Bizi Takip Edin

Asya

Vietnam’daki lider değişikliği dış politikaya nasıl yansır?

Yayınlanma

Gözlemciler, uzun süredir görevde olan lider Nguyen Phu Trong’un ölümünün ardından Hanoi’de belirsizlik baş gösterse de Çin’in Vietnam ile ilişkilerinin büyük ölçüde istikrarlı kalacağı görüşünde.

Uzun süren bir hastalığın ardından geçen hafta hayatını kaybeden 80 yaşındaki Trong, Vietnam’ın hızlı ekonomik büyümesinde ve yolsuzluğa karşı mücadelede öne çıkan bir lider. Ayrıca Vietnam’ın ABD-Çin arasındaki rekabette hassas bir denge gözeten ‘bambu diplomasisi’ne de liderlik etti.

Geneç cumartesi günü Vietnam’ın Pekin’deki büyükelçiliğine nadir bir ziyarette bulunan Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, “derin dostluklarından” söz etti ve Trong’un iki ülke ve iktidar partileri arasındaki bağlara yaptığı “olağanüstü katkıyı” övdü.

Çin Komünist Partisi de Trong’un ölümünün açıklanmasından saatler sonra bir başsağlığı mesajı yayınlayarak onu “iyi bir yoldaş, iyi bir kardeş ve iyi bir dost” olarak nitelendirdi. Çin’in 4 numaralı yetkilisi Wang Huning, cuma günü (bugün) Nguyen’in devlet törenine katılmak üzere Vietnam’a giden bir heyete liderlik ediyor.

Resmi haber ajansı Xinhua’ya göre Hanoi, Pekin ile ilişkilerinin önemini vurgulayarak Çin Büyükelçisi Pham Sao Mai’ye “Çin ile dostane işbirliğini geliştirmenin stratejik tercih ve önceliğine bağlı kalma” sözü verdi.

Guangzhou’daki Jinan Üniversitesi’nde Güneydoğu Asya işleri uzmanı olan Zhang Mingliang, Xi’nin büyükelçilik ziyaretinin Pekin’in Trong döneminde ikili ilişkilerin gelişiminden nispeten memnun olduğunu gösterdiğini söyledi.

South China Morning Post’a konuşan Zhang, “2014‘teki petrol sondaj kulesi krizi ve [eski ABD Başkanı Donald] Trump’ın 2017’de Vietnam’a yaptığı devlet ziyareti sırasındaki ilişkilerle karşılaştırıldığında, Çin-Vietnam ilişkileri, Hanoi’nin geçen yıl Pekin’in talebi üzerine ‘ortak kader topluluğu’ kavramını benimsemesiyle belirgin bir gelişme gösterdi” dedi.

“Güney Çin Denizi’nde Filipinler ile yaşanan şiddetli gerginliklere kıyasla Vietnam ve Çin, bölgesel konulardaki derin farklılıklarını abartmadan iyi geçinmeyi başardılar” diye ekledi.

Komünist komşular arasındaki ilişkiler, 1970’lerde tartışmalı Paracel Adaları üzerindeki çatışmalar ve 1979’da kısa ama kanlı bir sınır savaşı ile geçtiğimiz on yıllarda çalkantılı olmuştu.

Zhang, Hanoi’nin Washington ile ilişkilerinde bir dönüm noktası olarak görülen, Çin’in Paracel Adaları yakınlarına bir derin su petrol sondaj kulesi yerleştirmesi üzerine 2014 yılında yaşanan diplomatik anlaşmazlık sırasında da ilişkilerin düşük bir noktaya ulaştığını kaydetti.

“Trong’un yönetimi altında Vietnam, Çin ile en azından yüzeysel olarak dostane ilişkiler kurmayı başardı. Ancak aynı zamanda Vietnam’ın ABD ve Rusya ile olan bağları da daha önce görülmemiş boyutlara ulaştı,” değerlendirmesini yaptı Zhang.

“Tüm bunların amacı Çin’i kontrol altında tutarak Vietnam’ın elverişli bir uluslararası ortama ve Çin ile büyük ölçüde Hanoi’nin kontrolünde olan nispeten istikrarlı ilişkilere sahip olmasını sağlamaktır. Bu imkansız bir görev gibi görünebilir ama Trong’un Vietnam’ı büyük güçlerle olan bahislerini korumayı başardı” diye ekledi.

Çin’le ilişkiler

Vietnam’ın kurucu devrimci lider Ho Chi Minh’den bu yana en etkili lideri olan Trong, 2011’de iktidar partisinin genel sekreteri oldu ve 2021’de emsal teşkil eden üçüncü beş yıllık dönemi garantiledi. Trong ayrıca 2018-2020 yılları arasında Vietnam’ın cumhurbaşkanı olarak görev yaptı.

Sağlık durumunun kötüye gittiğine dair spekülasyonlar sürerken Trong, 2019’da felç geçirdikten sonra ilk yurtdışı gezisi olan Ekim 2022’de Pekin’i ziyaret etti ve üçüncü dönemini garantiledikten sonra Xi ile görüşen ilk yabancı lider oldu.

Geçtiğimiz 10 ay boyunca Trong, hastalığına rağmen hem Xi’yi hem de ABD Başkanı Joe Biden’ı Hanoi’de ağırladı ve haziran ayında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geldi. Hanoi ayrıca Japonya, Hindistan, Güney Kore ve Avustralya’yı en üst düzey kapsamlı stratejik ortakları arasına yükseltti.

Avustralya’daki New South Wales Üniversitesi’nde emeritus profesör olan Carl Thayer, South China Morning Post’a yaptığı değerlendirmede, Trong’un 2015 yılında ABD ve Japonya’ya yaptığı ve Batı ile daha yakın ilişkilerin temellerini atan gezilerle hatırlanacağını söyledi.

Thayer, Hanoi’nin Pekin ile ilişkilerinin ise “istikrarlı ve dostane” kalacağını çünkü Vietnam’ın “barış, işbirliği ve kalkınma” dış politikasından vazgeçmeyeceğini düşünüyor.

“Çin, Vietnam’ın dış ilişkilerinde özel bir rol oynamaktadır. Vietnam’ın ilk kapsamlı stratejik ortağıdır ve kapsamlı stratejik işbirliği ortağı olarak adlandırılan tek büyük güçtür” dedi.

Analistler ayrıca Trong’un Xi ile olan kişisel bağına ve yıllar boyunca Hanoi ile Pekin arasındaki çalkantılı ilişkide bir denge unsuru olarak işlev gören iki komünist parti arasındaki bağlara işaret etti.

Washington’daki Ulusal Savaş Koleji’nde profesör olan Güneydoğu Asya uzmanı Zachary Abuza, “Vietnam diplomasisini genişletmiş ve ABD ile ilişkilerini geliştirmiş olsa da, Trong’un Pekin’i Vietnam’ın gerçekten tarafsız ve bağımsız olduğu ve Washington ile ilişkilerini geliştirmenin Pekin’in zararına olmayacağı konusunda ikna edebildiğini düşünüyorum” dedi.

“Bu, Trong’un kararlı komünist ideolojisi sayesinde mümkün oldu. Dünyaya Xi Jinping’in baktığı gibi bakıyordu” diye ekledi.

Abuza ayrıca Çin’in Vietnam’la partiler arası kanalları sayesinde üst düzey yetkililer arasında sürekli bir iletişim akışı sağladığını ve bu kanalın ABD’de bulunmadığını belirtti.

Singapur’daki ISEAS-Yusof Ishak Enstitüsü’nde analist olan Nguyen Khac Giang’a göre Trong ve Xi arasında Marksizm-Leninizm’e olan ortak bağlılıkları nedeniyle yakın bir ilişki vardı.

South China Morning Post’a konuşan analist, “Bu durum, özellikle Güney Çin Denizi’ndeki deniz ihtilafları nedeniyle yaşanan gerginlik dönemlerinde ikili ilişkilerin istikrara kavuşmasına yardımcı oldu. Trong aynı zamanda Çin’e karşı çok olumlu bir bakış açısına sahipti ve Çin Komünist Partisi’ne hayranlık duyuyordu, ancak birçok çetrefilli konuda onlarla pragmatik bir yaklaşım içindeydi” dedi.

Giang, Trong’un Başkan To Lam gibi potansiyel haleflerinin Xi ile bu bağa sahip olmamasına rağmen, “partiler arası bağ güçlü kalmaya devam ettiği için bunun Hanoi’nin Çin ile iyi ilişkiler sürdürme kabiliyetini büyük ölçüde etkileyeceğini sanmıyorum” dedi.

Bambu diplomasisi yaklaşımının “iyi işlediğini” ve Trong’un halefinin en azından orta vadede “yasal varisi olarak meşruiyetlerini kanıtlamak için” bunu ya da temel politikalarını değiştirmesinin olası olmadığını söyledi.

‘Dış politikada keskin değişimler yaşanmaz’

Ölümünden bir gün önce Trong’un görevleri geçici olarak Lam’a devredildi. Mayıs ayında devlet başkanı olan 66 yaşındaki Lam, daha önce Vietnam’ın kamu güvenliği bakanıydı ve yolsuzlukla mücadele kampanyasını denetliyordu. ‘Kızgın fırın’ olarak adlandırılan bu kampanya 2016’dan bu yana partinin Merkez Komitesinin 40 üyesinin ve düzinelerce ordu ve polis generalinin görevden alınmasına yol açtı.

Aralık 2022’den bu yana Politbüro’nun 18 üyesinden altısının görevden alınması – mart ayından bu yana Vietnam’ın en üst düzey beş liderinden üçü de dahil olmak üzere – belirsizlik endişelerini artırdı.

Siyasi çalkantılara rağmen Abuza, Vietnam’ın dış politikasında “kesinlikle bir değişiklik” beklemediğini, Hanoi’nin “titizlikle tarafsız” kalacağını ve hem Çin hem de ABD ve müttefikleriyle derin ekonomik bağları olduğunu söyledi.

Asya

Çin’le 110 milyar dolarlık ilaç anlaşmaları ABD’nin hedefinde

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanlığı Çin’deki biyoteknoloji çalışmalarına yatırımı kısıtlamayı önerirken Pekin de hücre ve gen tedavisi gibi teknolojilerin yabancılara satışını yasaklamaya hazırlanıyor. Çinli şirketlerin yalnızca 2026’nın ilk yarısında yaklaşık 110 milyar dolarlık 81 lisans anlaşması imzaladığı sektörde, Mart 2027’ye kadar netleşmesi beklenen kurallar ilaç devlerinin tepkisini çekti.

ABD ile Çin arasındaki ticari rekabette biyoteknoloji yatırımları yeni cephe haline geldi.

Politico’nun ABD kural taslağına ve sektör temsilcilerinin değerlendirmelerine dayandırdığı haberine göre Washington, Çin’deki biyoteknoloji çalışmalarına yapılacak yatırımları kısıtlamayı önerirken Pekin de teknolojilerin yurt dışına satışını sınırlamaya hazırlanıyor.

ABD Hazine Bakanlığının hazırladığı taslak; biyoüretim, biyolojik tasarım ve dizileme teknolojileri, beyin-bilgisayar arayüzleri ile otomatikleştirilmiş bilimsel araştırmalara yönelik belirli yatırımların yasaklanmasını öngörüyor.

Nihai kuralların Mart 2027’ye kadar kabul edilmesi gerekiyor.

Hazine Bakanlığı yetkilisi, lisans anlaşmalarının taslak kapsamına girmediğini belirtti ancak kısıtlamaların ilaçların ortak geliştirilmesini ve tanıtımını etkileyip etkilemeyeceğine açıklık getirmedi.

Haberde, ilaç üreticileri Pfizer, Bristol Myers Squibb ve Roche’un bu yıl Çinli geliştiricilerle milyarlarca dolarlık anlaşmalar imzaladığı hatırlatıldı.

İlaç şirketleri kısıtlamalara karşı çıkıyor, Pekin karşı adım hazırlıyor

ABD’li ilaç şirketleri, gelecek vaat eden ilaçlara erişimin tehlikeye gireceği endişesiyle kısıtlamalara itiraz ediyor.

Biotechnology Innovation Organization Başkanı John Crowley, “Çin’deki bir laboratuvar çocuklarda görülen nadir bir kanser türüne ilaç geliştirirse, ABD vatandaşlarına ve şirketlerine buna dokunamayacaklarını nasıl açıklayacağız?” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

PhRMA Başkan Yardımcısı Jocelyn Ulrich ise ilaçlar ABD’de geliştirildiği, test edildiği ve tescil edildiği sürece Çin kaynaklı bir ulusal güvenlik tehdidi görmediğini vurguladı.

ABD Kongresinde kısıtlamaları savunanlar ise Amerikan sermayesinin Çin’deki sektörü güçlendirmesinden endişe duyuyor.

Temsilciler Meclisi Çin Özel Komisyonu Başkanı John Moolenaar, biyoteknoloji yatırımlarının sınırlandırılması ve lisans anlaşmalarının denetlenmesi çağrısı yapmıştı. Pekin cephesinde de benzer bir kısıtlama hazırlığı var.

Politico’nun aktardığına göre Çin yönetimi, hücre ve gen tedavisi dahil bir dizi biyofarmasötik teknolojinin yabancılara satışını yasaklamayı, erişimi yalnızca lisanslar üzerinden sürdürmeyi önerdi.

Çin sağlık sistemi uzmanı Yanzhong Huang, bu adımla temel fikri mülkiyetin ülke içinde tutulmasının ve şirketlerin bundan gelir elde etmesinin hedeflendiğini değerlendirdi.

Adı açıklanmayan ABD’li bir sektör temsilcisi ise söz konusu önlemlerin Washington’a karşı koz oluşturduğunu ileri sürdü.

Reuters’ın temmuz ayında Çin ilaç piyasası düzenleyici kurumunun verilerine dayandırdığı haberine göre, Çinli şirketler 2026’nın ilk yarısında yenilikçi ilaçların yurt dışında lisanslanması için toplam değeri yaklaşık 110 milyar doları bulan 81 anlaşma imzaladı; hakları satın alanlar arasında ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya’dan şirketler de yer aldı.

Washington, Çin’in diğer teknoloji sektörlerine yönelik yatırımları halihazırda sınırlandırıyor. ABD Hazine Bakanlığı; yarı iletkenleri, mikroelektroniği, kuantum teknolojilerini ve belirli yapay zeka sistemlerini kapsayan kuralları Ekim 2024’te onaylamıştı.

2 Ocak 2025’te yürürlüğe giren bu düzenlemelere gerekçe olarak, söz konusu teknolojilerin askeri alanda, istihbaratta ve siber operasyonlarda kullanılma riski gösterilmişti.

Okumaya Devam Et

Asya

Hindistan tarihinin en büyük halka arzında Jio’ya iki saatte tam talep

Yayınlanma

Hintli milyarder Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms’un 3,2 milyar dolarlık rekor halka arzında tüm hisselere iki saatten kısa sürede talep geldi. Şirket 10,3 trilyon rupi değerlemeyle çıktığı halka arzdan elde edeceği gelirin büyük kısmıyla 275 milyar rupiye varan net borcunu kapatmayı hedefliyor.

Hintli petrokimya devi Reliance Industries’in Yönetim Kurulu Başkanı Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms, Hindistan tarihinin en büyük halka arzında yatırımcı akınına uğradı.

Çarşamba günü talep toplamaya açılan 302,1 milyar rupilik (3,2 milyar dolar) halka arzda hisselerin tamamına iki saatten kısa sürede talep geldi.

Hisselerin 28 Ekim’de borsada işlem görmeye başlaması bekleniyor. Borsa öncesindeki yoğun talebe kurumsal yatırımcılar öncülük etti ve bu gruba ayrılan payın üç katından fazla teklif verdi.

Bireysel yatırımcıların ilgisi ise ilk günde beklenen seyri izledi ve kendilerine ayrılan hisselerin yaklaşık dörtte biri tutarında teklifte kaldı.

Piyasadaki zayıflık nedeniyle Jio Platforms, bu yılın başlarında 12 trilyon rupinin çok üzerinde konuşulan değerleme beklentisini halka arz için yaklaşık 10,3 trilyon rupiye çekmişti.

Meta, Google ve Suudi Arabistan varlık fonu gibi dev yatırımcılar da geçmişte bu özel şirkete milyarlarca dolar yatırdı.

Yalnızca yeni hisse ihracından oluşan halka arzda mevcut yatırımcıların hiçbiri hisse satmıyor; elde edilecek gelirin büyük kısmı ise 275 milyar rupiye varan net borcun kapatılmasına harcanacak.

Bloomberg‘ün geçen haftaki haberine göre şirket, maaşları erken yatırarak yaklaşık 420 bin kişilik dev işgücünü halka arza katılmaya teşvik ediyor. Ayrıca Jio’nun yaklaşık 75 bin çalışanı için özel bir hisse kotası ayrıldı.

Ücretsiz aramalarla başlayan hamle sektörü iki devli yapıya dönüştürdü

Yatırımcıların çarşamba günü satın aldığı bu iyimserliğin temelleri Eylül 2016’da atıldı. Reliance Industries hissedarları, o yılki olağan genel kurul toplantısında Mukesh Ambani’yi kürsüde merak uyandıran yeni kırmızı bir amblemin arkasında gördü.

O dönem 60 yaşına girmek üzere olan Ambani, bir saati aşan konuşmasında, kurucu babası Dhirubhai Ambani’nin 2002’deki ölümünün ardından bölünen grubun en büyük yön değişimini anlattı.

Reliance, devasa petrol rafinerisi servetini kullanarak o sıralar yaklaşık bir düzine oyuncunun faaliyet gösterdiği Hindistan telekomünikasyon sektörünü altüst edecekti; hızla 4G şebeke altyapısı kurarken ücretsiz telefon görüşmeleri ve çok daha ucuz internet sunacaktı.

Ambani o gün kürsüden “Konu Hindistan olduğunda ben iflah olmaz bir iyimserim” diye seslendi. Hemen ardından “Jio ile güçlenen Hindistanlıların yepyeni bir dijital ekonomi yaratacağından hiç şüphem yok” dedi.

Aradan geçen on yılda rakiplerinin fiyatlarını sert biçimde kıran Jio, çoğunun kapanmasına ya da satışa çıkmasına yol açtı ve yarım milyardan fazla aboneye ulaşarak rakibi Bharti Airtel ile birlikte sektörde fiili bir ikili tekel (düopol) oluşturdu.

Şirketin verilerine göre bu abonelerin yaklaşık 280 milyonu şimdiden 5G kullanıyor; her bir müşterinin ayda 40 gigabayttan fazla veri tükettiği Jio, ülkedeki toplam kablosuz veri trafiğinin yaklaşık üçte ikisini taşıyor.

Jeopolitik dalgalanmalar ve kuşak değişimi teknoloji dönüşümünü hızlandırıyor

Nikkei Asia‘nın haberine göre borsaya açılan şirket, telekomünikasyon işinin doğası değişirken ve Jio kendini bir teknoloji şirketi olarak yeniden kurmaya çalışırken bilmediği sulara da giriyor.

Elde ettiği başarı, Jio’yu Reliance grubunun dijital yayın, e-ticaret ve giderek artan biçimde yapay zeka gibi çevrimiçi ekonomiye yönelik diğer yatırımlarının temel taşı haline getirdi.

Holdingin toplam kazancında giderek büyüyen bir paya sahip olan bu yeni işkollarının grubu kökten şekillendirmesi bekleniyor; zira Rusya’ya yönelik yaptırımlardan Ortadoğu’daki çatışmalara kadar uzanan jeopolitik baskılar grubun geleneksel petrokimya işinde dalgalanma yaratıyor.

Babasının vefat ettiği yaşa gelen Ambani’nin telekomünikasyon, tüketici ve petrokimya işlerinde çalışan üç çocuğu Akash, Isha ve Anant’a yönelik devir planları yaptığı düşünüldüğünde zamanlama da ayrı bir önem taşıyor.

Jio Platforms’un murahhas azası Akash Ambani, olgunlaşmış bir telekomünikasyon işini yönetirken aynı zamanda teknolojik yatırımlara öncülük etme gibi ikili bir zorlukla karşı karşıya.

Nomura analistleri bu ayın başlarında Jio’nun halka arzına ilişkin yayımladıkları notta, “Kolay abone kazanımı döneminin muhtemelen sona ermesiyle birlikte, tarife zamları kazanç artışının ana itici gücü haline gelebilir” değerlendirmesini yaptı.

Aynı bilgi notunda “Abone kaybına ve daha düşük paketlere geçişe karşı koruma sağlaması gereken yüksek gelirli abone oranının fazlalığı nedeniyle Bharti Airtel sektördeki ilk tercihimiz olmayı sürdürüyor” ifadeleri yer aldı.

Airtel daha küçük bir kullanıcı tabanına sahip olsa da kullanıcı başına Jio’dan daha yüksek gelir elde ediyor.

Jio 6G donanımı, uydu interneti ve yapay zeka veri merkezlerine yöneliyor

Teknoloji araştırma şirketi Counterpoint’in kıdemli araştırma analisti Siddhant Cally, Jio’nun temel telekomünikasyon müşteri tabanından gelir yaratmanın yanı sıra özellikle 6G için şirket içinde telekomünikasyon donanımı üretmeye odaklanacağını söyledi.

Nikkei Asia‘ya konuşan Cally, “Donanım Ar-Ge’sine bu kadar emek harcayan çok az mobil şebeke operatörü var ve düşük maliyetli teknolojinin nasıl çalıştığını anlama becerisiyle bunu geliştirip sahaya sürecek sermayenin birleşiminden faydalanıyorlar” dedi.

Telekomünikasyonun ötesinde Akash Ambani, bu yılın başlarında grubun şebeke donanımı ve yapay zeka alanındaki hedeflerini de ortaya koydu.

Bu hedefler arasında Elon Musk’ın Starlink’ine benzer bir alçak Dünya yörüngesi uydu ağı geliştirme planları da yer alıyor; bu planlar muhtemelen Musk’ın bu ayın başlarında X üzerinden yaptığı çıkışa zemin hazırladı.

Musk paylaşımında Ambani ailesinin reisine alaycı bir dille “Başbakan” diye seslenmiş ve onu Starlink’in Hindistan’a girişini engellemekle suçlamıştı.

Reliance grubu ayrıca sunduğu pek çok hizmete yapay zekayı entegre etme sözü verirken, Meta ile kurduğu ortak girişim aracılığıyla bu yılın sonuna kadar 120 megavatlık yapay zeka veri merkezi kapasitesini devreye almayı hedefliyor.

Kendi başına öne çıkan bir yapay zeka modeli ya da donanımı olmayan grup, küresel yapay zeka yatırım döngüsünden yararlanmak için bu tür ortaklıklara bel bağlayacak.

Cally, “Büyük ölçekli bir bulut ve teknoloji deviyle ortaklık kuruyorsanız, yüksek sermaye yoğunluğunun getirdiği bazı açık riskler vardır” diye konuştu.

Analist, “Bir gözünüz harcadığınız miktarda, diğer gözünüz ürettiğiniz miktarda olmalı. Ancak şu anda piyasanın dinamiği tam olarak bu” ifadelerini kullandı.

Yapay zekanın benimsenmesi ve maliyeti etrafındaki soru işaretleri sürse de Cally, ölçeği ve dağıtım gücü sayesinde Jio’nun bu deneye öncülük etmek için iyi bir konumda olduğunu belirtti.

Cally sözlerini, “Dijital teknolojilerin benimsenmesinden bahsettiğinizde müşteride karşılık bulan bir markaya, onlara göre uyarlanmış hizmetlere ve bütçelerine duyarlı fiyatlara ihtiyacınız vardır. Jio telekomünikasyon teknolojisinde bunu 10 yıldır yapıyor” diyerek tamamladı.

Okumaya Devam Et

Asya

Japonya Merkez Bankası ekimde faizi sabit tutacak, aralıkta artış bekleniyor

Yayınlanma

Japonya Merkez Bankası’nın ekim toplantısında yüzde 1,25’lik politika faizini değiştirmemesi, ardından aralık ayında yeniden artırıma gitmesi bekleniyor. Ankete katılan ekonomistlerin yüzde 83’ü borçlanma maliyetlerinin 18 Aralık’ta yükseltileceğini öngörürken, üç ayda bir faiz artışı bekleyenlerin oranı yüzde 67’ye çıktı.

Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) 30 Ekim’de tamamlanacak faiz toplantısında borçlanma maliyetlerini değiştirmeyerek yüzde 1,25 seviyesinde sabit tutması bekleniyor.

Yeni bir ankete katılan ekonomistlerin hiçbiri ekim toplantısında artış öngörmezken, piyasa gözlemcilerinin yüzde 80’den fazlası bir sonraki faiz artırımının aralık ayında geleceğini tahmin ediyor.

Japan Times gazetesinin aktardığı anket sonuçlarına göre ekonomistlerin yüzde 83’ü, bankanın 18 Aralık’ta sona erecek toplantıda politika faizini mevcut yüzde 1,25 düzeyinden yukarı çekeceğini öngörüyor.

Bir önceki ay yapılan ankette aralık ayında artış bekleyenlerin oranı yalnızca yüzde 35 seviyesinde kalmış, en yaygın beklenti ocak ayı olarak öne çıkmıştı.

Son veriler aynı zamanda katılımcıların yüzde 67’sinin bankanın her üç ayda bir faiz artırmasını beklediğini ortaya koyuyor.

Önceki ankette yüzde 46 olan bu oran, BOJ’un eylül ayında üç ay içinde ikinci kez faiz artırarak 1990’dan bu yana en hızlı sıkılaşma temposuna ulaşmasının ardından aynı hızı koruyacağı beklentisine işaret ediyor.

Ekonomistler, ekim ayındaki buluşmanın ana odağının ana enflasyonun yüzde 2’lik hedefe ulaşıp ulaşmadığına ilişkin BOJ değerlendirmesi olacağını belirtiyor.

Banka, 2013 yılında fiyat istikrarı hedefini belirlemesinden bu yana hedefe ulaşıldığını resmen ilan etmedi.

Daiwa Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Keiji Kanda ankete verdiği yanıtta, hedefin yakalanması halinde sürecin değişeceğini belirterek “Hedefe ulaşılırsa bundan sonraki zorluk, enflasyonu sağlam bir şekilde yüzde 2’ye çıpalamak amacıyla parasal genişlemenin derecesini ayarlamak olacaktır” değerlendirmesini yaptı.

Kanda, faiz artışlarının aralık ve mart aylarında gerçekleşmesini bekliyor.

Başkan Kazuo Ueda liderliğindeki kurul, yaklaşık bir ay önce borçlanma maliyetlerini yüzde 1,25’e yükselterek yüzde 1,1 ile yüzde 2,5 arasında tahmin edilen nötr faiz aralığına ilk adımı atmıştı.

Bu adım, mevcut artış döngüsünde faizlerin nerede zirve yapacağına yönelik piyasa ilgisini artırdı.

Son ankette nihai faiz oranına ilişkin medyan beklenti yüzde 1,75 seviyesinde kaldı.

Bazı ekonomistler ise Başbakan Sanae Takaichi hükümetinin bankanın faiz artırım patikası önünde potansiyel engeller yaratabileceğine dikkat çekiyor.

Takaichi ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla parasal genişlemenin sürdürülmesini savunmasıyla tanınırken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent yakın zamanda Japonya’ya reflasyonist politikalardan vazgeçme çağrısında bulundu.

Bu çağrıyı Takaichi ve kabine üyelerinin reflasyon peşinde koşmadıklarını dile getirdiği çok sayıda açıklama izledi.

Ankete göre ekonomistlerin yaklaşık üçte ikisi, gelen bu açıklamalar doğrultusunda Takaichi hükümetinin BOJ’un faiz artırımlarına yönelik tutumunu yumuşattığı görüşünde birleşiyor.

Mitsubishi UFJ Morgan Stanley Menkul Değerler Baş Tahvil Stratejisti Naomi Muguruma, “Başbakanlık muhtemelen yeni faiz artışlarını pek hoş karşılamıyor. Yine de özellikle ABD ile ilişkiler nedeniyle şimdilik kenarda durup bunları zımnen kabul etmesi muhtemel görünüyor” ifadelerini kullandı.

Ueda’nın eylül ayındaki faiz artırımı kararı, her ikisi de Takaichi tarafından seçilen kurul üyeleri Toichiro Asada ve Ayano Sato’nun karşı oylarıyla karşılanmıştı.

Bu muhalefet yenin değer kaybetmesine katkı sağlarken kurul içi oylamaları banka takipçilerinin odağında tutmaya devam ediyor.

SMBC Nikko Menkul Değerler Baş Piyasa Ekonomisti Yoshimasa Maruyama ise şahin tutumuyla bilinen kurul üyesi Hajime Takata’nın bu toplantıda art arda faiz artırımı çağrısı yapma ihtimali gördüğünü ifade ediyor.

Anket sonuçlarına göre BOJ takipçileri, ekim ayındaki politika metniyle birlikte yayımlanacak çeyreklik ekonomik görünüm raporunda bankanın enflasyon projeksiyonunun, gelecek mali yıla dair küçük bir yukarı yönlü revizyon dışında büyük ölçüde korunmasını bekliyor.

Morgan Stanley MUFG Menkul Değerler Başekonomisti Takeshi Yamaguchi konuya ilişkin olarak “BOJ’un ana enflasyonun yüzde 2 civarına ulaştığını belirtmesi muhtemel. Bankanın bu ay politikayı değiştirmemesini bekliyoruz ancak bu muhtemelen şahin bir bekle-gör tutumu olacaktır” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English