Diplomasi
Çin’in Ukrayna için çözüm belgesi Batı’da ‘kuşkulu’ karşılandı

Çin, Ukrayna Savaşı’nın birinci yıl dönümünde siyasi çözüm çağrısı yaptı.
Pekin, Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Dışişleri Direktörü Wang Yi’nin geçen hafta Münih Güvenlik Konferansı’nda duyurduğu “Çin’in Ukrayna Krizinin Siyasi Çözümüne İlişkin Pozisyonu” başlıklı belgeyi yayınladı.
Pekin’in çözüme dair izlenmesini önerdiği genel ilke ve esaslara yer verilen 12 maddelik belgede, ülkelerin egemenliklerine saygın gösterilmesi, meşru güvenlik kaygılarının dikkate alınması, askeri bloklaşmadan kaçınılması ve gerginliklerin aşamalı olarak azaltılarak ateşkesin sağlanması gerektiği vurgulandı.
Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın amaç ve ilkeleri doğrultusunda tüm ülkelerin bağımsızlığının, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün güvenceye alınması zorunluluğuna işaret edilen belgede, tüm tarafların, uluslararası hukuka ve uluslararası ilişkilerin temel normlarına uygun olarak, eşitliği ve adaleti sağlamak üzere birlikte çalışması gerektiği belirtildi. Ayrıca ilgili ülkelere, savaşı kışkırtacak tek taraflı yaptırımlardan vazgeçilmesi çağrısı yapıldı.
Stoltenberg: Güvenilir değil
Batılı liderlerden ise, Çin’in söz konusu çözüm planına ilişkin temkinli ve kuşkulu yorumlar geldi.
Pekin yönetiminin barış planı sunması hakkındaki görüşü sorulan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Çin’in işgali kınamadığını, dolayısıyla güvenilirliğinin bulunmadığını söyledi.
Rusya ile Çin arasında “sınırsız ortaklık” anlaşması yapıldığını anımsatan Stoltenberg, sonuçta bu savaşın müzakere masasında biteceğini, o zaman geldiğinde Ukrayna’nın elinin güçlü olması için muharebe alanında kazanmış olması gerektiğini ve bunun için de askeri desteğe ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Stoltenberg, “Yarın barışçıl bir çözüm bulmanın yolu bugün askeri destek vermekten geçer” dedi.
Sullivan: Rusya çekilirse savaş biter
ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan da, Çin’in açıkladığı siyasi çözüm belgesi sorulduğunda, “Rusya Ukrayna’ya saldırmayı bırakıp kuvvetlerini geri çekerse savaş yarın sona erebilir” dedi.
CNN’e konuşan Sullivan, belgedeki “tüm ülkelerin egemenliğine saygı gösterilmesi” maddesini işaret ederek, “Buna ilk tepkim, tüm ulusların egemenliğine saygı duymak olan birinci noktada durabileceğidir” dedi ve şöyle devam etti: “Ukrayna Rusya’ya saldırmıyordu. NATO Rusya’ya saldırmıyordu. ABD Rusya’ya saldırmıyordu. Bu, Putin tarafından yürütülen bir seçim savaşıydı.”
AB’den Rusya ile ‘sınırsız ortaklık’ hatırlatması
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise, Çin’in Ukrayna savaşının siyasi çözümü için açıkladığı maddeleri, Çin’in savaşın öncesinde Rusya ile ilan ettiği “sınırsız ortaklık” dahil olmak üzere aldığı pozisyonu göz önünde bulundurarak değerlendireceklerini söyledi.
Avrupa Birliği’nin Çin Büyükelçisi Jorge Toledo da, gazetecilere Çin’in görüş belgesinin bir barış önerisi olmadığını söyledi ve Reuters’e göre AB’nin belgeyi “yakından incelediğini” ekledi.
Steinmeier: Çin’in rolü tartışmalı
Almanya Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier, Ukrayna’ya barış gelecekse bunun “adil ve kalıcı” bir barış olması gerektiğini vurgulayarak, adil barış yoluna yaklaştıracak her türlü yapıcı önerinin memnuniyetle karşılanacağını belirtti.
