Dünya Basını

Çin, Buz İpek Yolu yarışını kazanıyor

Yayınlanma

Arktik’teki erime, yeni ticaret yolları üzerinde jeopolitik bir mücadeleyi tetiklerken, Çin yarışı önde götürüyor.

Financial Times, 12 Ağustos 2026

Geçen ay küresel deniz sıcaklıkları temmuz ayı için şimdiye kadarki en yüksek seviyeye ulaştı. Bu, Atlantik, Pasifik ve Akdeniz genelinde denizlerdeki sıcak hava dalgalarına katkıda bulunan iklim değişikliği açısından kaygı verici bir işaret. Ancak hoşumuza gitse de gitmese de bu durum ticari fırsatlar da yaratıyor. Arktik buzları eridikçe, Kuzey Kutbu’nun yüksek enlemlerinde yeni deniz taşımacılığı rotaları açılıyor. Bu rotalar, ticari malların Atlantik’ten Pasifik’e taşınması için gereken süreyi ve enerjiyi radikal biçimde azaltma potansiyeli taşıyor. Bu yeni ticaret yolları aynı zamanda jeostratejik haritayı da yeniden şekillendirecek.

ABD Başkanı Donald Trump, “Donroe Doktrini” kapsamında Amerika’ya en yakın bölgelerde — buna kuzey ve batı yarımküreler de dahil — güvenliğe öncelik verme sözü verdi ve Grönland’ı ele geçirme tehdidinde bulundu. Ancak Arktik’te ticaret ve geçiş açısından ortaya çıkan yeni fırsatlardan en fazla yararlanan ülke, Rus buz kıranlarının da yardımıyla Çin oluyor. Bu hafta Çinli bir deniz taşımacılığı şirketi, Arktik üzerinden ilk haftalık konteyner gemisi seferini başlattı. Çin’in doğu kıyısı ile İngiltere arasındaki yolculukta Rusya kıyılarını takip eden rota, “Buz İpek Yolu” olarak adlandırıldı.

Bu gelişme, Çin’in son birkaç on yılda hem denizlerde üstünlük kurmaya hem de Arktik’e çok daha fazla odaklandığını doğrudan ortaya koyuyor. Dünya Ticaret Örgütü’ne katılmasından kısa süre sonra Çin, denizcilik ve gemi taşımacılığı sektörünü stratejik bir öncelik haline getirdi ve bu alanda ABD’nin gücünün daha da aşınmasına yol açtı. Çin, son yirmi yılda ABD’ye kıyasla üretimini üç kat artırarak gemi inşa sektörünün yüzde 55’ini kontrol eder hale geldi. Bu oran 2000 yılında yüzde 5’ti. Ortaya çıkan bu asimetri, yalnızca ABD açısından değil, güvenliği için ABD’ye bağımlı olan her ülke açısından hem ticari hem de askeri kaygıları beraberinde getiriyor.

ABD’de şimdi, yerli tersaneleri canlandırmayı ve Amerikan ticaret filosunu genişletmeyi amaçlayan Ships Act’in kabul edilmesi için iki partili bir baskı var. Ancak eleştirmenler, ABD gemileriyle taşıma yapmanın daha yüksek maliyetini ödemek istemeyen Amerikalı ithalatçıların lobi faaliyetleri nedeniyle yasanın sulandırıldığını söylüyor. Trump’ın kendisi de Finlandiya ile buz kıran gemiler inşa edilmesine yönelik bir anlaşmaya imza attığı için övgü aldı. Bununla birlikte, bu strateji aslında Finlandiyalı liderlerin kuşaklar boyunca savunduğu ve büyük ölçüde Biden yönetimi döneminde geliştirilen bir yaklaşım.

Ticaret yolları açıldıkça Arktik sularında seyredebilmek için daha fazla buz kırana ihtiyaç duyulacak. Görünür buz bulunmadığında bile, Kuzey Kutbu’nun yüksek enlemlerinde güvenli seyir için çoğu zaman bir buz kıran gerekiyor; çünkü rüzgâr ve dalga koşulları hızla değişebiliyor ve gemileri buzların arasında mahsur bırakabiliyor. Çin birkaç yıl önce kendisini bölgede çıkarları bulunan “Arktik’e yakın” bir ülke ilan etti ve onlarca buz kırana sahip Rusya ile bölgeye yönelik petrol ve doğal gaz taşımacılığında daha yakın çalışmaya başladı. Rusya ise Kuzey Deniz Rotası üzerinde egemenlik denetimi kurmaya çalışıyor.

Bu arada ABD, Kanada ve çeşitli diğer Avrupa ve Asya ülkeleri de Arktik deniz tabanını daha kapsamlı biçimde haritalandırmaya çalışıyor. Amaçları, Arktik üzerinden kullanılabilir güzergâhlar bulmak, Kuzeybatı Geçidi’nin coğrafi yapısını daha iyi anlamak ve bölgede mineraller, doğal gaz ve yeni ticaret yolları için araştırmalar yapmak. Nadir toprak elementleri bölgede bol miktarda bulunuyor ancak henüz yeterince işletilmiş değiller.

İklim değişikliği bu fırsatları ortaya çıkarmadan önce donmuş kuzey çok daha az ilgi çekiyordu. Elbette bölgeden daha fazla geminin geçmesi deniz buzunun çözülmesine katkıda bulunuyor. Ancak bu durum aynı zamanda kendi kendini besleyen bir döngü yaratıyor: Ticaret yolları ne kadar açılırsa, ülkeler ve şirketler de bunlardan yararlanmanın yollarını o kadar fazla arayacak.

Eriyen Arktik’i güvence altına alma, sömürme ve hatta kolonileştirmeye yönelik yeni bir yarış başlamış durumda. Günümüzde yaşanan birçok jeostratejik dönüşümde olduğu gibi, Çin bu yarışta da şimdilik önde.

Çok Okunanlar

Exit mobile version