Bizi Takip Edin

Avrupa

İngiltere’de finans firmaları çalışan denetimini sıkılaştırıyor

Yayınlanma

İngiltere’deki finans şirketleri, taciz ve zorbalık gibi iş yeri suistimallerine yönelik 1 Eylül’de yürürlüğe girecek yeni kurallar öncesinde çalışan denetimlerini sıkılaştırıyor. Avukatlar, bazı firmaların artacak denetim ve raporlama yükümlülüklerinden kaçınmak için bu tür iddialarla karşı karşıya kalan personeli önceden işten çıkardığını belirtiyor.

İngiltere’deki finans şirketleri çalışanların davranışlarına yönelik denetimlerini sıkılaştırıyor.

Reuters’a konuşan avukatlar, bazı firmaların taciz ve zorbalık gibi suistimallerle suçlanan personeli, parlamenterlerin istismar ve zorbalık yuvası olarak nitelendirdiği sektörü dizginlemeyi amaçlayan yeni kurallar öncesinde işten çıkardığını ifade etti.

Londra’daki üç hukuk firmasından avukatlar, bazı şirketlerin 1 Eylül’de yürürlüğe girecek yeni düzenlemelerin getireceği sıkı denetim, raporlama yükümlülükleri ve mali olmayan suistimal vakalarının kötü yönetilmesinden doğacak olası sonuçlardan kaçınmak amacıyla bu adımları attığını bildirdi.

Mali Yürütme Otoritesi (FCA); varlık yöneticileri, hedge fonları ve sigorta şirketleri gibi banka dışı 37 bin firmada çalışanlara yönelik ciddi, işle bağlantılı zorbalık, taciz ve şiddet eylemlerini davranış kuralları ve göreve uygunluk testlerine dahil etmek üzere düzenleme yapıyor.

Değiştirilen kurallar ve kılavuz ilkeler, firmaların çalışanların uygunluğunu değerlendirirken mali olmayan suistimalleri nasıl hesaba katması gerektiğini netleştiriyor.

Düzenleme, ciddi vakaların tespit edilmesi, araştırılması ve raporlanması yükümlülüğünü insan kaynakları departmanlarından alarak doğrudan yöneticilerin üzerine yıkıyor.

Yapılan değişiklikler, banka dışı finans kurallarını halihazırda bankalar için yürürlükte olan kurallarla uyumlu hale getirmeyi hedefliyor.

Bununla birlikte yeni kılavuz, tüm firmaların mücadele etmesi beklenen suistimalleri daha açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Görüş bildiren üç avukat, şirketlerin işten çıkarmalar için çıtayı oldukça düşük tuttuğunu, bazı durumlarda insan kaynakları departmanlarının beklentileri karşılayamayan çalışanlarla yolları ayırmak için yaklaşan kuralları bahane olarak kullanabileceğini aktardı.

Hukuk firması Lewis Silkin’in ortaklarından Wendy Saunders, şirketlerin düşük performans gösteren bir çalışanı işten çıkarmak için küçük bir davranış sorununu mali olmayan suistimal gibi göstermeye çalıştığı iki veya üç vakayla karşılaştığını ifade etti.

Farklı firmalardan üç avukat, yöneticilerin kural ihlallerini ele almadaki başarısızlıklarından sorumlu tutulmasını da içeren yeni düzenlemeler hakkında yöneticiler, müdürler ve stajyerler için senaryo odaklı eğitim programları düzenlediklerini belirtti.

“Yıldız” zorbalarla mücadele

FCA’nın kapsamlı kılavuz ilkeler, açıklayıcı senaryolar ve akış şemalarıyla birlikte yayımladığı kurallar, zorbalık gibi davranışları ırk, cinsiyet, engellilik veya dini inanç gibi unsurlara dayalı ayrımcılığa karşı yasal korumalardan ayırarak iş hukukunun ötesine geçiyor.

KPMG’de iş hukuku uzmanı olan David Cummings, kuralların, iş hukukunda bulunmayan düzenleyici yaptırımlar sağlayarak şirketlerin kötü davranış sergileyen ancak yüksek performans gösteren “yıldız” çalışanlarla mücadele etmesine olanak tanıyacağını dile getirdi.

Cummings, “FCA, gelir getirdiği için kuruluşların geleneksel olarak göz yumduğu veya görmezden gelmeye hazır olduğu, ancak iş yeri ortamı için zehirli olan yüksek performanslı zorbaları yakalamaya çalışıyor” dedi.

Reuters, büyük hukuk uygulamalarına sahip yedi orta ölçekli hukuk firması ve “büyük dörtlü” olarak bilinen profesyonel hizmet şirketlerinden birinin avukatlarıyla görüştü.

Görüşülen kişilerden iki firmanın avukatları, yeni kurallar öncesinde davranış iddiaları nedeniyle işten çıkarılan personelden haberdar olmadıklarını kaydetti.

Diğer kaynaklar ise az sayıda işten çıkarma bildirildiğini veya yöneticilerin odak noktasının giderek davranış kurallarına kaydığını doğruladı.

Konuya ilişkin değerlendirmesi sorulan FCA, suistimale yönelik artan odağın nasıl kötüye kullanılabileceğine dair örneklere doğrudan değinmedi ancak yeni kuralların daha fazla netlik sağladığını vurguladı.

Regülatör kurum tarafından yapılan açıklamada, “Kurallarımız ve kılavuzumuz, sektörün mali olmayan suistimalle mücadelede daha tutarlı bir yaklaşım benimsemesine yardımcı olacak; ancak bunun önlenmesi ve ele alınmasında birincil sorumluluk firmalara aittir” ifadesine yer verildi.

İngiliz Sigortacılar Birliği, Alternatif Yatırım Yönetimi Birliği ve Yönetilen Fonlar Birliği, Reuters’ın konuya ilişkin yorum taleplerine hemen yanıt vermedi.

İngiltere’nin finansal hizmetler sektöründeki iş yeri kültürü uzun süredir eleştirilerin odağında yer alıyor.

Parlamentonun etkili Hazine Komitesindeki milletvekilleri, Londra’nın finans merkezindeki cinsiyetçilik üzerine hazırlanan 2024 tarihli raporda, cinsel taciz ve zorbalığın yaygınlığı ile bu iddiaların ne kadar kötü ele alındığı karşısında şoke olduklarını belirtmişti.

Aynı yıl yapılan bir FCA araştırması, zorbalık gibi suistimal raporlarının 2023’e kadar olan üç yıllık süreçte yüzde 70’in üzerinde arttığını, firmaların üçte birinden fazlasının ise bu vakaları yönetim kurullarına bildirmediğini ortaya koymuştu.

Yeni kurallar kapsamında, davranış ihlallerinin referanslar veya resmi göreve uygunluk değerlendirmeleri aracılığıyla gelecekteki işverenlere açıklanması gerekecek.

Bu uygulamanın, sorunlu çalışanların iş değiştirerek yaptırımlardan kaçınmasını engellemesi amaçlanıyor. İhlalde bulunanlar, kariyerlerini sonlandırabilecek nitelikte düzenleyici soruşturmalarla karşı karşıya kalabilecek.

Hazırlanan kılavuz, çalışanların sosyal medya faaliyetlerini de kapsıyor.

Avukatlar, firmaların düzenleyici kurumların hedefi haline gelme endişesiyle kuralları tutarsız bir şekilde uygulayabileceğinden endişe ediyor.

Hukuk firması Corker Binning’in ortaklarından Claire Cross, “Gördüklerime dayanarak, birçok işverenin nispeten küçük vakalarda bile fevri kararlar alması, düzenleyicinin eleştirilerine maruz kalma riskini göze almak yerine kişileri işten çıkarmayı tercih etmesi muhtemel görünüyor” değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa

Alman arama motoru Ecosia, Mistral’ı terk etti

Yayınlanma

Berlin merkezli ve devlet kurumları tarafından kullanılan Ecosia arama motoru, Fransız yapay zeka ortağı Mistral’ı terk ederek Çin’den gelenler de dahil olmak üzere açık kaynaklı modellere yöneliyor.

Ecosia’nın kurucusu ve CEO’su Christian Kroll, POLITICO’ya verdiği röportajda, “Mistral’ın kalitesinden hayal kırıklığına uğradık” diyerek, Fransa’nın önde gelen yapay zeka laboratuvarının geliştirdiği modellerin artık rakiplerinden “bir yıl geride” olduğunu belirtti.

İklim eylemini destekleme ve Avrupa dışı teknolojiden bağımsızlık üzerine markasını inşa eden Alman web tarayıcısı ve arama motoru Ecosia, Almanya’nın federal çevre bakanlığından Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Servisi’ne kadar çeşitli kurumlar tarafından kullanılıyor.

Mayıs ayında, şirket yapay zeka sağlayıcısı olarak Amerikan devi OpenAI’nin yerine Mistral’ı tercih etmişti. 

Fakat Kroll, şirketin sunucu aşırı yüklemesi dahil olmak üzere tekrarlayan teknik sorunlar yaşadığını belirtti ve “Mistral için biz çok büyük bir müşteriydik,” dedi.

Ecosia, Fransa’nın enerji karışımında nükleer enerjinin büyük payı göz önüne alındığında, Mistral’ın çevresel hedefleriyle uyumlu olup olmadığı konusunda da endişeler taşıyor ve bunun Avrupa’nın bağımsızlığını garanti edip etmediğini sorguluyor.

Kroll, “Mistral’ın uluslararası yatırımcıların yatırımlarına dayanıyor olması, bizim görüşümüze göre gerçek anlamda egemenlik anlamına gelmiyor,” dedi.

Mistral’ın baş bilim insanı ve kurucu ortağı Guillaume Lample, pazartesi günü düzenlenen bir basın toplantısında POLITICO’ya şunları söylemişti:

“Onları yeni modelimizi mümkün olan en kısa sürede denemeye teşvik ediyorum. İsterlerse bugün bile onlara erken erişim imkanı sağlayabiliriz. Aslında buradaki fikir şu ki, harika modeller oluşturmak zaman alır. Bunun için hesaplama gücü ve bilim gerekir; biz de gerçekten katlanarak büyüdüğümüze inanıyoruz. Bu yüzden onları, bu katlanarak büyümeyi bizimle birlikte yaşamaya ve aynı zamanda kapsamlı özelleştirme yaklaşımımızdan yararlanmaya teşvik ediyorum. Müşterilere çeşitli modellerimizin ağırlıklarını, hem büyük olanların hem de daha küçük olanların, sağlayabilir ve bunları onlarla birlikte özelleştirebiliriz.”

Mistral salı günü, Ulusal Birlik (RN) Başkanı Jordan Bardella’nın “Fransa’yı (ve Avrupa’yı) yapay zeka yarışına geri döndürdüğünü” söylediği yeni bir model olan Large 4’ü piyasaya sürdü.

Mistral’ın Avrupa’da yapay zeka alanında açık ara lider olması nedeniyle, Ecosia’nın bu geçişi, bloğun en önde gelen şirketi hakkında soru işaretleri yaratıyor ve Avrupa topraklarında rekabetçi, egemen bir yapay zeka modeli oluşturmanın ne kadar zorlu bir görev olduğunu ortaya koyuyor.

Mistral, Güney Kore’nin Samsung Electronics ve Amerikan devi Nvidia dahil olmak üzere yurtdışındaki yatırımcılardan milyarlarca avro fon topladı.

Kroll, Çin’in öncülük ettiği açık kaynaklı modelleri Avrupa için büyük bir fırsat olarak gördüğünü belirtti.

Kıta, üretken yapay zeka patlamasının ilk aşamasını kaçırmış olsa da, Alman girişimci, Avrupa’nın öncü sistemlerin eğitilmesine milyarlarca avro yatırım yapmadan giderek daha güçlü hale gelen açık kaynaklı modellerden yararlanabileceğini söyledi.

Bu, bloğun yapay zeka stratejisini yeniden yönlendirmeye çalışan AB liderleri ve danışmanları tarafından desteklenen bir yaklaşımı yansıtıyor.

Bu amaçla Ecosia, Çin modelleri Qwen, GLM ve Kimi dahil olmak üzere çeşitli açık kaynaklı ve açık ağırlıklı modellere ev sahipliği yapan yapay zeka platformu Melious ile ortaklık kuruyor.

Kroll, “Kaliteyi ve performansı artırırken maliyetlerimizi kabaca yarı yarıya azalttık,” dedi.

ABD’nin Çin modellerinin ulusal güvenlik üzerindeki etkilerine ilişkin güçlü endişeleri sürerken, Batılı araştırma kuruluşları da politik açıdan hassas konularda uyguladıkları sansür nedeniyle bu modellerin etkinliği konusunda endişelerini dile getirmişti.

Yakın zamanda yapılan bir NewsGuard araştırması, Çin destekli önde gelen beş yapay zeka modelinin “Çin yanlısı yanlış bilgileri” defalarca düzeltemediğini ortaya koydu.

Fakat Kroll, bu tür önyargıların anlaşmayı bozacak bir unsur olmadığını belirterek, jeopolitik çarpıklıkların, model kalitesindeki eksikliklerin aksine, teknik önlemlerle giderilebileceğini savundu.

Bazı uzmanlar ise bu görüşe karşı çıkıyor. Alman Yapay Zeka Derneği’nin yönetici direktörü Rasmus Rothe, “Açık sansür yani, cevap vermeyi reddetme ya da kaçamak cevaplar… hedefli yeniden eğitim yoluyla büyük ölçüde ortadan kaldırılabilir. Bu teknik olarak iyi belgelenmiştir ve pratikte halihazırda uygulanmaktadır,” dedi.

Rothe, “Çünkü eğitim verilerine ve modelin doğal kabul ettiği unsurlara yerleşmiş durumda. Birkaç yüz örnek soru ile yüzeysel bir inceleme yapabilirsiniz, ancak temele ulaşamazsınız” diyerek, ince önyargıların ele alınmasının daha zor olduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AP’de sergilenen çıplak Trump heykeli tepkiler üzerine kaldırıldı

Yayınlanma

Avrupa Parlamentosunun Strazburg’daki binasında ABD Başkanı Donald Trump’ı çıplak tasvir eden altın kaplama bir heykel sergilendi. Slovakya Başbakanı Robert Fico eseri AB’nin gerileme işareti olarak nitelerken, heykeltıraş Jens Galschiøt ziyaretçilere heykelin 10 bin minyatürünü dağıttığını duyurdu.

Danimarkalı heykeltıraş Jens Galschiøt tarafından yapılan ve ABD Başkanı Donald Trump’ı çıplak tasvir eden altın kaplama heykel, Fransa’nın Strazburg kentindeki Avrupa Parlamentosu (AP) binasında iki günlük sergi kapsamında sergilendi.

Slovakya Başbakanı Robert Fico, daha önce kaldırılmış olmasına karşın perşembe günü heykelin binadan çıkarılması çağrısında bulundu.

Salı günü sergilenen “Turuncu Veba” adlı eserde Trump, 23 ayar altın varakla kaplı ve çıplak biçimde, kaide üzerindeki bronz renkli, zayıf bir adamın omuzlarına bacaklarını dolamış halde tasvir ediliyor.

Heykelin altındaki yazıtta, “Bir adamın sırtında oturuyorum. Yükümün altında eziliyor. Ona yardım etmek için her şeyi yaparım. Sırtından inmek dışında” ifadeleri yer alıyor.

Fico sergiyi AB’nin gerileme işareti olarak niteledi

Slovakya Başbakanı Fico, heykeli “Avrupa Birliği’nin gerilemesinin bir işareti” olarak değerlendirdi ve AP Başkanı Roberta Metsola’dan eserin kaldırılmasını talep etti.

Fico, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Avrupa Parlamentosu binasında sergilenen ABD Başkanı Donald Trump’ı alaya alan heykel, tüm AB’nin gerilemesinin bir işaretidir. Amerikan başkanının politikalarının tamamına kesinlikle katılmıyorum. Ancak diyalog ve karşılıklı saygı gerektiren bir dönemde, ortaklarımıza resmi binalarda hakaret edilmesi, içinde yaşadığımız dönemin derinden anlaşılamadığını gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Fico, AB’nin “meşru farklı görüş bildirme hakkı ile manevi açıdan iflas etmiş kişilerin, maceracıların ve delilerin eylemleri arasındaki ayrımı artık yapamamasının üzücü olduğunu” kaydetti.

Sanatçı 10 bin minyatür heykel dağıttı

Siyasi içerikli kışkırtıcı eserleriyle tanınan Galschiøt, çalışmayı kendi sosyal medya hesaplarında duyurarak parlamento binasını ziyaret edenlere heykelin 10 bin adet minyatür versiyonunu dağıttığını açıkladı.

Galschiøt, eserin açılışından önce yaptığı paylaşımda, çalışmanın “dostluk ve güç dinamikleri hakkında bir tartışma başlatmasını” umduğunu belirtti.

Galschiøt internet sitesinde, çalışmanın Hans Christian Andersen’in “Kral Çıplak” masalından esinlendiğini aktardı.

Heykeli “Trump’a ve ABD’nin yeşil dönüşüm ile kurala dayalı dünya düzenine yönelik saldırısına karşı hicivsel bir haykırış” olarak niteleyen sanatçı, şu ifadeleri kullandı:

“Trump, kendini adaletin kralı ilan etmiş biri olarak tasvir ediliyor. Zayıf bir adamın sırtında oturuyor; bir elinde dünya şeklindeki golf topunun yanında duran bir golf sopası, diğer elinde ise adaleti tanımlama gücünü simgeleyen bir terazi tutuyor.”

Sergi onay kuralları tartışma konusu oldu

Heykel, Danimarkalı sol görüşlü AP Milletvekili Per Clausen öncülüğünde düzenlenen iki günlük sergi kapsamında yerleştirildi.

Avrupa Parlamentosu, milletvekillerinin bu tür enstalasyonlar için idari ve mali işleri denetlemekle görevli kuestorlardan önceden onay alması gerektiğini açıkladı.

AP Basın Ofisi konuya ilişkin açıklamasında, “Mevcut kurallar, kültürel etkinliklerin ve sergilerin hiçbir koşulda saldırgan veya kışkırtıcı nitelikte olamayacağını, Birliğin dayandığı değerlerle çelişemeyeceğini veya belirlenen sergi alanlarında huzursuzluğa yol açma ihtimali taşımayacağını belirtmektedir” bilgisini paylaştı.

Milletvekili Clausen ise yaptığı açıklamada kimsenin “korku ve otosansür içinde yaşamayı kabul etmemesi gerektiğini” savunarak “Avrupa Parlamentosunda bu heykelin sergilenmesini kaldıramayacak kadar alıngan olan birinin dünya sahnesinde yeri yoktur” dedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

44 Avrupa sanayi grubu, AB’yi Çin’e karşı harekete geçmeye çağırdı

Yayınlanma

44 Avrupa sanayi derneği, AB’yi, “haksız Çin ticaret uygulamaları” olarak nitelendirdikleri uygulamalara karşı daha sert önlemler almaya çağırdı.

Metal, kimya ve otomotiv parçaları gibi sektörleri temsil eden dernekler, bu uygulamaların Avrupa imalat sektörünü tehdit ettiğini ve daha fazla istihdam kaybına yol açabileceğini belirtti.

Dernekler, AB üye ülkelerinden mevcut ticaret savunma önlemlerini daha etkili bir şekilde kullanmalarını ve piyasa bozulmalarını gidermek için yeni araçlar getirmesini talep etti.

Bu çağrı, AB’nin Çin ile günlük 1 milyar avroyu aşan mal ticareti açığıyla boğuşurken geldi. AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, bu kapsamda Çinli mevkidaşı ile görüşmek üzere Pekin’e gitti.

Avrupalı liderler, önümüzdeki perşembe günü Brüksel’de düzenlenecek zirvede bloğun vereceği yanıtı görüşecek.

Pekin’deki görüşmelerin sonucu ise bu tartışmayı büyük ölçüde şekillendirecek gibi görünüyor.

Sektör grupları çağrılarında, Avrupa Komisyonu’ndan ticaret şikayetlerini incelerken değer zincirlerinin tamamını gözden geçirmesini ve davaları daha hızlı sonuçlandırmak için daha fazla personel istihdam etmesini talep ettiler.

Ayrıca, devlet kaynaklı piyasa bozulmalarıyla mücadele etmek için yeni araçlar çağrısında bulunurken, İngiltere, Norveç ve İsviçre gibi yakın Avrupa ortaklarını olumsuz etkileyebilecek önlemlere karşı uyarıda bulundular.

AB Ticaret Komiseri Pekin’de

Maroš Šefčovič’in Pekin’e yaptığı iki günlük ziyaretin amacı, ticaret dengesizliğini azaltmaya yardımcı olacak şekilde Çin’den tavizler elde etmek.

Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao ile yapılan görüşmeler, Avrupa pazarında giderek yaygınlaşan araç ihracatına, özellikle de şarj edilebilir hibrit otomobillere odaklandı.

POLITICO’nun perşembe günü yayınladığı bir rapora göre, Ağustos ayında AB’de satın alınan her sekiz otomobilden biri Çin menşeliydi; bu durumun başlıca nedeni, şarj edilebilir hibrit araç satışlarındaki artış oldu.

AB, 2024 yılında Çin menşeli batarya ile çalışan elektrikli araçlara ek telafi edici gümrük vergileri uygulamaya koydu ama şarj edilebilir hibritler bu önlemlerin kapsamı dışında kaldı.

Avrupalı müzakereciler, bu sektörde Çin’in ihracatını bir şekilde kısıtlamayı hedefliyor.

POLITICO’nun haberine göre, müzakerelerden anlamlı taahhütler çıkmaması halinde Avrupa Komisyonu, Avrupalı otomobil üreticilerini korumak amacıyla ithalat kotaları ve gümrük vergileri dahil olmak üzere otomobillere yönelik tek taraflı ticaret kısıtlamaları getirmeyi değerlendiriyor.

AB ayrıca diğer sanayi sektörleri için de koruma önlemleri üzerinde çalışıyor. Avrupa Sanayi Komiseri Stephane Sejourne, Komisyon’un AB hükümetlerinden gelen talebe bağlı olarak plastik ve kompozit malzemelere yönelik hedefli koruma önlemleri getirmeyi planladığını söyledi.

Almanya’dan Birleşik Krallık’tan gümrük vergisi çağrısı

Berlin’in tutumuna yakın bir kaynağın POLITICO’ya aktardığına göre, Almanya, Birleşik Krallık’tan “Made in Europe” kurallarından muafiyet karşılığında Çin menşeli elektrikli araçlara uygulanan gümrük vergilerini artırmasını istiyor.

Kaynak, Friedrich Merz hükümetinin bu hamlenin ticarette karşılıklılık ilkesini yansıtacağına ve İngiltere’nin AB üyeliğinin avantajlarından “seçmece” yararlanmaya çalıştığına dair diğer AB üye devletlerinin suçlamalarına karşı bir yanıt olacağına inandığını belirtti.

Bu gelişme, Başbakan Andy Burnham’ın bu hafta Almanya’ya yaptığı ilk resmi ziyaret kapsamında Almanya Şansölyesi ile bir araya gelmesinin ardından yaşandı.

Burnham ve Merz, İngiltere’nin AB ile gelecekteki ilişkilerinin olasılıklarını görüşeceklerdi zira İngiliz başbakanı, on yıl sonra ilk kez bloğa yeniden katılma konusunu Birleşik Krallık siyaset gündemine yeniden getirmişti.

Berlin’in elektrikli araç gümrük vergileri konusundaki tutumu önemli zira Almanya, Fransa gibi ülkelerin benimsediği daha sert tutumların aksine, Brexit’ten bu yana ticaret konularında Birleşik Krallık’a karşı genel olarak hoşgörülü bir politika izlemişti.

AB, Çin ve ABD gibi rakiplerin ticaret uygulamalarına yanıt olarak, blok dışındaki üreticilere kıyasla Avrupalı üreticileri avantajlı konuma getirecek yeni “Made in Europe” kuralları hazırlama sürecinde.

Birleşik Krallık, bu önlemlerin İngiliz iş dünyasını (özellikle de otomobil üreticilerini) olumsuz etkileyeceğinden endişe duyuyor ve Brüksel’den bu kuralların uygulanmasından muaf tutulacağına dair güvence istiyor.

Berlin’in istediği gibi olursa, bu güvenceler, Çin menşeli elektrikli araçlara ilişkin AB ticaret politikasının benimsenmesine bağlı olabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English