Bizi Takip Edin

Diplomasi

Rubio, İran’ın ABD ile ‘anlamlı’ müzakerelere hazırlanması gerektiğini söyledi

Yayınlanma

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran ile yapılacak görüşmelerde Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel militan gruplara verdiği desteğin ele alınması gerektiğini belirterek, planlanan müzakerelerin kapsamının genişletilmesini istedi.

Cuma günü yapılması planlanan görüşmelerin başlangıçta İstanbul’da, bölge ülkelerinin gözlemci olarak katılmasıyla gerçekleştirilmesi bekleniyordu. Ancak görüşmeler hakkında bilgi sahibi olan kişiler, bu hafta Tahran’ın görüşmelerin sadece ABD’nin katılımıyla Umman’da gerçekleştirilmesini ve görüşmelerin kapsamının nükleer programının geleceği ile sınırlandırılmasını istediğini söylediler.

Rubio’nun çarşamba günü yaptığı açıklamalar, Başkan Donald Trump’ın haftalarca süren tehditlerinin ardından, savaşı önleyecek bir anlaşma sağlanması olasılığına yeni şüpheler getirdi.

Rubio çarşamba günü Washington’da gazetecilere yaptığı açıklamada, “Türkiye’de, katılmak ve bunun bir parçası olmak isteyen bir dizi ortak tarafından oluşturulan, üzerinde anlaşmaya varılmış bir forumumuz olduğunu düşünüyorduk” dedi ve müzakerelerin “anlamlı bir sonuca ulaşmak” için daha geniş bir yelpazede konuları ele alması gerektiğini ekledi.

Rubio gazetecilere, ABD’nin “müzakereye hazır olduğunu ve her zaman müzakereye hazır olduğunu” ve özel elçi Steve Witkoff’un “İranlılar görüşmek isterse hazır olduğunu” söyledi.

Rubio, ABD’nin “görüşmeyi ve konuşmayı tercih edeceğini” belirterek, “Bu adamlarla bir anlaşmaya varabileceğinizden emin değilim” diye ekledi.

Tahran’ın müzakerelerin kapsamını daraltma ve değiştirme talepleri, müzakerelerin geçen yıl ABD ile yapılan müzakerelerdeki formatı yansıtmasını istediğini gösteriyor. Geçen yılki müzakereler, İran’ın nükleer programı üzerinde odaklanmıştı ve Washington’un talep ettiği balistik füze cephaneliğinin geleceği gibi daha geniş kapsamlı konular ele alınmamıştı.

Görüşmeler hakkında bilgi verilen kişilerden biri, “İranlılar gündemi, katılımcıları ve toplantının yerini değiştirmek istiyorlar” dedi. “Bunun Umman’daki önceki nükleer görüşmelerin yeni bir turu olduğunu göstermek istiyorlar” diye ekledi.

“Fikir, süreci basitleştirmek için her seferinde tek bir konuyu ele almaktı” diye vurguladı.

Chatham House’un Orta Doğu direktörü Sanam Vakil de, İran’ın Körfez devletini taraflar arasında müzakere geçmişi olan “güvenilir tarihi bir muhatap” olarak gördüğü için Umman’ın görüşmelere ev sahipliği yapmasını tercih edeceğini söyledi.

“Tahran, zaten karmaşık ve zaman açısından hassas olan bir dizi görüşmeyi daha da karmaşıklaştırmamak ve uzatmamak için bölgesel aktörleri dışarıda tutmak istiyor” diye ekledi.

Witkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, geçen yıl Umman’ın başkentinde, İsrail’in haziran ayında İslam Cumhuriyeti’ne karşı 12 günlük bir savaş başlatmasından sadece 48 saat önce, altıncı tur görüşmelerden önce birçok tur dolaylı görüşme yaptılar. ABD, İran’ın ana nükleer tesislerini bombalamak için İsrail’in saldırısına katıldı.

Trump’ın damadı Jared Kushner’ın da Witkoff ve Arakçi ile birlikte görüşmelere katılması bekleniyor.

İHA krizi

Bölgede ülkeleri,  Trump’ın İran’a karşı defalarca askeri harekat tehdidinde bulunması üzerine, son haftalarda iki tarafı müzakere masasına oturtmak için çabalarını yoğunlaştırdı.

ABD, son haftalarda bölgeye bir uçak gemisi saldırı grubu ve ek savaş uçakları ile hava savunma sistemleri gönderdi.

Gerginliğin tırmanmasının bir işareti olarak, salı günü bir Amerikan savaş uçağı, ABD ordusunun “USS Abraham Lincoln uçak gemisine agresif bir şekilde yaklaştığını” söylediği bir İran insansız hava aracını düşürdü. Devrim Muhafızları’na bağlı İran’ın Tasnim Haber Ajansı, ismi açıklanmayan bir yetkilinin, insansız hava aracının “rutin ve yasal” bir keşif görevi yürüttüğünü söylediğini aktardı.

Aynı gün ayrı bir olayda, muhafızların deniz kuvvetleri, Hürmüz Boğazı’nda ABD bayraklı bir tankere binip ele geçirme tehdidinde bulundu.

Balistik tartışması

Diplomatlar ve analistlere göre, Beyaz Saray, Tahran’dan tüm uranyum zenginleştirme faaliyetlerini kalıcı olarak sonlandırmayı, balistik füze programına sınırlamalar getirmeyi ve bölgesel militan gruplara verdiği desteği durdurmayı kabul etmesini talep ediyor.

İranlı yetkililer ise, yalnızca nükleer meseleyi görüşmeyi kabul edeceklerini ve Trump’ın taleplerine boyun eğmeyeceklerini söylediler.

Bu anlaşmazlık sebebiyle görüşmelerin akıbeti belirsizliğini koruyor.

ABD Başkanı, yarın Umman’da İran’la yeniden başlayacak nükleer müzakereler öncesinde yine doğrudan İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’i hedef aldı

NBC News ile söyleşisinde “diplomatik çabaların sonuç vermemesi halinde Hamaney’in endişelenmesinin gerekip gerekmediği” sorulan Trump: “Çok endişelenmeli. Duyduğuma göre nükleer programa yeniden başlamak istiyorlarmış. Eğer bunu yaparlarsa, onları ait oldukları yere geri göndeririz” dedi.

İran Genelkurmay Başkanı Orgeneral Musavi ise, yarınki nükleer müzakereler öncesi askeri saldırı tehditlerini sürdüren Trump’a uyarılarda bulundu.

Devrim Muhafızları’nın füze üretim tesislerinden birini ziyaretinde konuşan Musavi, “İran, balistik füzelerini tüm teknik boyutlarda geliştirerek caydırıcılık gücünü artırmayı başardı. 12 günlük savaşın ardından asimetrik savaş politikasını benimseyerek ve düşmanlara ezici bir yanıt vermeye hazır hale gelerek askeri doktrinimizi savunmadan saldırıya çevirdik” dedi.

Diplomasi

Avrupa Birliği Çin, BAE ve Türkiye’ye yaptırım uygulamaya hazırlanıyor

Yayınlanma

Avrupa Birliği, Rusya’nın enerji sevkiyatına kolaylık sağladığından şüphelenilen Çin, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye ve Azerbaycan merkezli şirketlere yönelik yeni yaptırımlar hazırlıyor. Dışişleri bakanlarının 15 Haziran’da onaylaması beklenen ara paket, Rusya’ya yönelik kısıtlamaları genişletmeyi öngörüyor.

Avrupa Birliği, Rusya’nın enerji kaynaklarının sevkiyatına destek sağladığı iddia edilen Çin, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye ve Azerbaycan merkezli şirketlere karşı yaptırım uygulamaya hazırlanıyor.

Politico’nun Avrupalı yetkililere ve AB dış ilişkiler servisinin kurum içi belgelerine dayandırdığı haberine göre, Brüksel bu ülkelerdeki bazı firmaları mercek altına aldı.

Avrupalı yetkililer, yaptırım uygulanması değerlendirilen Çin merkezli şirketlerin sayısının dört olduğunu belirtti. Bu firmaların yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri’nden beş, Türkiye’den üç ve Azerbaycan’dan bir şirkete karşı da yaptırım uygulanması teklif ediliyor.

Avrupa Birliği, söz konusu şirketlerin Rusya’dan yapılan deniz taşımacılığına ve enerji sevkiyatına kolaylık sağladığı görüşünü taşıyor. Politico, yaptırım listesine dahil edilmesi planlanan şirketlerin isimlerini kasıtlı olarak açıklamadığını belirtti.

Hazırlanan bu taslak, Avrupa Birliği’nin yaz aylarında kabul etmesi beklenen 21. yaptırım paketi niteliğini taşımıyor. Haber kaynağına göre bu adım, iki ana paket arasında devreye sokulacak bir ara “mini paket” olarak tasarlandı.

Kaynaklar, bu mini paketin 15 Haziran’da Lüksemburg’da düzenlenecek olan AB dışişleri bakanları toplantısında onaylanmasının beklendiğini aktardı.

Politico daha önce yaptığı yayınlarda, Avrupa Birliği’nin Rus enerji şirketlerine karşı da yaptırım uygulama olasılığı üzerinde çalıştığını yazmıştı.

Gazetenin elde ettiği bilgilere göre önerilen diğer önlemler arasında bankalara ve gemilere yönelik kısıtlamalar ile Rus petrolüne uygulanan tavan fiyat sınırının dondurulması ihtimali yer alıyor. Ayrıca yaptırım listesine Moskova ve Tüm Rusya Patriği Kirill’in ve bazı diğer gerçek kişilerin de dahil edilebileceği belirtildi.

Yaptırım kararlarının yürürlüğe girebilmesi için Avrupa Birliği üyesi olan 27 ülkenin tamamının oy birliğiyle onayı gerekiyor. Birlik, 20. yaptırım paketini nisan ayının sonunda onaylamıştı.

Rusya yönetimi ise Batılı ülkeler tarafından uygulanan yaptırımların yasa dışı olduğunu savunuyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

AB’den Ermenistan’a 50 milyon avroluk yardım

Yayınlanma

Avrupa Birliği, Rusya’nın uyguladığı ticari kısıtlamalar nedeniyle Ermenistan’a 50 milyon avro tutarında bir ekonomik yardım paketi sağlayacağını duyurdu. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Moskova’nın ekonomik ilişkileri siyasi baskı aracına dönüştürdüğünü iddia etti.

Avrupa Birliği, Rusya’nın artan baskısı zemininde Erivan’a 50 milyon avro tutarında bir ekonomik yardım paketi duyurdu.

Daha önce Moskova, Ermenistan’a yönelik olarak Ermeni meyve, sebze, çiçek, balık, maden suyu ve diğer ürünlerinin tedarikine yönelik yasak da dahil olmak üzere bir dizi ticari kısıtlama getirmiş, ayrıca AB ile yakınlaşma rotası nedeniyle “Ukrayna senaryosu” ile tehdit etmişti.

Reuters ajansının aktardığına göre Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Rusya Federasyonu’nun bu eylemlerini “ekonomik zorlama” olarak nitelendirdi ve bu tür önlemlerin kabul edilemez olduğunu belirtti.

Reuters’ın aktardığına göre von der Leyen, “Moskova, Ermeni mallarının ihracatına yönelik kısıtlamaları uzatarak ekonomik ilişkileri siyasi bir baskı silahına dönüştürüyor. Bu senaryoya fazlasıyla aşinayız. Avrupa’nın Ermenistan’ı kararlılıkla desteklemesinin nedeni tam olarak budur. AB tarafından bir yardım paketi hazırlıyoruz” ifadelerini kullandı.

Avrupa Komisyonu Başkanı, bu kararın Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile yapılan görüşmenin ardından alındığını kaydetti.

Avrupa Komisyonu Başkanı ayrıca AB’nin Ermenistan’a yönelik desteğinin devam edeceğini bildirdi. Bu kapsamda başta tarım ürünleri olmak üzere bazı Ermeni mallarının ticaretinin kolaylaştırılmasına yönelik hazırlıklar yapılıyor.

Daha önce, neredeyse günlük olarak uygulanan Rus kısıtlamalarını değerlendiren Paşinyan, Erivan’ın Rusya Federasyonu’na girişi yasaklanan ürünlerin bir kısmını başka ülkelere yönlendireceğini açıklamıştı.

Ermenistan Başbakanı’nın ifadelerine göre, ilk partiler halihazırda AB’ye ihraç edildi. Paşinyan, “Bir dizi iş heyeti halihazırda çalışıyor, ilk parti gül ve sebze gönderildi. Hiçbir ürün talepsiz kalmayacak” bilgisini paylaştı.

Avrasya Ekonomik Birliği referandum çağrısı yaptı

Geçen hafta Kremlin’in internet sitesinde Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) liderlerinin ortak açıklaması yayımlandı ve bu metinde Ermenistan’a “mümkün olan en kısa sürede” AB’ye katılım ve birlikten ayrılma konusunda referandum düzenleme çağrısı yapıldı.

Rusya’nın öncülük ettiği organizasyon, Erivan’ın AB’ye katılım hazırlıklarının AEB ülkelerinin ekonomik güvenliği için “önemli riskler” taşıdığını değerlendiriyor.

Buna yanıt olarak Paşinyan, şu an için böyle bir halk oylamasının derhal yapılmasına yönelik bir gerekçe bulunmadığını bildirdi. Bunun öncesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yalnızca Ermenistan’ın tutumunu belirleyecek bir referandumun yapılmasının iki ülkenin “yumuşak, medeni ve karşılıklı yarar sağlayacak şekilde” ayrılmasına olanak tanıyacağını ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO Ukrayna için füze bütçesini hedefin çok gerisinde bıraktı

Yayınlanma

Ukrayna ordusunun Rusya’nın yoğunlaşan şehir bombardımanları karşısında yaşadığı Patriot füzesi eksikliği kayıpları artırırken, NATO ülkelerinin Kiev için füze alım bütçesini planlananın çok gerisinde bıraktığı belirtildi.

Ukrayna, Rus ordusunun yoğun bombardımanları karşısında Patriot hava savunma sistemleri için füze tedarikinde ciddi bir kriz yaşamaya devam ediyor.

İran savaşı küresel ölçekte Patriot füzesi tedarikini daha da zorlaştırırken, NATO ülkelerinin Ukrayna için ABD’den yapılacak füze alımlarına ayırdığı bütçe de planlanan seviyenin çok gerisinde kaldı. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, bu kriz karşısında Avrupa ülkeleriyle yeni füze takas mekanizmaları kurmaya çalışıyor.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ukrayna’nın başkenti Kiev’e gerçekleştirdiği ziyaret sırasında, ittifak ortaklarının “Ukrayna’nın Öncelikli İhtiyaçları Listesi” (PURL) programı kapsamında yaklaşık 6 milyar dolar tahsis etmeyi taahhüt ettiğini bildirdi. Bu program çerçevesinde NATO üyeleri, Ukrayna için ABD’den doğrudan silah tedarik ediyor.

Ancak Politico’nun haberine göre, söz konusu bütçenin 5 milyar dolarlık kısmı halihazırda geçen yıl taahhüt edilmişti. Bu durum, NATO’nun 2026 yılının ilk beş ayında ancak 1 milyar dolarlık yeni bir kaynak üzerinde uzlaşabildiğini gösteriyor. Oysa Genel Sekreter Rutte, bu yıl için 12 milyar dolarlık bir finansman hedefi koymuştu.

İttifak yetkilileri ise üye ülkelerin aslında daha fazla kaynak aktarmayı kabul ettiğini, ancak resmi veriler olarak açıklanabilmesi için bu kararların nihai onay süreçlerinden geçmesi gerektiğini savunuyor.

Sürece aşina bir kaynak, Politico’ya yaptığı açıklamada, “Biraz geriden geliyor olsalar da” şu ana kadar ayrılan miktarın Rutte’nin kamuoyuna açıklayabileceği rakamların “milyonlarca dolar” üzerinde olduğunu ifade etti.

Bir NATO resmi sözcüsü konuya ilişkin olarak, “Genel Sekreter, Ukrayna’ya PURL üzerinden verilen desteğin devam edeceğini net bir şekilde ortaya koydu, bu nedenle yakın gelecekte yeni finansman taahhütlerinin açıklanması beklenmelidir” değerlendirmesinde bulundu.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ise PURL programına yeni kaynak sağlamayı kabul eden altı ülke olduğunu bildirdi, fakat “füze teslimatlarının hızını ve hacmini yetersiz” olarak nitelendirdi.

Zelenskiy, Genel Sekreter Rutte ile gerçekleştirdiği görüşmede bu eksikliklerin giderilmesi için “ek önlemleri” ele aldıklarını dile getirdi.

Zelenskiy’nin açıklamalarına göre mevcut problem yalnızca bütçe yetersizliğinden kaynaklanmıyor. ABD’nin İran’daki askeri operasyonlarının ardından küresel sevkiyatların keskin bir şekilde azaldığını belirten Ukrayna Devlet Başkanı, bu durumun Körfez ülkeleri dahil olmak üzere birçok bölgede aktif olarak kullanılan Patriot hava savunma sistemlerinde ciddi bir tedarik açığı yarattığını vurguladı. Ukrayna ordusu için ise Patriot sistemlerinde kullanılan PAC-2 ve PAC-3 füzeleri, Rus füzelerine karşı en etkili önleyici mühimmat konumunda bulunuyor.

Zelenskiy, Patriot füzelerinin teslimat sıralamasında öne geçmek amacıyla “birkaç ülke” ile anlaşmaya vardıklarını açıkladı. Devlet Başkanı, “Ancak bu sırada onların yerini alabilmeniz için öncelikle sözleşme bedelini ödemiş olmanız gerekiyor, bizim de bu ödemeyi yapmamız lazım” diyerek finansal yükümlülüğe dikkat çekti.

Ukrayna’nın bu kapsamda müzakere yürüttüğü ülkelerden birinin Almanya olduğu belirtiliyor. Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı bilgilere göre Kiev, Berlin yönetiminden bu yıl kendi mevcut stoklarından düzinelerce ek Patriot füzesi sağlamasını talep etti. Ukrayna, bunun karşılığında gelecekte üretilecek ve kendisine teslim edilecek füzeleri ilerleyen dönemde Almanya’ya devretmeyi teklif etti.

Kaynaklardan biri, Alman hükümetinin Ukrayna’nın bu takas talebini incelediğini ve henüz nihai bir karar vermediğini aktardı. Berlin’in konuya ilişkin resmi kararını temmuz ayında gerçekleştirilecek NATO zirvesi öncesinde veya zirve sırasında açıklayabileceği belirtiliyor.

Almanya, nisan ayında Ukrayna için mevcut stoklardan Patriot füzelerinin gönderilmesini ve yeni füze alımlarını da içeren 4 milyar euro değerinde bir askeri yardım paketi açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English