Bizi Takip Edin

Avrupa

Fransa’da çiftçi protestoları yayılıyor

Yayınlanma

Protestocu çiftçiler salı günü Fransa genelinde yolları kapattı ve sendikalar hükümeti daha düşük tüketici fiyatları hamlesini yumuşatmaya ve çevre düzenlemelerini azaltmaya çağırdı.

Retuers’in haberine göre Paris’in kuzeyindeki Beauvais yakınlarındaki A16 otoyolunun kapatılmasını örgütleyenlerden Luc Smessaert, “Onlar bu işin arkasında, hayatlarını kazanmak için, yeniden haysiyet elde etmeye ihtiyaç duyan kadın ve erkeklerin olduğunu tamamen unuttular,” dedi.

Hükümet, gıda sektörüne süpermarket fiyatlarını düşürmesi için baskı yaparak enflasyonla mücadelesi ettiğini söylüyor. Fakat köylü üreticiler, tedarikçiler ve perakendeciler yıllık fiyat görüşmelerini tamamlarken Avrupa’ya yayılan tarımsal protestolar yoluyla birçok çiftçi bu politikaya karşı çıkıyor.

Romanya hükümeti, protestocu çiftçilerle anlaştı

‘Yeşil düzenlemeler’ de çiftçileri zorluyor

Jeunes Agriculteurs (Genç Çiftçiler) sendikası başkanı Arnaud Gaillot, “Başbakan çok somut açıklamalar yapmadığı sürece barikatları kaldırmayacağız … Konuşma zamanı sona erdi, harekete geçilmesi gerekiyor,” dedi.

Sendika yetkililerinin pazartesi akşamı Attal ile görüşmesinden saatler sonra, yeni traktör konvoyları gece ülke genelinde yolları kapatmak için yola çıktı ve çiftçilerin haksız fiyatlar ve vergilerin yanı sıra ‘aşırı yeşil düzenlemeleri’ protesto etti.

Çiftçiler, şikayetleri arasında traktör yakıtından alınan vergileri, ucuz ithalat, su depolama sorunları, perakendecilerden gelen fiyat baskıları ve bürokrasiyi gösteriyor.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron X’ten yaptığı açıklamada, “Çiftçilerimize: Hükümetten, karşılaştığınız zorluklara somut çözümler sunmak için tam olarak harekete geçmesini istedim,” dedi.

AB’nin en büyük tarım üreticisi olan Fransa’da tarım ve tarımsal fiyat politikası her zaman hassas bir konu olageldi.

Hükümet, Marine le Pen ve partisi Ulusal Birlik’in (RN) güç kazanmasından endişe ederken, Tarım Bakanı Marc Fesneau, “Demagojiye ve basit cevaplara teslim olmamalıyız. Demagoji ve basitlik, özellikle de bunun gibi bir kriz olduğunda yapılacak en kötü şeylerdir,” dedi.

Almanya’da hükümet geri adım atmadı: Çiftçi eylemleri yeniden başlıyor

Enflasyonla mücadele ve perakendecilerin baskısı

Tarım lobisi, öfkenin esas olarak Maliye ve Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire’nin öncülük ettiği ‘enflasyonla mücadele’ çabaları ile perakendecileri ve gıda devlerini fiyatları düşürmeye çağırmasından kaynaklandığını söylüyor.

FNB sığır çiftçileri sendikası başkanı Patrick Benezit bir basın toplantısında, “Fiyatlar bir numaralı önceliktir,” dedi ve tedarikçiler üzerindeki baskının çiftçilere aktarıldığını ve bazılarını gerçek maliyetlerin altında satmaya zorladığını ve bunun da adil fiyatları garanti etmeyi amaçlayan yasaya aykırı olacağını söyledi.

Benezit ayrıca, Latin Amerika ile Mercosur anlaşması gibi serbest ticaret anlaşmalarını müzakere ederken, AB’nin daha katı çevre düzenlemesi için bastırmasının ortaya çıkardığı ‘çelişkiyi’ de eleştirdi.

Bu arada Avrupa Komisyonu salı günü yayınladığı bir raporda, AB çiftçilerini ve üreticilerini desteklemek için 2014 ile 2023 yılları arasında 2,5 milyar avro (2,7 milyar dolar) değerinde 63 önlem alındığını açıkladı.

Öte yandan otuzlu yaşlarındaki bir Fransız çiftçi ve 12 yaşındaki kızı, protestolar sırasında bir arabanın barikata çarpması sonucu öldü. Bakan Fesneau, bunun ‘herkes için bir trajedi’ olduğunu söylerken, kazanın meydana geldiği bölgenin savcısı olayın ‘kasıtlı bir biçimde’ yaşanmadığını açıkladı.

Polonya hükümeti, Ukrayna sınırını kapatan çiftçilerle anlaşmaya vardı

Fransız çiftçilerin hareketi Avrupa’daki diğerleri ile birleşebilir

Fransa’nın en büyük tarım sendikası FNSEA, önümüzdeki haftalarda ülke çapında protestolar düzenlemeyi düşündüğünü söyledi.

FNSEA başkanı Arnaud Rousseau, pazartesi günü France Inter radyosuna verdiği demeçte, hareketin hızlandığının bir işareti olarak, “Bugünden başlayarak, tüm hafta boyunca ve gerektiği sürece, belirli sayıda eylem düzenlenecek,” dedi.

Almanya, Polonya ve Romanya’daki çiftçi protestolarının yayılmasından korkan hükümet, bu hafta tartışılması planlanan bir tarım yasası taslağını geri çekti.

Sendika lideri Gaulliot ise, “Cevap yoksa büyük bir çiftçi hareketinin arifesinde olabileceğimizi düşünüyorum. İrtibatta olduğumuz Avrupalı komşularımız bizi arıyor,” diyerek hareketin Avrupa çapında olduğuna işaret etti.

Avrupa

İspanya ve İtalya sınır kontrollerini bitirecek

Yayınlanma

İspanya ve İtalya, geçen Temmuz ayında göç krizinin ardından başlayan sınır kontrollerini askıya alma konusunda anlaşmaya vardı.

Yaz aylarında Fas’tan Ceuta’ya gerçekleşen kitlesel göçmen geçişinin tetiklediği, aylar süren Schengen anlaşmazlığı şimdilik sona eriyor.

Bu karar, geçen hafta düzenlenen AB zirvesinde İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasında yapılan toplantının ardından ayarlanan, İtalya İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi ile İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska arasındaki telefon görüşmesinin ardından alındı.

Her iki ülke de ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda, bu kararın “durumun dikkatli bir şekilde analiz edilmesinin ardından” alındığını ve “Schengen bölgesinin tam güvenliğini sağlamak için bilgi paylaşımının güçlendirilmesiyle destekleneceğini” belirtti.

Kara sınırı paylaşmayan İspanya ve İtalya arasında yaşanan eşi görülmemiş gerginlik, hava ve deniz yoluyla gelen yolcular için rastgele pasaport kontrollerinin uygulanmasına yol açmış ve bu karar aylar boyunca sistematik olarak yenilenmişti.

İlk olarak 1 Ağustos’ta bir ay süreyle uygulamaya konulan bu önlemler, başlangıçta 48 saatlik bir süre içinde 80.000 göçmenin Fas’tan Kuzey Afrika’daki İspanyol eksklavı Ceuta’ya ani ve kitlesel geçişi nedeniyle tetiklenmişti.

İspanya İçişleri Bakanlığı’na göre, sonraki günlerde 72.000’den fazla göçmen Fas’a geri döndü.

Ardından AB liderleri Sánchez’e karşı birleşerek, onun göç yanlısı politikalarının bir çekim faktörü yarattığını iddia ettiler.

Finlandiya ve İtalya gibi ülkeler, İspanya ile Schengen bölgesinin kapatılmasını hızla talep ettiler

Bu göç akını, İspanya’yı eşi görülmemiş bir acil duruma sürükledi. Bu durum, geçiş girişiminde 141’den fazla kişinin hayatını kaybetmesi ve binlerce kişinin hâlâ bu küçük şehirde mahsur kalmasıyla devam eden siyasi ve insani bir krize dönüştü.

Yerel yetkililer, çoğu çocuk olan yaklaşık 15.000 göçmenin Ceuta’da kaldığını iddia ediyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Saharov Ödülü’nü UCM kazandı

Yayınlanma

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ve yetkilileri, 2026 Saharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü’nü kazandı.

Bu ödül, insan hakları alanındaki çalışmalar için AB’nin verdiği en yüksek onur ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, perşembe günü kazananı açıkladı.

Metsola, Avrupa Parlamentosu üyelerinin ayakta alkışladığı konuşmasında, “AB, çok taraflılığa ve uluslararası kurumlara saygı üzerine kurulmuştur ve bu ödül, uluslararası hukuku ve adaleti korumadaki mahkemelerin önemli çalışmalarını takdir etmektedir,” dedi.

Savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçları yargılayan Lahey merkezli mahkeme, faaliyetlerini felce uğratma tehdidi oluşturan ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya.

Washington, en son önlemleri Ekim ayı başında, Nobel Barış Ödülü’nün, İsrail’in Gazze’de soykırım gerçekleştirdiği sonucuna varan bir BM raporunu denetleyen mahkemenin eski yargıçlarından Navi Pillay’e verilmesinden birkaç saat sonra duyurdu.

Sosyalistler ve Demokratlar, ödülün mahkemeye siyasi destek sağlamasını umarak UCM’yi aday göstermişti.

Adaylık sürecini başlatan Fransız sosyalist Chloé Ridel, bu zaferi “tarihi” olarak nitelendirdi.

Ridel, Rapporteur’e verdiği demeçte, “Bu, Donald Trump’a gönderilen bir umut ve direniş mesajıdır. Ne kadar sürerse sürsün UCM’nin yanında olacağız,” dedi.

Perşembe sabahı Parlamento’daki siyasi grup liderleri, kazananı belirlemek üzere kapalı kapılar ardında bir araya geldiklerinde, UCM’nin kazanma ihtimalinin düşük olduğu düşünülüyordu.

Sonuçsuz geçen ilk turda, üç sağcı grup –Avrupa Halk Partisi (EPP), Avrupa Muhafazakârları ve Reformcuları (ECR) ve Egemen Ulusların Avrupası (ESN)– Tanzanyalı muhalefet lideri Tundu Lissu’yu destekledi.

S&D, Renew, Yeşiller ve Sol’dan oluşan sol koalisyon ise UCM’yi destekledi. Avrupa için Vatanseverler (PfE) ise kendi adayları olan İranlı Taraneh ve Romina Rahimi kardeşlerin arkasında durdu.

PfE’nin adayı daha sonra yarıştan elendi ve ikinci turda Tundu Lissu ile UCM arasında bir yarışma yaşandı.

Ardından istişareler için kısa bir ara verildi. Bir yetkiliye göre bu sırada EPP’den Manfred Weber, ECR’den PfE’yi Tanzanyalı adayı desteklemeye ikna etmesini istedi.

Ne var ki PfE, Tanzanyalı aktivisti desteklemek yerine nihai oylamada çekimser kaldı ve böylece UCM’yi destekleyenlere dar bir çoğunluk sağladı.

Bu zafer, UCM’ye Brüksel’de bir miktar siyasi destek sağladı. Fakat Hollandalı EPP milletvekili Dirk Gotink, ödülün mahkemeyi “kurtaramayacağını” söyledi.

Yine de Gotink, Rapporteur’e verdiği demeçte, bu zaferin “Parlamento’nun bu kurumu ve uluslararası hukukun önemini desteklediğine dair net bir sinyal” olduğunu belirtti:

“Bunun… UCM’nin Amerikan yönetiminin bu eşi görülmemiş saldırısı altında faaliyetlerine devam etmesini sağlayacağını tüm kalbimle umuyorum.”

ICC ve yetkilileri, 16 Aralık’ta Strazburg’da 50.000 avroluk ödülü alacaklar.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avrupa, ABD’deki ara seçimlerin “Ukrayna’yı kurtarmasını” beklemiyor

Yayınlanma

Avrupalı yetkililer, Demokrat Parti’nin 2026 ara seçimlerini kazanmasının Ukrayna’yı Trump yönetiminin Rusya lehine politikasından kurtaramayacağını değerlendiriyor. Politico’ya konuşan müzakereciler, Kongre zaferinin kapsamlı askeri yardımlar yerine sadece uydu erişimi ve hava savunma füzelerinde sınırlı kazanımlar getirmesini bekliyor.

Avrupalı yetkililer, ABD’de kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerinde Demokrat Parti’nin kazanmasının Ukrayna politikasını kökten değiştirmeyeceğini düşünüyor.

Politico‘ya konuşan ve Ukrayna müzakerelerinde yer alan beş Avrupalı yetkili, seçim zaferinin Kiev’i Başkan Donald Trump yönetiminin Rusya lehine yönelen çizgisinden kurtarmaya yetmeyeceği görüşünde birleşiyor.

Demokratlar seçimleri kazanmaları halinde Trump’ın son adımlarını soruşturma ve cephedeki Ukrayna birliklerini güçlendirecek yasa tasarılarını geçirme sözü veriyor.

Görüşlerine yer verilen Avrupalı yetkililer ise yalnızca Kiev’in uydu hizmetlerine erişiminin yeniden sağlanması ve hava savunma füzelerinin teslimatının hızlandırılması gibi sınırlı kazanımlar bekliyor.

Avrupalı kaynaklar, Kongre içindeki en kararlı Ukrayna destekçilerinin dahi askeri desteği keskin biçimde artıracak büyük çaplı bir yardım paketini geçiremeyeceğini vurguluyor.

Yetkililerden biri, genel ruh halini şu sözlerle aktarıyor:

“Seçim zaferi bir rahatlama yaratır ancak ABD hükümetinin nasıl işleyeceği sorusu açık kalır. Sanki her şeyi zaten gördük.”

Habere göre Demokratlar, Kongre’yi kazansalar bile yürütme organı üzerindeki denetim yetkilerini Temsilciler Meclisi ve Senato’nun yeni yasama dönemine başlayacağı 2027 yılının başında kullanabilecek.

Demokratların Kiev’e destek verebilmesi için dikkat bekleyen çok sayıda iç meseleye rağmen Ukrayna’yı öncelikli gündem maddesi yapması gerekiyor.

Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat Adam Smith de CNN kanalına verdiği mülakatta bu sınırlara işaret ederek “Seçimi kazanmak iyi bir ilk adım olur ancak yeterli gelmez” değerlendirmesini yapıyor.

Avrupa kendi seçim takvimine odaklanıyor

Ukrayna’ya verilen desteğin sürdürülmesinde Avrupa tarafında da güçlükler yaşanıyor. Gelecek yıl kıtanın önde gelen bazı büyük ülkelerinde sandık başına gidilecek olması kararları doğrudan etkiliyor.

Politico‘ya konuşan yetkililerden biri, “Avrupalılar Demokratların zaferinin Ukrayna’ya desteği artıracağına bel bağlamıyor. Şu anda aralarında Fransa’nın da yer aldığı ülkelerdeki büyük seçimler öncesinde doğru adımları atmaya çok daha fazla odaklanmış durumdalar” diyor.

ABD’de Kongre ara seçimleri 3 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecek. Oylamada Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesinin tamamı ile 100 sandalyeli Senato’nun yaklaşık üçte biri belirlenecek.

Politico, Avrupalı diplomat ve yetkililerin Donald Trump’ın Vladimir Putin’e, Volodimir Zelenskiy’den daha fazla sempati beslemesinden çekindiğini daha önce aktarmıştı.

Bazı Avrupalı yetkililer Ukrayna’ya dönük mesafeli tutumu ABD Başkanı’nın kişisel tercihleriyle ilişkilendiriyor.

Eski bir üst düzey ABD istihbarat yetkilisine dayanan The Washington Post da Trump’ın Putin’in pozisyonunu desteklemeye yakın durduğunu yazmıştı. İstihbarat kaynağı, Trump’ın bu tavrını Ukrayna’nın askeri bir zafer kazanamayacağına inanmasına dayandırıyor.

Trump ise Zelenskiy’nin bir anlaşmaya varmak istememesi halinde bunun “çok kötü sonuçlar” doğuracağı uyarısını yapıyor. Rusya’yı “durmaksızın ilerleyen büyük bir makineye” benzeten Trump, Ukrayna liderinin uzun zaman önce barış yapabileceğini ve kendisini dinlemiş olsaydı “çok daha iyi bir anlaşma elde edebileceğini” öne sürüyor.

Trump, ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini, karşılığında ise “acı, ölüm ve devasa mali kayıplardan” başka hiçbir şey almadığını savunuyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English