Asya
Çin, bilim ve teknolojide ‘kaliteli işgücü’ yaratmak için 2029’a kadar süre belirledi

Çin, ABD’nin çevreleme çabalarına karşı koymak için gereken kritik teknolojiyi geliştirmeye çalışırken bilim ve teknoloji alanında beş yıllık bir beceri yükseltme hedefi belirledi.
Çin Komünist Parti (ÇKP) Merkez Komitesi perşembe günü üçüncü plenum toplantısı sonunda yaptığı açıklamada, inovasyonla yönlendirilen bir ülke olarak ekonomiye güç sağlamaya yardımcı olacak “kaliteli bir işgücü” geliştirmek için 2029 yılına kadar süresi olduğunu duyurdu.
Söz konusu taahhüt, Merkez Komite’nin 350’den fazla asil ve yedek üyesinin bir araya geldiği dört günlük plenumun ardından yayınlanan resmi bir bildiride yer aldı.
Bildiride “Eğitim, bilim ve teknoloji ile yetenek, Çin’in modernleşmesi için temel ve stratejik bir dayanak işlevi görmektedir” denildi.
ABD ve müttefiklerinin Çin’e bilim ve teknoloji alanındaki büyümesini sınırlandırması için giderek artan bir baskı uyguladığı ve Çin’in ekonomik sorunlarla boğuştuğu bir dönemde geldi.
Merkez Komitesi de bu zorlukları ve ülkeyi ilerletmek ve halkın beklentilerini karşılamak için bilim ve teknolojide “reformu” iki katına çıkarma ihtiyacını kabul etti.
Komite bildiride “Hem yurtiçi hem de yurtdışındaki karmaşık gelişmelerle daha iyi başa çıkabilmek, bilimsel ve teknolojik devrim ve endüstriyel dönüşümün yeni turuna uyum sağlayabilmek ve halkımızın yeni beklentilerini karşılayabilmek için Çin modernleşmesini ilerletmek amacıyla reforma bilinçli bir şekilde daha fazla önem vermeli ve reformu kapsamlı bir şekilde derinleştirmeliyiz” dedi.
“Çin’i bilim ve eğitim yoluyla canlandırma stratejisini, kaliteli bir işgücü geliştirme stratejisini ve inovasyon odaklı kalkınma stratejisini tam olarak uygulamalıyız.”
Bu uzmanlık havuzunun geliştirilmesi, “kilit teknolojik atılımların” peşinde bilim-teknoloji kurumlarının ve mekanizmalarının elden geçirilmesini de içeriyor.
Devlet Başkanı Xi Jinping “her bakımdan modern bir sosyalist ülke” inşa etmek için bilim ve teknolojinin rolünü defalarca kez vurguladı.
Partinin 2022’deki ulusal kongresinde yaptığı konuşmada şunları söylemişti: “Bilim ve teknolojiyi birincil üretici gücümüz, yeteneği birincil kaynağımız ve inovasyonu birincil büyüme itici gücümüz olarak görmeliyiz. Eğitimin geliştirilmesine yüksek öncelik vermeye, Çin’in bilim ve teknolojide kendine güvenini ve gücünü inşa etmeye ve kalkınmaya öncülük etmek ve kalkınmayı ilerletmek için yeteneklere güvenmeye devam edeceğiz. Güçlü bir eğitim sistemi, daha fazla bilimsel ve teknolojik güç ve kaliteli bir işgücü oluşturmak için çalışmalarımızı hızlandıracağız”
Pekin’deki Çin Renmin Üniversitesi’nde kamu politikası çalışmaları konusunda uzmanlaşmış bir profesör olan Ma Liang, South China Morning Post’a verdiği demeçte, bir ülkenin daha yenilikçi olmasını sağlamanın eğitim, bilim ve teknoloji ile bağlantılı yetenekleri içermesi gerektiğini söyledi.
Çin’in bilim ve teknoloji sektörünün karşı karşıya olduğu ciddi zorlukların üstesinden gelmenin “tek yolunun” bu üç alanda kurumsal reformları bir bütün olarak ilerletmek ve derinleştirmek olduğunu belirtti.
Ma, geçmişte Çin’in bilim ve teknoloji sistemindeki herhangi bir dönüşümün eğitim ve uzmanlık gelişimindeki değişikliklerle birlikte gerçekleşmediğini kaydetti.
Ma’ya göre, bu da uzmanlar ve inovasyonu gerçekleştirmek için gereken mühendisler de dahil olmak üzere yetenek havuzunun yeterince desteklenmediği ve motive edilmediği anlamına geliyordu.
Mevcut eğitim sistemi tarafından yetiştirilen yetenekler ile inovasyonu gerçekleştirmek için ihtiyaç duyulan yetenekler arasında “önemli bir uçurum” olduğunu söyledi.
Örneğin, bilimsel ve teknolojik keşifleri gerçek ürünlere dönüştürecek know-how’a sahip yeterli sayıda insan olmadığını ve özellikle temel araştırmalarda kendilerini bu tür yeniliklere adamaya istekli eğitimli insan sayısının hala yetersiz olduğunu kaydetti.
Pekin Teknoloji Enstitüsü’nden profesör Huang Lu, zayıf sistemik entegrasyon ve değerlendirmelerin de daha nitelikli bir iş gücünün önündeki engeller olduğunu söyledi.
Huang, haziran ayında devlet gazetesi Guangming Daily’ye verdiği demeçte, üst düzey yeteneklerin gelişimini engelleyen “yapısal çelişkiler” olduğunu vurgulamıştı.
“Eğitim, bilim ve sanayi arasındaki entegrasyon yüzeyseldir ve disiplinlerin bölümlere ayrılması, yenilikçi disiplinler arası yetenek talebini karşılamada başarısız olmaktadır. Ayrıca, bilim insanlarının üniversiteler, araştırma enstitüleri ve işletmeler arasındaki hareketliliği sınırlıdır” dedi.
Huang, bu çeşitli alanlardaki bölümlerin sektörün ihtiyaçlarını karşılamak için birlikte çalışması, yeteneklerin nasıl değerlendirildiğini iyileştirmesi ve teşviklerle destekleyici bir ortam yaratması gerektiğini söyledi.
Bilim ve teknoloji, yıllar içinde Merkez Komite’nin genel oturumlarında ve kararlarında giderek daha büyük bir rol oynadı.
2013 yılında, farkındalık ve doğal kaynakların korunması da dahil olmak üzere çevre konusuna odaklanıldı. Aynı yıl, ülke genelindeki aşırı duman, ulusal hava kalitesi eylem planlarının kabul edilmesini beraberinde getirdi.
2020’de Çin, kısmen ABD öncülüğündeki kısıtlamalara ve yaptırımlara bir yanıt olarak bilimsel özgüveni ve “dünyanın bilimsel ve teknolojik sınırlarına” meydan okumayı hedefledi.
Son Merkez Komitesi toplantısı bilim eğitimi ve gelişimine de değindi, “kendine güven” ve “küresel bir bakış açısı” vurgusu bu bağlamda öne çıktı.
Bu temaların komitenin henüz kamuoyuna açıklanmamış olan tam kararının bir parçası olabileceği ifade ediliyor.
Asya
Starbucks, Çin’in Sincan bölgesinde ilk şubesini açtı

ABD’li kahve zinciri devi Starbucks, salı günü Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde iki mağaza açarak, bu bölgeye ilk kez giriş yaptı ve ABD’den sonra ikinci en büyük pazarı olan Çin’deki en son genişleme hamlesini gerçekleştirdi.
Mağazalar, bölge başkenti Urumçi’de yer alıyor; bunlardan biri simgesel Büyük Çarşı’da, diğeri ise Urumçi Tianshan Uluslararası Havalimanı’nda bulunuyor.
Büyük Çarşı’daki amiral mağaza, bölgenin geleneksel silüetlerinden esinlenen kendine özgü bir tasarıma sahip olup, iç mekanlarında Atlas ipeği ve etnik müzik aletleri gibi Sincan unsurları yer alıyor. Her iki mağaza da yerel esintili menüler ve süt kabuğu aromalı tuzlu süt çayı gibi özel içecekler sunuyor.
Starbucks Çin CEO’su Molly Liu yazılı bir açıklamada, “Sincan’a girmek, sadece mağaza ağımızın daha da genişlemesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bu canlı pazarla derin bir bağ kurmamızı ve oradaki müşterilerimizle samimi, kalıcı ilişkiler kurmamızı da sağlıyor,” dedi
Bölgesel Piyasa Düzenleme İdaresi yetkilisi Zhang Yu, Sincan’ın kentsel ticari canlılığın ve tüketici çekiciliğinin bir göstergesi olan “ilk mağaza ekonomisini”, iç talebi ve tüketimi artırmak için kilit bir araç haline getirdiğini belirtti.
Xinhua’ya konuşan Zhang, Sincan’ın ilk mağazalara yönelik destek politikalarını iyileştirmeye, onay süreçlerinin verimliliğini artırmaya ve iş ortamını optimize etmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.
Bu açılışlar, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerini yürütmek üzere Çinli risk sermayesi şirketi Boyu Capital ile kurduğu ortaklığın ardından gerçekleşti. Geçen yıl Kasım ayında imzalanan anlaşmaya göre, Boyu ve Starbucks bir ortak girişim kuracak; Boyu, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerinde yüzde 60’a kadar hisseye sahip olacak, Starbucks ise ortak girişimdeki kalan yüzde 40 hisseyi elinde tutacak ve Starbucks markasının sahibi olmaya devam ederek marka ile fikri mülkiyet haklarını yeni kuruluşa lisanslayacak.
Bu son genişleme, Starbucks’ın Kuzey Amerika işini yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor; şirket geçen hafta, bölgedeki performans göstermeyen 250 kahve dükkanını kapatma planlarını açıklamıştı.
Starbucks, Ocak 1999’da Pekin’de ilk mağazasını açarak Çin anakarasına giriş yaptı. Kahve kültürü kök salıp popülerlik kazandıkça, zincir Çin genelinde varlığını istikrarlı bir şekilde genişletti. 2026 mali yılı verilerine göre, 27 Eylül 2026 itibarıyla Starbucks, Çin anakarasında 8.342 mağaza işletiyordu; bu rakam, 2025 mali yılı sonuna kıyasla 331 artışa tekabül ediyor.
Çin anakarası, şu anda Starbucks’ın ABD’den sonra en büyük ikinci pazarı konumunda; şirketin 2026 mali yılı üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, 28 Haziran 2026 itibarıyla ABD’de 16.933 mağaza işletmektedir.
Şirketin uzun süredir devam eden genişlemesi, yabancı markaların Çin’in büyüyen tüketici pazarında nasıl fırsatlar aradığını yansıtmaktadır.
Piyasa Düzenleme Devlet İdaresi, Çin’de 2026 yılının ilk yarısında 35.000 yeni yabancı sermayeli işletmenin kurulduğunu ve bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 arttığını açıkladı. Ticaret Bakanlığı’nın ayrı verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında yaklaşık 4.800 yabancı sermayeli işletme Çin’deki yatırımlarını artırdı.
Asya
Güney Kore’den Ukrayna’ya Kuzey Koreli esirler için özür ültimatomu

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e nakledildiğini açıklayan Ukrayna’nın gizlilik anlaşmasını ihlal ettiğini belirterek Kiev yönetimini resmi özür dilemeye çağırdı. Ukrayna tarafının anlaşmayı inkar ettiğini belirten Lee, olguların kabul edilmemesi halinde karşı adımlar atılacağını duyurdu.
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e teslim edildiğini kamuoyuna duyurarak gizlilik mutabakatını ihlal ettiğini belirtti.
Lee, Kiev yönetiminin olguları kabul etmemesi ve kamuoyu önünde özür dilememesi halinde ülkesinin karşı adımlar atacağını açıkladı.
X hesabı üzerinden açıklamada bulunan Lee, esirlerin iadesi sürecinde Ukrayna tarafının gizlilik talep ettiğini, Seul’ün de bilgilerin açıklanmaması yönünde anlaşmaya vardığını kaydetti. Lee, Ukrayna’nın bu mutabakatı tek taraflı olarak bozduğunu ifade etti.
“Ukrayna bizi yalancı durumuna düşürdü”
Gelişmeler karşısında nezaket çerçevesinde üzüntülerini ilettiklerini belirten Güney Kore Devlet Başkanı, Ukrayna tarafının varılan mutabakatı inkar ederek kendisini yalancı durumuna düşürdüğünü savundu.
Lee, Seul’ün anlaşmanın kabul edilmesini ve özür dilenmesini istemesi üzerine Kiev’in Kuzey ve Güney Kore arasında kaçınılmaz bir çatışma senaryosundan söz ettiğini ve “Kore Yarımadası’nda savaşı kışkırtmaya çalıştığını” öne sürdü.
Lee, açıklamasında “Ukrayna’nın eylemlerinden ciddi üzüntü duyuyoruz. Olguları kabul etmeyi ve kamuoyu önünde özür dilemeyi reddetmeyi sürdürürlerse yeni adımlar atacağız. Bu, Kore Cumhuriyeti vatandaşlarının ve devletinin onur meselesidir, görmezden gelemeyiz” ifadelerini kullandı.
<북한포로 송환 관련, 우크라이나측이 비공개 요구를 해 비공개를 합의했는데 일방적으로 공개했고,
대한민국 대통령이 최대한 예의를 갖춰 아쉽다고 했더니 합의사실 없다고 상대국 국가원수를 거짓말쟁이로 만들고,
합의사실을 인정하고 사과하라고 했더니 도리어 남북간 군사충돌 임박 운운하며…— 이재명 (@Jaemyung_Lee) October 2, 2026
Zelenskiy esir teslimini BM kürsüsünden duyurdu
Tartışma, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin 23 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla başladı. Zelenskiy, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli askeri esiri Güney Kore’ye teslim ettiğini açıkladı. Lee Jae-myung bu açıklamaya sosyal medya üzerinden tepki göstererek, Ukrayna’yı gizlilik anlaşmasını çiğnemekle suçlamış ve durumu “utanç verici” olarak nitelendirmişti.
Buna karşılık Ukrayna Devlet Başkanlığı Danışmanı Dmitro Litvin, Seul ile Kiev arasında esir takasına ya da teslimine ilişkin herhangi bir gizlilik anlaşması bulunmadığını ileri sürdü. Reuters’ın aktardığına göre, bu açıklamanın ardından Güney Kore Dışişleri Bakanlığı 28 Eylül’de Ukrayna’nın Maslahatgüzarı Andriy Veşkin’i bakanlığa çağırarak diplomatik protesto iletti.
Moskova esir transferine ilişkin bilgisinin olmadığını belirtti
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Kuzey Koreli savaş esirlerinin teslimine dair ellerinde bir bilgi olmadığını açıkladı. Esir konusunun Rusya Savunma Bakanlığı ve istihbarat servislerinin yetkisinde olduğunu aktaran Peskov, istihbarat kanalları üzerinden temasların sürdüğünü kaydetti.
Rusya ile Kuzey Kore, Ukrayna ordusunun Ağustos 2024 başında sınır bölgelerine girdiği dönemde Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamıştı. Kuzey Kore birlikleri Kursk bölgesindeki çatışmalarda yer alırken Rusya Genelkurmay Başkanlığı, bölge topraklarının 2025 ilkbaharında Ukrayna ordusundan tamamen temizlendiğini duyurmuştu.
Asya
Çin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor

Çin, eriyen iç stoklarını takviye etmek için ekim ayı rafine akaryakıt ihracatını askıya alarak küresel arz sıkıntısını büyüttü. Ülkedeki motorin ve gaz yağı açığı 20 milyon varile ulaşırken, yakıt fiyatları yüzde 70 tırmanan ABD acil rezervlerden 40 milyon varil ham petrol çıkarıyor.
Çin, eriyen yerel rezervlerini yeniden doldurabilmek amacıyla ekim ayı boyunca yapılması planlanan rafine akaryakıt ihracatını askıya aldı.
ABD’nin İran ile girdiği savaşın küresel enerji arzını sarstığı günlerde hayata geçen uygulama, dünya genelindeki yakıt tedarik açığını daha da derinleştirme riski taşıyor.
Yetkililer, ülkedeki bir haftalık ulusal tatilin başında büyük rafinerilere Hong Kong ve Makao hariç hiçbir dış pazara sevkiyat izni verilmeyeceğini bildirdi.
Reuters’a konuşan sektör kaynakları, 7 Ekim sonrasında yurt dışına yakıt çıkışına yeniden onay verilip verilmeyeceğinin rafinerilerin üretim hızına ve iç depolardaki doluluk oranına göre netleşeceğini aktardı.
Batı Asya’dan ham petrol akışının savaş nedeniyle kesintiye uğraması üzerine Pekin yönetimi ilk olarak mart ayında ihracata sınırlama getirmiş, temmuz ayında ise motorin, benzin ve jet yakıtı satışlarını aylık izin şartına bağlamıştı.
Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü bünyesindeki Çin enerji araştırmaları biriminin yöneticisi Michal Meidan, hükümetin temel hedefinin iç pazardaki arzı güvenceye almak olduğunu vurgulayarak, “Uluslararası piyasalar ikinci planda kalıyor” değerlendirmesini yaptı.
İhracat vizesi için ticari rezervlerin savaş öncesindeki seviyelere ulaşması şart koşuluyor.
Enerji veri analitiği kuruluşu Kpler’in verilerine dikkat çeken analist Zameer Yusof, mevcut motorin ve gaz yağı envanterinin savaş öncesi döneme göre 20 milyon varil geride kaldığını, benzin açığının ise yaklaşık 9 milyon varil düzeyinde seyrettiğini kaydetti.
Pekin’in muslukları kapatması, Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki enerji gerilimini de su yüzüne çıkardı.
Washington yönetimi, acil durum rezervlerini piyasaya sürmemeleri halinde Almanya ve Fransa’ya sağladığı motorin sevkiyatını durdurma uyarısı yaptı. Avrupalı bir yetkili, ABD’nin Avrupa Birliği’nden altı aylık süre zarfında 120 milyon varil motorini dolaşıma sokmasını talep ettiğini ifade etti.
Gelişmeleri değerlendiren ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Batı Asya kaynaklı motorin kaybının telafi edilmeye çalışıldığını ancak Çin’den gelen ihracat kanalının da kapandığını kaydetti.
İran savaşının patlak vermesinden bu yana ABD iç pazarında motorin fiyatları yüzde 70, benzin fiyatları ise yüzde 50 civarında yükseldi.
Yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde artan yakıt maliyetlerini dizginlemeye odaklanan Beyaz Saray, kendi acil durum kaynaklarını devreye sokuyor.
ABD Enerji Bakanlığı, enerji firmalarına ödünç verilmek üzere Stratejik Petrol Rezervinden 40 milyon varil ham petrolün daha kullanıma açılacağını duyurdu.
Daha önce 1982’den bu yana en düşük düzeyine gerileyen ABD rezervleri, bu son tahsisatla birlikte yasalarda tanımlanan asgari güvenlik sınırının altına inecek.
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Ortadoğu2 hafta önceKörfez ülkeleri, İran ile ilişkilerin “resetlenmesini” istiyor
Rusya1 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri










