Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de şirket karları rekor kırdı, ücretler dip yaptı

Yayınlanma

ABD’de Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde şirket karları rekor seviyeye ulaşırken çalışanların gelir payı tarihi dip noktaya geriledi. The Financial Times gazetesi, derinleşen gelir eşitsizliğinin ülkede hoşnutsuzluğu artırarak siyasi kutuplaşmayı ve popülizmi körüklediğini aktardı.

ABD’de Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde şirketlerin elde ettiği karlar tarihi rekor kırarken, çalışanların milli gelirden aldığı pay son yılların en düşük seviyesine indi.

The Financial Times’ın (FT) ABD Ekonomik Analiz Bürosu verilerine dayandırdığı haberine göre, bu durum kamuoyunda tepkileri artırırken ülkedeki siyasi kutuplaşmayı da derinleştirdi.

Ekonomik Analiz Bürosu verilerine göre, ABD merkezli şirketler ikinci çeyrekte yıllık bazda 4,8 trilyon dolarla vergi öncesi rekor kar elde etti. Şirket karlarının toplam milli gelirin yüzde 18’ine ulaştığı ve bunun İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana kaydedilen en yüksek oran olduğu belirtildi. Buna karşılık, çalışanların maaş ve sosyal yardımlardan aldığı pay yüzde 60’a gerileyerek 1950’li yıllardan bu yana görülen en düşük düzeye indi.

Habere göre, düşük ücret politikası uygulayan en büyük şirketlerin üst düzey yöneticilerinin maaşları 2019-2025 döneminde yüzde 41 artış gösterdi. Aynı dönemde medyan çalışan ücretlerindeki artış ise yüzde 21’de kalarak yüzde 26’lık fiyat artışının gerisinde kaldı.

“İki ayrı ekonomi oluştu”

Gazete, şirketlerin elde ettiği aşırı karların eşitsizliği tırmandırdığına dikkat çekti. Temel kazanımların yatırım gelirleriyle yaşayan varlıklı kesime gittiği, orta ve düşük gelirli hanelerin ise yalnızca maaşlara bağımlı olduğu kaydedildi. Enflasyonun ücret artışlarını geride bırakmasıyla birlikte reel saatlik ücretler temmuz ayında yıllık bazda yüzde 0,2 azaldı.

Groundwork Collaborative adlı düşünce kuruluşunun politika direktörü Elizabeth Pancotti tabloyu şu sözlerle değerlendirdi:

“En üst gelir grubunda görülen büyüme, alt kesimlerdeki büyümeyi -eğer böyle bir büyüme varsa- çok ama çok geride bırakıyor. Bugün iki ayrı ekonominin var olduğunu görüyoruz: Biri ana geliri yatırımlardan ve pasif kazançlardan oluşanlar için, diğeri ise her gün çalışan sıradan emekçiler için.”

FT’nin aktardığına göre Trump, gıda yardımı kuponları dahil olmak üzere sosyal yardım programlarında kesintiye giderken, ağırlıklı olarak şirketlere ve zenginlere fayda sağlayan geniş çaplı vergi indirimlerini hayata geçirdi. Şirketler ile yatırımcıların durumu ve düşük gelirli Amerikalılar arasındaki açılan makas, seçmenlerin tepkisini artırarak ülkedeki siyasi bölünmeyi hızlandırdı.

Siyasette popülist söylem yükselişte

Derinleşen eşitsizlik Amerikan siyasetinde popülizm dalgasını güçlendirdi. Cumhuriyetçiler ve Demokratlar popülist söylemlere daha sık başvururken, “Amerika’nın Demokratik Sosyalistleri” ön seçimlerde ılımlı adayları geride bıraktı. New York’ta “şirket açgözlülüğünü” eleştiren Zohran Mamdani belediye başkanı seçildi.

Başkan Yardımcısı JD Vance, çalışanların şirket kararlarına daha fazla dahil edilmesi çağrısında bulunurken, Trump da şirketleri spekülasyon yapmak ve fiyatları fahiş şekilde artırmakla suçladı.

The Washington Post’un ağustos ayında yayımladığı analizde de süregelen yüzde 3,4’lük enflasyon ve yüksek fiyatlar nedeniyle Amerikalıların harcamalarında daha temkinli davrandığı aktarılmıştı.

Tüketici hareketliliğinin genel olarak dirençli kalmasına rağmen, ailelerin indirim arayışına girdiği, daha ucuz ürünleri tercih ettiği ve pahalı hizmetlerden vazgeçtiği vurgulanmıştı.

Moody’s Analytics Başekonomisti Mark Zandi, genel tüketim göstergelerinin borsa artışlarından kazanç sağlayan varlıklı Amerikalılar sayesinde ayakta kaldığını, buna karşılık dar gelirli kesimlerin mali zorluklarla daha fazla yüzleştiğini ifade etmişti.

Trump bir yıl önce, 2018 yılında yürürlüğe koyduğu vergi indirimlerinin süresini uzatan “Büyük ve Güzel Yasa”yı (Big Beautiful Bill) imzalamıştı. Bu yasa, kurumlar vergisinin yüzde 35’ten yüzde 21’e düşürülmesini ve vergiye tabi geliri 600 bin doların üzerinde olan evli çiftler için azami gelir vergisi oranının yüzde 39,6 yerine yüzde 37 olarak uygulanmasını içeriyordu.

FT, söz konusu vergi yasasının eşitsizliği daha da artırdığını, en yoksul hanelerin daha fazla kayba uğrarken zenginlerin kazancını artırdığını aktardı. Bu durumun, kriz sonrasında farklı sosyal kesimlerin kalkınma süreçlerindeki ayrışmayı tanımlayan “K tipi ekonomi” modelini güçlendirdiği belirtildi.

Amerika

Silikon Vadisi, medyaya milyarlar akıtıyor

Yayınlanma

Silikon Vadisi şirketleri, yapay zeka modellerini telif davalarından korumak ve gerçek zamanlı verilerle eğitmek amacıyla ana akım medya kuruluşlarıyla milyar dolarlık lisans anlaşmalarına imza atıyor.

Silikon Vadisi merkezli teknoloji devlerinin ana akım medya kuruluşlarına yönelik yatırımları; doğrudan nakit akışları, teknoloji transferleri ve hukuki stratejiler ekseninde son yıllarda yeni bir boyut kazandı.

Yapay zeka modellerini telif hakkı davalarından korumayı ve internetteki yapay zeka kaynaklı düşük kaliteli içeriklerden arındırılmış yüksek kaliteli, gerçek zamanlı verilerle beslemeyi hedefleyen şirketler, milyar dolarlık bir lisanslama yarışı yürütüyor.

OpenAI agresif lisanslama stratejisiyle öne çıkıyor

Sektördeki en geniş içerik lisanslama portföyünü oluşturan OpenAI, veri satın almanın yanı sıra medya kuruluşlarını yapay zeka entegrasyonu yoluyla kendi ekosistemine dahil ediyor.

Şirket ile News Corp arasında yapılan 5 yıl vadeli anlaşma, 250 milyon doların üzerinde nakit ve teknoloji kredisini kapsıyor. Anlaşmanın yıllık ortalama nakit akışı 50 milyon dolar civarında seyrediyor.

Bu işbirliğiyle The Wall Street Journal, Barron’s, MarketWatch, The New York Post, The Times, The Sunday Times ve The Sun arşivleri ile canlı haber akışları OpenAI sistemlerine açıldı. OpenAI bu verileri GPT modellerinin eğitiminin yanı sıra ChatGPT arama sonuçlarında News Corp makalelerini özetleyip kaynak bağlantısı vererek kullanıyor.

The Media Copilot Citation Study ve pazar dinamiklerine yer veren The Wall Street Journal analizleri, lisans anlaşması yapan yayıncıların ChatGPT alıntılarında yüzde 48 oranında öncelik kazandığını ortaya koyuyor.

OpenAI ayrıca bünyesinde Politico ve Business Insider gibi yayınları barındıran Axel Springer ile 3 yıllık süreç için 25 ila 30 milyon dolar değerinde bir anlaşma imzalayarak kullanıcılara Avrupa ve ABD siyasi haberlerini anlık özetleme hakkı elde etti.

Dotdash Meredith ile yapılan ortaklıkta ise yıllık 16 milyon dolarlık sabit garanti ücretin yanında değişken ticari gelir paylaşımları belirlendi.

IAC finansal bildirimleri ve Adweek verilerine göre; People, Better Homes & Gardens, Lifewire ve InStyle gibi markaların milyonlarca makalesi OpenAI’a aktarılırken teknoloji şirketi de Dotdash Meredith’in reklam hedefleme platformu D.M.A.P.’in yapay zeka ile optimize edilmesine destek sağlıyor.

Diğer taraftan Disney CEO’su Bob Iger ve Sam Altman tarafından duyurulan The Walt Disney Company ortaklığı, 1 milyar dolarlık özsermaye yatırımı ve hisse senedi alma hakkı (varant) kombinasyonunu içeriyordu.

Anlaşma; Disney, Pixar, Marvel ve Star Wars evrenlerinden 200’den fazla karakterin metinden video üreten yapay zeka modeli Sora içinde yasal kullanımını amaçlıyordu.

Ancak The Guardian ve OpenAI Index bildirimlerine yansıyan bilgilere göre, Hollywood’un yapay zekaya yönelik direnci, oyuncu ve seslendirme sanatçılarının hakları ile OpenAI’ın Sora uygulamasına ilişkin önceliklerini değiştirmesi sonucunda milyar dolarlık entegrasyon projesinin operasyonel süreci krize girdi.

OpenAI, geleneksel medyanın yanı sıra alternatif ve yükselen medya platformlarına da yöneliyor. Şirket, geçen nisan ayında TBPN’i satın almıştı. TBPN, ikisi de risk sermayesi dünyasından gelen ortak sunucular John Coogan ve Jordi Hays tarafından sunulan bir podcast. İkili her gün, Los Angeles’taki bir stüdyodan ana akım medyadaki iş veya spor programlarını andıran üç saatlik bir program sunuyor.

Podcast ve ekibi, Clinton yönetimi dönemindeki skandalları yönetmesiyle ün kazanan, deneyimli lobici Chris Lehane’nin sorumluluğu altında. Lehane, OpenAI’nin halkla ilişkiler sorumlusu.

Silikon Vadisi’nin “paralel medya ekosistemi” teknoloji yatırımcılarının girişimlerinden ibaret değil. Örneğin Andreessen Horowitz, kendi medya imparatorluğunu kurmak için büyük yatırımlar yapıyor. Risk sermayesi şirketi, teknoloji yatırım portföyünü sergilemek ve teknoloji yanlısı bir siyaseti öne çıkarmak amacıyla podcast’ler yayınlıyor. Bu kapsamda teknoloji konusunda iyimser bakış açılarını yaygınlaştırmak ve portföylerindeki kurucuları eleştirel bir dış incelemeye tabi tutmadan öne çıkarmak amacıyla Future gibi özel yayın organları kuruldu.

Ayrıca yapay zeka platformu State Affairs (Peter Thiel’in risk sermayesi şirketi Founders Fund ve Khosla Ventures tarafından destekleniyor) gibi teknoloji destekli girişimler, kurumsal aboneler için eyalet yasama verilerini büyük dil modellerine (LLM’ler) aktarmak üzere insan muhabirler istihdam ediyor.

Meta sosyal medya trafiği yerine yapay zeka verisine yöneliyor

Facebook ve Instagram üzerinden geleneksel medyaya aktarılan dış bağlantı trafiğini kısıtlaması nedeniyle yayıncılarla anlaşmazlık yaşayan Meta, çözüm olarak yapay zeka bütçelerini devreye soktu.

The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre şirket, News Corp ve küresel yayıncı havuzuyla yıllık 50 milyon dolara ulaşan çok yıllı anlaşmalar yürütüyor.

Meta, açık kaynaklı Llama modellerinin internet aramalarında ve Meta AI asistanı içinde haber sunarken telif sorunlarıyla karşılaşmaması adına bu yatırımı gerçekleştiriyor.

Şirket verileri doğrudan model ağırlıklarını eğitmek yerine, asistanın kullanıcıya anlık ve yasal haber aktarmasını sağlayan RAG (erişimle zenginleştirilmiş üretim) altyapısında kullanıyor.

Apple yasal sorumluluk şartıyla müzakereler yürütüyor

Yapay zeka alanına “Apple Intelligence” entegrasyonuyla dahil olan Apple, veri toplama sürecini tamamen yasal zeminde yürütmek amacıyla Condé Nast, NBC News ve IAC gibi yayıncı gruplarıyla görüşmeler gerçekleştirdi.

The New York Times ve PCMag‘ın aktardığına göre Apple; Vogue, The New Yorker, GQ, Vanity Fair ve NBC News gibi kurumların onlarca yıllık arşivleri için grup başına çok yıllı ve en az 50 milyon dolar taban fiyatlı teklifler sundu.

Pazarlıkların uzamasındaki temel etkenin, Apple’ın sistem içinde veri işlenmesinden kaynaklanabilecek olası hukuki sorumlulukların yayıncılar tarafından da üstlenilmesini talep etmesi olduğu kaydedildi.

Perplexity AI reklam gelirlerini paylaşıyor

Medya kuruluşlarının intihal ve içerik hırsızlığı suçlamalarıyla karşılaşan Perplexity AI, olası telif davalarının önüne geçmek için “Perplexity Publishers Program” adıyla gelir paylaşım havuzu kurdu.

TIME, Fortune, Der Spiegel ve Los Angeles Times’ın yer aldığı ortaklık kapsamında başlangıçta 42,5 milyon dolarlık nakit havuzu oluşturuldu.

The Wall Street Journal ve Digiday tarafından incelenen modele göre, arama sonuçlarına reklam almaya başlayan Perplexity AI, yanıt üretirken ilgili medya organının makalesinden yararlanması durumunda elde edilen reklam gelirinin yüzde 50 ila yüzde 80’lik kısmını yayıncıya aktarıyor.

Şirket ayrıca bu medya organlarının çalışanlarına kurumsal yapay zeka aboneliği sağlıyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD Federal Ticaret Komisyonu, YouTube hakkında soruşturma yürütüyor

Yayınlanma

ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC), Alphabet bünyesindeki video paylaşım platformu YouTube hakkında kullanıcı hesaplarını askıya alma ve içerik kaldırma uygulamaları nedeniyle soruşturma yürütüyor. Kurum, kullanıcıların platform politikalarıyla yanıltılıp tüketiciyi koruma yasalarının ihlal edilip edilmediğini inceliyor.

ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC), Alphabet Inc. bünyesinde faaliyet gösteren video paylaşım platformu YouTube hakkında tüketiciyi koruma mevzuatının ihlal edilip edilmediğini belirlemek amacıyla soruşturma yürütüyor.

Bloomberg’in konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre kurum, platformdaki kullanıcı hesaplarının askıya alınması ve içeriklerin kaldırılması süreçlerini inceliyor.

Geçen yıldan bu yana sürdürülen soruşturmanın olası bir dava açma aşamasına yaklaştığı belirtildi. Yetkililer, YouTube’un içerikleri engellerken kendi belirlediği kuralları çiğneyip çiğnemediğini ve kullanıcıları yanıltıp yanıltmadığını araştırıyor.

Kurum yetkililerine göre kullanıcılar, belirli içerikleri yayımlamalarına izin verildiği düşüncesiyle platforma kaydolmuş, ancak daha sonra paylaşımlarının silinmesi veya hesaplarının askıya alınması durumuyla karşılaşmış olabilir.

YouTube, 6 Ocak 2021 tarihindeki Kongre baskınının ardından ABD Başkanı Donald Trump’ın hesabını askıya almış, söz konusu hesabı 2023 yılında yeniden kullanıma açmıştı.

Platform ayrıca, hatalı bilgi yayılmasına ilişkin kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle Kovid-19 ve aşılara dair çeşitli içerikleri de sistemden kaldırmıştı.

Dava açılması durumunda şirketin önünde FTC ile uzlaşma sağlama ya da mahkemede savunma yapma seçenekleri var.

Olası bir uzlaşmanın yürürlüğe girmesi için Cumhuriyetçi Parti kontenjanından görev yapan iki ismin, yani FTC Başkanı Andrew Ferguson ile Komisyon Üyesi Mark Meador’un onayı gerekiyor.

Ferguson, şirketlerin paylaşımları ve ifadeleri denetleme biçimlerine ilişkin sorumluluklarına dikkat çekerek, FTC’nin yetki alanındaki tüketiciyi koruma mevzuatının “ürün satan bir şirket için neyse, çevrim içi ifadeye erişim sağlayan bir şirket için de aynı şekilde geçerli olduğunu” dile getirdi.

Kuralların uygulanması gerektiğini vurgulayan Ferguson, “Kurallarınız ne olursa olsun onlara uymak zorundasınız. Tüketicilere platformunuzu kullanıp kullanmamaya karar verirken bir ilke gösterip uygulamada tamamen farklı davranamazsınız” dedi.

Ferguson, belirli bir şirket ismi vermeksizin, içerik denetimi kurallarını ilan eden şirketlerin bu taahhütlerine uyup uymadığını denetleme niyetinde olduklarını kaydetti.

Büyük platformların Kovid-19’un kökeni, maske zorunluluğu, aşıların etkililiği ile güvenliği ve 2020 seçimlerinin dürüstlüğü gibi başlıklarda farklı görüşleri yasakladığını belirten Ferguson, Trump’ın sosyal medya hesaplarının askıya alınmasını da bu kapsamda değerlendirdi.

Öte yandan Meta, çocuklarda sosyal medya bağımlılığına yol açtığı gerekçesiyle ABD eyaletleri tarafından açılan davalarda 17,1 milyar dolara kadar ödeme yapmayı ve bünyesindeki platformlarda gençleri korumaya yönelik önlemleri artırmayı kabul etti.

Hesap açma yaş sınırının 13 olduğu Facebook ve Instagram’da, varılan uzlaşma kapsamında gençlerin günlük kullanım süresi iki saatle sınırlandırılacak, uygulamalar gece yarısından sabah altıya kadar otomatik olarak kilitlenecek. Ebeveynler istedikleri takdirde çocukları için bu kısıtlamaları devre dışı bırakabilecek.

Meta ayrıca beğeni sayılarının gösterimini kapatacağını ve genç kullanıcılara tavsiye akışını devre dışı bırakma seçeneği sunacağını bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Jackson Hole toplantısı başladı

Yayınlanma

Merkez bankası başkanlarını yıllık olarak bir araya getiren Jackson Hole toplantısı Wyoming’de başladı.

Kansas City Federal Rezerv, 1982 yılından bu yana Grand Teton Ulusal Parkı’ndaki bir dağ evinde yıllık ekonomi sempozyumunu düzenliyor.

Bu etkinlik, dünyanın dört bir yanından gelen merkez bankacıları, akademisyenler, diğer etkili ekonomi düşünürleri, politika yapıcılar ve gazetecilerin bir araya geldiği bir toplantı.

Etkinliğin ana içeriği, o yılın konusuyla ilgili önemli iktisadi fikirler üzerine hazırlanan bir dizi bildiriden oluşuyor.

Bu yılın konusu “Finansal İnovasyon: Ödemeler ve Politika Üzerindeki Etkileri” olarak belirlendi.

Fed Başkanı Kevin Warsh, cuma TSİ 17:00’de merkez bankası başkanı olarak ilk kez sahneye çıkacak ve merakla beklenen bir konuşma yapacak.

Geleneksel olarak, Fed Başkanı Jackson Hole konuşmasını özellikle önemli ve uzun vadeli bir mesaj vermek için kullanır.

Warsh, temmuz ayında yaptığı bir açıklamada, “Büyük sorular nelerdir? Verimlilik konusunda gerçekte neler oluyor? Nüfus yapısı konusunda gerçekte neler oluyor? Şokların ortasında küresel ekonomiye gerçekte neler oluyor?” gibi sorular sormak istediğini söylemişti.

Warsh, “Konuşmanın genel bir bakış sunacak mı, yoksa Eylül ile Aralık arasında gerçekleştireceğimiz tüm faaliyetler için daha geleneksel bir çerçeve mi olacağına henüz karar vermedim,” demişti.

Warsh’un o açıklamalarının ardından tahvil piyasasında bir satış dalgası yaşandı ve uzun vadeli faiz oranları hızla yükseldi.

Ekonomi yorumcuları, Warsh’un belirsiz bir tavır sergilemek ve fiyat istikrarı vaatlerini, Fed’in bunu sağlamak için atabileceği adımlara dair bir mesajla desteklemeye isteksiz görünmekle eleştirdiler.

ABD Hazine Bakanlığı, küresel piyasalara iki kez müdahale etti; önce Japon yenini desteklemek için bir Fed mekanizmasını kullandı, ardından uzun vadeli Hazine tahvillerini desteklemek için harekete geçti.

Tüm bunlar, enflasyonu kontrol altında tutmak için gerektiğinde Fed’in faiz oranlarını yükseltmeye ne kadar istekli olduğu ve küresel tahvil ve döviz piyasalarında gelecekteki müdahalelerde Hazine Bakanlığı ile işbirliği yapma rolü hakkında ciddi sorular ortaya atıyor.

Başkanlık görevine gelmeden önce Warsh, ABD tahvil ihracı ve faiz oranları konusunda iki kurum arasındaki sorumluluk sınırlarını netleştiren 1951 tarihli anlaşmayı güncelleyerek Hazine Bakanlığı ile Fed arasında yeni bir mutabakat oluşturmaktan bahsetmişti.

Hazine Bakanlığı’nın daha müdahaleci politikalar izlemeye başladığı bu dönemde, Warsh’ın aklındaki planların bazı ayrıntılarını ortaya koymaya başlamak için şimdi uygun bir zaman olabilir.

Bu yılki katılımcı listesi henüz açıklanmadı fakat geçmişte katılımcılar arasında Fed üyelerinin ve rezerv bankası başkanlarının çoğu ile onlarca yabancı merkez bankasından başkan veya üst düzey bir yardımcıları; uluslararası kuruluşlardan ve mevcut ABD yönetiminden önde gelen iktisatçılar; önde gelen akademisyenler ve özel sektör iktisatçıları.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English