Bizi Takip Edin

Amerika

ABD ticaret mahkemesinde kritik gümrük vergisi mesaisi

Yayınlanma

ABD Başkanı Trump’ın daha önceki düzenlemelerinin hukuksuz bulunmasının ardından yürürlüğe koyduğu yüzde 10’luk yeni küresel gümrük vergileri, bugün ABD Uluslararası Ticaret Mahkemesi’nde karara bağlanacak. Demokrat eyaletler ve küçük işletmeler tarafından açılan davada, Başkan’ın “ödemeler dengesi” yetkisini kötüye kullandığı ve anayasaya aykırı hareket ettiği ileri sürülüyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın küresel ölçekte uygulamaya koyduğu yeni gümrük vergileri, cuma günü mahkeme huzurunda kritik bir sınav verecek.

ABD Uluslararası Ticaret Mahkemesi, Yüksek Mahkeme’nin daha önceki gümrük vergilerini “acil durum yetkilerinin hukuka aykırı kullanımı” gerekçesiyle iptal etmesinin ardından Başkan tarafından getirilen yüzde 10’luk küresel vergiyi ele alacak.

Demokratların yönetimindeki eyaletler ve küçük işletmelerden oluşan koalisyon, yeni düzenlemenin de öncekilerle aynı akıbete uğramasını bekliyor.

Eyaletler tarafından mahkemeye sunulan belgelerde, “Bu durum, Başkan’ın kendi sınırlarını hiçe sayarak istediği gümrük vergisini koyabilmek için bir yasaya sığındığı yeni bir örnektir” ifadelerine yer verildi.

Hukuki ihtilafın odağında ‘ödemeler dengesi’ bulunuyor

Trump, şubat ayında Yüksek Mahkeme’nin önceki gümrük vergilerini geçersiz kılmasının ardından aynı gün yeni hamlesini yapmıştı.

Önceki düzenlemelerde acil durum yetkilerine dayanan Başkan, bu kez 1974 tarihli Ticaret Yasası’nın 122. Maddesi‘ni (Section 122) gerekçe gösteriyor.

İlgili madde, başkana “ABD’nin büyük ve ciddi ödemeler dengesi açıklarını gidermek amacıyla” ithalata tek taraflı olarak 150 gün süreyle yüzde 15’e kadar ek vergi koyma yetkisi tanıyor.

Trump, yayımladığı bildiride danışmanları tarafından ABD’nin ödemeler dengesi pozisyonunun “büyük ve ciddi bir açık” içinde olduğu yönünde bilgilendirildiğini belirtti.

Ancak bazı kesimler, Trump’ın tanımının yalnızca dış ticaret açığını kapsadığını, bu açığı dengeleyen yabancı sermaye girişlerini ve finansal yatırımları ise görmezden geldiğini vurguluyor.

Eyaletlerin dava dilekçesinde, 1970’lerde altın standardından ve sabit döviz kuru sisteminden vazgeçilmesinden bu yana bir ödemeler dengesi krizinin teknik olarak imkansız olduğu savunuldu.

Eyaletler ve işletmelerden geniş çaplı ittifak

Cuma günü görülecek davada davacı tarafı iki küçük işletme ve Demokratların yönetimindeki 24 eyalet oluşturuyor.

Baharat ve e-ticaret firması Burlap & Barrel ile Tonka ve K’nex gibi markaların tasarımcısı olan oyuncak şirketi Basic Fun!, davalarını birlikte yürütecek. Burlap & Barrel, müşterilerine yönelik mesajında, maliyetleri ne tüketicilere ne de çiftçilere yansıtmama sözünü tutmak adına bu hukuk mücadelesini verdiklerini açıkladı.

Davacıları, Yüksek Mahkeme’deki önceki davayı da Liberty Justice Center temsil ediyor. Oregon, Arizona, Kaliforniya ve New York’un öncülük ettiği eyalet koalisyonuna, eski Hazine Bakanı Janet Yellen, Cato Enstitüsü ve eski Başkan Yardımcısı Mike Pence tarafından kurulan muhafazakar “Advancing American Freedom” grubu gibi çeşitli kesimlerden destek geliyor.

Grup tarafından sunulan görüş yazısında, toplanan vergilerin hukuksuz olduğu ve ithalatçıların ileride bir iade hakkı kazanana kadar zorluk yaşamaya devam edeceği kaydedildi.

Dava, ikisi eski Başkan Obama, biri ise eski Başkan George W. Bush tarafından atanan üç yargıçlı bir panel tarafından karara bağlanacak. Bu panelin, Trump’ın aleyhine karar veren önceki heyetten farklı isimlerden oluşması dikkat çekiyor.

166 milyar dolarlık iade süreci devam ediyor

Yeni vergilerle ilgili hukuk savaşı sürerken, Yüksek Mahkeme tarafından iptal edilen önceki vergilerin iade süreci de ilerliyor. ABD Gümrük ve Sınır Muhafaza Dairesi (CBP), faizleriyle birlikte toplam 166 milyar dolara ulaşan iadelerin işlenmesi için otomatik bir sistem üzerinde çalıştığını bildirdi.

Üst düzey CBP yetkilisi Brandon Lord, sistemin dört ana bileşeninin yüzde 60 ile 85 oranında tamamlandığını mahkemeye aktardı.

Kurum, sistemin 20 Nisan’a kadar hazır olmasını hedefliyor. İlk etapta iadelerin yaklaşık yüzde 63’ünün karşılanabileceği, geri kalan ve “tasfiye” aşamasını geçmiş ürünleri kapsayan kısmın ise sonraki aşamalarda ele alınacağı belirtildi.

Bu süreçte, iade bekleyen yaklaşık 330 bin ithalatçıyı temsil edecek yeni bir davacı liderin de belirlenmesi bekleniyor; zira daha önce süreci yürüten Atmus Filtration şirketi bu hafta davasını geri çekti.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English