Bizi Takip Edin

Ortadoğu

BAE ile İsrail arasında 1,3 milyar dolarlık gizli İHA pazarlığı sızdı

Yayınlanma

İsrailli silah üreticisi Elbit Systems yöneticilerinin kişisel e-posta hesaplarından sızdırılan belgeler, Birleşik Arap Emirlikleri ile yürütülen gizli silah pazarlıklarını gün yüzüne çıkardı. Yemen’deki Ensarullah hareketinin 2022’de Abu Dabi’yi vurmasının ardından hızlanan görüşmelerde, 45 Hermes-900 İHA’sını da içeren 1,3 milyar dolarlık dev bir paket masaya geldi. Sızdırılan arşivler kişisel Gmail hesaplarından ele geçirilirken, satışların tamamlandığını gösteren nihai bir belgeye ulaşılamadı.

İsrail’in en büyük silah üreticisi Elbit Systems’ın Birleşik Arap Emirlikleri’yle (BAE) yürüttüğü gizli silah görüşmelerinin ayrıntıları, şirketin üst düzey yöneticilerine ait kişisel e-posta hesaplarından sızdırıldı.

İlk olarak 22 Temmuz’da Drop Site News tarafından yayımlanan ve ardından Haaretz’in kendi kaynaklarıyla teyit ettiği belgeler; 2021-2023 yılları arasında BAE’ye gözetleme İHA’ları, sinyal istihbaratı, elektronik harp sistemleri ve kamikaze dron satışı için kapsamlı görüşmeler yapıldığını ortaya koydu.

Yazışmaların, Elbit’in İHA İnsansız Hava Araçları Sistemleri Birimi Başkan Yardımcısı Vered Haimovitz’in kişisel Gmail hesabından ele geçirildiği bildirildi. Belgeler, İran istihbaratıyla bağlantılı Hanzala adlı korsan grubu tarafından yayımlandı. Arşivde Haimovitz’in kişisel mesajlarının yanı sıra Elbit yöneticilerinin özel e-posta hesaplarından gönderilen şirket içi yazışmalar, mali teklifler ve BAE ordusuna ait olduğu belirtilen talep listeleri yer alıyor.

Haaretz, en az iki üst düzey Elbit yöneticisinin hassas askeri belgeleri şirketin güvenli e-posta sistemi yerine kişisel hesaplarından paylaştığını tespit etti. Drop Site ise e-posta imzalarını teknik yöntemlerle doğruladığını ve belgelerde yer alan kamuya açık olmayan iletişim bilgilerini kontrol ettiğini açıkladı. Ancak sızdırılan arşivde nihai satın alma emri veya teslimat belgesi bulunmuyor; bu nedenle görüşülen projelerin hangilerinin imzalandığı henüz bilinmiyor.

Husi saldırısı sonrasında acil operasyonel ihtiyaç

Yemen’deki Ensarullah hareketi (Husiler), 17 Ocak 2022’de Abu Dabi’deki petrol tesisleri ve havalimanını füze ve İHA’larla vurdu. Üç kişinin öldüğü ve altı kişinin yaralandığı bu saldırıdan bir hafta sonra BAE, Abu Dabi’yi hedef alan iki balistik füzenin engellendiğini duyurdu.

Saldırılardan yaklaşık iki ay sonra Elbit yazışmalarında BAE’nin İHA talebi “acil operasyonel ihtiyaç” başlığı altında tanımlanmaya başladı. Hazırlanan teklif, BAE sınırları dışındaki hareketliliğin izlenmesini ve ülkeye yönelen füze ile İHA saldırılarının erkenden tespit edilmesini amaçlıyordu.

Haaretz’in aktardığına göre BAE ilk aşamada altı Hermes-900 İHA’sı talep etti. Mart 2022 sonunda hazırlanan ayrıntılı teklifte, her biri üç hava aracından oluşan iki Hermes-900 sistemi yer aldı. Pakette altı gündüz ve gece görüş sensörü, geniş alanları yüksek çözünürlükle izleyebilen SkEye sistemleri, cep telefonu haberleşmesini dinleme donanımları, elektronik harp sistemleri, İHA’ları müdahale ve sinyal karıştırmaya karşı koruyan LightSpear sistemleri ile iki yer kontrol istasyonu bulunuyordu.

SkEye sistemi, on kameradan oluşan yapısıyla geniş bir alanı farklı açılardan gerçek zamanlı olarak kaydedebiliyor. Görüntülerin geriye doğru taranmasına imkan veren bu teknoloji, belirli bir aracın veya kişinin önceki hareketlerinin adım adım takip edilmesini sağlıyor.

Görüşmeler 45 İHA’lık pakete ve 1,3 milyar dolara ulaştı

İki Hermes-900 sisteminden oluşan ilk teklif Haaretz’e göre 180 milyon dolar değerindeydi. Drop Site’ın incelediği belgelerde ise temel paketin 154 milyon dolar, ek donanım ve seçeneklerle birlikte toplam değerin 225 milyon dolar olduğu belirtiliyor.

İlerleyen yazışmalar, BAE’nin projeyi 15 sisteme çıkarmak istediğini gösteriyor. Her sistemde üç hava aracı yer alması halinde paket 45 Hermes-900 İHA’sını kapsayacaktı. Haaretz, bu ölçekteki bir satışın yaklaşık 1,3 milyar dolar değerinde olacağını hesapladı.

Elbit yöneticilerinin Mart 2022’deki yazışmalarında, anlaşmanın birkaç hafta içinde imzalanabileceği ve BAE tarafının yoğun baskı kurduğu ifade ediliyor. Teknik şartnamelerin, mali teklifin ve sözleşme taslağının BAE’ye gönderildiği kaydedilse de belgeler nihai imzanın atıldığını doğrulalamıyor.

İsrail’den kısıtlı ihracat izni

Sızdırılan 2021 tarihli bir tutanak, Elbit yöneticileri ile İsrail Savunma Bakanlığı yetkilileri arasındaki silah satışı görüşmelerini ortaya koyuyor. Haaretz’e göre Elbit’e, BAE’ye saldırı kabiliyeti bulunmayan ve yalnızca istihbarat toplayan sınırlı bir Hermes-900 modeli satması için izin verildi. Oysa İsrail ordusu aynı İHA’yı saldırı görevlerinde de kullanıyor.

Belgelerde ayrıca 60 kilometre menzilli SkyStriker dolaşan mühimmatının satışı da gündeme geldi. Hedef üzerinde dolaştıktan sonra üzerine dalarak patlayan SkyStriker, bir saldırı İHA’sı olarak görev yapıyor. Yazışmalarda sığınakları delmek üzere tasarlanan bir tonluk MPR-2000 bombalarının satışı da yer alıyor.

BAE ordusuna ait “Hava Platformlu Sinyal İstihbaratı İhtiyaç Listesi” başlıklı dosyada ise ikisi insanlı, ikisi insansız dört istihbarat hava aracı talep ediliyor. BAE tarafı cep telefonu ve uydu iletişiminin izlenmesini, siber gözetleme yapılmasını ve lazer ya da yüksek güçlü mikrodalga teknolojileriyle elektronik saldırı düzenlenmesini istedi. İlk teslimatların 42 ay içinde yapılması öngörülürken Elbit’in sunduğu cevap seçeneklerinin satışa dönüşüp dönüşmediği netleşmedi.

Hermes-650 tanıtılmadan BAE’ye sunuldu

Sızıntı, Elbit’in yeni nesil Hermes-650 İHA’sını kamuoyuna tanıtmadan yaklaşık bir yıl önce BAE’ye pazarladığını gösterdi. Mart 2023 tarihli sunumda modelin sinyal istihbaratı ve elektronik harp donanımları taşıyabileceği belirtildi. Elbit bu ürünü ancak bir yıl sonra Singapur’daki savunma fuarında sergiledi.

Sunumda Hermes-650’nin SkyStriker mühimmatı ve Aeronautics şirketinin Orbiter serisi İHA’larıyla birlikte çalışabileceği ifade ediliyor. Haaretz, bu bilginin söz konusu sistemlerin daha önce BAE’ye satılmış olabileceğine işaret ettiğini aktardı. Teklif ayrıca BAE’de motor ve parçaların üretilmesi ile yerel montaj yapılmasını da kapsıyordu.

Elbit’in BAE ile yaptığı ve kamuoyuna açıkladığı tek resmi sözleşme Ocak 2022’deki 53 milyon dolarlık anlaşmaydı. Bu kapsamda Airbus A330 tanker uçaklarına elektronik harp sistemleri sağlandı. Şirket Kasım 2025’te ismi açıklanmayan bir müşteriye 2,3 milyar dolarlık satış yapacağını duyururken, Intelligence Online bu müşterinin BAE olduğunu ileri sürdü ancak taraflar bunu doğrulamadı.

İsrail’in savunma ihracatı 2025’te 19 milyar dolarla rekor kırarken, bunun 3 milyar doları İbrahim Anlaşmaları’nı imzalayan ülkelere yapıldı. 2021’den bu yana bu ülkelere yapılan toplam satış 9 milyar dolara yaklaşırken en büyük alıcılar Fas ve BAE oldu.

2026’daki İran savaşı sırasında İsrail, BAE’ye Demir Kubbe bataryaları ile personel gönderdi. Financial Times İsrail’in BAE’ye lazerli önleme sistemi verdiğini yazarken, BAE uçaklarının da İsrail’e gece uçuşları yaptığı bildirildi. BAE daha önce de İsrail menşeili SPYDER ve Barak hava savunma sistemlerini bünyesine katmıştı.

Elbit Systems, Haaretz ve Drop Site’a yaptığı açıklamada ticari konularda yorum yapmadığını belirterek, belgelerdeki bilgilerin faaliyetlerinin gerçek durumunu yansıtmadığını savundu ancak hangi bilgilerin yanlış olduğunu açıklamadı.

Ortadoğu

ABD, Orta Doğu’ya üçüncü uçak gemisini gönderiyor

Yayınlanma

ABD ordusu, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik yeni saldırıların ufukta olabileceği uyarısında bulunmasının ardından, Orta Doğu’ya üçüncü bir uçak gemisi saldırı grubunu sevk ediyor.

Özel bir amfibi saldırı grubunu da içeren bu sevkiyat, ABD’deki ara seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte İran’a karşı Trump’ın savaşının hızla değişen dinamiklerini vurguluyor.

Trump, savaşın birkaç hafta süreceği yönündeki ilk vaatlerine rağmen, ara seçimlerden sonra gerginliğin tırmanmasının hâlâ geçerli bir seçenek olduğunu belirtti.

Şu anda Orta Doğu’ya doğru yol alan gemi grubu, toplamda 7.000’den fazla denizci ve 2.000 Deniz Piyadesi’ni taşıyor.

Bu gruba, USS Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu ve iki amfibi çıkarma gemisinden oluşan USS Makin Island amfibi hazırlık grubu da dahil.

Hassas askeri operasyonlar hakkında konuşmak üzere isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkiliye göre, bu durum Ekim ayı sonuna kadar bölgede üç uçak gemisinin bulunacağı anlamına gelebilir.

Orta Doğu’da halihazırda bulunan personel de hesaba katıldığında, bu hamle ABD’nin deniz kuvvetleri varlığını 20.000’den fazla denizci ve deniz piyadesi ile yüzlerce uçağa ulaşacak şekilde alışılmadık derecede yüksek bir seviyeye çıkaracak.

Donanma, Nisan ayında 2003 yılından bu yana ilk kez Orta Doğu’da üç uçak gemisi saldırı grubu bulundurmuştu.

USS George HW Bush ve USS George Washington uçak gemileri, USS Boxer amfibi hazırlık grubu ile birlikte şu anda bölgede bulunuyor.

USS George Washington genellikle Pasifik Okyanusu’nda görevlendirilir fakat zorlu görev süresi boyunca mürettebatın 260 günden fazla süreyle aralıksız denizde kalmasına neden olan USS Abraham Lincoln’ün yerini almak üzere Orta Doğu’ya sevk edildi.

Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu bölgeye ulaştığında, Washington’un Japonya açıklarına kaydırılması muhtemel.

Perşembe günü Time dergisinde yayınlanan bir röportajda Trump, yeni saldırı olasılıklarına değindi ve 3 Kasım ara seçimlerinden sonra İran’a yönelik bombardımanı yoğunlaştırmasının “mümkün” olduğunu söyledi.

Israrla sorulunca Trump, stratejisi hakkında daha fazla ayrıntıya giremeyeceğini söyledi.

Trump, “Bunu size söyleyemem çünkü bakın, siz ‘nereyi bombalayacaksınız?’ diye soruyorsunuz,” dedi.

Pazartesi günü yapılan röportajda, İran’dan gelen son ateşkes teklifini reddettiğini belirterek, “bir yıl önce onaylamayacağı şeyleri bugün de onaylamayacağını” söyledi.

Trump, örnek olarak İran’ın önemli bir enerji nakil koridoru olan Hürmüz Boğazı’nı “açma” teklifini gösterdi ama teklifin genel olarak “yeterince iyi olmadığını” belirtti.

Giderek daha fazla tepki çeken bu savaşın Kasım ayında Cumhuriyetçilerin şansını zora sokup sokmayacağu sorulduğunda Trump, ilk başta “Mümkün” diye yanıt verdi. Fakat ardından, “İran’ın nükleer silahı olmayacağı için bu durum yardımcı olmalı,” diye ekledi.

Başkan, “dünya çapında da dahil olmak üzere” “halkın %100’ünün” İran’ın nükleer saldırı kapasitesine sahip olmasına karşı olduğunu söyledi ve “Yani, bu şekilde ifade ederseniz, faydası olur. Bunu söylemezseniz, zararı olabilir,” diye konuştu.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Şam’dan yalanlama: Hizbullah ile Türkiye’de görüşmedik

Yayınlanma

Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam ile Hizbullah heyetlerinin gerilimi düşürmek için Türkiye’de gizlice görüştüğü yönündeki Reuters haberini yalanladı. Haberde yer alan iddiaya göre heyetler Türk istihbaratının davetiyle eylülde en az bir kez bir araya geldi ve Şam yönetimi örgüte Lübnan’a askeri müdahalede bulunmama güvencesi sundu.

Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam’daki yeni hükümet yetkilileri ile Lübnan merkezli Hizbullah temsilcilerinin Türkiye’de bir araya geldiği yönündeki iddiaları yalanladı.

Bakanlığa bağlı Dış Medya Dairesi, 1 Ekim’de yaptığı açıklamada, söz konusu haberlerin gerçek dışı ve dayanaksız olduğunu belirterek herhangi bir temasın gerçekleşmediğini duyurdu.

Reuters haber ajansı aynı gün yayımladığı haberde, iki tarafın aralarındaki gerilimi düşürmek amacıyla eylül ayında Türkiye’de en az bir kez gizli toplantı yaptığını aktarmıştı.

Ajans, haberini ikisi Suriyeli, biri ABD’li yetkili ve biri Hizbullah’a yakın üst düzey Lübnanlı güvenlik kaynağı olmak üzere altı kişiye dayandırdı.

Habere göre buluşma, Türk güvenlik ve istihbarat kurumlarının davetiyle düzenlendi. Toplantıda Hizbullah temsilcilerinin yanı sıra Suriye istihbaratından ve Dışişleri Bakanlığından yetkililer yer aldı.

Ajansa konuşan ABD’li kaynak, görüşmenin anlaşmazlıkları gidermeye odaklandığını ve iyi geçtiğini söyledi.

Görüşmeye katıldığı öne sürülen Suriyeli bir yetkili, tarafların birbirlerine karşı düşmanlık beslemedikleri hususunda uzlaştığını aktardı. Buna göre Şam yönetimi, Hizbullah’ı silahsızlandırma gerekçesiyle Lübnan topraklarına askeri müdahalede bulunmayacağına dair örgüte güvence verdi.

Washington ise Suriye’nin Hizbullah’a karşı harekete geçmesini istiyor. ABD Başkanı Donald Trump, Şam yönetiminin örgüte askeri saldırı düzenlemesi gerektiği yönündeki talebini kamuoyu önünde birden fazla kez paylaştı.

Haberde aktarılan uzlaşma arayışına karşın Suriyeli heyet, Hizbullah’ın sınır ötesi silah kaçakçılığını durdurmasını ve özellikle Suriye’nin güneyindeki uyuyan hücrelerini lağvetmesini talep etti.

Hizbullah ise eski Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana ülke topraklarında hücreleri olduğu iddiasını reddediyor.

Şam yönetimi hafta başında roket saldırısı hazırlığı içindeki bir Hizbullah hücresinin yakalandığını ileri sürmüştü. Hizbullah bu iddia karşısında, “Suriye topraklarında hiçbir şekilde varlığımız yok ve orada herhangi bir güvenlik veya askeri faaliyette yer almıyoruz” açıklamasını yaptı.

Toplantı iddiasına ilişkin sorular karşısında Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Suriye Dışişleri Bakanlığı ve ABD Dışişleri Bakanlığı sessizliğini korurken Hizbullah’ın basın bürosu yorum yapmaktan kaçındı.

Suriye’deki yeni iktidar yapısı ile Hizbullah arasındaki temas iddiaları, tarafların geçmişteki yoğun çatışma geçmişine dayanıyor.

Hizbullah iç savaş boyunca Esad ordusu saflarında savaştı; Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) çekirdeğini oluşturan Nusra Cephesi ve Ahrar eş-Şam gibi gruplarla doğrudan karşı karşıya geldi.

Esad iktidarını Aralık 2024’te deviren HTŞ, mevcut Suriye Savunma Bakanlığında belirleyici konum taşıyor.

Nusra Cephesi, iç savaşın ilk evrelerinde Lübnan’ın kuzey ve doğu sınırlarını ele geçirmiş, ardından Lübnan ordusu ve Hizbullah birliklerince bu hatlardan püskürtülmüştü. Grup aynı dönemde Beyrut dahil Lübnan genelinde bombalı saldırılar ve suikastlar düzenledi.

Esad yönetiminin çöküşüyle Hizbullah’ın Suriye’deki etkinliği sona ererken, yeni Şam güçlerinin Lübnan sınırına askeri tahkimat yaptığı kaydediliyor.

Sınıra sevk edilen askeri birlikler arasında, geçmiş çatışma döneminde ülkeye giren yabancı savaşçıların da yer aldığı belirtiliyor.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Trump’ın damadının şirketi İsrail ordusunun tedarikçisine ortak çıktı

Yayınlanma

CNN’in haberine göre Jared Kushner’ın yatırım şirketi Affinity Partners, İsrail ordusuna silah ve teçhizat sağlayan firmalarda pay sahibi olan Phoenix Financial grubunun en büyük hissedarı kalmayı sürdürdü. Kushner’ın Gazze müzakerelerinde resmi kadro almadan gönüllü diplomat olarak yer alması, şirketteki 1 milyar doları aşan hisse değeri nedeniyle tartışma yarattı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde rol üstlenirken yatırım şirketi Affinity Partners üzerinden İsrailli finans grubu Phoenix Financial ile ticari bağlarını korudu.

CNN tarafından İsrail’deki mali kayıtlar incelenerek yapılan araştırma, Phoenix’in İsrail ordusuna silah, insansız hava aracı, savaş gemisi ve yıkım ekipmanı tedarik eden en az dokuz şirkette pay sahibi olduğunu ortaya koydu.

Bu şirketlerin tamamının hisse değeri geçen yıl artış kaydetti. Kuruluşların birçoğu, Gazze’deki çatışmaların ürünlerine yönelik talebi yükselttiğini açıkladı.

Affinity Partners, Trump’ın Ocak 2025’te başkanlık görevine başlamasından hemen önce Phoenix’teki payını neredeyse iki katına taşıdı.

Şirket, Temmuz 2026’da bu hisselerin dörtte birini 340 milyon doları aşkın bir bedelle elden çıkardı. Bu işlemden elde edilen gelir, satılan paylar için başlangıçta ödenen tutarın beş katını aştı.

Satışın ardından Phoenix’in en büyük hissedarı kalmayı sürdüren Affinity’nin elindeki yüzde 7,4’lük payın piyasa değeri temmuz ayı itibarıyla 1 milyar doların üzerine çıktı. Kushner, Phoenix’i daha önce şirketinin “en iyi yatırımı” olarak nitelendirmişti.

İncelenen belgelere göre Phoenix, İsrail’in en büyük savunma sanayisi şirketi Elbit Systems’e en az 265 milyon dolarlık yatırım yaptı. Elbit, İsrail ordusuna mühimmat, tank sistemleri ve askeri teçhizat temin ediyor.

İsrailli finans grubunun portföyünde İHA kameraları üreten NextVision, topçu mühimmatı tapası imal eden Reshef Technologies ve tank parçaları geliştiren Ashot Ashkelon da yer alıyor.

Phoenix ayrıca savaş gemisi üreticisi Israel Shipyards ile birlikte Boeing ve Caterpillar’da da hisse sahibi. İsrail ordusu operasyonlarda Boeing’in ürettiği uçak ve mühimmatları, Gazze’deki yıkımlarda ise Caterpillar üretimi iş makinelerini kullanıyor.

Kushner’ın şirketi Affinity doğrudan bu savunma kuruluşlarına ortak olmasa da Phoenix’in ana hissedarı sıfatıyla grubun mali kazancından pay alma imkanını koruyor.

Kushner, Trump yönetiminde resmi bir kadro almadan, gönüllü temsilci sıfatıyla diplomatik görüşmelere katılıyor. Bu konum, resmi bir kamu görevinde zorunlu tutulan mali bildirim ve çıkar çatışması yükümlülüklerine tabi olmamasını sağlıyor.

CNN, Kushner’ın yürüttüğü diplomatik temasların söz konusu yatırımları doğrudan etkilediğine dair somut bir veriye ulaşmadığını duyurdu.

Fakat Gazze müzakerelerinde görev üstlenen bir ismin, İsrail ordusunun tedarikçilerine sermaye aktaran bir grupta ana hissedar olması çıkar çatışması tartışmalarına yol açtı.

Kushner’ın avukatı, müvekkilinin Phoenix’in yönetim kurulunda yer almadığını, yatırım kararlarına müdahale etmediğini ve ticari girişimleriyle diplomatik temasları arasında bağ olmadığını savundu.

CNN ise Kushner’ın Eylül 2025’te Forbes dergisine verdiği mülakatta Phoenix yönetimiyle “çok aktif bir diyalog” sürdürdüğünü ve şirket yöneticileriyle birkaç haftada bir temas kurduğunu söylediğini aktardı.

Avukatı bu temasların tek tek yatırımlarla değil, genel piyasa eğilimleriyle sınırlı olduğunu öne sürerken diplomatik mesainin artmasıyla birlikte şirket yönetimiyle görüşmelerin seyreldiğini kaydetti.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Kushner’ın şahsi ticari işlerinin gönüllü diplomatik vazifeleriyle bağlantısı bulunmadığını dile getirdi.

Phoenix ise hissedarlarına sunduğu değerin temel faaliyet performansından beslendiğini belirterek haberdeki ayrıntılı bulgular hakkında değerlendirme yapmadı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English