Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de bir asker Maduro’nun kaçırıldığı operasyonun bilgisiyle 400 bin dolar kazandı

Yayınlanma

ABD ordusunda görevli bir askerin, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırılmasına yönelik gizli askeri operasyon bilgilerini kullanarak tahmin piyasası Polymarket üzerinden bahis oynadığı bildirildi. Federal yetkililer, Fort Bragg’da görev yapan Gannon Ken Van Dyke’ın, hassas operasyonun zamanlaması ve sonucuna dair bahislerinden 400 bin dolardan fazla haksız kazanç sağladığını duyurdu.

ABD federal yetkilileri, Perşembe günü yaptıkları açıklamada, bir Amerikan askerini Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu kaçırmaya yönelik askeri operasyona ilişkin gizli bilgileri Polymarket adlı tahmin piyasasında bahis oynamak için kullanmakla suçladı.

Fort Bragg’da konuşlu olan ve operasyonun planlama aşamasında görev alan asker Gannon Ken Van Dyke, hükümete ait gizli bilgileri kişisel kazanç amacıyla kullanmakla itham edildi.

Hazırlanan iddianameye göre Van Dyke’ın söz konusu bahislerden 400 bin doların üzerinde kâr elde ettiği ileri sürüldü.

New York Güney Bölgesi ABD Savcısı Jay Clayton yaptığı açıklamada, “Tahmin piyasaları, hukuka aykırı olarak elde edilmiş gizli veya tasnif edilmiş bilgilerin kişisel kazanç için kullanılabileceği güvenli limanlar değildir” ifadesini kullandı.

Savcı Clayton, açıklamasının devamında şu ifadeleri kaydetti:

“Sanığın, hassas bir askeri operasyona ilişkin gizli bilgileri, sırf kâr elde etmek amacıyla bizzat o operasyonun zamanlaması ve sonucu üzerine bahis oynamak için kullanarak, Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti’nin kendisine duyduğu güveni ihlal ettiği iddia edilmektedir.”

Bunun açık bir “içeriden bilgi aktarımı” (insider trading) faaliyeti olduğunu vurgulayan Clayton, bu durumun federal yasalara göre yasa dışı olduğunu ekledi.

Clayton ayrıca, “Ülkenin sırlarını korumakla görevlendirilenlerin, bu sırları ve silahlı kuvvetler mensuplarımızı koruma yükümlülüğü vardır; bu bilgileri kişisel finansal kazanç için kullanma yetkileri yoktur” dedi.

Van Dyke’ın 26 Aralık tarihinde Polymarket üzerinde bir hesap oluşturduğu ve 27 Aralık ile 2 Ocak tarihleri arasında ABD’nin Venezuela’daki operasyonları ile Maduro’nun devrilmesine yönelik piyasalarda yaklaşık 33 bin dolar değerinde bahis oynadığı iddia edildi.

Amerika Birleşik Devletleri, 3 Ocak sabahı erken saatlerde Venezuela’da operasyonu başlatmış, Maduro ve eşini kaçırarak alıkoymuştu.

ABD Savcılığı, işlemlerin geniş çaplı incelemeye tabi tutulması üzerine Van Dyke’ın kimliğini gizlemeye çalıştığını da öne sürdü. İddialara göre Van Dyke, 6 Ocak’ta Polymarket’ten hesabını silmesini talep etti ve ilgili e-posta hesabına erişimini kaybettiğini ileri sürerek, kazançlarını gönderdiği kripto hesabına kayıtlı e-posta adresini değiştirdi.

Van Dyke, Emtia Borsası Yasası’nı üç kez ihlal etmenin yanı sıra, bir adet elektronik dolandırıcılık ve bir adet yasa dışı para transferi suçlamasıyla karşı karşıya bulunuyor.

Polymarket’te İran senaryolarına yönelik bahis hacmi büyüyor

Polymarket platformu ise X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Geçtiğimiz ay, içeriden bilgi aktarımıyla mücadele etmek amacıyla geliştirilmiş piyasa dürüstlüğü kurallarımızı yayımladık” açıklamasında bulundu. Şirket, gizli hükümet bilgileriyle işlem yapan bir kullanıcı tespit ettiklerinde konuyu Adalet Bakanlığına (DOJ) bildirdiklerini ve soruşturmada iş birliği yaptıklarını belirterek, “İçeriden bilgi aktarımının Polymarket’te yeri yoktur. Bugünkü tutuklama, sistemin çalıştığının kanıtıdır” dedi.

Maduro operasyonuna ilişkin şüpheli işlemler, tahmin piyasalarında son aylarda içeriden bilgi aktarımı konusundaki endişeleri artıran ve zamanlamasıyla dikkat çeken bir dizi bahsin ilki olarak kayda geçmişti.

Artan incelemelerin ardından hem Polymarket hem de Kalshi platformları, geçtiğimiz ay içeriden bilgi aktarımına yönelik ek kısıtlamaları devreye aldı.

Polymarket, yasaklanmış ticari faaliyetlerin kapsamını netleştirerek; kullanıcıların çalınmış gizli bilgiler, yasa dışı tüyolar veya sonucunu etkileyebilecekleri durumlar üzerinden işlem yapmalarının engellendiğini not etti.

Kalshi platformu da siyasetçilerin, sporcuların ve ilgili diğer kişilerin belirli piyasalarda işlem yapmasını engellemek için “yeni teknolojik koruma bariyerleri” başlattı. Şirket Çarşamba günü yaptığı açıklamada, kendi yarışları üzerine bahis oynayan üç siyasi adayın hesabının askıya alındığını duyurdu.

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Pentagon’dan Boeing’e 20 milyar dolarlık yeni nesil savaş uçağı sözleşmesi

Yayınlanma

ABD Donanması, uçak gemisi filosunun yeni nesil muharip uçağı F/A-XX için Boeing ile 20 milyar doları aşan bir geliştirme sözleşmesi imzaladı. 2030’lu yıllarda envantere girmesi hedeflenen sistem, Super Hornet uçaklarının yerini alacak ve insansız hava araçlarıyla koordineli görev yapacak.

ABD Donanması, uçak gemisi filosunda görev yapacak altıncı nesil F/A-XX savaş uçağının kapsamlı geliştirme süreci için havacılık şirketi Boeing ile 20 milyar doları aşan bir sözleşme imzaladı.

29 Eylül’de duyurulan anlaşma uyarınca üretici firma, donanmanın gelecek nesil hava muharebe filosunu şekillendirecek.

Pentagon yetkilileri, geliştirilecek uçağın çekişmeli hava sahalarında üstünlük sağlama ve uçak gemisi görev gruplarının operasyon menzilini artırma hedefi taşıdığını bildirdi.

Pentagon’un tedarik ve idame işlerinden sorumlu müsteşarı Michael P. Duffey, askeri personelin caydırıcılık, güç gösterisi ve hava hakimiyeti için yüksek ateş gücüne sahip ağ bağlantılı sistemlerle donatılacağını belirtti.

Duffey, programı ABD’nin ulusal güvenliği ve hava muharebe kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir yatırım olarak tanımladı.

Donanma Bakan Vekili Hung Cao ise işbirliğinden duyulan memnuniyeti dile getirerek hedeflerinin hava sahasındaki hakimiyeti sürdürmek olduğunu kaydetti.

Yeni Nesil Hava Üstünlüğü programı çerçevesinde imzalanan sözleşme; yer testleri, uçuşa elverişlilik denetimleri ile silah ve sistem entegrasyonunda kullanılacak birden fazla test platformunu kapsıyor.

F/A-XX modelinin 2030’lu yıllardan başlayarak hizmetteki F/A-18E/F Super Hornet ve EA-18G Growler filolarını desteklemesi, sonraki aşamada ise bu uçakların yerini alması öngörülüyor.

Uçak, mevcut F-35C filolarıyla ortak görev icra edecek; insanlı ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı müşterek harekâtlarda görev üstlenecek.

Bu anlaşma, Boeing’in üstlendiği ikinci altıncı nesil muharip uçak projesi oldu. ABD Hava Kuvvetleri, 2025 yılındaki F-47 projesi için de aynı üreticiyi tercih etmişti.

Şirket, ulusal güvenlik ve ihracat mevzuatı gerekçesiyle F/A-XX’in teknik verilerinin gizli tutulduğunu açıkladı.

Gelişmenin ardından şirketin New York borsasındaki hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kazandı.

Boeing, aynı süreçte İsrail ordusunun hava unsurlarına yönelik tedarik faaliyetlerini de sürdürüyor.

İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mayıs’ta Boeing yapımı F-15IA modellerinden oluşan ikinci bir filonun yanı sıra Lockheed Martin üretimi F-35’lerden oluşan dördüncü filonun alımına onay verdi.

Toplam 119 milyar dolarlık savunma planı kapsamında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, adımın hava sahasındaki operasyonel üstünlüğü pekiştireceğini ifade etti.

Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran’da geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor.

Gazze’de büyük bir yıkıma ve çoğunluğunu kadın ile çocukların oluşturduğu on binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılarda ABD menşeli savaş uçaklarının yanı sıra Boeing üretimi güdümlü mühimmatın okul binaları ve çadır kampları hedef alan operasyonlarda kullanıldığı kaydedildi.

Washington yönetimi, çatışma sürecinde İsrail’e aralarında F-15 uçakları ve hassas güdümlü bombaların da yer aldığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat anlaşmalarını onaylamayı sürdürdü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English