Dünya Basını
Emekli Büyükelçi Freeman: İsrail, ABD’yi İran ile savaşa sürüklemeye çalışıyor
ABD’li emekli diplomat Charles W. Freeman, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Washington ziyaretinin, ABD’yi İran ile doğrudan bir çatışmaya çekme stratejisinin parçası olduğunu ve Tel Aviv’in “Büyük İsrail” projesi için Amerikan gücünü kullanmayı hedeflediğini belirtti.
Emekli ABD Büyükelçisi Charles W. Freeman, Yargıç Andrew Napolitano’ya verdiği mülakatta, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Washington’a gerçekleştirdiği ziyaretin arka planını ve bölgesel etkilerini değerlendirdi.
Freeman, Netanyahu’nun ABD Başkanı Donald Trump ile yapacağı görüşmenin temel amacının, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’da askeri yöntemlerle ulaşamadığı hedeflere Amerikan desteğiyle ulaşmak olduğunu savundu.
Freeman, İsrail Başbakanı’nın ajandasını, “İsrail, kendi amaçları uğruna Amerikan onurunu feda etmeye hazır” sözleriyle özetledi.
Freeman, Netanyahu’nun ziyaret tarihini öne çekmesinin nedenini, Trump yönetiminin İran ile müzakere etme eğilimi göstermesinden duyduğu rahatsızlık olarak açıkladı.
Emekli diplomat, İsrail tarafının İran’ın egemenliğini zedeleyecek taleplerde bulunduğunu belirterek, “Netanyahu’nun çok net bir gündemi var. ABD’nin İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfıra indirmesini, füze gücünü yok etmesini ve Batı Asya’daki direniş unsurlarıyla ilişkisini kesmesini talep ediyor. Bunların hiçbiri bağımsız bir devletin kabul edebileceği şartlar değil” diye konuştu.
“Savaş planı İran’ın füze tehdidi nedeniyle ertelendi”
Freeman, Ocak ayı ortasında Mar-a-Lago’da yapılan görüşmede Trump ve Netanyahu’nun İran’a yönelik bir saldırı konusunda prensipte anlaştığını, ancak bu planın İsrail güvenlik bürokrasisinin uyarıları üzerine ertelendiğini ifade etti.
Freeman, “Netanyahu ülkesine döndüğünde, kendi askeri ve istihbarat yetkilileri tarafından bu planın bir felaket olacağı konusunda uyarıldı. İsrail’in, İran’ın olası karşı saldırısını önleme kapasitesinin yetersiz olduğu belirtildi” ifadelerini kullandı.
İran’ın savunma kapasitesine ilişkin detaylı bilgiler paylaşan Freeman, Tahran yönetiminin olası bir saldırıya “tüm gücüyle” yanıt vereceği yönündeki uyarılarını hatırlattı.
Freeman, “Çeşitli kaynaklara göre İran’ın İsrail’e aynı anda 2 bin füze fırlatma planı bulunuyor. Bu, ülkedeki tüm savunma sistemlerini aşacak ve büyük yıkıma yol açacak bir kapasite” değerlendirmesinde bulundu.
Emekli Büyükelçi, bu tehdit algısı nedeniyle Netanyahu’nun ABD’den Abraham Lincoln uçak gemisi ve beraberindeki görev gücünün Güney Çin Denizi’nden bölgeye kaydırılmasını talep ettiğini kaydetti.
İran ile yürütülen diplomatik temasların niteliği
Washington ile Tahran arasında Umman’ın başkenti Maskat’ta yürütülen görüşmelere de değinen Freeman, bu temasları “performans müzakeresi” olarak nitelendirdi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, İsrail lobisinin talepleri doğrultusunda İran’ın füze programının sonlandırılması ve bölgesel desteğin kesilmesi gibi ön şartlar öne sürdüğünü belirten Freeman, İran’ın bu başlıkları tartışmayı reddettiğini aktardı.
Maskat’ta gerçekleşen altı saatlik görüşmede sadece uranyum zenginleştirme konusunun ele alındığını ifade eden Freeman, “Bu görüşmelerde az da olsa bir mesafe katedilmesi veya konuların netleşmesi ihtimali İsrail’i alarma geçirdi. Çünkü Netanyahu ilerleme değil, savaş istiyor” dedi.
Freeman, İsrail’in İran’ı olduğundan daha zayıf, ABD’yi ise manipüle edilebilir bir güç olarak gördüğünü vurgulayarak, “Bu, siyasi bir sihirbaz olan Netanyahu ile Amerikan ve İsrail kurumlarındaki realistler arasında yaşanan bir mücadeledir” yorumunu yaptı.
Rusya ile ilişkilerde güven kaybı
Mülakatta ABD-Rusya ilişkilerine de geniş yer ayıran Freeman, Kremlin’in Trump yönetimine karşı tutumunun giderek sertleştiğine dikkat çekti.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un son açıklamalarını hatırlatan Freeman, Moskova’nın Washington’a olan güvenini kaybettiğini belirtti. Freeman, “Genel olarak uluslararası alanda, ABD’nin bir anlaşma yapma ve buna sadık kalma yeteneğine dair bir güven eksikliği var. Rusya da bu konuda bir istisna değil” diye konuştu.
Freeman, Alaska’da gerçekleştirilen zirvede Ukrayna’daki vekalet savaşının sona erdirilmesi ve ilişkilerin geliştirilmesi yönünde taahhütlerde bulunulduğu izleniminin doğduğunu, ancak sahadaki gelişmelerin bunun tam tersi yönde ilerlediğini kaydetti.
ABD’nin Rus tankerlerine açık denizlerde el koyduğunu, yaptırımları artırdığını ve Rus ekonomisinin geleneksel müşterilerini engellemeye çalıştığını belirten Freeman, “Lavrov, Alaska zirvesinden çıkan sonuçların hayata geçirilmemesinden kaynaklanan bir ihanet duygusunu ifade ediyor” dedi.
“Kushner ve Witkoff’un anayasal yetkisi yok”
Başkan Trump’ın damadı Jared Kushner ve iş insanı Steve Witkoff’un gayriresmi elçiler olarak Moskova ile temas kurma girişimlerini eleştiren Freeman, bu isimlerin anayasal bir statüsünün bulunmadığını vurguladı.
Freeman, bu durumu Woodrow Wilson dönemindeki Albay House örneğine benzeterek, “Bu isimlerin Senato tarafından onaylanmış bir pozisyonu yok, ABD adına konuşma yetkileri yok. Yetkileri tamamen Trump ile olan kişisel yakınlıklarından kaynaklanıyor. Bu, anayasa dışı bir uygulamadır” değerlendirmesinde bulundu.
Freeman, söz konusu elçilerin Moskova’da “kibar ancak son derece şüpheci, hatta reddedici” bir tavırla karşılaşacaklarını öngördü.
Rusya’nın, kurumsal muhataplar yerine kişisel ilişkiler üzerinden yürütülen diplomasiden sonuç alınamadığını gördüğünü belirten Freeman, Trump yönetiminin mevcut politikalarının “Biden dönemi politikalarının devamı” olarak algılandığını ifade etti.
Epstein dosyaları
Röportajın son bölümünde Jeffrey Epstein davasına ilişkin yeni ifşaların ABD ve İngiltere siyasetine etkileri ele alındı. Freeman, İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın, eski bir İngiliz büyükelçisinin de adının karıştığı skandal nedeniyle koltuğunu kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.
Freeman, “İngiliz halkının üçte ikisi Starmer’ın gitmesini istiyor. Parlamenter sistemde parti içi bir kararla görevden alınması muhtemel” dedi.
ABD Kongresi’nde bazı üyelerin Epstein dosyalarındaki sansürlü isimleri açıklama tehdidinde bulunmasını değerlendiren Freeman, bu durumun Amerikan siyasi sınıfının tamamına yönelik bir iddianame niteliği taşıdığını savundu.
Freeman, “Bu ifşalar, Trump’ın da dahil olduğu bir siyasi elitin ahlaki çöküşünü ve bürokratik dokunulmazlığını gözler önüne seriyor. Trump, bu sistemle mücadele ettiğini iddia ederek seçildi ancak kendisi de bu sistemin merkezinde yer alıyor” ifadelerini kullandı.
Freeman, Netanyahu’nun Epstein konusunu Trump’a karşı bir koz olarak kullanıp kullanmayacağı sorusuna ise, “Bunu doğrudan gündeme getireceklerini sanmıyorum. Ancak Netanyahu, Trump’ın dikkatini bu skandaldan uzaklaştırıp bir savaş gündemine çekme arzusunu kullanabilir” yanıtını verdi.
ABD’nin uluslararası imajının ciddi zarar gördüğünü belirten Freeman, “Eskiden ilkeli ve barışçıl bir ulus olarak büyük olmayı hedeflerken, şimdi ‘büyük bir zorba’ olmayı büyüklük sanıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.
Prof. Marandi: İran, ABD üsleri ve enerji altyapısını meşru hedef sayacak