Bizi Takip Edin

Avrupa

AfD’nin Kuzey Ren-Vestfalya kongresinde kaos

Yayınlanma

AfD Kuzey Ren-Vestfalya kongresi, eyalet seçimleri liste belirleme sürecindeki darp ve tehdit suçlamaları nedeniyle kaosa sahne oldu. Marl kentindeki toplantıda, aşırı sağcı milletvekili Matthias Helferich ile parti içi rakipleri karşılıklı olarak yargıya başvurdu. Delegelere baskı uygulandığı iddiaları, partinin Federal Meclis grubu ve eyalet teşkilatı düzeyinde derin çatlaklar olduğunu ortaya koydu.

Almanya için Alternatif (AfD) partisinin Kuzey Ren-Vestfalya eyalet kongresi pazar günü kaotik biçimde sona erdi.

Kongrede gelecek yıl düzenlenecek eyalet seçimleri için aday listesinin 22. sırasının belirlenmesi esnasında, aşırı sağcı Federal Meclis Milletvekili Matthias Helferich’in kampına mensup delegeler, 100’den fazla aday önerdi.

Bu adımın, Marl kentindeki liste oylamasını bloke ederek sonraki sıralar için pazarlık yapılması amacıyla atıldığı bildirildi.

Aday belirleme sürecinde daha önce, parti içi ılımlı kanadı temsil eden Eyalet Eş Başkanı ve liste başı adayı Martin Vincentz’ın destekçileri üstünlük sağladı.

Helferich’e yakınlığıyla bilinen Zacharias Schalley’nin Vincentz kanadından bir adaya karşı kaybetmesi, partinin radikal kanadında büyük rahatsızlığa yol açtı.

Helferich destekçilerinin delegelerin yaklaşık yüzde 40’ını temsil etmesi sebebiyle, yeni kurulacak eyalet meclisi grubunda güçlü bir temsil hakkı talep ettiği kaydedildi.

Milletvekili Matthias Helferich, kongre sırasında Vincentz kampından Federal Meclis Milletvekili Knuth Meyer-Soltau’nun kendisine fiziki saldırı uyguladığını iddia etti. Pazar günü WELT gazetesine konuşan 37 yaşındaki Helferich, olayı şu sözlerle aktardı:

“Meyer-Soltau benim oturduğum sıradan geçiyordu. Başka bir üyeyle tartışıyordu. Geriye döndüğünde, sandalyemde oturduğum sırada beni omuzlayarak ‘Kapa çeneni, seni aptal!’ diye bağırdı.”

Helferich ayrıca şunları kaydetti:

“Beni sandalyeden düşürmek isteyip istemediğini bilmiyorum. Ancak öfkeyle bana hakaret ettiği için bunun kasıtlı bir saldırı olma ihtimalini dışlamıyorum.”

Helferich’in pazartesi günü suç duyurusu yaptığı, Federal Yönetim Kuruluna ve eyalet yönetimine gönderdiği e-posta yazışmalarında ortaya çıktı.

“Meyer-Soltau kasıtlı ya da ihmal yoluyla sandalyeme ve gövdeme çarptı”

Helferich’in sunduğu suç duyurusu dilekçesinde, “Meyer-Soltau kasıtlı veya ihmal yoluyla sandalyeme ve gövdemin üst kısmına sert şekilde çarptı; düşmekten ancak masa kenarına tutunarak kurtulabildim” ifadeleri yer aldı. Dilekçede iki tanık ismi de belirtildi.

Helferich, parti yönetimine gönderdiği yazıda ise şu ifadeleri kullandı:

“Eyalet seçim kurultayında seçim hukuku açısından önem taşıyan çok sayıda benzer olay yaşandığından, parti düzenini koruma görevinin Federal Yönetim Kuruluna düştüğüne inanıyorum.”

Kendisi de Helferich gibi avukat olan 61 yaşındaki Meyer-Soltau suçlamaları reddetti. Pazar günü WELT’e açıklama yapan milletvekili, “Yöneltilen suçlamayı reddediyorum” dedi.

Meyer-Soltau, Helferich’in kendisini güçlü bir rakip olarak gördüğünü, çünkü daha önce partinin Federal Tahkim Mahkemesinde görülen Helferich’i ihraç davasında eyalet yönetiminin müzakereciliğini üstlendiğini belirtti. Söz konusu parti mahkemesi, yakın zamanda ihraç talebini reddetmişti.

Meyer-Soltau, “Bu durumun aramızdaki ilişkiyi olumlu etkilemediği açık” dedi. “Sayın Helferich, ağır bir yenilgi aldığı aday belirleme toplantısının ardından belli ki başka yollarla tatmin arayışına girdi. Konuyu avukatıma devredeceğim ve adli mercilere başvuracağım.”

Meyer-Soltau’nun avukatı tarafından Helferich’e gönderilen ve basına yansıyan yazıda, “Müvekkilim size hiçbir zaman hakaret etmemiş ve fiziki saldırı uygulamamıştır” denildi.

Yazıda Helferich’ten bu iddiayı tekrarlamaktan vazgeçmesi ve cezai şart içeren bir taahhütname imzalaması talep edildi.

Ayrıca Meyer-Soltau’nun avukatı, iftira suçlamasıyla Dortmund Başsavcılığına suç duyurusu yaptı.

Savcılığa sunulan dilekçede, “Fiziki saldırı suçlaması son derece onur kırıcı olup müvekkilimin kamuoyundaki itibarını kalıcı olarak zedelemeye ve kendisini sosyal olarak itibarsızlaştırmaya elverişlidir” ifadelerine yer verildi.

Kongrede delegelere şantaj yapıldığı iddiaları öne sürüldü

Marl’daki eyalet kongresinde delegelere yönelik tehdit iddiaları da gündeme geldi. Helferich, aday listesinin 13. sırası için Vincentz’ın yakın çalışma arkadaşı Klaus Esser’e karşı yarıştı.

İlk turda seçilmesi için sadece bir oya ihtiyaç duyan Esser, ancak ikinci tur oylamada çoğunluğu sağlayabildi.

Sonuçların açıklanmasının ardından kürsüye çıkan bir delege, Vincentz kampından bir eyalet yönetim kurulu üyesinin ikinci tur öncesinde Wuppertal ilçe teşkilatı sıralarına giderek, Esser için gereken oyun çıkmaması halinde Wuppertalli bir eyalet milletvekilinin gruptan ihraç edileceği tehdidini savurduğunu öne sürdü.

Delege, bu konuda suç duyurusu yapılacağını bildirdi.

AfD Eş Genel Başkanı Alice Weidel’ın sözcüsü, konuya ilişkin “The Pioneer” yayın organına yaptığı açıklamada, “Weidel bu durumu onaylamıyor. Böyle şeylerin yaşanmaması gerekir” dedi.

Kongre süresince salondaki mikrofonlardan başka tehdit iddiaları da dile getirildi. Bir delege, adaylardan birinin bir ilçe belediye meclisi üyesi ve ilçe başkanı tarafından tehdit edildiğini savundu.

Delegelerden biri, “Kendisine adaylıktan çekilmemesi durumunda bu partide geleceğinin kalmayacağı söylendi. Bunu doğrulayacak çok sayıda tanık var” iddiasını paylaştı.

Başka bir delege ise genç bir kadının, bir ilçe başkanı tarafından “bu oyuna alet olup şantaja boyun eğip eğmeyeceği” sorularıyla baskı altına alındığını ve durumun kendisi için “ilçe teşkilatında sonuçları olacağı” şeklinde tehdit edildiğini aktardı.

Düsseldorf AfD Başkan Yardımcısı ve Helferich’e yakın bir isim olan Marco Vogt ise adaylık konuşmasında, liste kargaşasına katılan genç üyelerin salondaki işverenleri tarafından tehdit edildiğini söyledi.

