Avrupa
Almanya’da Volkswagen için Çinli markalara ek vergi talebi

Almanya’nın Saksonya eyaleti hükümeti, yerli sanayiyi korumak ve Volkswagen üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla Çin menşeili otomobillere yönelik Avrupa Birliği gümrük vergilerinin artırılmasını talep etti. Saksonya Ekonomi Bakanı Dirk Panter, bu adımın Çinli üreticileri Avrupalı ortaklarla işbirliğine ve üretimi yerelleştirmeye zorlayacağını belirtti.
Almanya’nın Saksonya Eyaleti Ekonomi Bakanı Dirk Panter, Bild gazetesine verdiği mülakatta, Çinli otomotiv şirketleri üzerindeki baskıyı yoğunlaştırmak amacıyla Avrupa Birliği (AB) genelinde gümrük tarifelerinin yükseltilmesi gerektiğini açıkladı.
Panter, bu hamleyle Çin merkezli üreticilerin Volkswagen dahil olmak üzere Avrupalı firmalarla ortaklığa teşvik edilmesini amaçlıyor.
Ekonomi Bakanı Panter, Çin’den ithal edilen araçlara daha yüksek vergi uygulanması başlığının AB düzeyinde müzakere edilmesi gerektiğini belirtti.
Bu çıkış, otomotiv grubu Volkswagen’in Almanya’daki üretim kapasitesini daraltma planlarının kamuoyuna yansıdığı dönemde yapıldı.
Otomotiv devi, alternatif bir çıkış yolu bulunamaması durumunda, elektrikli araç imalatı gerçekleştiren Saksonya’daki tesis de dahil olmak üzere ülkede dört fabrikayı kapatabileceği yönünde uyarıda bulunmuştu.
Bu kapsamda Saksonya’nın merkezi Dresden’de yer alan ve 20 yılı aşkın süredir faal olan bir üretim tesisi halihazırda kapandı.
Gelişmeler üzerine Volkswagen Üst Yöneticisi Oliver Blume, Çin’de geliştirilen modellerin üretimini Avrupa’daki tesislere kaydırmayı ihtimaller arasında saymıştı.
Blume ayrıca, Çinli otomobil üreticileriyle ortaklık kurulması seçeneğine de açık kapı bırakmıştı.
Saksonya Ekonomi Bakanı Panter, eyalette Çinli bir şirketle kurulacak ortak girişimin, Brüksel ile yürütülecek görüşmelerde koz olabileceğini aktardı.
Panter, böyle bir ortaklığın Çinli üreticilerin Avrupa’daki gümrük vergilerinden muaf tutulmasına da zemin hazırlayabileceğini kaydetti.
Piyasa verilerine göre BYD dahil birçok Çinli marka, özellikle şarj edilebilir hibrit modellerin satış başarılarıyla Avrupa pazarındaki payını artırmayı sürdürüyor.
Saksonya hükümetinin Çinli üreticilerin Avrupa pazarındaki varlığına bütünüyle karşı çıkmadığını dile getiren Panter, Avrupa’da faaliyet yürüten tüm şirketlerin Birlik sınırları içinde katma değer sağlaması ve istihdam yaratması gerektiğinin altını çizdi.
Daha önce de Renault yöneticisinin Çinli markalarla ortaklık kurulması yönündeki yaklaşımları eleştirdiği bildirilmişti.
Avrupa
44 Avrupa sanayi grubu, AB’yi Çin’e karşı harekete geçmeye çağırdı

44 Avrupa sanayi derneği, AB’yi, “haksız Çin ticaret uygulamaları” olarak nitelendirdikleri uygulamalara karşı daha sert önlemler almaya çağırdı.
Metal, kimya ve otomotiv parçaları gibi sektörleri temsil eden dernekler, bu uygulamaların Avrupa imalat sektörünü tehdit ettiğini ve daha fazla istihdam kaybına yol açabileceğini belirtti.
Dernekler, AB üye ülkelerinden mevcut ticaret savunma önlemlerini daha etkili bir şekilde kullanmalarını ve piyasa bozulmalarını gidermek için yeni araçlar getirmesini talep etti.
Bu çağrı, AB’nin Çin ile günlük 1 milyar avroyu aşan mal ticareti açığıyla boğuşurken geldi. AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, bu kapsamda Çinli mevkidaşı ile görüşmek üzere Pekin’e gitti.
Avrupalı liderler, önümüzdeki perşembe günü Brüksel’de düzenlenecek zirvede bloğun vereceği yanıtı görüşecek.
Pekin’deki görüşmelerin sonucu ise bu tartışmayı büyük ölçüde şekillendirecek gibi görünüyor.
Sektör grupları çağrılarında, Avrupa Komisyonu’ndan ticaret şikayetlerini incelerken değer zincirlerinin tamamını gözden geçirmesini ve davaları daha hızlı sonuçlandırmak için daha fazla personel istihdam etmesini talep ettiler.
Ayrıca, devlet kaynaklı piyasa bozulmalarıyla mücadele etmek için yeni araçlar çağrısında bulunurken, İngiltere, Norveç ve İsviçre gibi yakın Avrupa ortaklarını olumsuz etkileyebilecek önlemlere karşı uyarıda bulundular.
AB Ticaret Komiseri Pekin’de
Maroš Šefčovič’in Pekin’e yaptığı iki günlük ziyaretin amacı, ticaret dengesizliğini azaltmaya yardımcı olacak şekilde Çin’den tavizler elde etmek.
Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao ile yapılan görüşmeler, Avrupa pazarında giderek yaygınlaşan araç ihracatına, özellikle de şarj edilebilir hibrit otomobillere odaklandı.
POLITICO’nun perşembe günü yayınladığı bir rapora göre, Ağustos ayında AB’de satın alınan her sekiz otomobilden biri Çin menşeliydi; bu durumun başlıca nedeni, şarj edilebilir hibrit araç satışlarındaki artış oldu.
AB, 2024 yılında Çin menşeli batarya ile çalışan elektrikli araçlara ek telafi edici gümrük vergileri uygulamaya koydu ama şarj edilebilir hibritler bu önlemlerin kapsamı dışında kaldı.
Avrupalı müzakereciler, bu sektörde Çin’in ihracatını bir şekilde kısıtlamayı hedefliyor.
POLITICO’nun haberine göre, müzakerelerden anlamlı taahhütler çıkmaması halinde Avrupa Komisyonu, Avrupalı otomobil üreticilerini korumak amacıyla ithalat kotaları ve gümrük vergileri dahil olmak üzere otomobillere yönelik tek taraflı ticaret kısıtlamaları getirmeyi değerlendiriyor.
AB ayrıca diğer sanayi sektörleri için de koruma önlemleri üzerinde çalışıyor. Avrupa Sanayi Komiseri Stephane Sejourne, Komisyon’un AB hükümetlerinden gelen talebe bağlı olarak plastik ve kompozit malzemelere yönelik hedefli koruma önlemleri getirmeyi planladığını söyledi.
Almanya’dan Birleşik Krallık’tan gümrük vergisi çağrısı
Berlin’in tutumuna yakın bir kaynağın POLITICO’ya aktardığına göre, Almanya, Birleşik Krallık’tan “Made in Europe” kurallarından muafiyet karşılığında Çin menşeli elektrikli araçlara uygulanan gümrük vergilerini artırmasını istiyor.
Kaynak, Friedrich Merz hükümetinin bu hamlenin ticarette karşılıklılık ilkesini yansıtacağına ve İngiltere’nin AB üyeliğinin avantajlarından “seçmece” yararlanmaya çalıştığına dair diğer AB üye devletlerinin suçlamalarına karşı bir yanıt olacağına inandığını belirtti.
Bu gelişme, Başbakan Andy Burnham’ın bu hafta Almanya’ya yaptığı ilk resmi ziyaret kapsamında Almanya Şansölyesi ile bir araya gelmesinin ardından yaşandı.
Burnham ve Merz, İngiltere’nin AB ile gelecekteki ilişkilerinin olasılıklarını görüşeceklerdi zira İngiliz başbakanı, on yıl sonra ilk kez bloğa yeniden katılma konusunu Birleşik Krallık siyaset gündemine yeniden getirmişti.
Berlin’in elektrikli araç gümrük vergileri konusundaki tutumu önemli zira Almanya, Fransa gibi ülkelerin benimsediği daha sert tutumların aksine, Brexit’ten bu yana ticaret konularında Birleşik Krallık’a karşı genel olarak hoşgörülü bir politika izlemişti.
AB, Çin ve ABD gibi rakiplerin ticaret uygulamalarına yanıt olarak, blok dışındaki üreticilere kıyasla Avrupalı üreticileri avantajlı konuma getirecek yeni “Made in Europe” kuralları hazırlama sürecinde.
Birleşik Krallık, bu önlemlerin İngiliz iş dünyasını (özellikle de otomobil üreticilerini) olumsuz etkileyeceğinden endişe duyuyor ve Brüksel’den bu kuralların uygulanmasından muaf tutulacağına dair güvence istiyor.
Berlin’in istediği gibi olursa, bu güvenceler, Çin menşeli elektrikli araçlara ilişkin AB ticaret politikasının benimsenmesine bağlı olabilir.
Avrupa
Alman ihracatı için Orta-Doğu Avrupa’nın önemi artıyor

Çin ve ABD’ye yapılan ihracatın azalmasıyla birlikte Orta ve Doğu Avrupa, Alman ihracat sektörü için giderek daha önemli hale geliyor.
Almanya’nın dünyanın en büyük iki ekonomisine yaptığı ihracat son dönemde önemli ölçüde azalırken, Orta ve Doğu Avrupa’ya yönelik artan ihracat bu kayıpları fazlasıyla telafi etti.
German Foreign Policy’nin aktardığına göre özellikle Vişegrad Grubu ülkeleriyle yapılan ticaret oldukça güçlü bir şekilde büyüyor.
2026 yılının ilk yarısında, Almanya’nın Polonya’ya yaptığı ihracat yüzde 9,2, Çek Cumhuriyeti’ne yaptığı ihracat ise yüzde 14 arttı.
Aynı dönemde Çin’e yapılan ihracat yüzde 12,4, ABD’ye yapılan ihracat ise yüzde 6,5 azaldı.
Almanya şu anda Polonya’ya, Çin’e yaptığının neredeyse yüzde 50 daha fazla mal ihraç ediyor.
Doğu Avrupa Alman İş Komitesi, bölgeyi “Alman ihracatı için kilit bölge” olarak nitelendiriyor ve doğu ile güneydoğudaki ülkeleri AB’ye kabul ederek AB tek pazarının genişletilmesini talep ediyor.
Aynı zamanda, Çin’in Doğu Avrupa’daki iktisadi etkisi de artıyor. Fakat Çinli şirketler, Alman şirketleriyle sadece rekabet etmekle kalmıyor, aynı zamanda Avrupa üretim zincirlerine de giderek daha fazla entegre oluyor.
Alman sanayisi için AB ve çevresinin önemi büyük
Giderek yoğunlaşan uluslararası rekabet ortamı, Alman ihracat sektörü için AB tek pazarının önemini artırıyor.
2024 yılında, tüm Alman mal ihracatının yüzde 54’ün biraz altında bir kısmı AB üye ülkelerine yapılmıştı. 2019 yılında bu oran yaklaşık yüzde 51 seviyesindeydi.
2024 yılında AB içindeki en büyük beş ihracat pazarı, 111 milyar avro değerindeki mallarla Fransa; 105 milyar avro ile Hollanda; 90 milyar avro ile Polonya; 78 milyar avro ile İtalya ve 72 milyar avro ile Avusturya oldu.
Almanya’nın AB’ye yaptığı ihracatın yaklaşık yüzde 52’si, diğer AB ülkelerinde, genellikle Alman şirketlerinin yurtdışı tesislerinde daha ileri işleme tabi tutulan metal, temel kimyasallar veya elektrikli bileşenler gibi ara mallardan oluşuyordu.
İhracatın yüzde 17’si ise makine ve ekipman gibi sermaye mallarından, yaklaşık üçte biri ise tüketim mallarından oluşuyordu.
Avrupa’ya artan odaklanma bazı riskler barındırıyor. Alman ekonomisi ticaretini Asya’ya doğru güçlü bir şekilde çeşitlendirmiş olduğundan, Avro bölgesi krizinden diğer AB üye devletlerine kıyasla daha az etkilenmişti.
Bu coğrafi çeşitliliğin azalması, Alman ihracat modelinin krizlere karşı kırılganlığını artırıyor.
Doğu Avrupa’daki ihracat patlaması
Özellikle Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri, Çin ve ABD’ye yapılan ihracattaki düşüşleri telafi etmeyi başardılar.
Bu düşüşlerin bir nedeni, Çin Halk Cumhuriyeti’nin eskiden Almanya’dan ithal edilen birçok yüksek teknolojili ürünü artık kendi ülkesinde üretmeye başlaması; diğeri ise ABD’ye yapılan ihracatın Trump’ın gümrük vergileri nedeniyle olumsuz etkilenmesi.
Handelsblatt gazetesine konuşan Almanya Doğu Avrupa İş Komitesi (OA) Başkanı Cathrina Claas-Müller, “Orta ve Doğu Avrupa, Alman ihracatı için kilit bir bölge haline geldi,” dedi.
Almanya’nın Çin ve ABD’ye yaptığı ihracat hacmi toplamda 10 milyar avronun biraz üzerinde azalırken, Orta ve Doğu Avrupa yaklaşık on bir milyar avroluk artışla bu düşüşleri fazlasıyla telafi etti.
Claas-Müller, “Orta ve Güneydoğu Avrupa’nın […] elbette Çin ve ABD’nin yerini alamayacağını” vurguladı. Fakat bölgenin Almanya’nın iktisadi gelişimi açısından öneminin farkına varılmasının hayati önem taşıdığını belirtti.
Başkan bu nedenle, bölgenin potansiyelinden mevcut AB sınırlarının ötesinde bile en iyi şekilde yararlanılabilmesi için Avrupa tek pazarının doğu ve güneydoğu yönünde hızla genişletilmesi gerektiğini savundu.
OA başkanı, Ukrayna, Moldova ve Batı Balkan ülkeleriyle yürütülen AB üyelik müzakerelerindeki ilerlemelerin “cesurca değerlendirilmesi” gerektiğini vurguladı.
Almanya’nın sanayi merkezi: Vişegrad ülkeleri
Orta ve Doğu Avrupa’da, Vişegrad ülkeleri (Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya) öne çıkan bir konuma sahip.
Bu ülkeler, Alman sanayisi için dünya çapında en önemli üretim merkezlerinden bazıları haline geldi.
Almanya açısından bakıldığında, bu ülkeler çeşitli yatırım avantajları sunuyor: Batı Avrupa’ya coğrafi yakınlık, iyi gelişmiş bir sanayi altyapısı, geniş bir vasıflı işgücü havuzu ve nispeten düşük ücret seviyeleri.
Alman şirketleri, kimya ve elektrik sektörlerinin yanı sıra makine mühendisliği ve otomotiv endüstrisi gibi temel sektörlerde de bu bölgede güçlü bir varlığa sahip.
2026 yılının ilk yarısında Almanya’nın Çin’e yaptığı ihracat, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 12,4 azalırken, ABD’ye yapılan ihracat yüzde 6,5 düştü.
Buna karşılık Almanya’nın Macaristan’a yaptığı ihracat yüzde 6,7, Polonya’ya yaptığı ihracat yüzde 9,2 ve Çek Cumhuriyeti’ne yaptığı ihracat ise yüzde 14’e varan bir artış gösterdi.
Ocak ayından Haziran ayına kadar Almanya, Polonya’ya 53,8 milyar avro değerinde mal ihraç etti. Çin’e yapılan ihracat ise sadece 36,3 milyar euro olarak gerçekleşti.
Bu, Almanya’nın Polonya’ya Çin’e kıyasla neredeyse yüzde 50 daha fazla mal ihraç ettiği anlamına geliyor.
Polonya, 2024 yılından bu yana Alman şirketleri için dördüncü en önemli pazar konumunda; Çin ise şu anda sadece dokuzuncu sırada yer alıyor.
Hatta, çok daha küçük bir ülke olan Çek Cumhuriyeti bile 30,3 milyar avro değerindeki Alman ihracatıyla Çin’e yaklaştı.
Almanya ve Çin arasında Polonya
Aynı zamanda Polonya, Çin’den yaptığı ithalatı da artırıyor.
Yılın ilk yarısında ülke, 43,1 milyar avro değerinde Alman malı (toplam ithalatın %18,6’sı) ve 36,7 milyar avro değerinde Çin malı (toplam ithalatın %15,9’u) ithal etti.
ABD ise 12,7 milyar avro değerindeki ithalatıyla (toplam ithalatın %5,5’i) üçüncü sırada yer aldı.
Temmuz ayında ilk kez Çin’den Polonya’ya, Almanya’dan gönderilen mallardan daha fazla mal sevk edildi.
Polonya’da üçlü bir ticaret modeli giderek daha belirgin hale geliyor: Çin, elektronik, otomobil ve diğer tüketim mallarının tedarikçisi olarak önem kazanırken, Almanya yatırımlar ve Avrupa üretim zincirleri açısından merkezi konumunu koruyor.
