Bizi Takip Edin

Diplomasi

Rubio: Avrupa yardım etmezse NATO’yu yeniden değerlendiririz

Yayınlanma

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Avrupa ülkelerinin İran’a yönelik askeri operasyonlarda destek vermemesi durumunda Washington’un NATO ile ilişkilerini yeniden gözden geçirebileceğini açıkladı. Rubio, ittifakın “tek taraflı bir yol” olamayacağını vurgulayarak, askeri üslerin kullanımına izin verilmemesinin mevcut anlaşmaları sarsacağını belirtti.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Avrupa ülkelerinin İran’a yönelik askeri operasyonda ve savaş sona erene kadar Hürmüz Boğazı’nın ablukasının kaldırılmasında Donald Trump yönetimine yardım etme konusundaki isteksizliğinin, ABD’yi NATO ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmeye zorlayabileceğini belirtti.

Katar merkezli el-Cezire kanalına mülakat veren Rubio, “Eğer NATO yalnızca bir saldırı durumunda bizim Avrupa’yı korumamızdan ibaret kalırsa ve onlar ihtiyaç duyduğumuzda askeri üsleri kullanma hakkımızı reddederse, bu pek de iyi bir anlaşma sayılmaz. Bu koşullar altında ittifaka katılımı sürdürmek güçleşir” dedi. Rubio, tüm bu sürecin yeniden değerlendirilmesi gerekeceğini vurguladı.

Washington müttefiklerini “kağıttan kaplan” olarak nitelendirdi

Donald Trump daha önce diğer NATO ülkelerini “korkaklık” ile suçlamış, ittifakı ise “kağıttan kaplan” olarak tanımlamıştı. Bununla birlikte, Avrupalı yetkililere dayandırılan çok sayıda medya haberine göre ABD, İran’daki askeri operasyon hazırlığı konusunda ortaklarını önceden bilgilendirmedi.

Rubio, el-Cezire muhabirinin bu konudaki sorusunu doğrudan yanıtlamaktan kaçınarak, bu tür açıklamaları “ikiyüzlülük” olarak nitelendirdi ve Amerikan birliklerinin Avrupa’yı korumak amacıyla bölgede konuşlandığını anlatmaya başladı.

Rubio, “Eğer yarın birliklerimizi Avrupa’dan çekme kararı alırsak, bu NATO’nun sonu anlamına gelir” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “NATO bir ittifaktır ve ittifak karşılıklı fayda esasına dayanır. Bu tek taraflı bir yol olamaz. Bunu düzeltebileceğimizi umalım. Bu konuyla daha sonra ilgilenmek için vaktimiz olacak.”

Washington’da özellikle İspanya’nın tutumu büyük bir memnuniyetsizlik yaratıyor. Madrid yönetimi, topraklarında bulunan iki üssün İran’a yönelik operasyon için kullanılmasına ve hatta bombardıman uçaklarının geçişi ile yakıt ikmali için hava sahasının kullanılmasına yasak getirdi.

El Pais gazetesinin elde ettiği bilgilere göre Amerikalılar, Madrid ile anlaşmaya çalışırken üslerin kullanım ihtiyacını İran ile savaşmak için değil, bu ülkeye baskı kurmak için gerekli olduğu şeklinde açıkladı.

Trump NATO’nun faaliyet alanını daraltmak istiyor

Beyaz Saray’a dönüşünün ardından Trump, NATO’nun faaliyetlerinin sınırlandırılması ve ittifakın başlangıçtaki amacı olan Atlantik bölgesinin güvenliğinin sağlanmasına geri dönülmesi konusunda ısrarcı olmaya başladı.

Washington temsilcileri, bu yaz düzenlenecek yıllık NATO zirvesinin resmi etkinliklerine Ukrayna, Asya ülkeleri ve Avustralya dahil olmak üzere ittifak ortaklarını davet etmek dahi istemiyor. Bu durum, Trump’ın NATO ülkelerinden Orta Doğu’da ABD’ye yardım etmelerini talep etmesine engel teşkil etmedi.

Rubio, Avrupa’daki askeri üsleri kullanma hakkının “ABD’ye nüfuz imkanı sağlaması ve dünya genelindeki operasyonel kabiliyetler açısından esneklik sunması” nedeniyle her zaman NATO’nun sadık bir destekçisi olduğunu ifade etti.

İspanya hariç diğer ülkeler ABD’ye yardım etmeyi sürdürüyor. Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer başlangıçta Washington’a ret cevabı vermeyi düşünse de neticede Fairford Hava Üssü’nün kullanılmasına izin verdi.

Birleşik Krallık, Almanya, Portekiz, İtalya, Fransa ve Yunanistan’daki üsler, ABD Hava ve Deniz Kuvvetleri operasyonlarında hayati bir rol oynamaya devam ediyor.

Ramstein Hava Üssü operasyonların merkez üssü konumunda

The Wall Street Journal’ın Alman ve Amerikalı askeri yetkililere dayandırdığı haberine göre, ABD’nin Avrupa’daki en büyük üssü olan Almanya’daki Ramstein Hava Üssü, ABD’nin İran’a yönelik operasyonlarının en önemli merkezi olarak öne çıkıyor.

Üs, özellikle uzun menzilli insansız hava araçları ve bombardıman uçaklarının saldırılarının koordine edilmesi için operasyonel kontrol, iletişim ve veri iletiminin ana düğüm noktasını oluşturuyor. Üs, ABD, Avrupa ve Basra Körfezi ülkeleri arasında kesintisiz bir hava köprüsü sağlarken; nakliye uçakları Orta Doğu’ya personel, mühimmat ve ekipman sevkiyatı gerçekleştiriyor.

Başbakan Friedrich Merz’in bir temsilcisi WSJ’ye yaptığı açıklamada, hükümetler arası anlaşmalar uyarınca Almanya’nın ABD’nin bu eylemleri üzerinde herhangi bir nüfuz sahibi olamaması nedeniyle, ABD’nin İran’a karşı savaşta Ramstein ve diğer üsleri kullanabileceğini kaydetti.

Diplomasi

Ukrayna, 56 milyar dolarlık bütçe açığıyla baş başa

Yayınlanma

Savaşın başından bu yana en ağır bütçe kriziyle karşılaşan Ukrayna yönetimi, kamu harcamalarında tasarrufa giderek kaynakları savunmaya yönlendirdi. Ülkenin 56 milyar dolarlık bütçe açığının 27 milyar dolarını askeri harcamalar oluştururken, bir günlük çatışmanın maliyeti 190 milyon dolara ulaştı.

Ukrayna, 2022’de başlayan Rusya işgalinden bu yana en büyük bütçe kriziyle karşı karşıya.

Kiev yönetimi, ekonomik üretiminin yaklaşık dörtte birine denk gelen 56 milyar dolarlık açığı kapatmaya çalışıyor. Bu açığın 27 milyar dolarlık kısmını doğrudan askeri harcamalar oluşturuyor.

Hükümet, artan mali baskı nedeniyle acil olmayan harcamaları askıya aldı. Başbakan Sergii Koretskyi, hasar gören binaların ve altyapının onarımı dahil zorunlu görülmeyen projelerin dondurulduğunu, kaynakların öncelikle savunma harcamalarına, memur maaşlarına ve emekli aylıklarına aktarılacağını açıkladı.

Koretskyi, ülkenin azami tasarruf rejimine geçtiğini vurgulayarak, “Tüm kaynaklar hayati alanlara yönlendirilmek zorunda” dedi.

Savaş harcamaları artarken vergi gelirleri düşüyor

Ukrayna Parlamentosu Bütçe Komisyonu Başkanı Roksolana Pidlasa, savaşın bir günlük maliyetinin iki yıl önce 140 milyon dolar seviyesindeyken bugün 190 milyon dolara çıktığını kaydetti. Bu rakama Batılı müttefiklerin doğrudan askeri destekleri dahil edilmiyor.

Harcamalardaki artışta, Rusya’daki petrol rafinerileri ile askeri tesisleri hedef almak için gereken pahalı orta ve uzun menzilli silahlara duyulan ihtiyaç, genişletilen ordunun artan maaş yükü ile yaralı ve hayatını kaybeden askerlerin ailelerine yapılan ödemeler etkili oluyor.

Yılın ilk dokuz ayında Ukrayna savunmaya 44 milyar dolardan fazla harcama yaparken, toplanan vergi gelirleri 42 milyar dolarda kaldı.

Pidlasa, Rusya’nın düzenlediği saldırıların lojistiği aksatması ve işletmelerin çalışma saatlerini kısıtlaması sebebiyle bütçenin ilk dokuz ayda 49,5 milyar grivna (yaklaşık 1,1 milyar dolar) vergi kaybına uğradığını belirtti.

Hükümet, yıl sonuna kadar bu kaybın 70 milyar grivnaya ulaşabileceğini hesaplıyor.

Savaş öncesinde gayrisafi yurt içi hasılanın onda birini oluşturan çelik sektörü büyük ölçüde devre dışı kalırken, Karadeniz limanlarına yönelik saldırılar eylül ayında tahıl ihracatında yıllık bazda yüzde 36,6 düşüşe yol açtı.

Ekonomi Bakanı Oleksandr Kravçenko, abluka nedeniyle 40 milyar dolarlık ihracat gelirinin tehlikede olduğunu bildirdi.

Batı kredileri yasal düzenlemelerin gecikmesiyle aksıyor

Savaşın başından bu yana Batılı ortaklarından yaklaşık 200 milyar dolar mali yardım alan Ukrayna, yeni kaynaklara erişimde güçlük yaşıyor.

Batılı müttefiklerin talep ettiği vergi reformları ve yolsuzlukla mücadele yasalarının parlamentodan geçmemesi sebebiyle 29,5 milyar dolarlık dış yardım riske girdi.

Başbakan Koretskyi, parlamentonun gerekli düzenlemeleri 15 Ekim’e kadar onaylamasını hedeflediklerini belirterek, dış kaynak akışının bu taahhütlerin yerine getirilmesine bağlı olduğunu ifade etti.

Gelecek yılın bütçesini tartışan Ukrayna parlamentosunun gündeminde 110 milyar dolarlık rekor bir savunma bütçesi teklifi yer alıyor.

Maliye Bakanı Sergii Marçenko, gelecek yıla ilişkin karşılanmamış bütçe açığının şimdiden 32 milyar doları aştığını belirterek, Avrupa’da dondurulan 210 milyar avroluk Rus merkez bankası varlıklarının devreye sokulması çağrısı yaptı.

Avrupa Birliği (AB) daha önce Kiev için 90 milyar avroluk bir kredi üzerinde anlaşmıştı. Ancak Avrupa Komisyonu hesaplamalarına göre Ukrayna’nın 2026-2027 döneminde 135,7 milyar avroya ihtiyacı olacak.

Ukrayna Maliye Bakanlığı ise 2026-2029 dönemi için yaklaşık 146 milyar dolarlık dış finansman gerekeceğini öngörüyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) da ülkenin 2029’a kadar 54 milyar dolarlık bir finansman açığıyla karşılaşacağını, ayrıca Kiev’in yıl sonuna kadar IMF’ye yaklaşık 1 milyar dolar geri ödeme yapması gerektiğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Tahıl sevkiyatındaki aksama Ukrayna’ya 8 milyar dolara mal olabilir

Yayınlanma

Financial Times gazetesinde yer alan haberde, Ukrayna limanlarında tahıl ihracatının durma noktasına gelmesi nedeniyle Kiev yönetiminin 8 milyar doları aşkın gelir kaybı yaşayabileceği bildirildi. Tarım Bakanlığı, limanların kapalı kalması durumunda hedeflenen 64 milyon tonluk tarımsal ihracatın ancak yarısının gerçekleştirilebileceğini öngörüyor.

Ukrayna limanlarından yapılan tahıl ihracatında yaşanan aksaklıklar, Kiev yönetimi açısından ciddi gelir kaybı riski doğuruyor.

Financial Times (FT) gazetesinin haberine göre, deniz taşımacılığındaki risklerin artması nedeniyle rekoltenin önemli bir kısmının karayolu üzerinden taşınması zorunluluğu doğarken bu durum toplam ihracat hacmini ciddi ölçüde daraltıyor.

Haberde, karayoluyla tahıl sevkiyatının yüksek maliyeti sebebiyle ürünlerin yalnızca küçük bir kısmının dış pazarlara ulaştırılabildiği aktarıldı.

Ukrayna Tarım Politikası Bakanı Taras Vısotskiy’nin paylaştığı tahminlere göre, limanların kapalı kalmayı sürdürmesi halinde Ukrayna, Haziran 2026 ile Haziran 2027 arasındaki dönemde en az 8 milyar dolar kaybedebilir.

Bu meblağ, ülkenin bir önceki yıl elde ettiği ihracat gelirinin yaklaşık yüzde 20’sine denk geliyor.

İhracat beklentisi yarı yarıya düşebilir

Bakan Vısotskiy, Ukrayna’nın bu yıl 64 milyon ton tarım ürünü ihraç etmeyi planladığını, ancak limanların kapalı olması durumunda bu miktarın en fazla yarısının sevk edilebileceğini belirtti.

Bazı uzmanlar ise nihai ihracat rakamının bu tahminin de altına inebileceğini değerlendiriyor.

Çiftçilerin tarımsal kredi faiz yükünü hafifletmek amacıyla Dünya Bankası Ukrayna’ya 250 milyon dolarlık imtiyazlı kredi sağlıyor.

Ancak Bakan Vısotskiy, söz konusu desteğin yalnızca geçici bir çözüm sunduğunu ifade etti.

Haberde, bu yıl buğday veriminin yüzde 40 oranında arttığı, buna karşılık ton başına buğday fiyatının 220 dolardan 130 dolara gerilediği yönündeki üretici beyanlarına da yer verildi.

Birleşmiş Milletler verileri, 2022 yılı öncesinde Rusya ve Ukrayna’nın küresel buğday ihracatının üçte birini, mısır ihracatının ise yüzde 20’sini karşıladığını gösteriyor.

Alternatif güzergah arayışı

Ukrayna Tarım Konfederasyonu verilerine göre, temmuz ayında Odessa bölgesindeki Odessa, Çornomorsk ve Pivdennıy limanlarının aylık sevkiyat kapasitesi 6 milyon tondan yaklaşık 4 milyon tona geriledi.

Söz konusu üç liman, savaş öncesinde Ukrayna’nın tahıl ihracatının yaklaşık yüzde 90’ını karşılıyordu.

Temmuz ayı sonundan itibaren Ukraynalı tüccarlar Tuna Nehri ve Romanya üzerinden alternatif rotalara yönelmeye başladı.

FT’nin aktardığına göre, ülkenin en büyük limanındaki depolama kapasitesi yaklaşık üçte bir oranında daraldı ve gemi sahipleri Odessa bölgesine sefer yapmaktan kaçınmaya başladı.

Bakan Vısotskiy, ağustos ayında yaptığı değerlendirmede limanların devre dışı kalması ve sevkiyatın yavaşlaması nedeniyle yeni hasadın saklanması için depolama alanlarının yetersiz kalabileceği uyarısında bulunmuştu.

Vısotskiy, depolama kapasitesindeki açığın 8 ila 11 milyon tona ulaşabileceğini kaydetmişti.

Ukrayna Merkez Bankası ise yıl sonuna kadar oluşabilecek döviz geliri kaybının yaklaşık 2,5 milyar doları bulacağını öngörmüştü.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Birleşik Krallık’taki tüm B-1 bombardıman uçakları ABD’ye döndü

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık’taki RAF Fairford hava üssünde bulunan tüm B-1 bombardıman uçaklarını geri çekti.

Amerikalı yetkililer pazar günü, bu kararın tesise yönelik “terör planları” ile ilgili güvenlik endişeleri nedeniyle alındığını belirtti.

Bu karar, Londra’nın kuzeybatısındaki askeri üssü İran’a yönelik bombardıman saldırıları düzenlemek için bir merkez olarak kullanan ABD için bir yön değişikliğini temsil ediyor.

Yakın zamanda üsten ayrılana kadar, üssünde bir düzine B-1 uçağı konuşlandırılmıştı.

Bu karar, ABD ve İngiliz yetkililerin geçen pazar günü engellendiğini açıkladıkları üsse yönelik bir saldırı şüphesi ile bağlantılı olarak altı kişinin gözaltına alınmasının ardından alındı.

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, İngiltere’nin şüphelileri kefaletle serbest bırakmasına rağmen soruşturmaya devam etmesiyle gizemle örtülü kalan olayda İran’ın rol oynadığına dair “güçlü işaretler” olduğunu söyledi.

Wall Street Journal’ın haberine göre, ABD’li yetkililer, bombardıman uçağına saldırı düzenleyip üssündeki personeli öldürmeyi amaçlayan İran bağlantılı bir komplo hakkında bilgi sahibiydi.

Üst düzey bir ABD’li yetkiliye göre, Devrim Muhafızları’nın bir kolu, komployu gerçekleştirmek üzere İngiliz vatandaşlarını işe almıştı.

Komplo, yakın mahallede dikkatleri başka yöne çekmeyi de içeren çok aşamalı bir planı içeriyordu.

Birleşik Krallık’ta yetkililer hâlâ olayın nasıl gerçekleştiğini anlamaya çalışıyor ve bazı İngiliz yetkililer planlanan saldırının ne kadar sofistike olduğu konusunda şüphelerini dile getiriyor.

Donald Trump daha önce, gözaltına alınan kişilerin üsse ciddi zarar verme niyetinde olduklarını ve hakkında soruşturma yürütüldüğünü belirtmişti.

Trump, şüphelileri kefaletle serbest bırakma kararını sorgulayarak, “Ben olsam onları serbest bırakmazdım” demişti.

Bu kişilerden beşi geçen pazar günü üç beyaz minibüsle Fairford’a gitti. İngiliz polisi, minibüslerde patlayıcı bulunmadığını ama önemli miktarda yakıt olduğunu açıkladı.

Gruptan bir kişinin polisi arayarak komployu ihbar etmesinin ardından bu kişiler gözaltına alındı.

Altıncı kişi olan İngiltere-İran çifte vatandaşı ise birkaç gün sonra terör eylemi planladığı şüphesiyle alındı ama o da kefaletle serbest bırakıldı.

Uzun pistiyle Fairford üssü, ABD tarafından İran’a yönelik B-1 ve B-52 saldırılarını başlatmak için yoğun bir şekilde kullanılıyordu.

Üs, ABD anakarasından yapılan uçuşlara kıyasla Amerikan bombardıman uçaklarının kat etmesi gereken mesafeyi kısalttığı için ABD hava operasyonları açısından önemliydi.

Savaş uzadıkça B-52’ler üsten ayrıldı ve bazı B-1’ler ABD’ye geri döndü ama bir düzine B-1 hâlâ üsteydi.

Fairford’daki ABD varlığı, Birleşik Krallık’ta siyasi açıdan tartışmalı bir konu.

Birleşik Krallık hükümeti başlangıçta ABD’nin üssünden İran’a yönelik sortiler düzenlemesine izin vermeyi reddetmişti.

Fakat daha sonra İran’ın Körfez’deki İngiliz müttefiklerine ve çıkarlarına yönelik misillemelerinin ardından üssün “savunma amaçlı” görevler için kullanılacağı şartıyla bu kararından vazgeçmişti.

Engellendiği sanılan saldırının ardından, Birleşik Krallık savunma yetkilileri, özellikle insansız hava aracı saldırılarına karşı askeri üslerin çevresindeki korumanın güçlendirilmesi için daha fazla önlem alınması gerektiğini belirtti.

ABD ayrıca, İngiltere’nin doğusundaki RAF Lakenheath üssünde F-35 ve F-15E avcı uçakları konuşlandırmış durumda ve bu üssün güvenlik alarm seviyeleri yükseltildi.

ABD, Lakenheath üssünün yakınındaki RAF Mildenhall üssüne de yakıt ikmal uçakları konuşlandırdı.

Uçuş izleme sistemleri, bu hafta sonu RAF Fairford üssünden kalkan B-1 bombardıman uçaklarını tespit etti.

İran, RAF Fairford’a yönelik saldırı planının arkasında olduğu iddialarını yalanladı.

Devrim Muhafızları, Temmuz ayında ABD’nin İran’a saldırmak için kullandığı İngiliz üslerinin “kuvvetlerimiz için meşru bir hedef” olacağı uyarısında bulunmuştu.

Pentagon yaptığı açıklamada, “Operasyonel güvenlik nedenleriyle varlıklarımızın ve kuvvetlerimizin hareketlerini gerçek zamanlı olarak teyit edememiş olsak da, RAF Fairford’a konuşlandırılmış tüm ABD bombardıman uçaklarının ABD’deki ana üslerine geri çekildiğini şimdi teyit edebiliriz,” dedi.

Bakanlık, ABD bombardıman uçaklarının ABD’den saldırılar düzenlemeye hazır durumda olduğunu ekledi.

İngiltere Savunma Bakanlığı ise yorum yapmaktan kaçındı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English