Avrupa
AB’ye ‘Rusya için geçerli olan ilkeler İsrail için de geçerli mi?’ diye soran gazeteci işinden oldu

İtalyan haber ajansı Nova, Avrupa Komisyonu’na “İsrail, Gazze’nin yeniden imarı için ödeme yapmalı mı?” sorusunu soran muhabiri Gabriele Nunziati’nin işine son verdi. Ajans, Rusya-Ukrayna paralelliği kuran soruyu “teknik olarak yanlış” diye nitelerken, İtalya’da karar tepkiyle karşılandı.
Roma merkezli haber ajansı Nova, Avrupa Komisyonu yetkilisine “İsrail, Gazze’nin yeniden imarı için neden ödeme yapmasın?” diye soran muhabiri Gabriele Nunziati’nin işine son verdi.
Avrupa Birliği (AB) gündemini takip eden Nunziati, yaptığı açıklamada, muhabir olarak göreve başlamasından sadece bir ay sonra işini kaybedeceğine dair bildirim aldığını söyledi.
Nunziati, “Haber ajansımdan, işbirliğimizi sonlandırma niyetinde olduklarını bildiren bir e-posta aldım” diye konuştu.
İtalyan haber sitesi Fanpage‘in ilk olarak duyurduğu bu gelişme, Nunziati’nin 13 Ekim’de Avrupa Komisyonu baş sözcülerinden Paula Pinho’ya Gazze’nin yeniden imarı hakkında soru sormasıyla başladı.
Nunziati, basın toplantısında, “Rusya’nın Ukrayna’nın yeniden inşası için ödeme yapması gerektiğini defalarca tekrarladınız. Sivil altyapısının neredeyse tamamını yok ettiği için İsrail’in de Gazze’nin yeniden imarı için ödeme yapması gerektiğine inanıyor musunuz?” sorusunu yöneltti.
Pinho ise bu soruya, “Kesinlikle ilginç bir soru, bu konuda herhangi bir yorumum olmayacak” yanıtını verdi.
Journalist was fired after asking the EU whether the same principles applied to Russia should also be applied to Israelhttps://t.co/iKbfBYlCyW pic.twitter.com/FUd9znyBMJ
— Glenn Diesen (@Glenn_Diesen) November 6, 2025
Bu diyalogun yer aldığı video kaydı, Avrupa Komisyonu basın toplantılarında sık görülmeyen bir şekilde hızla yayıldı ve Nunziati ilgi odağı hâline geldi.
The Intercept‘in haberine göre Nunziati, süreci şöyle anlattı:
“Video pek çok medya organı tarafından yeniden yayımlandı ve gerçekten çok büyüdü. Hatta birkaç kişi ‘Seni Instagram’da gördüm!’ diyerek benimle iletişime geçti. İki hafta sonra, 27 Ekim’de, haber ajansımdan işbirliğimizi sonlandırmayı planladıklarını bildiren bir e-posta aldım.”
Ajans çalışanlarının aktardığına göre, Nova sık sık gizlilik sözleşmeleri içeren ve sınırlı güvenceler sunan “işbirliği” sözleşmeleriyle personel çalıştırıyor.
Nunziati, soruyu sorduğu tarih ile sözleşmesinin feshedileceğine dair bildirim aldığı tarih arasındaki iki haftalık sürede Nova’daki üstlerinden iki “gergin” telefon aldığını belirtti ancak daha fazla yorum yapmaktan kaçındı.
Ajansın gerekçesi: ‘Teknik olarak yanlış soru’
Nova’nın sözcüsü Francesco Civita, Nunziati ile ilişkilerini Gazze sorusu nedeniyle sonlandırdıklarını doğruladı. Civita, Nunziati’nin “teknik olarak yanlış” bir soru sorduğu için işten çıkarıldığını belirtti.
Civita, Rusya ve İsrail’in konumları arasındaki farkın Nunziati’ye “defalarca açıklandığını” ancak kendisinin “durumlar arasındaki temel ve biçimsel farkı kavramakta bütünüyle başarısız olduğunu” söyledi.
Civita, “Dahası, sorunun doğru olduğu konusunda ısrar ederek uluslararası hukukun temel ilkelerinden bihaber olduğunu gösterdi. Daha da kötüsü, sorusuyla ilgili video, Rus milliyetçisi Telegram kanalları ve siyasal İslam’la bağlantılı, Avrupa karşıtı bir gündeme sahip medya organları tarafından alınıp yeniden paylaşılarak ajansı zor durumda bıraktı” diye ekledi.
