Bizi Takip Edin

AVRUPA

Erdoğan-Putin buluşması Batı’yı alarma geçirdi

Yayınlanma

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin’in iki ülke arasında birçok alandaki işbirliğinin güçlendirilmesine yönelik Soçi buluşması, tüm dünyada ilgiyle takip edilirken, Batı’yı derinden endişelendirdi.

İki ülkenin, doğalgaz ödemelerinin kısmen Ruble ile yapılmasında anlaştığını duyurması; ticari ve ekonomik ilişkilerin genişletilmesine yönelik kararlar alması; enerji, ulaşım, tarım, turizm, inşaat alanlarında işbirliğini artırma kararlılığı ve Suriye’de terör örgütlerine karşı birlikte mücadele mesajları Batı’yı tedirgin etti.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak zirve sonrası yaptığı açıklamada, “çok önemli kararlar alındı” ifadelerini kullanmıştı. Özellikle ikili ticaret hacmini geliştirme doğrultusunda ticarette Ruble ve TL’nin kullanılması ile Rus ve Türk şirketleri için işbirliği koşullarının kolaylaştırılması gündemde. Bankacılık alanında da ortak para birimlerinin kullanılması yönünde mekanizmaların geliştirilmesi görüşülüyor. Rusya’dan dönüş uçağında gazetecilere konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’deki Rusların kartla ödeme yapmasına imkan veren Rusya’nın MIR ödeme kartı sisteminin kullanımı konusunda ‘çok ciddi gelişmeler’ olduğunu söyledi.

Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımları başarısız olan ABD ve Batı ise bu gelişmeler karşısında daha da tedirgin oldu. NATO üyesi bir ülke olarak Rusya’dan S-400 satın alan ve Ukrayna krizinde Rusya’ya yönelik yaptırımlara uymayan Türkiye bu görüşme sonrası NATO içerisinde daha da tartışmalı hale geldi. Zirve sonrası Batı basınında çıkan analizlerde sadece Rusya hedef alınmadı, Türkiye’ye yönelik de ‘yaptırım’ tehditleri öne çıkarıldı.

Türkiye’ye yaptırım tehdidi 

İngiliz Financial Times gazetesinde çıkan analizde, Batılı başkentlerin Ankara ile Moskova arasında gittikçe derinleşen ekonomik işbirliğinden endişe duymaya başladığı vurgulanırken, Türkiye’nin “Rusya’nın yaptırımlardan kaçınmasına yardımcı olması halinde misilleme olarak cezalandırıcı önlemlerle karşı karşıya kalabileceği” uyarısında bulunuldu.

Gazeteye demeç veren 6 Batılı yetkili, Türk ve Rus liderlerin, Soçi’deki toplantının ardından ticaret ve enerji alanındaki işbirliğini genişletme anlaşmasından endişe duyduklarını açıkladı. Bir AB yetkilisi, 27 üyeli bloğun Türk-Rus işbirliğini “giderek daha yakından” izlediğini söyleyerek, Türkiye’nin “giderek daha fazla” Rusya ile ticaret için bir platform haline geldiğine dair endişelerini paylaştı. Bir diğer yetkili ise Türkiye’yi Rusya’ya yönelik yaklaşımından ötürü “fırsatçılıkla” suçlayarak, “Türklerin endişelerimize dikkat etmesini sağlamaya çalışıyoruz” uyarısında bulundu.

Avrupa’da bölünme yaratır

Yazıda, Washington’ın Rusya’nın yaptırımlardan kaçmasına yardımcı olan ülkeleri “ikincil yaptırımlarla” vuracağı konusunda defalarca uyardığı hatırlatılarak, AB’nin ise bu konuda daha ketum davrandığı belirtiliyor. Bir diğer üst düzey Batılı yetkili, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya’ya verdiği taahhütleri yerine getirmesi halinde Rusya’ya yaptırım uygulayan ülkelerin Ankara’ya karşı harekete geçerek şirketlerini ve bankalarını Türkiye’den çekilmeye çağırabileceklerini öne sürdü. Avrupalı ​​bir yetkili de, “Türkiye Rusya’ya çok yakınlaşırsa, herhangi bir olumsuz eylemi dışlamayacağız” ifadelerini kullandı.