Würselen Belediye Meclis Üyesi olan bir diğer aday da Aachen bölgesinden bir ilçe yöneticisinin, adaylıktan çekilmemesi halinde kendi teşkilatında çok sayıda düşman edineceğini söyleyerek kendisine yönelik örtülü tehdit savurduğunu belirtti.

Adaylardan Leon Biallawons ise doğrudan Milletvekili Knuth Meyer-Soltau’yu hedef alarak, “Sana açıkça söylüyorum sevgili Knuth, senin tarafından tehdit edilmeme izin vermeyeceğim. Çünkü sevgili Knuth, bu partide kimin başarılı olacağına sen değil taban karar verecek ve taban uzun vadede kendi iradesini kabul ettirecek” dedi.

Meyer-Soltau ise bu iddialar karşısında yorum yapmaktan kaçınarak, “Bu tür asılsız iddialara dair açıklama yapmak istemiyorum” değerlendirmesini yaptı.

Pazar günkü kongrede süreci yavaşlatmak için başka yöntemlere de başvuruldu. Bir delege, “dışarıda dondurma arabası olduğu” gerekçesiyle kongreye 30 dakika ara verilmesini talep etti ancak bu talep reddedildi.

Toplantı yöneticisi Julian Flak’ın bir delegeye, “O bahçe mobilyalarını hemen dışarı çıkarın!” diye seslendiği duyuldu.

Cumartesi günü Vincentz’a yakın bir sohbet grubunda paylaşılan mesajda, “kendini vatansever ilan eden grubun” kongreyi tamamen kilitlemekle tehdit ettiği belirtilmişti.

Helferich liderliğindeki çekirdek kadronun, pazarlık masasına oturmaya zorlamak amacıyla kongre akışını kasten engellemeyi planladığı öne sürüldü.

Chat grubunda Alice Weidel’a yıpratma suçlaması yöneltildi

Pazar günü aynı sohbet grubunda, sabotaj eyleminin Federal Başkan Yardımcısı Sven Tritschler ve Helferich tarafından koordine edildiği yazıldı.

Mesajda, Tritschler’in bu adımı “patronu Alice Merkel” ile görüştüğüne dair ifadeler yer alırken, AfD lideri Alice Weidel kastedilerek “Bu net bir yıpratma operasyonudur. Bir Alice Merkel’e boyun eğmeyeceğiz” denildi.

Pazartesi gecesi itibarıyla 22. sıra adaylığı için oy pusulasında 81 adayın ismi yer aldı. Adaylıklarını açıklayan bazı isimler konuşmalarından önce geri çekildi. Sonuçların önümüzdeki hafta sonu açıklanması bekleniyor.

Kuzey Ren-Vestfalya AfD teşkilatı, aday belirleme toplantıları için toplam dört hafta sonu ayırdı. Kamuoyu yoklamalarına göre eyalet meclisinde 30 ila 40 sandalye kazanması beklenen partide, listenin üst sıraları için yoğun bir mücadele yürütülüyor.

Helferich’e yakın bir Telegram kanalında pazartesi günü yayımlanan “AfD-NRW Tabanı Kartel Partileşmeye Karşı Direniyor” başlıklı yazıda, yaşananlar bir “kahramanlık eylemi” ve “uyanık, idealist tabanın etkileyici bir tepkisi” olarak nitelendirildi.

Toplu adaylık süreci ise “Carl Schmitt’in partizan teorisi ile AfD tarihinde eşi benzeri görülmemiş demokratik bir kurtuluş hamlesinin birleşimi” olarak tanımlandı.

Yazıda ayrıca, liste başı adayı Vincentz’ın anketlerdeki başarıyı iyi bir seçim sonucuna dönüştürmek istemesi halinde partiyi birleştirmesi, yani Helferich taraftarlarına listede seçilebilecek sıralar vermesi gerektiği savunuldu.

Avrupa

Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Yayınlanma

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.

Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.

The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.

Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.

Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.

Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.

Fransa’da okul boykotları yayılıyor

“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.

Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.

Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.

Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.

Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.

17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.

Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.

Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.

Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.

Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.

Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.

Bu kapsamda iki soru sorulacak:

  • Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
  • Beklentileriniz nelerdir?

Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.

Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English