Bizi Takip Edin

Amerika

Anthropic’ten Nvidia öncülüğündeki “açık kaynak” seferberliğine yanıt

Yayınlanma

Yapay zeka şirketi Anthropic’in CEO’su Dario Amodei, yayımladığı makalede şirketinin açık ağırlıklı yapay zeka modellerinin yasaklanmasını savunduğu yönündeki iddiaları kesin bir dille reddetti. Korumacı yasakların ABD’nin ulusal güvenlik kaygılarını çözmeyeceğini iddia eden Amodei; çip ihracatı kısıtlamalarının sıkılaştırılması, sanayi ölçeğindeki model kopyalama işlemlerinin engellenmesi ve belirli bir güç seviyesinin üzerindeki tüm modellere zorunlu güvenlik testleri uygulanması çağrısında bulundu.

Yapay zeka şirketi Anthropic’in Üst Yöneticisi (CEO) Dario Amodei, dün yayımladığı resmi bildirisinde, kamuoyunda ve teknoloji sektöründe tartışılan açık ağırlıklı (open-weights) yapay zeka modellerine ilişkin şirketinin duruşunu netleştirdi.

Son birkaç gündür özellikle Çin menşeli açık ağırlıklı modellere dair yoğun tartışmalar yürütüldüğünü belirten Amodei, ABD’li yetkililerin bu modellerin Amerikan şirketleri tarafından kullanılmasını yasaklamayı değerlendirdiğine dair haberlerin basına yansıdığını hatırlattı.

Bu gelişmeler üzerine çok sayıda teknoloji firmasının açık ağırlıklı modelleri destekleyen ortak bir mektuba imza attığını anımsatan Amodei, bazı çevrelerin Anthropic’i kendi ticari çıkarlarını korumak amacıyla bu tür modellerin yasaklanmasını istemekle suçladığını aktardı.

Geçmişteki yazılarını okuyan herkesin bu tür yasakları faydalı bir önlem olarak görmediğini bilmesi gerektiğini öne süren Amodei, “Hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıkça ifade edeyim: Anthropic, açık ağırlıklı modellerin yasaklanmasını hiçbir zaman savunmamıştır” değerlendirmesinde bulundu.

Tehlikeli kabiliyetler barındırmayan açık ağırlıklı modellerin kamu yararı taşıdığını belirten Amodei, bu sistemlerin çalıştırılması için gereken bilgi işlem gücü dışında ek bir maliyet getirmediğini, şirketler, geliştiriciler ve araştırmacılar için doğrudan değer ürettiğini kaydetti.

Nvidia, açık kaynaklı yapay zeka güvenlik ittifakı kurdu

“Korumacı yasaklar en ciddi ulusal güvenlik kaygılarımı gidermeyecektir”

Sektörde tartışılan korumacı yaklaşımın temel güvenlik sorunlarına çözüm sunmadığını savunan Amodei, “Korumacı yasaklar en ciddi ulusal güvenlik kaygılarımı gidermeyecektir” ifadesini kullandı. Sorumlu bir yaklaşım için yaklaşık altı ay önce kaleme aldığı “Teknoloji Ergenliği” (The Adolescence of Technology) başlıklı makalesinde de iki ana kriz senaryosunu detaylandırdığını ve yıllardır aynı çizgiyi koruduğunu belirtti.

Birincil kaygısının “otoriter rejimler” diye nitelediği ülkeleri ABD’den daha güçlü yapay zeka modelleri geliştirmesi olduğunu vurgulayan Amodei, makalesinde şu ifadelere yer verdi:

“Birincil kaygım, yalnızca Çin Komünist Partisi (ÇKP) ile sınırlı kalmamakla birlikte ÇKP açıkça en kabiliyetli tehdit olmak üzere, otoriter hükümetlerin ABD tarafından inşa edilenlerden daha güçlü yapay zeka modelleri geliştirmesi ve bunları kalıcı askeri üstünlük sağlamak ya da kendi halkları üzerinde son derece derin baskılar kurmak için kullanması riskidir.”

Bu kaygının ABD hükümeti bünyesinde de geniş kabul gördüğünü ifade eden Amodei, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in geçen yıl Paris’te yaptığı konuşmada “Otoriter rejimler askeri, istihbarat ve gözetleme kabiliyetlerini güçlendirmek için yapay zekayı çalmış ve kullanmıştır” diyerek uyarıda bulunduğunu hatırlattı.

Ayrıca ABD İstihbarat Topluluğu’nun 2026 Yıllık Tehdit Değerlendirmesi raporunda, diğer küresel güçlerin yapay zekadaki güçlü ilerleyişinin ABD’nin ekonomik rekabet gücünü ve ulusal güvenlik avantajlarını zorladığı yönündeki tespiti aktardı.

Geliştirilen tehlikeli modellerin açık ağırlıklı olarak yayımlanıp yayımlanmamasının ya da ABD şirketleri tarafından kullanılıp kullanılmamasının önemsiz olduğunu savunan Amodei, “Aslında en tehlikeli model, gizlice eğitilen ve yalnızca Halk Kurtuluş Ordusu’na insansız hava araçlarında kullanılmak üzere verilen ya da Devlet Güvenlik Bakanlığı’na gözetleme ve baskı amacıyla teslim edilen model olabilir” değerlendirmesini yaptı.

“Kötü niyetli aktörlerin meşru ABD şirketleri olması muhtemel değildir”

İkincil kaygısının ise güçlü yapay zeka sistemlerinin siber saldırılar veya biyolojik silahlar geliştirmek amacıyla kötüye kullanılması ve ciddi uyum (alignment) sorunları yaşanması riski olduğunu belirten Amodei, açık ağırlıklı modellerin kaynağı neresi olursa olsun kapalı modellere kıyasla potansiyel olarak daha yüksek risk taşıdığını ifade etti.

Bu modeller üzerine güvenlik sınırları (guardrails) koymanın veya kullanımlarını takip etmenin son derece zor olduğunu, ağırlıklar bir kez yayımlandıktan sonra geri çekilemeyeceğini vurguladı.

Buna karşın bu modellerin ABD şirketlerince kullanılmasını yasaklamanın riski ortadan kaldırmayacağını belirten Amodei, “Ancak bu modellerin ABD şirketleri tarafından kullanılmasını yasaklamak bu riski ele almakta hiçbir işe yaramaz; çünkü kötü niyetli aktörlerin meşru ABD şirketleri olması muhtemel değildir. Bu adım yalnızca ABD’li yapay zeka şirketlerini rekabetten korur ki benim hedefim hiçbir zaman bu olmamıştır” açıklamasında bulundu.

Endişelerin giderilmesi için üç somut önlemi desteklediğini ve Anthropic olarak bu adımları sürekli savunduklarını kaydeden Amodei, ilk olarak Çin’e güçlü çiplerin ve çip üretim ekipmanlarının satışının engellenmesi gerektiğini belirtti.

Yaygın kaçakçılık ve usulsüz erişim yöntemlerinin üzerine gidilmesi çağrısında bulunan Amodei, Çin’in yerli üretim kapasitesinin sınırlı olduğunu, ölçekleme yasaları gereği ABD çipleri olmadan ABD’den daha güçlü modeller üretemeyeceğini, bunun en etkili engelleyici adım olduğunu savundu.

İkinci önlem olarak sanayi ölçeğindeki model damıtma (distillation) işlemlerinin engellenmesi gerektiğini vurgulayan Amodei, sıfırdan model eğitmeye kıyasla çok daha az bilgi işlem gücü gerektiren bu yöntemin, Çin’in elindeki çip sayısıyla normalde ulaşamayacağı kalitede modeller geliştirmesine ve çip kısıtlamalarını kısmen aşmasına imkan tanıdığını kaydetti.

Damıtma işleminin Çin’e ABD ile tamamen eşdeğer veya üstün kabiliyetler kazandırmasa da Çin’in teknoloji sınırını ABD’nin yalnızca birkaç ay gerisine kadar getirebildiğini öne sürdü.

Bu tür operasyonları yürüten şirketlerin çoğunun açık ağırlıklı modeller yayımladığını doğrulayan Amodei, “Ancak açık ağırlıklar, bu operasyonların sınırda ABD’yi geçmeyi hedefleyen otoriter bir devlet tarafından destekleniyor olması gerçeğinden çok daha az önem taşımaktadır. Bu davranışı caydıracak politika müdahalelerine sahip olmalıyız. Açık ağırlıklı modellere yönelik toptan bir yasak ne doğru çözümdür ne de bizim talep ettiğimiz bir şeydir” ifadelerini kullandı.

“Yapay zekayı otoriter ellerden uzak tutmaya odaklanmalıyız”

Üçüncü önlem olarak açık veya kapalı ayrımı yapılmaksızın yeterince kabiliyetli tüm modellere zorunlu güvenlik testleri uygulanması gerektiğini belirten Amodei, modellerin kullanıma sunulmadan önce siber, biyolojik ve uyum risklerine karşı doğrudan test edilmesinin en doğru yöntem olduğunu ifade etti.

Bu fikrin sektörde bir uzlaşıya yakın olduğunu, Donald Trump yönetiminin son aylarda bu yönde adımlar atmasından ve menşeine bakılmaksızın en güçlü modellere bu testlerin uygulanmasını içeren sektör tekliflerinden memnuniyet duyduğunu aktardı.

Testlerin etkili olabilmesi için küresel çapta uygulanması ve Çin’in de bu sürece dahil olması gerektiğini kaydeden Amodei, biyolojik silahların önlenmesi konusunda Çin’in de çıkarı bulunduğu için sınırlı bir işbirliğinin mümkün olabileceğini değerlendirdi.

Teknoloji şirketlerinin imzaladığı ortak mektuba da değinen Amodei, mektuptaki birçok görüşe katıldığını, açık ağırlıkların yapay zeka ekonomisine erişimi genişlettiğini ve rekabeti güçlendirdiğini kabul etti.

Ancak açık ağırlıklı modellerin güvenlik önlemleri geliştirmeyi zorunlu olarak kolaylaştırdığı veya geniş erişimin savunuculara saldırganlardan daha fazla yardımcı olduğu yönündeki iddialara katılmadığını belirtti.

Biyoloji alanında güçlü modellerin salgın düzeyindeki virüsleri hızla silaha dönüştürebileceği, buna karşın savunma geliştirmenin yıllar alacağı uyarısında bulundu.

Görüşlerini özetleyen Amodei, “Kendimin ve Anthropic’in konumunu özetlemek gerekirse, bir kategori olarak açık ağırlıklı modellerin yasaklanmasını savunmadık ve savunmuyoruz. Bunun yerine güçlü çipleri otoriter ellerden uzak tutmaya, sanayi ölçeğindeki damıtmayı durdurmaya ve açık veya kapalı, yeterince kabiliyetli tüm modellerin güvenlik testlerinden geçirilmesini şart koşmaya odaklanmalıyız” açıklamasını yaptı.

Amerika

Beyaz Saray basın yasağını kaldırdı: CNN ve Politico yerleşkede

Yayınlanma

ABD’de federal mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı üzerine, Donald Trump’ın erişimini engellediği CNN, MS NOW ve Politico muhabirleri Beyaz Saray’a yeniden kabul edildi. Yargıç Timothy Kelly, gazetecilerin savunma hakkı verilmeden kartlarının iptal edildiğine hükmetti. Kararın hemen ardından yaşanan kısa süreli giriş krizini avukatların acil başvurusu çözdü.

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta Beyaz Saray’a girişlerini yasakladığı CNN, MS NOW ve Politico muhabirleri, federal mahkeme kararının ardından perşembe günü yerleşkeye yeniden girdi.

CNN televizyonunun haberine göre Yargıç Timothy Kelly, medya kuruluşlarının açtığı davada çarşamba gecesi acil duruşma düzenledi.

Trump’ın göreve getirdiği Yargıç Kelly, yönetimin yasak kararını kaldırmasına ve gazetecilerin basın kartlarının derhal iade edilmesine hükmetti.

Medya kuruluşları, Trump yönetiminin getirdiği yasağın anayasal güvence altındaki adil yargılanma ve ifade özgürlüğü haklarını ihlal ettiğini savundu.

Kararında davacıların iddialarına değinen Kelly, “Davalı taraf, davacıların kalıcı basın kartları iptal edilmeden önce kendilerine herhangi bir bildirim yapılmadığını ve dinlenme fırsatı tanınmadığını inkar etmiyor” dedi.

Yargıç kararına rağmen muhabirler ve foto muhabirleri perşembe sabahının ilk saatlerinde içeri alınmadı.

Üç medya kuruluşunun avukatı Theodore Boutrous, yönetimin mahkeme kararını açıkça ihlal ettiğini belirterek Yargıç Kelly’ye acil dilekçe verdi.

Boutrous başvurusunda, “Zaman daralıyor. CNN bu akşam Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Beyaz Saray ziyaretinde televizyon havuzunu yönetmek üzere görevlendirilmiş durumda” ifadesini kullandı.

Pentagon’un medya kısıtlamalarına siyasi tepki büyüyor

Hukuki temasların ardından Beyaz Saray basın operasyonları direktörü mahkemeye resmi bir bilgilendirme sundu.

Bilgilendirme yazısında, erişimin yeniden sağlanmasına ilişkin talimatın yerel saatle 07.10’da ulaştığı, işlemlerin 07.25’te başladığı ve Gizli Servis’in saat 09.07’de kartları sisteme tanımladığı aktarıldı. Basın ekibi el konulan kartları saat 09.55’te Gizli Servis’e teslim etti; kartlar öğleden hemen sonra ilgili muhabirlere dağıtıldı.

Donald Trump, geçen hafta bu kuruluşları “yalan haber” üretmekle suçlayarak yerleşkeye girişlerini durdurmuştu.

ABD Adalet Bakanlığı ise söz konusu haberlerin ulusal güvenliği tehlikeye attığını öne sürdü. Basın özgürlüğü örgütleri ve siyasi analistler karara tepki gösterdi.

Yargıç Kelly’nin verdiği geçici karar 14 gün boyunca geçerliliğini koruyor. Trump yönetiminin karara itiraz edip etmeyeceği henüz netlik kazanmadı. Beyaz Saray ve Trump mahkeme kararı hakkında resmi bir açıklama yapmadı.

Trump bu haftanın başlarında sosyal medyada paylaştığı mesajda, temyize gitme olasılığına değinerek şu ifadelere yer vermişti:

“Neredeyse kesinlikle, her zaman olduğu gibi temyize gideceğiz. Çünkü sadece olumsuz yazan, kaynağı belirsiz sahte ve karalayıcı haberlerle ulusal güvenliğimizi ihlal eden yalan haber çalışanları ve yayınları, dünyanın en önemli makamına girme hakkına sahip olmamalıdır.”

Medya kuruluşları, Pentagon’un yeni kurallarını imzalamayı reddediyor

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, büyümede G7 ülkelerinin çok önünde

Yayınlanma

ABD ekonomisinin, iç politikalarının dünyanın büyük bir kısmında sıkıntılara yol açması nedeniyle, bu yıl diğer tüm büyük gelişmiş ekonomilerden çok daha hızlı büyümesi bekleniyor.

Axios’a göre küresel ekonomi, arka arkaya gelen şoklara karşı şaşırtıcı derecede dirençli olduğunu kanıtladı.

ABD, bu genel tablo içinde öne çıkıyor. Yapay zeka yatırımlarındaki patlama, ülkenin diğer ekonomilere kıyasla çok daha hızlı büyümesine yardımcı oluyor.

Fakat bu istisnai durumun bir bedeli var: Daha kalıcı bir enflasyon ve bunu dizginlemek için faiz oranlarının daha uzun süre yüksek seviyelerde kalması gerekebilir.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), ABD ekonomisinin bu yıl %2,2 oranında büyüyeceğini öngörüyor.

Bu oran, Avro bölgesi, Almanya ve Birleşik Krallık için tahmin edilen büyüme hızının yaklaşık iki katı. Japonya’da (%0,8) ve Kanada’da (%0,9) büyümenin daha da zayıf olması bekleniyor.

Bu büyüme farkının önümüzdeki yıl da devam etmesi bekleniyor. 2027’de ABD’nin büyüme oranının %2,1 olarak gerçekleşirken, dünyanın geri kalanındaki diğer büyük gelişmiş ekonomilerin çoğunda büyüme oranının yaklaşık %1 seviyesinde kalacağı tahmin ediliyor.

OECD, Haziran ayından bu yana ABD konusunda daha iyimser bir tavır sergilemeye başladı ve 2026 yılı için büyüme tahminini 0,2 puan, 2027 yılı için ise 0,3 puan yukarı çekti.

Bu durum, genel olarak küresel ekonomi, Avro bölgesi, Kanada, Birleşik Krallık ve Japonya için gelecek yılın büyüme tahminlerinin aşağıya doğru revize edilmesiyle tezat oluşturuyor.

OECD baş ekonomisti Stefano Scarpetta bu sabah gazetecilere şunları söyledi:

“En büyük risk hâlâ Orta Doğu’daki çatışmanın gidişatı ve bunun enerji piyasası üzerindeki etkisidir. Fakat bir dizi başka risk de bulunuyor, bunlardan bazıları Haziran ayı tahminlerine kıyasla biraz daha belirgin hale gelmiş görünüyor.”

Scarpetta, devlet tahvili getirilerindeki artışa, yapay zeka yatırım patlamasının beraberinde getirdiği risklere ve aşırı hava koşullarının gıda fiyatlarını yukarı çekme olasılığına dikkat çekti.

OECD’ye göre, yapay zeka (AI) alanındaki patlama, ABD ekonomisine diğer birçok ekonomide bulunmayan güçlü bir şok emici sağladı.

Yapay zeka yatırımları ve üretimindeki hızlı büyüme, Orta Doğu’daki çatışmanın yol açtığı iktisadi darbeyi “kısmen dengeledi.”

Veri merkezi ve teknoloji harcamaları, ABD’nin büyümesini doğrudan destekledi.

Enflasyon görünümü ise birkaç ay öncesine kıyasla daha inatçı bir hal alıyor.

OECD, ABD’deki genel enflasyonun bu yılki %3,6 seviyesinden gelecek yıl %2,6’ya düşmesini bekliyor.

Fakat 2027 yılına ilişkin bu tahmin, Haziran ayında öngördüğü rakamdan yarım puan daha yüksek.

ABD’de çekirdek enflasyonun bu yıl %3,3 olacağı tahmin ediliyor. Bu oran, önde gelen gelişmiş ekonomiler arasında en yüksek oranlardan biri ve gelecek yıl %2,5’e gerileyeceği öngörülüyor.

Bu inatçı seyir, OECD’nin bu yıl Federal Rezerv’in bir faiz artışı daha yapmasını ve faiz oranlarının 2027 sonuna kadar %4–%4,25 aralığında kalmasını beklemesinin nedenini açıklıyor.

Öte yandan ABD’deki büyümeyi hızlandıran yapay zeka patlaması, kendi makroekonomik olumsuz etkilerini de beraberinde getirmeye başlıyor.

OECD’ye göre, uzun vadeli borçlanma maliyetleri çoğu büyük bu ekonomide en az 15 yılın en yüksek seviyesinde.

Örgüt, yapay zeka şirketlerinin yoğun borçlanmasının getiri oranlarını yukarı çekmeye katkıda bulunduğunu, bunun da ekonomi genelinde maliyetleri artırabileceğini ve yapay zeka kârlarının beklentileri karşılayamaması durumunda piyasaları savunmasız bırakabileceğini savunuyor.

Amerika, küresel iktisadi ortamın daha zorlu hale gelmesine katkıda bulundu.

Kendi ekonomisi şu ana kadar diğer ülkelerin neredeyse tamamından daha iyi bir performans sergilese de bu dayanıklılık, ortadan kaldırılması hâlâ zor olan bir enflasyon sorunuyla birlikte geliyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Altman ve Amodei, BMGK’ya seslendi

Yayınlanma

OpenAI’den Sam Altman ve Anthropic’ten Dario Amodei, çarşamba günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yapay zeka güvenliği konusunda ayrı ayrı brifingler verdi.

Altman, BMGK’ya yaptığı açıklamada, “Önümüzde bir seçim var. Yapay zeka, ya yaratıcılık ve keşiflerin yeni bir Rönesansı gibi olabilir ya da kargaşa ve karışıklığın hakim olduğu yeni bir sanayi devrimi gibi olabilir,” dedi.

Altman ve Amodei, şirketlerinin ürünlerinin güvenliği konusunda giderek artan bir incelemeyle karşı karşıya kalırken konuşma yaptı.

Yapay zeka konusundaki kamuoyu endişesi, bu ayın başlarında Anthropic araştırmacılarının, bu teknolojinin on yıl içinde insanlığı yok edebileceği yönündeki uyarıları üzerine arttı.

Altman ve Amodei de dahil olmak üzere yapay zeka şirketlerinin liderleri, o zamandan beri yapay zeka alanındaki ilerlemenin yavaşlatılması ve teknolojinin güvenlik standartları konusunda daha fazla uluslararası işbirliği yapılması çağrısında bulunuyorlar.

BMGK’da yaklaşık 10 dakika konuşan Altman, yapay zekanın üretkenliğe sağladığı faydaları vurgularken, aynı zamanda bu teknolojinin kötüye kullanılma olasılığına da dikkat çekti.

OpenAI CEO’su, hükümetlerin bir araya gelerek, insanların bu teknolojiyi “kendilerine dayatılan bir şey” olarak algıladıkları bir gelecek yerine, yapay zekanın “demokratik kurumlar tarafından yönlendirildiği” bir gelecek inşa etmelerini savundu.

Altman şöyle konuştu:

“Yapay zekanın demokratik olması için, en önemli kararlar yalnızca San Francisco’daki laboratuvarlar tarafından alınamaz. Bu kararlar, demokratik süreçler aracılığıyla ve hizmet ettikleri halka karşı sorumlu hükümetler tarafından şekillendirilmelidir.”

OpenAI CEO’sunun konuşması, şirketinin bazı lobi faaliyetleriyle ve şirket başkanı Greg Brockman’ın ABD’deki siyasi eylem komitesiyle (PAC) tezat oluşturuyor.

Yapay zeka yanlısı “Leading the Future PAC”, yapay zeka sektörüne yönelik daha sıkı regülasyonları destekleyen adayları hedef alarak 100 milyon dolardan fazla kaynak topladı ve milyonlarca dolar harcadı.

Altman’ın konuşması, Anthropic araştırmacılarının yapay zekanın varoluşsal riskine ilişkin bazı endişelerine de değindi ve konseyi “kıyametçiliğe” kapılmamaları konusunda uyardı.

Altman, güvenlik tartışmasında bunun yerine üç ilkeye dayandırılması gereken bir “orta yol” olduğunu savundu: Yapay zeka sistemleri insan kontrolü altında kalmalı; yapay zeka, doktorların hastaları tedavi etmesine yardımcı olmaktan girişimcileri desteklemeye kadar insanlara fayda sağlamalı; ve teknoloji “insanları bireysel olarak güçlendirmeli.”

Video görüşmesi yoluyla konseye hitap eden Amodei, 12 Eylül tarihli bir blog yazısında dile getirdiği ve küresel işbirliğinin artırılması ile yapay zekanın denetlenmesi çağrısında bulunduğu birçok noktayı tekrarladı.

Amodei, yapay zekanın biyolojik silah geliştirmede kullanılmasının yasaklanması ve yeni yapay zeka modellerinin test edilmesine yönelik küresel standartlar dahil olmak üzere çeşitli uluslararası anlaşma biçimlerini savundu.

Altman, konuşmasında bu ay manşetlere taşınan varoluşsal risk uyarılarına değinmekten kaçınırken, Amodei, geliştiricilerin yapay zeka üzerindeki kontrolünü kaybetmesi konusundaki endişelerini yineledi ve aynı zamanda şirketini güvenlik konusunda sektör lideri olarak tanıttı.

Amodei, “Kötü yönetilirse, yapay zekanın insanlık için bir risk oluşturabileceğine bile inanıyorum. Anthropic olarak, bu riskleri önleme konusunda sektördeki en iyi sicile sahip olduğumuza inanıyoruz,” dedi.

OpenAI’nin ezeli rakibi Anthropic’teki araştırmacıların, bu teknolojinin birkaç yıl içinde insanlığı yok edebileceği uyarısında bulunmasının ardından, yapay zeka düzenlemeleri siyasi gündemde ön plana çıktı.

Bu endişeler, yapay zeka topluluğunun bazı kesimlerinde sıkça dile getirilen bir konu. Bu kesimler, teknolojinin biyolojik silahların geliştirilmesine yardımcı olmaktan finansal bir felakete yol açmaya kadar çeşitli nedenlerle yıkıma yol açabileceğinden korkuyor.

Daha önce Amodei, yapay zeka geliştirme sürecinin yavaşlatılması çağrısında bulunmuş ve bu çağrı OpenAI, Google ve Elon Musk tarafından desteklenmişti.

Hem Amodei hem de Altman, uzun süredir kendilerini yapay zekanın koruyucuları olarak konumlandırıyor ve teknolojinin kamuoyunda nasıl algılanacağını şekillendirmeye çalışıyor.

Şirketleri de yapay zeka yarışında liderlik için rekabet halinde: Her ikisi de, şirketlerin değerini 1,5 trilyon doların üzerine çıkaracak ve potansiyel olarak rekor kıracak halka arzları hedefliyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English