Diplomasi
ABD, SPD’li ve Yeşil siyasetçileri ağırlamak istememiş

Geçen ayın sonunda Washington’u ziyaret eden bir Alman parlamento heyeti, sol milletvekillerinin ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından heyete alınmadığını görünce kriz çıktı.
POLITICO’ya bilgi veren kaynaklara göre Alman milletvekilleri, meslektaşlarının engellenmesinin ardından toplantıya katılmayı reddetti ve bu oldukça sıra dışı bir adımdı.
ABD yetkilileri, sağ eğilimli partileri kayırmak için herhangi bir çaba gösterilmediğini ve bu tür ziyaretler sırasında “geniş bir yelpazedeki” politikacılarla görüştüklerini savundu.
Ayrı bir görüşmede, heyetin bir parçası olan sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinden milletvekili Peter Felser, Pentagon’da bir toplantı düzenledi ve burada bir ABD yetkilisiyle Almanya’nın savunma duruşu hakkında konuştu.
Ziyaretle ilgili çatışma, aralık ayında yayınlanan yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin (NSS) ardından çıktı.
Strateji, Avrupa’daki ABD müttefiki ülkeleri “aşırı sağ” partileri dizginleme çabaları nedeniyle sert bir şekilde eleştirdi, yüksek göç oranlarını kınadı ve kıtanın “mevcut gidişatını düzeltmesi” çağrısında bulundu.
Alman milletvekillerinin rutin bir ziyaret gerçekleştirmeleri ve bu ziyaret sırasında Çin üzerine Alman-Amerikan Diyaloğuna katılmaları planlanıyordu.
Heyette, Almanya’nın iktidar koalisyonundan iki üst düzey milletvekili (CDU’dan Norbert Röttgen ve SPD’den Siemtje Möller) ile muhalefetteki Yeşiller ve AfD’den milletvekilleri yer alıyordu.
Plan, tüm partilerin milletvekillerinin 21 Ocak’ta Çin etkinliğinden önce Dışişleri Bakanlığının Avrupa ve Avrasya İşleri Bürosunun üst düzey yetkilisi Brendan Hanrahan ile bir toplantıya katılmalarıydı.
Konuyla ilgili bilgi sahibi olan ve POLITICO’ya isimsiz olarak konuşan beş kişi, Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin Washington’daki Alman Büyükelçiliğine sadece Hıristiyan Demokratlar ve AfD milletvekillerini kabul etmeye hazır olduğunu bildirdikten sonra planlanan toplantının iptal edildiğini söyledi.
Kaynaklar, Röttgen’in bu formatı reddettiğini ve koalisyon ortağı olmadan devam etmeyeceğini söylediğini belirtti. Fakat randevuyu nihayetinde kimin iptal ettiği belli değil.
POLITICO’nun yorum talebine yanıt olarak, Almanya Dışişleri Bakanlığı iptal nedenini açıklamayı reddetti.
ABD Dışişleri Bakanlığı, heyet ziyaretleri sırasında belirli partilere öncelik verdiğini reddetti ve yaptığı açıklamada, “Dışişleri Bakanlığı üst düzey yetkilileri, çok çeşitli siyasi partilerin temsilcileri ve liderleriyle düzenli olarak görüşüyor ve özel diplomatik toplantılar hakkında yorum yapmıyoruz,” dedi.
Bununla birlikte, Möller ve Röttgen ziyaretleri sırasında ABD’li Kongre üyeleri ve Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilileriyle görüşmelerde bulundu.
POLITICO’ya yaptığı açıklamada Möller, bu olayın “göreve geleli bir yıl olmasına rağmen, ABD yönetiminin bazı kesimlerinin hâlâ net bir koordinasyon ve güvenilir bir uyumdan yoksun olduğunu” gösterdiğini söyledi, fakat yine de yönetim yetkilileri ve Cumhuriyetçi Kongre üyeleriyle görüşmelerin gerçekleştiğini vurguladı.
Ayrı olarak düzenlenen Pentagon ziyaretinde, AfD’den Felser, Avrupa ve NATO politikasından sorumlu savunma bakan yardımcısı David A. Baker ile bire bir görüşme yaptı.
Felser, yaklaşık iki hafta önce Alman büyükelçiliği aracılığıyla randevu talebinde bulunmuştu. Görüşme, yeni ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi ve Washington’un Almanya’nın Avrupa savunmasında daha büyük bir liderlik rolü üstlenmesini beklemesi üzerine odaklandı.
Felser, POLITICO’ya verdiği demeçte, Washington’un kendisiyle görüşme isteğinin, ABD’nin Alman hükümet koalisyonunun AfD’yi kenara itme girişimine “kanmadığını” gösterdiğini söyledi ve ABD’nin açtığı “konuşma kanalı”nın partisi için “önemli bir destek” olduğunu ekledi.
Pentagon toplantısı hakkında konuşan bir Savunma Bakanlığı yetkilisi, yetkililerinin “müttefik parlamenterlerle düzenli olarak bir araya gelerek karşılıklı ilgi alanlarına giren savunma konularını tartıştıklarını” söyledi.
Hem Felser hem de parlamento heyetiyle birlikte Washington’da bulunan diğer AfD politikacı Gerald Otten, ABD yetkililerinin son aylarda gelecekteki işbirliğinin mümkün olup olmadığını belirlemek için partilerine aktif olarak ulaştıklarını söyledi.
Şu an için görüşmeler, AB, NATO ve NATO üye ülkelerinin savunma harcamalarını GSYİH’nin yüzde 5’ine çıkarma sözü dahil olmak üzere bir dizi konuda AfD’nin pozisyonlarını belirlemeye odaklandı.
Berlin’e dönen Röttgen, gazetecilere yaptığı açıklamada, Trump yanlısı MAGA kampının üyelerinin “köklü, neredeyse aşılmaz dünya görüşü”nden şaşkınlığa düştüğünü söyledi.
Röttgen, bunun Washington’a gittiği onca yıl boyunca hiç karşılaşmadığı bir şey olduğunu belirtti.
Diplomasi
Çin, AB’ye yapay zeka ittifakına katılmasını teklif etti

Çin, Avrupa Komisyonu’na, kendi uluslararası yapay zeka ittifakında bir yer teklif etti.
Rapporteur’ün edindiği bilgiye göre, Brüksel kısa süre önce AB hükümetlerine Pekin’in teklifini bildirdi.
Çin ve ABD, bu teknolojiyi yönlendirmek için yeni siyasi yapılar tasarlayarak, daha güçlü yapay zeka modelleri geliştirme yarışındaki liderliklerini pekiştirmeye çalışıyor.
Bu yarışta en iyi ihtimalle orta düzey bir güç olan Avrupa ise, kendi yapay zeka rotasını nasıl çizeceğine karar veriyor.
Bu yaz Çin, yapay zeka konusunda uluslararası işbirliğini teşvik etmeyi amaçlayan Dünya Yapay Zeka İşbirliği Örgütü’nü (WAICO) kurdu.
Başlangıçta 28 ülke daha bu örgüte katıldı; bildirildiğine göre bu ülkeler arasında Rusya, Endonezya ve Kazakistan da yer alıyor.
Şimdi ise WAICO’nun destekçileri arasında AB yürütme organının da yer alabileceği ortaya çıktı.
Görüşmeler hakkında bilgilendirilen üç diplomata göre, salı günü Komisyon, ulusal uzmanlara Pekin’in kendisine bu girişime katılma teklifi sunduğunu bildirdi.
Rapporteur, Pekin’in teklifini doğrulamak için Komisyon’a başvurduğunda, Komisyon yorum yapmadı ve teklife yanıt verip vermediğini de belirtmedi.
Şu ana kadar hiçbir AB ülkesinin WAICO’ya katıldığı bildirilmedi. Almanya’nın dijital bakanlığı, Ağustos ayında Rapporteur’e bu konuda herhangi bir planı olmadığını belirtmişti.
Avrupa’nın WAICO’ya yönelik şüpheci tutumu şaşırtıcı değil; özellikle de yapay zeka konusunda Çin ile uyum sağlama yönündeki herhangi bir adımın Washington tarafından düşmanca bir hareket olarak değerlendirileceği düşünülürse.
ABD, geçen yılın sonlarında kendi uluslararası teknoloji örgütü olan Pax Silica’yı kurdu. Resmi olarak bu girişim, yapay zeka için karmaşık küresel tedarik zincirini güvence altına almayı amaçlıyor; ancak pratikteki amacı hâlâ belirsizliğini koruyor.
Avrupa Komisyonu, bu yaz tüm AB adına Pax Silica’yı imzaladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı da Finlandiya, Almanya, Yunanistan, İtalya, Hollanda ve İsveç gibi birkaç Avrupa hükümetini imza sahibi olarak listeliyor.
Pax Silica’nın ayrıca, tamamen yapay zeka fırsatlarına odaklanan ikincil bir girişimi de bulunuyor.
Bu girişimin imza sahipleri arasında 20 AB hükümeti yer alıyor ama Komisyon’un kendisi yer almıyor.
Ağustos ayında, Reuters bir haberinde, Washington’un Pax Silica’nın yapay zeka fırsatları kısmına imza atanlara, Çin’in WAICO’suna da katılamayacakları konusunda uyarıda bulunmaya hazırlandığını bildirdi.
Bu durum, her iki grubu da potansiyel olarak birbirine zıt yapay zeka blokları olarak resmileştirecek.
Diplomasi
The Economist: ABD, Ukrayna için Kuzey Akım ve yaptırım planı hazırladı

The Economist’in haberine göre ABD, Donbass’ta askersiz bölge kurulması, Rusya’ya yönelik yaptırımların hafifletilmesi ve Ukrayna’ya yatırım yapılmasını içeren bir barış çerçevesi hazırladı. Taslakta Rus gazının Avrupa’ya sevkiyatı ve Kuzey Akım hattının açılması önerilirken, Kiev yönetiminden NATO hedefinden vazgeçmesi karşılığında AB üyeliği talep ediliyor.
ABD yönetiminin Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeye dönük taslak önerilerinde, Donbass bölgesinde silahsızlandırılmış bir hat kurulması, Moskova’ya yönelik yaptırımların gevşetilmesi ve Kiev’e kapsamlı bir yatırım paketi sunulması öngörülüyor.
İngiliz The Economist dergisinin Ukraynalı yetkililere dayandırdığı habere göre Washington, tarafları uzlaşmaya ikna etmek için hem ekonomik hem de siyasi başlıklardan oluşan geniş bir çerçeve üzerinde çalışıyor.
Derginin aktardığı taslak plana göre Rusya’ya ABD ile ticari anlaşmalar yapma imkanı, yaptırımlarda yumuşama ve siyasi ilişkilerin normalleşmesi teklif ediliyor.
Ukrayna’ya ise NATO üyeliği hedefinden vazgeçmesi karşılığında doğrudan yabancı yatırımlar ile Avrupa Birliği üyeliği vadediliyor.
Haberde, Ukraynalı yetkililerin masadaki son metnin bütün ayrıntılarına hakim olmadığı ancak ana çerçeveyi yakından bildiği kaydediliyor.
Kuzey Akım hattı ve doğalgaz sevkiyatı gündemde
The Economist, Moskova yönetimini ikna etmek amacıyla hazırlanan pakette Rus doğalgazının yeniden Avrupa pazarına satılması ve Kuzey Akım boru hattının tekrar faaliyete geçirilmesi gibi başlıkların da yer aldığını aktardı.
Dergi, Avrupa topraklarında yer alan bir boru hattının işletilmesine dair kararların doğrudan ABD’nin yetki alanına girmediğini de hatırlatıyor.
Ukraynalı müzakereciler ise Washington heyetinin çatışmalar resmen durmadan önce kendi ekonomik çıkarları doğrultusunda ticari anlaşmalar bağlamasından endişe duyuyor.
Dergiye konuşan bir Ukraynalı yetkili, Amerikan tarafının bu yaklaşımını “Neden bekleyip vakit kaybedelim ki? Vakit nakittir” sözleriyle özetledi.
Liderler düzeyinde diplomatik temaslar sıklaştı
Müzakerelere hazır olduğunu belirten Rusya yönetimi, Washington ile yürütülen son temaslarda Ukrayna’nın da yer alacağı üçlü bir müzakere sürecinin başlatılması konusunda mutabakat sağlandığını duyurdu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Bu müzakerelerin amacı, barış anlaşmalarına varılmasının ardından Ukrayna ve Rusya’nın güvenliğinin sağlanması meselesini ele almak olacaktır” açıklamasını yaptı.
Bu temaslar çerçevesinde ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff, 21 Ekim’de Rus lider Putin ile St. Petersburg’daki Konstantinovski Sarayı’nda bir araya geldi.
Görüşmenin basına açık bölümünde barışa giden yola dair hazırlanan belgeleri getirdiğini belirten Witkoff, Putin’den bu metinleri incelemesini istedi.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, devlet başkanının Amerikan önerilerini değerlendireceğini duyurdu.
St. Petersburg’daki görüşmede ateşkes için somut bir zemin oluştuğunu kaydeden Witkoff, teknik başlıkların ele alınması için Rusya, ABD ve Ukrayna arasındaki üçlü temasların başlamasını umduğunu dile getirdi.
Putin ise Trump’a barış çabalarına gösterdiği ilgi nedeniyle teşekkür ederek, ABD Başkanı’nın son telefon görüşmelerinde savaşın bir an önce sonlandırılması gerektiği üzerinde özellikle durduğunu aktardı.
Oslo’da hazırlanan çerçeve Moskova’ya taşındı
Witkoff, St. Petersburg ziyaretinden hemen önce 20 Ekim’de Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen müzakerelere katılmıştı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ve Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre’nin katıldığı bu toplantıya Trump’ın damadı Jared Kushner rahatsızlığı nedeniyle uzaktan bağlandı.
Stubb’ın verdiği bilgiye göre Oslo’daki görüşmede taraflar, Amerikan temsilcisinin Moskova’ya sunacağı güvenlik ve ekonomi alanındaki temel unsurları netleştirdi. Masada hava savunma sistemleri, enerji tesisleri ve kısmi ateşkes başlıkları da ele alındı.
St. Petersburg’daki görüşmenin ardından değerlendirmelerde bulunan Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuriy Uşakov ise sunulan yeni yaklaşımlarda çözüm için faydalı unsurların çok fazla olmadığını savundu.
Witkoff’un Oslo’daki temaslar hakkında Putin’e bilgi verdiğini ve Avrupalı liderler ile Kiev yönetiminin tutumundaki yeni noktaları aktardığını söyleyen Uşakov, görüşmenin kapsamlı ve açık sözlü geçtiğini belirterek çatışmanın “sona doğru ilerlediğini” ifade etti.
Diplomasi
NATO ajansı ölçek ekonomisiyle Ukrayna’nın giderlerini azaltacak

Financial Times’ın haberine göre NATO, Ukrayna’nın silah ve mühimmat tedarikini bünyesindeki Destek ve Tedarik Ajansı üzerinden yürütmesine onay vererek teslimatları hızlandırmayı ve maliyetleri düşürmeyi amaçlıyor. Avrupa Birliği’nin sağladığı 90 milyar avroluk kredinin 60 milyar avrosu savunmaya ayrıldı.
NATO, Ukrayna’nın silah, mühimmat ve askeri teçhizat alımlarını kendi bünyesindeki Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA) üzerinden yapmasına olanak tanıdı.
Financial Times gazetesine konuşan ajansın Operasyon Destek Direktörü Jacqueline Borsboom, bu adımın teslimatları hızlandıracağını ve maliyetleri düşüreceğini kaydetti.
Borsboom, mekanizmanın Ukrayna’ya tedarik tecrübesi, destek hizmetleri ve mevcut sanayi altyapısına doğrudan erişim sağlayacağını belirtti.
Yetkili, “Ölçek ekonomisi sayesinde maliyet avantajı ortaya çıkacak” dedi.
Yeni uygulamayla Kiev yönetimi, ihtiyaç duyduğu askeri malzemelerin teminini doğrudan ajansa devredebilecek.
Borsboom, Ukrayna’nın örneğin 30 bin takım askeri üniformaya ihtiyaç duyduğunda satın alma sürecini ajansa devredebileceğini anlattı.
Anlaşma, ittifakın nisan ayında Ukraynalı savunma şirketlerinin NSPA ihalelerine katılmasına izin veren kararının devamı niteliğini taşıyor.
Ajans geçen hafta Kiev’de yaklaşık 150 Ukraynalı şirketle bir araya gelerek tedarikçi kaydı ve sözleşme süreçlerini paylaştı.
Ukrayna silah alımlarını ABD ve Avrupa Birliği kaynaklarıyla finanse ediyor
Ukrayna 2025 yılından bu yana Amerikan silahlarını, NATO ülkelerinin Kiev için ABD’den silah ve mühimmat temin ettiği PURL mekanizması üzerinden ediniyor.
The Economist dergisi, Ukrayna’nın Patriot sistemleri için önleme füzelerinin yüzde 95’ini ve F-16 savaş uçakları füzelerinin büyük kısmını bu mekanizmayla temin ettiğini yazdı.
Uzmanlar, mevcut koşullarda Amerikan sevkiyatlarına denk bir alternatif olmadığını değerlendiriyor.
Financial Times, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Ukrayna’nın Rus petrol rafinerilerine düzenlediği saldırıları durdurmak amacıyla bu program kapsamındaki sevkiyatları ve istihbarat paylaşımını kesme tehdidinde gittiğini aktarmıştı.
Kiev yönetimi Amerikan silahlarının yanı sıra askeri alımlarını Avrupa Birliği kredisiyle de finanse edebilecek.
AB, Aralık 2025’te Ukrayna’ya ortak bütçeden 2026-2027 dönemi için dondurulan Rus varlıklarına dokunmadan 90 milyar avroluk kredi sağlama kararı aldı.
Macaristan, Çekya ve Slovakya’nın dışında kaldığı kredi paketi Nisan 2026’da onaylanırken bu kaynağın 60 milyar avroluk bölümü savunma harcamalarına ayrıldı.
Avrupa Komisyonu, finansman çerçevesinde hava ve füze savunma sistemleri, füzeler, mühimmat ile radarları içeren 6,1 milyar avroluk yeni silah alımını onayladı.
Bu alımların ağırlıklı olarak Avrupalı savunma sanayisi şirketlerinden yapılması hedefleniyor.
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı









