Bizi Takip Edin

DİPLOMASİ

Çin’in Ukrayna için çözüm belgesi Batı’da ‘kuşkulu’ karşılandı

Yayınlanma

Çin, Ukrayna Savaşı’nın birinci yıl dönümünde siyasi çözüm çağrısı yaptı.

Pekin, Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Dışişleri Direktörü Wang Yi’nin geçen hafta Münih Güvenlik Konferansı’nda duyurduğu “Çin’in Ukrayna Krizinin Siyasi Çözümüne İlişkin Pozisyonu” başlıklı belgeyi yayınladı.

Pekin’in çözüme dair izlenmesini önerdiği genel ilke ve esaslara yer verilen 12 maddelik belgede, ülkelerin egemenliklerine saygın gösterilmesi, meşru güvenlik kaygılarının dikkate alınması, askeri bloklaşmadan kaçınılması ve gerginliklerin aşamalı olarak azaltılarak ateşkesin sağlanması gerektiği vurgulandı.

Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın amaç ve ilkeleri doğrultusunda tüm ülkelerin bağımsızlığının, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün güvenceye alınması zorunluluğuna işaret edilen belgede, tüm tarafların, uluslararası hukuka ve uluslararası ilişkilerin temel normlarına uygun olarak, eşitliği ve adaleti sağlamak üzere birlikte çalışması gerektiği belirtildi. Ayrıca ilgili ülkelere, savaşı kışkırtacak tek taraflı yaptırımlardan vazgeçilmesi çağrısı yapıldı.

Stoltenberg: Güvenilir değil

Batılı liderlerden ise, Çin’in söz konusu çözüm planına ilişkin temkinli ve kuşkulu yorumlar geldi.

Pekin yönetiminin barış planı sunması hakkındaki görüşü sorulan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Çin’in işgali kınamadığını, dolayısıyla güvenilirliğinin bulunmadığını söyledi.

Rusya ile Çin arasında “sınırsız ortaklık” anlaşması yapıldığını anımsatan Stoltenberg, sonuçta bu savaşın müzakere masasında biteceğini, o zaman geldiğinde Ukrayna’nın elinin güçlü olması için muharebe alanında kazanmış olması gerektiğini ve bunun için de askeri desteğe ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Stoltenberg, “Yarın barışçıl bir çözüm bulmanın yolu bugün askeri destek vermekten geçer” dedi.

Sullivan: Rusya çekilirse savaş biter

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan da, Çin’in açıkladığı siyasi çözüm belgesi sorulduğunda, “Rusya Ukrayna’ya saldırmayı bırakıp kuvvetlerini geri çekerse savaş yarın sona erebilir” dedi.

CNN’e konuşan Sullivan, belgedeki “tüm ülkelerin egemenliğine saygı gösterilmesi” maddesini işaret ederek, “Buna ilk tepkim, tüm ulusların egemenliğine saygı duymak olan birinci noktada durabileceğidir” dedi ve şöyle devam etti: “Ukrayna Rusya’ya saldırmıyordu. NATO Rusya’ya saldırmıyordu. ABD Rusya’ya saldırmıyordu. Bu, Putin tarafından yürütülen bir seçim savaşıydı.”

AB’den Rusya ile ‘sınırsız ortaklık’ hatırlatması

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise, Çin’in Ukrayna savaşının siyasi çözümü için açıkladığı maddeleri, Çin’in savaşın öncesinde Rusya ile ilan ettiği “sınırsız ortaklık” dahil olmak üzere aldığı pozisyonu göz önünde bulundurarak değerlendireceklerini söyledi.

Avrupa Birliği’nin Çin Büyükelçisi Jorge Toledo da, gazetecilere Çin’in görüş belgesinin bir barış önerisi olmadığını söyledi ve Reuters’e göre AB’nin belgeyi “yakından incelediğini” ekledi.

Steinmeier: Çin’in rolü tartışmalı

Almanya Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier, Ukrayna’ya barış gelecekse bunun “adil ve kalıcı” bir barış olması gerektiğini vurgulayarak, adil barış yoluna yaklaştıracak her türlü yapıcı önerinin memnuniyetle karşılanacağını belirtti.

Çin’in Ukrayna için bir barış inisiyatifi sunarak böyle yapıcı bir rol oynamak isteyip istemediğinin tartışmalı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Steinmeier, şöyle devam etti:

“Eğer öyleyse Çin her halükarda sadece Moskova ile değil, Kiev ile de görüşmelidir. Eğer öyleyse Çin devletlerin ezici çoğunluğuna katılmalı ve Birleşmiş Milletler çatısı altında barış için çalışmalıdır. Eğer öyleyse her geçen gün çiğnenen Birleşmiş Milletler ilkelerini korumak için birlikte durmalıyız. Komşu ülkesini vahşice işgal eden, Rusya’dır. Cepheye yeni birlikler göndermeye devam eden Rusya’dır. Savaşı uzatan Batı’nın savunma yardımı değil, Rusya’dır. Barışı reddeden Ukrayna ya da müttefikleri değil, Rusya’dır. Putin savaşın gerçekten sona ermesini istiyorsa ne yapması gerektiğini biliyor ancak Rus birlikleri geri çekildiğinde müzakerelerin yolu açılmış olur. Birleşmiş Milletler kararının talep ettiği de budur.”

Ukrayna: İyiye işaret ama daha fazlası lazım

Diğer yandan Ukrayna, Çin’in pozisyon belgesini “iyiye işaret” olarak değerlendirerek, Pekin’i “daha fazlasını yapmaya” çağırdı.

Ukrayna’nın Çin Maslahatgüzarı Zhanna Leshchynska, “Çin, savaşı durdurmak ve Ukrayna’da barışı yeniden tesis etmek için elinden gelen her şeyi yapmalı ve Rusya’yı askerlerini geri çekmeye çağırmalı” ifadesini kullandı.

Çin’in “tarafsız” olarak her iki tarafla da konuşması gerektiğini söyleyen Leshchynska, “Çin’in Ukrayna ile konuşmadığını görüyoruz” dedi ve belge yayınlanmadan önce Kiev’e danışılmadığına dikkat çekti.

12 maddelik çözüm önerisi

Çin’in Ukrayna krizine siyasi çözüm önerilerini sıraladığı 12 maddenin tamamı ise şöyle:

1. Tüm ülkelerin egemenliğine saygı gösterilmesi: BM Şartı’nın amaç ve ilkelerini içeren ve evrensel olarak tanınan uluslararası hukuka kesinlikle uyulmalıdır. Tüm ülkelerin egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü etkili bir şekilde korunmalıdır. Büyük ya da küçük, güçlü ya da zayıf, zengin ya da fakir tüm ülkeler uluslararası toplumun eşit üyeleridir. Tüm taraflar, uluslararası ilişkileri yöneten temel normları ortaklaşa desteklemeli ve uluslararası adalet ve eşitliği savunmalıdır. Çifte standartlar reddedilirken, uluslararası hukukun eşit ve tek tip uygulanması teşvik edilmelidir.

2. Soğuk Savaş zihniyetinin terkedilmesi: Bir ülkenin güvenliği başka ülkeler pahasına sağlanmamalıdır. Bir bölgenin güvenliği askeri blokları güçlendirerek veya genişleterek sağlanmamalıdır. Tüm ülkelerin meşru güvenlik çıkarları ve endişeleri ciddiye alınarak uygun şekilde ele alınmalıdır. Karmaşık bir sorunun basit bir çözümü yoktur. Tüm taraflar, ortak, kapsamlı, işbirliği içinde ve sürdürülebilir güvenlik vizyonunu izleyerek ve dünyanın uzun vadeli barış ve istikrarını akılda tutarak, dengeli, etkili ve sürdürülebilir bir Avrupa güvenlik mimarisi oluşturmaya yardımcı olmalıdır. Tüm taraflar, başkalarının güvenliği pahasına kendi güvenliğinin sağlanmasına karşı çıkmalı, blok çatışmasını önlemeli ve Avrasya Kıtasında barış ve istikrar için birlikte çalışmalıdır.

3. Düşmanlıkların sona erdirilmesi: Çatışma ve savaş kimseye fayda sağlamaz. Tüm taraflar rasyonel davranmalı ve itidalli olmalı, ateşi körüklemekten ve gerilimi tırmandırmaktan kaçınmalı ve krizin daha da kötüleşmesini ve hatta kontrolden çıkmasını önlemelidir. Tüm taraflar, durumu kademeli olarak azaltmak ve nihayetinde kapsamlı bir ateşkese varmak için Rusya ve Ukrayna’yı aynı yönde çalışma ve doğrudan diyaloğu mümkün olan en kısa sürede yeniden başlatma konusunda desteklemelidir.

4. Barış görüşmelerinin devam ettirilmesi: Diyalog ve müzakere, Ukrayna krizinin tek geçerli çözümüdür. Krizin barışçıl çözümüne yardımcı olan tüm çabalar teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. Uluslararası toplum, barış için müzakereleri teşvik etme yönündeki doğru yaklaşıma bağlı kalmalı, çatışmanın taraflarının mümkün olan en kısa sürede siyasi çözüme giden kapıyı açmasına yardım etmeli ve müzakerelerin yeniden başlaması için koşullar ve platformlar oluşturmalıdır. Çin bu konuda yapıcı bir rol oynamaya devam edecektir.

5. İnsani krizin çözülmesi: İnsani krizi hafifletmeye yardımcı olan tüm önlemler teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. İnsani yardım operasyonları tarafsızlık ve yansızlık ilkelerini takip etmeli ve insani konular siyasallaştırılmamalıdır. Sivillerin güvenliği etkin bir şekilde korunmalı ve sivillerin çatışma bölgelerinden tahliyesi için insani koridorlar oluşturulmalıdır. Daha geniş ölçekte bir insani krizin önlenmesi amacıyla, ilgili bölgelere insani yardımın artırılması, insani koşulların iyileştirilmesi ve hızlı, güvenli ve engelsiz insani erişimin sağlanması için çaba gösterilmesi gerekmektedir. İnsani yardımın çatışma bölgelerine kanalize edilmesinde koordinasyon rolü oynaması konusunda BM desteklenmelidir.

6. Sivillerin ve savaş esirlerinin korunması: Çatışmanın tarafları uluslararası insancıl hukuka sıkı sıkıya bağlı kalmalı, sivillere veya sivil tesislere saldırmaktan kaçınmalı, kadınları, çocukları ve diğer çatışma mağdurlarını korumalı ve savaş esirlerinin temel haklarına saygı göstermelidir. Çin, Rusya ile Ukrayna arasında savaş esirlerinin değiş tokuşunu desteklemekte ve tüm tarafları bu amaç için daha uygun koşullar yaratmaya çağırmaktadır.

7. Nükleer santrallerin güvenliğinin sağlanması: Çin, nükleer santrallere veya diğer barışçıl nükleer tesislere yönelik silahlı saldırılara karşı çıkıyor ve tüm tarafları Nükleer Güvenlik Sözleşmesi (CNS) dahil olmak üzere uluslararası hukuka uymaya ve insan eliyle nükleer kazalardan kararlı bir şekilde kaçınmaya çağırıyor. Çin, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (IAEA) barışçıl nükleer tesislerin güvenliğini ve emniyetini teşvik etmede yapıcı bir rol oynamasını desteklemektedir.

8. Stratejik risklerin azaltılması: Nükleer silahlar kullanılmamalı ve nükleer savaşlar yapılmamalıdır. Nükleer silah tehdidine veya kullanımına karşı çıkılmalıdır. Nükleer silahların yayılması önlenmeli ve nükleer krizden kaçınılmalıdır. Çin her koşulda, kimyasal ve biyolojik silahların herhangi bir ülke tarafından araştırılmasına, geliştirilmesine ve kullanılmasına karşıdır.

9. Tahıl ihracatının kolaylaştırılması: Tüm tarafların Rusya, Türkiye, Ukrayna ve BM tarafından imzalanan Karadeniz Tahıl Anlaşması’nın dengeli, tam ve etkin bir şekilde uygulaması ve BM’nin bu konuda önemli bir rol oynamasını desteklemesi gerekmektedir. Çin tarafından önerilen küresel gıda güvenliğine ilişkin işbirliği girişimi, küresel gıda krizine uygulanabilir bir çözüm sunuyor.

10. Tek taraflı yaptırımların durdurulması: Tek taraflı yaptırımlar ve maksimum baskı sorunu çözmez, sadece daha fazla sorun yaratır. Çin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından onaylanmayan tek taraflı yaptırımlara karşı çıkıyor. İlgili ülkeler, Ukrayna krizinin sönümlendirilmesinde üzerlerine düşeni yapmak ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini büyütmeleri, halklarının yaşamlarını iyileştirmeleri için koşullar yaratmak amacıyla birbirlerine karşı tek taraflı yaptırımları ve sınır aşan yargı faaliyetlerini istismar etmeyi durdurmalıdır.

11. Sanayi ve tedarik zincirlerinde istikrarın korunması: Tüm taraflar, mevcut dünya ekonomik sistemini ciddiyetle sürdürmeli ve dünya ekonomisinin siyasi amaçlar için bir araç veya silah olarak kullanılmasına karşı çıkmalıdır. Krizin yayılma etkilerini azaltmak ve enerji, finans, gıda ticareti ve ulaştırma alanlarındaki uluslararası işbirliğini kesintiye uğratmasını ve küresel ekonomik toparlanmayı baltalamasını önlemek için ortak çaba gösterilmesi gerekiyor.

12. Çatışma sonrası yeniden yapılanmanın teşviki: Uluslararası toplum, çatışma bölgelerinde çatışma sonrası yeniden yapılanmayı desteklemek için önlemler almalıdır. Çin, yardım sağlamaya ve bu çabada yapıcı bir rol oynamaya hazırdır.

DİPLOMASİ

ABD Hint-Pasifik’te ilk kez orta menzilli füze sistemi konuşlandırıyor, Çin tepkili

Yayınlanma

ABD ordusu, yeni Typhon orta menzilli karadan karaya füze fırlatma rampasını, Çin’i tedirgin etmesi muhtemel bir hamleyle, Filipinler’in kuzeyindeki ortak askeri tatbikat için ilk kez Hint-Pasifik bölgesine konuşlandırdı.

ABD ordusu pazartesi günü yaptığı açıklamada Tomahawk seyir füzeleri ve SM-6 füzelerini ateşleme kapasitesine sahip fırlatıcıyı Salaknib 2024 ortak askeri tatbikatı için Filipinler’in Kuzey Luzon bölgesine gönderdiğini duyurdu.

Açıklamada, “Tarihi bir ilke imza atan 1. Çok Alanlı Görev Gücü, Orta Menzilli Yetenek (MRC) füze sistemini Salaknib 24 Tatbikatı kapsamında 11 Nisan 2024 tarihinde Filipinler’in Kuzey Luzon bölgesine başarıyla konuşlandırdı” denildi. “Bu önemli konuşlandırma, Filipinler Silahlı Kuvvetleri ile koordinasyon içinde birlikte çalışabilirliği, hazır olma durumunu ve savunma kabiliyetlerini geliştirirken yeni kabiliyet için önemli bir kilometre taşına işaret etmektedir” ifadeleri kullanıldı.

Tayvan’a bir taş atımı uzaklıkta…

Ordu, fırlatıcının tatbikat için konuşlandırıldığı yeri tam olarak belirtmese de, ABD ordusunun şu anda Filipin takımadalarının en büyük ve en kalabalık adası olan Luzon adasında beş farklı bölgeye erişimi var.

Filipinler’in en kuzey noktası olan ada Tayvan’ın yaklaşık 100 km (62 mil) açığında yer alıyor. Daha önce Filipin Senatosu Dışişleri Komitesi Başkanı ve aynı zamanda Devlet Başkanı Ferdinand Marcos’un kız kardeşi olan Senatör Maria Imelda Marcos, savunma yetkilileriyle yaptığı bir görüşmede, “Beyler, Tayvan ile olan mücadelemiz nedir? Tayvan ile savaşımız nedir? Anlamıyorum, neden tüm askeri tatbikatları Tayvan’dan bir taş atımı uzaklıkta… Luzon’da yapıyoruz?” diye sormuştu.

Tomahawk füzelerinin 1.600 kilometreden fazla menzile sahip olduğu düşünüldüğünde, buraya yapılacak herhangi bir konuşlandırma sadece Luzon Boğazı’nın tamamını kapsamakla kalmayacak, aynı zamanda Çin kıyılarının bazı bölümlerini ve tartışmalı Güney Çin Denizi ve çevresindeki çeşitli Halk Kurtuluş Ordusu üslerini de hedef alabilecek.

ABD ordusunun Pasifik’teki komutanı Orgeneral Charles Flynn, aralık ayında yaptığı ve ABD’nin bölgeye orta menzilli bir füze rampası konuşlandıracağı yönündeki yorumlarını geçtiğimiz günlerde yinelemişti.

Flynn 3 Nisan’da yaptığı açıklamada “Hangi sistem olduğunu tartışmayacağım, nerede ve ne zaman olacağını da söylemeyeceğim. Sadece bölgeye uzun menzilli hassas atış kabiliyeti geleceğini söylüyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Çin, Hint-Pasifik bölgesine uzun menzilli füzelerin resmi olarak konuşlandırılmasının “tehlikeli bir eğilim” olacağını ve Pekin’in güçlü bir yanıt vermesine yol açacağını söyledi.

Çin Savunma Bakanlığı sözcüsü Wu Qian cuma günü düzenlediği basın toplantısında “Çin buna kesinlikle karşıdır ve kararlı karşı önlemler alacaktır. ABD’yi diğer ülkelerin güvenlik kaygılarına gerçekten saygı göstermeye ve bölgesel barış ve istikrarı baltalamaktan vazgeçmeye çağırıyoruz” dedi.

Japonya da olasılıklar arasındaydı

ABD Ordusu geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamada dört adet römork tabanlı fırlatıcı ve diğer destekleyici ekipmanlara sahip olan sistemin Tomahawk ve SM-6 füzeleriyle bir dizi başarılı test gerçekleştirdiğini duyurmuştu.

Japonya’nın bu sisteme ev sahipliği yapabileceği sık sık dile getirilse de, kamuoyunun anlayışını sağlamadaki güçlükler nedeniyle bu mümkün olmadı. Sistemin ülkede konuşlandırılması, konuşlandırma sahalarını Çin’in kendi güçlü füze cephaneliğinin hedefi haline getireceği düşünülüyor.

Yine de ABD’li yetkililer, eğitim için Japonya’ya geçici transferlerin bir olasılık olduğunu ima ettiler.

Kalıcı ama tehlikeli seçenek Guam

Sistemin bölgeye daha kalıcı bir şekilde konuşlandırılacağı yer ise, geniş bir askeri üsse ev sahipliği yapan ABD toprağı Guam olabilir. Böyle bir hamlenin ise Soğuk Savaş’tan bu yana bir ilk olacağı ve Çin’in Japonya ve Pasifik’teki ABD askeri üslerini vurabilecek güçlü füze stokunu artırmasına yol açacağı söyleniyor.

ABD ile dönemin Sovyetler Birliği arasında 1987 yılında imzalanan Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması (INF) uyarınca 500 km ile 5,500 km (310 mil ile 3,400 mil) arasında yol alabilen konvansiyonel ve nükleer tüm kara füzeleri yasaklanmıştı. Ancak ABD, Rusların anlaşmayı ihlal eden füzeleri gizlice test ettiğini ve sahaya sürdüğünü iddia ederek 2019 yılında INF’den çekildi.

Pentagon’un Çin ordusu hakkındaki son yıllık raporuna göre, INF Antlaşması’nın bir parçası olmayan Pekin’in 1.000 km ila 5.500 km menzilli 1.850 füzeye sahip olduğu tahmin ediliyor.

Sistemi savunanlar, Guam’a ya da muhtemelen ABD’nin Asyalı müttefiklerine ya da yakınlarına rotasyonel, daha kısa süreli konuşlandırmanın Çin’e karşı caydırıcılığı güçlendirmeye yardımcı olabileceğini söylediler.

Ancak eleştirmenler böyle bir hamlenin Çin’i zaten güçlü olan füze ve nükleer kuvvetlerini daha da güçlendirmeye zorlayacağı ve Washington ile Pekin’i, her ikisinin de kaçınmaya çalıştıklarını söyledikleri bir çatışmaya daha da yaklaştıracağı uyarısında bulundular.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Trump, Polonya Cumhurbaşkanı Duda ile görüşecek

Yayınlanma

Bloomberg’de yer alan habere göre eski ABD Başkanı Donald Trump, Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda ile bugün (17 Nisan) New York’taki Trump Tower’da bir akşam yemeğinde bir araya gelecek.

Görüşme Duda’nın bir hafta sürecek ABD ve Kanada gezisinin ilk gününde gerçekleşecek. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Kanada Başbakanı Justin Trudeau ile görüşmeleri de içeren gezinin resmi programında Trump ile akşam yemeğinden bahsedilmiyor.

Polonya Cumhurbaşkanı salı günü uçağa binmeden kısa bir süre önce gazetecilere yaptığı açıklamada görüşmeyi doğruladı fakat bunun ‘çok kısa bir süre için’ kararlaştırıldığını ve ‘her şeyin programa bağlı olduğunu’ söyledi.

Duda, Avrupa Birliği’nin doğudaki üye ülkelerinden bu yıl Cumhuriyetçilerin muhtemel başkan adayı ile görüşen ikinci lider olacak. Macaristan Başbakanı Viktor Orban geçen ay Trump’ı Florida’daki Mar-a-Lago’da ziyaret etmiş ve bu görüşme Başkan Joe Biden tarafından eleştirilmişti. İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron da kısa bir süre önce Trump ile bir araya geldi.

Polonya Cumhurbaşkanı, Trump’la olan bağlarıyla uzun zamandır övünüyor. Salı günü Duda ‘birbirlerini iyi tanıdıklarını’ söyledi ve eski ABD başkanını ‘bir dost’ olarak nitelendirdi.

Duda, 2018 yılında Beyaz Saray’a yaptığı bir ziyaret sırasında Trump’tan Polonya’da kalıcı bir ABD askeri üssü kurmasını istemiş ve buraya ‘Fort Trump’ adını vermeyi teklif etmişti.

Bu ilişki, salı günü Trump’ın Beyaz Saray’a olası dönüşünün Avrupa’nın güvenliğine ve NATO’nun geleceğine zarar vereceği iddiasında bulunan Polonya Başbakanı Donald Tusk’ın eleştirilerine maruz kalıyor.

Duda, eski iktidar partisi muhafazakâr Hukuk ve Adalet (PiS) ile bağlantılı ve AB yanlısı yeni başbakan Tusk ve hükümeti ile birçok konuda anlaşmazlık yaşıyor.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

ABD, İranlı bakanın hareketlerini kısıtlamaya hazırlanıyor

Yayınlanma

hüseyin emir abdullahiyan

ABD, İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın Birleşmiş Milletlerdeki (BM) toplantılara katılmak üzere yarın New York’a gelmesi durumunda hareketlerinin kısıtlanabileceği sinyalini verdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin İran Dışişleri Bakanı’nın vizesini kısıtlayıp kısıtlamayacağı sorusuna, “İran Dışişleri Bakanı’nın Birleşmiş Milletlerdeki toplantıya katılması durumunda, kendisini BM dışında çok fazla yerde görmeyi beklemiyorum” yanıtını verdi.

Belirli diplomatların hareketlerine ciddi kısıtlamalar getirebileceklerine işaret eden Miller, “Hareketlerinde ciddi kısıtlamalar görmeyi bekleyebilirsiniz” dedi.

İran’ın BM Misyonu, Dışişleri Bakanı Abdullahiyan’ın BM Güvenlik Konseyinde İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin yapılacak toplantıya katılmak üzere yarın New York’ta olacağını teyit etmişti.

İsrail, İran’ın Şam’daki konsolosluk binasına 1 Nisan’da hava saldırısı düzenlemişti. Saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusundan 2’si general 7 İranlı yetkili ölmüştü. İran, 13 Nisan’da İsrail’e yüzlerce kamikaze insansız hava aracı, balistik ve seyir füzesiyle saldırarak yanıt vermişti.

İsrail’in savunmasına aktif destek veren ABD, misilleme nedeniyle İran’a yeni yaptırım hazırlığındayken Cumhuriyetçi Senatör James Lankford, Abdullahiyan’ın ABD vizesinin iptal edilmesi için ABD Dışişleri Bakanlığına çağrıda bulunmuştu.

Daha önce Donald Trump yönetimi, BM toplantısına katılmak isteyen dönemin İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’e vize vermemişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English