Çin’in Ukrayna için bir barış inisiyatifi sunarak böyle yapıcı bir rol oynamak isteyip istemediğinin tartışmalı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Steinmeier, şöyle devam etti:
“Eğer öyleyse Çin her halükarda sadece Moskova ile değil, Kiev ile de görüşmelidir. Eğer öyleyse Çin devletlerin ezici çoğunluğuna katılmalı ve Birleşmiş Milletler çatısı altında barış için çalışmalıdır. Eğer öyleyse her geçen gün çiğnenen Birleşmiş Milletler ilkelerini korumak için birlikte durmalıyız. Komşu ülkesini vahşice işgal eden, Rusya’dır. Cepheye yeni birlikler göndermeye devam eden Rusya’dır. Savaşı uzatan Batı’nın savunma yardımı değil, Rusya’dır. Barışı reddeden Ukrayna ya da müttefikleri değil, Rusya’dır. Putin savaşın gerçekten sona ermesini istiyorsa ne yapması gerektiğini biliyor ancak Rus birlikleri geri çekildiğinde müzakerelerin yolu açılmış olur. Birleşmiş Milletler kararının talep ettiği de budur.”
Ukrayna: İyiye işaret ama daha fazlası lazım
Diğer yandan Ukrayna, Çin’in pozisyon belgesini “iyiye işaret” olarak değerlendirerek, Pekin’i “daha fazlasını yapmaya” çağırdı.
Ukrayna’nın Çin Maslahatgüzarı Zhanna Leshchynska, “Çin, savaşı durdurmak ve Ukrayna’da barışı yeniden tesis etmek için elinden gelen her şeyi yapmalı ve Rusya’yı askerlerini geri çekmeye çağırmalı” ifadesini kullandı.
Çin’in “tarafsız” olarak her iki tarafla da konuşması gerektiğini söyleyen Leshchynska, “Çin’in Ukrayna ile konuşmadığını görüyoruz” dedi ve belge yayınlanmadan önce Kiev’e danışılmadığına dikkat çekti.
12 maddelik çözüm önerisi
Çin’in Ukrayna krizine siyasi çözüm önerilerini sıraladığı 12 maddenin tamamı ise şöyle:
1. Tüm ülkelerin egemenliğine saygı gösterilmesi: BM Şartı’nın amaç ve ilkelerini içeren ve evrensel olarak tanınan uluslararası hukuka kesinlikle uyulmalıdır. Tüm ülkelerin egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü etkili bir şekilde korunmalıdır. Büyük ya da küçük, güçlü ya da zayıf, zengin ya da fakir tüm ülkeler uluslararası toplumun eşit üyeleridir. Tüm taraflar, uluslararası ilişkileri yöneten temel normları ortaklaşa desteklemeli ve uluslararası adalet ve eşitliği savunmalıdır. Çifte standartlar reddedilirken, uluslararası hukukun eşit ve tek tip uygulanması teşvik edilmelidir.
2. Soğuk Savaş zihniyetinin terkedilmesi: Bir ülkenin güvenliği başka ülkeler pahasına sağlanmamalıdır. Bir bölgenin güvenliği askeri blokları güçlendirerek veya genişleterek sağlanmamalıdır. Tüm ülkelerin meşru güvenlik çıkarları ve endişeleri ciddiye alınarak uygun şekilde ele alınmalıdır. Karmaşık bir sorunun basit bir çözümü yoktur. Tüm taraflar, ortak, kapsamlı, işbirliği içinde ve sürdürülebilir güvenlik vizyonunu izleyerek ve dünyanın uzun vadeli barış ve istikrarını akılda tutarak, dengeli, etkili ve sürdürülebilir bir Avrupa güvenlik mimarisi oluşturmaya yardımcı olmalıdır. Tüm taraflar, başkalarının güvenliği pahasına kendi güvenliğinin sağlanmasına karşı çıkmalı, blok çatışmasını önlemeli ve Avrasya Kıtasında barış ve istikrar için birlikte çalışmalıdır.
3. Düşmanlıkların sona erdirilmesi: Çatışma ve savaş kimseye fayda sağlamaz. Tüm taraflar rasyonel davranmalı ve itidalli olmalı, ateşi körüklemekten ve gerilimi tırmandırmaktan kaçınmalı ve krizin daha da kötüleşmesini ve hatta kontrolden çıkmasını önlemelidir. Tüm taraflar, durumu kademeli olarak azaltmak ve nihayetinde kapsamlı bir ateşkese varmak için Rusya ve Ukrayna’yı aynı yönde çalışma ve doğrudan diyaloğu mümkün olan en kısa sürede yeniden başlatma konusunda desteklemelidir.
4. Barış görüşmelerinin devam ettirilmesi: Diyalog ve müzakere, Ukrayna krizinin tek geçerli çözümüdür. Krizin barışçıl çözümüne yardımcı olan tüm çabalar teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. Uluslararası toplum, barış için müzakereleri teşvik etme yönündeki doğru yaklaşıma bağlı kalmalı, çatışmanın taraflarının mümkün olan en kısa sürede siyasi çözüme giden kapıyı açmasına yardım etmeli ve müzakerelerin yeniden başlaması için koşullar ve platformlar oluşturmalıdır. Çin bu konuda yapıcı bir rol oynamaya devam edecektir.
5. İnsani krizin çözülmesi: İnsani krizi hafifletmeye yardımcı olan tüm önlemler teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. İnsani yardım operasyonları tarafsızlık ve yansızlık ilkelerini takip etmeli ve insani konular siyasallaştırılmamalıdır. Sivillerin güvenliği etkin bir şekilde korunmalı ve sivillerin çatışma bölgelerinden tahliyesi için insani koridorlar oluşturulmalıdır. Daha geniş ölçekte bir insani krizin önlenmesi amacıyla, ilgili bölgelere insani yardımın artırılması, insani koşulların iyileştirilmesi ve hızlı, güvenli ve engelsiz insani erişimin sağlanması için çaba gösterilmesi gerekmektedir. İnsani yardımın çatışma bölgelerine kanalize edilmesinde koordinasyon rolü oynaması konusunda BM desteklenmelidir.
6. Sivillerin ve savaş esirlerinin korunması: Çatışmanın tarafları uluslararası insancıl hukuka sıkı sıkıya bağlı kalmalı, sivillere veya sivil tesislere saldırmaktan kaçınmalı, kadınları, çocukları ve diğer çatışma mağdurlarını korumalı ve savaş esirlerinin temel haklarına saygı göstermelidir. Çin, Rusya ile Ukrayna arasında savaş esirlerinin değiş tokuşunu desteklemekte ve tüm tarafları bu amaç için daha uygun koşullar yaratmaya çağırmaktadır.
7. Nükleer santrallerin güvenliğinin sağlanması: Çin, nükleer santrallere veya diğer barışçıl nükleer tesislere yönelik silahlı saldırılara karşı çıkıyor ve tüm tarafları Nükleer Güvenlik Sözleşmesi (CNS) dahil olmak üzere uluslararası hukuka uymaya ve insan eliyle nükleer kazalardan kararlı bir şekilde kaçınmaya çağırıyor. Çin, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (IAEA) barışçıl nükleer tesislerin güvenliğini ve emniyetini teşvik etmede yapıcı bir rol oynamasını desteklemektedir.
8. Stratejik risklerin azaltılması: Nükleer silahlar kullanılmamalı ve nükleer savaşlar yapılmamalıdır. Nükleer silah tehdidine veya kullanımına karşı çıkılmalıdır. Nükleer silahların yayılması önlenmeli ve nükleer krizden kaçınılmalıdır. Çin her koşulda, kimyasal ve biyolojik silahların herhangi bir ülke tarafından araştırılmasına, geliştirilmesine ve kullanılmasına karşıdır.
9. Tahıl ihracatının kolaylaştırılması: Tüm tarafların Rusya, Türkiye, Ukrayna ve BM tarafından imzalanan Karadeniz Tahıl Anlaşması’nın dengeli, tam ve etkin bir şekilde uygulaması ve BM’nin bu konuda önemli bir rol oynamasını desteklemesi gerekmektedir. Çin tarafından önerilen küresel gıda güvenliğine ilişkin işbirliği girişimi, küresel gıda krizine uygulanabilir bir çözüm sunuyor.
10. Tek taraflı yaptırımların durdurulması: Tek taraflı yaptırımlar ve maksimum baskı sorunu çözmez, sadece daha fazla sorun yaratır. Çin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından onaylanmayan tek taraflı yaptırımlara karşı çıkıyor. İlgili ülkeler, Ukrayna krizinin sönümlendirilmesinde üzerlerine düşeni yapmak ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini büyütmeleri, halklarının yaşamlarını iyileştirmeleri için koşullar yaratmak amacıyla birbirlerine karşı tek taraflı yaptırımları ve sınır aşan yargı faaliyetlerini istismar etmeyi durdurmalıdır.
11. Sanayi ve tedarik zincirlerinde istikrarın korunması: Tüm taraflar, mevcut dünya ekonomik sistemini ciddiyetle sürdürmeli ve dünya ekonomisinin siyasi amaçlar için bir araç veya silah olarak kullanılmasına karşı çıkmalıdır. Krizin yayılma etkilerini azaltmak ve enerji, finans, gıda ticareti ve ulaştırma alanlarındaki uluslararası işbirliğini kesintiye uğratmasını ve küresel ekonomik toparlanmayı baltalamasını önlemek için ortak çaba gösterilmesi gerekiyor.
12. Çatışma sonrası yeniden yapılanmanın teşviki: Uluslararası toplum, çatışma bölgelerinde çatışma sonrası yeniden yapılanmayı desteklemek için önlemler almalıdır. Çin, yardım sağlamaya ve bu çabada yapıcı bir rol oynamaya hazırdır.
Diplomasi
AB’nin LNG ithalatının yüzde 60’ından fazlası ABD’den

ABD, şu anda Avrupa’nın toplam LNG ithalatının yaklaşık %60’ını oluşturuyor ve bu oran tüm zamanların en yüksek seviyesine yakın.
Bu rakam, Katar ve BAE’den gelen tedarikin kesilmesine yol açan Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından nisan ayında yaklaşık %64’e ulaşarak zirveye çıkmıştı.
Bu oran, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana %20 artmıştı. Avrupa ayrıca Ukrayna savaşından sonra Rus boru hattı gazını ABD’den sevk edilen LNG ile ikame etmeye zorlanmıştı.
Ayrıca, ABD, LNG ve boru hattı gazı dahil olmak üzere toplam AB doğalgaz ithalatının %26’sını oluşturuyor ve bu alanda Norveç’ten sonra ikinci sırada yer alıyor.
Avrupa, kış öncesi depolama tanklarını doldurmak için de ABD’den gelen gaza ihtiyaç duyuyor; bu da söz konusu bağımlılığın önümüzdeki aylarda daha da derinleşeceği anlamına geliyor.
LNG’nin en büyük avantajı, gazın yaklaşık eksi 160 santigrat dereceye kadar aşırı soğutulduktan sonra sıvıya dönüşmesi ve tıpkı petrol gibi tankerlere yüklenip dünyanın dört bir yanına sevk edilebilmesi. Bu da boru hatlarına olan ihtiyacı ortadan kaldırıyır ve böylece Amerikan LNG’si Avrupa kıyılarına ulaşıyor.
Bloomberg’e göre büyük emtia piyasalarında, toplam alımların %30 ila %40’undan fazlasını tek bir kaynağa bağlamak yaygın değil; %60’tan fazlasını tek bir tedarikçiye bağlamak ise son derece nadir.
Avrupa’nın tek bir kaynağa bu kadar bağımlı olduğu durumlar yalnızca bazı “niş” piyasalarda (örneğin nadir toprak elementleri, galyum veya tungsten gibi ikincil metaller) görülüyor.
Avrupalı yetkililer, bir süredir kapalı kapılar ardında ABD’den gelenLNG konusunda endişe duyuyorlardı.
Bu endişe, 28 Şubat’ta İsrail ve ABD’nin İran’a saldırmasından hemen önce, özel görüşmelerden kamuoyu tartışmalarına taşındı.
AB’nin rekabetten sorumlu baş yetkilisi Teresa Ribera, ocak ayında “Rus gazına güvenemeyeceğimizi ve Amerikan gazına fazla bağımlı olmamaya dikkat etmemiz gerektiğini biliyoruz,” demişti.
Birkaç gün sonra, AB Enerji Komiseri Dan Jorgensen daha da açık sözlü oldu ve “Bir bağımlılığı başka bir bağımlılıkla değiştirme riskiyle karşı karşıyayız,” dedi.
Öte yandan iktisadi açıdan bakıldığında, akışları hükümetler değil, piyasa belirliyor.
New York’taki Küresel Enerji Politikası Merkezi’nde gaz uzmanı olan Anne-Sophie Corbeau, “ABD’den Avrupa’ya LNG geliyorsa, bunun nedeni İktisat 101’dir: Fiyat açısından bakıldığında, bu Amerikan üreticiler için en iyi varış noktasıdır,” diyor.
Bloomberg yazarına göre ideal olarak, Avrupa’nın ABD’den gelen LNG’nin payını daha güvenli seviyelere, kesinlikle %50’nin altına indirmesi gerekiyor.
Fakat mevcut piyasa ve siyasi dinamikler göz önüne alındığında, tam tersinin gerçekleşme riski bulunuyor.
Avrupa, Trump’a daha fazla Amerikan malı satın alacağına söz verdi; 2027’den itibaren Rus LNG’sini yasaklıyor ve Katar ile BAE’den gelecek tedarikler hâlâ belirsiz görünüyor.
Bölge dikkatli davranmazsa, çok da uzak olmayan bir gelecekte LNG ihtiyacının %75’inden fazlasını ABD’ye bağımlı hale gelebilir.
Diplomasi
Vişegrád Dörtlüsü yeniden bir araya geldi

Visegrád Dörtlüsü liderleri salı günü bölgesel ittifaklarını yeniden canlandırdıklarını açıkladı.
Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’dan oluşan bölgesel ittifak, göç, endüstriyel rekabet gücü ve AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesi konularında daha sıkı bir koordinasyon içinde olacaklarına söz verdi.
Gödöllő’de düzenlenen zirvede Macaristan Başbakanı Péter Magyar, 65 milyonluk bloğun iktisadi gücünü vurgulayarak, dört ülkenin Almanya ile toplam ticaret hacminin Fransa’nınkini aştığını belirtti.
Yenilenen işbirliğinin bir sembolü olarak, Macyar, Çekya, Polonya ve Slovakya liderlerine Budapeşte, Bratislava, Prag ve Varşova’yı birbirine bağlayacak bir yüksek hızlı demiryolu ağı projesinin taslağını sundu ve Slovakya’nın yaklaşan V4 başkanlığı döneminde proje için AB fonu talep etmeleri konusunda liderleri teşvik etti.
Magyar, ittifakın son dönemdeki zorluklarını önceki Macar hükümetine yükleyerek, eski Başbakan Viktor Orbán’ın “Rusya yanlısı” tutumu ve aranan Polonyalı siyasetçilere sığınma hakkı verme kararının Budapeşte ile Varşova arasındaki ilişkileri ciddi şekilde zedelediğini savundu.
“Artık geçmişi geride bırakmanın zamanı geldi,” diyen Magyar, grubun 35 yıl önce Lech Wałęsa, Václav Havel ve József Antall tarafından kurulduğunu hatırlattı.
Polonya Başbakanı Donald Tusk, Macaristan’ın diplomatik ilişkileri yeniden canlandırmasını memnuniyetle karşıladı ve Magyar’ın seçim zaferini övdü.
Otuz yıldır tanıdığını söylediği Orbán ile bir karşılaştırma yapan Tusk, eski Macar liderin jeopolitik bakış açısının kökten değiştiğini, bu nedenle işbirliğinin imkansız hale geldiğini savundu.
Slovakya, 1 Temmuz’da V4’ün dönem başkanlığını devralmaya hazırlanırken, Slovakya Başbakanı Robert Fico, endüstriyel rekabet gücünün en önemli önceliği olacağını belirtti.
Fico, yüksek elektrik fiyatlarının Avrupa sanayisini zayıflattığı uyarısında bulunarak, dört ülkenin AB’nin emisyon ticareti sisteminde değişiklik yapılması için ortaklaşa baskı uygulayacağını söyledi.
Liderler ayrıca, bloğun 2028-34 bütçesi üzerindeki müzakerelerde, sosyal uyumun korunması ve tarım fonlarına odaklanarak yakın işbirliği içinde hareket etme konusunda anlaştılar.
Dört hükümet, bloğun dış sınırlarının güçlendirilmesinin öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini savunarak, AB’nin yeni Göç Paktı’na karşı olduklarını yineledi.
Genişleme konusunda liderler, Batı Balkanlara yönelik AB genişlemesini destekledi. Fakat jeopolitik hususların bazı aday ülkeler için daha hızlı entegrasyonu haklı kılıp kılmadığına dair blok içinde daha geniş bir tartışma sürerken, Ukrayna da dahil olmak üzere tüm aday ülkelerin mevcut katılım kriterlerini karşılaması gerektiği konusunda ısrar ettiler.
Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babiš, ortak çıkarları savunma konusunda bölge liderlerinin “yine aynı gemide” olduklarını söyledi.
Liderler, V4’ü dört üyeli bir yapı olarak sürdürme konusunda mutabık kalırken, belirli politika konularında diğer ülkeleri de sürece dahil etmek için daha geniş kapsamlı “V4+” çerçevesini kullanmaya karar verdiler.
Fico ve Babiš, bütçe müzakerelerine İrlanda’yı, endüstriyel rekabet gücü ve karbon fiyatlandırma politikalarına ise Avusturya ve Almanya’yı dahil etmek için V4+ formatının kullanılmasını önerdiler.
Diplomasi
Taliban, Brüksel’de 15 AB ülkesiyle bir araya geldi

15 AB üyesi ülke, 23 Haziran günü Brüksel’de Taliban ile bir araya gelerek Afganları Afganistan’a sınır dışı etme konusunu görüştü.
Avrupa Komisyonu’ndan bir sözcü salı günü yaptığı açıklamada, toplantının İsveç ile ortak başkanlıkta yürütüldüğünü belirtti. Belçika ve Hollanda da toplantıya katıldı.
Komisyon, toplantının öncelikle sabıka kaydı bulunan ve güvenlik tehdidi oluşturan Afgan vatandaşlarının geri dönüşüyle ilgili olduğunu vurguladı.
Görüşmelerde, geri gönderilecek kişilerin kimlik tespiti, seyahat belgelerinin düzenlenmesi ve geri dönüş süreçleri gibi her türlü konu ele alındı.
Fakat ocak ayında Kabil’e giden üst düzey bir AB Komisyonu yetkilisi olan Johannes Luchner, daha önce bu kapsamın suçlu olmayan Afganları da içerebileceğini belirtmişti.
Ocak ayı sonunda Avrupalı milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Öncelikli ilgilendiğimiz konu suçluların geri dönüşü, fakat geri dönüş emri bulunan suçlu olmayan Afganların sayısı da giderek artıyor,” demişti.
Başka bir AB kaynağı da şimdi aynı görüşü dile getiriyor. Bu kaynak, salı günü ve toplantı öncesinde EUobserver’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin sığınma başvurusunda bulunup reddedilenlerin geri dönüşünü de kapsayacağını belirtti.
Komisyon, günün erken saatlerinde toplantıyla ilgili herhangi bir ayrıntı vermeyi reddetmişti.
Bu da Taliban heyetinin seyahat masraflarını kimin karşıladığı, toplantının nerede yapılacağı, toplantıya kadınların katılıp katılmayacağı ve Taliban’ın AB’nin Afgan vatandaşlarını sınır dışı etmesine yardım etmenin karşılığında ne istediği gibi soruların cevapsız kalmasına neden oldu.
AB ve üye ülkeleri, beş yıl önce yeniden iktidara gelmesinden bu yana Taliban hükümetini tanımıyor.
Brüksel, suç işleyen veya tehlikeli olduğu değerlendirilen sığınma başvurusu reddedilen kişilerin sınır dışı edilmesi için gerekli olduğu gerekçesiyle, Afganistan’ın “fiili yetkilileriyle” sınırlı görüşmeler yapma kararını savundu.
Avrupa Komisyonu’nun bir sözcüsü, Komisyon ve 15 AB üye ülkesinden yetkililerin, ocak ayında Kabil’de düzenlenen bir önceki toplantının devamı niteliğindeki Brüksel toplantısına katıldığını belirtti.
Komisyon sözcüsü, “Komisyon birimleri ve İsveç, bugün Brüksel’de, geri dönüş ve yeniden kabul konularından sorumlu Afganistan’ın fiili yetkililerinin teknik düzeydeki temsilcileriyle birlikte teknik düzeyde bir toplantıya eş başkanlık etti” dedi.
Afganistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise gündemin daha geniş olduğunu belirterek, bunun AB’de olası bir konsolosluk varlığını, orada yaşayan Afganlar için konsolosluk hizmetlerinin yeniden başlatılmasını ve “güven oluşturma tedbirlerine duyulan ihtiyacı” içerdiğini söyledi.
Sözcü Abdülkahar Balki, toplantının “yurtdışında ikamet eden Afganların konsolosluk haklarını korumak için olumlu bir ivme yaratma umudu” uyandırdığını da sözlerine ekledi.
Balki’ye hitaben yazılan ve Reuters tarafından incelenen bir Komisyon mektubunda, görüşmelerin “AB’de ikamet hakkı bulunmayan Afgan vatandaşlarının geri dönüşü ve yeniden kabulü” üzerine odaklanacağı belirtildi.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4
Dünya Basını6 gün önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak










