Bizi Takip Edin

ASYA

Afganistan ve Pakistan’ın karmaşık ilişkisi

Yayınlanma

Araları karmaşık iki komşu olan Afgan Taliban’ı ve Pakistan yöneticileri arasındaki güvensizlik bunaltıcı bir şekilde artarken, iki taraf da büyük bir krizin eşiğinde yalpalıyor. Taliban, Ağustos 2021’de iktidara geldiğinden beri Pakistan’a, Afganistan-Pakistan sınırında meydan okuyarak ve Pakistan Talibanı’na (Tehrik-i Taliban Pakistan- TTP) sığınaklar sağlayarak, baş kaldırıyor.

Sürekli artan bir şiddetle karşı karşıya kalan Pakistan, Afganistan Taliban yöneticilerine TTP’ye karşı sıkı önlem almaları için baskı yapmasına rağmen Taliban bu baskılara cevapsız kalıyor. Pakistan İçişleri Bakanı Rana Sanaulllah, TTP’nin terör faaliyetlerindeki artışın bölge barışı için bir tehdit olmasının yanı sıra Afgan Talibanı için de bir tehdit olduğunu belirtiyor.

Sanaulllah, Quetta’da biri polis olmak üzere dört kişinin ölümüne ve çoğu polis olmak üzere 30 kişinin yaralanmasına neden olan bir intihar saldırısına atıfta bulunarak, TTP’nin terör faaliyetlerinin Belucistan ve Hayber-Pakhtunkhwa’da yükselişte olduğunu belirtti. TTP, Haziran ayında Pakistan hükümetiyle üzerinde anlaşmaya vardığı sallantılı bir ateşkesi iptal etmesinden sadece bir gün sonra saldırının sorumluluğunu hemen üstlendi. TTP, saldırıyı eski sözcüleri Abdul Wali namı diğer Omar Khalid Horasani’nin intikamını almak için başlattığını söyledi. Wali, Ağustos ayında  Afganistan’ın Paktika şehrinde yol kenarına yerleştirilen bombalı saldırada hayatını kaybetmişti.

Bu yılın ilk dokuz ayında, Pakistan genelinde çoğu güvenlik güçleri olmak üzere en az 450 kişi öldürüldü. İslamabad, isyandaki artışı, TTP’nin sığındığı ve oradan sınır ötesi saldırıları yönetmeye devam ettiği Afganistan’ın Taliban tarafından ele geçirilmesine bağladı.

Afgan Talibanı ise başkent Kabil de dahil olmak üzere bir çok Afganistan ilini kasıp kavuran ve yüzlerce insanın ölümüne, yaralanmasına sebep olan saldırılardan sonra, Afganistan’da barışı tekrar kurmak için çabalıyor. Afganistan’daki  en son terör saldırısı Samangan iline bağlı bir dini okulda düzenlenmiş, bu saldırı sonucu en az 19 öğrenci ölmüş, ve yaklaşık 30 kişi yaralanmıştır.

Pakistan, Afgan Talibanı ve TTP ilişkileri 

Afgan Talibanı ve TTP’nin arasındaki ilişki sarsılmaz gibi görünüyor. TTP, yabancı güçlere karşı Afgan Talibanı ile birlikte savaştağını açıklamış, bir çok intihar saldırganının Taliban’a bağlılığını kanıtlamak için Afganistan’daki savaşta öldürüldüğünü belirtmişti. Aynı zamanda TTP ayrıca, 15 Ağustos 2022’de uluslararası güçlerin Afganistan’dan geri çekilmesinin birinci yıldönümününde Talibanı kutladı.

Söylendiğine göre, Afgan Talibanı iktidara geldiğinden beri TTP’yi desteklemek için Pakistan’ın güvenliğini tehdit eden dört şüpheli adım attı.

1- Taliban’ın önceki Afgan hükümeti tarafından Afgan hapishanelerinde hapsedilen iki binden fazla TTP üyesini serbest bırakması TTP’ye Afganistan’da serbest bir alan sağlayan önemli bir adımdı. Pakistan’daki  altı yıllık dengenin ardından, TTP’nin üstlendiği saldırıların yeniden başlamasının ve 2021’de yüzde 56 artmasının sebebi bu olabilir.

2- Afgan Taliban’ı TTP ile savaşmaya açıkça karşı çıktı ve onun yerine TTP ile Islamabad arasında barış müzakereleri teklif etti. Afgan Talibanı’nın arabuluculuğu altında TTP komutanları Kabil’de Pakistanlı yetkililerle bir çok kez barış görüşmesi yaptı ve Taliban her iki tarafı da ateşkese varmaya teşvik etti. Mayıs ayında ateşkes sağlandı ve ateşkes TTP tarafından tek taraflı olarak sonlandırılana kadar her iki taraf da birbirini şartları ihlal etmekle suçladı.

3- Pakistanlılara göre en önemli nokta, Taliban’ın ısrarla Durand Hattı’nı tanımaması. Taliban, 1966’da ilk iktidara geldiği günden bu yana iki ülke arasındaki Durand Hattı olarak bilinen 2 bin 640 kilometrelik sınırı yerleşik olarak tanımadı.

Taliban üst düzey yetkilisi Zabihullah Mücahid, Durand Hattı sorununun hala çözülmemiş olduğunu ve sınır hattına çit inşa etmenin “iki ülkeye de yayılmış bir milletin içinde çatlaklar yarattığını” söylemişti.

4- Pakistan için bir diğer önemli nokta ise, Taliban’ın Pakistan’ın bölgedeki muhalifi olan Hindistan’a angajmana açık olmasıdır. Taliban Savunma Bakanı Molla Yakub, Hindistan’nın Afgan birliklerine askeri eğitim sağlaması konusunda istekli olduklarını belirtmişti. Aynı zamanda,  Taliban’nın iktidara gelmesinin ardından Kabil’deki diplomatik misyonunu askıya alan Hindistan, Afganistan’da yarım kalan kalkınma projelerini tamamlamak istediğini açıklamıştı.

Taliban Savunma Bakanı Molla Yakub, sıradan bir Taliban üyesi ve siyasetçi değil aynı zamanda Taliban’ın kurucusu ve dini lideri Molla Ömer’in en büyük oğludur. Yakub’un Hindistan’dan destek çağrısı, Pakistan’ın Afganistan’da on yıllardır sürdürdüğü komşu rejimi politikasına büyük bir darbe olmuştur. Bu, Islamabad’ın uzun vadeli hedefi olan Afganistan’ı bölgesel olarak kullanma, özellikle de Hindistan’a karşı, gündemine uymuyor.

Üst düzey Pakistan temsilcileri Kabil’e gitti

Bu arada Pakistan Dışişleri Bakanı Hina Rabbani Khar, Kabil’e gitti ve Afganistan Dışişleri Bakanı Emirhan Mutakki ile iki ülkeyi de alakadar eden önemli konuları görüşmek üzere bir araya geldi. Taraflar, eğitim, sağlık, ticaret ve yatırım, bölgesel bağlantı, bölgesel güvenlik ve sosyoekonomik projelerde işbirliği dahil olmak ortak çıkarları olan bir çok konuyu tartıştı.

Bu, ABD kuvvetlerinin geri çekilmesinin ardından ve Taliban’nın iktidara gelmesinden bu yana bir kadın bakanın Afganistan’a yaptığı ilk ziyaret oldu. Bu ziyaret aynı zamanda, TTP’nin Islamabad ile ateşkesi iptal etmesi sonrasındaki gerilim devam ederken gerçekleşti.

Nisan ayında Kabil ve İslamabad arasında, Pakistan’ın TTP’yi suçladığı sınır ötesi saldırıların ardından Afganistan içinde hava saldırıları düzenleyeceğini açıklamasından sonra gerilim daha da arttı.

Pakistan İçişleri Bakanı Sanaullah, Taliban’ı TTP’ye güvenli sığınaklar sağlamakla suçladı, Taliban bu suçlamayı şiddetle reddetti. Taliban Savunma Bakanlığı Sözcüsü İnayetullah Harezmi, Taliban’ın tüm bölge ülkelerine ve dünyaya “Afganistan topraklarının asla başka ülkelere karşı kullanılmayacağını bir kez daha temin ettiğini” söyledi. Ancak Pakistan, yaklaşık 5 bin TTP üyesinin aileleriyle birlikte Afganistan’da saklandığını iddia ediyor.

Aynı zamanda, Khar ve Mutakki arasındaki görüşmede güvenlik sorunlarının görüşülüp görüşülmediği netlik kazanmadı. Dahası, Kabil’deki Pakistan büyükelçiliğinin aralarında güvenlik meselelerini ve ikili ilişkileri tartışmak için bir görüşme ayarlamaya çalışmasına rağmen Molla Yakub’un Khar ile görüşmeyi reddettiğine dair haberler var.

Molla Yakub’un Pakistan ile ana anlaşmazlığı sebebi net olmamakla birlikte, Taliban’ın geçen yıl iktidara gelmesinden bu yana Taliban ile Pakistan güvenlik güçleri arasında birkaç sınır çatışması yaşandı. Yakub ayrıca ABD insansız hava araçlarının Pakistan’dan Afganistan hava sahasına girdiğini söylemiş ve İslamabad’ı bunu durdurmaya çağırmıştı.

Ayrıca bu ay, Belucistan’ı Afganistan’ın Kandahar şehrine bağlayan büyük bir geçit olan Çaman’da Taliban ile Pakistan güvenlik güçleri arasında kısa bir çatışma yaşandı. Çaman ve kuzeybatı Torkhan sınır kapıları, Afganistan’ı Pakistan’a bağlıyor ve iki komşu ülke arasındaki ana ticaret ve geçiş yolları olarak hizmet veriyor.

Pakistan sıkıntı içinde

Pakistan tarihsel olarak,  Afganistan’a karşı siyasi ve ekonomik bir araç olarak kontrol etmeye çalıştığı “stratejik derinlikli bir politika” izlemiştir. Ancak Pakistan’ın uzun süredir devam eden bu politikası, başarılı olmadı. Sınır ötesi sorunlar, TTP ve Taliban’ın politikasındaki diğer değişiklikler bu başarısızlığın örnekleridir.

Pakistan ve Afgan Talibanı’nın birbirlerine yönelik politikalarını gözden geçirmeleri önemli, çünkü savaşa girmenin hiçbir tarafa faydası yok. TTP sorunu da bu bağlamda ülkeler arasında konuşularak çözülmelidir.

ASYA

ABD ve Filipinler, Güney Çin Denizi’nde şimdiye kadarki en kapsamlı Balikatan tatbikatını başlattı

Yayınlanma

Filipinler ve ABD pazartesi günü, iki ülkenin Çin ile ilişkilerini daha da gerginleştirecek üç haftalık Balikatan askeri tatbikatına başladı. Filipin halkı tatbikatı protestolarla karşıladı.

Müttefiklerin en büyük yıllık askeri tatbikatı olan Balikatan’ın bu yılki etabı, Filipinler’in karasuları dışındaki tartışmalı Güney Çin Denizi’nde ortak bir yelkeni de içerecek. Balikatan’a ilk kez Fransız donanması ve Avustralya donanması da katılıyor.

ABD ve Filipinler geçen yıl bölgede ortak deniz devriyelerine yeniden başladı ve ABD geçmişte diğer müttefikleri ve ortaklarıyla birlikte bölgede seyretmiş olsa da, Balikatan tatbikatları ilk kez Filipin kıyılarının 12 deniz mili ötesine ve Çin’in hak iddia ettiği sulara uzanmış olacak.

Tatbikata altı Filipin sahil güvenlik gemisi de katılacak ve geçtiğimiz yıl Çin ile sık sık çatışmaların ön saflarında yer alan bu servis ilk kez bir askeri tatbikata dahil edilmiş olacak.

Çin sahil güvenlik gemileri, Manila’nın İkinci Thomas Sığlığı’nda karaya oturttuğu ve söz vermesine rağmen geri çekmediği eski bir savaş gemisindeki bir deniz karakoluna düzenli ikmal yapmasını engellemek için tazyikli su gibi askeri araçlar kullandı.

Çin Dışişleri Bakanlığı geçen hafta Balikatan’a atıfta bulunarak Filipinler’i “kendi güvenliğini bölge dışındaki güçlere teslim etmenin sadece daha fazla güvensizliğe yol açacağı ve kendini bir başkasının satranç taşına dönüştüreceği” konusunda uyardı.

Filipin ordusunun Müşterek ve Birleşik Eğitim Merkezi direktörü Albay Michael Logico ise, her ülkenin kendini savunma hakkı olduğunu söyledi. “Diğer ülkelerin yaptıklarımız hakkında ne düşündükleri bizi yıldırmıyor” diye ekledi.

Gençlerden protesto: ABD defol

Filipin halkı daha önce olduğu gibi tatbikatı protestolarla karşıladı. Ülkenin farklı bölgelerinde gençler, sendikalar, siyasi oluşumlar gibi farklı kesimler protesto gösterileri gerçekleştirdi.

Başkentteki gösterilere önderlik eden gençler ellerinde “ABD defol”, “Emperyalist savaşa hayır” yazılı pankartlarla Manila’daki Mendiola Caddesi’ne yürümek isterken polis önlerini kesti.

Bütçenin eğitim yerine savaşa ayrılmasını protesto eden gençler, bu tatbikatların ve ülkedeki Amerikan askeri üslerinin ülkeyi Çin’in hedefi haline getirdiğini ve tehlikeye attığını söylediler. Öğrenci liderleri açıklamalarında, her türlü yabancı müdahaleye karşı olduklarını ifade ettiler.

Yine tatbikatı protesto eden başka bir gençlik örgütü de tatbikata ve Amerikan askeri üslerine karşı çıkarken, “ABD terörist”, “Bizler kukla değil, vatanseveriz”, “Emperyalist savaşa hayır” yazılı pankartlar taşıdı.

Typhon füze sistemi ilk kez bölgeye konuşlandırıldı

Tatbikatın yakından izlenen bir diğer bileşeni de Typhon olarak bilinen ve 2,500 km’ye kadar menzile sahip Stratejik Orta Menzilli Ateşleme füze sistemi olacak. ABD Ordusu bu sistemi bu ay Filipinler’e hava yoluyla göndererek Hint-Pasifik’te bu tür bir konuşlandırmanın ilkini gerçekleştirdi. Orta menzilli karadan fırlatılan füzeler Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması kapsamında yasaklanmıştı, ancak anlaşma 2019’da hem ABD hem de Rusya’nın anlaşmadan ayrılmasının ardından çöktü.

ABD ve Filipinli yetkililer Balikatan’da Typhon ile sadece tehdit altında fırlatma sisteminin hızla hareket ettirilmesi gibi lojistik tatbikatlar yapılacağını, ancak fırlatma yapılmayacağını söylediler.

Askerler ayrıca hava ve füze tehditlerini izleme ve hedef alma, Filipinler’in kuzeyinde, Tayvan’ın hemen güneyinde düşman işgali altındaki adaları geri alma ve Güney Çin Denizi’ne bakan kıyılarda bir gemiyi batırma gibi geçen yıl yapılan tatbikatları genişletme çalışmaları yapacaklar.

ABD Hint-Pasifik’te ilk kez orta menzilli füze sistemi konuşlandırıyor, Çin tepkili

Şimdiye kadarki en kapsamlı tatbikat

2023 tatbikatı Filipinler-ABD askeri ittifakında önemli bir genişleme ve derinleşmeye işaret ederek katılan asker sayısını iki katına çıkardı ve geçmişte çok hassas olarak görülen Tayvan’a komşu adaları da ilk kez tatbikata dahil etti. Ayrıca ABD birliklerinin kısa bir süre önce erişim sağladığı Filipin üsleri de tatbikata dahil edildi.

Yaklaşık 17,000 askerin katılacağı bu yılki tatbikat da aynı ölçeğe yakın olacak, ancak Pasifik’teki ABD Deniz Piyadeleri Komutanı Korgeneral William Jurney tatbikatın daha karmaşık olacağı için “şimdiye kadarki en geniş kapsamlı” tatbikat olduğunu söyledi.

Tatbikat, Çin Deniz Kuvvetleri’nin ABD’den de üst düzey subayların katılacağı yıllık konferansıyla aynı zamana denk geliyor. Tatbikat aynı zamanda ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in çarşamba günü Çin’e giderek iki ülke arasındaki gergin ilişkileri yönetmeye çalışacağı bir dönemde gerçekleşiyor.

Okumaya Devam Et

ASYA

Solomon Adaları’nın Çin dostu başbakanı yeniden parlamentoya seçilerek yeniden göreve gelmeye bir adım daha yaklaştı

Yayınlanma

Yerel medyanın cuma günü bildirdiğine göre, Pasifik ada ülkesi Solomon Adaları’nın Çin dostu başbakanı Manasseh Sogavare, bu hafta yapılan genel seçimlerin ardından parlamentodaki koltuğunu korudu.

Sogavare, Solomon Adaları’nda bir dönem görev yaptıktan sonra arka arkaya yeniden başbakan seçilen ilk isim olmaya bir adım daha yaklaştı. Takımadalar, beş yıl sonra ilk kez yasama organının 50 üyesini seçmek üzere çarşamba günü seçimlere gitti.

2019 yılında Sogavare’nin dördüncü kez başbakan seçilmesinin ardından Solomon Adaları 36 yıl sonra Tayvan ile diplomatik bağlarını kopardı ve Çin’i tanımaya başladı. Ayrıca 2022 yılında Pekin ile bir güvenlik anlaşması ve geçen yıl da bir polis işbirliği anlaşması imzaladı.

Çin ile ilişkiler derinleştikçe ABD ve Avustralya, Çin’in Solomon Adaları’nda askeri bir dayanak kazanacağından endişe ediyor.

Parlamento seçimleri başlangıçta geçen yıl için planlanmıştı ancak Sogavare ülkenin aynı yıl içinde hem parlamento seçimlerini hem de Pasifik Oyunlarını gerçekleştiremeyeceğini söyleyerek erteledi. Sogavare’nin muhalifleri bu gecikmeyi bir “güç gaspı” olarak nitelendirdi.

Arka arkaya başbakanlık

Sogavare dört kez başbakanlık görevinde bulunmuş, ancak hiçbir zaman üst üste başbakanlık yapmamıştı.

Solomon Adaları Seçim Komisyonu’nun baş seçim görevlisi Jasper Highwood Anisi’ye göre, sonuçların çoğu pazar günü geç saatlerde ya da pazartesi günü erken saatlerde belli olacak.

Şimdi gözler Sogavare’nin daha önce benzeri görülmemiş bir şekilde üst üste başbakan olarak yeniden seçilip seçilmeyeceğine çevrilmiş durumda.

50 sandalyenin açıklanmasının ardından seçilenler başkent Honiara’da bir araya gelecek. Yeni başbakan, kapalı kapılar ardında seçilecek. Bir hükümet koalisyonunun kurulması haftalar alabilir.

Doğudaki Malaita eyaletinde, merkezi hükümetin Pekin ile derinleşen bağlarını sert bir şekilde eleştiren devrik eyalet başbakanı Daniel Suidani, cuma günü eyalet meclisindeki koltuğunu geri aldı.

Suidani, Çinli şirketlerin ülkenin en kalabalık eyaleti olan Malaita’da faaliyet göstermesini yasaklamasının ardından geçen yıl yapılan güvensizlik oylamasında başbakanlıktan düşürülmüştü. Koltuğunu yeniden kazanan Suidani, eyalet başbakanlığı için yeniden yarışmak istediğini ifade etti.

Suidani’nin yerine Malaita başbakanı olarak atanan Martin Fini, yeniden seçilme teklifini kaybetti. Fini eyaletteki Çin yatırımlarının hızla artmasını sağlamış ve kısa bir süre önce Çin’in Jiangsu eyaleti ile dostane alışverişe ilişkin bir mutabakat zaptı imzalamıştı.

Okumaya Devam Et

ASYA

Filipinler Komünist Partisi, Marcos Jnr’ın af teklifini reddetti: Önce yoksulluk ve adaletsizlik ele alınsın

Yayınlanma

Filipinler Komünist Partisi (FKP) hükümetin en son af önerisini “saçma” olarak nitelendirerek reddederken, analistler de temel nedenler ele alınmadığı sürece dünyanın en uzun süreli isyanını sona erdirme şansının çok az olduğu görüşünde.

Bu ayın başlarında Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jnr, silahlı devrimciler için, isyanın bir parçası olarak işledikleri herhangi bir suçtan dolayı yargılanmamalarını sağlayacak bir af programı emretti. Kasım ayında teklif edilen bir önceki af programı da özetle reddedilmişti.

FKP’nin enformasyon sorumlusu Marco Valbuena, hükümetin bu tür bir teklifi genişletmesi için hiçbir neden görmediklerini söyledi.

İsyancı lider perşembe günü This Week in Asia’ya verdiği demeçte “Halka yanlış yapanlar zalimler ve sömürücüler olduğu halde devrim neden zalimlerden af dilesin ki?” dedi.

Başta kırsal bölgeler olmak üzere Filipinler geneline yayılmış olan komünist gerilla güçleri 1960’ların sonlarından bu yana hükümetle silahlı çatışmalara giriyor. Ancak FKP, silahlı çatışmanın kökleri olan yaygın yoksulluk ve adaletsiz politikalar ele alınmadığı sürece çatışmaların devam edeceğini söylüyor.

Marcos Jnr, çatışmaların sona erdiği yönündepropaganda yapıyor

South China Morning Post’un haberine göre, Marcos Jnr’ın yönetimi, “komünist isyancılarla on yıllardır süren çatışmanın sona ermekte olduğuna” dair bir söylem geliştiriyor. Hükümet ve askeri yetkililer şimdiye kadar isyancıların kaçmakta olduğunu, sayılarının azaldığını ve ülkede hala sadece 11 “zayıflatılmış” üssün faaliyet gösterdiğini iddia etti.

Mart ayında Filipinler Silahlı Kuvvetleri (FSK) o ayın sonuna kadar gerillaların kökünü kazıma sözü vermişti.

Ulusal Güvenlik Danışmanı Sekreter Eduardo Año nisan ayı başında yaklaşık 1,500 isyancının başlangıçta af anlaşmasını kabul etmeye istekli olduğunu ifade ettiğini iddia etti. Año ayrıca geri dönen isyancıların başvurularını işleme koymak üzere 17 yerel af kurulunun oluşturulduğunu açıkladı.

FKP’nin siyasi kanadı Ulusal Demokratik Cephe’nin (UDC) başkanı Julie de Lima bu hafta yaptığı açıklamada Año’nun iddialarının “gülünç” olduğunu söyledi.

De Lima, ordunun mart ayı sonuna kadar isyancı üslerini yok etme taahhüdüne atıfta bulunarak, “Rakamlarının tutarsız olması ve son tarihlerinin sürekli değişmesi, devrimci güçleri yenmedeki başarısızlıklarının bir göstergesidir” dedi.

Año, Kongre’nin af ilanını kabul ettiğini ve bu rakamların FKP, UDC ve FKP’nin silahlı kanadı olan Yeni Halk Ordusu’nun (YHO) kalan üyelerini temsil ettiğini söyledi.

Filipin ordusu, 2023 yılının ilk yarısında 2,447 isyancının teslim olmasını sağladıklarını söyledi.

FKP yetkilisi Valbuena güçlerinin azaldığı iddiasını reddederek gerilla üslerinin “siyasi ve askeri dayanaklarını yeniden kazandıklarını ve sürekli olarak genişleyip güçlendiklerini” söyledi.

Ayrıca hükümetin teslim olan isyancıların sayısını halkın gözünde kazanmış gibi göstermek için uydurduğunu vurguladı.

Valbuena, “Faşistlerin devrimci davayı desteklediklerinden şüphelendikleri binlerce silahsız insan, mahkemeler dışında keyfi olarak suçlandı ve haksız tutukluluk ya da ölüm acısı altında ‘teslim olmaya’ zorlandı” dedi.

İnsan hakları grupları da devletin teslim olan isyancılarla ilgili raporlarını eleştirerek çoğunun zorla teslim edilen siviller olduğunu söylüyor.

SCMP haberine göre, geçtiğimiz yıl, Metro Manila’daki bir gecekondu mahallesinin 20’den fazla sakini, silahlarını bırakan UDC üyeleri gibi davranmaları için kandırıldıklarını iddia etti. Hükümet 2019 yılında teslim olan isyancıların sahte fotoğraflarıyla ilgili bir soruşturma başlatılmasını emretti.

Adil ve kalıcı bir barış talebi

Her iki taraf da olası görüşmelere kapıyı kapatmamış olsa da, son aylarda askerler ve gerillalar arasında bir düzineden fazla çatışmanın rapor edilmesiyle gerginlik alevlendi.

Hükümetin barış panelinin eski başkanı olan Filipinler Üniversitesi profesörü Miriam Coronel-Ferrer, This Week in Asia’ya verdiği demeçte hükümetin af teklifinin bazı kişileri cezbedebileceğini ancak FKP’nin bir örgüt olarak kabulü olmadan bunun işe yaramayacağını söyledi.

“Af bir paketin parçası olmalı” diyen Coronel-Ferrer, şu anda “FKP’nin silahlı mücadeleyi bırakmaya hazır olduğuna dair bir işaret olmadığını” da sözlerine ekledi.

Coronel-Ferrer, hükümetin af programını gelecekteki müzakereler için bir platform olarak mı yoksa “bölmek ve yönetmek için başka bir yol” olarak mı kullandığının belirsiz olduğunu söyledi.

Profesör, hükümeti “siyasi cephe söz konusu olduğunda daha stratejik bir yaklaşım” geliştirmeye çağırdı.

De Lima hükümetin af teklifini reddederek, böyle bir girişimin “adalete dayalı ve iç savaşın köklerini ele alan … barış müzakereleri çerçevesinde tartışılması” gerektiğini söyledi.

Bunun yerine, devletin 800’den fazla siyasi mahkumu incelemesini talep etti; bunların çoğunun UDC liderliğindeki barış sürecinin katılımcıları olduğunu ve özellikle hükümet adil ve kalıcı bir barış taahhüdünde samimi ise serbest bırakılmaları gerektiğini söyledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English