke çapında yapılması planlanan grevler için 70 bin polis görevlendirdi. İşçi sendikaları 250’den fazla gösteri hazırlığı yaparken demir yolu, havacılık, eğitim ve sağlık hizmetlerinde geniş çaplı aksamalar bekleniyor.
Fransa makamları, hayat pahalılığına karşı haftalardır süren eylemler kapsamında işçilerin geniş katılımlı grevlerine hazırlanıyor.
France Info’nun aktardığına göre, bugün yapılması planlanan gösterilerin ülke genelinde ulaşımı durma noktasına getirmesi ve belediye hizmetlerinin aksamasına yol açması bekleniyor.
Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nunez, 4 Kasım’da kamu düzenini sağlamak amacıyla 70 bin polisin görevlendirileceğini açıkladı.
Nunez, bu sayının önceki protestolarda güvenliği sağlamak üzere görev alan polis sayısıyla aynı olduğunu bildirdi.
Fransa’daki protestolar, eylül ayında lise öğrencilerinin grevleriyle başladı ve ekim ayında sokak olaylarına dönüştü. İşçi sendikaları, kasım ayında ülke genelinde 250’den fazla gösteri düzenlemeyi planlıyor.
Eylemlerin amacının, artan yaşam maliyetleri ve hükümetin sunduğu bütçe kesintilerine tepki göstermek olduğu belirtiliyor.
Kamu ve özel sektör çalışanlarının katıldığı grevler nedeniyle havacılık ve demir yolu ulaşımının yanı sıra hastaneler, okullar, bankalar ve diğer kurumlarda aksamalar yaşanması bekleniyor.
Marseille Ulaşım İdaresinin (RTM) duyurusuna göre, kentteki seferlerde kısıtlamalara gidilecek.
Metro seferleri olağan seyrinde sürecek, tramvaylar yüzde 70, otobüsler ise yüzde 50 kapasiteyle hizmet verecek. RTM, okul servislerinin normal işleyişini sürdüreceğini bildirdi.
Grevler öncesinde Fransa ulusal demir yolu işletmecisi SNCF de tren seferlerinde muhtemel aksamalar konusunda uyarı yaptı.
Bakan Nunez, grevin sendikalar tarafından başlatıldığını ve barışçıl geçmesi gerektiğini belirtmesine rağmen durumu tırmandırma girişimlerinin yaşanabileceğine işaret etti.
Nunez, “Polis, yürüyüşlerin şiddet ve taşkınlık yaşanmadan, yasalara uygun şekilde gerçekleşmesi için görev yapacak” ifadesini kullandı.
Fransa İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 31 Ekim’de ülke genelindeki gösterilere 70 bini Paris’te olmak üzere yaklaşık 320 bin kişi katıldı.
Organizatörler ise ülke çapındaki eylemlere katılanların sayısının 800 bin olduğunu açıkladı.
Paris’teki gösterilerde polisle çatışmalar yaşanmıştı. Porte de Charenton yakınlarında emniyet güçlerine yönelik molotofkokteyli atıldığı kaydedilmişti.
Bakan Nunez, protestocu grupların güvenlik güçlerine karşı sergilediği “benzeri görülmemiş şiddeti” kınamıştı.
Avrupa
Norveç, Finlandiya ve Polonya sivillere askeri eğitimi genişletiyor

Norveç, Finlandiya ve Polonya, “Rusya kaynaklı tehdit” gerekçesiyle sivillere ve yedek birliklere yönelik askeri hazırlık programlarını artırdı. Programlar kapsamında Finlandiya’da yılda 45 bin yedek asker eğitilirken, Norveç’te 40 bini aşkın Ulusal Muhafız personeli düzenli ordu mevcudunun neredeyse iki katına ulaştı.
Norveç, Finlandiya ve Polonya, “Rusya kaynaklı tehdit” gerekçesiyle sivil nüfusa yönelik askeri eğitim programlarını genişletiyor.
Bild gazetesinin aktardığına göre yürütülen eğitimlerde vatandaşlara silah kullanımı, meskun mahalde muharebe, insansız hava aracı (İHA) yönetimi ve yaralılara ilk yardım müdahalesi öğretiliyor.
Norveç’te bu yıl “topyekun savunma” yılı ilan edildi. Belirlenen bu konsepte göre ülke savunmasına yalnızca ordunun değil, kamu kurumlarının, iş dünyasının ve sivil halkın da katılması öngörülüyor.
Norveç Ulusal Muhafız Teşkilatının (Heimevernet) bünyesinde 40 binden fazla kişi yer alıyor. Bu sayı, 23 bin personeli olan düzenli ordunun neredeyse iki katına karşılık geliyor.
Yedek kuvvetler arasında avukatlar, elektrikçiler, bankacılar, sigortacılar ve çiftçiler yer alıyor. Bu personelin büyük bölümü yılda bir kez işlerini bırakarak askeri eğitim kamplarına katılıyor.
Başkent Oslo’da eylül ayında, yaklaşık 5 bin silahlı yedek personelin katılımıyla Ulusal Muhafız Teşkilatının bu yılki en kapsamlı tatbikatı yapıldı.
Süddeutsche Zeitung gazetesine mülakat veren eski Norveç Başbakanı Erna Solberg, konuya ilişkin olarak “Biz Rusların yolunun üzerinde duruyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Norveç ile Rusya arasında yaklaşık 200 kilometrelik kara sınırı uzanıyor.
Finlandiya’da ise her yıl 45 bin yedek asker eğitimden geçiriliyor.
Yedekler meskun mahalde çatışma, İHA kullanımı ve savaş alanında tıbbi müdahale tatbikatları yapıyor.
Siviller için ayrıca silah kullanımı ve ilk yardım konularında gönüllü kurslar düzenleniyor.
Kuopio kentinde 2-3 Eylül tarihlerinde düzenlenen sivil savunma tatbikatına 2 binden fazla kişi katıldı. Bu tatbikatta siber saldırılar, elektrik kesintileri ve füze saldırısı tehdidi karşısında yapılacak eylemler üzerinde çalışıldı.
Polonya’da ise vatandaşların askeri hazırlığı için eş zamanlı olarak çok sayıda program yürütülüyor.
Hafta sonları temel askerlik ve tahliye eğitimlerinin verildiği “Hazırda” adlı program kapsamında, 2025 yılındaki başlangıcın ardından geçen ilk haftalarda yaklaşık 18 bin kişi kurslara kaydoldu.
Askeri personelin ders verdiği bir diğer program olan “Orduyla Birlikte Eğitil” çerçevesinde ise gönüllülere silah kullanımı, eğitim el bombası atma ve diğer askeri beceriler öğretiliyor.
Bazı şehirlerde başvuru yoğunluğu nedeniyle bekleme listeleri oluşturuldu.
Temel askeri bilgiler Polonya’daki okullarda da ders olarak veriliyor.
Gençlere ilk yardım, olağanüstü koşullarda hayatta kalma ve silahlı çatışma anında hareket tarzları aktarılıyor.
Ülkede 14 yaşından itibaren atış eğitimi de uygulanıyor.
Diplomasi2 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Söyleşi2 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını2 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Asya1 hafta önceMao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı
Ortadoğu1 hafta önceYBŞ, Irak ordusuna katılacak
Asya2 hafta önceÇinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hudson: ABD’nin Körfez’deki seksen yıllık himaye devri resmen bitti












