Bizi Takip Edin

Rusya

“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”

Avatar photo

Yayınlanma

Putin, gazeteci Zarubin’e genellikle ayaküstü mülakat verirdi; ne var ki bir dün bir değişiklik oldu: akşam Kremlin’deki ofisine çağırıp görüştü.

Önemli bir mülakat bu, hatta daha doğrusu mülakat değil de açıklama demek gerek. Bu yüzden dikkatli bir okumayı hak ediyor.

İlkin, birkaç not.

1) Cephedeki ve ülkedeki durumla ilgili abartılı, atalet ve rehavet oluşturmaya yönelik açıklama ve söylemlerden yahut pek az şey söylemek tutumundan kaçınıp tedirgin edici de olsa gerçekleri söyleme siyasetine kararlılıkla geri dönülmüş görünüyor. Bu siyaset 2023-2024’te de vardı ve o zaman hem ülke içinde konsolidasyon hem de cephe hattında hızlı ilerlemeye yardımcı olmuştu. Dahası, o zaman açıkça Stalin’e referansla yapılmıştı bu (gerçekleri söylemek davamıza hizmet eder); sonra (belki de “Anchorage ruhu” denen olmayan şey yüzünden) gevşedi.

2) Mülakat, kararlılık siyasetine de geri dönüşü yansıtıyor. Temel mesaj şu: görüşmeler mümkün, ancak savaş ancak bizim şartlarımızla sona erer. Bu bağlamda, son soru ve buna verilen cevaba özellikle dikkat çekmek gerek. En azından Alaska’dan bu yana açıklamalarda ABD’yi batı bloğunun dışında tutma çabası dikkat çekiyordu ve dahası, özellikle bu yılın başından beri Kiev rejiminin tırmandırdığı saldırılar devam ederken bu söylem pek çok kesimde tepki de doğuruyordu. Zarubin’in sorusundaki “Avrupalı liderler” vurgusu, onun belki de alışkanlıkla bu söylemi devam ettirdiğini gösteriyor. Putin’in cevabındaki “Batının, Rusya’nın stratejik bozgununu hedeflediği” vurgusu ise, ABD’nin söylemdeki ayrıcalıklı konumunu giderek kaybettiğinin, dolayısıyla Ukrayna meselesinde ABD’nin olası bir arabuluculuğu ihtimalinin (beklentisinin) giderek kaybolduğunun işareti sayılabilir.

3) Putin’in askeri duruma son derece hakim olduğu açık; bunu özellikle göstermek mi istedi, yoksa tamamen doğal bir açıklama mı — kesin bir yargıya varmak güç, ancak ben ikincisi olduğu izlenimi edindim. Bu son derece ayrıntılı bir askeri rapor; çok uzun zamandır benzerine rastlamamıştım.

4) Mülakatın ruhu, “Bizim planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok,” cümlesinde yatıyor. Burada bilinenin (veya zaten başka türlü olamayacak olanın) teyidiyle karşılaşıyoruz. İki nokta özel bir dikkati hak ediyor. Birincisi, rejim (veya rejimin sahipleri) tarafından teklifler yapılıyor ve bazı kanallar açık tutulmaya çalışılıyor; ancak bunlar şimdiye kadar rejime nefes aldırmaya yönelik Rusya’yı ikna çabalarından başka bir şey değil. Bunlar kabul edilmedi ve edilmeyecek. İkincisi, oluşturulmakta olan güvenli bölgenin (özellikle Sumı ve Harkov oblastlerindeki durum) Rusya’ya katılması planı şimdilik yok. Bu bölgelerle ilgili kararda askeri mülahazalar belirleyici; ancak genişleyeceği anlaşılıyor. Dahası, kalıcı bir barış (Kiev rejimiyle yapılması neredeyse imkansız bir şey) olmadıkça bu güvenli bölgelerin boşaltılması da herhalde söz konusu olmayacaktır.

Görüşmedeki sorular özet olarak, cevaplar ise tamamına yakın çevrilmiştir. Özellikle askeri durumla ilgili rapor niteliğindeki bölüm eksiksiz çeviridir.

Soru: Elektrik ve akaryakıt meselesi?

… altyapı tesislerimize saldırılar sorunlar yaratıyor, bu ortada. Şu anda belli bir açığımız var, ama kritik değil, şimdi söyleyeceğim. …

Birinci görev özel askeri harekatın en çok ihtiyaç duyduğu malzemelerin üretimini hızla ve önemli ölçekte artırmaktır. Bunları, askeri harekatın yürütülüşündeki ihtiyaçlara uygun olarak, düşmanın kullandıklarını da dikkate alarak, aynı Avrupa’nın onlara yeni teknolojiler taşıyan yeni hava araçları vermekte olduğunu da dikkate alarak devamlı şekilde iyileştirmek. Bütün bu savunma araçları esasen bizde mevcut. Mesele, üretim ve birliklere yahut kritik önem taşıyan altyapı tesislerinin korunması için sevk hızını artırmak.

İnsansız hava araçlarının ve füzelerin altyapımıza ve en önemlisi insanlara yönelik saldırılarını püskürtmeye yönelik bütün kademe ve organların çalışmalarının da koordine edilmesi gerekiyor. Burada en önemli görev sivil halkın korunması; ekonomiye, muhtelif üretim kollarına, sanayiye verilecek zararın minimize edilmesi. Dediğim gibi, zarar var. Ama zarar gören bütün tesisler epey hızla onarılıyor ve ortaya çıkan problemler de kritik nitelik taşımıyor. …

Kırım’a enerji kaynağı sevkiyatına gelince, aylık ihtiyaç… 70 bin ton. Kırım’da birkaç günlük stok var, ama ihtiyaçlar karşılanacak. Bu sevkiyatları da hem karadan hem denizden artıracağız. …

Genel olarak… sivil altyapımıza saldırılar… bir enformasyon kampanyası için de yapılıyor; hatta daha kesin bir ifadeyle, kampanya için de değil, Rusya’ya karşı, en azından bizde kendimize, kuvvetlerimize güvensizlik doğurma, azami hedef olarak da Rusya toplumunda bölünmeye yol açma ve Rusya’yı kısa bir süreliğine de olsa birliklerimizin askeri temas hattı boyunca taarruzunu durdurmak zorunda bırakma ve kendileri, yani düşman için görüşme sürecinin başlamasında avantajlı şartlar yaratma amacı güden bir enformasyon harekatı için.

Onlara bu şansı vermeyeceğiz. Şu da çok önemli: bütün bu terörist sızmalar cephedeki durumu hiçbir şekilde etkilemiyor. Bu ilkesel bir nokta. Bütün bu saldırılar, altyapımızda nereye yapılırsa yapılsın, cephedeki duruma, askeri temas hattına kesinlikle hiçbir etkide bulunmuyor.

Soru: Görüşme süreci durdu; ancak Putin Petersburg’daki konuşmasında “başka kanallar da” olduğunu söylemişti — bu başka kanallardan başka talepler veya teklifler geliyor mu?

Evet, gerçekten de temaslar var ve bunlar bir dizi istikamette, bir dizi hatta kurulu. Burada bir sır görmüyorum.

Yeni teklifler de var. Ama Kiev’deki rejimin başıyla görüşme teklifleri yeterince iyi biliniyor. Askeri temas hattı boyunca askeri harekatın kısa bir süreliğine de olsa durması talebi de haber sayılmaz.

Ama birkaçını anmaya hazır olduğum yeni teklifler de var. Mesela, her iki tarafın topraklarının derinlerinde saldırıların durdurulması. Tabii, bu teklifin neden yapıldığı malum. Çünkü Ukrayna topraklarının derinlerine misilleme saldırılarımız çok daha güçlü, hissedilir ve, dosdoğru söyleyelim, yıkıcı; Kiev rejimi için gerçekten de ciddi sonuçlara yol açıyor.

Bir teklif daha var: askeri harekatların, dikkatinizi çekerim, sadece dört bölgeyle sınırlanması, yani askeri harekatın sadece Herson oblastinde, Zaporoje oblastinde, Donetsk halk cumhuriyetinde ve Lugansk halk cumhuriyetinde yürütülmesi ve geri kalan bütün topraklarda durdurulması. Bunun da nedeni belli. Çünkü bu, eğer kabul edersek, Ukrayna silahlı kuvvetlerine Nikolayev oblastindeki, Dnyepropetrovsk oblastindeki, Harkov ve Sumı oblastlerindeki birliklerini ve sınır bölgelerinden de bazı birliklerini çekme ve bu birlikleri yukarıda andığım dört bölgeye sevk etme imkanı verecek.

Ukrayna silahlı kuvvetlerinin korkunç ölçekte personel sıkıntısı yaşadığı şartlarda anlaşılan bunun kurtuluşları olabileceğini düşünüyorlar. Ama bizim planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok. Her ne kadar dikkatli bir tutum sergilesek de şu an o taraftan gelen her teklife karşı hiçbir istihza yapmadan söylüyorum.

Doğru; hasıl olan durumda Ukrayna silahlı kuvvetleri tarafından gelebilecek, özel kuvvetler tarafından sınırlı görevlerle ve bizim dikkatimizi ve kuvvetlerimizi başlıca görevin (Donbass ve Novorossiya’nın nihai olarak kurtarılması) tamamlanmasından saptırmak hedefi güden beklenmedik, düşmanın bizim için beklenmedik saydığı olası girişimleri de göz ardı etmiyoruz.

Soru: Temas hattındaki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kuzeyden, “Kuzey” grubundan başlayalım. Sumı ve Volçansk istikametlerindeki Rusya birliklerinin hedefinin sınırlarımız boyunca bir güvenli bölge yaratmak olduğunu hatırlatırım. Bu görev, Ukrayna silahlı kuvvetlerinin Kursk oblastine saldırısından ve sınır bölgelerimize halen devam eden saldırılarından sonra önümüze konulmuştur.

Ukrayna rejimi Kursk topraklarında işlediği suçların bedelini bizim sınırda güvenli bir bölge yaratmamız için gereken toprakları kaybederek ödeyecek.

Bu arada, Sumı şehrine (oblast merkezi, sanırım çok büyük bir şehir değil, 30 binden çok bina) Sumı şehrine 10,5 kilometre kaldı. Bu şehir ve bölgeyle ilgili en genelde siyasi planlarımız yok. Savunma bakanlığı ve genelkurmayın tekliflerine göre hareket edeceğiz. Bu istikametteki birlikler aktif, kararlı şekilde hareket ediyor, hızlı bir tempoyla ilerliyorlar.

Devam — kuzeyden güneye gelirsek, “Batı” grubu; onun sorumluluk alanı büyük. Kiev rejiminin temsilcilerinin tabelası önünde fotoğraf çektirmeyi sevdikleri Kupyansk şehrinden başlayacağım. Birliklerimiz şehrin batı hattına 2,5 ila 4,5 kilometre mesafedeler. Düşman bir dizi karşı saldırıya girişti, başarılı olamadı.

Rubtsı adlı yerleşim yeri, bir sonraki istikamet — Rubtsı istikameti. Starıy Oskol ırmağının sol kıyısında yaklaşık 5 bin kişilik derme çatma bir düşman grubu tarafımızdan fiilen, neredeyse tamamen ablukaya alındı. Bu grup ırmağa sıkıştı. Yukarıdan Rusya silahlı kuvvetleri 1’inci tank ordusu geliyor ve düşmanı kuzeyden sıkıştırıyor. 3’üncü motorize tümen doğudan sıkıştırıyor; 144’üncü tümen güneyden. Ve tam bir kuşatmaya (oranın tamamı ateş kontrolü altında) tam, nihai bir kuşatmaya yaklaşık 2 kilometre var. 144’üncü tümen bu görevi yerine getirmekle ilgileniyor ve sanıyorum ki başarıyla tamamlayacaktır.

Bu grubun kaderi daha sonra Kupyansk-Uzlovoy mıntıkasındaki gibi olacaktır. Hatırlarsanız, oradaki grupda aşağı yukarı aynı durumdaydı ve tamamen yok edildi.

Devam. Krasnıy Liman şehri; Krasnıy Liman istikameti. Epey büyükçe bir yerleşim yeri, yaklaşık 11 bin bina. Ama mesele bu değil; mesele şu: burası eski Sovyetler Birliği topraklarındaki en önemli demiryolu kavşak istasyonlarından biri, Donetsk halk cumhuriyetindeki en önemli lojistik merkezi. Burada 11 bin binadan 149’u kurtarılmayı bekliyor.

Şimdi başka bir şeyi daha hatırlatayım. Ukrayna silahlı kuvvetlerinin neredeyse 10 yıl boyunca, Slavyansk, Kramatorsk, Drujkovka, Alekseyevo-Drujkovka ve Konstantinovka şehri, keza biraz daha güneybatıda Dobropolye ve Oçeretino ortak kentsel alanında stratejik bir savunma hattı oluşturduğunu hatırlatayım. Bütün bunlar, “Güney” ve “Merkez” ordu grupları sorumluluk alanında bulunuyor.

Güney grubu 3’üncü ordusu iyi bir tempoyla Slavyansk şehrine doğru ilerliyor, Nikolayevka yerleşim yerine girdi. Slavyansk’a yaklaşık 8-9 kilometre kaldı. Taarruz 15 mıntıkada başarıyla devam ediyor. Birliklerimiz bu istikamette her gün ilerliyorlar.

Önemli bir olay, veya önemli olaylar, “Merkez” ordu grubunun sorumluluk alanında meydana geldi. Burada birliklerimiz dört mıntıkada birden yaklaşık 400 metre derinliğindeki üç kademeli bir mühendislik tahkimatını yardılar ve savunma hattını ele geçirmek için çarpışmalar yürütüyorlar.

Dobropolye istikametinde de çok önemli olaylar meydana geldi. Dobropolye istikametinde bizim çocuklar iyi hazırlanmış ve erişilmez sayılan üç sıralı mühendislik engellerini yardılar, Dobropolye’ye bitişik Annovka adlı yerleşim yerine girdiler, Dobropolye yerleşim yerinin hemen yanına ulaştılar. Ve Dobropolye şehrinin kuzeyinde, buna dikkatinizi çekerim, Ukrayna silahlı kuvvetlerinin hazırlamış bulunduğu savunma hatları yok. Şu anda aceleyle yerel destek noktaları kurmaya çalışıyorlar. Dobropolye’den bizim sınırımıza ise 35 kilometre.

Ukrayna silahlı kuvvetlerinin stratejik savunma hattının en önemli destek noktalarından biri olan Konstantinovka şehrini kurtarmak için çatışmalar sürdüren Güney birlikler grubunun askeri faaliyetine dönebiliriz. Şehrin yüzde 96’sı elimizde. 4’üncü tugay şehri temizliyor, “Güney” grubu 6’ncı tümeni ise Konstantinovka’nın etrafından dolanıp Alekseyevo-Drujkovka’ya ulaşmış bulunuyor. Oraya girdi, Tuhaçevskiy caddesini ele geçirdi ve ilerlemeye devam ediyor. Soldaki komşuları da bu yerleşim yerine, Alekseyevo-Drujkovka’ya yaklaştılar, ardından Drujkovka’nın kendisi gelecek; burası epey büyük bir yerleşim yeri, 12 bin bina var, Alekseyevo-Drujkovka’ya bitişik. Drujkovka’dan (Kiev’deki bugünkü yetkililerin Donetsk’in geçici başkenti saydıkları) Kramatorsk’a sadece 4 kilometre var ve orada da özel bir tahkimat bulunmuyor.

Bilindiği kadarıyla, bu medyada da yer aldı, düşman bu kentsel bölgedeki sınai işletmelerini tahliye etmeye girişti.

“Doğu” grubunun faaliyetini özellikle anmak isterim. Düşmanın azimli savunmasına rağmen düşman Donetsk cumhuriyetindeki birliklerini, iyi hazırlanmış birliklerini Zaporoje istikametine sevk etti. Burada korgeneral İvanayev Andrey Sergeyeviç’in komutasındaki birliklerimiz Zaporoje oblastinin kurtarılmasına yönelik ve geniş bir cephe hattında bir kilometreden 1.300 metreye kadar yayılan muharip görevlerini yerine getiriyorlar.

“Dinyeper” grubunun büyük bir sorumluluk alanı var. Orehov istikametinde başarıyla savaşıyor ve Kahovka rezervuarı kıyısı boyunca Zaporoje istikametinde ilerliyor.

Soru: Kiev rejiminin sponsorları, AB liderleri geçtiğimiz günlerde dronların yenilikçi kullanımı ve Kiev kuvvetlerinin başarılarını kutlama konusunda anlaştılar. Ne dersiniz?

Bu açıklamayı gördüm. Gerçekten de orada (dürüst olmak gerekirse şaşkınlıkla okudum) Avrupalı liderlerin, dronların yenilikçi kullanımını memnuniyetle karşıladıkları söyleniyor. Doğrusu söylemek gerekirse aklıma hemen bir soru geldi. Sormak isterim: Starobelsk öğrenci yurduna yapılan saldırı da yenilikçi bir kullanım mıydı? Bunlar, batılı liderler onu da memnuniyetle karşılıyorlar mı? …

Gerçekten, Ukrayna silahlı kuvvetlerinin toprakların kurtarılması için muharebe meydanındaki başarılarından söz ediliyor. Şu soru ortaya çıkıyor: Nerede bunlar, hangi topraklar? Ama bazen keşif ve sabotaj grupları sızıyor (yeri gelmişken bizim üniformalarla da), birliklerimizin işgali altındaki topraklara sızıyor, orada hızla tasfiye ediliyorlar, ama askeri harekat alanında böyle şeyler olur. Ama hangi bölgeleri kurtardıklarını ben bilmiyorum. Benim bildiğim başka bir şey var. Batının, Rusya’nın stratejik bozgununu hedeflediği biliniyor. Yalnız orada artık bunu hedeflemiyorlarmış gibi şeyler de var. Ama kimse gündemden bu tezi resmi olarak kaldırmadı. Rusya’nın bozgununu, stratejik bozgununu hedefliyorlar.

Ama öyleyse askeri eylemlerin durdurulmasına, giderek daha sık bahsetmekte oldukları ve katılmak istedikleri barış görüşmelerine ne gerek var? Eğer Ukrayna, öyle ya, sürekli yeni topraklar ele geçiriyorsa, kurtarıyorsa (yani kazanıyorsa), eğer bütün bunlar böyleyse ve Ukrayna aslında zaferi kazanıyorsa, bu durumda batılı liderlerin sadece beklemesi gerek; Rusya’nın stratejik bozgunu hedefine kendiliğinden erişilecektir. Bırakın beklesinler. Bizim birliklerimiz ise işlerini görecekler, özel askeri harekatın hedeflerine ulaşılması için her şeyi yapacaklar.

Rusya

Hindistan’da el konulan tankerdeki Rus denizciler ülkelerine dönüyor

Yayınlanma

Hindistan’da mali anlaşmazlıklar nedeniyle alıkonulan Unity tankerinde aylardır mahsur kalan yedi denizci, bir Rus diplomatın gözetiminde karaya çıkarıldı. Odişa Yüksek Mahkemesi, armatörün maaşlarını ödemediği ve erzak temin etmediği 23 kişilik mürettebatı resmi olarak terk edilmiş denizciler kabul etti.

Hindistan’da el konulan Unity isimli tankerde aylardır mahsur kalan mürettebatın ilk grubu ülkelerine dönüyor.

Rusya’nın Kalküta Başkonsolosluğu, gemi sahibine yönelik mali talepler sebebiyle aylardır evlerine gidemeyen denizcilerden yedisinin 31 Ekim’de Rusya’ya uçacağını duyurdu.

Başkonsolosluk, RBK haber kuruluşuna yaptığı açıklamada, “Gemi personelinin 31 Ekim’de ülkelerine uçuşu planlandı” bilgisini verdi.

Diplomatik misyonun verdiği bilgilere göre denizciler, bir Rus diplomatın gözetiminde 29 Ekim’de gemiden ayrıldı. Aralarında altı Rusya ve bir Mısır vatandaşının yer aldığı yedi kişilik grup, şu anda Orissa eyaletinin başkenti Bhubaneşvar’da kalıyor ve her iki ülke vatandaşı da kendi evlerine dönmek üzere yola çıkıyor.

Paradip Limanı İdaresine atıfta bulunan konsolosluk, gemide kalan diğer 16 mürettebat üyesinin tahliyesinin, gemiye yeni bir ekip temin edilmesinin ardından kasım ayının ilk yarısında gerçekleşeceğini bildirdi.

Mürettebattan bir denizcinin yakını ise RBK’ya yaptığı açıklamada, ilk grubun karaya ayak bastığını, dönüş güzergahı planlamasının sürdüğünü ve Rusya’ya varışın 1 Kasım’da beklendiğini aktardı.

Denizci yakını, “Kalan personelin de gelecek hafta gönderilmesi planlanıyor” dedi.

Kamerun bayraklı Unity tankeri, 11 Mayıs’tan bu yana Hindistan’ın Paradip Limanı açıklarında adli makamların denetiminde tutuluyor.

Gemi, yük boşaltma işlemlerini tamamlamasının hemen ardından armatör şirkete yönelik mali alacaklar nedeniyle alıkonulmuştu. Rus diplomatik temsilciliği, Hindistan makamlarının personelin ayrılışını yeni bir mürettebatın getirilmesi şartına bağladığını aktarmıştı.

Odişa Yüksek Mahkemesi, 8 Ekim’de aldığı kararla 23 kişilik mürettebatın ülkelerine gönderilmesini ve tankere yedek ekip sağlanmasını hükme bağladı.

Mahkeme kararında, gemi sahibinin maaşları ödememesi, zaruri erzak tedarik etmemesi ve vardiya değişimi ile geri dönüş imkanlarını sağlamaması gerekçesiyle kaptan ve personeli “terk edilmiş denizciler” statüsünde kabul etti.

Mürettebat yakınları, yaklaşan fırtına tehdidi sebebiyle tankerin daha sonra kıyıya yakın bir noktaya çekildiğini belirtti. Gemi daha önce, 25 Eylül’deki şiddetli fırtınada demir tarayarak motorları çalışmaksızın denizde sürüklenmişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya parlamentosu, madencilik sektörüne aşırı kazanç vergisi öngören yasayı kabul etti

Yayınlanma

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma, madencilik ve metalürji şirketlerinden aşırı kazanç vergisi alınmasını öngören yasa tasarısını ilk okumada kabul etti. Maliye Bakanlığı 2027-2029 döneminde geçerli olacak yüzde 20 ila yüzde 30 oranındaki bu vergiden 683 milyar ruble gelir bekliyor.

Rusya parlamentosunun alt kanadı Devlet Duması, madencilik ve metalürji şirketlerine yönelik aşırı kazanç vergisini içeren yasa tasarısını ilk okumada kabul etti.

Devlet Dumasının internet sitesindeki yasa tasarısı kartında yer alan bilgiye göre düzenleme, meclisin 2027 yılı federal bütçesi ile 2028 ve 2029 planlama dönemine ilişkin bütçe tasarısını ilk okumada onaylamasının hemen peşinden geldi.

Rusya Maliye Bakanlığının 2027-2029 bütçe paketiyle hükümete sunduğu tasarı, katı maden işletmecilerinden üç yıl boyunca ek gelir vergisi tahsil edilmesini öngörüyor.

Düzenlemeye göre madencilik şirketlerine uygulanacak vergi oranı katı madenlerin büyük bölümü için yüzde 30, altın üreticileri için ise yüzde 20 seviyesinde belirlendi.

Çıkarılan hammaddenin ortalama küresel piyasa fiyatının, 2025 yılı temel ağırlıklı ortalama fiyatını aşması durumunda ortaya çıkan ek değer verginin konusunu oluşturacak.

Vergi matrahının doğması için hammadde ortalama fiyatının 2026 yılında en az yüzde 10 artış kaydetmesi gerekiyor.

Sonraki dönemlerde ise temel fiyat kademeli endekslenecek; baz fiyat 2027 yılı vergi hesabında 2025 göstergesine kıyasla yüzde 10, 2028 yılı hesabında ise yüzde 21 oranında artırılacak.

Yasa tasarısı, ödenecek aşırı kazanç vergisi tutarını maden çıkarma vergisi düşüldükten sonra hesaplanan tahmini hasılatın yüzde 15’i ile sınırlandırıyor.

Maliye Bakanlığının hesaplamalarına göre bu yeni verginin bütçeye üç yılda toplam 683 milyar ruble gelir getirmesi planlanıyor.

Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliğinin projeksiyonları ise aynı makroekonomik varsayımlar altında toplam vergi tahsilatının yaklaşık 1,1 trilyon rubleye ulaşabileceğini ve bakanlık tahminini 1,6 kat aşacağını gösteriyor.

Maliye Bakanlığı uzlaşma açıkladı ancak iş dünyası kararı nihai görmüyor

Maliye Bakanı Anton Siluanov, 5 Ekim Pazartesi günü yaptığı açıklamada aşırı kazanç vergisi üzerinde iş dünyasıyla ortak bir paydada buluştuklarını duyurdu.

Federasyon Konseyindeki parlamento oturumunda konuşan Siluanov, yasa tasarısını hazırlarken girişimcilerin endişelerini dikkate aldıklarını ve ani fiyat dalgalanmalarının etkisini yumuşatacak bir mekanizma kurduklarını belirtti.

Siluanov meclis kürsüsünden yaptığı değerlendirmede, “Çok iyi bir çalışma yürüttük, iş dünyasıyla bir araya geldik ve aşırı kazanç vergisi konusunda uzlaşmaya vardık. Fiyatlarında ani sıçrama yaşayanların bu dalgalanmalarını törpüleyecek bir formül geliştirdik” dedi.

Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliği Başkanı ve İş Dünyası Ombudsmanı Aleksandr Şohin ise RBK’ya yaptığı açıklamada Maliye Bakanlığının uzlaşma ilan etmesine rağmen konunun henüz nihai bir zemine oturmadığını vurguladı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya ve Afrika sivil gemilere el konulmasına karşı birleşti

Yayınlanma

Moskova’daki zirveyi tamamlayan Rusya ve Afrika ülkeleri, sivil gemilerin haksız yere alıkonulmasını deniz ticaretinin siyasi baskı aracına dönüştürülmesi olarak niteledi. Liderler 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne aykırı müdahalelere karşı ortak tutum alırken, Rusya Devlet Başkanı Putin ticaret gemilerine el konulması halinde dünyanın herhangi bir yerinde aynıyla karşılık vereceklerini kaydetti.

Rusya ile Afrika ülkeleri, Moskova’da sona eren Rusya-Afrika Zirvesi’nin sonuç bildirgesinde, Afrika kıtası bayraklı olanlar dahil sivil gemilerin haksız yere alıkonulmasına, ele geçirilmesine veya tutuklanmasına karşı ortak tavır aldı.

Zirve belgesinde taraflar, seyrüsefer güvenliği ile deniz çevresinin korunmasına ilişkin bütün şartları karşılayan sivil gemilere yönelik bu tür adımların uluslararası hukuka ve 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi kurallarına aykırı olduğu durumlarda ortak bir duruş sergileyeceklerini kaydetti.

Belgede, “1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi dahil olmak üzere uluslararası hukuk normlarına uymayan durumlarda, Afrika Kıtası devletlerinin bayraklarını taşıyan ve seyrüsefer güvenliği ile deniz çevresinin korunmasına ilişkin tüm gereklilikleri karşılayanlar da dahil olmak üzere, sivil gemilerin haksız yere alıkonulmasına, ele geçirilmesine veya tutuklanmasına tutarlı bir şekilde karşı çıkılacaktır” hükmü yer aldı.

Taraflar ayrıca, ticari seferler yürüten gemileri hedef alan bu tür eylemlerin deniz ticaretini bir “ekonomik ve siyasi baskı aracı” haline getirdiğinin altını çizme konusunda mutabakata vardı.

Batılı ülkeler son dönemde Rusya ile bağlantılı tankerlerin alıkonulduğuna ilişkin çok sayıda adım attı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, haziran ayında uluslararası yaptırımlar altında olan Tagor adlı tankerin alıkonulduğunu duyurdu.

Fransa mart ayında da Akdeniz’de Rusya’dan yola çıkan Mozambik bayraklı Deyna tankerini durdurdu.

Fransız makamları, söz konusu tankerin Rusya’nın gölge filosuna ait olduğunu değerlendiriyor.

ABD ise yılın başında Rus bayraklı Marinera tankerini yaptırımları ihlal ettiği gerekçesiyle alıkoydu.

Rusya Ulaştırma Bakanlığı, Marinera vakasına ilişkin değerlendirmesinde Amerikan güçlerinin karasuları dışındaki tankere yönelik adımlarının uluslararası hukuku çiğnediğini vurguladı.

Putin ticari gemilere müdahalelere aynıyla karşılık verileceğini açıkladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ağustos ayında Yujno-Sahalinsk’te Pasifik Filosu komutanlığıyla gerçekleştirdiği toplantıda, Batılı ülkelerin Rus ticaret gemilerini ele geçirmesi halinde aynıyla karşılık vereceklerini söyledi.

Bazı ülkelerin uluslararası hukuku çiğneyerek Rus gemilerinin hareketini kısıtlamaya çalıştığını belirten Putin, bu ülkelerin “son dönemde gemilerimizi ele geçirme ve bizden yağmalanan malları satma fikrini geliştirdiklerini” ifade etti.

Putin toplantıda, “Eğer bu durum uygulamaya geçerse, aynıyla karşılık vermek zorunda kalacağız. Üstelik bu yanıtı gemilerimize baskınların planlandığı sularda vermek zorunda da değiliz. Kendi uygun ve gerekli gördüğümüz yerde, herhangi bir noktada veririz” dedi.

Rusya Devlet Başkanı daha önce tankerlerin ele geçirilmesine karşı “korsanlarla mücadele eder gibi” hareket edilmesini teklif etmişti.

Putin konuya ilişkin yaklaşımını, “Deniz hukuku çerçevesinde, dikkatli ancak kararlı” hareket etmek gerektiği sözleriyle özetledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English