Asya
Çin’in Afrika’nın lityum madenlerine yaptığı yatırım karşılığını vermeye başladı

Zimbabve’nin kuzeybatısında, otuz yıl önce terk edilmiş bir maden sahası, Çinli bir şirketin yeni bir lityum işleme tesisine milyonlarca dolar yatırmasının ardından yeniden hayata dönüyor.
South China Morning Post’un haberine göre, Zimbabve’nin Matabeleland Kuzey Eyaletindeki Hwange’nin yaklaşık 90 km (56 mil) güneydoğusunda bulunan Kamativi lityum madeninin geliştirilmesi iki aşamada gerçekleştiriliyor. İlk aşama şu anda çalışır durumda ve madende yıllık toplam 300.000 ton ham spodümen cevheri ve 50.000 ton spodümen konsantresi üretiliyor.
Önümüzdeki ay, üretimin yılda 2,3 milyon ton ham cevher ve 300.000 ton spodümen konsantresine yükseleceği ikinci aşamanın başlaması bekleniyor. Spodümen lityum açısından zengin bir cevherdir. Lityumu çıkarmak için işlenir ve daha sonra elektrikli araçlardan güneş panellerine kadar geniş bir ürün yelpazesinde kullanılan lityum-iyon pillerin üretiminde kullanılır.
S&P Global Commodity Insights’a göre, geleneksel olarak Avustralya Çin’in ana spodümen tedarikçisi ve 2023 yılında Çin’in spodümen ithalatının yüzde 79’unu gerçekleştirdi.
Ancak Avustralya ve diğer önde gelen küresel lityum üreticileri kendi kritik mineral planlarını hazırlarken, ihracatın daralmasıyla birlikte, S&P’nin yakın tarihli bir makalesinde “Çin, Afrika da dahil olmak üzere istikrarlı lityum kaynakları araştırmaya devam etti” denildi.
Bu durumun en çok Zimbabwe’de belirgin olduğu kaydedildi. Kamativi, Pekin’in lityum ve kobalt ve grafit gibi diğer kritik pil metallerinin ithalatını artırmasıyla son zamanlarda Çin sermayesi için sıcak bir yer haline gelen güney Afrika ülkesinde faaliyete geçen beşinci lityum işleme tesisi.
Analistlere göre Çinli şirketlerin yatırım yaptığı Zimbabwe’deki yeni lityum tesisleri – Mali, Etiyopya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Namibya’da yapım aşamasında olan daha pek çok tesisle birlikte – 2024 yılında Afrika’dan çıkarılan lityum üretimini geçen yıla kıyasla neredeyse üç katına çıkaracak.
South China Morning Post’un haberine göre, Kamativi madeni, Çin borsasında işlem gören Yahua Group’un bir iştiraki olan Çinli Sichuan PD Technology Group ile yerel Defold Mine firması arasındaki bir ortak girişim. Maden, 1994 yılında uluslararası kalay fiyatlarının sürdürülemez seviyelere düşmesi üzerine kapatılmadan önce kalay üretiyordu.
Yahua Group Yönetim Kurulu Başkanı Meng Yang, “Zimbabve’nin zengin lityum kaynakları ve Yahua Group’un kayda değer eski sert kaya lityum madenciliği ile desteklenen Zimbabve madencilik sektörünün gelişimine yönelik yatırımlarımızı daha da artırma konusunda beklentilerimiz ve güvenimiz tam” dedi.
Yeni Kamativi lityum işleme tesisi, yeşil enerjiye geçiş için küresel bir itici güç olarak Zimbabve’nin lityum endüstrisine milyarlarca dolar yatırım yapan Çinli şirketler tarafından inşa edilen ve sayıları giderek artan tesisler arasına katılıyor.
Aralarında Zhejiang Huayou Cobalt, Sinomine Resource Group ve Chengxin Lithium Group’un da bulunduğu büyük Çinli şirketler, geçtiğimiz yıl Zimbabwe’de lityum işleme tesislerinin inşasını ya da yükseltilmesini tamamladı.
Afrika’dan lityum üretimi üç katına çıkacak
South China Morning Post’un haberine göre, Londra merkezli Benchmark Minerals, Afrika’dan lityum üretiminin bu yıl içinde neredeyse üç katına çıkacağını tahmin ediyor. Benchmark, 2023 yılında Afrika’nın küresel olarak çıkarılan lityumun sadece yüzde 4’ünü oluşturduğunu, ancak bu yıl küresel arzın yüzde 10’unu oluşturacağının tahmin edildiğini söyledi.
Benchmark’a göre, Afrika lityum madenleri 2024 yılında 111.000 ton üretecek ve bir önceki yıl üretilen 37.000 tonluk nispeten küçük tabana göre yüzde 201 artış gösterecek.
Zimbabwe’nin bu yıl bölgedeki üretimin yüzde 80’ini oluşturmasının beklendiğini ve Namibya’nın 2024 yılında çıkarılan lityum üretimi açısından yüzde 17 ile ikinci sırada yer alacağını söyledi.
Benchmark’ta lityum analisti olan Claudia Cook’a göre, “Çin’i diğerlerinden ayıran şey, Afrika lityum kaynaklarını kullanacak tedarik zincirinin yanı sıra uzmanlık ve sermayeye sahip olması.”
Pekin şu anda küresel lityum-iyon pil endüstrisini kontrol ederken, aynı zamanda kobalt ve grafit gibi diğer minerallerin yanı sıra mineralin işlenmesinin çoğuna da hakim. İhtiyaç duyduğu hammaddeleri elde etmek için Çin, Afrika’dan ve diğer yerlerden pil mineralleri alımını hızlandırdı.
Washington rahatsız
Ancak bu durum Washington’da Pekin’in kritik metal tedarik zincirleri üzerindeki hakimiyeti konusunda rahatsızlık yarattı.
Çin’e olan bağımlılığını azaltmak isteyen ABD Afrika’da batarya metallerini güvence altına almaya yönelik bazı girişimlerde bulundu. Örneğin ABD, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Zambiya’ya madenlerini yurt içinde işlemelerine yardımcı olma sözü verdi ve ayrıca Zambiya’dan Angola’nın Atlas Okyanusu’ndaki limanı Lobito’ya uzanan büyük bir demiryolunu içeren Lobito Koridoru’nun yeniden inşasını finanse etme sözü verdi.
Amerika Birleşik Devletleri Mozambik’te ayrıca Louisiana’da işlenecek olan bir grafit madenciliği projesini de destekliyor. Grafit, yağlayıcılarda ve batarya ve yakıt hücreleri gibi ürünlerde önemli bir yer tutuyor ve Amerika’nın Mozambik’teki hamleleri Çin’in bu madendeki hakimiyetine karşı bir çaba olarak görülüyor.
Birleşik Devletler Barış Enstitüsü’ndeki gözlemciler bunun Amerika’nın kritik bir mineral zafiyetinin üstesinden gelmek için Afrika’ya yönelmesinin bir örneği olduğunu söylüyor. Enstitü, şu anda ABD’nin çok az doğal grafit ürettiğini ya da hiç üretmediğini, yani grafit tedariki için neredeyse yüzde 100 ithalata bağımlı olduğunu ve Çin’in önde gelen ithalat kaynağı olduğunu söyledi.
Yakın zamanda yapılan bir çalışmada, “Çin’in 2023 yılında grafite getireceği ihracat kısıtlamaları ve diğer kritik minerallere yönelik ticaret kısıtlamaları potansiyeli, ABD ve müttefiklerinin Afrika’ya olan ilgisini muhtemelen artıracaktır” denildi.
Asya
Japon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı

Çin’in en üst düzey diplomatı, Tokyo’ya tarihten ders çıkarma çağrısı yaptı. Görüşme, ikili ilişkilerin kasım ayında bozulmasından bu yana bir Japon heyetinin Çin’de en üst düzeyde kabul edildiği temas oldu.
Çin’in en üst düzey diplomatı Wang Yi, 50 kişilik şirket yöneticileri heyetine başkanlık eden Japonya’nın eski Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya ile pazartesi günü Pekin’de bir araya geldi. Görüşme, yaklaşık bir yıldır Çin’i ziyaret eden bir Japon heyetinin Pekin’de bu düzeyde kabul edildiği en üst düzey temas oldu.
Çin Dışişleri Bakanlığının görüşmeye ilişkin açıklamasına göre Wang, gelecek yıl diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yıl dönümü öncesinde ikili ilişkilerin “ciddi bir durumla” karşı karşıya olduğunu ve “henüz normalleşmediğini” söyledi.
Wang, “Savaş sonrası ‘barış anayasasına’ meydan okuyan ya da savaş dönemindeki saldırganlık tarihini yeniden yazmaya çalışan bir ülke, dünyayla yüzleşemez; geleceğe ise hiç açılamaz” dedi.
Wang, Tokyo’ya ülke yönetiminin Tayvan konusundaki “hatalı söz ve eylemlerini” mümkün olan en kısa sürede düzeltme çağrısında bulundu.
Çinli diplomat ayrıca Japonya’nın, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Japon savaş suçlularını yargılamak üzere Müttefikler tarafından kurulan Tokyo Mahkemelerinin 80. yıl dönümünde tarihten ders çıkarması gerektiğini söyledi.
Wang, iktidardaki Çin Komünist Partisinin 24 üyeli Politbürosunda yer alıyor ve Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörlüğü görevini yürütüyor. Iwaya ise Shigeru Ishiba hükümetinde dışişleri bakanlığı yaptığı dönemde, Aralık 2024’te Pekin’i ziyaret etmişti.
Japon heyetinin Pekin’e gelişi, geçen hafta Washington’da Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yapılan zirvenin hemen ardından gerçekleşti. İki lider görüşmede, ülkelerinin İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya’ya karşı kurduğu savaş dönemi ittifakına övgüde bulundu.
Tokyo, Pekin ile Washington arasındaki ilişkilerde istikrar yönünde ortaya çıkan işaretleri kaygıyla izliyor. Bu gelişmelerin ardından Trump ile Japonya Başbakanı Sanae Takaichi arasında cumartesi günü 20 dakikalık bir telefon görüşmesi yapıldı. Trump görüşmede, Washington’daki temasları hakkında Takaichi’ye bilgi verdi.
Iwaya’nın Japonya Uluslararası Ticaretin Teşviki Derneği (JAPIT) Başkanı sıfatıyla gerçekleştirdiği ziyaret, Takaichi’nin geçen yıl Tayvan konusunda yaptığı açıklamalarla başlayan uzun süreli ikili çıkmazın aşılmasına yönelik çabaların bir parçası.
Takaichi, kasım ayında Japon parlamentosunda yaptığı açıklamada, Tayvan’a ilişkin olası bir krizin Japonya açısından “ülkenin varlığını tehdit eden bir durum” oluşturabileceğini ve bunun Tokyo’ya kolektif meşru müdafaa kapsamında karşılık verme imkânı sağlayabileceğini savunmuştu.
Takaichi’nin açıklamalarının yol açtığı siyasi gerilim, Pekin ile Tokyo arasındaki resmi bakanlık düzeyindeki temasların aniden kesilmesine neden oldu.
Japonya ayrıca son yayımladığı savunma beyaz kitabında Çin’i tehdit olarak nitelendirerek, “kapsamlı ulusal gücü büyütme” çağrısı yaptı.
İlişkilerdeki soğukluğun boyutu temmuz ayında bir kez daha görüldü. Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi, Manila’da düzenlenen ASEAN bağlantılı toplantıların oturum aralarında Wang ile kısa bir görüşme yaptığını açıkladı. Pekin ise hızla buna karşılık vererek böyle bir temasın gerçekleştiğini kesin bir dille reddetti.
Resmi kanalların tıkanması üzerine Japon iş çevreleri ile parlamenter gruplar, iletişim kanallarını açık tutmak için devreye girdi.
Mevcut JAPIT heyetinin ziyareti aslında haziran ayında yapılacaktı. Ancak örgütün uzun yıllar başkanlığını yürüten eski Dışişleri Bakanı Yohei Kono’nun ölümü nedeniyle ziyaret ertelendi. Kono, geçen yıl benzer bir ticaret heyeti kapsamında Pekin’e gitmiş ve Çin Başbakanı Li Qiang ile görüşmüştü.
Pazartesi günkü görüşmelerde Iwaya da mevcut ilişkilerin “endişe verici” olduğunu kabul etti. Iwaya, JAPIT’in Kono’nun mirasını sürdüreceğini ve ilişkileri Çin-Japonya ilişkilerinin temelini oluşturan dört siyasi belgenin ilkelerine yeniden döndürmek için çalışacağını söyledi.
Bu görüşme, son dönemde Japon iş dünyası ve yasama organı temsilcilerinden oluşan çeşitli heyetlerin Pekin’e gerçekleştirdiği ziyaretlerin devamı niteliğinde.
Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Hua Chunying, haziran ayında dört kişilik geçici bir JAPIT heyetini kabul etmişti. Çin Komünist Partisi Uluslararası İlişkiler Departmanı Başkan Yardımcısı Lu Kang ise ağustos ayı sonunda farklı partilerden genç Japon parlamenterlerden oluşan bir heyetle görüşmüştü.
