Avrupa
Farage, vergi indirimlerine ilişkin planlarından vazgeçiyor

Nigel Farage, partisinin “iktisadi güvenilirliğini” güçlendirmek için 90 milyar sterlinlik vergi indirimi vaadinden vazgeçecek.
Reform UK lideri, gelecek ay ekonomiyle ilgili ilk büyük konuşmasında, harcamaları azaltmadan, kamu hizmetlerinde derin kesintiler yapmadan ve hükümet harcamalarını finanse etmek için borçlanmayı yasaklamadan vergileri düşürmeyeceğine söz verecek.
Muhafazakârlar tarafından iktisadi politikalarına yönelik eleştirilerin yoğunlaştığı bir haftanın ardından “mali sorumluluk” mesajları vermeye başlayan Farage, The Times gazetesine verdiği demeçte, “Bir sonraki seçimde, titiz ve tüm maliyetleri hesaplanmış bir seçim bildirgesi sunacağız. Reform Partisi, İşçi Partisi ve Muhafazakâr Parti’nin uzun süredir yaptığı gibi borçlanarak harcama yapmayacak; bunun yerine, vergi indirimlerini uygulamadan önce tasarruf yapılmasını sağlayacağız. Önümüzdeki haftalarda bu konuyla ilgili daha fazla şey söyleyeceğim,” dedi.
Parti üst düzey kaynakları, Farage’ın partisinin 2024 manifestosunu resmi olarak iptal edeceğini ve akaryakıt vergisi, gelir vergisi, kurumlar vergisi ve veraset vergisi alanlarında öngörülen dramatik kesintileri yeni politikalarla değiştireceğini açıkladı.
Farage’ın açıklamaları, partinin programını yumuşatarak siyasi rakiplerinin ve iktisatçıların eleştirilerini önlemeye kararlı olduğunu en açık şekilde ortaya koyuyor. Farage, gelecek ay yapacağı konuşmada ilk kez iktisadi felsefesini açıklayacak.
Hem İşçi Partisi hem de Muhafazakârlar, son haftalarda Reform UK’in mali programını zayıflatmaya çalıştı. Gölge maliye bakanı Sir Mel Stride, geçen hafta Tory konferansında yaptığı konuşmada Reform’u “gerçeklikten tamamen kopuk popülist bir alternatif” olarak eleştirdi.
Bazı kamuoyu yoklamaları, seçmenlere ekonomi konusunda en çok hangi partiye güvendiklerini sorduğunda Muhafazakârların Reform’un önünde olduğunu gösteriyor.
Reform ile aynı çizgide olan Centre for a Better Britain’ın genel müdürü Jonathan Brown, bağışçılar ve “zengin kararsız seçmenlerin”, “potansiyel bir hükümetin güvenilir bir planla bütçe açığını azaltıp vergileri düşürebileceğine ve Liz Truss’un hatalarını tekrarlamayacağına dair güvenceye” ihtiyaçları olduğunu söyledi.
Farage’ın yardımcısı Richard Tice, geçen ay BBC’ye verdiği demeçte, Reform’un 2024 manifestosundan sapma olasılığının yüksek olduğunu ve vergileri hemen düşürmek yerine “tasarruflara odaklanacağını” söylemişti.
Tice, “Sözümüz, para tasarrufu yapmak ve düzenlemeleri azaltmak. Bunu gerçekleştirdikten sonra, vergi indirimleri konusunda yol haritasını belirleyeceğiz,” dedi.
Farage, manifestonun ilkelerine bağlı kaldığını vurgularken, harcamalar azaltılana kadar vergileri düşürmeyeceğine dair bir söz vererek daha da ileri gitti.
Farage, Reform’un daha önce vergi muafiyeti olan kişisel indirimi 20.000 sterline çıkarma vaadinin “hedeflenmesi gereken bir amaç” olduğunu da açıkladı.
Farage, “Hedefimizin 20.000 sterline ulaşmak olduğunu söyledik. Şimdi bakın, bu hedefe ulaşmak için gerçek bir iktisadi büyüme olması gerekecek. Ama bu, ulaşmamız gereken bir ödül, bir hedef mi? Kesinlikle öyle,” diye ekledi.
Reform, kısmen kamulaştırılmış nükleer santrallere yatırım programı ile büyümeyi teşvik etmeyi ve enerji maliyetlerini düşürmeyi, çoğu göçmene sosyal yardım ödemelerini yasaklayarak ve kamu sektörü ve kamu hizmetlerinde daha önce vaat edilenden daha derin kesintiler yaparak hükümet harcamalarını azaltmayı taahhüt ediyor.
Farage şöyle devam etti:
“Net sıfır politikalarına, yabancılara sağlanan yardımlara ve İngiltere Merkez Bankası’nın müsrif davranışlarına son verme taahhüdümüz değişmez. En büyük vergi mükelleflerini geri getirecek, işletmeleri, özellikle küçük işletmeleri teşvik edecek ve kendi petrol ve gazımızı üreteceğiz. 2024 belgesi kamu hizmeti harcamalarında kesintiler öneriyordu, ancak biz bu kesintileri artıracağız. Genel harcamaları azaltacak, bir sanayi politikası uygulayacak ve iş ve başarıya yönelik tutumlarda kültürel bir değişim sağlayacağız.”
23 Ekim’deki Galler (Caerphilly) ara seçimleri öncesinde seçim kampanyasında konuşan Farage, gölge maliye bakanının adını açıklamasını isteyen taleplere yanıt vermedi, fakat yakında iş dünyasından destek alabileceğini ima etti.
Parti yetkilileri, endüstriden birkaç önemli ismin Reform kabinesinde görev almaya istekli olduklarını özel olarak belirttiklerini ileri sürdü.
Farage, “Şu andan itibaren bütçeye kadar yeni bir kampanya başlatacağız; iktisadi bir kampanya… çok etkili olacak. Siyasetin dışından, kendi dünyasında son derece başarılı olmuş bir başka tanınmış kişi siyasete girecek,” dedi.
Ekonomi konusunda “tam bir tutum değişikliği” vaat eden Farage, “Biz kurumsal [corporate] düşüncenin hakim olduğu bir parti değiliz. Muhafazakârlar ve İşçi Partisi, kurumsal düşüncenin hakim olduğu partiler,” dedi.
Avrupa
Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.
Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.
The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.
Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.
Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.
Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.
“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.
Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.
Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.
Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.
Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.
17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.
BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.
Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.
Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.
Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.
Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.
Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.
Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.
Bu kapsamda iki soru sorulacak:
- Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
- Beklentileriniz nelerdir?
Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.
Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.
Avrupa
Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.
Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.
Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.
Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.
Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.
İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).
Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.
BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.
Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.
Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.
Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.
Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.
Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.
Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.
Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.
Avrupa
AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.
Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.
Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.
Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.
Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.
Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Ortadoğu2 hafta önceKörfez ülkeleri, İran ile ilişkilerin “resetlenmesini” istiyor
Rusya1 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri











