Avrupa
Polonya: ABD’nin bizi Rus gazına zorlaması “gerçeklikten kopuk”

Polonya enerji bakanı, ABD’nin Avrupa’yı daha fazla Rus gazı satın almaya zorlama girişiminin Kremlin’i güçlendireceği uyarısında bulundu.
Miłosz Motyka, “Eğer birisi Rus gazı satın alarak zaman kazanabileceğini düşünerek kendini kandırıyorsa, bu çok pahalı ve dar görüşlü bir oyun olur,” dedi.
Avrupa’da gaz fiyatlarının Ekim ayında son üç yılın en yüksek seviyesine ulaşmasıyla birlikte, kimi politikacılar Rus gazına geri dönülmesi gerektiğini savunuyor.
Örneğin Almanya için Alternatif (AfD) partisinin lideri Alice Weidel, seçilirse Moskova’dan gaz alacağını söyledi.
Motyka’nın açıklamaları, Wall Street Journal’ın haberine göre, ABD’li temsilcilerin Ukrayna’da kısmi bir ateşkes sağlanması amacıyla bir Amerikan aracı vasıtasıyla Avrupa’ya Rus gazı satılmasını araştırdıkları ortaya çıktıktan sonra geldi.
Polonyalı bakan perşembe günü Varşova’da gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu, önce Avrupa’yı, ardından NATO’yu vuracak ve tüm bunlar Avro-Atlantik ilişkilerini sarsacak bir öneri,” dedi.
Polonya’nın Świnoujście limanında bir adet yüzer LNG terminali bulunuyor ve Gdańsk yakınlarında bir tane daha inşa ediliyor.
Her ikisi de ağırlıklı olarak ABD’den gelen süper soğutulmuş gaz ithal ediyor.
Böyle bir girişimin hem Kremlin’in gelirlerini artıracağını hem de savaşı sona erdiremeyeceğini savunan Motyka, “Avrupa’nın Rus gazına geri dönmesi halinde savaşın durdurulabileceği” iddiasının Moskova’dan gelen bir “serap” olduğunu söyledi.
2026 yılının ilk üç çeyreğinde Avrupa, 16 milyar metreküp (bcm) Rus LNG’si ithal etti. Bu ithalatın 1 Ocak 2027’den itibaren yasa ile yasaklanması öngörülüyor.
Aynı dönemde ABD’den yapılan LNG ithalatı ise 63 bcm’ye ulaştı.
Varşova’daki üst düzey yetkililere göre, Polonya yeni LNG terminallerinin yanı sıra Norveç’e boru hattıyla bağlı olduğundan, topraklarından geçen ve şu anda kapalı olan Rus Yamal boru hattı gereksiz hale geld,.
Motyka, “Enerji şantajına maruz kalmamak için çeşitli kaynaklardan ithalat yapmak istiyoruz,” dedi.
Avrupa
Meloni, Ukrayna konusunda AB’deki dağınıklıktan endişeli

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Avrupalılar koordineli bir şekilde hareket etmeye başlamadıkları takdirde, Ukrayna konusunda Avrupa’nın yaşadığı diplomatik kargaşanın AB’yi gelecekteki barış müzakerelerinin dışında bırakma riski taşıdığı konusunda uyarıda bulundu.
Perşembe günü Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’ya gönderilen ve Rapporteur tarafından incelenen bir mektupta Meloni, diplomatik formatların çoğalması ve birbiriyle rekabet eden girişimlerden duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi.
Meloni, önümüzdeki günler ve haftalarda savaşı sona erdirmek için müzakerelerin yoğunlaşacağı bir dönemde, AB liderlerinden “Ukrayna meselesinde tek bir sesle konuşmak” üzere tek bir temsilci üzerinde anlaşmalarını talep etti.
Meloni, giderek daha kafa karıştırıcı hale gelen durumu örneklemek amacıyla, son bir ayda gerçekleşen ve son iki gün içinde Brüksel’de de yapılan bir dizi diplomatik toplantı ve teması sıraladı:
“Tüm bunlar, uluslarımızın karşı karşıya olduğu en karmaşık meselelerden birini yönetme konusundaki güvenilirliğimizi zedeliyor. Avrupa’nın farklı yönlere doğru ilerlediği izlenimini vererek, bu savaşın devam etmesini isteyenlerin çıkarlarına hizmet etmekten başka bir şey yapmadığımızı hepimizin kabul ettiğine inanıyorum. İnsan hayatları ve güvenliğimizin geleceği söz konusu olduğu için bunun kabul edilemez olduğunu düşünüyorum.”
Meloni, konunun önümüzdeki hafta Dublin’de yapılacak AB liderleri gayri resmi zirvesinde görüşülmesini ve Aralık ayındaki resmi Avrupa Konseyi toplantısında isim konusunda bir karar alınmasını resmen talep etti.
Mektup, Avrupa Komisyonu’nun çarşamba günü Brüksel’de Ukrayna, ABD, Fransa, Almanya, Birleşik Krallık ve Dünya Bankası temsilcilerini bir araya getirerek Ukrayna’nın geleceği ve yeniden inşasını görüşmek üzere bir dizi istişare toplantısı düzenlemesinin ardından geldi.
Meloni, İtalya ya da kendisi için herhangi bir müzakere masasında yer aramadığını vurguladı.
Bunun yerine, AB’yi kimin ve hangi yetkiyle temsil ettiği konusunda netlik talep ederek, üye devletlerin kendi onayları olmadan müzakere edilen taahhütleri üstlenmelerinin beklenmemesi gerektiğini savundu.
Başbakan, “Antonio, bu sözleri yazılı olarak aktarıyorum çünkü bu dinamik içinde yer almayacağımı ve bunun gelişmesini seyirci kalmayacağımı resmi olarak kayda geçirmek istiyorum,” dedi.
Avrupa
Zelenskiy 70 milyar euro istedi, AB liderleri seçenekleri erteledi

Avrupa Birliği’nde Ukrayna’ya verilecek 70 milyar euroluk yeni kredi ile 2028-2034 bütçesine yönelik müzakereler üye ülkeler arasındaki anlaşmazlığı derinleştirdi. Almanya, İsveç ve Hollanda yeni finansmanı desteklerken, aralarında Macaristan ve Slovakya’nın bulunduğu ülkeler hem bütçe kesintilerine hem de yeni kredi yükümlülüğüne karşı çıkıyor.
Avrupa Birliği (AB) içinde, Ukrayna’ya 70 milyar euroluk ek finansman sağlanması ve birliğin 2028-2034 yıllarını kapsayan yedi yıllık yeni bütçesinin (Çok Yıllı Mali Çerçeve – MFF) onaylanması süreçlerinde görüş ayrılıkları derinleşiyor.
Rapporteur sitesine konuşan diplomatlar, konuyu “Ukrayna ile MFF arasında büyük bir mücadele yaklaşıyor” sözleriyle tanımlarken, söz konusu iki başlığın birlik içindeki temel anlaşmazlık alanları haline geleceğini belirtiyor.
Kiev’in en büyük mali destekçileri konumundaki Almanya, İsveç ve Hollanda, birlik bütçesindeki harcama kesintilerine karşı çıkan ancak Ukrayna’ya yönelik yeni kredinin finansmanına katılmayı reddeden ülkelere yönelik baskıyı artırıyor.
Diğer taraftan aralarında Macaristan, Slovakya, Çekya ve Bulgaristan’ın da bulunduğu 17 üye devlet, bölgesel kalkınma ile tarım sübvansiyonlarının kesintiye uğramadan korunmasını talep ediyor.
Bu gruptaki Macaristan, Slovakya, Çekya ve Bulgaristan, Ukrayna için açılacak yeni bir kredinin mali yükümlülüğünü üstlenmeyi kesin bir dille reddediyor.
Finlandiya’nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Joakim Strand ise Rapporteur’a yaptığı açıklamada, Kiev’e verilen desteğin birlik bütçesi müzakerelerinden bağımsız yürütülmesi gerektiğini savundu.
Strand, “Çok yıllık AB bütçesini yıl sonuna kadar hatta mart ayı sonuna kadar uzlaştıramasak bile Ukrayna her halükarda desteğe ihtiyaç duyacak. Çok yıllık AB bütçesine ne olursa olsun Ukrayna’yı destekleme imkanını korumalıyız” dedi.
Avrupa Komisyonu, 2028-2034 dönemini kapsayacak şekilde yaklaşık 2 trilyon euroluk bir bütçe taslağı hazırlamıştı.
Politico’nun aktardığına göre taslak, savunma ve rekabet gücünün artırılması gibi yeni öncelikler lehine tarım ve bölgesel kalkınma fonlarından yüz milyarlarca euronun kaydırılmasını öngörüyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, ekim ayındaki zirvede ülkesinin 2027 yılındaki askeri harcamalarının 155 milyar euroya ulaşacağını belirterek Avrupalı liderlerden 70 milyar euroluk ilave kaynak talep etmişti.
Politico’nun iki Avrupalı diplomata dayandırdığı bilgilere göre Avrupa Komisyonu ve birlik ülkeleri, Kiev’e finansman temin etmek için farklı seçenekler üzerinde duruyor.
Bu seçenekler arasında dondurulan Rus varlıklarının kullanılması, AB dışındaki müttefiklerden kaynak aktarılması, birlik bütçesinde kullanılmayan fonların devreye sokulması ve daha önce uzlaşılan 90 milyar euroluk borca ek yeni bir kredi tahsis edilmesi var.
İki günlük zirvenin sonunda AB liderleri sunulan finansman seçeneklerinin hiçbirini kabul etmedi. Ukrayna ve uzun vadeli bütçeye ilişkin temel kararların alınması kasım ve aralık aylarında yapılacak toplantılara ertelendi.
Avrupa Birliği Konseyi eylül ayında, 2024-2027 yıllarını kapsayan ve toplam hacmi 50 milyar euroya ulaşan Ukrayna Kolaylığı (Ukraine Facility) mekanizması çerçevesinde Kiev’e yaklaşık 3 milyar euroluk sekizinci düzenli ödemeyi onaylamıştı.
Avrupa Komisyonu, yolsuzlukla mücadele reformları kapsamındaki iki koşulun karşılanmaması nedeniyle Ukrayna’nın söz konusu programdan 680 milyon euroluk kaynağı kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunmuştu.
Avrupa
Le Pen ile Farage arasındaki Paris görüşmesi takvime alınmadı

İngiltere’deki Reform UK lideri Nigel Farage’ın Fransa’da Marine Le Pen ile Paris’te yapmayı planladığı görüşme, Ulusal Birlik partisinin resmi programına dahil edilmedi. Eylül ayında Manş Denizi’ndeki sığınmacı geçişlerine ilişkin imzalanan anlaşmanın Fransa’da yarattığı tepkiler temasların ertelenmesinde etkili oldu.
İngiltere’deki Reform UK lideri Nigel Farage’ın Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) lideri Marine Le Pen ile Paris’te görüşme planı belirsizliğini koruyor.
Farage’ın ekim ayı için duyurduğu ve yıl sonuna kadar Avrupa sağının temsilcileriyle temas kurmayı hedefleyen Fransa ziyareti, Le Pen cephesinde henüz resmi takvime alınmadı.
Hassas parti ilişkilerini değerlendirmek üzere isimlerinin açıklanmaması kaydıyla Politico’ya konuşan, Le Pen’in programı hakkında bilgi sahibi Ulusal Birlik üyesi dört yetkili, parti liderine yönelik planlanmış bir ziyaret bulunmadığını belirtti.
Partideki birçok isim, medyanın ilgisini Reform UK ile ilişkilere veya eylül ayında imzalanan göç anlaşmasına yöneltme konusunda aciliyet görmediklerini dile getirdi.
Yetkililerden biri, Farage ile yapılacak bir görüşmenin “maliyet ve faydalarının” tartılması gerektiğini kaydetti.
Fransa’da 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunu kazanma ihtimali en yüksek aday olarak gösterilen Le Pen ile görüşme teklifinin ilk kez gündeme geldiği tarihten bu yana her iki partinin siyasi şartları belirgin biçimde farklılaştı.
Ulusal Birlik’in iki numaralı ismi Jordan Bardella, eylül ayı başında İngiltere’nin Birmingham kentinde düzenlenen Reform UK kongresine baş konuk olarak katılmıştı.
Bardella ile Farage, Manş Denizi’ni küçük teknelerle izinsiz geçerek İngiltere’ye ulaşan bütün göçmenlerin Fransa’ya geri gönderilmesini öngören bir mutabakat açıklamıştı.
Söz konusu plan, Fransa’daki farklı siyasi kesimlerin ülkenin sığınmacıları neden geri kabul etmesi gerektiğini sorgulamasıyla tepki toplamıştı.
Birmingham’daki kongre sırasında Reform UK cephesinde de iç sorunlar baş gösterdi.
Kamuoyu yoklamalarında Keir Starmer’ın yerine başbakanlık görevini üstlenen Andy Burnham liderliğindeki İşçi Partisi ile arasındaki farkı koruyan Reform UK, kongre arifesinde yayımlanan gizli bir soruşturma yayınıyla sarsıldı.
Partinin mali yapısına dair yeni soru işaretleri doğuran bu gelişme üzerine Farage’ın en kıdemli iki yardımcısı istifa etti.
Takip eden süreçte İşçi Partisi anketlerde toparlanırken, Muhafazakar Parti’nin oy oranındaki yükseliş Reform UK’nin ikincilik konumunu zorlamaya başladı.
Farage’ın ekim sonuna kadar Fransa’ya giderek Le Pen ile görüşeceği yönündeki ilk açıklama da eylül başındaki Birmingham kongresinde yapılmıştı.
Farage, Bardella’nın İngilizce konuşmasının ardından Paris seyahatine atıfta bulunarak “Tek olumsuz tarafı, sanırım beni Paris’e davet edecekler ve Fransızca konuşmak zorunda kalacağım, ama olsun, bir yolunu bulacağız” ifadesini kullanmıştı.
Ancak resmi davet teyit edilmedi.
Ekim ayı sona ererken Farage’ın Ulusal Birlik’in Orléans’taki kongresine iade-i ziyaret gerçekleştirmeyeceği netleştiğinde üst düzey bir Reform UK yetkilisi, görüşmenin bu yılın takviminde yer aldığını öne sürmüştü.
Paris yönetimi söz konusu takvimi doğrulamıyor.
Le Pen’in planlarına hakim dört yetkili, Noel öncesinde Farage için planlanmış bir ziyaret programından haberdar olmadıklarını aktardı. Le Pen’in danışmanlarından biri, son aylarda parti içindeki konumu zayıflayan Bardella ile bir görüşme teklif edilebileceğini dile getirdi.
Le Pen’in bir diğer danışmanı ise parti liderinin Farage ile yan yana gelmesinin artı ve eksilerini sorgulayarak “Maliyet ve faydaları enine boyuna düşünmek için biraz daha zamana ihtiyacımız var” değerlendirmesini yaptı.
Ulusal Birlik’in Avrupa Parlamentosu heyeti yetkilisi Thibaut Francois, Reform UK ile “düzenli temasların” sürdüğünü ve iki partinin “çok yakında” bir araya geleceğini ifade etti; ancak görüşmenin bu yıl içinde olup olmayacağına açıklık getirmedi.
Reform UK bünyesindeki üst düzey bir yetkili ise “Reform’un temel hedefi İngiltere seçimlerine savaşa hazır hale gelmektir; şu anda uluslararası alanda boy göstermek Birleşik Krallık’a verilecek mesaja hiçbir katkı sağlamayacaktır” dedi.
Bardella’nın ekonomi danışmanı Charles-Henri Gallois da iki parti arasında yeni temaslara gerek olmadığını savunarak, göç anlaşmasının her iki partinin de iktidara gelmesi halinde “hazır ve uygulanmaya hazır” olduğunu belirtti.
Gallois, Politico’ya yaptığı açıklamada “Bunu daha fazla tartışmaya gerek yok. Anlaşmayı eleştirenler göç hareketlerini anlamıyor. Bu anlaşma tamamen Fransa’nın yararınadır” diye konuştu.
Fransız seçmenlerin İngiltere tarzı bir ayrılıktan çekinmesi nedeniyle Le Pen, Fransa’yı Avrupa Birliği’nden çıkarma girişimleriyle arasına uzun süredir mesafe koyuyor.
Düşünce kuruluşu Jean-Jaurès Vakfı’ndan aşırı sağ uzmanı Jean-Yves Camus, “Farage halen Brexit’i destekliyor, oysa Le Pen, Fransız seçmenler için fazlasıyla korkutucu olduğu gerekçesiyle [Frexit] fikrini terk etti. Donald Trump’ın ara seçimlerdeki yenilgisi de Le Pen’in Trumpçılığa ve Avrupa’daki benzerlerine duyduğu güvensizliği pekiştirecektir” dedi.
Bardella ile Farage arasında imzalanan göç mutabakatına Ulusal Birlik içinden ne düzeyde destek verildiği imza sürecinde de tartışma konusuydu.
Eylül ayındaki parti kongresinden bu yana Bardella’nın konumu, kesin bir dille reddettiği antisemitizm suçlamalarının ardından gerilemeye devam etti.
Farage, Bardella ile anlaşmaya varmadan önce küçük teknelerin Fransa kıyılarına geri gönderilmesi amacıyla “İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Manş Denizi’ndeki en büyük askeri operasyonun” başlatılmasını önermişti.
Le Pen’e yakın bir isim ise o dönemde Politico’ya yaptığı değerlendirmede “Fransız değillerse [onları] neden Fransa’ya geri gönderelim?” sorusunu yöneltmişti.
Diplomasi2 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Söyleşi2 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını2 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Asya1 hafta önceMao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı
Asya2 hafta önceÇinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu
Ortadoğu1 hafta önceYBŞ, Irak ordusuna katılacak
Dünya Basını1 hafta önceGünah keçisi olarak Netanyahu









