Avrupa
Alman istihbaratına geniş yetkiler: İçeride ve dışarıda militarizasyon
Alman istihbarat kurumlarının yetkilerini genişletmek üzere federal hükümet tarafından onaylanan yasa tasarısına karşı protestolar giderek artıyor.
Hükümet, yeni bir yasa aracılığıyla Alman istihbarat kurumlarına kapsamlı yeni yetkiler vermeyi hedefliyor.
Tasarı, diğer hususların yanı sıra, kurumların bilgi teknolojisi sistemlerine erişimini kolaylaştırmayı, veri saklama sürelerini uzatmayı ve veri analizini otomatikleştirmeyi amaçlıyor.
Teşkilatların gelecekte “çevrimiçi aramalar” yapmasına da izin verilecek.
German Foreign Policy’ye göre önemli bir değişiklik ise, Alman faşizminin sona ermesinden bu yana ilk kez istihbarat ajanslarının yeniden “operasyonel tedbirler” uygulama yetkisine sahip olması.
“Hibrit saldırılara karşı savunma” adı altında Berlin, polis, istihbarat ajansları ve ordu arasındaki sınırları daha da bulanıklaştırıyor ve dış düşmanlarla iç eleştirmenler arasındaki ayrımı giderek ortadan kaldırıyor.
Yeni istihbarat yasası, Federal Cumhuriyet’in “stratejik özerkliğe” doğru attığı bir başka adım.
İstihbarat servislerinin kabarık “istek listesi”
“İstihbarat Servisi Yasası’nın reformu”na ilişkin yasa tasarısıyla federal hükümet, Alman istihbarat servislerinin yetkilerini hemen hemen her alanda sistematik olarak genişletmeyi hedefliyor.
Bu bağlamda İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, Savunma Bakanı Boris Pistorius’a açıkça teşekkür etti. İki bakanlık, yakın işbirliği içinde, İstihbarat Servisleri Kanunu’nu tamamen yeniden yazmayı başardı ve bunu “sessizce” yaptı.
İngiliz gazetesi The Guardian’a göre, yeni yasa “istihbarat servislerinin istek listesini” yerine getiriyor.
Bu kapsamda gelecekte, istihbarat kurumları topladıkları telekomünikasyon verilerini daha uzun süre saklayabilecekler (içerik verilerini altı ay, meta verileri ise on iki aya kadar). Böylece bu verileri “geriye dönük” olarak da analiz edebilecekler.
Yasa ayrıca, örneğin yapay zeka destekli otomatik analizlere izin vererek ve “idari engelleri ortadan kaldırarak” analiz sürecini kolaylaştırmayı amaçlıyor.
“Görüntü verilerinin biyometrik karşılaştırılması, yapay zekanın uygulanması ve araştırma ve geliştirme amaçlı verilerin daha ileri düzeyde işlenmesi için araçların kullanımı”, hatta verilerin “diğer devlet kurumlarına ve özel kuruluşlara” aktarılması, kolaylaştırılacak.
Açıklamaya göre genel olarak amaç, “akıllı buzdolaplarından” özel cep telefonlarına ve kamusal alanlardaki güvenlik kameralarına kadar uzanan “bilgi teknolojisi sistemlerine erişimi güçlendirmek.”
BND’ye operasyonel yetkiler veriliyor
Bu yasa ile federal hükümet, Federal İstihbarat Servisi’ne (BND) ve Federal Anayasa Koruma Dairesi’ne, İçişleri Bakanı Dobrindt’in ifadesiyle “istihbarat toplamayı çok aşan” kapsamlı yetkiler de veriyor.
Amaç, kurumların gelecekte sadece “daha iyi görebilmesi ve duyabilmesi” değil, her şeyden önce “düşmanlara karşı aktif önlemler alabilmesi.”
Çevrimiçi aramaların yanı sıra bu, gelecekte verileri “tahrif etme” iznini de içeriyor. Bakan bu meseleyi, “Görevimiz bu,” diyerek meşrulaştırıyor.
Bu önlem tarihi bir dönüm noktası gibi görünüyor. Nazizmin yenilgisinden bu yana ilk kez, Alman istihbarat kurumlarına “operasyonel yetkiler”, yani “aktif önlemler” alma izni veriliyor. Bu yetkiler 1945’ten beri yalnızca polise ayrılmıştı.
Yeni yetkiler açıkça “suçlarda kullanılan araçlarla oynama […]”yı da içeriyor. Ayrıca “kusurlu bileşenler ekleyerek mal sevkiyatlarının manipüle edilmesine, sabotaj amacıyla insansız hava aracı fabrikaları veya kimyasal silah laboratuvarlarındaki bilgi teknolojisi sistemlerine hedefli sızmaya ya da devlet destekli siber saldırı gruplarına veya dezenformasyon aktörlerine ait sunucuların kapatılmasına veya devre dışı bırakılmasına” da izin veriyor.
Üstelik bunların tümü artık “proaktif” olarak da gerçekleştirilebilir.
Muhalefetten tepkiler
Önerilen yasa tasarısı geniş çapta eleştirilere maruz kaldı. Örneğin, İstihbarat Servisleri Parlamento Denetim Komitesi’nin eski başkanı Konstantin von Notz (İttifak 90/Yeşiller), tasarıyı polis çalışmaları ile istihbarat çalışmaları arasında ayrım yapmamakla eleştiriyor.
Notz, dış istihbarat servisinin (BND) yetkilerinin genişletilmesini destekliyor; fakat iç istihbarat servisine (BfV) aynı yetkilerin verilmesini “hukukun üstünlüğü açısından tartışmalı”, “kötü tasarlanmış ve tehlikeli” olarak değerlendiriyor.
Yeni yasaya göre, iç istihbarat servisi gelecekte örneğin doktorların ve terapistlerin muayenehanelerine fark edilmeden girebilecek.
Sonuç olarak, Ulusal Yasal Sağlık Sigortası Hekimleri Birliği (KBV) ve Alman Tabipler Birliği, bu önlemi “doktorların gizlilik hakkını zedeleyeceği ve korunması gereken doktor-hasta arasındaki gizli ilişkiyi ihlal edeceği” gerekçesiyle sert bir şekilde eleştirdi.
Hessen Eyaleti Tabipler Birliği başkanı, taslağı “tıp mesleğine saygısızlık” olarak değerlendiriyor; bunun doktor ile hasta arasındaki güven ilişkisini zedelediğini söylüyor.
Dobrindt ise bu eleştiriyi reddederek, “Buna hiç katılmıyorum, çünkü her zaman uygun şekilde hareket ediyoruz,” diyor.
Alman Gazeteciler Birliği (DJV), yaptığı açıklamada, tasarıda “çok geniş terimler” kullanıldığını vurguluyor. DJV’ye göre bu da “barışçıl faaliyetlerin bile” istihbarat kurumlarının denetimi altına girebileceği anlamına geliyor.
Gazeteciler gelecekte artık kaynak korumasını garanti edemeyecek. Ayrıca, “müdahale eşiklerinin uyruk ve ikamet yerine göre derecelendirilmesi” anayasaya aykırı.
Birliğe göre tasarıda öngörülenin aksine, yabancı gazeteciler ile yurtdışında çalışan Alman gazeteciler de istihbarat servislerinden korunmalı.
İstihbarat kurumlarını kim denetleyecek?
Eski Federal Veri Koruma Komiseri Louisa Specht-Riemenschneider ise, BND üzerindeki denetim yetkisinin Bağımsız Denetim Kurulu bünyesinde merkezileştirilmesine karşı önceden uyarıda bulunmuştu.
Veri etiği alanında fahri profesör olan ve Specht-Riemenschneider’in selefi Ulrich Kelber de bu eleştiriyi paylaşıyor: İstihbarat teşkilatları, “neyin denetime tabi tutulabileceğine” dair “nihai kararı” kendileri veriyor.
Veri koruma uzmanının değerlendirmesine göre, gelecekte tek denetim organı olacak Bağımsız Denetim Kurulu, reddedilen erişim hakkına itiraz edemeyecek.
Tasarıda getirilen “rıza durumu”, BND’ye “kapsamlı özel yetkiler” verirken denetim imkânlarını daha da kısıtlıyor.
Üstelik bunu, şimdiye kadar gerekli olan Federal Meclis’in gerginlik durumu veya savunma durumu ilan etmesini gerektirmeden yapabilecek.
Kelber bunu, “seçilmiş parlamentodan anayasal açıdan tartışmalı bir yetki kayması” olarak görüyor.
Federal hükümetin kısmen denetim mekanizmalarında sözde bir iyileşmeye atıfta bulunarak desteklediği bu yasa tasarısı, ona istihbarat servislerinin “bağımsız denetiminin kasıtlı olarak sabote edildiği izlenimini” veriyor.
İstihbarat, kaynağı belirsiz olayları “Rus hibrit saldırısı” sayıyor
Dobrindt de içeride atılan bu adımı Rusya’dan gelen bir tehdidi gerekçe göstererek meşrulaştırıyor.
Dobrindt, Almanya’nın “her gün hibrit savaşın hedefi” olduğunu iddia ediyor; istihbarat teşkilatlarının yetkilerinin genişletilmesinin ise yalnızca “mevcut tehdit durumuna bir yanıt” olduğunu söylüyor.
Parlamento denetim komitesi önünde yapılan bir oturumda, Anayasa Koruma Dairesi Başkanı Sinan Selen, kurumunun belirli bir kaynağa açıkça atfedilemeyen olayları da Rusya’nın “hibrit saldırıları” olarak sınıflandırdığını itiraf etti.
Bu durum, dış düşmanlar ile iç muhalifler arasındaki ayrımı daha da bulanıklaştırıyor.
Dolayısıyla, yeni yasa uyarınca iç istihbarat servisi gelecekte sadece gerçek ya da iddia edilen “hibrit saldırıları” değil, aynı zamanda “nüfusun geniş kesimlerinde yaşanan önemli kargaşaları” da operasyonel tedbirler için gerekçe olarak kullanabilecek.
Berlin, NATO birliklerinin yeni Doğu Cephesi’ne giderken Almanya’dan geçmesi durumunda, savaş halinde halkın direnç göstereceğini öngörüyor.
Alman “stratejik özerkliği” militarizasyonla el ele
İçişleri Bakanı Dobrindt, Almanya’nın şimdiye kadar yabancı istihbarat servislerinin desteğine bağımlı olduğunu iddia ediyor.
Berlin, güçlendirilmiş Alman istihbarat servislerinin kendisine Washington, Paris ve Londra karşısında daha iyi bir konum kazandıracağını ve “eşit şartlarda” ciddi bir muhatap haline gelerek, ikincil ortak olmaktan uzaklaşacağını umuyor.
Önerilen yasa tasarısı, Alman istihbarat kurumlarının “artık diğer Avrupalı ortakların gerisinde kalmamasını” sağlamayı amaçlıyor.
Bakana göre bu sayede Berlin, “Avrupa güvenlik politikasında liderlik rolü üstlenme iddiasını haklı çıkaracak.”