Bizi Takip Edin

Avrupa

“AİHS’den çıkmak Britanya’yı Rusya ile birleştirir”

Yayınlanma

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Alain Berset’e göre Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden (AİHS) ayrılmak, Birleşik Krallık’ı Rusya ve Belarus gibi “otokratik rejimlerin yer aldığı” bir gruba sokacak.

Londra ziyareti sırasında POLITICO’ya konuşan Berset, Birleşik Krallık’ın 1950 yılında diğer ülkelerle birlikte kurduğu bu bölgesel insan hakları çerçevesinden ayrılması halinde, ülke için “sonuçları” olacağını söyledi.

Ülkenin önde gelen iki sağ muhalefet partisi olan Muhafazakârlar ve Reform UK, göç yönetiminin zorluklarından anlaşmayı sorumlu tutarak, bir sonraki genel seçimleri kazanmaları halinde AİHS’den ayrılmak istiyor.

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, anlaşmada kalıp kalmama kararının Birleşik Krallığa ait olduğunu söyledi ama şunları ekledi:

“Anlaşmadan ayrılmak kesinlikle mümkün. Karar sizin. Peki bu ne anlama gelir? Avrupa Konseyi üyesi olmayan ve Sözleşmeyi uygulamayan yeni bir Avrupa ülkeleri grubu ortaya çıkar: Rusya, Belarus ve Birleşik Krallık. Sonuç bu olur.”

Birleşik Krallık’ta AİHS’de kalma desteği yüksek seviyede seyrediyor. Geçen ekim ayında yapılan bir YouGov anketi, İngiliz halkının yüzde 46’sının kalmak istediğini, yüzde 29’unun ise ayrılmak istediğini gösteriyor.

Fakat Birleşik Krallık’ın çoğunluk sistemi, bir partinin oyların üçte birinden azıyla parlamentoda çoğunluğu elde edebileceği anlamına geliyor; bu da sözleşmeye üyeliği güncel bir mesele haline getiriyor.

Reform lideri Nigel Farage ekim ayında parlamentoda yaptığı konuşmada, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne, Avrupa Konseyi’ne ve ona bağlı mahkemeye üye olduğumuz sürece egemen değiliz,” demişti.

Britanya İçişleri Bakanı Shabana Mahmood’un öncülüğündeki mevcut İşçi Partisi hükümeti, göç davalarıyla ilgili olarak sözleşmenin uygulanış şeklini reforme etmek istiyor.

Britanya, aynı görüşteki diğer ülkelerle işbirliği yaparak Avrupa Konseyi’nden konuyu incelemesini istedi.

Konseyin, 15 Mayıs’ta Moldova’nın Kişinev kentinde yapılacak zirvede çalışmaları hakkında bir güncelleme sunması bekleniyor.

Berset, POLITICO’ya verdiği demeçte toplantıda üye ülkelere sunacak bir şeyleri olacağını fakat konunun burada kapanmasının pek olası olmadığını söyledi ve şunları ekledi:

“Gerçekten verimli bir süreç içinde olduğumuzu düşünüyorum. Henüz bitmedi, devam ediyor. Fakat benim izlenimim, bir bildiri yayınlayacağımız yönünde. Bu bir süreç. Kişinev’de sonuçlanacak, ancak bu sürecin sonu değil. Sürecek. Evet, iyimserim ama sürecek. Mayıs ayında bitmeyecek.”

Rusya ve Belarus dışındaki tüm Avrupa ülkelerini üye olarak sayan Konseyin genel sekreteri, reform sürecinin başlatılma şekliyle ilgili endişeleri olduğunu söyledi.

Berset şöyle devam etti:

“Her şey geçen yıl dokuz ülkenin açık mektup yazarak Mahkeme üzerinde bu baskıyı oluşturmasıyla başladı ve bence bu yanlış bir başlangıçtı. Hangi ülkede bunu kabul ederdik ki? Birinin bir mahkeme üzerinde gerçekten acımasız bir baskı oluşturmasını? Hayır, bunu siyasi düzeyde tartışmanız gerekir derdik. Amacım bunu Strazburg’a geri getirmek ve siyasi düzeyde ele almaktı.”

Berset ayrıca, sözleşmenin reformunun ülkelerin göç konusundaki iç tartışmalarını çözmeyeceği konusunda uyarıda bulundu:

“Bu, Birleşik Krallık’ın göç tartışmalarında karşı karşıya olduğu endişelere ve zorluklara bir cevap getirebilir mi? Bence evet, kısmen. Endişeler olduğunu gördüğümüzde, bunların daha iyi ele alınması gerekir. Fakat bu, göç konusundaki iç tartışmayı asla çözemeyecektir. … Ne var ki bu konuda doğrudan etki yaratmak bizim rolümüz değil.”

Berset, insan haklarına atıfta bulunan Birleşik Krallık göç davalarının çoğunun aslında Strazburg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmediğini fakat genellikle İngiliz iç mahkemelerinin anlaşmadaki hakları kendi başlarına yorumladıkları örnekler olduğunu belirtti.

Britanya, 1998 İnsan Hakları Yasası ile sözleşmeyi kendi iç hukukuna entegre ettiğinden beri, İngiliz mahkemeleri sözleşmeyi kendileri uygulayabiliyor.

Göç davalarında öne sürülen hakların çoğu da AİHM’ye özgü değil. Bir kişinin tehlikeye geri gönderilemeyeceği anlamına gelen geri göndermeme ilkesi, sınır dışı etme davalarına itirazda sıklıkla bir faktör olarak öne çıkıyor.

Fakat bu ilke, AİHM’nin yanı sıra birçok Birleşik Krallık iç hukukunda ve BM Mülteciler Sözleşmesi gibi diğer uluslararası antlaşmalarda da yer alıyor.

Genel sekreter, nihayetinde sözleşme ve mahkemenin vatandaşlara kendi devletlerinin etkisinin ötesinde bir tazminat hakkı verdiğini gözden kaçırmamak gerektiğini söyledi.

Berset, “Sözleşmenin rolü insan haklarını korumaktır. Evet, tamam, belki nasıl oluşturulduğunu tartışmamız gereken bazı durumlar vardır: göç, bunu tartışalım,” dedi.

Avrupa

Hindistan, Avrupa’ya mühimmat ihracatını yüzde 1600’den fazla artırdı

Yayınlanma

Hindistan, 2022’den bu yana Avrupa ülkelerine en az 872 milyon dolarlık mühimmat göndererek önceki dört yıla göre yüzde 1600’ün üzerinde artış kaydetti. Top mermisi ve patlayıcıları kapsayan sevkiyatların yaklaşık dörtte üçü 13 Orta ve Doğu Avrupa ülkesine yapıldı.

Hindistan, 2022 yılından bu yana Avrupa ülkelerine en az 872 milyon dolarlık mühimmat sevk etti. Bu miktar, önceki dört yıllık döneme kıyasla yüzde 1600’den fazla bir artışa işaret ediyor.

Bloomberg‘ün Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı verilerine dayanan Trade Data Monitor kayıtlarından aktardığı bilgilere göre, sevkiyatlarda top mermileri, havan mermileri, sevk barutları ve patlayıcı maddeler yer aldı.

İhracatın yaklaşık dörtte üçü Orta ve Doğu Avrupa’daki 13 ülkeye yapıldı. Bu sevkiyatlar sayesinde Hindistan, söz konusu ülkelere mühimmat sağlayan tedarikçiler arasında 28’inci sıradan ikinciliğe yükselerek Güney Kore’nin hemen arkasına yerleşti.

Haberde, ABD ve diğer önde gelen ihracatçılarla karşılaştırıldığında bu toplam tutarın halen mütevazı bir seviyede kaldığı kaydedildi.

Teslimatlardaki tırmanış, Avrupa’daki talep artışı kadar Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin yerli savunma üretimini güçlendirme ve ordunun ithalata bağımlılığını azaltma politikasıyla da doğrudan bağlantılı görülüyor.

Hindistan makamları nisan ayında yaptıkları açıklamada, mali yıl genelindeki silah ihracatının yüzde 63 artış göstererek 4 milyar dolara ulaştığını duyurdu. Bu rakam hem fiilen tamamlanan teslimatları hem de sözleşmesi imzalanmış siparişleri kapsıyor.

Hindistan hükümeti ihraç edilen ürünlerin tam listesini ve nihai alıcıların isimlerini kamuoyuyla paylaşmıyor. Satış anlaşmaları Savunma Bakanlığının onayından geçiyor ve alıcılarla yapılan sözleşmeler mühimmatın üçüncü taraflara devrini ya da farklı amaçlarla kullanımını kısıtlayan hükümler içeriyor.

Hint yetkililer, mühimmatın plan dışı çatışma bölgelerine ulaşmasının yerel şirketlere yaptırım getirebileceğini ve ülkeye yönelik uluslararası baskıyı artırabileceğini belirtiyor.

Avrupa savunma harcamalarını artırırken ortak tedarik tartışılıyor

Avrupa Birliği Güvenlik Araştırmaları Enstitüsünün haziran ayı raporu, kıtanın askeri yeteneklerini geliştirmesi ve güvenlik alanında ABD’ye olan bağımlılığını azaltması gerektiğini ortaya koyuyor.

Raporda yer alan uzman değerlendirmeleri, savunmanın güçlendirilmesi için askeri bütçelerin artırılmasını, silah ve mühimmat üretiminin genişletilmesini, ortak alımlara ağırlık verilmesini ve Avrupa savunma sanayisinin geliştirilmesini öneriyor.

Uzmanlar ayrıca AB ülkelerinin orduları arasındaki koordinasyonun iyileştirilmesini, siber saldırılar ile melez tehditlere karşı kritik altyapı güvenliğinin artırılmasını tavsiye ediyor.

Avrupa’nın yeniden silahlanma programı müttefikler arasında farklı yaklaşımları da beraberinde getiriyor.

Financial Times gazetesi, nisan ayındaki haberinde Avrupa Birliği ile NATO arasında kıtanın silahlanma programı konusunda görüş ayrılıkları yaşandığını aktarmıştı.

Brüksel alımların Avrupalı üreticilerden yapılmasını savunurken, NATO savunmada transatlantik bağların korunması gerektiğini vurguluyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İrlanda’da kamu spotu: Toruna sarılmadan önce izin alma çağrısı yapıldı

Yayınlanma

İrlanda’da hükümet destekli We-Consent kampanyası, büyükanne ve büyükbabalara torunlarına sarılmadan önce izin almaları tavsiyesinde bulundu. Dublin Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezinin yürüttüğü çalışmaya zemin oluşturan araştırma, ülke nüfusunun yüzde 70’inin rıza kavramının anlaşılmasında sorun gördüğünü gösteriyor.

İrlanda’da hükümet destekli bir sosyal farkındalık kampanyası kapsamında büyükanne ve büyükbabalara, sarılmadan önce torunlarından izin almaları tavsiye edildi.

New York Post gazetesinin haberine göre We-Consent adlı kuruluşun hazırladığı 25 saniyelik videoda, yakın akrabaları dahi olsa her çocuğun sarılmak istemeyebileceği belirtiliyor.

Klipte iki farklı duruma yer veriliyor: İlk sahnede bir çocuk büyükanne ve büyükbabasına neşeyle sarılırken, diğerinde akrabaları kendisini kucaklamaya çalıştığında rahatsızlık hissediyor.

Kampanya yerel siyasetçileri ikiye böldü

Dublin Belediye Meclisi Üyesi Gavin Pepper çalışmaya tepki göstererek hükümetin ve sivil toplum kuruluşlarının “ölçüyü kaçırdığını” savundu.

Çocuklara kişisel sınırlara saygı duymanın ve fiziksel temas reddini kabul etmenin öğretilmesi gerektiğini belirten Pepper, yakın akrabaların sarılmasının “şüpheli bir durum gibi” sunulmaması gerektiğini ifade etti.

Bir diğer belediye meclisi üyesi Lorraine Hall ise kampanyaya destek verdi.

Eleştirenlerin videoyu fazlasıyla gerçek anlamıyla algıladığını ve dikkat çekmek amacıyla yaratıcı yöntemler kullanan sosyal reklamların yapısını hesaba katmadığını kaydeden Hall, videonun yarattığı tartışmanın hedefe ulaşıldığını gösterdiğini dile getirdi.

Ulusal çaptaki We-Consent kampanyası İrlanda’da Mart 2023 döneminde hayata geçirildi. Girişim, Adalet Bakanlığı ve Community Foundation Ireland desteğiyle Dublin Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezi tarafından yürütülüyor.

Program rıza, kişisel sınırlar ve ilişkiler konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyor.

Merkezin kampanya öncesinde yaptığı araştırma, İrlanda halkının yüzde 70’inin ülkede rıza kavramının anlaşılması konusunda bir sorun olduğunu düşündüğünü ortaya koydu.

Araştırmaya göre her üç kişiden biri cinsel ilişkiler hakkında konuşurken rahatsızlık duyuyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Axel Springer, Avrupa’daki TikTok hisselerine talip oldu

Yayınlanma

Medya grubu Axel Springer, TikTok’un Avrupa biriminden hisse satın alma önerisinde bulundu. Şirket “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışını teyit ederken platformun ana sahibi ByteDance resmi bir görüşme yapılmadığını açıkladı.

Alman medya grubu Axel Springer, video paylaşım platformu TikTok’un Avrupa operasyonlarından hisse almak için teklif verdi. Financial Times gazetesinin haberine göre Politico ve The Telegraph gibi yayınların sahibi olan grubun bu girişimi, sosyal medyadaki antisemitizm tartışmalarının ardından gündeme geldi.

Axel Springer CEO’su Mathias Döpfner, hisse alma fikrini ocak ayında şirketin Berlin’deki genel merkezinde düzenlenen bir toplantıda dile getirdi.

Sosyal ağlardaki antisemitizm sorununa ayrılan toplantının katılımcıları arasında ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın babası olan, ABD’nin Fransa Büyükelçisi Charles Kushner da yer aldı.

Girişim daha sonra Avrupa Komisyonu temsilcilerine iletildi ancak süreç ilerleme kaydetmedi.

TikTok’un ana şirketi ByteDance ise hisse satışına dair resmi bir müzakere yürütülmediğini açıkladı.

Öte yandan Axel Springer, TikTok konusunda “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışına ilgi duyduklarını doğruladı.

Forbes dergisinin verilerine göre Axel Springer’ın eş sahibi ve CEO Döpfner’in serveti 22 Ekim 2026 itibarıyla 2,7 milyar dolar seviyesindeydi.

ABD pazarında zorunlu satış ortaklıkla sonuçlanmıştı

TikTok’un mülkiyet yapısına ilişkin tartışmalar daha önce ABD’de de yürütülmüştü.

Washington yönetimi, ulusal güvenlik kaygıları ve kullanıcı verilerinin korunması gerekçesiyle 2024 yılında Çin merkezli ByteDance şirketini uygulamanın ABD kolunu satmaya zorlayan bir yasayı kabul etmişti.

Yasa, satışın gerçekleşmemesi halinde platformun ülkede yasaklanmasını öngörüyordu.

Çinli şirket, Ocak 2026’da ABD pazarındaki faaliyetleri yürütmek üzere ortak bir girişim kurdu.

Yapılan anlaşmayla kurulan yeni şirketin hisselerinin yarısı Oracle ile yatırım şirketleri Silver Lake ve MGX’e devredildi.

Kalan hisseler ise ByteDance ile mevcut yatırımcılarında kaldı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English