Diğer yandan Türkiye’ye yönelik olası yaptırımların AB içinde bölünmelere neden olacağı ve ekonomik çıkarlara zarar vereceği belirtildi. Yazıda yaptırım koşullarının ise altının boş olduğu göze çarpıyor.

Alarm zilleri çalıyor 

Amerikan gazetesi The Washington Post, “Rusya yaptırımların etkisini azaltmak için Türkiye ve diğer ticaret partnerlerine yöneliyor” başlığıyla yayımladığı haberde, Rusya’ya yaptırım uygulamaktan kaçınan bir NATO ülkesinin Kremlin’le ekonomik bağlarını güçlendirmesinin alarm zillerini çaldırdığını belirtti.

Moskova’nın bankacılık, enerji ve sanayi sektörlerindeki yaptırımlardan kaçınmak için Ankara’ya bir teklif sunduğu iddia edilen haberde, Rusya’nın Avrupa Birliği’nin gelecek sene yürürlüğe girecek ambargosundan kurtulmak için Ankara’ya yöneldiği öne sürüldü. Ayrıca, Ankara’nın bu talepleri yerine getirirse, Batı’nın yaptırımlarını açıkça ihlal ederek kendi kurum ve kuruluşlarını riske sokacağı uyarısında bulunuldu.

‘Anlaşmazlık’ beklentisi

Zirve öncesi yayınlanan The Guardian haberinde ise, Putin ve Erdoğan’ın Soçi’de gizli gündemler için bir araya geldikleri iddia edilerek, görüşmenin “Kremlin’in Batı yaptırımlarını atlatmaya yönelik çabalarını” içerebileceği kaydedildi.

The Guardian haberinde, ekonomik işbirliği çabalarına rağmen, iki ülke arasındaki gerilim noktalarına vurgu yapıldı. Türkiye’nin NATO üyesi olduğu ve Ukrayna’ya Bayraktar İHA’larını sattığı hatırlatılırken, Moskova’nın ise Suriye’de Beşar Esad’ı desteklediği ve iki ülkenin Suriye’nin geleceği konusunda anlaşmazlık içinde olduğu belirtildi.

Soçi zirvesi sonrası, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı açıklamalar ve duyurulan ortak kararlar Batı basınının “anlaşmazlık” beklentilerini boşa çıkardı.

Erdoğan, görüşme sonrası yaptığı açıklamada Türk-Rus ilişkilerini şöyle tarif etmişti: “Türk-Rus ilişkileri karşı karşıya kaldığı meydan okumaların üstesinden diyalog ve iş birliği ile gelmeyi hep başarmıştır. Sayın Putin’le tesis ettiğimiz karşılıklı güven ve saygıya dayalı ortak anlayış, ilişkilerimizin teminatıdır. Mevcut şartlar altında önemli olan; ilişkilerimizi ortak çıkarlarımız temelinde ve uluslararası sistem içinde sürdürmek, ileri götürmektir.”

‘Türkiye NATO müttefiklerini kızdırdı’

The New York Times gazetesi görüşmeyi, “Putin ve Erdoğan Soçi buluşmasında işbirliği için daha fazla alan buldu” başlığı ile haberleştirirken, Türkiye’nin “Moskova ve dünyanın geri kalanı arasında ana ticaret köprüsü olduğu bir dönemde ekonomik bağları güçlendirme sözüne” vurgu yapıldı.

Pek çok Batılı ülkenin, “Rusya’nın para birimini zayıflatmayı amaçlayan sert yaptırımlarını körelteceği için” doğalgazda ruble ile ödemeyi kabul etmezken, Türkiye’nin yıllık enerji faturasının önemli miktarda bir kısmını ruble ile ödemeyi kabul ettiğine yer verildi. Rusya’nın ise Türkiye ile işbirliğini ekonomik ve siyasi izolasyonunu hafifletmenin anahtarı olarak gördüğü belirtildi.

İki liderin 3 hafta içinde ikinci kez buluşmasına vurgu yapılırken, Putin’in “Ukrayna’yı işgaline karşı Batı birliğinde çatlaklar bulmaya veya yaratmaya çalışmak için Türkiye ile ilişkileri kullanma ihtimali” olduğu öne sürüldü.

Ankara’nın Rusya’ya karşı Batı yaptırımlarına katılmayı reddederek NATO müttefiklerini kızdırdığı kaydedilirken, ancak diğer yandan Rusya’nın gaz ve tahıl ihraç etmesine yardımcı olan Türkiye’nin Batılı başkentlerin ihtiyacı olan mallar için de faydalı bir çıkış sunduğu itiraf ediliyor.

PKK’ya karşı operasyona destek arayışı

Foreign Policy dergisinin analizinde ise Erdoğan’ın Türkiye’nin Suriye’ye operasyonu konusunda bastırmak için Putin ile görüştüğü öne sürüldü. Diğer yandan iki liderin “iyi bir ilişki sürdürmek için haklı nedenleri olduğu” vurgulanırken, Putin için Erdoğan’ın NATO içinde “güvenilir bir oyunbozan” ve “Rus gazı için istekli bir müşteri” olduğu; Erdoğan içinse Putin’in Türkiye’nin “bağımsız dış politikasını sergilemesine” ve “evde ışıkların açık kalmasını sağlamasına” yardımcı olduğu dile getirildi.

FP analizinde, Türkiye’nin “ABD destekli YPG de dahil olmak üzere bölgedeki Kürt milislere doğrudan bir saldırı” operasyonu düzenlemek istediği kaydedilirken, Erdoğan’ın Soçi buluşmasını bu operasyon öncesi “bazı askeri anlaşmazlıkların giderilmesi” için yaptığı öne sürülüyor. “YPG’yi, Suriye’deki IŞİD’e karşı savaşında önemli bir ortak olarak gören ABD”nin saldırıya karşı Türkiye’yi “defalarca uyardığı” da not ediliyor.

‘Putin ekonomik bağları genişletmek istiyor’

Euronews’in konuyla ilgili haberinde de ekonomik işbirliğine vurgu yapılırken, Erdoğan’ı Soçi’de ağırlayan Putin’in Türkiye ile ekonomik bağları genişletmek istediği kaydedildi. Putin’in, Rus gazının TürkAkım boru hattı üzerinden Avrupa’ya taşınmasında Ankara’nın rolüne dikkat çektiğine değinilen haberde, Rus liderin şu sözlerine de yer verildi, “Avrupalı ​​ortaklar, Rus gazının kesintisiz geçişini sağlayan Türkiye’ye minnettar olmalı”.

AVRUPA

Avrupa’nın savaşa hazırlığı bu şirketleri ihya ediyor

Yayınlanma

Ukrayna savaşı 2. yılını doldururken, Avrupalı silah şirketleri AB’nin ve Britanya’nın savaşa hazırlık çabaları sayesinde büyük paralar kazanıyor.

Financial Times’ta yer alan incelemeye göre, küresel savunma harcamaları geçen yıl 2,2 trilyon dolarlık rekor seviyeye ulaşırken, Avrupa’da soğuk savaştan bu yana görülmeyen seviyeler olan 388 milyar dolara yükseldi.

Savaşla birlikte gelen yeni siparişler, Britanya merkezli BAE Systems, İtalya merkezli Leonardo ve İsveç merkezli Saab da dahil olmak üzere bölgedeki en büyük yedi şirketin toplam birikiminin 300 milyar doları aşan rekor seviyelere yükselmesiyle, Avrupa’nın savunma şirketlerinin kaderini değiştirdi.

Ukrayna’daki savaş, ulusal mühimmat ve diğer topçu stoklarını beklenmedik bir şekilde tüketti ve yalnızca Almanya’nın Rheinmetall ve Finlandiya ile Norveç’in Nammo’suna değil, aynı zamanda daha küçük tedarikçilere de fayda sağladı.

Alman Rheinmetall’in hisseleri dört katına çıktı

Avrupa hükümetlerinin askeri harcama taahhütleri, daha önce birçok yatırımcı tarafından dışlanan sektöre olan ilginin yenilenmesine yol açtı ve bölgedeki şirketlerin hisseleri ABD’li rakiplerinden daha iyi performans gösterdi.

MSCI Dünya Havacılık, Uzay ve Savunma Endeksine göre Ocak 2022’den bu yana hisseleri en fazla yükselen üç şirket sırasıyla Alman Rheinmetall, İsveçli Saab ve İtalyan Leonardo oldu. Bu şirketleri Amerikan Rolls-Royce, Norveçli Kongsberg Gruppen ve İngiliz BAE Systems takip ediyor.

Talepteki büyük artış, dikkatleri Avrupa’nın dört ana mühimmat üreticisine çevirdi. Bunlar Rheinmetall, BAE Systems, Nexter (Fransa) ve Nammo. İngiliz Chemring ve Fransız Eurenco da dahil olmak üzere patlayıcı ve itici gaz tedarikçileri de kazananlar arasında.

Rheinmetall’in hisseleri bu dönemde dört katına çıktı ve şirketi Almanya’nın Dax endeksinde üst sıralara fırlattı. Şirket, topçu mermilerinin üretimini artırmayı taahhüt etti ve toplam satışların 2026 yılına kadar geçen yıla göre iki katına çıkacağını tahmin ediyor.

Radar, optik ve diğer sensörlerin üretiminde öne çıkan Alman Hensoldt ile hava savunma mühimmatı üretiminde uzman İngiliz-Fransız-İtalyan ortak şirketi MBDA da savaşın kazananları arasında. Fransız Nexter de uzun menzilli Caesar obüsünün üretimini artırıyor.

Tekellerin yanı sıra küçükler de ellerini ovuşturuyorlar

Bazı daha küçük üreticilerin de gelirleri arttı. Bir aile şirketi olan Britanya merkezli William Cook, Birleşik Krallık hükümetinin Sovyet döneminden kalma zırhı için Ukrayna’ya yedek palet tedarik etme sözleşmesi sayesinde savunma işindeki gelirlerinin 2022’den 2023’e yüzde 20 arttığını gördü. Avrupa’daki iki tank paleti üreticisinden biri olan şirket, bu yıl yüzde 40’lık bir artış daha bekliyor.

Grubun ticari direktörü, “Ne zaman ve nasıl biterse bitsin, Ukrayna’daki savaş NATO ve müttefiklerine Avrupa’daki zırhlı savaş çağının bitmediğini ve ordularını buna göre donatmaları ve eğitmeleri gerektiğini hatırlattı,” dedi.

Tanklar ve fırkateynler için dişli kutuları ve şanzımanlar üreten Bavyeralı savunma tedarikçisi Renk’in CEO’su Susanne Wiegand, Avrupa hükümetlerinin askeri yeteneklerini artırmaya çalıştıkları süratin daha fazla standardizasyonu teşvik edeceğini söyledi.

Bunun, savunma tedarik zincirlerindeki darboğazların ele alınmasına yardımcı olacağını ve şirketlerin ölçek büyütmesine izin vereceğini de söyledi.

Birçok yan sektörde patlama yaşanıyor

Ukrayna savaşı ile birlikte özellikle mühimmat üretiminin artırılması için çabalar artsa da birçok başka alandaki talep de yükseliyor.

İsveç’in savunma tekeli Saab, Gripen savaş uçağının üreticisi olarak daha iyi biliniyor olsa da şirketin diğer silahlarına yönelik talep de Ukrayna nedeniyle arttı.

Saab’ın ürünleri arasında öne çıkanlar arasında, Britanya’dan Ukrayna’ya gönderilen NLAW tanksavar füzeleri de yer alıyor.

BAE Systems, Airbus ve Leonardo’nun sahibi olduğu Avrupa’nın en büyük füze üreticisi MBDA, 2022’de 9 milyar avroluk sipariş aldıktan sonra, geçen yıl Polonya ile hava savunma teçhizatı için 6 milyar sterlinlik sözleşmelerin yanı sıra füze üretimini artırmak için Almanya ve Fransa ile sözleşmeler imzaladı.

MBDA’nın CEO’su Éric Béranger, “Savaş alanında, endüstrinin yüzleşmek için uyum sağlaması gereken tehditlerin hızlı bir şekilde evrimleştiğini görüyoruz. Hava savunma teçhizatı yüksek talep görüyor,” dedi. 

Sensörlerin yanı sıra hava savunma radarları da üreten Alman Hensoldt da ürünlerine olan talebin arttığını gördü. İcra kurulu başkanı Thomas Müller geçen yıl şirketin ön sipariş almadan radar ürettiğini söyledi ki bu, Ukrayna’daki savaştan önce düşünülemeyecek bir şeydi.

Diğer yararlanıcılar arasında Paris merkezli savunma elektroniği grubu Thales de yer alıyor. Şirket, Dassault Aviation’ın Rafale jeti için parçaların yanı sıra ordular için iletişim ekipmanı ve karadan havaya füzeler için radarlar tedarik ediyor ve Belfast’taki tesisinde İngiltere için NLAW monte ediyor.

Startup-konvansiyonel üretici işbirliği

Ukrayna savaşı sensörler, robotik ve insansız sistemler gibi ‘yenilikçi’ teknolojiler için bir test alanı olduğunu kanıtladı. Bunlardan bazıları daha küçük, teknoloji odaklı şirketler tarafından geliştirildi.

Avrupa savunma teknolojisi girişimi Helsing’in eş CEO’su Gundbert Scherf, Ukrayna’daki çatışmanın yeni yenilikçilerin rakip olarak değil, geleneksel ana yüklenicilerle birlikte çalışabileceğini gösterdiğini söyledi.

2021’de kurulan Helsing, büyük miktarda veriyi işlemek ve savaş alanlarının gerçek zamanlı resimlerini oluşturmak için bilgileri analiz etmek için yapay zeka kullanıyor.

Bu küçük şirketlerin ürünlerini Ukrayna’da hızlı bir şekilde dağıtması, savunma sanayisini ‘kasıp kavuran değişikliklerin’ altını çiziyor.

Portekiz ve Birleşik Krallık’ta faaliyet gösteren Tekever, Ukrayna’daki etkinlikleri bir sıçrama tahtası olarak kullanan bir dizi küçük drone üreticisi arasında yer aldı. Şirket, sivil ve askeri insansız hava sistemleri geliştirdi.

Ukrayna’da konuşlandırılan ürünlere sahip diğer startup’lar arasında, otonom araçları yaralıları taşımak ve savaş alanındaki askerler için yolları temizlemek için kullanılan Estonyalı Milrem Robotics yer alıyor. Monako merkezli MARSS Group tarafından yapılan bir gözetleme platformu, Ukrayna’daki kritik altyapıyı insansız hava araçları gibi tehditlerden koruyor.

Devletlerin savunma sistemleri tedariki de daha hızlı ve atik teknoloji şirketlerinin sunduğu hızlı gelişmelere ayak uydurmak için uyum sağlamak zorunda kalacak. Tekever CEO’su Ricardo Mendes, “Yazılım özellikli cihazlara geçiş, çevik, yinelemeli geliştirme döngüleri gerektirir,” dedi. 

Okumaya Devam Et

AVRUPA

İngiltere’de yaklaşık 15 bin Ukraynalı mülteci evsiz kaldı

Yayınlanma

The Daily Telegraph gazetesinin aktardığı İngiltere Bölgesel Kalkınma ve İskan Bakanlığı verilerine göre ülkede en az 15 bin Ukraynalı mülteci evsiz kaldı ve bu sayı, toplam mülteci sayısının yaklaşık yüzde 7,5’ine tekabül ediyor.

Halihazırda İngiltere’de Ukraynalıların iltica edebilmeleri için bir program yürürlükte. Bunun için mültecilere barınma garantisi verecek ya da ayrı bir konaklama için ödeme yapacak kişiler, hayır kurumu ya da topluluklardan davetiye almaları gerekiyor.

Hükümet, mültecileri kabul eden Britanyalılara ayda 350 pound (445 dolar) ödüyor. Bu miktar, ilk yıldan sonra aylık 500 pounda (635 dolar) yükseliyor.

Yaklaşık 130 bin Ukraynalı bu program kapsamında ülkeye taşındı. Gazetenin muhatapları, pek çok Ukraynalı mültecinin evsiz kaldığını çünkü sponsorların sadece altı ay boyunca kalacak yer sağlamayı taahhüt ettiklerini ve daha sonra kendi takdirlerine göre hareket edebildiklerini belirtti.

Sponsorluk programına ek olarak Londra, Rusya’nın askeri müdahalesinden önce ülkede yaşayan Ukraynalıların akrabalarının ülkeye gelmesine izin vermek için bir aile birleşimi programı başlattı.

Bu programdan 70 binden fazla Ukrayna vatandaşı yaralandı. Fakat program 19 Şubat’ta iptal edildi. Başta her iki program da Ukraynalı mültecilere üç yıllık vize verilmesini öngörüyordu. Bu hafta vizelerin 18 ay daha uzatılacağı açıklandı.

İspanya, son iki yılda 200 binden fazla Ukraynalı mülteci kabul etti

Bununla beraber EFE haber ajansı, İspanya’nın iki yıl önce çatışmaların başlamasından bu yana yaklaşık 201 bin Ukraynalı mülteciyi kabul ettiğini bildirdi.

Habere göre bu rakam, İspanya’yı Şubat 2022’den bu yana Avrupa’da en çok Ukraynalı kabul eden beşinci ülke yapıyor.

Ayrıca şu anda İspanya’ya gelen yaklaşık 20 bin mültecinin iş bulmayı başardığı ve 29 bin çocuğun yerel okullara yerleştirildiği kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri (BMMYK) Filippo Grandi’nin ocak ayı sonunda yaptığı açıklamaya göre 10 milyondan fazla insan, yani Ukrayna nüfusunun neredeyse dörtte biri, devam eden çatışmalar nedeniyle son iki yılda ülke içinde ya da dışında yer değiştirmek zorunda kaldı.

Okumaya Devam Et

AVRUPA

Çipras Syriza liderliği için tekrar seçim yapılmasını istedi

Yayınlanma

Yunan muhalefet partisi Syriza’nın liderliğinden istifa etmesinden bu yana aylarca süren sessizliğin ardından, partinin eski lideri ve eski başbakan Aleksis Çipras, devam eden bölünmelerin artması nedeniyle partinin liderliği için yeni seçim çağrısında bulundu.

Yaptığı uzun açıklamada Çipras, solcu politikacıları ‘çeşitli konularda sürekli olarak tartıştıkları’ için şiddetle eleştirdi. Çipras’a göre bu tartışmalar, ‘solcuları ve toplumu, Yunan siyasetinde hakim olan iktidardaki muhafazakâr Yeni Demokrasi (ND) ile yüzleşme’ hedefinden uzaklaştırdı.

Çipras, “Partimiz uzun süreli ve derin bir kriz içinde. Bununla birlikte, dört aydan kısa bir süre içinde, ülke […] rejimin otoriterliği ve hukukun üstünlüğünün baltalanması koşullarında AB seçimlerine gidiyor,” dedi.

Syriza’nın yeni lideri Kasselakis: Biden gönüllüsü, Goldman Sachs yöneticisi

Haziran 2023’te Çipras, ND’nin yaşattığı seçim yenilgisinin ardından Syriza liderliğinden istifa etmişti. Bunu parti içi seçimler izledi ve yerini Yunan siyasetinde birçok kişinin ‘yabancı’ olarak tanımladığı Stefanos Kasselakis aldı.

Kasselakis Yunanistan’da doğdu fakat 14 yaşında ABD’ye göç etti. Denizcilik sektöründe başarılı bir kariyer izleyen yeni başkan, Goldman Sachs’ta çalıştı ve Joe Biden’ın 2008’deki senatörlük kampanyasında gönüllü olarak faaliyet yürüttü.

Yeni Syriza liderinin bu ‘CV’si parti içindeki solcu gruplar tarafından şiddetle eleştirilmişti. Kasselakis partinin liderliğini devraldıktan sonra, birkaç önemli üye partiden ayrıldı ve Yeni Sol Parti’yi kurdu.

Avrupa Parlamentosu seçimleriyle ilgili son anketlere göre Yeni Demokrasi yüzde 28,5, Pasok yüzde 11,7, Syriza ise yüzde 10,4 oy alıyor. Yeni Sol’un oy oranı ise sadece %1,9.

Çipras, “Partiyi yaklaşmakta olan seçim mücadelesine yönlendirmek için, onun [Kasselakis] bu kritik anda çoğunluğun güvenine sahip olduğu açık olmalı,” dedi ve yeni seçimlere ihtiyaç olduğunu da sözlerine ekledi.

Kasselakis’e yönelik sözlerine rağmen, Çipras başkanlık seçimlerinde yeni liderin önüne açmıştı.

Syriza’da iç muhalefet partiden koptu

Çipras yaptığı açıklamada, mevcut liderliğe ve partinin liderliğini kaybettikleri için ayrılanlara hücum etti. Çipras Yeni Sol’a yönelik olarak, “Partiden ayrıldılar çünkü liderlik savaşını kaybettiler. Parçalanmaya kim neden olursa olsun, kazanan bizim siyasi rakibimizdir,” dedi.

Eski başbakan, Kasselakis’i, AB seçimlerinin sonucu ne olursa olsun parti liderliğinde kalacağını öne süren son açıklaması nedeniyle de eleştirdi. Çipras, “Kasselakis’in, Avrupa Parlamentosu seçimlerinin sonucu ne olursa olsun üç yıllık açık çek istediği söyleniyor. Bu, seçim başarısızlığını göz ardı etmek ve sonuçlarını görmezden gelmek demek,” dedi.

Eski başbakan, partide ‘sessizce seçim başarısızlığını isteyerek Kasselakis’i suçlamayı bekleyenler’ olduğunu da savundu.

Pek çok kişi tarafından siyasi olarak deneyimsiz ve sol değerlerden uzak olmakla suçlanan Kasselakis, yeni seçimlere açık görünüyor. Syriza lideri perşembe akşamı yaptığı açıklamada, “Bana bir rakip bulun ve seçime gidelim,” dedi.

Documento Journal, mart ayının ilk yarısında yeni seçimlerin beklendiğini bildirdi.

Kasselakis’e karşı kimin yarışacağı henüz belli değil. Fakat pek çok kişi Çipras’ın ani müdahalesini Yunan siyasetinde bariz bir geri dönüş olarak yorumlarken, söylentiler eski başbakanın daha geniş planları olabileceğine işaret ediyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English