Bizi Takip Edin

Rusya

Avrupalı üreticilerden Rus alüminyumu için menşe takibi çağrısı

Yayınlanma

Avrupa Birliği genelindeki alüminyum üreticileri ve bazı üye ülkeler, Rus metalinin üçüncü ülkelerde işlenerek birlik pazarına sunulmasını engellemek amacıyla denetimlerin sıkılaştırılmasını talep ediyor. Sektör temsilcileri, yaptırımların arkasından dolanılmasını önlemek için metalin ilk eritildiği ülkenin beyan edilmesini zorunlu kılacak bir takip sistemi öneriyor.

Avrupa’daki alüminyum üreticileri ve bazı Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, Rus menşeli metalin üçüncü ülkelerde işlendikten sonra birlik pazarına sunulmasını engellemek amacıyla Avrupa Komisyonuna denetimleri sıkılaştırma çağrısında bulundu.

Financial Times (FT) gazetesinin diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Avrupa genelinde Rus alüminyumunun dolaylı yollardan birliğe girişini sağlayan yasal boşlukların kapatılması yönünde Brüksel üzerindeki baskı artıyor.

AB, Şubat 2025’te kabul edilen 16’ncı yaptırım paketi kapsamında Rusya’dan birincil alüminyum ithalatına yönelik kısıtlamalar getirmişti.

Ancak Avrupalı sektör temsilcileri, Rusya’da üretilen metalin üçüncü ülkelerde işleme tabi tutulduktan sonra serbestçe Avrupa pazarına girmeye devam ettiğini belirtiyor.

Avrupa Alüminyum Birliği Genel Direktörü Paul Voss, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “AB sınırlarının Rus alüminyumunun doğrudan ithalatına kapatılması, buna karşın üçüncü ülkelerden gelen malzemelerin ithalatı için açık tutulması siyasi, ahlaki ve stratejik açıdan savunulamaz bir durumdur” ifadelerini kullanarak bu meselenin çözüme kavuşturulmasını talep etti.

Voss, birliğin tahminlerine göre Rusya’nın geçen yıl alüminyum ihracatından yaklaşık 10 milyar dolar gelir elde ettiğini kaydetti.

Rus metalinin, AB’deki ortalama alüminyum ithalat fiyatına kıyasla yaklaşık yüzde 11 oranında indirimle satıldığı bilgisini paylaşan Voss, bu durumun yarattığı haksız rekabete işaret etti.

Avrupa Alüminyum Birliği, söz konusu boşluğu kapatmak amacıyla “eritme ve döküm kuralı” (melt and cast rule) olarak adlandırılan bir menşe takip sisteminin hayata geçirilmesini öneriyor.

Bu mekanizma, ithalatçıların alüminyumun sadece son işlendiği yeri değil, ilk kez eritilip döküldüğü ülkeyi de beyan etmesini zorunlu kılıyor.

FT’nin haberine göre, aralarında Litvanya’nın da bulunduğu bazı AB üyesi ülkeler, mevcut tedarik zincirindeki bu boşluktan duydukları endişeyi Avrupa Komisyonuna iletti.

Gazeteye konuşan kaynaklar, üye devletlerin ek kontrol mekanizmalarının devreye alınmasını talep ettiğini aktardı.

Diğer yandan AB içinde, Rus alüminyum üreticisi Rusal şirketine ait olan ve İrlanda’da faaliyet gösteren bir tesisten yapılan alüminyum oksit (alumina) tedariki konusundaki tartışmalar da sürüyor.

Söz konusu tesisin, Avrupa alüminyum endüstrisinin ihtiyaç duyduğu metalürjik alüminyum oksit ihtiyacının üçte birinden fazlasını tek başına karşıladığı belirtiliyor.

AB, 16’ncı yaptırım paketinin kabul edilmesinin ardından Avrupalı şirketlerin uyum sağlayabilmesi amacıyla, 2024 yılı ithalat hacminin yüzde 80’ine tekabül eden 275 bin tonluk bir geçici kota kapsamında Rusya’dan alüminyum alımına bir yıl boyunca izin vermişti.

Yaptırımların yürürlüğe girmesinin ardından Londra Metal Borsası (LME) da bir açıklama yaparak, AB ülkelerindeki depolarda bulunan Rus alüminyumu için yeni varantlar düzenlemeyi durduracağını bildirmişti.

Borsa, bu işlemi ancak metal sahiplerinin AB kısıtlamalarına tam uyum sağlandığını kanıtlaması durumunda gerçekleştireceğini duyurmuştu.

Rusya

Telegram kanalı Rıbar’ın kurucusu Mihail Zvinçuk Karadağ’da gözaltına alındı

Yayınlanma

Rus Telegram kanalı Rıbar’ın kurucusu Mihail Zvinçuk ve ekibi, Karadağ’da AB entegrasyonu belgeseli çekme şüphesiyle yürütülen polis operasyonunda gözaltına alındı. Operasyonun Risan kentinde düzenlendiği ve Zvinçuk’un eşi dahil beş kişinin alıkonulduğu aktarılırken, ABD Dışişleri Bakanlığı daha önce proje yöneticileri hakkında 10 milyon dolarlık bilgi ödülü duyurmuştu.

Rusya merkezli “Rıbar” (Rybar) adlı Telegram kanalının kurucusu Mihail Zvinçuk ve beraberindeki çalışanlar Karadağ’da gözaltına alındı.

Karadağ’da yayımlanan Vijesti gazetesinin güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Zvinçuk, ülkenin Avrupa Birliği (AB) ile entegrasyonu ile bu sürecin Karadağ turizmi ve ekonomisi üzerindeki etkilerine dair çekim yaptığı şüphesiyle alıkonuldu.

Haberde, Rıbar temsilcilerinin Karadağ’ın vize politikasını AB standartlarına uyarlama kararı üzerine bir belgesel çekmeyi planladığı kaydedildi.

Haberde ayrıca Karadağ istihbarat birimlerinin proje temsilcilerinin ülkeye gelişinden haberdar olduğu ve ekibi birkaç gün boyunca takip ettiği aktarıldı.

Operasyonun Karadağ polisi ile Ulusal Güvenlik Ajansı işbirliğinde yürütüldüğü bildirildi.

Zvinçuk ve beraberindekilerin 9 Ekim sabahı Karadağ’ın Risan kentinde gözaltına alındığı belirtildi.

Yakalananlar arasında Zvinçuk’un eşi ve projenin çalışanı Valeriya Zvinçuk ile üç kişinin daha yer aldığı kaydedildi.

Rıbar ekibi suçlamaları reddetti

Rıbar ekibi, kurucuları dahil Rus vatandaşlarının gözaltına alındığını doğrulayarak ülkede yasal gerekçelerle kaldıklarını ve yerel yasaları ihlal etmediklerini açıkladı.

Proje temsilcileri, Çetinye Manastırı’nda çekim yapmayı planladıklarını ve bunun için önceden resmi başvuruda bulunduklarını ifade etti. Ekip, Rusya Dışişleri Bakanlığı ile iletişim halinde olduklarını ve gözaltındakilerin serbest bırakılmasını beklediklerini duyurdu.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Karadağ’daki Rusya Büyükelçiliğinin olayın ayrıntılarını araştırdığını bildirdi.

Bünyesinde Telegram kanalı, Rutube kanalı ve VKontakte topluluğu barındıran Rıbar projesi, internet sitesinde hedefini “Basit ve etkili bir şekilde bilgi savaşı yürütmeyi ve Rusya’yı doğru taraftan göstermeyi biliyoruz” ifadeleriyle tanımlıyor.

Şirketleşme adımı Mart 2023’te atılan “Rıbar” limited şirketinin genel müdürü ve kurucu ortağı Mihail Zvinçuk olurken, eşi Valeriya Zvinçuk da üç kurucu ortaktan biri olarak kayıtlarda yer alıyor.

Şirketin ana faaliyet alanı reklam ajansı hizmetleri, gazete basımı ve diğer matbaacılık faaliyetleri olarak belirtiliyor.

ABD ve İngiltere’nin yaptırım listesindeydi

ABD Dışişleri Bakanlığı, Ekim 2024’te Rıbar ile bağlantılı kişilerin tespit edilmesini veya yerlerinin belirlenmesini sağlayacak bilgiler için 10 milyon dolara kadar ödül koymuştu.

Yayımlanan listede Mihail Zvinçuk’un yanı sıra kurumun “kreatif direktör” olarak tanımladığı Valeriya Zvinçuk da yer almıştı. ABD Dışişleri Bakanlığı, projenin “ABD seçimlerine müdahale faaliyetlerinde yer aldığını” kaydetmişti.

İngiltere yönetimi ise 9 Aralık 2025’te Zvinçuk ile Rıbar projesine yönelik yaptırım kararı almış, Temmuz 2026’da kısıtlamaları projenin 10 yönetici ve çalışanını kapsayacak şekilde genişletmişti. Yaptırımlar varlıkların dondurulmasını ve seyahat yasağını kapsıyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Ryabkov: ABD ve Ukrayna ile üçlü müzakere planı gündemde değil

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, Ukrayna ile savaşı sonlandırmaya yönelik ABD arabuluculuğundaki üçlü müzakereleri yakın zamanda başlatma planlarının olmadığını duyurdu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise çatışmanın stratejik çıkmaza girdiğini ve diplomatik çözüm ihtimalinin görünmediğini belirtti.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, ABD’nin arabuluculuğunda Ukrayna ile savaşı sonlandırmaya yönelik müzakereleri yakın zamanda yeniden başlatma planlarının olmadığını açıkladı.

RIA Novosti’nin aktardığına göre Ryabkov, “Bugün itibarıyla bu formatta temas kurmaya yönelik güncel bir plan yok. Bundan sonrasının nasıl gelişeceği bize bağlı değil” ifadelerini kullandı.

Üçlü çözüm görüşmelerinin durmasından Ukrayna’yı sorumlu tutan Ryabkov, Moskova’nın bu tür temaslara açık kalmayı sürdürdüğünü kaydetti.

Gelişmenin öncesinde perşembe günü açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın “stratejik çıkmaza” girdiğini ve krizin diplomatik yollarla çözülme ihtimalinin şu aşamada “görünmediğini” belirtti.

Mevcut durumun “çatışmanın tırmanması” riskini barındırdığına dikkati çeken Rubio, sürecin diğer ülkeleri de içine çekerek daha geniş çaplı bir gerilime dönüşebileceği uyarısını dile getirdi.

Rubio, buna karşın ABD’nin barış anlaşmasına varılmasına katkı sağlamaya hazır olduğunu aktardı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 25 Eylül’de yaptığı açıklamada Ukrayna ile müzakerelerin yeniden başlamasına dair önerilerin masada olduğunu belirtmiş, ancak Devlet Duması seçimlerinin ana gününden önceki gece düzenlenen geniş çaplı insansız hava aracı saldırısı nedeniyle verilecek karşılığı değerlendirmesi gerekeceğini söylemişti.

Oylamanın ardından diyaloğa dönmeye hazır olduklarını öne süren Putin’in yanı sıra Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da Moskova’nın ekim ayında ABD’nin katılımıyla üçlü bir toplantı yapılmasını beklediğini duyurmuştu.

Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kirill Budanov da aynı formatta görüşmelerin ekim ayında düzenleneceğini bildirmişti.

Yaptırımlar ve diplomasi trafiği temasları tıkadı

Söz konusu müzakere sürecinin seyri, ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya’ya yönelik ağır yaptırım yasasını onaylamasıyla değişti.

Peskov, kararın çözüm arayışlarını zorlaştırdığını ve barış odaklı müzakere zeminine dönüş için koşulların ortadan kalktığını ifade etti.

Savaşın sona erdirilmesine yönelik üçlü temaslar 2026 yılının ocak ve şubat aylarında iki kez Abu Dabi’de, bir kez de Cenevre’de düzenlendi. Hem İsviçre hem de BAE, diplomatik görüşmeler için yeniden ev sahipliği yapabileceklerini duyurdu.

Görüşmeleri sonbaharda yeniden başlatmak isteyen ABD’de Başkan Trump, eylül ayı başında temsilcileri Steve Witkoff ile Jared Kushner’ı Moskova ve Kiev’e gönderdi.

Financial Times’ın haberine göre temaslarda belirgin bir ilerleme kaydedilemedi; Putin Ukrayna’dan Donbass’ı teslim etmesini istemeyi sürdürürken Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy bu şartı reddetti.

Bloomberg’e konuşan kaynaklar da Putin’in tutumunu yumuşatma eğilimi göstermediğini, aksine Ukrayna’yı teslim olmaya zorlamak amacıyla ülkenin enerji ve ısıtma altyapısına yönelik saldırıları artırma kararı aldığını öne sürdü.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rus ekonomistler Merkez Bankasının faiz indirimi takviminde ayrıştı

Yayınlanma

Rusya’da ekonomistler, Merkez Bankasının politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tutarak indirim sürecine ara vermesinin ardından atılacak adımların zamanlaması konusunda görüş ayrılığı yaşadı. Uzmanlar mevcut kredi dinamiklerini, enflasyon beklentilerini ve aranın süresine bağlı olarak reel faizlerin yüzde 10 ila 11 düzeyine çıkma olasılığını tartıştı.

Rusya’da düzenlenen “Gerçek Gelecek” adlı yatırım forumunda bir araya gelen ekonomistler, Rusya Merkez Bankasının politika faizini indirme sürecine verdiği aranın ne kadar sürmesi gerektiği konusunda farklı görüşler dile getirdi.

Sberbank Başkan Yardımcısı Taras Skvortsov, Merkez Bankasının faiz indirimlerine uzun bir ara vermemesi gerektiğini belirtirken, İktisadi Bilimler Fakültesi Profesörü Oleg Vyugin bu aranın şubata kadar korunmasını önerdi.

Tretiy Rim Makroekonomik Araştırmalar Merkezi Başekonomisti Grigoriy Çepkov ise bekleme süresinin uzamasının ekonomik büyüme açısından riskler doğurabileceğine işaret etti.

Sberbank: Kredi artışı kalıcı değil, faiz indirimine ara verilmemeli

Mevcut kredi büyüme hızının kalıcı bir artış olarak görülmemesi gerektiğini savunan Skvortsov, temmuz ayında tüzel kişilere verilen kredilerdeki yaklaşık iki katlık artışın, büyük ölçüde tek bir banka içinde bankalar arası kredilerden şirket kredilerine aktarılan yaklaşık 1 trilyon rublelik borçtan kaynaklandığını ifade etti.

Skvortsov, konut kredilerinde ağustos ve eylül aylarında görülen büyümenin önemli bir bölümünün de “Aile İpoteği” programının koşullarında beklenen değişikliklerle ilişkili olduğunu bildirdi.

Merkez Bankasının bu ayrıntıları inceleme imkanı olduğunu kaydeden Skvortsov, mevcut politika faizinin genel olarak ekonomi için çok yüksek kaldığını ve uzun aralar verilmemesi gerektiğini söyledi.

Bütçe gerçekleşmeleri ve enflasyon baskısı farklı stratejiler doğuruyor

Bütçe planının nasıl uygulanacağını görmek amacıyla faiz indirimine verilen aranın şubata kadar sürdürülmesini öneren Vyugin, gelecek yılın ilk çeyreğinin durumu değerlendirmek için bir başlangıç noktası olacağını belirtti.

Vyugin, yüksek enflasyon beklentileri nedeniyle faizi indirmenin mümkün görünmediğini, aynı zamanda faiz artırımı için de yeterince güçlü gerekçeler bulunmadığını ifade ederek en iyi tercihin gelecek yılın ilk çeyreğindeki eğilimi görmek olduğunu kaydetti.

Merkez Bankasının verdiği arayı haklı gördüğünü ancak sürecin uzamasının orta vadede uzun vadeli ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebileceğini belirten Çepkov, genel enflasyonun yarısından fazlasının arz şoklarından kaynaklandığını ve ekonominin bu şoklarla başa çıktığını ifade etti.

Bu tür arz şoklarının ek bir parasal sıkılaşma gerektirmediğini dile getiren Çepkov, faizin yüzde 14 seviyesinde tutulması durumunda reel faizlerin mevcut yüzde 7,5 düzeyinden yüzde 10 ila 11 aralığına yükselebileceğini ve Merkez Bankasının gecikmemesi gerektiğini vurguladı.

Rusya Merkez Bankası, 11 Eylül’deki toplantısında politika faizini değiştirmeyerek yüzde 14 düzeyinde bırakmıştı. Bu adım, Nisan 2025’ten bu yana faizin sabit tutulduğu ilk karar oldu.

Banka, Haziran 2025 ile Temmuz 2026 döneminde art arda düzenlenen 10 toplantının tamamında faiz indirimine gitmişti.

Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, toplantının ardından düzenlediği basın toplantısında yönetim kurulunun indirim seçeneğini ele almadığını, yalnızca faizin sabit tutulmasını değerlendirdiğini belirtmişti.

Bankanın 2027-2029 dönemine ilişkin para politikası taslağındaki temel senaryoya göre, 2027 yılında ortalama politika faizinin yüzde 10,5 ila 12,5 aralığında gerçekleşmesi bekleniyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English