Bizi Takip Edin

Avrupa

AB: Yapay zeka, jeopolitik bir silaha dönüşüyor

Yayınlanma

AB’nin teknoloji sorumlusu Henna Virkkunen, yapay zekanın jeopolitik bir silaha dönüştüğü uyarısında bulundu.

Financial Times’a (FT) verdiği röportajda Virkkunen, Avrupa’nın ABD modellerine alternatif kendi teknolojilerini daha hızlı geliştirmesini, aksi takdirde stratejik yeteneklerden mahrum kalma riskiyle karşı karşıya kalacağını vurguladı.

Virkkunen, Brüksel’in “bu son derece kritik teknolojiler konusunda üçüncü ülkelere bağımlı kalmaktan” korktuğunu söyledi.

Teknoloji komiseri, diğer ülkelerin yapay zeka modellerine erişimini kesme gücüne sahip hükümetlerin bunu kendi çıkarları için kullanabileceği uyarısında bulundu.

AB’nin ABD teknolojisine bağımlılık konusundaki endişeleri, haziran ayında Washington’un güvenlik endişeleri nedeniyle Anthropic’in önde gelen modellerine ihracat kısıtlamaları getirmesiyle gerçeğe dönüştü.

Yabancı hükümetler ve Silikon Vadisi’nden gelen tepkilerin ardından bu önlemler kaldırıldı, fakat bu olay, ABD’nin acil kararlar yoluyla Avrupa ekonomisinin temelini oluşturan teknolojilere erişimi kesebileceği yönündeki endişeleri yeniden alevlendirdi.

Virkkunen, kritik teknolojileri kontrol edenlerin “sadece ekonomiye hükmetmekle kalmadığını”, aynı zamanda jeopolitik düzeyde “büyük bir stratejik varlığa” sahip olduğunu belirtti.

Avrupa Komisyonu’nun teknoloji ve siber güvenlik konularından sorumlu Fin siyasetçi şöyle devam etti:

“Anthropic’e uygulanan erişim kısıtlaması, siber güvenlik ortamımızda bu tür bir gerçekliğe hazırlıklı olmanın ne kadar önemli olduğunu bize çok net bir şekilde gösteriyor. Önümüzdeki aylarda ve yıllarda piyasaya bu tür çok yetenekli yapay zeka modellerinin daha da fazla çıkacağını biliyoruz. Bu nedenle buna çok iyi hazırlıklı olmalıyız.”

Virkkunen, yapay zeka konusundaki durumu, önceki Joe Biden yönetiminin en son teknoloji ürünü çiplere ihracat kısıtlamaları getirme kararına benzetti. Bu karar, AB üye devletlerini erişim izni verilenler ve verilmeyenler olarak ikiye bölmüştü.

Virkkunen, “Yapay zeka yetenekleri günümüzde gerçekten stratejik varlıklardır ve bu yüzden kendi teknolojik egemenliğimizi kurmamız bizim için çok önemli,” dedi.

Brüksel, geçen ay yarı iletkenlerden bulut bilişime ve yapay zekaya kadar çeşitli sektörlerde Avrupa alternatiflerini destekleyerek ABD teknolojisine olan bağımlılığını azaltmak amacıyla bir teknoloji egemenliği paketi sundu.

Plan, Avrupa veri merkezlerinin inşasını hızlandırmak ve yapay zeka şirketi Mistral gibi yerli bulut ve yapay zeka teknolojilerini ya da Scaleway veya OVHcloud gibi bulut sağlayıcılarını desteklemek için teşvikler içeriyor.

Virkkunen, “Avrupa’nın kendi kapasitelerini geliştirmesi ve bu son derece kritik teknolojiler konusunda üçüncü ülkelere bağımlı olmamamız da çok önemli,” dedi.

Bu yatırımları finanse etmek amacıyla AB ve Avrupa Yatırım Bankası, Avrupalı teknoloji şirketlerine stratejik yatırımlar yapmak üzere yeni bir mekanizma kuracak.

Bu arada Brüksel, en gelişmiş yapay zeka modellerine erişimin devamını sağlamak için ABD yönetimi ile ikili görüşmelerini sürdürüyor.

AB, Fransa, Almanya ve İtalya liderleri ayrıca Haziran ayında düzenlenen G7 zirvesini, kritik siber güvenlik açıklarını tespit etme gücüne sahip en güçlü yapay zeka modellerine sürekli erişimi sağlamak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump ile “güvenilir ortak” programı kurulması olasılığını görüşmek için bir fırsat olarak değerlendirdiler.

Virkkunen, “Bu [öneri] üzerinde uluslararası düzeyde çalışmaya devam ediyoruz,” dedi.

Avrupa

Finlandiya, NATO nükleer tatbikatında karargah subaylarıyla yer alacak

Yayınlanma

Finlandiya Savunma Bakanlığı, ülkenin NATO’nun 12-24 Ekim 2026 tarihlerindeki yıllık nükleer caydırıcılık tatbikatı Steadfast Noon’a katılacağını açıkladı. Karargah subaylarıyla temsil edilecek olan Finlandiya, tatbikatın belirli bir ülkeyi hedef almadığını bildirdi.

Finlandiya Savunma Bakanlığı, ülkenin NATO’nun 12-24 Ekim 2026 tarihlerinde düzenleyeceği yıllık nükleer caydırıcılık tatbikatı Steadfast Noon’a katılacağını duyurdu.

Bakanlığın açıklamasına göre Finlandiya, bu yılki tatbikatta karargah subaylarıyla temsil edilecek. Savunma Bakanı Antti Häkkänen, bu katılım biçiminin ülkenin ulusal hedeflerine en uygun model olduğunu ifade etti.

Häkkänen, “Nükleer caydırıcılık tatbikatı, NATO’nun nükleer caydırıcılığının güvenilirliğini, emniyetini ve etkinliğini sağlamayı amaçlıyor. Nükleer caydırıcılık, Finlandiya dahil olmak üzere tüm ittifakın korunmasındaki en üst düzey güvencedir” değerlendirmesinde bulundu.

Steadfast Noon tatbikatı, gerçek nükleer silahların kullanımı veya nakli söz konusu olmadan icra ediliyor.

İttifak üyesi ülkeler tatbikata farklı biçimlerde iştirak edebiliyor; bu çerçevede NATO’nun nükleer operasyonlarına destek amacıyla konvansiyonel askeri unsurlar da görevlendirilebiliyor.

Finlandiya Savunma Bakanlığı, söz konusu tatbikatın mevcut uluslararası konjonktürle bağlantılı olmadığını ve belirli bir ülkeyi hedef almadığını kaydetti.

Finlandiya daha önce de Fransa’nın Avrupa’da nükleer caydırıcılığı güçlendirmeye yönelik sunduğu girişime dahil olma kararı almıştı.

Häkkänen, bu işbirliğinin Finlandiya ve Avrupa’nın güvenliğini pekiştirmeyi amaçladığını aktardı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından Mart 2026’da gündeme getirilen girişime Finlandiya dahil 10 ülke katıldı.

Fransa’nın nükleer doktrininin müzakere edilmesini, ortak tatbikatları ve stratejik hava kuvvetlerine ait bazı unsurların ortak ülkelerde geçici konuşlanmasını içeren girişim, NATO’nun nükleer caydırıcılığının yerini almıyor ve ittifaktaki gibi ortak savunma taahhüdü taşımıyor. Fransız nükleer silahları ve kullanımına dair kararlar Paris yönetiminin kontrolünde kalmaya devam ediyor.

Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada, Avrupa “nükleer şemsiyesinin” güçlendirilmesinin Rusya açısından stratejik tehdit oluşturduğunu savunmuştu. Kremlin, stratejik istikrar görüşmelerinde Avrupa’daki nükleer işbirliğinin genişlemesinin hesaba katılması gerektiğini vurgulamıştı.

Rusya Dışişleri Bakanlığının özel yetkili elçisi Andrey Belousov da ABD, İngiltere ve Fransa’nın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nı gözetmeksizin nükleer kapasitelerini artırdığını öne sürmüştü.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Söder, Berlin’de “sol koalisyon”u finansal akışların kesilmesi ile tehdit etti

Yayınlanma

CSU lideri Markus Söder, Berlin’deki sol koalisyon gerçekten hayata geçerse önemli mali karşı önlemler alacağını açıkladı.

Bild gazetesine konuşan Bavyera Başbakanı, “Bizim için durum açık: Böyle bir koalisyona ek finansman sağlanmamalı. Bu nedenle Başkent Anlaşması durdurulmalı,” dedi.

Bu sert açıklamasıyla, bir kez daha federal-eyalet mali dengeleme sistemini hedef alan Söder şöyle devam etti:

“Berlin’in vatandaşların korunması konusunda önemli meseleleri ele almadan bırakması ve aynı zamanda diğer eyaletlerin karşılayamayacağı şüpheli yardımlar için milyarlarca harcaması kabul edilemez. Buna bir son verilmeli.”

Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinde Sol Parti’nin seçim zaferi sonrasında Söder, devam eden koalisyon görüşmelerini de sert bir şekilde eleştirdi.

CSU lideri, başkentte öncelikle SPD ve Yeşiller’i hedef aldı ve onları “demokratik değerlere ihanet etmek” ile suçladı.

Berlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi

Söder şöyle devam etti:

“Berlin’de bir Kırmızı-Yeşil-Kırmızı [Sol-Yeşiller-SPD] koalisyonu, tabuların tam anlamıyla ihlali olur. Bu Sol Parti üyeleriyle birlikte, ülkemizin savaş sonrası tarihinde ilk kez, kısmen antisemitik ve polise karşı eleştirel bir parti bir eyalet hükümetine liderlik edecek. Berlin SPD’si ve Yeşiller’in buna razı olması utanç verici. Antisemitizm konusunda taviz verilemez, yarı yürekli tavizler de. Bu, demokrasimizin temel değerlerine ihanettir.”

Bavyera Başbakanı, potansiyel koalisyon ortaklarını, “partizan siyasi çıkarlar uğruna iç güvenlikle ilgili temel meseleleri ve temel toplumsal uzlaşmayı bir kenara itmek” ile suçladı:

“Antisemitizm, kamulaştırma konusundaki sosyalist fanteziler, suç aşiretleriyle bağlantılar ve polis memurlarını organize suçla eşdeğer gören bir gençlik örgütü: Bunların hiçbiri, Berlin’deki SPD ve Yeşiller için bir koalisyonun önünde engel teşkil etmiyor gibi görünüyor. Böylece Kırmızı ve Yeşil, bir ‘Kızıl Cephe’ için basamak görevi görecek.”

Okumaya Devam Et

Avrupa

Makam aracı teklifi iptal edilen AfD’li başkan kasımda yaya kalabilir

Yayınlanma

BMW, Almanya’da Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu Başkanlığına seçilen ilk AfD’li siyasetçi Tobias Rausch için sunduğu makam aracı teklifini geri çekti. Şirket teklifini Rausch’un seçildiği gün iptal ederken, mevcut aracın süresi kasımda dolacak olan meclis yönetimi henüz diğer Alman üreticilerden teklif alamadı.

Alman otomotiv üreticisi BMW, Almanya için Alternatif (AfD) partisinden Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu Başkanlığına seçilen Tobias Rausch için hazırlanan makam aracı kiralama teklifini geri çekti.

Die Zeit gazetesinin parlamento yönetimine dayandırdığı habere göre, otomobil üreticisinin genel merkezi teklifi, Rausch’un eyalet meclisi başkanı seçildiği 6 Ekim’de iptal etti. Rausch, bir eyalet parlamentosuna başkanlık eden ilk AfD’li siyasetçi oldu.

Eyalet parlamentosu başkanının şoförlü bir makam aracı kullanma hakkı yer alıyor. Rausch halihazırda selefinden devraldığı BMW 7 serisi aracı kullanıyor. Mevcut aracın kiralama süresi kasım ayında sona eriyor.

Parlamento yönetimi bu tarihe kadar yeni bir tedarikçi bulamazsa Rausch makam aracından yoksun kalacak.

Eyalet parlamentosu idaresi, Rausch’un makam aracı ihtiyacı için tanınmış Alman üreticiler arasından yalnızca BMW’nin teklif sunduğunu aktardı. Mercedes ve Audi markalarından bu süreçte herhangi bir teklif gelmedi.

İş dünyasından AfD politikalarına tepki

AfD, Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül’de düzenlenen seçimlerin ardından mecliste grup kurdu.

Eyalet seçimleri tarihindeki en yüksek oy oranına ulaşan parti, yüzde 43,8 oy alarak 83 sandalyeli mecliste 39 üyelik kazandı.

AfD, salt çoğunluk için gereken sandalye sayısının 3 altında kaldı. Seçimlerde Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) yüzde 17,2, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ise yüzde 9,3 oy elde etti.

BMW Yönetim Kurulu Üyesi Milan Nedeljkovic, daha önce Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesine verdiği mülkiyette, sağ popülizm ve milliyetçiliği “dünya ticaretiyle yaşayan, dışa açık bir ekonomi merkezi için zehir” olarak nitelendirmişti.

Alman Sanayi Federasyonu (BDI) da Rausch’un seçildiği gün yayımladığı değerlendirmede, AfD’nin eyalette yönetime gelmesi ihtimaline karşı uyarılarda bulundu.

BDI Başkanı Tanja Gönner, partinin bölgenin ekonomik başarısını oluşturan ilkeleri desteklemediğini, dolayısıyla olası bir AfD iktidarında ekonomik canlanma beklenemeyeceğini kaydetti.

Gönner, AfD’nin iş dünyasını temsil eden bir parti olmadığını belirterek ekonominin dışa açıklığa, küresel ticarete, ihracat olanaklarına ve yurt dışından nitelikli iş gücü çekilmesine dayandığını ifade etti.

Her yatırımcının yurt dışından sağlanan uzman personele ihtiyaç duyduğunu aktaran Gönner, “Bu kişiler burada hoş karşılanmadıklarını hissederse bu durum bölgenin tercih edilmemesi için derhal bir gerekçeye dönüşür” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English