Bizi Takip Edin

Avrupa

Baltık ülkeleri ve Polonya’dan doğuda “savunma hattı” oluşturma çağrısı

Yayınlanma

Polonya ve üç Baltık ülkesi Litvanya, Letonya ve Estonya’nın çağrısına göre AB, Avrupa’nın doğu sınırında ortaklaşa finanse edilecek bir kara savunma hattı kurmalı.

Euractiv tarafından görülen ortak bir mektupta dört ülke, “AB’nin dış sınırının askeri ve sivil araçlarla korunması ve savunulması gerektiğinden olağanüstü tedbirler alınmalıdır,” dedi.

Bu girişim, Polonya, Estonya, Letonya ve Litvanya tarafından geçtiğimiz yıllarda başlatılan Rusya ve Belarus sınırlarında savunma tesisleri ve altyapı projeleri olan Doğu Kalkanı ve Baltık Savunma Hattına dayanıyor.

Mektupta, “AB’nin Rusya ve Belarus’la olan dış sınırı boyunca bir savunma altyapı sistemi inşa edilmesi, AB’yi askeri ve hibrid tehditlere karşı güvence altına almak için duyulan ciddi ve acil ihtiyacı karşılayacaktır,” deniyor.

Mektupta altyapının özellikle neleri kapsayacağı konusunda bir açıklama yapılmadı. Fakat bu tür “tehditlerin” dezenformasyon, siber saldırılar, iktisadi baskı ve göçmenlerin sınır ötesine itilmesi gibi askeri ve askeri olmayan eylemlerin bir kombinasyonunu ifade ettiği belirtiliyor.

Aralarında Çek Cumhuriyeti, Estonya, Almanya, Letonya, Litvanya, Polonya ve Birleşik Krallık’ın da bulunduğu çok sayıda Avrupa ülkesi yakın zamanda Rusya adına casusluk yaptıkları ya da Rus istihbaratıyla başka şekillerde işbirliği yaptıkları iddia edilen şüphelileri soruşturdu ve suçladı.

AB’den ayrıca Rusya’nın kendi topraklarında giderek arttığı öne sürülen hibrid ve fiziksel saldırılarına karşı olası yanıtlar hazırlaması da istendi.

Mektupta bu girişimin “entegre sınır yönetimi, kritik altyapının korunması, sivil koruma, kriz yönetimi ve askeri hareketlilik konularında AB’nin uzmanlığından ve yenilikçiliğinden de faydalanabileceği” belirtiliyor.

Dört ülke, planlama ve uygulamanın NATO ve onun askeri gereksinimleriyle eşgüdüm içinde yapılması gerektiğini belirtiyor.

Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e hitaben kaleme alınan çağrı, 27 Haziran Perşembe günü yapılacak AB zirvesi öncesinde geldi.

AB liderlerinin bloğun gelecekteki savunma ihtiyaçlarının finansmanını tartışmaları bekleniyor. Fakat bloğun savunma harcamaları planları şu anda belirsizlikle karşı karşıya.

Ukrayna savaşının başlamasından bu yana AB üye ülkeleri savunma için daha fazla mali güce ihtiyaç olduğu konusunda kararlı.

Fakat Avrupa Komisyonu, bloğun savunma sanayisinin finansmanı için “yenilikçi çözümler” içeren planları sonuçlandırmakta zorlanıyor. Oluşturulacak 500 milyar avroluk fonun gerekçelendirilmesi için bir ihtiyaç değerlendirmesi yapılması bekleniyor.

Dört ülke mektupta, “Bu ortak çabanın ölçeği ve maliyeti, AB’nin bu çabayı siyasi ve mali açıdan destekleyecek özel bir eylemde bulunmasını gerektirmektedir,” dedi.

AB diplomatları, Rusya ve Belarus ile 700 kilometrelik AB sınırı boyunca böyle bir savunma altyapısı hattı inşa etmenin maliyetinin yaklaşık 2,5 milyar avro olacağını tahmin ediyor.

Çarşamba günkü çağrı, Polonya ve Yunanistan tarafından daha önce yapılan ve İsrail’in Demir Kubbe’sini örnek alan bir AB hava savunma sistemi kurulması çağrısında bulunan girişimin ardından geldi.

Ana fikir, AB’yi askeri tehditlerden ve bloğun Rusya ve Belarus sınırındaki diğer “zararlı faaliyetlerden” daha iyi korumak için AB üye ülkelerinin şu anda ayrı olan hava savunma sistemlerini koordine etmek.

Avrupa

Hindistan, Avrupa’ya mühimmat ihracatını yüzde 1600’den fazla artırdı

Yayınlanma

Hindistan, 2022’den bu yana Avrupa ülkelerine en az 872 milyon dolarlık mühimmat göndererek önceki dört yıla göre yüzde 1600’ün üzerinde artış kaydetti. Top mermisi ve patlayıcıları kapsayan sevkiyatların yaklaşık dörtte üçü 13 Orta ve Doğu Avrupa ülkesine yapıldı.

Hindistan, 2022 yılından bu yana Avrupa ülkelerine en az 872 milyon dolarlık mühimmat sevk etti. Bu miktar, önceki dört yıllık döneme kıyasla yüzde 1600’den fazla bir artışa işaret ediyor.

Bloomberg‘ün Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı verilerine dayanan Trade Data Monitor kayıtlarından aktardığı bilgilere göre, sevkiyatlarda top mermileri, havan mermileri, sevk barutları ve patlayıcı maddeler yer aldı.

İhracatın yaklaşık dörtte üçü Orta ve Doğu Avrupa’daki 13 ülkeye yapıldı. Bu sevkiyatlar sayesinde Hindistan, söz konusu ülkelere mühimmat sağlayan tedarikçiler arasında 28’inci sıradan ikinciliğe yükselerek Güney Kore’nin hemen arkasına yerleşti.

Haberde, ABD ve diğer önde gelen ihracatçılarla karşılaştırıldığında bu toplam tutarın halen mütevazı bir seviyede kaldığı kaydedildi.

Teslimatlardaki tırmanış, Avrupa’daki talep artışı kadar Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin yerli savunma üretimini güçlendirme ve ordunun ithalata bağımlılığını azaltma politikasıyla da doğrudan bağlantılı görülüyor.

Hindistan makamları nisan ayında yaptıkları açıklamada, mali yıl genelindeki silah ihracatının yüzde 63 artış göstererek 4 milyar dolara ulaştığını duyurdu. Bu rakam hem fiilen tamamlanan teslimatları hem de sözleşmesi imzalanmış siparişleri kapsıyor.

Hindistan hükümeti ihraç edilen ürünlerin tam listesini ve nihai alıcıların isimlerini kamuoyuyla paylaşmıyor. Satış anlaşmaları Savunma Bakanlığının onayından geçiyor ve alıcılarla yapılan sözleşmeler mühimmatın üçüncü taraflara devrini ya da farklı amaçlarla kullanımını kısıtlayan hükümler içeriyor.

Hint yetkililer, mühimmatın plan dışı çatışma bölgelerine ulaşmasının yerel şirketlere yaptırım getirebileceğini ve ülkeye yönelik uluslararası baskıyı artırabileceğini belirtiyor.

Avrupa savunma harcamalarını artırırken ortak tedarik tartışılıyor

Avrupa Birliği Güvenlik Araştırmaları Enstitüsünün haziran ayı raporu, kıtanın askeri yeteneklerini geliştirmesi ve güvenlik alanında ABD’ye olan bağımlılığını azaltması gerektiğini ortaya koyuyor.

Raporda yer alan uzman değerlendirmeleri, savunmanın güçlendirilmesi için askeri bütçelerin artırılmasını, silah ve mühimmat üretiminin genişletilmesini, ortak alımlara ağırlık verilmesini ve Avrupa savunma sanayisinin geliştirilmesini öneriyor.

Uzmanlar ayrıca AB ülkelerinin orduları arasındaki koordinasyonun iyileştirilmesini, siber saldırılar ile melez tehditlere karşı kritik altyapı güvenliğinin artırılmasını tavsiye ediyor.

Avrupa’nın yeniden silahlanma programı müttefikler arasında farklı yaklaşımları da beraberinde getiriyor.

Financial Times gazetesi, nisan ayındaki haberinde Avrupa Birliği ile NATO arasında kıtanın silahlanma programı konusunda görüş ayrılıkları yaşandığını aktarmıştı.

Brüksel alımların Avrupalı üreticilerden yapılmasını savunurken, NATO savunmada transatlantik bağların korunması gerektiğini vurguluyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İrlanda’da kamu spotu: Toruna sarılmadan önce izin alma çağrısı yapıldı

Yayınlanma

İrlanda’da hükümet destekli We-Consent kampanyası, büyükanne ve büyükbabalara torunlarına sarılmadan önce izin almaları tavsiyesinde bulundu. Dublin Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezinin yürüttüğü çalışmaya zemin oluşturan araştırma, ülke nüfusunun yüzde 70’inin rıza kavramının anlaşılmasında sorun gördüğünü gösteriyor.

İrlanda’da hükümet destekli bir sosyal farkındalık kampanyası kapsamında büyükanne ve büyükbabalara, sarılmadan önce torunlarından izin almaları tavsiye edildi.

New York Post gazetesinin haberine göre We-Consent adlı kuruluşun hazırladığı 25 saniyelik videoda, yakın akrabaları dahi olsa her çocuğun sarılmak istemeyebileceği belirtiliyor.

Klipte iki farklı duruma yer veriliyor: İlk sahnede bir çocuk büyükanne ve büyükbabasına neşeyle sarılırken, diğerinde akrabaları kendisini kucaklamaya çalıştığında rahatsızlık hissediyor.

Kampanya yerel siyasetçileri ikiye böldü

Dublin Belediye Meclisi Üyesi Gavin Pepper çalışmaya tepki göstererek hükümetin ve sivil toplum kuruluşlarının “ölçüyü kaçırdığını” savundu.

Çocuklara kişisel sınırlara saygı duymanın ve fiziksel temas reddini kabul etmenin öğretilmesi gerektiğini belirten Pepper, yakın akrabaların sarılmasının “şüpheli bir durum gibi” sunulmaması gerektiğini ifade etti.

Bir diğer belediye meclisi üyesi Lorraine Hall ise kampanyaya destek verdi.

Eleştirenlerin videoyu fazlasıyla gerçek anlamıyla algıladığını ve dikkat çekmek amacıyla yaratıcı yöntemler kullanan sosyal reklamların yapısını hesaba katmadığını kaydeden Hall, videonun yarattığı tartışmanın hedefe ulaşıldığını gösterdiğini dile getirdi.

Ulusal çaptaki We-Consent kampanyası İrlanda’da Mart 2023 döneminde hayata geçirildi. Girişim, Adalet Bakanlığı ve Community Foundation Ireland desteğiyle Dublin Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezi tarafından yürütülüyor.

Program rıza, kişisel sınırlar ve ilişkiler konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyor.

Merkezin kampanya öncesinde yaptığı araştırma, İrlanda halkının yüzde 70’inin ülkede rıza kavramının anlaşılması konusunda bir sorun olduğunu düşündüğünü ortaya koydu.

Araştırmaya göre her üç kişiden biri cinsel ilişkiler hakkında konuşurken rahatsızlık duyuyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Axel Springer, Avrupa’daki TikTok hisselerine talip oldu

Yayınlanma

Medya grubu Axel Springer, TikTok’un Avrupa biriminden hisse satın alma önerisinde bulundu. Şirket “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışını teyit ederken platformun ana sahibi ByteDance resmi bir görüşme yapılmadığını açıkladı.

Alman medya grubu Axel Springer, video paylaşım platformu TikTok’un Avrupa operasyonlarından hisse almak için teklif verdi. Financial Times gazetesinin haberine göre Politico ve The Telegraph gibi yayınların sahibi olan grubun bu girişimi, sosyal medyadaki antisemitizm tartışmalarının ardından gündeme geldi.

Axel Springer CEO’su Mathias Döpfner, hisse alma fikrini ocak ayında şirketin Berlin’deki genel merkezinde düzenlenen bir toplantıda dile getirdi.

Sosyal ağlardaki antisemitizm sorununa ayrılan toplantının katılımcıları arasında ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın babası olan, ABD’nin Fransa Büyükelçisi Charles Kushner da yer aldı.

Girişim daha sonra Avrupa Komisyonu temsilcilerine iletildi ancak süreç ilerleme kaydetmedi.

TikTok’un ana şirketi ByteDance ise hisse satışına dair resmi bir müzakere yürütülmediğini açıkladı.

Öte yandan Axel Springer, TikTok konusunda “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışına ilgi duyduklarını doğruladı.

Forbes dergisinin verilerine göre Axel Springer’ın eş sahibi ve CEO Döpfner’in serveti 22 Ekim 2026 itibarıyla 2,7 milyar dolar seviyesindeydi.

ABD pazarında zorunlu satış ortaklıkla sonuçlanmıştı

TikTok’un mülkiyet yapısına ilişkin tartışmalar daha önce ABD’de de yürütülmüştü.

Washington yönetimi, ulusal güvenlik kaygıları ve kullanıcı verilerinin korunması gerekçesiyle 2024 yılında Çin merkezli ByteDance şirketini uygulamanın ABD kolunu satmaya zorlayan bir yasayı kabul etmişti.

Yasa, satışın gerçekleşmemesi halinde platformun ülkede yasaklanmasını öngörüyordu.

Çinli şirket, Ocak 2026’da ABD pazarındaki faaliyetleri yürütmek üzere ortak bir girişim kurdu.

Yapılan anlaşmayla kurulan yeni şirketin hisselerinin yarısı Oracle ile yatırım şirketleri Silver Lake ve MGX’e devredildi.

Kalan hisseler ise ByteDance ile mevcut yatırımcılarında kaldı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English