Diplomasi
Rubio, İran’ın ABD ile ‘anlamlı’ müzakerelere hazırlanması gerektiğini söyledi

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran ile yapılacak görüşmelerde Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel militan gruplara verdiği desteğin ele alınması gerektiğini belirterek, planlanan müzakerelerin kapsamının genişletilmesini istedi.
Cuma günü yapılması planlanan görüşmelerin başlangıçta İstanbul’da, bölge ülkelerinin gözlemci olarak katılmasıyla gerçekleştirilmesi bekleniyordu. Ancak görüşmeler hakkında bilgi sahibi olan kişiler, bu hafta Tahran’ın görüşmelerin sadece ABD’nin katılımıyla Umman’da gerçekleştirilmesini ve görüşmelerin kapsamının nükleer programının geleceği ile sınırlandırılmasını istediğini söylediler.
Rubio’nun çarşamba günü yaptığı açıklamalar, Başkan Donald Trump’ın haftalarca süren tehditlerinin ardından, savaşı önleyecek bir anlaşma sağlanması olasılığına yeni şüpheler getirdi.
Rubio çarşamba günü Washington’da gazetecilere yaptığı açıklamada, “Türkiye’de, katılmak ve bunun bir parçası olmak isteyen bir dizi ortak tarafından oluşturulan, üzerinde anlaşmaya varılmış bir forumumuz olduğunu düşünüyorduk” dedi ve müzakerelerin “anlamlı bir sonuca ulaşmak” için daha geniş bir yelpazede konuları ele alması gerektiğini ekledi.
Rubio gazetecilere, ABD’nin “müzakereye hazır olduğunu ve her zaman müzakereye hazır olduğunu” ve özel elçi Steve Witkoff’un “İranlılar görüşmek isterse hazır olduğunu” söyledi.
Rubio, ABD’nin “görüşmeyi ve konuşmayı tercih edeceğini” belirterek, “Bu adamlarla bir anlaşmaya varabileceğinizden emin değilim” diye ekledi.
Tahran’ın müzakerelerin kapsamını daraltma ve değiştirme talepleri, müzakerelerin geçen yıl ABD ile yapılan müzakerelerdeki formatı yansıtmasını istediğini gösteriyor. Geçen yılki müzakereler, İran’ın nükleer programı üzerinde odaklanmıştı ve Washington’un talep ettiği balistik füze cephaneliğinin geleceği gibi daha geniş kapsamlı konular ele alınmamıştı.
Görüşmeler hakkında bilgi verilen kişilerden biri, “İranlılar gündemi, katılımcıları ve toplantının yerini değiştirmek istiyorlar” dedi. “Bunun Umman’daki önceki nükleer görüşmelerin yeni bir turu olduğunu göstermek istiyorlar” diye ekledi.
“Fikir, süreci basitleştirmek için her seferinde tek bir konuyu ele almaktı” diye vurguladı.
Chatham House’un Orta Doğu direktörü Sanam Vakil de, İran’ın Körfez devletini taraflar arasında müzakere geçmişi olan “güvenilir tarihi bir muhatap” olarak gördüğü için Umman’ın görüşmelere ev sahipliği yapmasını tercih edeceğini söyledi.
“Tahran, zaten karmaşık ve zaman açısından hassas olan bir dizi görüşmeyi daha da karmaşıklaştırmamak ve uzatmamak için bölgesel aktörleri dışarıda tutmak istiyor” diye ekledi.
Witkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, geçen yıl Umman’ın başkentinde, İsrail’in haziran ayında İslam Cumhuriyeti’ne karşı 12 günlük bir savaş başlatmasından sadece 48 saat önce, altıncı tur görüşmelerden önce birçok tur dolaylı görüşme yaptılar. ABD, İran’ın ana nükleer tesislerini bombalamak için İsrail’in saldırısına katıldı.
Trump’ın damadı Jared Kushner’ın da Witkoff ve Arakçi ile birlikte görüşmelere katılması bekleniyor.
İHA krizi
Bölgede ülkeleri, Trump’ın İran’a karşı defalarca askeri harekat tehdidinde bulunması üzerine, son haftalarda iki tarafı müzakere masasına oturtmak için çabalarını yoğunlaştırdı.
ABD, son haftalarda bölgeye bir uçak gemisi saldırı grubu ve ek savaş uçakları ile hava savunma sistemleri gönderdi.
Gerginliğin tırmanmasının bir işareti olarak, salı günü bir Amerikan savaş uçağı, ABD ordusunun “USS Abraham Lincoln uçak gemisine agresif bir şekilde yaklaştığını” söylediği bir İran insansız hava aracını düşürdü. Devrim Muhafızları’na bağlı İran’ın Tasnim Haber Ajansı, ismi açıklanmayan bir yetkilinin, insansız hava aracının “rutin ve yasal” bir keşif görevi yürüttüğünü söylediğini aktardı.
Aynı gün ayrı bir olayda, muhafızların deniz kuvvetleri, Hürmüz Boğazı’nda ABD bayraklı bir tankere binip ele geçirme tehdidinde bulundu.
Balistik tartışması
Diplomatlar ve analistlere göre, Beyaz Saray, Tahran’dan tüm uranyum zenginleştirme faaliyetlerini kalıcı olarak sonlandırmayı, balistik füze programına sınırlamalar getirmeyi ve bölgesel militan gruplara verdiği desteği durdurmayı kabul etmesini talep ediyor.
İranlı yetkililer ise, yalnızca nükleer meseleyi görüşmeyi kabul edeceklerini ve Trump’ın taleplerine boyun eğmeyeceklerini söylediler.
Bu anlaşmazlık sebebiyle görüşmelerin akıbeti belirsizliğini koruyor.
ABD Başkanı, yarın Umman’da İran’la yeniden başlayacak nükleer müzakereler öncesinde yine doğrudan İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’i hedef aldı
NBC News ile söyleşisinde “diplomatik çabaların sonuç vermemesi halinde Hamaney’in endişelenmesinin gerekip gerekmediği” sorulan Trump: “Çok endişelenmeli. Duyduğuma göre nükleer programa yeniden başlamak istiyorlarmış. Eğer bunu yaparlarsa, onları ait oldukları yere geri göndeririz” dedi.
İran Genelkurmay Başkanı Orgeneral Musavi ise, yarınki nükleer müzakereler öncesi askeri saldırı tehditlerini sürdüren Trump’a uyarılarda bulundu.
Devrim Muhafızları’nın füze üretim tesislerinden birini ziyaretinde konuşan Musavi, “İran, balistik füzelerini tüm teknik boyutlarda geliştirerek caydırıcılık gücünü artırmayı başardı. 12 günlük savaşın ardından asimetrik savaş politikasını benimseyerek ve düşmanlara ezici bir yanıt vermeye hazır hale gelerek askeri doktrinimizi savunmadan saldırıya çevirdik” dedi.
Diplomasi
Xi, Trump ve Putin için APEC’te üçlü zirve girişimi

ABD, Rusya ve Çin, 18-19 Kasım tarihlerindeki APEC Zirvesi marjında Xi Jinping, Donald Trump ve Vladimir Putin arasında ilk kez üçlü bir liderler görüşmesi gerçekleştirmeyi müzakere ediyor. Washington ve Moskova temas konusunda ısrarcı davranırken, Ukrayna ve nükleer denetim başlıklarındaki görüş ayrılıkları nedeniyle Pekin henüz nihai kararını vermedi.
ABD, Rusya ve Çin’den üst düzey yetkililer, 18-19 Kasım tarihlerinde Çin’in Shenzhen kentinde düzenlenecek Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Zirvesi marjında Xi Jinping, Donald Trump ve Vladimir Putin arasında üçlü bir liderler zirvesi olasılığını ele alıyor.
Financial Times’a (FT) konuşan ve üç başkentteki temaslara vakıf kaynaklar, son iki haftadır devlet başkanları düzeyindeki ilk üçlü buluşmanın organizasyonuna dair ciddi görüşmeler yürütüldüğünü kaydetti.
APEC Zirvesi’ne katılması ve Çin Devlet Başkanı Xi ile bir araya gelmesi planlanan Trump, bir süre önce Putin’in de bu temasa dahil edilmesi fikrini gündeme getirmişti.
Ancak FT’nin kaynakları, ev sahibi Pekin’in zirvenin yapılıp yapılmayacağına ilişkin henüz kesin bir karar vermediğini aktardı.
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier de pazar günü yaptığı açıklamada, geçen haftaki görüşmelerinde olası üçlü zirveyi sorduğunda Xi’nin şaşkınlık yaşadığı izlenimi edindiğini bildirdi. Steinmeier, Çin liderinin bu söylentilerin nereden çıktığını sorduğunu aktardı.
Diplomatik temasların doğrudan üçlü formatta mı yürütüldüğü, yoksa ev sahibi Pekin’in Moskova ve Washington ile ayrı ayrı mı istişarelerde bulunduğu netlik kazanmadı.
Müzakerelerin seyrine yakın bir kaynak, ABD ve Rusya’nın Çin’in görüşmeyi kabul etmesi yönünde ısrarcı olduğunu ifade etti.
Zirvenin gerçekleşmesinin önündeki temel engellerden birini ortak bir gündem belirlenememesi oluşturuyor. Steinmeier’in aktardığına göre Şi, Ukrayna’daki savaşı ele almak üzere üçlü bir toplantı planı olmadığını belirtti.
Xi, söz konusu çatışmanın bir Avrupa meselesi niteliği taşıması nedeniyle Avrupalı tarafların müzakere masasında yer alması gerektiğini dile getirdi.
Moskova ise Avrupalı temsilcilerin bu tür görüşmelere katılmasına karşı çıkıyor. Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Yuriy Uşakov, ekim ayı sonunda yaptığı açıklamada, kasım ayında Birleşik Arap Emirlikleri’nde Ukrayna konusunda yapılması planlanan müzakerelerde Avrupalıların yer almayacağını belirterek “Kimse onları müzakere masasına davet etme niyetinde değil.” demişti.
Moskova’nın tutumunu bilen bir kaynak ise FT’ye, Shenzhen’de bir araya gelinmesi durumunda dahi Rusya’nın Ukrayna başlığında somut bir ilerleme beklemediğini savundu. Kaynak, Rusya’nın Çin’i krizin çözümünde öncü rol üstlenmek istememekle, çözüme yaklaşıldığı anda ise barış yapıcısı rolünü sahiplenmeyi hedeflemekle değerlendirdiğini ileri sürdü.
Diğer taraftan Trump, Pekin’in nükleer cephaneliğini hızla büyüttüğü gerekçesiyle nükleer silahların denetimi konusunu ele almak istediğini aktardı.
ABD ile Rusya arasındaki nükleer silah sınırlandırma anlaşmalarının süreleri de dolmuş durumda.
George W. Bush yönetiminde Asya konularında başdanışmanlık yapan Dennis Wilder, Çin yönetiminin on yıllardır bu konuyu müzakere etmeyi reddettiğine işaret ederek şöyle konuştu:
“Xi, üçlü bir toplantının gerçekleşmesini uluslararası arenadaki liderlik rolünü gösteren şahsi bir başarı olarak değerlendirebilir. APEC Zirvesi’nin kendi hedefleri oldukça mütevazı ve zirveden büyük sonuçlar beklemek pek olası değil.”
Pekin’in Ortadoğu diplomasisi hız kazandı
FT, olası zirvede İran dosyasının gündeme gelip gelmeyeceğinin henüz netleşmediğini bildirdi.
The Washington Post’un aktardığına göre ise Pekin, Ortadoğu’daki gerilimin düşürülmesi için diplomatik temaslarını yoğunlaştırdı.
Pazartesi günü Xi, ABD ile İran arasındaki müzakerelerde arabuluculuk yürüten Umman Sultanı’nı ağırladı.
Temas, iki ülke arasındaki 48 yıllık diplomatik ilişkilerde bir Umman devlet başkanının Pekin’e gerçekleştirdiği ilk ziyaret oldu.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi de İran ve Suudi Arabistan temsilcileriyle görüşmeler yaptı. Çin Dışişleri Bakanlığı, bölgedeki yedi ülkeye üç üst düzey temsilcinin gönderileceği bir diplomatik hamle başlatıldığını duyurdu.
Görüşmelerin ardından yapılan resmi açıklamalarda Pekin’in Ortadoğu’da acil bir gerilimi düşürme sürecini ve bölgesel güvenlikte daha etkin rol almayı hedeflediği vurgulandı.
Demokrasileri Savunma Vakfı’nın Çin programı direktörü Craig Singleton, Pekin’in zamanlamasına ilişkin olarak, “Trump yeniden İran’ı tehdit ediyor, Körfez ülkeleri yeni bir gerilimden endişe duyuyor ve Riyad, Tahran’ı frenlemesi için Çin’den ilişkilerini devreye sokmasını talep etti.” değerlendirmesini yaptı.
Üçlü zirve ihtimaline ilişkin Çin Dışişleri Bakanlığı, FT’ye yaptığı açıklamada Pekin’in “Çin ve Rusya devlet başkanları arasındaki görüşmeye dair ilgili taraflarla temas halinde olduğunu” bildirdi ancak Trump’a değinmedi. Beyaz Saray konuya dair henüz bir yorum yapmadı.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise FT’ye yaptığı açıklamada, “Böyle bir görüşmenin organize edilmesine yönelik çalışmalar yürütülüyor.” dedi.
Diplomasi
Kiev’de gizli gözaltı merkezi: İşkence gören askerler hastaneye kaldırıldı

Kiev yakınlarında seferberlik personelinin alıkonulduğu ve işkenceye maruz kaldığı belirtilen bir binaya baskın düzenlendi. Olay yerinde dört yaralı asker hastaneye sevk edilirken, Cumhurbaşkanlığı Ofis Başkanı Kirill Budanov benzer tesislerin varlığını teyit etti ve resmi soruşturma başlatıldı.
Ukrayna’nın başkenti Kiev yakınlarındaki Petropavlovskaya Borşçagovka banliyösünde, seferberlik kapsamında askere alınanlar ile firar şüphelilerinin tutulduğu iddia edilen bir binaya protestocular baskın girişiminde bulundu.
Askerlere işkence yapıldığı ve tıbbi yardımın engellendiği iddialarıyla başlayan olaylar arbedeye dönüştü.
Yaşanan gelişmeler üzerine Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Ofis Başkanı Kirill Budanov dahil olmak üzere üst düzey yetkililer olay yerine gitti.
Sosyal medyada yayılan ve Ukrayna basınında yer alan görüntülerde, göstericilerin müstakil bir evin kapılarını zorladığı, kimliği belirsiz kişilerle arbede yaşandığı ve sağlık görevlilerinin içeri girmesinin ardından yaralı askerlerin binadan çıkarıldığı görüldü.
Olaylar, binanın bodrum katında silahlı kişilerin yaklaşık 40 kişiyi alıkoyduğu, bu kişileri darbettiği ve yakınlarıyla iletişim kurmalarını engellediği yönündeki iddiaların yayılmasıyla başladı.
İlk haberlerde içeride en az bir kişinin öldüğü ileri sürülse de polis daha sonra can kaybı yaşandığını yalanladı.
Tutulan kişilerin yakınlarının da aralarında yer aldığı onlarca kişi bina önünde toplanarak görüş izni karşılığında rüşvet istendiğini öne sürdü.
Özel bir ambulansın tıbbi müdahale için adrese gelmesi ancak sağlık personeline başlangıçta izin verilmemesi gerginliği tırmandırdı; polis de personelin ilk anda içeri alınmadığını kabul etti.
Görgü tanıklarının aktardığına göre göstericilerin kapıları zorlaması üzerine içerideki kişiler kalabalığa gaz sıktı. Bir polis memuru eşliğinde içeri giren kadın sağlık görevlisi, binada 25 ila 30 kişinin bulunduğunu, durumu ağır dört askerin hastaneye kaldırılması gerektiğini açıkladı.
Vücutlarında darp ve yara izleri görülen bu dört kişi tedaviye götürüldü. Yaralılardan birinin omurgasında ciddi bir rahatsızlık olduğu bildirilirken, yaralanmaların nedeni ve boyutu netlik kazanmadı.
Olay yerindeki videolara göre binadan çıkarılanlar arasında 14 yaşında bir çocuğun da yer aldığı iddia edildi, ancak çocuğun durumu ve gözaltında olup olmadığı teyit edilemedi.
“Biz işkence yapmıyoruz, birlik kuruyoruz”
Kiev bölge polisi, yasa dışı gözaltı ve ölüm iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek kamuoyuna resmi açıklamaları takip etme çağrısında bulundu.
Olay yerine gelen Ukrayna Ulusal Muhafız Komutanı Aleksandr Pivnenko ise kalabalığa hitap ederek binanın eğitim merkezlerine sevk edilmeyi bekleyen seferberlik personeli için geçici bir barınma ve kabul noktası olduğunu savundu.
Pivnenko, UNIAN haber ajansına yaptığı açıklamada, “Biz işkence yapmıyoruz, birlik kuruyoruz.” dedi.
Pivnenko, hastaneye sevk edilen dört kişinin birliklerinden firar ettikten sonra yakalandığını kaydetti.
Ulusal Muhafızlar bünyesindeki neo-Nazi Azov Taburu tesisin kendi unsurlarından birine ait olduğunu doğruladı.
Dört askerin yaralandığını kabul eden Azov yetkilileri, sistematik kötü muamele iddialarını reddetti ve yasa dışı bir şiddetin tespiti halinde gereken adımların atılacağını duyurdu.
Benzer tesislerin varlığı kabul edildi
Zelenskiy’nin Ofis Başkanı ve eski Askeri İstihbarat Başkanı Kirill Budanov da bölgeye gelerek incelemelerde bulundu.
Bazı hasta yakınlarının içeri girmesine ve içeridekilerle görüşmesine izin verildiğini belirten Budanov, müfettişlerin koşulları incelediğini bildirdi.
Budanov, Ukrayna’da “benzer birçok tesisin” yer aldığını kabul ederek bunların işleyişine ilişkin soruşturma başlatılacağını açıkladı.
Budanov’un müdahalesine rağmen gerginlik sona ermedi. Sivil giyimli kimliği belirsiz kişilerin göstericilere saldırmasıyla çatışmalar çıktı.
UNIAN muhabirinin karnına tekme atıldığı bildirilirken, başından yaralanan bir kişinin Budanov’a başvurduğu görüntülere yansıdı; Budanov yaralıya polise başvurmasını söyledi. Çatışmalar sırasında bina çevresinde silah sesleri duyulduğu öne sürüldü.
Hromadske muhabirleri ise askerleri tahliye etmek için getirilen bir otobüsün çevresinde kavgalar çıktığını aktardı.
Yetkililer kalan askerleri nakletmek isterken arbede yeniden şiddetlendi. Budanov, 14 askerin hastaneye sevk edilmesi gerektiğini belirterek göstericileri otobüsü engelleyip devirmeye çalışmakla suçladı.
Gösteriyi yasa dışı bir sokak eylemi olarak nitelendiren Budanov, kalabalığa dağılma çağrısında bulundu.
Ukrayna İçişleri Bakanlığı olayla ilgili resmi soruşturma başlatıldığını, Devlet Soruşturma Bürosu ile Askeri Ombudsmanlığın sürece dahil olduğunu bildirdi.
Askeri Ombudsman Olga Reşetilova, Ulusal Muhafız Komutanlığı ile ortak inceleme yürüttüklerini ve askerlerin tıbbi yardım aldığını duyurdu.
Uluslararası insan hakları örgütleri, 2014 yılındaki Meydan olayları ve Donbass’taki çatışmaların başlangıcından bu yana Ukrayna’daki gizli gözaltı merkezlerini belgelemişti.
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 2016 tarihli ortak raporunda, Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile milliyetçi gönüllü birliklerin işlettiği gizli merkezlerde yargısız alıkoyma ve işkence vakalarına dikkat çekilmişti. Yetkililer ise izinsiz merkezlerin varlığını reddetmişti.
Son olaylar, zorunlu asker alım uygulamaları ve cepheden kaçış tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşti.
Ukraynalı milletvekili Aleksandr Fediyenko, ekim ayında yaptığı açıklamada birliklerini terk eden asker sayısının kesin olarak bilinmemekle birlikte 500 bine kadar ulaşabileceğini tahmin etmişti.
Diplomasi
ABD, Ukrayna garantileri için Avrupa ve NATO ile masaya oturuyor

ABD yönetimi, Ukrayna’ya verilecek güvenlik garantileri ve savaş sonrası planları görüşmek üzere Brüksel’de Avrupalı müttefikleriyle bir araya geleceğini duyururken üçlü müzakerelerin 10-11 Kasım’da Abu Dabi’de yapılacağını açıkladı. Washington diğer taraftan NATO müttefiklerinden PURL silah tedarik mekanizmasına sağladıkları mali katkıyı artırmalarını talep etmeye hazırlanıyor.
ABD Başkanı’nın Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Ukrayna’ya yönelik güvenlik garantilerini ve ülkenin yeniden inşasını ele almak üzere Brüksel’de Avrupalı müttefikler, Avrupa Birliği ve NATO temsilcileriyle bir araya geleceklerini duyurdu.
Witkoff, X sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, ABD’li müzakerecilerin bu hafta Brüksel’de Fransa, Almanya, İngiltere, AB ve NATO yetkilileriyle görüşeceğini kaydetti.
Özel Temsilci, tarafların Ukrayna için güvenlik garantilerini, “Avrupa’da savaş sonrası güvenlik mimarisini” ve ülkenin yeniden inşasını destekleyecek ekonomik imkanları müzakere edeceğini belirtti.
Witkoff, Brüksel’deki görüşmelerin net takvimine ilişkin ayrıntı vermedi.
ABD Temsilcisi, öte yandan ABD, Rusya ve Ukrayna arasındaki üçlü müzakerelerin 10-11 Kasım tarihlerinde Abu Dabi’de yapılacağını açıkladı.
Daha önce söz konusu zirvenin tarihi kamuoyuyla paylaşılmamıştı.
Öte yandan ABD’li yetkili Marco Rubio, Washington’ın Ukrayna konusunda müzakereler yoluyla hızlı bir çözüme ulaşılmasını beklemediğini dile getirdi.
Olası bir barış mutabakatı kapsamında her iki ülke için güvenlik garantileri daha önce de tartışma konusu olmuştu.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, şubat ayında yaptığı değerlendirmede, Kiev için sağlanacak güvenilir garantileri barışa ulaşmanın “tek gerçek temeli” olarak nitelendirmişti.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksandr Gruşko ise Moskova’nın güvenlik çıkarları gözetilmeden bir anlaşmaya varılmasının imkansız olduğunu savunmuştu.
Gruşko, bu garantilerin şartları arasında Ukrayna’nın NATO’ya katılmaktan vazgeçmesinin, ülke topraklarında yabancı birliklerin konuşlandırılmamasının ve Kiev’in Rusya’ya tehdit oluşturmama taahhüdünün yer alması gerektiğini belirtti.
Rus diplomat, Moskova’nın Avrupalı ülkelerle karşılıklı güvenlik garantilerini hukuki olarak kayıt altına almaya hazır olduğunu da sözlerine ekledi.
Bu konudaki temaslar, Rusya ve Ukrayna’nın ABD yönetimiyle yürüttüğü görüşmeler ve yeni tur üçlü müzakere hazırlıkları kapsamında ekim ayının ikinci yarısında yeniden hareketlendi.
Zelenskiy, Ukrayna, Avrupa ülkeleri ve ABD temsilcilerinin Oslo’da gerçekleştirdiği toplantıda güvenlik garantileri konusunun gündeme geldiğini duyurmuştu.
Ukrayna lideri, toplantıda NATO’nun kolektif savunmaya dair 5. maddesine benzer mekanizmaların değerlendirildiğini aktarmıştı.
Financial Times gazetesi de daha sonra yayımladığı haberde, Ukraynalı liderin gelecekteki bir anlaşma kapsamında Rusya’nın güvenlik garantilerine yönelik taleplerinin müzakere edilmesine ilk kez yeşil ışık yaktığını yazmıştı.
ABD müttefiklerden PURL katkısını artırmasını istiyor
Diplomatik temasların yanı sıra ABD, Ukrayna’ya silah alımını sağlayan PURL programına NATO müttefiklerinin sağladığı katkıyı artırmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre Washington, müttefiklere ek kaynak talebini kasım ayı içinde iletebilir.
Açılımı “Ukrayna’nın Öncelikli İhtiyaçları Listesi” olan PURL mekanizması, ABD ve NATO tarafından Temmuz 2025’te devreye sokuldu.
Bu sistemde NATO müttefikleri ile ortakları ABD’den temin edilecek silah ve mühimmatın finansmanını karşılıyor; NATO ise Ukrayna’nın önceliklerine göre yardım paketlerini koordine ederek sevkiyatı yönetiyor.
Business Insider, Ukrayna’nın hava savunma sistemleri için kullanılan Patriot füzeleri de dahil olmak üzere önleme mühimmatının büyük bölümünün bu mekanizma üzerinden sevk edildiğine dikkat çekiyor.
NATO, ekim ayında müttefiklerin Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA) üzerinden Ukrayna’nın silah, mühimmat ve askeri teçhizat alım imkanlarını genişletmişti.
NSPA Operasyon Destek Direktörü Jacqueline Borsboom, bu yeni mekanizmanın teslimatları hızlandıracağını ve maliyetleri düşüreceğini kaydetti.
Düzenleme sayesinde Kiev, belirli parti silah ve diğer tedarik kalemleri için doğrudan NSPA’yı yetkilendirebilecek.
Buna karşın ABD silahlarının sevkiyatında yaşanan gecikmeler, mevcut yardım mekanizmalarının işleyişine dair soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Zelenskiy, Patriot ve NASAMS hava savunma sistemlerine ait füzelerin onaylanması için Kiev’in yaklaşık bir aydır beklediğini ifade etti.
Pentagon ise yanıt olarak ABD politikasının değişmediğini, PURL programının “herhangi bir değişiklik olmaksızın uygulanmaya devam ettiğini” bildirdi.
Bunun yanı sıra Avrupalı müttefikler, ABD’deki ara seçimlerin ardından Washington’ın Ukrayna’ya sağladığı desteğin riske girmesinden endişe duyuyor.
Politico’nun 2 Kasım’da NATO diplomatlarına dayandırdığı haberine göre, Cumhuriyetçilerin yenilgisi halinde Donald Trump’ın ittifak üzerindeki baskıyı artırabileceği kaydediliyor.
Haberde Trump’ın Avrupa’daki Amerikan askeri varlığını azaltabileceği, ABD’nin NATO bütçesine katkısını düşürebileceği ve PURL programını sınırlayabileceği aktarılıyor.
Avrupa ülkelerinin ise hava savunma sistemleri ve istihbarat desteği de dahil olmak üzere Amerikan askeri kaynaklarının olası kesintisini telafi etmekte zorlanacağı vurgulanıyor.
Diplomasi1 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Görüş2 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Söyleşi2 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını2 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını2 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Asya1 hafta önceMao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı
Asya2 hafta önceÇinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu









