Bizi Takip Edin

Amerika

Blinken’ın ziyaretini kim patlattı

Yayınlanma

Çin balonu, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın pazar günü merakla beklenen Pekin ziyaretini tabiri caizse “patlattı”. Blinken’ın ziyareti süresiz olarak ertelendi.

ABD Dışişleri Bakanı’nın Pekin ziyaretinde, üst düzey yetkililerin yanı sıra Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile de görüşmesi bekleniyordu. Ancak Pentagon’un Perşembe günü, sözde bir Çin gözetleme balonunun, Amerikan nükleer kıtalararası balistik füzelerini barındıran hassas üslerden birinin bulunduğu Montana üzerinde gezindiğini açıklaması bu planı değiştirdi. Dışişleri Bakanlığı, Blinken’ın gezisini en azından şimdilik iptal ederek, balon olayının “gündemi yararsız ve yapıcı olmayacak şekilde daraltacağını” söyledi.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ned Price Cuma günü yaptığı açıklamada, Blinken’in “koşullar izin verir vermez” Pekin’i ziyaret etmeye hazır olacağını bildirdi.

Çin ise, balonun rotasından çıkarak tesadüfen ABD hava sahasına girdiğini belirtti, olaydan “üzüntü duyduğunu” ve balonun amacının iklim araştırması olduğunu açıkladı.

Pentagon’un “casus balon” diye nitelendirdiği, Pekin’in ise “meteorolojik amaçlı” dediği balon, ABD kongresindeki Çin karşıtlarına ise hem Pekin’e hem de Biden yönetimine karşı üzerinde tepinecekleri bir koz verdi.

Çin karşıtlarına koz oldu

Biden yönetiminin “yerdeki insanlara yönelik risk oluşturabileceği” ve balonun Çin’e istihbarat sağlamadığı yönündeki değerlendirmesi nedeniyle balonu düşürmemeye karar vermesi büyük tepkilere yol açtı. Beyaz Saray yetkilileri, bu tür balonların Trump yönetimi sırasında da dahil olmak üzere daha önce ABD topraklarında göründüğünü söylese de, bu argüman kamuoyunu sakinleştirmede pek işe yaramadı.

Cumhuriyetçi vekiller sert bit tonla, Demokrat Biden’ın, yetkililerin “ABD egemenliğinin kabul edilemez bir ihlali” olarak adlandırdığı bu olaydan Çin’i sorumlu tutmasını talep ettiler. Hatta Biden’ı balonun ABD üzerinde “günlerce sürüklenmesine izin verdiği” ve Çin’e karşı daha sert önlemler almadığı için eleştirdiler.

Eski ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray’a “balonu düşürmeleri” yönünde çağrı yaparken, yine Trump döneminin Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’dan, Temsilciler Meclisi üyeleri Marjorie Taylor Greene ve Michael McCaul’a kadar pek çok isim, balonu düşürmeme kararını Biden’ın zayıflığının bir işareti olarak ilan ettiler.

En nihayetinde baskılara dayanamayan Biden yönetimi balonu düşürme kararı aldı. Çin balonu, Güney Karolina açıklarında Atlantik Okyanusu üzerine düşürüldü. Bu görüntüler ABD kamuoyunun içini rahatlatmak adına canlı yayınlandı.

Bu arada balon krizi duyulur duyulmaz Cumhuriyetçiler vakit kaybetmeden Biden yönetimine ziyareti iptal etmesi konusunda baskı yapmaya başlamıştı bile.

Blinken’ın ziyareti iptali, her hâlükârda ABD kamuoyunda memnuniyetle karşılandı.

Çin düşmanlığıyla öne çıkan, ABD ile Çin Komünist Partisi arasındaki Stratejik Rekabet üzerine Seçilmiş Komite lideri Mike Gallagher, Blinken’ın ziyareti ertelemesi ile ilgili “doğru karar” yorumunu yaptı.

Temsilciler Meclisi üyesi Darin LaHood yaptığı açıklamada, yolculuğun ertelenmesinin “balonun izinsiz girişinin ciddiyetini vurgulamak için uygun bir adım” olduğunu söyledi.

‘ABD’nin elini güçlendiriyor’

Diğer yandan, diplomasiyi savunan ancak ziyaretten beklentisi düşük olan kesimlerden de, Dışişleri Bakanının artık Pekin’e “daha güçlü bir pozisyonda” gideceği yönünde yorumlar geldi.

ABD Başkanının İstihbarat Danışma Kurulu’nda eski kıdemli direktörü Heather McMahon, “Bu olay kesinlikle ABD’nin elini güçlendiriyor” dedi ve şu yorumu ekledi: “Ne zaman bir casusluk operasyonu ortaya çıkarsa, [bu] hedeflenen ulusa avantaj sağlar.”

Amerikan Girişim Enstitüsü’nde kıdemli bir araştırmacı olan Zack Cooper da, olayın “Çin’in biraz geri adım atmasına neden olduğunu” söyledi.

Politico’ya ve Washington Post’a göre bu olay, Blinken’a, sonunda Çin’e gittiğinde Pekin’den sonuç alma çabalarında daha fazla avantaj sağlayabilir.

İç siyasi çekişmeler baskın geldi

Blinken, ziyareti iptal etme sebebi olarak “ulusal güvenlik çıkarlarını” öne sürse de, iç siyasi çekişmelerin baskın geldiği anlaşılıyor. The New York Times’ın iddiasına göre, askeri yetkililer balonu günlerdir izliyordu, ancak Perşembe gecesi medyanın ilgisi artana kadar, Pekin ziyaretini olumsuz etkileyebileceği endişesiyle bu olayı kamuoyuna duyurmadılar. Bu olay, Blinken’in aslında Çin ziyareti konusunda ABD kamuoyunun aksine istekli olduğunu gösteriyor.

Ancak balon krizi sonrası Biden yönetimi, özellikle 2024 seçimleri öncesindeki hararetli siyasi ortamda, hem kamuoyunu yatıştırırken “Çin karşıtlığı” konusunda yarıştığı Cumhuriyetçilere kendisini ispatlamak zorunda hissetmiş hem de Pekin ile ilk etapta sonuç alma olasılığının düşük olduğu göz önüne alındığında, gezinin potansiyel iç siyasi maliyetlere değmeyeceği yönünde bir karara varmış olabilir.

Nitekim ABD kamuoyu, bu olayla bir kez daha “Çin’in ABD için büyük bir tehdit olduğuna” inandırılmaya çalışılıyor. Balon olayı, Çin düşmanlığı ile beslenen ABD Kongresine ise güçlü bir yakıt oldu.

Pekin’in balonun iklim araştırması yaptığı yönünde açıklamaları ise kimseyi tatmin etmedi. CIA’in Doğu Asya ve Pasifik eski müdür yardımcısı Dennis Wilder, “Üç okul otobüsü büyüklüğünde bir meteoroloji balonu yapan kimseyi tanımıyorum” dedi.

Ancak Pekin’in ABD ile bağları yeniden kurmak istediği bir dönemde neden böyle bir “gaflete düşeceği” yönünde pek az soru soruldu.

Çin neden buna ihtiyaç duysun?

ABD ve Çin’in, 1979’da diplomatik ilişkilerinin kurulmasından bu yana en kötü dönemi yaşadıkları bu süreçte, Pekin her şeye rağmen ilişkileri onarma, düzenli temasın yeniden sağlanması ve ortak çalışma ilkelerinin oluşturulması konusunda istekliydi.

Yeni Temsilciler Meclisi Başkanı Cumhuriyetçi McCarthy’nin Tayvan ziyareti ısrarı, Çinli teknoloji şirketlerini hedef alan ABD yaptırımları, ABD Savunma Bakanının “Çin tehdidi” söylemi üzerinden bölge ülkelerini konsolide eden ve üst düzey silahlanma ile Çin’i hedef alan Asya-Pasifik ziyareti gündemde sıcaklığını korusa da, Washington ile uzun vadeli bir ekonomik çatışmaya ve ayrışmaya girmek istemeyen Pekin’in üst düzey bu ziyaret öncesinde olası bir “güç gösterisinde” bulunma ihtiyacı mantıklı görünmüyor.

Şangay’daki Fudan Üniversitesi’nde Uluslararası Çalışmalar Bölümü Profesörü Zhao Minghao, bu yılın Çin ekonomisini canlandırmak için çok önemli olduğunun altını çizerek, Çin’in üst düzey liderliğinin, ABD ile gergin olan ilişkileri gevşetme sürecini bozmak istemeyeceğini belirtti. Zhao’ya göre, “Çin’in süreci sabote etmesinin bir anlamı yok.”

Diğer yandan Pekin yönetimi, Beyaz Saray’ın ABD Kongresinin Çin karşıtı eylemlerini resmi kabul etmeyen tutumunu da samimiyetsiz buluyor. Dolayısıyla Çin liderliği, ziyaretin iptalini, Washington’ın bir ortak çalışma ilişkisini yeniden inşa etme konusunda ciddi olmadığı şeklinde okuyabilir.

Nanjing Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Okulu Profesörü Zhu Feng, “Blinken Pekin gezisini balon yüzünden iptal ederse, bunu zaten yapmak istediği şeyi yapmak için – Çin’i ziyaret etmemek için bir bahane olarak kullandığını görürdüm” yorumunu yaptı.

Çin kamuoyunda geniş bir kesim ise ziyaretin iptalini, Washington’ın “Çin karşıtı iç siyaset tarafından tuzağa düşürüldüğünün bir işareti” olarak yorumluyor.

Global Times gazetesinin editörü Hu Xijin, konuyla ilgili sosyal medya paylaşımında ziyaretin iptalini “Blinken ile ABD kamuoyu arasındaki bir oyun” olarak nitelendirdi.

Yine Global Times’ta çıkan analizde, balon olayının ABD’de bazı şahin Çin karşıtı milletvekillerine “Çin casusluğu” ve “Çin tehdidi” aldatmacasıyla Çin’e saldırma şansı verdiği yorumu yapıldı.

ABD araştırmaları uzmanı ve Pekin’deki Renmin Üniversitesi’nde doçent olan Diao Daming, ikili ilişkileri baltalamaya kararlı olanların her türlü bahaneyi bulabileceğini, zeplin olayı değilse de başka meseleler bulacaklarını belirtti.

Diao’ya göre, “sözde casus balonu yaygarası, Soğuk Savaş rekabeti ve ABD hegemonyasına kafayı takmış bazı Çin karşıtı şahinlerin Çin-ABD ilişkilerini sabote etmek için ellerinden geleni yaptığını gösteriyor.”

Yeni bir tarih için takvim sıkıntılı

ABD’nin ziyareti yakın zamanda yeniden müzakere edip etmeyeceği belirsiz. Ancak iki taraf da bu ziyaretin yapılmasından yana olsa bile önlerinde yoğun ve gergin bir takvim var. Mart ayında Çin Ulusal Halk Kongresi toplantıları başlarken, yeni Temsilciler Meclisi Başkanı McCarthy Nisan ayında Tayvan’a bir ziyaret planlıyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise Xi Jinping’in baharda Moskova’yı ziyaret edeceğini duyurmuştu.

Halihazırda yüksek seviyede olan gerginliğin olası bir Tayvan ziyaretiyle zirveye çıkacağı düşünüldüğünde, Blinken, Pekin gezisi için en uygun tarihi kaçırmış gibi görünüyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu CSIS’te Çin çalışmalarının başında olan Jude Blanchette, balon krizinden önce, Blinken’ın Pekin gezisiyle ilgili olarak Beyaz Saray’ın amacının “temelde bu Soğuk Savaşı yumuşatma aşamasını hızlandırmak ve böylece bir Küba Füze Krizini atlatmak olduğunu” söylemişti.

Ancak balon krizi sonrası Washington’da oluşan hava Soğuk Savaş dönemini aratmıyor. Pentagon’un ve Kongredeki Çin düşmanlarının alevlendirdiği bu ateşi ise seçim telaşında olan Biden’ın dindirilebilmesi için bu güne kadar izlediğinden farklı bir politika izlemesi gerekiyor.

Eski ABD Hazine Bakanı Henry M. Paulson, geçen hafta Foreing Affairs’te, Washington’ın Çin politikasının işe yaramadığını yazmış ve Biden yönetimine bazı önerilerde bulunmuştu. Çin’le toptan bir ayrışmanın en çok Amerikalılara zarar vereceğini vurgulayan Paulson, bunun yerine kendi pazarında Amerikalılara fırsatlar yaratmak için Pekin’le müzakere etmeyi savunmuştu.

Ancak ABD Kongresindeki Çin karşıtı rüzgarın çok kuvvetli olduğunun da farkında olan eski Hazine Bakanı, Biden yönetimine bu konuda “akıllı ve cesur” adımlar atma, Pekin ile iletişim ve koordinasyon içinde olma çağrısı yapmıştı.

Paulson’ın uyarı ve önerileri tam da bu dönemde Biden’ın işine yarayabilir…

Amerika

Trump’ın fonu tasfiye edildi: Blanche koltuk için geri adım attı

Yayınlanma

ABD Adalet Bakanı Vekili Todd Blanche, ABD Senatosu Adalet Komisyonu üyelerinin ültimatomuna uyarak Donald Trump destekçilerine tazminat ödenmesi için kurulan 1,8 milyar dolarlık fonu kapatma kararı aldı. Blanche, komisyondaki iki kilit Cumhuriyetçi senatörün onayını alabilmek için fonun tasfiye edildiğini ve Trump’ın vergi muafiyeti sınırlarının daraltıldığını iki resmi kararnameyle duyurdu.

ABD Adalet Bakanlığı görevine aday gösterilen Todd Blanche, Senato Adalet Komisyonundaki tıkanıklığı aşmak amacıyla senatörlerin ültimatomuna boyun eğdi. Blanche, Donald Trump’ın destekçilerine tazminat ödenmesi için oluşturulan fonu feshettiğini ve Trump ile ailesine sağlanan vergi dokunulmazlığını daralttığını duyuran iki resmi talimat yayımladı.

Senato Adalet Komisyonunda 15-16 Temmuz 2026 tarihlerinde iki gün süren oturumlarla başlayan onay süreci, derin bir siyasi krize dönüştü. Komisyondaki oylama iki kez ertelenirken, ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geçici olarak geri çekip yeniden sunma tehdidinde bulundu. Blanche ise daha önce kaçındığı tavizleri vermek zorunda kaldı.

Todd Blanche, Trump’ın eski Adalet Bakanı Pam Bondi’yi görevden almasının ardından 2 Nisan’da vekaleten bakanlık makamına oturdu. Yaklaşık bir yıl boyunca Bondi’nin yardımcılığını yürüten Blanche, haziran ayında Trump tarafından resmen Adalet Bakanı adayı olarak açıklandı.

Atama sürecindeki en büyük engellerden biri, Mayıs 2026’da kurulan Hukukun Araçsallaştırılması Karşıtı Fon oldu. Fon, Trump, oğulları ve Trump Organization şirketinin vergi beyannamelerinin sızdırılması nedeniyle ABD İç Gelir Servisine (IRS) açtığı davanın mahkeme dışı uzlaşmayla kapatılması kapsamında oluşturulmuştu.

Yaklaşık 1,8 миллиарd dolarlık kaynağa sahip fonun, önceki ABD yönetimi döneminde “hukukun araçsallaştırılması mağduru” olduğu iddia edilen kişilere tazminat ödemesi öngörülüyordu. Blanche, 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılan ve polise saldırmaktan hüküm giyen kişilerin de bu ödemeleri alabileceğini göz ardı etmemişti. Bu durum hem Demokratların hem de bazı Cumhuriyetçilerin sert tepkisine yol açtı.

Blanche, 2 Haziran’da projeden vazgeçtiğini duyursa da bu taahhüdü yazılı hale getirmedi ve sadece fonun kapatılmasını yasalaştırmak için Kongre ile çalışmaya hazır olduğunu belirtti.

İki senatör dengeleri değiştirdi

Komisyondaki oy dengesi nedeniyle Blanche’ın kaderi iki Cumhuriyetçi senatörün eline kaldı. CNN’in aktardığına göre, ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaya kaybeden ve yakında Senatodan ayrılacak olan John Cornyn ile Ocak 2027’de görev süresi dolunca emekliye ayrılacak olan Thom Tillis bu süreçte kilit rol oynadı. İki senatörden birinin bile aleyhte oy kullanması adaylığın düşmesi anlamına geliyordu.

İlk olarak 30 Temmuz’da yapılması planlanan komisyon oylaması öncesinde Cornyn, Adalet Bakanlığına ültimatom verdi. Cornyn, 29 Temmuz’a kadar fonun tamamen kapatılacağına ve Trump’ın vergi denetimlerinden muafiyetinin ilk dava sınırlarını aşmayarak gelecekteki kurum kararlarını kapsamayacağına dair yazılı garanti talep etti.

Adalet Bakanlığı verilen sürede bu garantileri sunmadı. Üstelik 29 Temmuz’da The New York Times, Adalet Bakanlığının kürtaj karşıtı aktivist Paul Vaughn’a 1 milyon dollar ödediğini haberleştirdi. Vaughn, 2024 yılında Tennessee’deki bir kliniğin girişini engellemekten hüküm giymiş, daha sonra Trump tarafından affedilmiş ve Blanche tarafından Biden yönetiminin mağduru olarak nitelendirilmişti. Gazete, bu tür noktasal ödemelerin fon resmi olarak var olmasa bile amacına ulaşabileceğini gösterdiğini yazdı.

Aynı günün akşamında Senato Adalet Komisyonu Başkanı Chuck Grassley, Blanche’ın adaylığına yeterli destek sağlanana kadar oylamanın yeniden ertelendiğini duyurdu.

Trump’ın tepkisi

Erteleme kararı Trump’ı öfkelendirdi. Blanche’ı bir “yıldız” ve “tarihin en büyük adalet bakanlarından biri” olarak niteleyen Trump, Cornyn ve Tillis’in tutumunu “harika bir adayı engelleme çabası” olarak adlandırdı. Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Cornyn ve Tillis görevden ayrılana kadar adaylığı geçici olarak geri çekip sonra yeniden sunabileceğini ifade etti.

Ancak USA Today yazarı Chris Brennan’ın değerlendirmesine göre, kasım ayındaki ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin Senatodaki çoğunluğu kaybetme riski nedeniyle bu hamle büyük bir risk taşıyordu. Yine de adaylığın geri çekilmesi Blanche’ın görevden ayrılmasını gerektirmiyordu; Blanche, 1977 tarihli Adalet Bakanlığına Vekalet Yasası uyarınca süresiz olarak vekaleten bakanlık yapabilirdi.

30 Temmuz’da Cornyn, Tillis ve Blanche arasında gerçekleşen yüz yüze görüşmede ilerleme sağlansa da anlaşma çıkmadı. Müzakereler hafta sonu da sürdü. Pazar günü, 2 Ağustos’ta Trump sürpriz bir şekilde fon fikrini savunarak, 6 Ocak olaylarından hüküm giyenlerin “hayatlarının karardığını” söyledi.

Tüm bu gelişmelerin ardından 2 Ağustos gecesi Blanche, X sosyal medya platformunda iki resmi talimat yayımlayarak senatörlerin taleplerini yerine getirdi. İlk talimat fonun kuruluş kararını iptal ederken, ikinci talimat Trump ve ailesinin vergi dokunulmazlığını daralttı. Dokunulmazlık artık yalnızca IRS ile yapılan anlaşma anındaki talepleri kapsıyor ve başkanı gelecekteki vergi denetimlerinden korumuyor.

Adalet Bakanlığından yapılan açıklamada fonun hiçbir zaman fiilen faaliyete geçmediği vurgulanarak, “Hiçbir komisyon üyesi atanmadı, para transferi yapılmadı, başvuru süreci başlatılmadı ve hiçbir ödeme gerçekleşmedi. Bu talimat, fonun var olmadığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde teyit etmektedir” denildi.

Komisyondaki oylamanın 4 Ağustos’ta yapılması bekleniyor. Adaylığın komisyondan geçmesi halinde nihai onay Senato Genel Kuruluna kalacak.

Blanche hakkındaki diğer eleştiriler

Senatörlerin Blanche ile ilgili tek endişesi tazminat fonu değil. Blanche’ın Trump’a olan yakınlığı bağımsızlık tartışmalarını beraberinde getiriyor. Geleneksel olarak Adalet Bakanlığı makamının Beyaz Saray’dan bağımsız olması beklenirken, Blanche’ın Mart 2026’da Тexas’taki CPAC konferansında Adalet Bakanlığını Trump’ı soruşturma süreçlerine katılan personelden “temizlediğini” söylemesi tepki çekmişti.

Ayrıca yardımcısı Akash Singh’in bölge savcılıklarına “asıl müvekkillerinin ABD Başkanı olduğunu” söylemesi ve Blanche’ın atandıktan sonra Trump’a “Sizi seviyorum efendim” demesi eleştirilere yol açtı.

Temmuz ayındaki oturumlarda Cumhuriyetçi Senatör John Kennedy’nin “Trump ile arkadaş mısınız?” sorusuna Blanche, “Onun avukatıydım” yanıtını verdi. Demokrat Senatör Dick Durbin ise Blanche’ın bakanlıktaki görev süresi boyunca Trump’ın kişisel avukatı gibi davrandığını savunarak, “Bu ülke, herhangi bir başkandan çok Anayasa’yı seven bir Adalet Bakanını hak ediyor” dedi.

Blanche, 2023 baharında Trump’ın kişisel avukatı oldu. Daha önce Paul Manafort ve Boris Epshteyn’in savunmasını üstlenen Blanche, Trump’ın pornografik film oyuncusu Stormy Daniels’a yapılan ödemelerle ilgili davada ana avukat olarak görev yaptı. Mayıs 2024’te jüri Trump’ı 34 ayrı suçlamadan suçlu bulsa da Ocak 2025’te hakim “cezadan muaf tahliye” kararı vererek hapis veya tecil cezası uygulamadı. Blanche’ın yürüttüğü Mar-a-Lago’daki gizli belgeler ve 2020 seçimlerine müdahale davaları ise Trump’ın 2024 seçimlerini kazanmasının ardından düşürüldü.

Demokrat Senatör Cory Booker, Trump’ın göreve dönmesinin ardından Adalet Bakanlığının James Comey, Letitia James, John Brennan, John Bolton, Jerome Powell, Cassidy Hutchinson ile Southern Poverty Law Center ve ActBlue gibi kurum ve kişilere yönelik soruşturmaları yeniden başlatmasını eleştirerek, “Bu durum bağımsızlık tartışmalarına gölge düşürüyor” ifadelerini kullandı.

Blanche ayrıca Jeffrey Epstein davasına ait belgelerin eksik ve gecikmeli olarak kamuoyuna açıklanması ve mağdurların kimliklerinin açık kalması nedeniyle de eleştirildi. Hataların sorumluluğunu üstlenen Blanche, Epstein’in suç ortağı Ghislaine Maxwell’in daha hafif koşullara sahip bir hapishaneye nakledilmesi kararıyla da tepki topladı.

Blanche, 16 Temmuz’da Epstein mağdurlarıyla ilk kez bir araya geldi. Görüşmeye katılan mağdurlardan Annie Farmer, Blanche’ı “kibirli ve geçiştirici” olarak nitelendirirken, Liz Stein görüşmenin hayal kırıklığı yarattığını belirtti. Dani Bensky ise Blanche’ın soruları yanıtlamaktan kaçındığını söyledi. Blanche ise görüşmenin ardından “Onlara istedikleri adaleti veremiyorum ama ceza davaları açarak adaleti sağlamak istiyorum” açıklamasını yaptı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Cumhuriyetçiler Hegseth’in 37 milyar dolarlık savaş bütçesine şüpheyle yaklaşıyor

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanı Hegseth, İran savaşının hızla tüketen stokları ve bütçeyi karşılamak için talep ettiği on milyarlarca dolarlık finansman konusunda Senato’da kayda değer bir destek kazanamadı. Çarşamba akşamı iki saati aşan kapalı toplantıya rağmen Cumhuriyetçi senatörler, 73 milyar dolarlık savunma ve istihbarat fonunu içeren 95 milyar dolarlık uzlaşma paketi konusunda ikna olmuş değil veya sessiz kalmayı tercih ediyor.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, İran savaşının hızla tükettiği ABD stoklarını ve Pentagon kasalarını yeniden doldurmak için Trump yönetiminin talep ettiği on milyarlarca dolarlık acil finansman konusunda Senato’da henüz kayda değer bir destekçi kazanamadı.

Savaşın sonu görünmeden altıncı ayına girmesiyle birlikte Cumhuriyetçi senatörlerin Hegseth’in ordu liderliğine olan güveni de azalıyor.

Parti içinde bazı isimler, yönetimin kendilerini çatışmanın maliyeti konusunda tam olarak hazırlamadığını belirtiyor.

Hegseth Temmuz ayı başında maliyetin 37,5 milyar dolara ulaştığını açıklamıştı ancak Moody Analytics gibi bağımsız analistler rakamın en az 132 milyar dolar olduğunu öngörüyor.

Çarşamba akşamı Savaş Bakanı ile kilit senatörler arasında iki saatten uzun süren bir toplantı yapıldı.

Görüşmenin ardından Beyaz Saray’ın talebi konusunda hala kararsız olan milletvekilleri, 73 milyar dolarlık Pentagon ve ABD istihbarat teşkilatları finansmanını da içeren 95 milyar dolarlık uzlaşma paketini ilerletip ilerletmeyecekleri konusunda ya ikna olmadıklarını belirtti ya da sessiz kaldı.

Yaz boyunca devam eden benzer görüşmeler zincirinin son halkası olan bu toplantı, yönetimin derin bir hoşnutsuzluğa yol açan savaşı finanse etme ve Başkan Trump’ın arzuladığı askeri planları hayata geçirecek başka bir uzlaşma tasarısını geçirme konusundaki sürekli mücadelesini gözler önüne serdi.

Cumhuriyetçi Alaska Senatörü Lisa Murkowski gazetecilere yaptığı açıklamada, toplantının “bakan ve ekibinin savunma harcamaları vizyonunu ortaya koyması için daha çok bir fırsat” olduğunu söyledi.

Murkowski, “Bu tür brifingler partiler üstü olduğunda daha faydalı olur çünkü bence konu özellikle ülkemizin savunmasıysa hepimiz anlamalıyız” diye konuştu.

Murkowski’ye ABD’nin uzlaşma tasarısında yönetimin talep ettiği tutarı harcaması gerektiğine ikna olup olmadığı sorulduğunda, “Bence buna henüz karar verilmedi” yanıtını verdi.

Hegseth talebe ilişkin soruları yanıtlamak üzere 21 Temmuz’da Senato Tahsisat Komisyonu huzuruna çıkmıştı.

Iowa Cumhuriyetçi Senatörü Joni Ernst, bu ifadenin ardından “Onu neden Kongre’ye çağırıp rakamları sunmasını istediklerini düşünüyorum ve hala bu konuda fazla bir netlik olduğunu sanmıyorum. Sanırım birçok insanın endişe duyduğu şey de bu” dedi.

Trump ile harcama yetkisi konusunda mücadele eden Maine Cumhuriyetçi Senatörü ve Senato Tahsisat Komisyonu Başkanı Susan Collins, geçen haftaki toplantı hakkında yorum yapmayı reddetti ve gerekçe olarak toplantının gizli niteliğini gösterdi.

Maine’de zorlu bir yeniden seçim kampanyası yürüten Collins, daha önce başka bir bütçe uzlaşma paketinin geçme ihtimaline şüphecilikle yaklaşmıştı.

Collins, komisyondan partiler üstü mutabakat gerektiren normal tahsisat süreci yerine uzlaşma sürecinin kullanılmasına uzun süredir mesafeli duruyor.

Trump parti çizgisinde bir harcama yasasını imzalamayı umuyor ancak Senato’da engellerle karşılaşıyor. Savunma şahinleri daha fazla harcama yapılması gerektiğini savunurken açığı dikkate alan diğer Cumhuriyetçiler daha düşük bir tutardan yana.

Senato Çoğunluk Lideri John Thune Perşembe günü yaptığı açıklamada, Senato beş haftalık Ağustos tatili için Washington’dan ayrılmadan önce gelecek hafta oylama yapılabilmesi adına hükümet finansman anlaşmasının zamanında sonuçlanmasını umduğunu söyledi.

Temsilciler Meclisi yasa için 95 milyar dolarlık bir bütçe taslağını zaten kabul etti.

Uzlaşma paketi gündemdeyken Trump yönetimi ayrıca 87,6 milyar dolarlık bir ek paket talep ediyor. Bu paketin büyük kısmı, bu hafta Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün’e düzenlenen saldırılarla yeniden alevlenen İran savaşı nedeniyle Pentagon’u takviye etmek için ayrılacak.

Trump ayrıca 2027 mali yılı için 1,15 trilyon dolarlık ana bütçe satırı ve 350 milyar dolarlık bir uzlaşma tasarısıyla birlikte tarihi bir 1,5 trilyon dolarlık savunma bütçesi istiyor.

ABD Başkanı, Cuma günü Camp David’deki kabine toplantısında ABD ordusuna yapılan “emsalsiz yatırımı” vurguladı ve 1,5 trilyon doları “dört gözle beklediğini” söyledi.

Trump söz konusu tutar hakkında “İnsanlar artık bunun ne kadar önemli olduğunu görüyor. Güvenli bir ülke sağlamak istiyoruz” dedi. Ancak ordu için talep edilen toplam dolar miktarı Kongre için zorlu bir istek haline geldi ve bu durum Hegseth’i desteği pekiştirmek için son birkaç aydır çok sayıda kez Temsilciler Meclisi ve Senato Cumhuriyetçi milletvekilleriyle bir araya gelmeye sevk etti.

Hegseth’in Kongre’deki son toplantısından önce Beyaz Saray Bütçe Direktörü Russell Vought ve Trump’ın en üst düzey yasama yardımcısı James Braid, günün erken saatlerinde Senato Cumhuriyetçileriyle kapalı kapılar ardında bir öğle yemeğinde buluştu.

Florida Cumhuriyetçi Senatörü Rick Scott, milletvekilleri ve yönetim yetkililerinin Hegseth toplantısından “çok iş çıkardığını” ancak Temsilciler Meclisi’nin belirlediğinden daha fazla para sağlamanın zor olacağını söyledi.

Scott, daha fazla finansman sağlamayı istese de Kongre’nin bunu ara seçimlerden sonra başka bir uzlaşma paketiyle yapması gerekeceğini ekledi.

Cumhuriyetçi Utah Senatörü John Curtis ise Kongre tarafından yetkilendirilmediği takdirde İran savaşı için finansmanı desteklemeyeceğini ima etti.

The Hill tarafından geçen hafta 73 milyar dolarlık savunma finansmanının önünü açacak bir bütçe kararına yönelik oylamayı destekleyip desteklemeyeceği sorulan Curtis, “İçinde ne olduğuna dair sıfır bilgim var” yanıtını verdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD Senatosu, hükümetin kapanmasını engelleyecek bütçe tasarısında anlaştı

Yayınlanma

ABD Senatosu Tahsisat Komisyonu üyeleri, eylül sonunda hükümetin kapanmasını önleyecek ve aralık ayına kadar finansman sağlayacak geçici bütçe tasarısında uzlaştı. Tasarı kapsamında ilk prosedür oylamasının pazartesi gecesi yapılması ve Senato tatile girmeden metnin yasalaşması hedefleniyor.

ABD Senatosu Tahsisat Komisyonu üyesi senatörler, eylül sonunda hükümetin kapanmasını engelleyecek ve hükümeti aralık ayının bir bölümüne kadar finanse edecek bütçe tasarısı üzerinde pazar günü anlaşmaya vardı.

Senato liderleri, tatile girmeden önce tasarıyı kabul etmeyi hedeflerken metne ilişkin ilk prosedür oylamasının pazartesi gecesi yapılması planlanıyor. Tasarının kabul edilmesi halinde hükümetin finansmanı 11 Aralıka kadar güvence altına alınacak.

Hazırlanan tasarı; Kadınlar, Bebekler ve Çocuklar İçin Özel İlave Beslenme Programı (WIC), Afet Yardım Fonu ve çeşitli deniz araçlarını kapsayan gemi yapımı için “gerekli ayarlamaları” içeriyor. Düzenleme aynı zamanda Beyaz Sarayın hibe onay süreçlerinde değişiklik yapmasını geçici olarak engelliyor.

Komisyonun Başkan Yardımcısı Demokrat Senatör Patty Murray yaptığı açıklamada, “Bu kısa vadeli finansman tasarısı, Trump’ın daha fazla federal hibeyi rehin almasına izin verecek yozlaşmış bir politikayı engelliyor ve Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçilerin diğer kurumlardan fon çekip Sınır Devriyesine aktarmak için kullandığı açık kapıyı kapatıyor” dedi.

Komisyon Başkanı Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins ise yaptığı açıklamada, “Partiler üstü bu anlaşmanın, Yönetim ve Bütçe Ofisinin (OMB) federal finansal yardımlara ilişkin önerdiği kuralın yürürlüğe girmesini engellemesinden memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Collins açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Bu önlem, yıllık hükümet finansmanını yürütmede her zaman güçlü tercihim olan partiler üstü tahsisat tasarıları üzerindeki çalışmalarımıza devam etmemiz için Kongreye ihtiyacımız olan zamanı kazandırıyor. Meslektaşlarımın emeği için müteşekkirim; bu geçici bütçe tasarısı, yalnızca hayati programlara ve federal çalışanlara zarar veren yıkıcı bir kapanmayı önleme yolunda büyük bir adımdır.”

Senato Azınlık Lideri Demokrat Chuck Schumer, X sosyal platformunda yaptığı paylaşımda Murray’nin adını anarak hibe onay sürecinin durdurulmasından dolayı kendisine teşekkür etti.

Schumer, geçici önlemi “Amerikalı ailelerin yararına sonuçlar üreten bir bütçe üzerinde partiler üstü müzakerelerin devam etmesine imkan tanıyan sorumlu bir ilerleme yolu” olarak niteledi.

Schumer, “Demokratlar, çalışkan Amerikalıların ilerlemesine yardımcı olan ve Trump’ın aileleri başarısızlığa uğratan israfçı ve yozlaşmış gündemini engelleyen finansman müzakerelerine bağlı kalmayı sürdürüyor” değerlendirmesini yaptı.

Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi John Thune’un sözcüsü Ryan Wrasse, Politico’ya yaptığı açıklamada tasarının “şimdi kabul edilmesinin sonbaharda maliyetli bir hükümet kapanmasını önleyeceğini” bildirdi.

Thune, perşembe günü yaptığı açıklamada, Senatonun bu hafta oylayabilmesine yetişecek şekilde bir finansman anlaşmasının hazırlanmasını umduğunu söylemişti.

Collins, hibeler üzerindeki nihai onay yetkisine ilişkin düzenlemeyi “son derece kusurlu bir kural” olarak nitelemiş ve geçen ayın başlarında OMB Direktörü Russell Vought’a bir mektup yazarak yapılması gereken değişiklikleri iletmişti.

Collins daha önce The Hill’e yaptığı açıklamada, “Bir senatörden OMB’ye muhalefetimizi ifade eden ilk mektubu ben yazdım. Buna karşı çıkan devasa bir kuruluş grubu var” demişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English