Eylül ortasında ise Japonya-Çin Dostluk Parlamenterler Birliği’nden genç milletvekillerinden oluşan başka bir heyet, Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Liu Bin tarafından kabul edildi.
Asya
Kuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik

Kuzey Kore, İHA sürüleri, füzeler ve ağır topçu sistemlerini tek bir hedef üzerinde aynı anda deneyerek Batı hava savunma sistemlerini baskı altına almayı hedefleyen yeni saldırı taktikleri geliştirmeye başladı. WSJ’nin aktardığına göre Pyongyang, Ukrayna ve Ortadoğu’daki savaş sahalarından devraldığı yöntemlerle ABD ve müttefiklerinin savunma hatları karşısında çoklu hedefler oluşturmayı amaçlıyor.
Kuzey Kore, insansız hava aracı (İHA) sürüleri ile füzeleri eş zamanlı kullanarak Batı hava savunma sistemlerini aşmayı hedefleyen kitlesel saldırı taktikleri geliştiriyor.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) aktardığına göre Pyongyang yönetimi, Ukrayna savaşı ve Ortadoğu’daki çatışmalarda öne çıkan yöntemleri bünyesine katarak ABD ile müttefiklerinin savunma hatları üzerinde baskı oluşturmayı amaçlıyor.
Kuzey Kore devlet medyasından aktarılan bilgilere göre ülke, bu ay ilk kez tek bir hedefi imha etmek üzere saldırı İHA’ları, füzeler, roketler ve uzun menzilli topçu sistemlerinin aynı anda kullanıldığı bir askeri tatbikat icra etti.
Tatbikatta, farklı silah sistemlerinin eş güdüm içinde hareket ederek hedefe “yoğunlaştırılmış ateş” açma kapasitesi test edildi.
Gazete, farklı silahların bir arada kullanıldığı bu tür kitlesel ve kombine saldırıların günümüz savaşlarının temel unsuru haline geldiğini, Rusya ve İran tarafından giderek daha sık uygulandığını vurguluyor.
İran çatışmalarda, ABD ve müttefiklerinin hava savunma ağlarını doyuma ulaştırmak amacıyla balistik füzelerle desteklenen Şahid İHA dalgalarını devreye sokmuştu.
Conflict Armament Research bünyesinde görev yapan askeri uzman Fabian Hinz, farklı türdeki silahların eş zamanlı kullanılmasının hava savunma sistemleri karşısında aynı anda çok sayıda hedef yarattığına dikkat çekiyor.
Öte yandank WSJ, farklı teknik özelliklere sahip mühimmat ve platformları koordine edebilecek gelişmiş entegre sistemler kurmanın gerekliliğine işaret ediyor.
Gazete, modern askeri teknoloji sıkıntısı çeken Kuzey Kore açısından bu düzeyde bir koordinasyonu sağlamanın ek zorluklar barındırdığını belirtiyor.
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un yönetiminde yeni silah denemelerini ve askeri tatbikatlarını sürdüren Pyongyang yönetimi, 20 Eylül’de roket birlikleri vasıtasıyla yeni tip bir silahı test etmişti.
Ayrıntıları kamuoyuna açıklanmayan bu silahı Kim, “karşı konulamaz güç” olarak tanımlamıştı. Ülke ordusu daha önce stratejik ve taktik keşif araçlarının yanı sıra “Kumsong” serisi saldırı İHA’larını da içeren kapsamlı insansız hava aracı denemeleri yürütmüştü.
Sürü halindeki İHA taktikleri dünya genelinde birçok ülkenin askeri gündeminde yer alıyor. Sürü teknolojisi, tek bir görevi yerine getirmek üzere eş güdüm halinde hareket eden, gruptaki bazı araçlar kaybedilse dahi geriye kalanların operasyonu sürdürdüğü İHA gruplarını ifade ediyor.
CNN’in kaynakları, İran’ın sürü halinde hareket eden İHA’ları yönetme teknolojisini elde etmiş olabileceğini haziran ayında öne sürmüş, Rusya ve Çin’in benzer teknolojilere sahip olduğunu iddia etmişti.
Rus devlet şirketi Rosteh, Supercam İHA’ları üzerinden araçların birbirleriyle otomatik veri paylaşmasını sağlayan bir teknoloji geliştirdiğini duyurmuştu.
Çinli araştırmacılar ise bağlantı koptuğunda ve görüş açısı daraldığında bile İHA sürüsünün otonom olarak hedef arayıp vurabilmesine imkan tanıyan “HG-STR” adlı algoritmayı tanıttı.
The New York Times ise, kaynaklarına dayandırdığı haberinde ABD Savunma Bakanlığının Rus ve Çin İHA programlarını Amerikan teknolojisine kıyasla daha ileride gördüğünü aktardı.
Avrupa ülkeleri de insansız harp kabiliyetlerini hızlandırıyor. Almanya merkezli Helsing şirketi, Aralık 2025’te HX-2 tipi İHA’yı tanıttı. Welt gazetesinin verilerine göre Ukrayna sahasında test edilen bu hava aracının seri üretimine başlandı.
Asya
Pakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak

Pakistan’a Katar’dan sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatını taşıyan tanker, büyük ölçüde kapalı olan Hürmüz Boğazı’ndan geçti. Bu, İslamabad Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasından bu yana boğaz üzerinden yapılan ikinci LNG sevkiyatı olacak.
Batı medyasının aktardığı gemi takip verilerine göre LNG taşıyan tanker, Hürmüz Boğazı’nı geçerek Pakistan’a doğru ilerliyor.
Bloomberg, sevkiyatın Pakistan’ın Tahran ile yürüttüğü görüşmeler ve sağlanan koordinasyon sonucunda mümkün olduğunu bildirdi.
Haberde, “Haziran ayının sonunda Katar’ın Ras Laffan tesisinden LNG yükleyen tanker, hafta sonu boğazdan geçti. Geminin salı gününe kadar Pakistan’daki ithalat terminaline ulaşması bekleniyor” denildi.
Geçiş iki ülke arasında müzakere edildi
Ras Laffan, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın ilk döneminde Tahran’ın yoğun biçimde hedef aldığı tesisler arasındaydı. Saldırılar, Katar’ın LNG ihracat kapasitesini ciddi ölçüde etkiledi.
Konuya yakın kaynaklar Bloomberg’e, tankerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişinin İran ve Pakistanlı hükümet yetkilileri arasında müzakere edildiğini söyledi.
Pakistan Enerji Bakanlığı ise konu hakkında henüz açıklama yapmadı.
Haber, Katar’ın Hürmüz Boğazı üzerinden yalnızca çok sınırlı miktarda petrol ihraç edebildiğini açıklamasından bir gün sonra geldi.
Hürmüz Boğazı büyük ölçüde kapalı
Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde durdurulmuş durumda. ABD ve müttefikleriyle bağlantılı gemilerin boğaza girişine izin verilmezken son aylarda çok sayıda tanker hedef alınarak ateşe verildi.
Bazı Çin ve Hindistan gemilerinin yanı sıra diğer ülkelere ait kimi gemiler de İran deniz kuvvetleriyle koordinasyon kurarak boğazdan geçebildi.
Tahran, İran donanmasıyla koordinasyon kurmadan ve yapılan uyarıları dikkate almadan boğazdan geçmeye çalışan gemilerin hedef alınabileceğini belirtiyor.
Hürmüz Boğazı, Washington ve Tel Aviv’in şubat ayında İran’a karşı başlattığı savaşın ardından büyük ölçüde deniz trafiğine kapatılmıştı.
İran ve Umman deniz trafiği konusunda anlaştı
İran, haziran ayında imzalanan mutabakat kapsamında Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğin ABD müdahalesi olmadan, Umman ile işbirliği içinde yürütülmesini talep ediyor.
Bununla birlikte Tahran, diğer bölge ülkelerinin sürece katılmasını memnuniyetle karşılayacağını defalarca açıkladı.
İranlı yetkililerin son açıklamalarına göre Tahran ile Maskat, deniz trafiğinin yönetimi konusunda anlaşmaya vardı.
İran ve Umman öncülüğünde Arap ülkelerinin katılımıyla düzenlenmesi planlanan zirvede, stratejik su yolundaki trafiğin yeniden başlatılmasına ilişkin nihai bir anlaşmaya varılması hedefleniyordu.
Fakat zirve, Umman’ın taraflar arasında “uzlaşı sağlanamadığını” açıklamasının ardından eylül ayı başında ertelendi.
Tahran, ertelemeden Suudi Arabistan’ı sorumlu tuttu ve Riyad’ın zirvenin ileri bir tarihe bırakılmasını istediğini açıkladı.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası











