Bizi Takip Edin

ASYA

APEC zirvesinde buluşan Xi ve Kishida ‘farklılıkları yönetme sözü’ verdi

Yayınlanma

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Japonya Başbakanı Fumio Kishida ile bir yıl sonra ilk kez bir araya gelirken Pekin ve Tokyo, aralarındaki çok sayıdaki sürtüşme kaynağını hafifletme sözü verdi.

İki lider cuma sabahı San Francisco’da düzenlenen yıllık Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesi çerçevesinde bir araya geldi ve 65 dakikalık bir görüşme yaptı.

Gözlemciler Asya-Pasifik’te gerginlik devam ederken Xi’nin Kishida ile görüşmesinin her iki ülke ve bölgesel istikrar için özellikle önemli olduğunu vurguladı.

Açılış konuşmasında Xi, her iki ülkenin de “farklılıkları uygun şekilde ele alması” ve stratejik bağlarını yeniden teyit etmesi gerektiğini söylerken, Kishida da farklılıklarına rağmen birlikte çalışmaları ve “komşular olarak bir arada var olmaları ve gelişmeleri” gerektiğini ifade etti.

Kishida, “Gelecek nesillerin iyiliği için Japonya-Çin ilişkilerine daha parlak bir gelecek yaratmak üzere sizinle birlikte çalışmak istiyorum” dedi ve ekledi: “Samimi görüşmeleri dört gözle bekliyorum.”

Çin devlet televizyonuna göre Xi, son 45 yıldaki iniş çıkışlara rağmen ikili ilişkilerin “genel olarak bir gelişme ivmesini koruduğunu” söyledi.

“Şu anda uluslararası durum kaos ve olaylarla iç içe geçmiş durumda ve riskler ve zorluklar birbiri ardına ortaya çıkıyor” diyen Xi, “Her iki taraf da tarihin genel eğilimini kavramalı… ortak çıkarlara odaklanmalı, farklılıkları uygun şekilde ele almalı, Çin ve Japonya arasındaki dört siyasi belgede belirtilen ilkelere bağlı kalmalı, stratejik karşılıklı yarar ilişkisinin konumunu yeniden teyit etmeli ve ona yeni bir anlam kazandırmalı ve yeni çağın gerekliliklerini karşılayan bir Çin-Japon ilişkisi inşa etmek için çaba göstermelidir” ifadelerini kullandı.

Xi’nin sözünü ettiği “ortak stratejik çıkarlara dayalı karşılıklı yarar sağlayan ilişki” kavramı, iki ülke arasındaki ilişkiler için en son yol gösterici ilkeyi temsil ediyor. Dönemin Japonya Başbakanı Shinzo Abe’nin 2006 yılındaki Çin ziyareti sırasında ortaya atılmış ve 2008 yılında dönemin Çin Devlet Başkanı Hu Jintao’nun Japonya’yı ziyareti sırasında resmiyet kazanmıştı.

Ancak bu vizyon ciddi bir baskı altında kaldı ve her iki taraf da ilişkilerin bozulması nedeniyle birbirlerini suçladı.

Xi ve Biden askeri iletişimi yeniden başlatmak üzere anlaştı

‘Biden’la görüşme etkili oldu’

Xi’nin altı yıldan uzun bir süre sonra gerçekleştirdiği ilk ABD gezisinde Biden ile ABD-Çin ilişkilerini istikrarlı hale getirme, askerden askere iletişimi yeniden başlatma ve fentanil ve iklim değişikliği konularında işbirliği yapma konusunda anlaşmasından bir gün sonra Japon mevkidaşı ile bir araya geldiler.

Pekin’deki Tsinghua Üniversitesi’nde bölgesel ilişkiler uzmanı olan Liu Jiangyong, South China Morning Post’a verdiği demeçte, Xi’nin Kishida ile görüşmesinin, Çin ve ABD’nin bir yıl sonra ilk liderler zirvesini gerçekleştirmeyi ve ilişkileri istikrara kavuşturmak için bazı önemli uzlaşmalara varmayı başarması nedeniyle gerçekleştiği yorumunu yaptı.

Liu, “Bu çerçevede Japonya’nın da Çin ile ilişkilerini ılımlı hale getirmesi gerekiyor” dedi.

Ancak Liu’ya göre, Japonya’nın giderek daha düşmanca ve Çin karşıtı olarak nitelendirdiği tutumunun, özellikle Japonya’da Senkaku Adaları olarak bilinen tartışmalı Diaoyu Adaları ve Tayvan gibi hassas konularda, Xi-Kishida görüşmesi öncesinde dilin yumuşamasına rağmen değişmesi olası değil.

“Bu daha çok Çin ve ABD’nin aralarındaki gerilimi azaltmaya çalışmasının ardından taktiksel bir değişiklik” dedi Liu.

Tokyo, Washington’ın peşine takıldı

Kishida ve Xi en son bir yıl önce Bangkok’ta düzenlenen APEC toplantısında bir araya gelmiş ve bu görüşme iki ülke liderleri arasında üç yıl sonra gerçekleşen ilk yüz yüze görüşme olmuştu. Ancak ilişkileri düzeltme niyetlerine rağmen Asyalı rakipler arasındaki ilişkiler, özellikle Kishida yönetiminin aralık ayında Japonya’nın yeni savunma stratejisini açıklayarak Çin’i tehdit ilan etmesinden sonra gerilemeye devam etti.

Son aylarda Tokyo, Tayvan ve çip ihracat yasağı gibi konularda Washington’a yakınlaştı ve Çin’den gelebilecek tehditleri savuşturmak için fiili bir üçlü askeri ittifak oluşturmak üzere Güney Kore ile bağlarını onardı.

Fukushima krizi

Cuma günkü görüşmede Kishida  ayrıca Xi’yi Fukushima’daki su salınımının ardından Japonya’nın deniz ürünleri ithalatına getirdiği yasakları derhal kaldırmaya çağırdı.

Kishida toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, “Arıtılmış … suyun okyanusa boşaltılmasıyla ilgili olarak, bilimsel kanıtlara dayalı sakin bir yanıt verilmesini ve Japon gıda ürünlerinin ithalatı üzerindeki kısıtlamaların derhal kaldırılmasını şiddetle talep ettim” dedi.

Çin’den yapılan açıklamada “iki tarafın Fukushima meselesine müzakereler yoluyla uygun çözümler bulma konusunda mutabık kaldığı” belirtildi.

Xi, Japonya’yı deşarjı sorumlu ve yapıcı bir şekilde ele almaya çağırdı ve bunun küresel kamu yararını ilgilendiren bir mesele olduğunu söyledi.

Doğu Çin Denizi ve Tayvan gündemi

Kishida görüşmede ayrıca diğer tartışmalı konuları da gündeme getirdi. Çin’in Doğu Çin Denizi’nde, Japonya tarafından yönetilen Senkaku Adaları da dâhil olmak üzere, yürüttüğü faaliyetlere ilişkin “ciddi endişelerini” dile getiren Japon başbakan, Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesine yerleştirilen şamandıraların derhal kaldırılmasını talep etti.

Ayrıca Çin’in Japonya’nın çevresinde Rusya ile koordineli askeri faaliyetlerde bulunmasını eleştirdi.

Kishida Çin’de casusluk suçlamasıyla tutulan Japon vatandaşlarının serbest bırakılması çağrısında bulundu. İlaç üreticisi Astellas Pharma’nın bir çalışanı mart ayında casusluk şüphesiyle gözaltına alınmış ve geçen ay resmen tutuklanmıştı. Çin tarafından yapılan açıklamada askeri faaliyetlerden ya da Japon vatandaşlarının gözaltına alınmasından açıkça bahsedilmedi.

İki lider aynı zamanda yanlış anlamaları ortadan kaldırmak için sıcak konulardaki tutumlarını açıklamaya çalıştı. Tayvan konusunda Xi Çin’in temel pozisyonunu ortaya koyarken, Kishida Tayvan Boğazında barış ve istikrarın uluslararası toplum için önemini yineledi ve “Japonya’nın Tayvan konusundaki pozisyonu 1972 tarihli Japonya-Çin Ortak Bildirisinde belirtildiği gibi değişmemiştir” dedi.

1972 tarihli bildiride Japonya’nın Çin’in Tayvan’ın kendi topraklarının devredilemez bir parçası olduğu yönündeki duruşunu “tamamen anladığı ve saygı duyduğu” kaydedilmişti.

Xi, Tayvan’ın Japonya-Çin ilişkilerinde temel bir mesele olduğunu ve Tokyo’nun pozisyonuna sadık kalması ve Çin-Japonya ilişkilerinin temelinin zarar görmemesini veya sarsılmamasını sağlaması gerektiğini söyledi.

Ekonomik diyalog toplantısı

İki taraf, yeşil ekonomi, enerji verimliliği ve sağlık hizmetleri gibi alanlarda işbirliğinde somut sonuçlar elde etmek amacıyla Japonya ve Çin arasında üst düzey bir ekonomik diyaloğu uygun bir zamanda yeniden toplama konusunda anlaştı.

Xi, endüstriyel tedarik zincirleri de dahil olmak üzere Çin ve Japonya’nın ekonomik çıkarlarının derinden iç içe geçtiğini belirterek, “küçük bahçe, yüksek çit” ekonomisine ya da “zincirleri ayrıştırma ve kırmaya” girişmenin kimsenin çıkarına olmadığını sözlerine ekledi.

ASYA

Rusya Devlet Başkanı Putin’in Çin ziyareti başladı: ‘Kapsamlı ortaklığın derinleştirilmesi’ mesajı

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin ziyareti kapsamında Pekin’deki Halk Kongresi binasına geldi. Putin, mevkidaşı Xi Jinping tarafından karşılandı.

İki devlet başkanı el sıkıştıktan sonra top atışları eşliğinde içeriye geçtiler. Halk Kongresi binasında genişletilmiş formatta toplantı başladı.

Putin, toplantının başında Çin’in Rusya’nın ticari ve ekonomik alandaki ana ortağı olduğunu söyledi.

RİA Novosti‘nin aktardığına göre Moskova ile Pekin’in ortak çalışmaları sırasında ‘sağlam bir pratik işbirliği bagajı’ biriktirmeyi başardıklarına işaret eden Putin, 2023 yılında ikili ticaret hacminin neredeyse dörtte bir oranında artarak 227 milyar dolara ulaştığını hatırlattı.

Putin, “Rusya, geçen yılın sonunda Çin’in ticaret ortağı ülkeler listesinde dördüncü sıraya yükseldi. Mart 2023’te Moskova’ya yaptığınız ziyaretin ardından 2030 yılına kadar Rus-Çin ekonomik işbirliğinin kilit alanlarının geliştirilmesine yönelik planın onaylanması bunda doğrudan rol oynadı,” dedi.

Devlet Başkanı ayrıca Rusya ve Çin arasında yüksek teknolojiler, inovasyon, altyapı inşası ve ulaştırma alanlarındaki işbirliğine de dikkat çekti.

‘Rusya ile Çin arasındaki ödemelerin yüzde 90’ı yuan ve ruble cinsinden yapılıyor’

Bunun yanı sıra Putin, ülkeler arasındaki ikili anlaşmaların yüzde 90’ının ruble ve yuan cinsinden yapıldığını ve bu durumun, iki ülke arasındaki ticaret akışının genişlemesine ivme kazandırdığını ifade etti.

Putin, “Şimdi küçük bir grupla, hem Rusya hem de Çin ekonomilerinin çıkarları doğrultusunda ilişkilerimizi daha da geliştireceğimiz alanlar hakkında konuştuk. Planlanan tüm faaliyetlerin yerine getirileceğinden eminim,” yorumunu yaptı.

Moskova ile Pekin’in 80 büyük ortak yatırım projesinden oluşan bir portföy oluşturduğunu kaydeden Putin, şöyle devam etti: “Pandeminin sonuçlarına ve gelişmemizi engellemeye yönelik bazı eylemlere, üçüncü ülkelerin bazı eylemlerine rağmen, Rusya ile Çin arasındaki ticaret hacmi iyi bir hızla artıyor.”

Xi: Büyük güçler ve ve komşu ülkeler arasındaki ilişkiler açısından bir mihenk taşı

Öte yandan Çin Devlet Başkanı Xi, Putin’e iki ülke arasındaki ilişkilerin testlerden geçtiğini ve bir mihenk taşı haline geldiğini söyledi.

Xinhua‘nın aktardığına göre Xi, “Yeni kampanyada, her zaman olduğu gibi Rusya ile iyi komşu, güvenilir dost ve güvenilir ortak olma niyetindeyiz,” diye konuştu.

Xi, ülkesinin ‘iki halk arasındaki asırlık dostluğu sürekli olarak güçlendirme’ ve ‘uluslararası eşitlik ve adaleti birlikte koruma’ niyetinde olduğunu vurguladı.

Son üç çeyrek yüzyılda Rusya ile ilişkilerin ‘zor koşullar altında sertleştiğini ve değişken bir uluslararası ortamın testine dayandığını’ belirten Xi, bu etkileşimin ‘büyük güçler ve ve komşu ülkeler arasındaki ilişkiler açısından bir mihenk taşı’ haline geldiğini dile getirdi.

Çin lideri, söz konusu ilişkilerin ‘kolay olmadığını ve azami özen gösterilmeyi hak ettiğini’ de sözlerine ekledi.

Kapsamlı ortaklığın derinleştirilmesine ilişkin bildiri imzalandı

Görüşmelerin tamamlanmasının ardından devlet başkanları kapsamlı ortaklık ve stratejik işbirliği ilişkilerinin derinleştirilmesine ilişkin ortak bir bildiri imzaladı. İki ülke arasında işbirliğine ilişkin toplam on belge imzalandı.

Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuriy Uşakov, daha önce Moskova ile Pekin’in imzalayacağı ortak bildirinin 30 sayfadan fazla detaylı bir belge olduğunu bildirmişti.

Uşakov’a göre bildiride, ‘ikili ilişkilerin özel niteliğine’ dikkat çekiliyor ve ‘Rusya ve Çin’in adil ve demokratik bir düzenin şekillendirilmesindeki öncü rolünü teyit ederek, ikili ilişkilerin tüm yelpazesini geliştirmenin yolları’ özetleniyor.

Okumaya Devam Et

ASYA

Bloomberg: Çin’de devlet, satılmayan konutları satın alacak

Yayınlanma

Bloomberg’e konuşan konuyla ilgili bilgi sahibi kişiler, Çin’in zor durumdaki emlak piyasasını kurtarmak için şimdiye kadarki en iddialı girişimlerinden biri olacak şekilde, ülke genelinde yerel yönetimlerin satılmamış milyonlarca evi satın almasını sağlayacak bir öneriyi değerlendirdiğini söyledi.

İsimlerinin açıklanmasını istemeyen bu kişiler, Devlet Konseyi’nin ön planla ilgili olarak çeşitli eyaletlerden ve hükümet kuruluşlarından geri bildirim istediğini söyledi. Çin, devlet finansmanı yardımıyla fazla konut envanterini temizlemek için halihazırda birkaç pilot program denemiş olsa da, son plan ölçek olarak çok daha büyük olacak.

Bilgi veren iki kişiye göre, yerel kamu iktisadi teşebbüslerinden, devlet bankaları tarafından sağlanan kredileri kullanarak sorunlu müteahhitlerden satılmamış evleri büyük indirimlerle satın almalarına yardımcı olmaları istenecek. Mülklerin çoğu daha sonra uygun fiyatlı konutlara dönüştürülecek.

Yetkililerin planın ayrıntılarını ve uygulanabilirliğini hâlâ tartıştığını söyleyen kişiler, Çin liderlerinin planı uygulamaya karar vermesi halinde sonuçlanmasının aylar alabileceğini de sözlerine ekledi.

Yetkililerin harekete geçmesi halinde, devletin dünyanın en büyük ikinci ekonomisinin önündeki en büyük engele yönelik yakından izlenen kampanyasında yeni bir aşamaya geçilmiş olacak.

Çin’de konut satışlarının ilk dört ayda yaklaşık %47 oranında düşmesi ve satılamayan konut stokunun son sekiz yılın en yüksek seviyesinde seyretmesi ekonomiyi zorlayan unsurlar arasında.

Bu planın işleyebilmesi için 1 trilyon yuan (138 milyar 500 bin dolar) civarında bir fona ihtiyaç duyulduğu hesaplanıyor.

2023 yılının başlarında Çin Halk Bankası, özel bir borç verme fonu aracılığıyla bazı finans kuruluşlarına 100 milyar yuan sağlamıştı. Bu para, deneme amaçlı olarak sekiz şehrin yerel sübvansiyonlu kiralama programlarında kullanılmak üzere satılmamış mülkleri satın almasına yardımcı olacaktı.

The Economic Observer gazetesi bu yılın ocak ayında Qingdao ve Fuzhou gibi şehirlerin bu fonları daire satın almak için kullanmaya başladığını bildirdi. Yine de, Merkez Bankası’nın son üç aylık verilerine göre mart ayı itibariyle program kapsamında sadece 2 milyar yuan kullandırıldı ve bu da bankalar ve yerel yetkililer arasında ihtiyata işaret ediyor.

Geçen ayki ÇKP Politbüro toplantısından bu yana, Alibaba Group’un ana merkezi Hangzhou da dahil olmak üzere birçok büyük şehir, işlemleri canlandırmak için konut alımları üzerindeki kalan tüm engelleri kaldırdı.

Bu arada, 50’den fazla Çin şehri, konut talebini artırma çabalarının bir parçası olarak, sakinlerine eski evlerini satmaları ve yeni mülklere geçmeleri için teşvikler sunan “takas” programları başlattı. Tianfeng Securities tarafından bu hafta yayınlanan bir nota göre, bunların arasında 11 yerel hükümet veya şehir destekli kuruluş konut envanteri satın alma denemeleri yürütüyor.

Bloomberg Economics’e göre, buna rağmen Çin’in emlak sektörünün konut arzı ve talebi arasındaki fark kapanana kadar istikrara kavuşması pek mümkün görünmüyor.

Resmi verilere göre satılmayan konut stoku geçen yıl 3,6 milyar metrekareye yükselerek 2016’dan bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Tianfeng Securities’in tahminlerine göre hükümetin 18 ay içinde bu stoku eritmesi en az 7 trilyon yuan ya da Çin’in bu yılki bütçe açığının %78’ine mal olacak.

Konut fazlalığını azaltmak için yerel yönetimlerin görevlendirilmesine yönelik yeni plan, geçen yıl itibariyle gayrisafi yurtiçi hasılanın %56’sına yükselen borç seviyelerini daha da kötüleştirebilir. Bilançoları artan batık krediler ve daralan marjlar nedeniyle zaten aşınmış olan bankalar da baskı altında kalacak.

Okumaya Devam Et

ASYA

Asya hükümetleri, para birimlerini dolara karşı korumaya çalışıyor

Yayınlanma

Asya hükümetleri, bu yıl güçlü Amerikan doları tarafından zorlanan yerel para birimlerinin düşüşünü durdurmak için piyasaya giderek daha fazla müdahale ediyor. 

Nikke Asia’da yer alan habere göre Amerikan ekonomisinin göreli gücü ve daha uzun süre devam edeceği anlaşılan yüksek faiz oranları Asya para birimlerinin zayıflamasına neden oldu.

Asyalı politika yapıcılar doların gücüne karşı sözlü uyarılardan faiz oranlarını yükseltmeye kadar farklı derecelerde tepki veriyor. Hatta bazılarının yerel para birimlerini piyasadan satın alarak müdahalede bulunduğuna inanılıyor. Haberde, bu hamlenin ‘merkez bankalarının güvenilirliğini zedeleyebileceğine’ inanıldığı belirtiliyor. 

Analistlerin odağında, çarşamba günü açıklanacak ABD nisan ayı tüketici fiyat endeksi var. Geçen ayki veriler, Japon yeninin dolar karşısında hızla değer kaybetmesine neden olmuştu. Japon yeni, beklenenden daha güçlü seyreden ABD ekonomisinden en çok etkilenen Asya para birimlerinden biri.

Japonya’da yenin gerileyişine müdahale sürüyor

Analistler, resmi veriler henüz açıklanmamış olsa da, Japon hükümetinin yeni desteklemek için 29 Nisan ve 1 Mayıs tarihlerinde iki kez müdahale etmiş gibi göründüğünü söylüyorlar. Şüpheli ilk müdahaleden önce yen, dolar karşısında 160 seviyesini aşarak son 34 yılın en düşük seviyesine gerilemişti. 

Yenin düşüşü, ABD ve Japonya arasındaki tahvil getirilerindeki yaklaşık 5 puanlık farktan kaynaklanıyor. Refinitiv’e göre Japon yeni bu yıl %9,4’lük bir düşüşle dolar karşısında 155 seviyelerinde seyrediyor.  

Mizuho Securities stratejisti Shoki Omori’ye göre, Washington’dan destek almadan Tokyo için daha fazla dolar satışı ve yen alımı müdahalesi zor olabilir. 

Japonya Merkez Bankasının (BoJ) geçen hafta açıklanan nisan ayı para politikası toplantısına ilişkin görüşlerin özeti, Başkan Kazuo Ueda’nın daha önce kamuoyuna yaptığı açıklamalara kıyasla “şahin bir tonda” olduğunu gösterdi. Bazı kurul üyeleri faiz artışının hızlanabileceğini düşünürken, birçoğu da BoJ’nin tahvil alımlarını azaltması gerektiğini söyledi.

Bununla birlikte Omori, yendeki zayıflığı tersine çevirecek “sihirli bir değnek olmadığı” için temeller değişene kadar yene karşı “short” pozisyonlarının devam edeceğini düşünüyor. 

Güney Kore Merkez Bankası ‘dolar yaktı’

Kore Merkez Bankası verilerine göre, Güney Kore’de forex rezervleri, kısmen ülkenin wonun düşüşünü durdurma çabaları nedeniyle geçen ay mart ayına göre yaklaşık 6 milyar dolar azaldı. 

Ülkenin merkez bankası yaptığı açıklamada, forex rezervlerindeki düşüşün, Eylül 2022’de uygulamaya konulan “Ulusal Emeklilik Hizmeti ile döviz takası gibi piyasa istikrar önlemleri” de dahil olmak üzere çeşitli faktörlerle bağlantılı olduğunu söyledi. 

Seul’deki Korea Investment & Securities’de ekonomist Moon Da Woon’a göre, piyasalar Güney Kore hükümetinin wonun hızlı düşüşünü engellemeye yardımcı olduğunu düşünüyor.

Güney Kore Maliye Bakanlığı ve Merkez Bankası nisan ayında, wonun ABD doları karşısında yaklaşık bir buçuk yıl sonra ilk kez 1.400 seviyesine ulaştığı sırada, hızlı kur hareketleri konusunda uyarıda bulunarak sözlü müdahalede bulunmuştu.

Endonezya faiz artırdı

Endonezya’da ise merkez bankası, para birimini güçlendirmek için geçen ay gösterge faiz oranını beklenmedik bir şekilde 25 baz puan artırarak %6,25’e yükseltti. 

Endonezya Merkez Bankası Başkanı Perry Warjiyo geçen hafta düzenlediği basın toplantısında verilerin şimdilik daha fazla faiz artışına gidilmeyeceğini gösterdiğini söyledi ve para birimini dolar karşısında 16.000’in altına kadar güçlendirmek için çalışma sözü verdi. 

Rupiah, sürpriz faiz artışından önce yaklaşık 16.300 seviyesinden dolar karşısında yaklaşık 16.000 seviyesine kadar güçlendi fakat geçen ay son dört yılın en düşük seviyesine geriledikten sonra henüz toparlanamadı.

Hint rupisi ve Malezya ringiti de düşüşte

Asya’nın en istikrarlı para birimlerinden biri olan Hindistan rupisi, geçtiğimiz ay dolar karşısında 83,739 ile şimdiye kadarki en düşük seviyesine geriledi. 

Singapur’’daki ING’nin Asya Pasifik baş ekonomisti Rob Carnell’e göre, rupi hemen hemen ekim ayından bu yana Hindistan Merkez Bankası tarafından “yoğun bir şekilde yönetiliyor” ve yaklaşık 83 civarındaki dar bir aralıkta işlem görüyor. 

Carnell, Malezya hariç Asya’daki tüm merkez ve bölge bankalarının yeterli rezerv eşiği olan altı aydan fazla ithalatı karşılayacak forex rezervine sahip olduğunu söyledi. 

Malezya ringiti, Şubat ayında 26 yılın en düşük seviyesi olan 4,7965’e geriledikten sonra dolar karşısında 4,737 seviyesinden işlem görüyor. 

Ringitin zayıflığı doların güçlenmesinden, Malezya’nın cari işlemler fazlasındaki düşüşten ve para biriminin yine zayıflayan Çin yuanı ile olan güçlü korelasyonundan kaynaklanıyor. 

Gözler ABD TÜFE’sinde  

ABD’nin en son açıklanan en önemli ekonomik verilerinden tarım dışı istihdamın beklenenden zayıf gelmesi, Asya para birimlerinin biraz nefes alabileceği anlamına geliyor. Fakat Singapur merkezli Maybank’ta kıdemli döviz stratejisti olan Fiona Lim’e göre bu tek başına doları aşağı çekmeyecek.

Lim, yaklaşan ABD enflasyon verilerinin dolar-Asya para birimleri için bir sonraki hareketi belirleyeceğini söyledi ve “Veri açıklanmadan önce muhtemelen bir tür konsolidasyon göreceğiz,” dedi.

Federal fonların faiz oranlarını takip eden CME FedWatch’a göre, yatırımcılar haziran ayındaki bir sonraki Federal Açık Piyasa Komitesi toplantısından sonra ABD’de faiz indirimi ihtimalini %8,5, temmuz ayındaki bir sonraki toplantı için ise yaklaşık %33 olarak öngörüyor. 

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English