Ortadoğu
İsrail propaganda için 1 milyar dolardan fazla harcadı

İsrail hükümeti, Gazze’deki soykırımın ardından ABD ve dünya genelinde çöken kamuoyu desteğini toparlamak amacıyla 7 Ekim 2023’ten bu yana 1 milyar dolardan fazla propaganda harcaması yaptı. Responsible Statecraft’ın araştırması, Tel Aviv’in geleneksel lobi faaliyetlerinden doğrudan ABD’li şirketlerle sözleşme yapmaya ve yapay zeka modellerini manipüle etmeye kadar uzanan kapsamlı bir hat kurduğunu gösterdi.
İsrail hükümeti, Gazze’de Filistinlilere yönelik yürüttüğü askeri operasyonlar ve soykırım sürecinde uluslararası alanda kaybettiği kamuoyu desteğini geri kazanmak amacıyla 7 Ekim 2023’ten bu yana propaganda faaliyetlerine 1 milyar dolardan fazla bütçe ayırdı.
Responsible Statecraft (RS) tarafından yayımlanan araştırma, söz konusu meblağın İsrail’in özellikle en büyük müttefiki konumundaki ABD’de yürütüldüğü küresel “Hasbara” (halkla ilişkiler ve propaganda) çalışmalarında çarpıcı bir artışa karşılık geldiğini ortaya koydu.
Geniş çaplı propaganda hamlesi, İsrail’in yaklaşık üç yıldır Gazze’de sürdürdüğü ve ağır yıkıma yol açan eylemleri karşısında Amerikan toplumunun tutumunda meydana gelen belirgin değişimi hedef alıyor.
ABD kamuoyundaki destek çöktü
Gallup tarafından Temmuz 2025’te düzenlenen araştırmanın sonuçları, Amerikan halkının yüzde 60’ının İsrail’in Gazze’deki askeri harekâtlarını onaylamadığını gösterdi. İsrail ordusunun saldırıları Gazze’de çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 73 binden fazla Filistinlinin ölümüne yol açarken, bölge genelinde devasa bir fiziksel tahribat yarattı.
Kamuoyundaki bu olumsuz algıyı kırmaya çalışan İsrail, çeşitli iletişim stratejilerini devreye soktu. Bu kapsamda ABD Başkanı Donald Trump’ın eski kampanya yöneticisi Brad Parscale tarafından yürütülen ve “Allies for Peace” (Barış İçin Müttefikler) gibi sivil toplum kuruluşu görünümü verilen yapılar üzerinden toplu mesaj kampanyaları finanse edildi.
Lobi kuruluşlarından doğrudan şirket sözleşmelerine
İsrail, ABD’deki etkinlik alanını uzun yıllardır Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC) ve İsrail İçin Birleşen Hristiyanlar (CUFI) gibi İsrail yanlısı lobi grupları vasıtasıyla koruyordu. Finansmanını ve insan kaynağını ağırlıklı olarak ABD vatandaşlarından sağlayan bu kuruluşlar, Yabancı Temsilciler Kayıt Yasası (FARA) kapsamında yabancı bir devlet adına hareket eden yapılar olarak kaydolmak zorunda kalmıyordu.
Ancak Tel Aviv yönetimi son dönemde yöntem değişikliğine gitti. RS araştırması, İsrail’in FARA kapsamında beyanda bulunan şirket ve şahısları doğrudan istihdam etmek suretiyle ABD’de lobi, halkla ilişkiler ve siyasi iletişim hatlarına 100 milyon dolardan fazla doğrudan kaynak aktardığını belgeledi.
FARA kaydı ilgili kurumların casusluk faaliyeti yürüttüğü anlamına gelmiyor; yasa gereği yabancı hükümetler adına ABD kamuoyunu ve siyasetçilerini etkilemeye çalışan yapıların aldıkları ödemeleri ve faaliyetlerini şeffaf biçimde açıklamalarını zorunlu kılıyor. Doğrudan sözleşmeler, İsrail hükümetine propaganda içeriğini tam denetim altına alma, belirli toplumsal grupları hedefleme ve operasyonel hızı artırma imkânı sunuyor.
Responsible Statecraft, incelemesini FARA resmi kayıtları, İsrail hükümetinin ihale ile satın alma belgeleri ve çok sayıda kaynakla yürütülen mülakatlara dayandırdı.
Evanjelikler, muhafazakârlar ve gençler hedefte
Propaganda mekanizmasının önemli bir bölümünü Fransız iletişim devi Havas Media yönetiyor. Şirket, İsrail’in desteğini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu gruplara ulaşmak amacıyla ABD merkezli halkla ilişkiler firmalarıyla alt sözleşmeler imzalıyor.
Hedef kitlenin ana gövdesini Evanjelik Hristiyanlar, muhafazakâr çevreler ve genç nüfus oluşturuyor. Tel Aviv bu ağ üzerinden sosyal medya içerik üreticilerine ödeme yapıyor, kitlesel mesajlaşma ağlarını fonluyor ve internet kullanıcılarının arama motorları ile yapay zeka sistemlerinde karşılaştığı yanıtları biçimlendirmeye çalışıyor.
Yapay zeka yanıtlarını yönlendirme girişimi
İsrail hükümetinin doğrudan fonladığı bir diğer alan ise bilişim sektöründe “LLM poisoning” (Büyük Dil Modellerinin Zehirlenmesi) olarak tanımlanan ve yapay zeka veri tabanlarını manipüle etmeyi amaçlayan teknik müdahaleler oldu.
Bu sistemde özel olarak kurulan İsrail yanlısı dijital mecralar üzerinden içerik üretiliyor; Claude, ChatGPT ve Grok gibi yapay zeka sohbet robotlarının kullanıcı sorularına yanıt verirken bu hazırlanan siteleri kaynak alması hedefleniyor. RS’nin tespitlerine göre amaç, kullanıcıların doğrulanabilir somut olaylar hakkındaki sorgulamalarına verilen yanıtları İsrail lehine değiştirmek.
Araştırmada bu duruma örnek olarak İsrail askeri unsurlarının Gazze’de beş yaşındaki Filistinli çocuk Hind Receb’i ve ailesini öldürmesi vakası gösterildi. Yapay zeka sistemlerinin olayın olgusal çıplaklığını aktarmak yerine, tarafların iddialarını eşitleyen bir dil kullandığı ve İsrail ordusunun küçük bir çocuğa ateş açmak için ileri sürdüğü gerekçeleri ön plana çıkardığı kaydedildi.
Mali ilişkilerini açıklamayan şirketler var
İsrail adına kamuoyu oluşturma faaliyeti yürüten bazı halkla ilişkiler firmaları ile sosyal medya figürlerinin, FARA bünyesindeki yasal şeffaflık zorunluluğuna rağmen İsrail hükümetiyle girdikleri parasal ilişkileri bildirmekten kaçındıkları saptandı.
Responsible Statecraft araştırmasını şu tespitle tamamladı: “İsrail’in yeni yöntemleri Amerika’daki nüfuz ortamını dönüştürüyor. Ancak bu yöntemler, İsrail’in kamuoyunda derin tepki çeken politikalarının yol açtığı destek kaybını durdurmakta şimdiye kadar yetersiz kaldı.”
Ortadoğu
ABD, Orta Doğu’ya üçüncü uçak gemisini gönderiyor

ABD ordusu, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik yeni saldırıların ufukta olabileceği uyarısında bulunmasının ardından, Orta Doğu’ya üçüncü bir uçak gemisi saldırı grubunu sevk ediyor.
Özel bir amfibi saldırı grubunu da içeren bu sevkiyat, ABD’deki ara seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte İran’a karşı Trump’ın savaşının hızla değişen dinamiklerini vurguluyor.
Trump, savaşın birkaç hafta süreceği yönündeki ilk vaatlerine rağmen, ara seçimlerden sonra gerginliğin tırmanmasının hâlâ geçerli bir seçenek olduğunu belirtti.
Şu anda Orta Doğu’ya doğru yol alan gemi grubu, toplamda 7.000’den fazla denizci ve 2.000 Deniz Piyadesi’ni taşıyor.
Bu gruba, USS Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu ve iki amfibi çıkarma gemisinden oluşan USS Makin Island amfibi hazırlık grubu da dahil.
Hassas askeri operasyonlar hakkında konuşmak üzere isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkiliye göre, bu durum Ekim ayı sonuna kadar bölgede üç uçak gemisinin bulunacağı anlamına gelebilir.
Orta Doğu’da halihazırda bulunan personel de hesaba katıldığında, bu hamle ABD’nin deniz kuvvetleri varlığını 20.000’den fazla denizci ve deniz piyadesi ile yüzlerce uçağa ulaşacak şekilde alışılmadık derecede yüksek bir seviyeye çıkaracak.
Donanma, Nisan ayında 2003 yılından bu yana ilk kez Orta Doğu’da üç uçak gemisi saldırı grubu bulundurmuştu.
USS George HW Bush ve USS George Washington uçak gemileri, USS Boxer amfibi hazırlık grubu ile birlikte şu anda bölgede bulunuyor.
USS George Washington genellikle Pasifik Okyanusu’nda görevlendirilir fakat zorlu görev süresi boyunca mürettebatın 260 günden fazla süreyle aralıksız denizde kalmasına neden olan USS Abraham Lincoln’ün yerini almak üzere Orta Doğu’ya sevk edildi.
Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu bölgeye ulaştığında, Washington’un Japonya açıklarına kaydırılması muhtemel.
Perşembe günü Time dergisinde yayınlanan bir röportajda Trump, yeni saldırı olasılıklarına değindi ve 3 Kasım ara seçimlerinden sonra İran’a yönelik bombardımanı yoğunlaştırmasının “mümkün” olduğunu söyledi.
Israrla sorulunca Trump, stratejisi hakkında daha fazla ayrıntıya giremeyeceğini söyledi.
Trump, “Bunu size söyleyemem çünkü bakın, siz ‘nereyi bombalayacaksınız?’ diye soruyorsunuz,” dedi.
Pazartesi günü yapılan röportajda, İran’dan gelen son ateşkes teklifini reddettiğini belirterek, “bir yıl önce onaylamayacağı şeyleri bugün de onaylamayacağını” söyledi.
Trump, örnek olarak İran’ın önemli bir enerji nakil koridoru olan Hürmüz Boğazı’nı “açma” teklifini gösterdi ama teklifin genel olarak “yeterince iyi olmadığını” belirtti.
Giderek daha fazla tepki çeken bu savaşın Kasım ayında Cumhuriyetçilerin şansını zora sokup sokmayacağu sorulduğunda Trump, ilk başta “Mümkün” diye yanıt verdi. Fakat ardından, “İran’ın nükleer silahı olmayacağı için bu durum yardımcı olmalı,” diye ekledi.
Başkan, “dünya çapında da dahil olmak üzere” “halkın %100’ünün” İran’ın nükleer saldırı kapasitesine sahip olmasına karşı olduğunu söyledi ve “Yani, bu şekilde ifade ederseniz, faydası olur. Bunu söylemezseniz, zararı olabilir,” diye konuştu.
Ortadoğu
Şam’dan yalanlama: Hizbullah ile Türkiye’de görüşmedik

Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam ile Hizbullah heyetlerinin gerilimi düşürmek için Türkiye’de gizlice görüştüğü yönündeki Reuters haberini yalanladı. Haberde yer alan iddiaya göre heyetler Türk istihbaratının davetiyle eylülde en az bir kez bir araya geldi ve Şam yönetimi örgüte Lübnan’a askeri müdahalede bulunmama güvencesi sundu.
Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam’daki yeni hükümet yetkilileri ile Lübnan merkezli Hizbullah temsilcilerinin Türkiye’de bir araya geldiği yönündeki iddiaları yalanladı.
Bakanlığa bağlı Dış Medya Dairesi, 1 Ekim’de yaptığı açıklamada, söz konusu haberlerin gerçek dışı ve dayanaksız olduğunu belirterek herhangi bir temasın gerçekleşmediğini duyurdu.
Reuters haber ajansı aynı gün yayımladığı haberde, iki tarafın aralarındaki gerilimi düşürmek amacıyla eylül ayında Türkiye’de en az bir kez gizli toplantı yaptığını aktarmıştı.
Ajans, haberini ikisi Suriyeli, biri ABD’li yetkili ve biri Hizbullah’a yakın üst düzey Lübnanlı güvenlik kaynağı olmak üzere altı kişiye dayandırdı.
Habere göre buluşma, Türk güvenlik ve istihbarat kurumlarının davetiyle düzenlendi. Toplantıda Hizbullah temsilcilerinin yanı sıra Suriye istihbaratından ve Dışişleri Bakanlığından yetkililer yer aldı.
Ajansa konuşan ABD’li kaynak, görüşmenin anlaşmazlıkları gidermeye odaklandığını ve iyi geçtiğini söyledi.
Görüşmeye katıldığı öne sürülen Suriyeli bir yetkili, tarafların birbirlerine karşı düşmanlık beslemedikleri hususunda uzlaştığını aktardı. Buna göre Şam yönetimi, Hizbullah’ı silahsızlandırma gerekçesiyle Lübnan topraklarına askeri müdahalede bulunmayacağına dair örgüte güvence verdi.
Washington ise Suriye’nin Hizbullah’a karşı harekete geçmesini istiyor. ABD Başkanı Donald Trump, Şam yönetiminin örgüte askeri saldırı düzenlemesi gerektiği yönündeki talebini kamuoyu önünde birden fazla kez paylaştı.
Haberde aktarılan uzlaşma arayışına karşın Suriyeli heyet, Hizbullah’ın sınır ötesi silah kaçakçılığını durdurmasını ve özellikle Suriye’nin güneyindeki uyuyan hücrelerini lağvetmesini talep etti.
Hizbullah ise eski Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana ülke topraklarında hücreleri olduğu iddiasını reddediyor.
Şam yönetimi hafta başında roket saldırısı hazırlığı içindeki bir Hizbullah hücresinin yakalandığını ileri sürmüştü. Hizbullah bu iddia karşısında, “Suriye topraklarında hiçbir şekilde varlığımız yok ve orada herhangi bir güvenlik veya askeri faaliyette yer almıyoruz” açıklamasını yaptı.
Toplantı iddiasına ilişkin sorular karşısında Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Suriye Dışişleri Bakanlığı ve ABD Dışişleri Bakanlığı sessizliğini korurken Hizbullah’ın basın bürosu yorum yapmaktan kaçındı.
Suriye’deki yeni iktidar yapısı ile Hizbullah arasındaki temas iddiaları, tarafların geçmişteki yoğun çatışma geçmişine dayanıyor.
Hizbullah iç savaş boyunca Esad ordusu saflarında savaştı; Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) çekirdeğini oluşturan Nusra Cephesi ve Ahrar eş-Şam gibi gruplarla doğrudan karşı karşıya geldi.
Esad iktidarını Aralık 2024’te deviren HTŞ, mevcut Suriye Savunma Bakanlığında belirleyici konum taşıyor.
Nusra Cephesi, iç savaşın ilk evrelerinde Lübnan’ın kuzey ve doğu sınırlarını ele geçirmiş, ardından Lübnan ordusu ve Hizbullah birliklerince bu hatlardan püskürtülmüştü. Grup aynı dönemde Beyrut dahil Lübnan genelinde bombalı saldırılar ve suikastlar düzenledi.
Esad yönetiminin çöküşüyle Hizbullah’ın Suriye’deki etkinliği sona ererken, yeni Şam güçlerinin Lübnan sınırına askeri tahkimat yaptığı kaydediliyor.
Sınıra sevk edilen askeri birlikler arasında, geçmiş çatışma döneminde ülkeye giren yabancı savaşçıların da yer aldığı belirtiliyor.
Ortadoğu
Trump’ın damadının şirketi İsrail ordusunun tedarikçisine ortak çıktı

CNN’in haberine göre Jared Kushner’ın yatırım şirketi Affinity Partners, İsrail ordusuna silah ve teçhizat sağlayan firmalarda pay sahibi olan Phoenix Financial grubunun en büyük hissedarı kalmayı sürdürdü. Kushner’ın Gazze müzakerelerinde resmi kadro almadan gönüllü diplomat olarak yer alması, şirketteki 1 milyar doları aşan hisse değeri nedeniyle tartışma yarattı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde rol üstlenirken yatırım şirketi Affinity Partners üzerinden İsrailli finans grubu Phoenix Financial ile ticari bağlarını korudu.
CNN tarafından İsrail’deki mali kayıtlar incelenerek yapılan araştırma, Phoenix’in İsrail ordusuna silah, insansız hava aracı, savaş gemisi ve yıkım ekipmanı tedarik eden en az dokuz şirkette pay sahibi olduğunu ortaya koydu.
Bu şirketlerin tamamının hisse değeri geçen yıl artış kaydetti. Kuruluşların birçoğu, Gazze’deki çatışmaların ürünlerine yönelik talebi yükselttiğini açıkladı.
Affinity Partners, Trump’ın Ocak 2025’te başkanlık görevine başlamasından hemen önce Phoenix’teki payını neredeyse iki katına taşıdı.
Şirket, Temmuz 2026’da bu hisselerin dörtte birini 340 milyon doları aşkın bir bedelle elden çıkardı. Bu işlemden elde edilen gelir, satılan paylar için başlangıçta ödenen tutarın beş katını aştı.
Satışın ardından Phoenix’in en büyük hissedarı kalmayı sürdüren Affinity’nin elindeki yüzde 7,4’lük payın piyasa değeri temmuz ayı itibarıyla 1 milyar doların üzerine çıktı. Kushner, Phoenix’i daha önce şirketinin “en iyi yatırımı” olarak nitelendirmişti.
İncelenen belgelere göre Phoenix, İsrail’in en büyük savunma sanayisi şirketi Elbit Systems’e en az 265 milyon dolarlık yatırım yaptı. Elbit, İsrail ordusuna mühimmat, tank sistemleri ve askeri teçhizat temin ediyor.
İsrailli finans grubunun portföyünde İHA kameraları üreten NextVision, topçu mühimmatı tapası imal eden Reshef Technologies ve tank parçaları geliştiren Ashot Ashkelon da yer alıyor.
Phoenix ayrıca savaş gemisi üreticisi Israel Shipyards ile birlikte Boeing ve Caterpillar’da da hisse sahibi. İsrail ordusu operasyonlarda Boeing’in ürettiği uçak ve mühimmatları, Gazze’deki yıkımlarda ise Caterpillar üretimi iş makinelerini kullanıyor.
Kushner’ın şirketi Affinity doğrudan bu savunma kuruluşlarına ortak olmasa da Phoenix’in ana hissedarı sıfatıyla grubun mali kazancından pay alma imkanını koruyor.
Kushner, Trump yönetiminde resmi bir kadro almadan, gönüllü temsilci sıfatıyla diplomatik görüşmelere katılıyor. Bu konum, resmi bir kamu görevinde zorunlu tutulan mali bildirim ve çıkar çatışması yükümlülüklerine tabi olmamasını sağlıyor.
CNN, Kushner’ın yürüttüğü diplomatik temasların söz konusu yatırımları doğrudan etkilediğine dair somut bir veriye ulaşmadığını duyurdu.
Fakat Gazze müzakerelerinde görev üstlenen bir ismin, İsrail ordusunun tedarikçilerine sermaye aktaran bir grupta ana hissedar olması çıkar çatışması tartışmalarına yol açtı.
Kushner’ın avukatı, müvekkilinin Phoenix’in yönetim kurulunda yer almadığını, yatırım kararlarına müdahale etmediğini ve ticari girişimleriyle diplomatik temasları arasında bağ olmadığını savundu.
CNN ise Kushner’ın Eylül 2025’te Forbes dergisine verdiği mülakatta Phoenix yönetimiyle “çok aktif bir diyalog” sürdürdüğünü ve şirket yöneticileriyle birkaç haftada bir temas kurduğunu söylediğini aktardı.
Avukatı bu temasların tek tek yatırımlarla değil, genel piyasa eğilimleriyle sınırlı olduğunu öne sürerken diplomatik mesainin artmasıyla birlikte şirket yönetimiyle görüşmelerin seyreldiğini kaydetti.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Kushner’ın şahsi ticari işlerinin gönüllü diplomatik vazifeleriyle bağlantısı bulunmadığını dile getirdi.
Phoenix ise hissedarlarına sunduğu değerin temel faaliyet performansından beslendiğini belirterek haberdeki ayrıntılı bulgular hakkında değerlendirme yapmadı.
Diplomasi6 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi2 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Ortadoğu2 hafta önceKörfez ülkeleri, İran ile ilişkilerin “resetlenmesini” istiyor
Rusya1 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri









