Diplomasi
AB, Çin ithalatına karşı korumacı önlemleri hızlandırıyor

Avrupa Birliği, genişleyen ikili ticaret açığı ve Avrupalı sanayicilerin maruz kaldığı yoğun rekabet karşısında Çin’e yönelik yeni ticari önlemler hazırlıyor. Brüksel, bir yandan yerli üreticiyi koruyacak adımları hızlandırırken diğer yandan Pekin ile diyalog kanallarını açık tutmayı hedefliyor.
Avrupa Birliği (AB), Çin’den gelen artan ithalat dalgasına karşı Avrupa sanayisini korumak amacıyla yeni ticari önlemlerin hazırlığını hızlandırıyor.
South China Morning Post (SCMP) gazetesinin Avrupalı yetkililere dayandırdığı haberine göre Brüksel, bu süreçte Pekin ile doğrudan diyalog zeminini de muhafaza etmek istiyor.
Geçtiğimiz hafta bir araya gelen AB ülke liderleri, Avrupa Komisyonuna Çin’in ihracat artışından kaynaklanan ekonomik etkilerle mücadele çalışmalarını yoğunlaştırma talimatı verdi.
Bu gelişmenin ardından AB Komisyonunun ticaretten sorumlu üyesi Maros Sefcovic, Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao ile görüşerek ticaret ve yatırım konularında istişarelerde bulunmak üzere yeni bir ortak platform kurulması hususunda mutabakata vardı.
Kapsamlı bir anlaşma beklenmiyor
SCMP’ye konuşan Brüksel kaynakları, AB ile Çin arasında geniş kapsamlı bir ticaret anlaşmasına varılmasına ihtimal vermiyor.
Avrupalı bir yetkili, mevcut duruma ilişkin gerçekçi olunması gerektiğini belirterek “Çin’in aşırı üretim kapasitesine dayalı ekonomik modelinin değişmeyeceğini kabul etmek zorundayız. Bu gerçekle yaşamak ve kendimizi buna göre dönüştürmek durumundayız” ifadelerini kullandı.
Çin gümrük verileri üzerinden yapılan hesaplamalar, AB’nin Çin ile olan ticaret açığının mayıs ayında yıllık bazda yüzde 15 arttığını, Almanya’nın bu ülkeye karşı verdiği dış ticaret açığının ise yüzde 31,6 yükseldiğini ortaya koyuyor.
Gazete, Çinli üreticilerin baskısı altındaki Alman otomotiv üreticisi Volkswagen’in, artan rekabet koşulları nedeniyle yaklaşık 100 bin çalışanın istihdamını azaltmayı değerlendirdiğine dikkat çekiyor.
Brüksel’deki karar mercileri, tek bir tedarikçiye olan bağımlılığı azaltacak yeni mekanizmalar üzerinde çalışırken Çin’in olası misilleme adımlarına maruz kalabilecek Avrupalı şirketler için de telafi edici destek yapıları geliştiriyor.
Avrupa Komisyonu ise atılan adımların doğrudan Çin’i hedef almadığını, yalnızca Avrupa ekonomisinin güvenliğini sağlamayı amaçladığını vurguluyor.
Pekin’den adil rekabet savunması
Pekin yönetimi ise Avrupa kanadından yöneltilen haksız rekabet suçlamalarını reddediyor.
Çin Başbakanı Li Qiang, Çin teknolojisinin ve ürünlerinin küresel pazar için bir tehdit değil, aksine bir gelişim kaynağı ve fırsat teşkil ettiğini belirtti.
Çin’in AB Nezdindeki Büyükelçisi Cai Run ise Brüksel’in “risk azaltma” gerekçesiyle kısıtlayıcı önlemler uygulamaya devam etmesi halinde Çin’in gerekli karşı adımları atacağı uyarısında bulundu.
İki taraf arasındaki ticari ilişkiler, AB’nin korumacı politikalarını artırmasıyla birlikte daha karmaşık bir hal alıyor.
Brüksel’in, Çinli firmaların Avrupa pazarına erişim sağlayabilmesi için özellikle otomotiv ve batarya üretimi gibi stratejik sektörlerde teknoloji transferini zorunlu kılacak düzenlemeleri gündemine aldığı belirtiliyor.
Çin Ticaret Bakanlığı, bu tür girişimlerin serbest ve adil rekabet ilkelerine aykırı olduğunu, küresel tedarik zincirlerinin istikrarını tehlikeye attığını duyurdu.
Ayrıca AB’nin yerli üretimi teşvik etmeyi amaçlayan yasa tasarılarının, kamu finansmanından yararlanmak isteyen yabancı ortaklı firmalara yerli parça kullanım zorunluluğu getirmesi de Pekin ile Brüksel arasındaki ticari anlaşmazlığı derinleştiren unsurlar arasında yer alıyor.
Diplomasi
Almanya, AB-Kanada ‘ortak üye’ açıklamasına sert tepki gösterdi

Almanya ve diğer üç ülke, Kuzey Amerika ülkesini bloğun ilk “ortak üyesi” yapmayı öneren AB-Kanada ortak bildirisine itiraz etti.
Bu itiraz, salı sabahı otomatik olarak kabul edilmesi planlanan metnin sürecini durdurdu. Bildirinin şimdi yeniden kaleme alınması gerekecek.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ortak üyelik kavramını ilk olarak Eylül ayında gündeme getirmişti.
O zamandan beri bu tanım, bu hafta Montréal’de yapılacak AB-Kanada zirvesi öncesinde en tartışmalı konulardan biri haline geldi ve bu statünün pratikte ne anlama geleceğine dair netlik olmaması nedeniyle hem Brüksel’de hem de Ottawa’da şaşkınlık yarattı.
Almanya, bu terime en şiddetli şekilde karşı çıkan ülkeler arasında yer aldı.
Birkaç AB diplomatının Rapporteur’e verdiği bilgiye göre, itiraz, AB’nin “sessizlik prosedürü” olarak adlandırılan diplomatik mekanizmanın son başvuru süresinden önce geldi.
Bu mekanizma kapsamında, bir üye zamanında itiraz etmediği sürece metin otomatik olarak onaylanır.
İtalya, Fransa ve Yunanistan olmak üzere üç ülke de bildirgeye itiraz etti.
Dört üyenin itiraz ettiği taslak, üye devletlerin pazartesi günü metni tartışmasının ardından, farklı tutumlar arasında uzlaşma sağlanması amacıyla dağıtıldı.
Diplomatların belirttiğine göre, 26 Ekim tarihli ve Rapporteur tarafından incelenen son versiyon, “Avrupa Komisyonu tarafından önerilen Ortak Üye” kavramını tanımlamak amacıyla yürütülen çalışmalara atıfta bulunuyordu.
Bu da, ulusal başkentlerin iç anlaşmazlıktan uzaklaşmaya çalışırken, bu unvanın sahipliğini fiilen yeniden AB yürütme organına devrediyordu.
Pazartesi günkü taslakta, 2027’deki bir sonraki AB-Kanada zirvesi öncesinde bu kavramı tanımlama taahhüdü hâlâ yer alıyordu.
Bu unvan daha önce ABD Başkanı Donald Trump’ın da öfkesini tetiklemişti.
Trump, Eylül ayında bu fikri “gülünç” olarak nitelendirmiş ve bunu “düşmanca bir eylem” olarak değerlendirerek AB’ye “çok ağır gümrük vergileri” uygulama tehdidinde bulunmuştu.
Diplomasi
Dünya çapında binlerce liman işçisi Filistin için ve savaşa karşı greve gidiyor

Cuma günü 22 ülke ve bölgedeki 111 limanda çalışan liman işçileri, savaşa karşı koordineli bir grev kapsamında iş bırakacak.
Şu ana kadar Marsilya’dan Mumbai’ye, Hamburg’dan Montevideo’ya, Melbourne’dan Oakland’a kadar 25’ten fazla liman işçisi sendikası bu greve katılacağını duyurdu.
Birkaç gün önce bu sayı 17 ülkedeki yaklaşık 100 liman düzeyindeydi; bu rakama, destek sözü veren diğer sektörlerdeki onlarca sendika dahil değil.
Grevci işçilerin en önemli talebi, limanlarından silah ve askeri kargo geçmemesi.
Fransa’da ana liman işçileri sendikası, ülkedeki limanların %95 oranında kapatılacağını belirtiyor.
İtalya, Hindistan, Yunanistan ve Türkiye’de 24 saatlik grevler yapılacak; Fas ve Kıbrıs’ta ise iki saate kadar iş bırakma eylemleri düzenlenecek ve dünyanın dört bir yanındaki liman şehirlerinde mitingler planlanıyor.
Yunanistan’da metal işçileri, gemi onarım işçileri ve gençler liman işçilerine katılırken, ABD’de Uluslararası Liman ve Depo İşçileri Sendikası (ILWU) 10. Şubesi Oakland ve San Francisco’da grev yapıyor.
Sendikalar, Mayıs ayında imzalanan İstanbul Deklarasyonu’nu temel alıyor ve her biri katılım şeklini kendi başına belirliyor.
Ayrıca kendi işleri için, otomasyon kaynaklı işten çıkarmalara karşı ve sözleşmeler, zamlar, daha kısa çalışma saatleri ve iş güvenliği için mücadele ediyorlar.
Sendikalar, Ukrayna ve Orta Doğu’da tırmanan savaşlara ve genel bir savaş tehlikesine dikkat çekiyor.
ABD, NATO ve AB’nin desteğiyle gerçekleştirilen İsrail’in El Halil’deki yeni suçlarını da kınıyorlar. BM’ye göre, İsrail’in kente uyguladığı abluka altıncı gününe girdi ve 3.000’den fazla Filistinli yerinden edildi. Filistinli sendikalar cuma günkü eylemi destekliyor.
İtalya’da mücadele ise limanların ötesine sıçradı. USB sendikası ülke çapında genel grev çağrısı yaptı.
Dün gece İtalyan hükümeti, ulaştırma işçilerine işlerine dönmeleri emrini verdi. USB, bu emre uymayacağını ve ağır cezaları göze alacağını açıkladı.
Sendikalar, her yerdeki işçilere ve gençlere liman işçileriyle dayanışma çağrısında bulunarak, “Limanlar barış ve halklar için olmalı, savaşın fırlatma rampası değil,” diyorlar.
Diplomasi
BAE ile Kanada ticaret anlaşması imzaladı

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Kanada, salı günü iki ekonomi arasındaki engelleri azaltmak ve yatırımı artırmak amacıyla kapsamlı bir ticaret anlaşması imzaladı.
Kanada Başbakanı Mark Carney, ABD ile gerginliğin yaşandığı bu dönemde ticaret ve yatırım bağlarını genişletmeyi hedefliyor.
Carney ve Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayed El Nahyan, gümrük vergilerini düşürmeyi, bürokratik engelleri azaltmayı ve her iki ülkedeki işletmelerin pazara erişimini iyileştirmeyi amaçlayan Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması’nın (CEPA) imzalanmasına başkanlık etti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük vergilerinin Kanada ekonomisinde dalgalanmalara yol açması üzerine Carney, önümüzdeki on yıl içinde Kanada’nın ABD dışındaki ticaret hacmini ikiye katlayacağına söz verdi.
Washington ile bir anlaşma sağlama yönündeki sonraki girişimler sonuçsuz kaldı ve bu durum Carney’i, Asya Pasifik’ten Avrupa ve Orta Doğu’ya kadar çeşitli ülkelerle ticaret anlaşmaları yapmak için agresif bir şekilde harekete geçmeye itti.
Başbakanlık yaptığı açıklamada, “CEPA tam olarak yürürlüğe girdiğinde, Kanada’nın BAE’ye yaptığı mevcut ihracatın %99’undan fazlasındaki gümrük vergilerini azaltacak veya ortadan kaldıracak. Bu, baklagil ve kanola yetiştiren Kanadalı çiftçiler, endüstriyel makine ve enerji üretim ekipmanı üreticileri, dünya çapındaki havacılık sektörümüz ve diğer Kanadalı yenilikçiler için yeni pazarlar anlamına geliyor,” dedi.
“Anlaşma ayrıca tarife dışı engelleri de ele alacak, ticaret ve yatırım için daha öngörülebilir bir ortam yaratacak ve sanayi, tarım, ormancılık, balıkçılık ve deniz ürünleri, çevre ve mühendislik sektörleri dahil olmak üzere Kanadalı mal ve hizmetlerin pazara erişimini genişletecektir,” denilen açıklamada, CEPA’nın 2027 yılında yürürlüğe girmesi beklendiği de belirtildi.
İki ülke ayrıca enerji, diplomatik ve savunma işbirliği konularında ön anlaşmalar imzaladı.
BAE Dış Ticaret Bakanı Sani El Zeyudi yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“İster ihracatçılarımız için iyileştirilmiş pazar erişimi yoluyla, ister lojistik, iletişim, ileri teknoloji ve imalat gibi yüksek büyüme gösteren sektörlerdeki yatırım fırsatlarına erişim yoluyla olsun, özel sektörümüz için önemli bir potansiyel görüyoruz; bunların tümü, dayanıklı, çeşitlendirilmiş ve küresel olarak bağlantılı bir ekonomi hedefimizi destekleyecektir.”
BAE, Kanada’nın Orta Doğu’daki en büyük ihracat pazarı ve Kanada da menşeli motorlu taşıtlar, yedek parçalar ve makinelerin önemli bir alıcısı.
İki ülke arasındaki karşılıklı ticaret hacmi geçen yıl 3,5 milyar Kanada doları (2,48 milyar ABD doları) olarak gerçekleşti.
Hükümet verilerine göre, bu rakam son birkaç yıldır yıllık %10 oranında artıyor.
BAE, geçen yıl Kanada’ya 50 milyar dolara kadar yatırım yapma taahhüdünde de bulunmuştu.
Kanada hükümetinden bir kaynak, anlaşmanın imzalanmasının, Kanada Parlamentosu’nun anlaşmayı onaylamasından önceki son adım olduğunu belirtti.
Amerika2 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Diplomasi5 gün önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını1 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Söyleşi6 gün önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Görüş1 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Dünya Basını1 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını1 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Ortadoğu2 hafta önceMısır parlamentosu, Suudi Arabistan’a asker gönderme oylamasını erteledi











