Bizi Takip Edin

Amerika

Cumhuriyetçilerin NASA anlaşmazlığı Trump’ın Ay planını zorluyor

Yayınlanma

ABD Kongresi’nde Senato ve Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçiler arasında süren NASA yasa tasarısı müzakereleri, Ay üssü ve uzay istasyonunun geleceği konusundaki görüş ayrılıkları nedeniyle kilitlendi. Yaşanan anlaşmazlık, Başkan Donald Trump’ın 2030 yılına kadar kalıcı bir Ay üssü kurma hedefini tehlikeye atıyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın cuma günü Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Houston’daki Johnson Uzay Merkezi’ne yapacağı ziyaret öncesinde, Kongre’nin iki kanadındaki Cumhuriyetçiler arasında NASA yetkilendirme yasa tasarısı üzerine yürütülen müzakereler tıkandı.

Senato ile Temsilciler Meclisi arasındaki bu görüş ayrılığı, Trump’ın en önemli önceliklerinden biri olan kalıcı Ay üssü projesini tehlikeye sokuyor.

Trump, geçen yılın aralık ayında yayımladığı bir başkanlık kararnamesiyle NASA’dan Artemis programı kapsamında 2030 yılına kadar bir Ay üssünün ilk unsurlarını kurmasını talep etmişti.

Ziyaret hakkında bilgi sahibi bir hükümet yetkilisi, Trump’ın Houston’da Artemis programının önemine ve on yılın sonuna kadar bir Ay üssünün inşasına başlama hedefine değinmesinin beklendiğini aktardı.

Trump’ın Houston ziyaretinin amaçlarından biri de bu yılın başlarında Ay çevresinde on günlük bir uçuş gerçekleştiren Artemis II mürettebatına Kongre Uzay Onur Madalyası takdim etmek. Söz konusu görevle 1972 yılından bu yana ilk kez mürettebatlı bir uzay aracı alçak Dünya yörüngesinin ötesine geçmişti.

Trump ayrıca geçen hafta ABD’nin ticari uzay fırlatmalarının sayısını artırmayı hedefleyen ve 2025’te 200’ün altında kalan fırlatma ve atmosfere yeniden giriş sayısını 2030’a kadar en az bine çıkarmayı amaçlayan bir genelge imzaladı.

Teksaslı Cumhuriyetçiler karşı karşıya

Trump’ın Ay hedeflerindeki ilerleme, Senato Ticaret Komisyonu ile Temsilciler Meclisi Bilim, Uzay ve Teknoloji Komisyonu arasındaki anlaşmazlık nedeniyle duraksamış durumda. Her iki komisyona da Teksaslı Cumhuriyetçiler, Senatör Ted Cruz ve Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Babin başkanlık ediyor.

İlkbaharda tamamlanması öngörülen müzakerelerin, Senato tasarısında yer alan iki ana madde nedeniyle tıkandığı bildiriliyor. Bu maddeler, Ay’ın güney kutbundaki Shackleton Krateri yakınlarında bir Ay üssünün zeminini hazırlamayı ve Uluslararası Uzay İstasyonu’nun (ISS) faaliyetlerini 2032 yılına kadar uzatmayı içeriyor.

Görüşmelere yakın bir kaynak, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, 119. Kongre dönemi sona yaklaşırken Temsilciler Meclisi’nin Senato tasarısını “ağırdan aldığını” ve bunun gerilimi tırmandırdığını öne sürdü.

Temsilciler Meclisi Bilim Komisyonu’na yakın bir kaynak ise tasarının yıl sonuna kadar çıkacağını savunarak tarafların Noel tatilinden önce bir uzlaşmaya varmak amacıyla resmi metin alışverişini sürdürdüğünü söyledi. Aynı kaynak, “Temsilciler Meclisi süreci bekletmiyor, biz Senato’dan adım bekliyoruz” dedi.

Temsilciler Meclisi şubat ayında kendi tasarısını kabul etmiş ancak metne Ay üssü inşasının önünü açacak veya uzay istasyonunun görev süresini iki yıl daha uzatacak ifadeleri dahil etmemişti.

Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçiler, önceki Kongre döneminde de benzer bir tasarıyı geçirdiklerini ancak o dönemde Demokratların kontrolündeki Senato’nun adım atmadığını hatırlatıyor. Siyasi analistlerin öngördüğü gibi ara seçimlerde Temsilciler Meclisi’nde çoğunluk Demokratlara geçerse, müzakerelerin tamamen başa dönebileceği değerlendiriliyor.

Houston Körfez Bölgesi Ekonomik Ortaklığı Başkanı Brian Freedman, tasarının yasalaşmasının uzay sektörüne güvence sağlayacağını vurguladı:

“Yetkilendirme yasası NASA için kritik önemde. Dokuz yıldır tam kapsamlı bir yasa çıkarılamadı; iki kanadın ortak paydada buluşmasını destekliyoruz. Her iki tasarıda da çok olumlu unsurlar var.”

Kongre en son 2022’de kapsamı dar bir yetkilendirme yasası çıkarmış, tam kapsamlı son yetkilendirme yasasını ise 2017’de onaylamıştı.

Uzay istasyonunun geleceği

Senato Ticaret Komisyonu’ndan mart ayında partiler üstü bir uzlaşmayla geçen tasarı, doğrudan NASA ile istişare içinde hazırlandı. Tasarı, NASA Başkanı Jared Isaacman’ın Ay üssü kurmak için duyurduğu 20 milyar dolarlık planın hayata geçirilmesi yönünde önemli bir adım olarak görülüyor.

Isaacman mart ayında yaptığı açıklamada, “Bu kez hedef sadece bayrak dikip ayak izi bırakmak değil, orada kalıcı olmak” demiş ve NASA’nın en az iki ticari fırlatma sağlayıcısıyla altı ayda bir mürettebatlı iniş gerçekleştirmeyi hedeflediğini duyurmuştu.

Temsilciler Meclisi Bilim, Uzay ve Teknoloji Komisyonu ise Senato’nun getirdiği yükümlülüklerin, konsept tam anlamıyla olgunlaşmadan NASA’yı pahalı bir taahhüdün altına sokmasından endişe ediyor.

Komisyonun yaklaşımını bilen bir kaynak, “Planı beğeniyoruz ancak bu çok maliyetli bir girişim. Gelecek yıllarda NASA’nın elini kolunu bağlamak istemiyoruz” ifadelerini kullandı.

Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçiler ayrıca, yılda birkaç milyar dolara mal olan Uluslararası Uzay İstasyonu’nun 2032’ye kadar mürettebatlı olarak işletilmesini zorunlu kılmaya karşı çıkıyor.

NASA’nın gelecekte bu bütçeyi başka alanlara kaydırmak isteyebileceği kaydediliyor. Cruz ve Senato’daki Cumhuriyetçiler ise istasyonun alçak Dünya yörüngesinde kesintisiz mürettebatla tutulmasını uzun vadeli ABD politikasının bir gereği olarak görüyor.

İstasyon, Temsilciler Meclisi Üyesi Babin’in seçim bölgesi olan Teksas 36. Bölge’deki Johnson Uzay Merkezi bünyesinde yer alan ve 24 saat çalışan Christopher Kraft Jr. Görev Kontrol Merkezi tarafından yönetiliyor.

Senato kanadı, istasyonun merkez için büyük bir gurur kaynağı olmasına rağmen Babin’in süreyi 2032 sonuna kadar uzatan maddeyi neden benimsemediğini sorguluyor.

Buna karşın Temsilciler Meclisi Bilim Komisyonu’na yakın kaynaklar, kendi tasarılarının da NASA’nın 2030 sonrasında istasyonu işletmesine izin verdiğini, ancak kurumu milyarlarca dolar harcamaya mecbur bırakmak istemediklerini belirtiyor.

Bir kaynak, “Bunu sürdürdüğümüz her yıl, alçak Dünya yörüngesinde ticari araçlara geçişi destekleyecek paradan kesilmiş oluyor” dedi.

İki tasarı arasındaki bir diğer temel farkı ise süre oluşturuyor. Senato tasarısı NASA’ya iki yıllık, Temsilciler Meclisi tasarısı ise bir yıllık yetkilendirme sağlıyor. Temsilciler Meclisi müzakerecileri, iki yıllık bir tasarının genel kurulda üçte iki çoğunlukla hızlı usulden geçirilmesinin daha zor olacağını savunuyor.

Eski NASA Genel Sekreteri ve Space Policy Group kurucusu Mike French, Senato tasarısının zamanlama açısından daha avantajlı olduğunu ve daha net bir yön çizdiğini, Temsilciler Meclisi tasarısının ise denetim ve raporlama odaklı kaldığını ifade etti.

French, Temsilciler Meclisi’nin tasarısını Isaacman’ın Artemis hedeflerini açıklamasından önce hazırladığına dikkat çekerek, “Senato tasarısı, Isaacman’ın bu yılın başında ortaya koyduğu genel vizyonla çok daha uyumlu; Ay üssü de bu vizyonun kilit unsurunu oluşturuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Amerika

San Francisco’da yapay zeka sermayesi kiraları artırdı

Yayınlanma

San Francisco’da yapay zeka sektörünün tetiklediği kira artışları nedeniyle kent genelinde tahliye tebligatları yüzde 44 yükseldi. Ortalama tek yatak odalı daire kirasının 4 bin 400 dolara ulaştığı kentte Belediye Başkanı Daniel Lurie acil durum ilan etti.

ABD’nin San Francisco kentinde yapay zeka sektörünün yarattığı sermaye akışı konut kiralarını rekor seviyelere taşırken, tahliye tebligatları geçen yıla kıyasla yüzde 44 arttı.

Yüksek maaşlar ve teknoloji şirketlerinin halka arz beklentileri kentteki konut piyasasında maliyetleri hızla yukarı çekiyor.

The Guardian gazetesinin haberine göre kentte tek yatak odalı bir dairenin ortalama aylık kirası geçen yıla göre yüzde 25’in üzerinde artışla 4 bin 400 dolara çıktı.

Bu tutar ABD genel ortalamasının yaklaşık üç katına denk geliyor. İki yatak odalı dairelerde ortalama kira 6 bin doları bulurken, merkezi noktalardaki dört odalı aile konutlarında rakam 10 bin doları aşıyor.

Nüfusunun yaklaşık üçte ikisi kiracı olan San Francisco’da 160 binden fazla konut kira denetimi kapsamında yer alıyor.

Mülk sahipleri ise yüksek karlı satışlar ya da piyasa rayicinden yeni sözleşmeler yapabilmek için yasal boşluklardan faydalanıyor.

San Francisco Belediye Başkanı Daniel Lurie, yapay zeka sektörünün tetiklediği maliyet artışları gerekçesiyle eylül ayında “kira acil durumu” ilan etti.

Lurie, tahliye davaları için adli yardım bütçesi ayrılmasını, yerinden edilen kiracılara yapılan ödemelerin artırılmasını ve boşalan kira kontrollü konutlardaki zam oranlarına tavan getirilmesini önerdi.

Tahliye bildirimleri ve yasal boşluklar kiracıları zorluyor

Sektör şirketlerinden Anthropic ve OpenAI gibi kuruluşların merkezlerinin yer aldığı SoMa ile Mission Bay bölgelerinde baskı belirginleşiyor.

Turizm ve hizmet sektörü sendikası Unite Here temsilcisi Anand Singh, son aylarda yüzde 40’a varan kira artışlarıyla karşılaşıldığını aktardı.

Ev sahipleri, 1979 yılından önce inşa edilen binalardaki uzun süreli kiracıları çıkarmak için eyalet yasalarındaki Ellis Yasası gibi düzenlemelerden yararlanıyor.

Düzenleme, kiralama faaliyetini sonlandıran mülk sahiplerine tüm binayı boşaltma ve ardından mülkü satma hakkı tanıyor.

Yapay zeka sektöründe çalışan alıcıların gayrimenkullere talep edilen fiyatın 1 milyon dolara kadar üzerinde teklif vermesi, bu yolla yapılan tahliyeleri artırıyor.

North Beach bölgesinde onlarca yıldır aynı kiracıların yaşadığı yedi birimli bir yapının yeni sahipleri, daireleri birleştirerek lüks konutlara dönüştürmeyi amaçlıyor.

Mülk sahipleri ayrıca kira tahsilat yöntemlerini tek taraflı değiştirerek kiracıları ödeme kusuruna düşürme ya da tadilat süreçlerini rahatsızlık verici hale getirerek tahliyeye zorlama yöntemlerini kullanıyor.

San Francisco Konut Hakları Komitesi Direktörü Maria Zamudio, onarımlarla bağlantılı anlaşmazlıklarda geçen yıla göre yüzde 23 artış yaşandığını, yardım hatlarına haftada ortalama 200 çağrı geldiğini kaydetti.

Göçmenler ve dar gelirliler kentten uzaklaşıyor

Özellikle kentin Çin Mahallesi bölgesinde yaşlı ve sınırlı İngilizce konuşan sakinlerin tahliye baskısıyla karşılaştığı bildiriliyor.

San Francisco Tahliye Karşıtı Koalisyon Direktörü Molly Goldberg, bazı ev sahiplerinin kiracıları sınırdışı edilme tehdidiyle sindirmeye çalıştığını aktardı.

Yerinden edilen çalışanlar, 80 ila 140 kilometre mesafedeki Central Valley, Tracy veya Modesto gibi uzak yerleşimlere taşınarak kente gidiş geliş yapmak zorunda kalıyor.

San Francisco İşçi Konseyi Direktörü Kim Tavaglione, hemşire, öğretmen ve itfaiyecilerin de dahil olduğu sendika üyelerinin yalnızca yüzde 7’sinin son zamlardan önce kent sınırları içinde yaşayabildiğini dile getirdi.

Kentteki demografik çeşitliliğin daraldığına işaret eden Ulusal Konut Hukuku Projesi Üst Yöneticisi Shamus Roller, 1970’te yüzde 13 seviyesinde olan siyah nüfus oranının bugün yüzde 5 civarına gerilediğini belirtti.

UCSF Benioff Evsizlik ve Konut Girişimi Direktörü Margot Kushel ise aşırı kalabalık yaşam koşullarının ruh sağlığını bozduğunu, bazı kişilerin kirayı ödeyebilmek için gıda harcamalarından ve temel tedavilerinden feragat ettiğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD rafinerileri küresel arz daralmasıyla rekor kâra hazırlanıyor

Yayınlanma

Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Ortadoğu ve Ukrayna’daki savaşlar küresel akaryakıt arzını daraltırken ABD merkezli rafinerilerin rekor çeyreklik kâr açıklaması bekleniyor. Sene başından bu yana piyasa değerleri 224 milyar dolar artan şirketlerin tesisleri tam kapasiteye yakın çalışıyor.

ABD merkezli petrol rafinerisi şirketlerinin, Ortadoğu ve Ukrayna’daki savaşların küresel akaryakıt arzını daraltması ve ürün fiyatlarını artırması nedeniyle rekor düzeyde çeyreklik kâr elde edebileceği değerledirmeleri yapılıyor.

The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre Wall Street analistleri; Valero Energy, Marathon Petroleum ve Phillips 66 şirketlerinin, neredeyse rekor seviyelere ulaştıkları ikinci çeyrek sonuçlarını geride bırakmasını bekliyor.

Rafineriler, ham petrol maliyeti ile rafine ürün fiyatları arasındaki farkı gösteren ve “crack spread” olarak adlandırılan marjın genişlemesinden faydalanıyor.

Söz konusu marj, Ortadoğu’daki rafinerilerin operasyonel sorunları ve İran savaşı nedeniyle yükseliyor.

Bu süreçte Çin ile diğer Asya ülkelerinin akaryakıt ihracatını düşürdüğü, analiz şirketi Industrial Info Resources verilerine göre eylül ayı itibarıyla küresel rafineri kapasitesinin yaklaşık yüzde 12,1’inin devre dışı kaldığı kaydedildi.

Rafinerilerin kâr beklentileri ve hisse performansları yükseldi

JPMorgan tahminlerine göre Valero’nun üçüncü çeyrekteki vergi öncesi kârı, bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 50, 2022 ortasındaki rekor seviyeye göre ise yüzde 24 artışla 8,95 milyar dolara ulaşabilir.

Piper Sandler ise Marathon’un hisse başına kârının geçen yılın aynı dönemine kıyasla yedi kattan fazla artmasını bekliyor.

Şirketlerin mali sonuçlarının ekim sonu ile kasım başında açıklanması öngörülüyor.

Novi Labs petrol ürünleri piyasası analisti John Auers, şirketlerin mevcut elverişli ortamdan yararlandığını ifade etti.

Her üç üreticinin hisseleri perşembe gününü rekor seviyelerde tamamladı. 2026 başından itibaren değerleri iki katından fazla artan bu şirketlerin toplam piyasa değeri yaklaşık 224 milyar dolar yükseldi. Aynı dönemde S&P 500 endeksindeki artış ise yüzde 13 seviyesinde kaldı.

Auers, şirketlerin yüksek kâr marjlarını geçici gördüklerini, bu nedenle üretimi genişletmek amacıyla yatırıma yönelmekte acele etmediklerini aktardı.

ABD Başkanı Donald Trump ise temmuz ayında petrol şirketlerini aşırı yüksek gelirleri gerekçesiyle eleştirerek bu kazancın bir kısmını tüketicilere iade etmelerini talep etmişti.

Küresel arz açığı ABD ihracatını rekor seviyeye taşıdı

ABD rafinerileri, diğer ülkelerden yapılan sevkiyatlardaki aksamalar üzerine yaz aylarında akaryakıt ihracatını artırdı.

Reuters’ın aktardığı verilere göre, 7 Ağustos ile biten haftada ABD’den yapılan dizel ve fuel-oil ihracatı günlük 1,9 milyon varille rekor seviyeye ulaştı.

ABD ve Hindistan, daha önce Ortadoğu ile Rusya’dan sağlanan ürünlere bağımlı olan pazarlara yönelik sevkiyatlarını yükseltti.

Tesislerin tam kapasiteye yakın çalıştığı ABD’de yüksek üretim seviyesi küresel açığın dengelenmesine yardım ediyor.

Financial Times, temmuz ayındaki değerlendirmesinde yüksek kapasite kullanımının piyasayı kasırga, arıza ve beklenmedik gelişmelere karşı kırılgan hale getirdiğini, herhangi bir aksamanın ağır sonuçlar doğurabileceğini yazmıştı.

Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) Financial Times tarafından aktarılan verilerine göre, ağustos ayı itibarıyla Ortadoğu’daki büyük rafinerilerden yapılan dizel ihracatı savaş öncesi dönemin dörtte birine geriledi; küresel petrol ürünleri üretimi ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla günlük 4 milyon varilden fazla azaldı.

İşlenmiş akaryakıt piyasasının, rafineri kapasitesi açığı ve yüksek taşımacılık maliyetleri nedeniyle baskı altında kaldığı vurgulandı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Díaz-Canel: Küba teslim olmayacak

Yayınlanma

Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel Bermúdez, Barbados bombalaması anmasında yaptığı konuşmada, “Küba teslim olmayacak, Küba satılık değil” dedi.

Küba Komünist Parti Merkez Komitesi Birinci Sekreteri de olan Díaz-Canel, 6 Ekim sabahı Devrim Meydanı’ndaki José Martí Anıtı’nda düzenlenen toplantıyı bir anma etkinliği olarak nitelendirirken, bunun aynı zamanda bir direniş eylemi olduğunu da vurguladı.

Granma’da yer alan habere göre etkinlik, 73 insanın hayatına mal olan Barbados bombalı saldırısının kurbanlarına saygı olarak tertiplendi.

Cubana de Aviación’ın 455 numaralı uçuşu, Barbados’tan Jamaika’ya giden bir Küba uçuşuydu ve uçak 6 Ekim 1976’da düzenlenen bir bombalı saldırı sonucu düşürüldü.

Etkinlikte, Küba’ya yönelik diğer terör saldırılarının kurbanlarının aile üyeleri ve meslektaşlarının yanı sıra ulusal eskrim takımının genç üyeleri, FAR (Devrimci Silahlı Kuvvetler) ve Minint (İçişleri Bakanlığı) mensupları, akademisyenler ve toplumun çeşitli kesimlerinden önde gelen isimlerle bir toplantı düzenledi.

Küba lideri, “Bu, tarihsel hafızayı ön plana çıkardığımız bir buluşma; cezasızlığı kınadığımız bir an ve şu anda içinde bulunduğumuz karmaşık bağlamda inançlarımızı yeniden gözden geçirip pekiştirdiğimiz bir zaman,” dedi.

Díaz-Canel, bu olayın Küba halkına bıraktığı mirası inceleyerek, bunun bir ilham kaynağı olduğunu vurguladı.

Küba liderine göre bu miras, “zorluklar karşısında Devrimi savunmaya devam etmek, imparatorluğun emellerini reddetmek, bu soykırımcı ve terörist politikayı aşmak ve Küba Devrimi’nin kalıcı zaferini pekiştirmeye devam etmek için gereken direnişi ve cesareti güçlendirir.”

6 Ekim 1976’da Cubana de Aviación uçağının havada bombalanmasının ardından halkın yaşadığı “hüzünlü ama destansı” günleri hatırlatan Díaz-Canel, “bu iğrenç eylemin ardından kurbanların ailelerinin yaşadığı deneyimlerin yürek burkan niteliğini” vurguladı.

Küba lideri, “Bunca yıldır kalplerinizde ve zihninizde taşıdığınız o tanıklıklar, o deneyimler ve o yaşam öyküleri gerçekten yürek burkucu,” diye vurguladı.

Ona göre, José Martí Anıtı’nda gerçekleşen bu paylaşım, tüm Küba için, ama özellikle de Kübalı gençler için bir buluşmaydı; “çünkü gerçeklerimiz paylaşılmalı; tekrar tekrar dile getirilmeli. Cevapları bulabilmemiz için bunları yaşadığımız şu ana taşımalıyız.”

Küba lideri şöyle konuştu:

“Fakat gerçek şu ki, saldırıya uğrayanlar yenilgiye uğratılamadı; çünkü ne teslim oldular ne de teslim olacaklar. Savaştılar, savaşıyorlar ve savaşmaya devam edecekler. İşte bu nedenle, bu tarihsel hafızayı ve gerçekleri zihinlerimizde, kalplerimizde ve duygularımızda eksiksiz bir şekilde muhafaza etmenin ve bunları çocuklarımıza, torunlarımıza ve gelecek nesillere aktarmaya, paylaşmaya ve beslemeye devam etmenin önemi budur.”

Kurbanların ailelerine seslenen Díaz-Canel, “Sizin acınız bizim acımızdır; yalnız değilsiniz; anınız bizim anımızdır ve davanız tüm Küba’nın davası olmaya devam etmektedir. Elli yıl önce olduğu gibi aynı kararlılıkla Küba teslim olmaz, Küba satılık değil ve Küba unutmaz,” sözlerini yineledi.

Küba, Barbados saldırısının CIA ve ABD tarafından planlanıp uyguladığını savunuyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English