Diplomasi
Çin ve Rusya, “Japon militarizmine” karşı çıkacak
Çin ve Rusya, Japonya ile ilgili konularda “yüksek derecede” stratejik uzlaşmaya vardı ve “Japon militarizminin” yeniden canlanmasına karşı çıktı.
Bu açıklama, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin Moskova’da Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Şoygu ile görüşmesinin ardından Pekin’den yapıldı.
SCMP’ye göre salı günkü toplantının ardından İkinci Dünya Savaşı müttefiklerinin yaptığı açıklamalar, Çin-Japonya geriliminin artmasına rağmen dayanışmanın sürdüğünü gösterdi.
Şoygu, Rusya lideri Vladimir Putin’in Beyaz Saray müzakerecilerini revize edilmiş barış planı konusunda ağırlamasından saatler önce Wang’a, Ukrayna savaşında “stratejik hedeflerine” ulaşabileceklerini söyledi.
Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Wang ve Şoygu, her iki ülkenin stratejik güvenlik çıkarlarıyla ilgili önemli konularda “kapsamlı ve derinlemesine” görüş alışverişinde bulundu ve karşılıklı güvenin güçlendiği bir ortamda görüşmelerini sonlandırdı.
Açıklamada, yirmi yıl önce kurulan güvenlik danışma mekanizması kapsamında yapılan son görüşmelerle ilgili olarak şunlar söylendi:
“İki taraf, Japonya ile ilgili konularda stratejik uyum sağladı ve yüksek derecede mutabakat sağladı. İkinci Dünya Savaşının zaferinin sonuçlarını kararlılıkla savunmaya, sömürgeci saldırganlığı aklamaya yönelik her türlü girişime karşı çıkmaya ve faşizmi veya Japon militarizmini yeniden canlandırmaya yönelik her türlü girişime kararlılıkla karşı koymaya karar verdi.”
Moskova’dan yapılan açıklamaya göre, Şoygu “militarizmin hidrasının yeniden başını kaldırdığı” uyarısında bulundu. Hidro, Yunan mitolojisinde zehirli nefese sahip dokuz başlı canavar.
Buna rağmen Rusya Güvenlik Konseyi sekreteri, Moskova ve Çin’in “onu yenmek için yeterli deneyime sahip” olduğunu savundu ve “Avrupa ve Tokyo’da mücrim rejimlerin yeniden canlanmasına izin vermeyeceğiz,” dedi.
Her iki üst düzey yetkilinin sert sözleri, Pekin’in Tokyo’ya diplomatik ve iktisadi baskıyı artırarak liderini Tayvan Boğazı hakkındaki açıklamalarını geri çekmeye zorlamaya çalışmasıyla geldi.
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, 7 Kasım’da parlamentoya yaptığı açıklamada, Tayvan’a yapılacak bir saldırının Japonya’nın “hayatta kalmasını tehdit eden bir durum” olarak yorumlanabileceğini ve bu durumun Japon silahlı kuvvetlerinin seferber edilmesini gerektirebileceğini söylemişti.
Tayvan’ı Çin’in bir parçası olarak gören Pekin, bu açıklamaları “tek Çin” ilkesinin “ağır bir ihlali” olarak kınadı. Pekin ayrıca, Japon deniz ürünleri ithalatını durdurmak, Japonya’ya seyahat ve eğitim boykotu çağrısı yapmak ve kültürel ve hükümetler arası alışverişleri askıya almak gibi bir dizi misilleme önlemi aldı.
Gerginliğin tırmandığı son çatışmada, Çin ve Japonya sahil güvenlik gemileri salı günü Diaoyu Adaları yakınlarında bir çatışmaya girdi. Diaoyu Adaları, Japonya’nın Senkaku Adaları olarak adlandırdığı, Doğu Çin Denizinde bulunan ve iki ülke arasında ihtilaf konusu olan adalar.
Rusya’nın Japonya ile ilişkileri de, Tokyo’nun Ukrayna savaşının ardından Batının Moskova’ya uyguladığı yaptırımlara katılmasıyla birlikte düşük bir seviyeye geriledi.
2023 yılında Moskova, İkinci Dünya Savaşında Japonya’nın teslim olduğunun ertesi günü (3 Eylül) kutlanan “İkinci Dünya Savaşının Sonu Günü”nün adını, “Militarist Japonya’ya Karşı Zafer ve İkinci Dünya Savaşının Sonu Günü” olarak değiştirmişti.
Tokyo bu kararı “son derece üzücü” olarak nitelendirerek protesto etmişti.
İkinci Dünya Savaşının düşman tarafları, henüz resmi bir barış antlaşması imzalamadı. Anlaşmazlıklarının merkezinde, Rusya’nın işgal ettiği ve Güney Kuril Adaları olarak adlandırdığı, Japonya’nın ise Kuzey Toprakları olarak üzerinde hak iddia ettiği, kuzeybatı Pasifik Okyanusundaki bir volkanik ada zinciri yer alıyor.
Pazartesi günü Takaichi, yaklaşık dört yıl önce başlayan Ukrayna savaşından bu yana askıya alınan, eski Japon sakinlerinin tartışmalı adalara mezarlık ziyaretlerini yeniden başlatmak için çalışacağını söyledi.
Ekim ayında göreve başladıktan birkaç gün sonra Takaichi, hükümetinin toprak anlaşmazlığını çözmeye ve Rusya ile barış antlaşması imzalamaya çalışacağını ilan etmişti.
Ne var ki Moskova, barış antlaşması konusunda Japonya ile herhangi bir diyalogun ancak Tokyo’nun “Rusya karşıtı” tutumunu terk etmesi halinde mümkün olacağını söylüyor.
Wang ayrıca salı günü Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile de bir araya geldi ve Moskova’ya yaptığı iki günlük gezisini tamamladı.
Çin’in en üst düzey diplomatı, Moskova’ya, “bölgesel barış ve istikrarı bozan ve yeniden silahlanmaya çalışan Japonya’nın aşırı sağcı güçlerinin kışkırtıcı eylemlerini kararlılıkla durdurmak” için Pekin ile işbirliği yapma çağrısını yineledi.
Çin-Rusya ilişkilerinin yakınlığını vurgulayan Wang, bakanlığının açıklamasına göre, Pekin’in “daha kararlı karşılıklı destek, daha güçlü stratejik işbirliği ve daha proaktif, karşılıklı yarar sağlayan işbirliği” için hazır olduğunu da söyledi.
Çin’in açıklamasına göre Lavrov, Wang’a Rusya’nın “tek Çin ilkesine bağlı olduğunu” ve Pekin’in Tayvan konusundaki tutumunu “kararlılıkla desteklediğini” söyledi.
Takaichi, Pekin’in Tayvan hakkındaki açıklamalarını geri çekmesi yönündeki taleplerini defalarca reddetti.
Japonya ve müttefiki ABD, çoğu ülke gibi Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor. Fakat Washington, özerk adayı zorla ele geçirme girişimlerine karşı çıkıyor ve bölgeye silah tedarik etme taahhüdünde bulunuyor.
Çin’in açıklamasına göre Şoygu, Wang’a Moskova’nın bu konudaki desteğini vurguladı ve Pekin’in Tibet, Sincan ve Hong Kong konusundaki tutumunu “güçlü bir şekilde desteklediğini” ekledi.
Açıklamada, ikilinin Ukrayna konusunda da “derinlemesine” görüş alışverişinde bulunduğu ve Şoygu’nun Rusya’nın “stratejik hedeflerine ulaşmak ve krizin temel nedenlerini ortadan kaldırmak için tam yetenek ve güçlü kararlılığa sahip olduğunu” söylediği belirtildi.
Wang, Şoygu’ya, Çin’in Ukrayna savaşında “kapsamlı ve kalıcı” bir barış anlaşmasına ulaşılmasını desteklediğini ve bu amaçla “tüm çabaları” desteklediğini söyledi.