İtalya’da karara tepki
Beş Yıldız Hareketi’nden İtalyan milletvekili Anna Laura Orrico, İtalyan basınına yaptığı açıklamada Nunziati’nin işten çıkarılması kararını kınadı.
Orrico, “Eğer anlatılanlar gerçekleri yansıtıyorsa, bir medya kuruluşunun böyle bir karar alması tek kelimeyle utanç verici olur” dedi.
Güvenliği için ismini vermeyen bir başka Nova çalışanı ise The Intercept‘e, Nunziati’nin durumunun “gazetecilerin İsrail konusunda maruz kaldığı İtalyan sansürünün yalnızca görünen kısmı” olduğunu söyledi.
Aynı gazeteci, “Gabriele, Avrupa Komisyonu’na rahatsız edici bir soru sorduğu için kovuldu. Takip eden günlerde atmosfer çok gergindi” ifadelerini kullandı.
Nova çalışanı, Nunziati’nin işten çıkarılmasının ardından “yayın kurulundaki tüm gazetecilerin sessizliğe büründüğünü” de sözlerine ekledi.
Batı’da pek çok basın mensubu, İsrail’in Gazze’deki savaşı hakkında zorlayıcı sorular sordukları veya eleştirel yorumlarda bulundukları için işlerini kaybetti.
Gazetecileri Koruma Komitesi’ne göre, Gazze’de 240’tan fazla gazeteci öldürüldü, onlarcası yaralandı ve yüze yakını İsrail tarafından hapsedildi.
Avrupa
İspanya ve İtalya sınır kontrollerini bitirecek

İspanya ve İtalya, geçen Temmuz ayında göç krizinin ardından başlayan sınır kontrollerini askıya alma konusunda anlaşmaya vardı.
Yaz aylarında Fas’tan Ceuta’ya gerçekleşen kitlesel göçmen geçişinin tetiklediği, aylar süren Schengen anlaşmazlığı şimdilik sona eriyor.
Bu karar, geçen hafta düzenlenen AB zirvesinde İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasında yapılan toplantının ardından ayarlanan, İtalya İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi ile İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska arasındaki telefon görüşmesinin ardından alındı.
Her iki ülke de ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda, bu kararın “durumun dikkatli bir şekilde analiz edilmesinin ardından” alındığını ve “Schengen bölgesinin tam güvenliğini sağlamak için bilgi paylaşımının güçlendirilmesiyle destekleneceğini” belirtti.
Kara sınırı paylaşmayan İspanya ve İtalya arasında yaşanan eşi görülmemiş gerginlik, hava ve deniz yoluyla gelen yolcular için rastgele pasaport kontrollerinin uygulanmasına yol açmış ve bu karar aylar boyunca sistematik olarak yenilenmişti.
İlk olarak 1 Ağustos’ta bir ay süreyle uygulamaya konulan bu önlemler, başlangıçta 48 saatlik bir süre içinde 80.000 göçmenin Fas’tan Kuzey Afrika’daki İspanyol eksklavı Ceuta’ya ani ve kitlesel geçişi nedeniyle tetiklenmişti.
İspanya İçişleri Bakanlığı’na göre, sonraki günlerde 72.000’den fazla göçmen Fas’a geri döndü.
Ardından AB liderleri Sánchez’e karşı birleşerek, onun göç yanlısı politikalarının bir çekim faktörü yarattığını iddia ettiler.
Finlandiya ve İtalya gibi ülkeler, İspanya ile Schengen bölgesinin kapatılmasını hızla talep ettiler
Bu göç akını, İspanya’yı eşi görülmemiş bir acil duruma sürükledi. Bu durum, geçiş girişiminde 141’den fazla kişinin hayatını kaybetmesi ve binlerce kişinin hâlâ bu küçük şehirde mahsur kalmasıyla devam eden siyasi ve insani bir krize dönüştü.
Yerel yetkililer, çoğu çocuk olan yaklaşık 15.000 göçmenin Ceuta’da kaldığını iddia ediyor.
Avrupa
Saharov Ödülü’nü UCM kazandı

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ve yetkilileri, 2026 Saharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü’nü kazandı.
Bu ödül, insan hakları alanındaki çalışmalar için AB’nin verdiği en yüksek onur ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, perşembe günü kazananı açıkladı.
Metsola, Avrupa Parlamentosu üyelerinin ayakta alkışladığı konuşmasında, “AB, çok taraflılığa ve uluslararası kurumlara saygı üzerine kurulmuştur ve bu ödül, uluslararası hukuku ve adaleti korumadaki mahkemelerin önemli çalışmalarını takdir etmektedir,” dedi.
Savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçları yargılayan Lahey merkezli mahkeme, faaliyetlerini felce uğratma tehdidi oluşturan ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya.
Washington, en son önlemleri Ekim ayı başında, Nobel Barış Ödülü’nün, İsrail’in Gazze’de soykırım gerçekleştirdiği sonucuna varan bir BM raporunu denetleyen mahkemenin eski yargıçlarından Navi Pillay’e verilmesinden birkaç saat sonra duyurdu.
Sosyalistler ve Demokratlar, ödülün mahkemeye siyasi destek sağlamasını umarak UCM’yi aday göstermişti.
Adaylık sürecini başlatan Fransız sosyalist Chloé Ridel, bu zaferi “tarihi” olarak nitelendirdi.
Ridel, Rapporteur’e verdiği demeçte, “Bu, Donald Trump’a gönderilen bir umut ve direniş mesajıdır. Ne kadar sürerse sürsün UCM’nin yanında olacağız,” dedi.
Perşembe sabahı Parlamento’daki siyasi grup liderleri, kazananı belirlemek üzere kapalı kapılar ardında bir araya geldiklerinde, UCM’nin kazanma ihtimalinin düşük olduğu düşünülüyordu.
Sonuçsuz geçen ilk turda, üç sağcı grup –Avrupa Halk Partisi (EPP), Avrupa Muhafazakârları ve Reformcuları (ECR) ve Egemen Ulusların Avrupası (ESN)– Tanzanyalı muhalefet lideri Tundu Lissu’yu destekledi.
S&D, Renew, Yeşiller ve Sol’dan oluşan sol koalisyon ise UCM’yi destekledi. Avrupa için Vatanseverler (PfE) ise kendi adayları olan İranlı Taraneh ve Romina Rahimi kardeşlerin arkasında durdu.
PfE’nin adayı daha sonra yarıştan elendi ve ikinci turda Tundu Lissu ile UCM arasında bir yarışma yaşandı.
Ardından istişareler için kısa bir ara verildi. Bir yetkiliye göre bu sırada EPP’den Manfred Weber, ECR’den PfE’yi Tanzanyalı adayı desteklemeye ikna etmesini istedi.
Ne var ki PfE, Tanzanyalı aktivisti desteklemek yerine nihai oylamada çekimser kaldı ve böylece UCM’yi destekleyenlere dar bir çoğunluk sağladı.
Bu zafer, UCM’ye Brüksel’de bir miktar siyasi destek sağladı. Fakat Hollandalı EPP milletvekili Dirk Gotink, ödülün mahkemeyi “kurtaramayacağını” söyledi.
Yine de Gotink, Rapporteur’e verdiği demeçte, bu zaferin “Parlamento’nun bu kurumu ve uluslararası hukukun önemini desteklediğine dair net bir sinyal” olduğunu belirtti:
“Bunun… UCM’nin Amerikan yönetiminin bu eşi görülmemiş saldırısı altında faaliyetlerine devam etmesini sağlayacağını tüm kalbimle umuyorum.”
ICC ve yetkilileri, 16 Aralık’ta Strazburg’da 50.000 avroluk ödülü alacaklar.
Avrupa
Avrupa, ABD’deki ara seçimlerin “Ukrayna’yı kurtarmasını” beklemiyor

Avrupalı yetkililer, Demokrat Parti’nin 2026 ara seçimlerini kazanmasının Ukrayna’yı Trump yönetiminin Rusya lehine politikasından kurtaramayacağını değerlendiriyor. Politico’ya konuşan müzakereciler, Kongre zaferinin kapsamlı askeri yardımlar yerine sadece uydu erişimi ve hava savunma füzelerinde sınırlı kazanımlar getirmesini bekliyor.
Avrupalı yetkililer, ABD’de kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerinde Demokrat Parti’nin kazanmasının Ukrayna politikasını kökten değiştirmeyeceğini düşünüyor.
Politico‘ya konuşan ve Ukrayna müzakerelerinde yer alan beş Avrupalı yetkili, seçim zaferinin Kiev’i Başkan Donald Trump yönetiminin Rusya lehine yönelen çizgisinden kurtarmaya yetmeyeceği görüşünde birleşiyor.
Demokratlar seçimleri kazanmaları halinde Trump’ın son adımlarını soruşturma ve cephedeki Ukrayna birliklerini güçlendirecek yasa tasarılarını geçirme sözü veriyor.
Görüşlerine yer verilen Avrupalı yetkililer ise yalnızca Kiev’in uydu hizmetlerine erişiminin yeniden sağlanması ve hava savunma füzelerinin teslimatının hızlandırılması gibi sınırlı kazanımlar bekliyor.
Avrupalı kaynaklar, Kongre içindeki en kararlı Ukrayna destekçilerinin dahi askeri desteği keskin biçimde artıracak büyük çaplı bir yardım paketini geçiremeyeceğini vurguluyor.
Yetkililerden biri, genel ruh halini şu sözlerle aktarıyor:
“Seçim zaferi bir rahatlama yaratır ancak ABD hükümetinin nasıl işleyeceği sorusu açık kalır. Sanki her şeyi zaten gördük.”
Habere göre Demokratlar, Kongre’yi kazansalar bile yürütme organı üzerindeki denetim yetkilerini Temsilciler Meclisi ve Senato’nun yeni yasama dönemine başlayacağı 2027 yılının başında kullanabilecek.
Demokratların Kiev’e destek verebilmesi için dikkat bekleyen çok sayıda iç meseleye rağmen Ukrayna’yı öncelikli gündem maddesi yapması gerekiyor.
Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat Adam Smith de CNN kanalına verdiği mülakatta bu sınırlara işaret ederek “Seçimi kazanmak iyi bir ilk adım olur ancak yeterli gelmez” değerlendirmesini yapıyor.
Avrupa kendi seçim takvimine odaklanıyor
Ukrayna’ya verilen desteğin sürdürülmesinde Avrupa tarafında da güçlükler yaşanıyor. Gelecek yıl kıtanın önde gelen bazı büyük ülkelerinde sandık başına gidilecek olması kararları doğrudan etkiliyor.
Politico‘ya konuşan yetkililerden biri, “Avrupalılar Demokratların zaferinin Ukrayna’ya desteği artıracağına bel bağlamıyor. Şu anda aralarında Fransa’nın da yer aldığı ülkelerdeki büyük seçimler öncesinde doğru adımları atmaya çok daha fazla odaklanmış durumdalar” diyor.
ABD’de Kongre ara seçimleri 3 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecek. Oylamada Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesinin tamamı ile 100 sandalyeli Senato’nun yaklaşık üçte biri belirlenecek.
Politico, Avrupalı diplomat ve yetkililerin Donald Trump’ın Vladimir Putin’e, Volodimir Zelenskiy’den daha fazla sempati beslemesinden çekindiğini daha önce aktarmıştı.
Bazı Avrupalı yetkililer Ukrayna’ya dönük mesafeli tutumu ABD Başkanı’nın kişisel tercihleriyle ilişkilendiriyor.
Eski bir üst düzey ABD istihbarat yetkilisine dayanan The Washington Post da Trump’ın Putin’in pozisyonunu desteklemeye yakın durduğunu yazmıştı. İstihbarat kaynağı, Trump’ın bu tavrını Ukrayna’nın askeri bir zafer kazanamayacağına inanmasına dayandırıyor.
Trump ise Zelenskiy’nin bir anlaşmaya varmak istememesi halinde bunun “çok kötü sonuçlar” doğuracağı uyarısını yapıyor. Rusya’yı “durmaksızın ilerleyen büyük bir makineye” benzeten Trump, Ukrayna liderinin uzun zaman önce barış yapabileceğini ve kendisini dinlemiş olsaydı “çok daha iyi bir anlaşma elde edebileceğini” öne sürüyor.
Trump, ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini, karşılığında ise “acı, ölüm ve devasa mali kayıplardan” başka hiçbir şey almadığını savunuyor.
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi










