Amerika

Büyük Teknoloji’nin 3 trilyon dolarlık AI kumarı

Yayınlanma

Google, Microsoft ve Nvidia’nın da aralarında bulunduğu yedi büyük teknoloji şirketi, bilanço dışı taahhütler kapsamında yapay zeka ile ilgili altyapıya harcamak üzere yaklaşık 3 trilyon dolar kaynak ayırmış durumda.

Morgan Stanley’in yeni bir analizine göre bu rakam, bilançolarda yer alan tahmini 770 milyar dolarlık borç ve kiralama yükümlülüklerine ek olarak söz konusu.

Analiz, yapay zekaya yönelik toplam harcama tutarının, halihazırda akıllara durgunluk veren manşetlerin ima ettiğinden çok daha büyük olduğunu ve daha da endişe verici bir şekilde, belki de tahmin edilenden daha fazla borçla finanse edildiğini ortaya koyuyor.

Bilanço dışı taahhütler, esasen bir şirketin sahip olduğu varlıklar ve borçlarının resmi kaydında yer almayan finansal yükümlülükler.

Bunlar resmi bir borç değil, gelecekte birine bir miktar ödeme yapma yükümlülüğü.

Morgan Stanley, “hiperskalerler” Google, Meta, Microsoft, Oracle ve Amazon’un yanı sıra çip üreticileri Nvidia ve Broadcom’un kamuya açık belgelerini inceledi ve bu şirketlerin bilanço dışı taahhütlerini ayrıntılı olarak ortaya koydu.

Hiper ölçekli şirketler, henüz başlamamış veri merkezi kiralamaları için 1,1 trilyon dolarlık ödeme taahhüdünde bulundu.

Yedi şirketin tamamı ayrıca çip, bellek ve ağ donanımı için toplam 1,7 trilyon dolarlık satın alma taahhütlerinde bulundu.

Araştırmaya göre, bu satın alma anlaşmaları bu yıl hız kazandı. Örneğin Google’ın taahhütleri, 2025 yılının tamamında 72,5 milyar dolar iken, son çeyrekte 707 milyar dolara ulaştı.

Bu, Micron gibi bellek çipi üreticileri için gelecekteki gelir anlamına geliyor ve bu sektördeki olağanüstü büyümeyi açıklamaya yardımcı oluyor.

Bu taahhütler, gelecekteki ödemelere ilişkin bu garantiyi temel alarak daha fazla kredi almak isteyen tedarikçiler ve veri merkezi geliştiricileri için bir başlangıç noktası.

Araştırmacılar bunu şöyle açıklıyor:

“Tedarikçiler ve veri merkezi geliştiricileri, yatırım sınıfı hiper ölçekli şirketlerin uzun vadeli kira sözleşmeleri, garantileri veya satın alma taahhütlerini teminat göstererek kredi alabilirler; bu sayede, hiper ölçekli şirketler herhangi bir ödeme yapmadan veya yükümlülüklerini muhasebeleştirmeden önce kapasite oluşturulabilir.”

Bunun esasen anlamı şu: Kredi notları iyi olan büyük teknoloji şirketleri, bu statüyü kullanarak izlenmesi zor olabilecek muazzam miktarda kredi yaratıyor.

Ne var ki bu şirketlerin her biri, farklı risk düzeylerine sahip, birbirinden biraz farklı türde harcamalar yapıyor.

Ayrıca bu 3 trilyon doların hangi zaman diliminde harcandığı (ya da harcanıp harcanmadığı) tam olarak belli değil.

Bunlar taahhütlerdir, genellikle sözleşmelerdir ama teorik olarak yeniden müzakere edilebilirler.

Bir noktada bu yükümlülükler resmi bilançolarda yer almaya başlayacak. Soru ise şu: “O zamana kadar bu yatırımlar karşılığını vermiş olacak mı?”

Analizin ortak yazarlarından olan Morgan Stanley’in küresel değerleme, muhasebe ve vergi bölüm başkanı Todd Castagno, yatırımcıların aklındaki asıl sorunun zamanlama olduğunu belirtiyor.

Castagno, “Sanki daha önce bir arabanın neler yapabileceğini hiç görmemişken bir otomobil pazarı geliştiriyormuşuz gibi; herkes bir araba alacak. Peki bunu nasıl finanse edeceğiz ve o arabanın beş yıl sonra ne kadar değerinde olacağını nasıl bileceğiz?” diye soruyor.

Çok Okunanlar

Exit mobile version