Dünya Basını
Dugin ile Thiel: “Karanlık Aydınlanma” ortaklığı
Çevirmenin notu: Aşağıda okuyacağınız makale, ABD’deki tekno-fütürist ve Trumpist akım ile Rusya’da Aleksandr Dugin ve onun çevresinde cisimleşen muhafazakâr figürlerin ortaklığına işaret ediyor. Bu makaleyi çevirirken, Dugin’in Jeffrey Epstein’i “modernite, Aydınlanma, liberalizm, serbest piyasa, BlackRock ve Palantir” ile ilişkilendiren tweetini görünce önce hayrete düştüm, sonra kendi kendime güldüm.
Oysa aşağıdaki makalede de görüleceği üzere Dugin, Epstein’in “kankalarından” Thiel’in temsicileri ile görüştüğünü kabul etmişti. Dahası, birebir temasın ötesinde, Dugin’in Carl Schmitt ve Martin Heidegger’den mülhem fikirleri açıkça Peter Thiel’inkilerle örtüşmektedir, Dugin bağlantılı enstitüler Thiel’in fikirlerini övmektedir; yani ortada açıkça bir “muhafazakâr enternasyonal” bulunmaktadır. Dahası, Jeffrey Epstein’in kamuoyu önünde dile getirdiği görüşler, açıkça Kantçı klasik Aydınlanma fikrine (“sapere aude”, yani “bilmeye cesaret et”) reddiye gibi görünüyor: Tam da Dugin’in taşeronluğunu üstlendiği, Batı düşünce tarihinde Nietzsche-Kierkegaard-Spengler-Schmitt-Heidegger çizgisindeki anti-modern ve anti-rasyonel gelenekle uyumlu. Thiel ile bağlantıları ifşa olan Dugin’in “hasar kontrolü” için saldırı başlattığını düşünmek çok daha akla uygun.
Karanlık Aydınlanma ve siyasi teolojinin Rusya ile ABD’ye dönüşü
Maria Engström
Riddle
9 Şubat 2026
Bu makalede, hem Rusya hem de ABD’de devlet düzeyinde giderek daha görünür hale gelen yeni bir ideolojik ve kültürel olguyu incelemek istiyoruz: Karanlık Aydınlanma hareketi. Bu hareket, illiberalizm, tekno-optimizm ve Hıristiyan metafiziğinin bir karışımını temsil ediyor.
Öncelikle, Karanlık Aydınlanma’nın Batı versiyonu ve başlıca teorisyenleri hakkında kısa bir genel bakış sunarak, özellikle Peter Thiel’in siyasi teolojisine odaklanacağız. Ardından, Karanlık Aydınlanma ile Rus muhafazakâr devrimin fikirleri arasındaki birkaç önemli paralelliği özetleyeceğiz. Son olarak, Rus muhafazakâr elitlerin Batılı Karanlık Aydınlanma düşünürleri ile aynı çizgide olma arzusunu yansıtan ilk resmi etkinlik olan 9-10 Haziran 2025 tarihlerinde Moskova’da düzenlenen 2050 Gelecek Forumu’nun ön analizini sunacağız.
Karanlık Aydınlanma
Karanlık Aydınlanma veya Neo-Reaksiyoner hareket, Birleşik Krallık ve ABD’deki liberteryen çevrelerde, özellikle Silikon Vadisi’nin teknoloji elitleri ve sermayenin devlet kontrolünden kurtarılmasını ve çağdaş liberal ahlak kurallarına bağlı olmayan bireysel özgürlüğün kullanılması hakkını savunan teknoloji girişimlerini çevreleyen topluluklar arasında ortaya çıktı.
Hareket, liberal ahlakı açıkça anti-demokratik, toplumsal cinsiyet, göçmen ve çevrecilik karşıtlığından oluşan bir platform aracılığıyla eleştiriyor. Kimlik siyasetini ve marjinal gruplara devlet desteğini reddediyor ve aynı zamanda alternatif kültürel çerçeveler ve bağımsız bilgi üretim merkezleri oluşturmak için çalışıyor.
Ne var ki neo-reaksiyonerler, tekno-iyimser, şirketleştirilmiş [corporate] bir gelecek adına sadece bugünü eleştirmekle kalmazlar; aynı zamanda geçmişin belirli siyasi biçimlerinin, yani siyasetin kutsallığının yeniden getirilmesini de talep ederler. Bunu yaparak, Vestfalya Barışı (1648) ve Otuz Yıl Savaşları’nın sona ermesiyle başlayan Avrupa modernitesinin temellerini altüst etmeye çalışırlar.
Hareket, adını İngiliz filozof Nick Land’ın 2012 tarihli manifestosu The Dark Enlightenment’tan [Karanlık Aydınlanma] alır. Land’a göre, 18. yüzyılın eski («parlak») Aydınlanmasının önerdiği hümanizm ve rasyonel yönetim kendini tüketmiştir. Bu, 20. yüzyılın felaketlerine yol açmış ve artık günümüzün karmaşıklıklarını ele almaya muktedir değildir; aksine, insanlığın daha da gelişmesini engellemektedir. Land, kapitalist ve post-hümanist ilerlemeyi engelleyen bir güç olarak “liberal yozlaşma”dan bahseder.
Land, manifestosunda Peter Thiel’in 2009 tarihli “Bir Liberteryenin Eğitimi” adlı makalesinden alıntı yapar. Thiel, Alman-Amerikalı bir girişimci ve teknoloji yatırımcısı, PayPal ve Palantir’in kurucu ortağı ve bugün Donald Trump ve J.D. Vance’in en etkili destekçilerinden biri. Thiel, makalesinde demokrasi ve özgürlük arasında önemli bir ayrım yaparak şöyle der: “Artık özgürlük ve demokrasinin uyumlu olduğuna inanmıyorum.”
Peter Thiel’in yanı sıra, Nick Land’in Neo-Reaksiyon kavramını önemli ölçüde etkileyen Karanlık Aydınlanma’nın diğer önemli teorisyeni, Amerikalı programcı ve blog yazarı Curtis Yarvin’dir. Yarvin, 2007’den itibaren Mencius Moldbug takma adıyla, Unqualified Reservations adlı blogunda modern liberal demokrasiyi eleştirmiş ve «kapitalist feodalizm» olarak adlandırdığı bir geleceği öngörmüştür (Formalist Manifesto, 2007).
Yarvin, devleti bir şirkete dönüştürmeyi öneren neokameralizm kavramını geliştirdi. Yarvin’e göre, demokrasiler doğası gereği verimsiz ve yolsuzluğa meyillidir. Bu nedenle, tek bir CEO’nun kurumsal yönetim ilkelerine dayalı olarak devleti yönettiği, verimliliği ve liderlik ve sonuçlar için doğrudan hesap verebilirliği vurgulayan bir tekno-otokrasi veya CEO-monarşisinin kurulmasını savunur.
Yarvin tarafından geliştirilen bir diğer önemli kavram ise Katedral fikridir. Yarvin’e göre, Katedral, alternatif dünya görüşlerini sistematik olarak bastıran neoliberal epistemeyi şekillendiren entelektüel güçleri, yani üniversiteleri, ana akım medyayı ve kültürel eliti temsil eder. Bu görüşe göre, Katedral gerçek ilerlemenin önündeki bir engeldir ve Karanlık Aydınlanma, gelecekteki siyasi düzenin öncüsü olarak kültürel savaşıyla tam da bu hegemonik yapıya meydan okumayı amaçlar.
Böylece, Karanlık Aydınlanma teorisyenleri, başlangıçta bir karşı kültür hareketi olan bu akıma çok sayıda takipçi çeken üç temel soruyu gündeme getirirler:
- özgürlük ve demokrasi arasındaki ilişki;
- hümanizm ve teknolojik ilerleme arasındaki gerilim;
- kutsal ve eskatolojik olanın siyasete (ve tarihin Tanrı ile insanlık arasındaki bir işbirliği olarak Hristiyan anlayışına) geri dönüşü .
Bu soruların tümü Neo-Reaksiyoner teorisyenler tarafından ele alınır, fakat bazı baskın temalar tespit edilebilir. Katedral ve neo-monarşi kavramları öncelikle Curtis Yarvin’in yazılarında geliştirilmiştir; insan dışı ilerleme ve kapitalizmin hızlanması kavramları Nick Land’ın çalışmalarının merkezinde yer almaktadır; metafiziğin siyasete geri dönüşü ise Peter Thiel’in denemelerinin ve kamuya açık konuşmalarının ana odak noktasıdır.
Bu düşünürleri birleştiren şey, karşı kültür ethosları ve geleceğe yönelik siyasi ve felsefi projeksiyonlara olan ortak bağlılıklarıdır.
Peter Thiel: Karanlık Aydınlanmanın Siyasi Teolojisi
Bu fikirler, Rus versiyonundaki illiberalizmle nasıl bir ilişki içindedir? Rus versiyonundaki Karanlık Aydınlanmaya en yakın paraleli, Stanford’da felsefe okurken tanıştığı René Girard’ın öğrencisi Peter Thiel’in çalışmalarında bulmak mümkün görünüyor.
Thiel, 2004 tarihli “Straussian Moment” [Straussçu An] başlıklı konferansında, Batının güvenlik takıntısını eleştirir ve bunun sivil özgürlüklerin aşınmasına yol açtığını savunur. 11 Eylül felaketinin, iktisadi rasyonalizm ve liberal siyasi düşüncenin başarısızlığını ortaya çıkardığını, çünkü saldırıların rasyonel-iktisadi motivasyonlara değil, dini motivasyonlara dayanan bir siyasi gerçekliğin varlığını ortaya çıkardığını savunur. Şöyle yazar:
“Bu nedenle, tüm insanların homo economicus olmadığı bir dünyayı anlamanın en doğrudan yolu, eski geleneğin bir versiyonuna geri dönmek gibi görünüyor.
[…]
Bugün, sadece kendini koruma dürtüsü, hepimizi dünyaya yeni bir bakış açısıyla bakmaya, garip yeni düşünceler üretmeye ve böylece, yanıltıcı bir şekilde Aydınlanma olarak adlandırılan, çok uzun ve kazançlı entelektüel uykudan ve hafıza kaybından uyanmaya zorluyor.”
Thiel, Carl Schmitt, René Girard ve Leo Strauss’un fikirlerinden yararlanarak Amerika’yı Katechon olarak tanımlar ve Aydınlanmanın siyaset ile dini birbirinden ayırmasını Deccal’in yükselişiyle ilişkilendirir. Diğer yazılarında ve röportajlarında, nükleer çağda somutlaşan Armageddon korkusuyla tüketen Batının Deccal’i unuttuğunu savunur.
Peter Thiel, Ekim 2024’te Stanford Üniversitesi Hoover Enstitüsü ile yaptığı röportajda (Peter Robinson ile Uncommon Knowledge), Deccal’in kıyamet korkularını istismar ederek ve küresel yönetişim yoluyla bir çözüm sunarak ortaya çıkabileceğini öne sürdü. Böyle bir figürün veya sistemin, başlangıçta Hıristiyan değerlerini taklit ederek kendini kurtarıcı olarak sunacağını, ama nihayetinde aşırı devlet kontrolü uygulayarak bu değerleri altüst edeceği konusunda uyardı.
Bu röportajda Thiel, Rus din felsefecisi Vladimir Solovyov’un (1853-1900) 1900 yılında yayınlanan ve Rus distopyalarının en eskilerinden biri olan A Short Tale of the Antichrist (Deccal’in Kısa Hikayesi) adlı eserinden alıntı yapar. Solovyov bu eserde Deccal’i, düzen, barış ve güvenlik vaatleriyle insanlığı baştan çıkaran bir figür olarak tasvir eder.
Trump’ın Silikon Vadisi’ndeki adamı Thiel’in antidemokratik distopyası
Thiel, ideolojik devlet kontrolüne direnerek (Strauss’un ezoterik okuma stratejisinden yararlanarak) ve yapay zeka teknolojilerini geliştirerek Batı için bir yol öngörüyor. Ona göre, bu araçlar Hıristiyan Batının, düşmanının aynadaki görüntüsü haline gelmeden, devam eden dini çatışmalarda galip gelmesini sağlayabilir. Thiel için bu, özgürlüğü feda ederek güvenlik vaat eden Deccal’in cazibesine direnirken Hıristiyan kültürünü korumak anlamına gelir. Thiel, bu siyasi-teolojik dünya görüşünden yola çıkarak Palantir Technologies’i kurmuştur.
Thiel, 2015 tarihli makalesi Against Edenism’de¹ [Edenizme Karşı], Hıristiyanların teosis kavramını (yani Kutsal Ruh’u elde etme ve tanrılaştırma) tekno-optimizm ile ilişkilendirir:
“Bilim ve teknoloji, bu Yahudi-Batı iyimserliğinin doğal müttefikleridir, özellikle de Tanrının bugün, burada, yeryüzünde cennetin krallığını inşa etmek için bizim aracılığımızla çalıştığı eskatolojik bir çerçeveye açık kalırsak… Bu çerçevede cennetin krallığı hem gelecekteki bir gerçeklik hem de kısmen şimdiki zamanda ulaşılabilir bir şeydir.”
Peter Thiel’in, tekno-optimizmi, Deccal’in gelişini engelleyen güç olan Katechon fikriyle birleştiren projesi, Amerikan ve Rus illiberal güçler arasında potansiyel bir ittifak için kavramsal bir temel sağlar. Katechon kavramı, Thiel’in yapay zeka teknolojisi analizinde merkezi bir rol oynar, çünkü Deccal’i engelleyebilecek olan şey, paradoksal olarak, onun gelişini de hızlandırabilir.
Rusya’da Katechon kavramı, 1990’ların ortalarında Aleksandr Dugin tarafından siyasi ve kültürel söyleme dahil edildi. Dugin, Peter Thiel gibi, bu fikri Carl Schmitt’ten almıştır. Metametrica ile yakın zamanda yapılan bir röportajda Alexander Dugin, Thiel’in temsilcilerinin COVID-19 pandemisinden önce kendisiyle görüştüğünü ifşa etti. Dugin’e göre, Thiel’in Muhafazakâr Devrim ve Avrasyacılık fikirlerine olan ilgisini ve Thiel’in Dugin’in Jeopolitiğin Temelleri kitabını okuduğunu konuştular. Thiel ve Dugin’in Moskova’da bir görüşme yapacağı bildirildi.
Thiel ve özellikle makalesi The End of the Future (2011) [Geleceğin Sonu], Rusya’nın önde gelen muhafazakâr düşünce kuruluşu Çargrad Enstitüsü’nün yeni program belgesinde alıntılanmıştır:
“Son 60-70 yılda, gerçek anlamda bilimsel veya teknolojik bir atılım gerçekleşmedi. Buna ilk dikkat çeken kişi, Amerikan sağcı teknokratların lideri Peter Thiel oldu. 2011 yılında yayınlanan ‘Geleceğin Sonu’ başlıklı makalesinde, ‘artık daha hızlı ilerlemiyoruz’ diye belirtti.”
Bu belge, Haziran 2025’te Moskova’da düzenlenen 2050 Gelecek Forumu’nda sunuldu.
2050 Gelecek Forumu: Teknolojik İyimserlik ve Gelenekçilik
9-10 Haziran tarihlerinde, Moskova Devlet Üniversitesi’nin “Lomonosov” İnovasyon Kümesi’nde 2050 Gelecek Forumu düzenlendi. Etkinlik, 2023 yılında Konstantin Malofeev tarafından kurulan Çargrad Enstitüsü tarafından organize edildi. Enstitünün amacı, post-liberal dönemde Rusya’nın gelişimi için stratejik vizyonlar oluşturmak ve dijital ve teknolojik bir gelecek modeli oluşturmak.
Gelecek Forumu 2050, Çargrad Enstitüsü’nün bugüne kadar düzenlediği en büyük etkinlik. Etkinlik, Roscosmos, Rusya Otomobil Modelleme Sporları Federasyonu (FAMS), Robbo ve diğerleri dahil olmak üzere birçok büyük Rus devlet kurumu ve teknoloji şirketinin desteğiyle gerçekleştirildi.
Bu etkinlik, önemli teknokratları ve Hıristiyan gelenekçileri bir araya getiren, Rus ve Amerikan Karanlık Aydınlanma’nın ilk resmi forumu olarak görülebilir. Forumda, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Çargrad Enstitüsü Direktörü Aleksandr Dugin’in yanı sıra, Jeffrey Sachs, Alex Jones, George Galloway, Errol Musk, Peter Tolstoy, Aleksey Çadayev, Sergey Pereslegin ve diğerleri dahil olmak üzere, hem Rus hem de Batılı muhafazakâr (illiberal) çevrelerden önde gelen isimler yer aldı.
Teknoloji milyarderi Peter Thiel’in sızdırılan gizli ‘Deccal’ dersleri
Forumda tartışılan ana konular arasında dış politika ve ulusal çıkarlar, kültür ve geleneksel Hıristiyan değerleri, ileri teknolojiler, bilim ve uzay araştırmaları, demografi ve eğitim yer aldı.
Çargrad Enstitüsü, Rusya’nın yeni ortaya çıkan post-liberal dönemde bir süper güç olarak gelişiminin olası senaryolarını özetleyen Rusya 2050: Geleceğin Vizyonu başlıklı bir rapor hazırladı:
“Liberal küreselleşme ve tek kutupluluk dönemi sona eriyor. Onun yerini yeni bir çok kutuplu dünya alıyor. Yeni bir ‘büyük güçler bütünlüğü’ne, 21. yüzyıl imparatorlukları arasında yoğun bir rekabetin yaşandığı bir döneme giriyoruz.
Küresel anti-liberal dönüşüm, insanlığın post-liberal döneme girişini ve normale dönüşü işaret ediyor. Küresel çoğunluk içinde bu sürecin başlatıcısı ve lideri Rusya’dır.
[…]
Batıdaki anti-liberal dönüşümün sembolü, Trump devrimi ve Trumpizm olgusudur.”
Bu belge, gelenekçilik ve fütürizmin bir karışımını sunuyor. Burada, göçmen işçilerin robotlarla değiştirilmesi ve Mars’a misyonlar planlanması önerileri, Katechon doktrini, otokrasi ve devlet başkanının kutsallaştırılması ile bir arada yer alıyor. Belgede şöyle deniyor:
“21. yüzyılda, Rusya’nın Sınırlayıcı (Katechon) olarak misyonu şudur:
— stratejik çıkarların dengesini düzenlemek ve uluslararası güvenliği ve evrensel olarak tanınan uluslararası hukuk ilkelerine bağlılığa dayalı adil bir dünya düzenini korumak;
— küresel güvenliği korumak ve insanlığın küresel savaş, kaos ve kargaşaya sürüklenmesini önlemek;
— Hristiyanlığı ve Ortodoksluğu, geleneksel kurumları ve değerleri –din, aile, klasik kültür vb.– savunmak.”
Silikon Vadisi eskatolojisi – 2: Çünkü eski düzen ortadan kalktı…
Gelecek 2050 Forumu, Rus ve Batı Teknoloji Sağının ortak hedeflerini vurgulayan ilk yüksek profilli medya etkinliği.
Thiel ve Yarvin’in fikirleri ve projeleri şu anda çeşitli Rus platformlarında geniş çapta tartışılmakta ve yeni bir “Manhattan Projesi” olarak kavramsallaştırılmakta. EFKO Felsefe Çevresi’nin birkaç toplantısı, Mihail Remizov ve Boris Mejuev gibi önde gelen muhafazakâr teorisyenlerin katılımıyla bu konuya ayrılmıştır. Rus analistler, Palantir’in savaşın ilk günlerinden beri Ukrayna’ya yardım ettiğini belirtmekle birlikte, Thiel’in tekno-teolojik düşüncesinin ve çağdaş liberalizme yönelik eleştirisinin önemini de kabul ediyor.
Putin ve Trump ile onların yönetimleri arasındaki ilişkiyi analiz ederken, bu karşılıklı ilgi ve Hıristiyan medeniyet projesine dayanan teknolojik otoriterlik biçimi olarak geleceğe dair ortak vizyon dikkate alınmalı.
¹ Edenizm: Irk, cinsiyet, yaş, yetenek veya türden bağımsız olarak herkesin doğa ve birbiriyle uyum içinde yaşayabileceği inancına dayanan bir hareket. (ç.n.)