Buna paralel olarak, Polonya’nın ihracatı söz konusu olduğunda Almanya açık ara lider konumunu koruyor: Polonya, Almanya’ya 59,7 milyar avro değerinde mal ihraç etti. Bu rakam, Polonya’nın toplam mal ihracatının yüzde 26,3’ünü oluşturuyor.
Çekya ve Fransa, her biri yaklaşık 14 milyar avro ile onu izliyor.
Macaristan, Çin otomotiv sektörünün Avrupa’daki merkezi oluyor
Orta Avrupa’da Almanya ile Çin arasında rekabet ve işbölümü
Orta ve Doğu Avrupa’daki Çinli şirketler Alman firmalarla sadece rekabet etmiyor.
Bu durum, Alman otomotiv endüstrisinin Macaristan’daki ağıyla açıkça görülüyor. Dünyanın en büyük batarya üreticisi olan Çinli Contemporary Amperex Technology (CATL), 2022 yılında Macaristan’ın doğusundaki Debrecen’de yeni bir fabrika kuracağını duyurdu.
CATL, Macaristan’da da üretim yapan BMW, Mercedes, Volkswagen ve Stellantis gibi şirketlere de batarya tedarik ediyor.
2023 yılında, Huayou Cobalt ve Sunwoda Electronics gibi diğer Çinli şirketler de Macaristan’a yatırım yaptı.
2024 yılında ise Eve Energy, BMW’ye tedarik sağlamak üzere bir fabrika kurarak bu akıma katıldı.
Çinli otomobil üreticileri ve tedarikçilerinin Avrupa otomotiv üretimine entegrasyonu, artık otomotiv kriziyle mücadelede yaygın bir strateji haline geldi.
İspanya, Fransa ve İtalya’da Stellantis, Çinli şirketler Leapmotor ve Dongfeng’in modellerini üreterek atıl durumda olan üretim kapasitesini değerlendirmeyi planlıyor. Leapmotor modelleri, Madrid ve Zaragoza’daki Stellantis fabrikalarında üretilecek.
Fransa’da Dongfeng ile ortak bir elektrikli otomobil, İtalya’da ise Leapmotor ile ortak bir kompakt elektrikli otomobil üretilmesi planlanıyor.
Madrid’de ayrıca Çin teknolojisini kullanan bir Opel SUV’nin üretimi de planlanıyor.
Volkswagen’in yeni stratejisi, daha önce yalnızca Çin’de satılan VW modellerini Avrupa pazarı için üretmeyi de hedefliyor.
Kendi Çin modellerini Avrupa pazarına sunma planı, hem Çin’den ithalatı hem de daha sonraki bir aşamada araçların veya bileşenlerinin Avrupa’da üretilmesini içeriyor.
Alman ihracatında genel düşüş
Almanya’nın ihracatı, ABD’ye yapılan sevkiyatlardaki keskin düşüş nedeniyle Ağustos ayında beklenmedik bir şekilde geriledi.
Bu durum, Avro bölgesinin en büyük ekonomisindeki ivmenin yılın güçlü geçen ilk yarısının ardından azaldığını ortaya koydu.
Federal İstatistik Dairesi’nin perşembe günü açıkladığı verilere göre, ihracat bir önceki aya kıyasla %0,8 oranında düştü.
Sonuç, Reuters anketinde öngörülen %0,6’lık artış tahmininin altında kaldı.
ING’nin küresel makroekonomi başkanı Carsten Brzeski, “Ticaret, Almanya’nın dayanıklılığının sarsıldığı alan,” dedi.
Almanya’da ‘sanayisizleşme’ ile ‘sanayinin askerileşmesi’ el ele
Brzeski, Alman ihracatçıların ikinci çeyrekte Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasından Asyalı rakiplerinin daha fazla etkilenmesinden faydalanmış olsalar da üçüncü çeyreğin şu ana kadar bir gerileme yaşadığını belirtti.
Alman Ticaret ve Sanayi Odası (DIHK) dış ticaret başkanı Volker Treier, “Mevcut düşüş, ihracattaki toparlanmanın sadece hafif bir esinti olduğunu gösteriyor,” dedi.
İthalat, Temmuz ayına kıyasla takvim ve mevsimsellikten arındırılmış bazda %0,9 arttı.
Sonuç olarak, Almanya’nın ticaret fazlası Temmuz ayındaki 21,6 milyar avrodan Ağustos ayında 19,5 milyar avroya geriledi.
İran krizi nedeniyle yükselen fiyatlara ve ABD’nin gümrük vergilerinin yol açtığı belirsizliğe rağmen, Alman ekonomisi yılın ilk yarısında dayanıklılık gösterdi.
Almanya ilk çeyrekte %0,4, ikinci çeyrekte ise %0,3 büyüdü.
Avrupa
Fransa kasım ayında Ukraynalı pilotlara Rafale eğitimi verecek

Fransa, Ukrayna ordusu pilotlarına Rafale savaş uçaklarını kullanmaları için kasım ayında temel eğitime başlayacağını bildirdi. İki ülke 16 jetin tedariki konusunda anlaşırken ilk 4 uçağın teslimatının eğitimlerin ardından, toplam teslimatın ise 2028-2029 döneminde yapılması planlanıyor.
Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanı Catherine Vautrin, Ukraynalı pilotların Rafale tipi savaş uçaklarını kullanabilmesi için kasım ayında temel eğitime başlayacaklarını duyurdu.
Vautrin, Ulusal Meclis Savunma Komisyonunda 2027 yılı savunma bütçesi tasarısına ilişkin düzenlenen oturumda konuştu.
Ukrayna’ya verilen desteğin önemine işaret eden Vautrin, “Kasım ayından itibaren Ukraynalı pilotların Rafale uçaklarındaki temel eğitimine başlayacağız. Ukrayna’yı destekleyerek Avrupa’yı savunduğumuzun bütünüyle bilincindeyiz” değerlendirmesini yaptı.
Paris yönetiminin Kiev ile savaş havacılığı ve özellikle Rafale jetleri konusundaki işbirliği görüşmelerini sürdürdüğünü aktardı.
İlk teslimatların 2028 ile 2029 yıllarında yapılması planlanıyor
İki ülke, Temmuz 2026’da askeri işbirliğine dair bir yol haritası üzerinde uzlaşmaya vardı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, silah sistemleriyle birlikte ilk 16 Rafale uçağını satın almayı, pilotlar ile teknik personelin Fransa’daki eğitimlerine ise bir yıl içinde başlamayı planladıklarını açıkladı.
Zelenskiy, ilk 4 savaş uçağının eğitimlerin tamamlanmasının ardından teslim edileceğini belirtti.
Fransız basınına yansıyan bilgilere göre Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ilk Rafale uçaklarının 2028-2029 yıllarında Ukrayna’ya ulaşmasının öngörüldüğünü kaydetti.
Fransa’nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Benjamin Haddad ise franceinfo yayınında, Ukraynalı pilotların eğitimine yönelik hazırlık sürecinin başladığını bildirdi.
Dassault Aviation tarafından geliştirilen çift motorlu çok amaçlı savaş uçağı Rafale; hava muharebesi, kara ve deniz hedeflerine yönelik taarruz, keşif ve kara birliklerine destek görevlerinde kullanılıyor.
Uçak, tek bir uçuş görevinde farklı operasyonları eş zamanlı yürütebilme kabiliyetiyle öne çıkıyor.
Hava kuvvetleri için tek ve çift koltuklu, uçak gemileri için ise tek koltuklu donanma versiyonu olmak üzere üç ayrı modeli üretilen Rafale, Fransa Silahlı Kuvvetleri bünyesinde nükleer caydırıcılık görevlerinde de yer alıyor.
Daha önce temin edilen Mirage 2000 süreci genişliyor
Paris yönetimi daha önce de Ukrayna’ya Mirage 2000 tipi savaş uçakları temin etmişti.
Dönemin Fransa Savunma Bakanı Sébastien Lecornu, ilk uçakların 6 Şubat 2025’te teslim edildiğini bildirmişti.
Uçaklarla birlikte, Fransa’da birkaç ay süren eğitimi tamamlayan pilotlar da Ukrayna’ya geri döndü.
Kiev yönetimi, Şubat 2026’da Bakan Vautrin ile dönemin Ukrayna Savunma Bakanı Mihail Fedorov arasındaki görüşmenin ardından, Fransa’nın ilave Mirage 2000 uçakları sevk etmeye hazır olduğunu açıkladı.
Dünya Basını2 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Görüş1 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Rusya2 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri
Asya1 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını1 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Asya1 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı











