Bizi Takip Edin

Diplomasi

G20 bakanlar zirvesine Amerikan ekonomi gündemi damga vurdu

Yayınlanma

G20 maliye bakanları, küresel faiz oranlarının yükselişi ve devasa borç yükü karşısında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde bir araya geldi.

Daha güçlü büyüme arayışı zirvenin ana gündemi olsa da, bu konudaki ayrıntılar ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, iktisadi büyümeye odaklanarak G20 maliye gündemini sadeleştirdi.

Maliye toplantısının açılış konuşmasında Bessent, yıllardır süren “görev sapması”nın grubu asıl amacından uzaklaştırdığını savundu.

Bu yılki gündemde, son yıllarda G20 toplantılarının ana gündem maddeleri olan iklim değişikliği ve eşitsizlik konularına ayrılan yer büyük ölçüde azaltıldı.

Bu durum, özellikle Avrupa delegasyonlarını büyük ölçüde tedirgin etti.

Bunun yerine ABD, deregülasyon, özel sektör yatırımları, küresel (ticari) dengesizlikler ve devlet borçlarına odaklandı.

ABD’li yetkililer, G20 üyelerinin büyümeye odaklanılması gerektiği konusunda Bessent ile büyük ölçüde hemfikir olduklarını belirtiyorlar.

Bununla birlikte, bir ekonomide işe yarayan bir şeyin, başka bir ekonomide aynı sonucu vermeyebileceğini kabul ediyorlar.

Örneğin Hazine Müsteşarı Erin Browne, konferansın kenarında Axios’a verdiği röportajda, “Bence Bakan Bessent’in ortaya koyduğu ilkeler; bunlar iyi anlaşılmış ve üzerinde uzlaşılmış ilkeler,” dedi ama ekledi:

“Fakat farklı ekonomilerin farklı zorlukları var. Burada Afrika Birliği’nden üyelerimiz var ve örneğin Almanya’dan çok farklı zorluklarla karşı karşıyalar.”

Browne, yurtdışı ticaret ve yatırımlardan gönderdiklerinden daha fazlasını alan ülkelere atıfta bulunarak, “Yeterli yatırım talebiniz olmadığı için fazla veren bir ülke olabilirsiniz ya da yeterli tüketim talebiniz olmadığı için fazla veren bir ülke olabilirsiniz,” dedi.

Fed Başkanı Kevin Warsh da açılış konuşmasında benzer bir noktaya değinerek “küresel ekonomide yaşanan muazzam değişim”den bahsetti ve “Hepimiz bunu biraz farklı şekilde yaşıyoruz,” dedi Warsh.

İklim değişikliği gündemde yer almamasına rağmen, Avrupalı yetkililer toplantı aralarında bu konunun hâlâ bir öncelik olduğunu belirttiler.

Avrupa Komisyonu Üyesi Valdis Dombrovskis gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu, iktisadi büyüme ve iktisadi dayanıklılıkla ilgili sorunun bir parçası,” dedi ve giderek daha fazla aşırı hava olayı gördüklerini, bunların da ekonomi ile kamu maliyesine zarar verdiğini savundu.

Dombrovskis şöyle devam etti:

“İran savaşından kaynaklanan bu yeni enerji açığı, fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı azaltma ve yeşil üretimi güçlendirme ihtiyacını bir kez daha ortaya koyuyor.”

Bu arada, Çin’in ihracat patlaması, Avrupa’nın büyüme modeline ABD’ninkinden çok daha fazla baskı uyguluyor.

“Çin şoku 2.0”, Almanya’nın imalat sektörünü mahvediyor ve yetkilileri daha sert önlemler almayı düşünmeye zorluyor.

Nitekim Ekonomi ve Üretkenlik Komiseri Dombrovskis, “Analizden eyleme geçmek önemli,” dedi.

ABD’nin uyguladığı gümrük vergileri, Çin mallarının bir kısmının diğer pazarlara yönelmesine katkıda bulundu.

Bessent, “Gelişmiş dünyanın geri kalanına ve gelişmekte olan ülkelerin üst düzeylerine, ABD’nin gümrük vergisi duvarını diktiğinde Çin’den gelen fazla malların onların kıyılarına ulaşacağı konusunda uyarıda bulunmuştum. Ve ne yazık ki haklı çıktım,” dedi ve şöyle devam etti:

“Bu, ABD hariç G7-plus-plus’ın bir sorunu. Biz önlemlerimizi aldık… ve şimdi bu malları alan ülkelerin bu konuda bir şeyler yapması gerekiyor.”

Finansal İstikrar Kurulu’na başkanlık eden İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey, toplantılar öncesinde G20 bakanlarını uyararak, İran savaşının enerji enflasyonunu ve faiz oranlarının yükselmesini tetikleyen “önemli bir arz şoku”na yol açtığını söyledi.

Bessent ise uzun vadeli iktisadi riski önemsiz göstermeye çalışarak, “Bu İran çatışmasının üstesinden geleceğiz ve dünya bu sayede daha iyi bir yer haline gelecek,” dedi.

Çin, G20 bildirisine karşı çıktı

Bessent Salı günü yaptığı açıklamada, “piyasa ekonomisi olmayan ülkelerin bitmek bilmeyen ucuz ihracat akışını sürdürmesinin sürdürülebilir olmadığı” yönündeki ortak bildirgeye karşı çıkan tek G20 üyesi ülkenin Çin olduğunu belirtti.

Bessent, diğer G20 üyelerinin “önümüzdeki günler, haftalar veya aylar içinde” “bu sürdürülemez dengeye ilişkin bir çözüme ulaşmak” için harekete geçeceğini belirtti.

Salı günü ilerleyen saatlerde Hazine Bakanlığı tarafından yayınlanan bildiride, Çin’in, 19 üyenin “ülkelerin dengesizlikleri şiddetlendiren piyasa dışı politika ve uygulamaları ortadan kaldırmak için adımlar atması gerektiği” konusunda mutabık kaldığı bir paragrafa itiraz ettiğini belirten bir dipnot yer alıyor.

Söz konusu paragrafta, “Özellikle, aşırı ve kalıcı dış fazla veren ülkeler, iç tüketimi kısıtlayan ve büyüme için ihracata aşırı bağımlılığa yol açan çarpıklıkları ortadan kaldırmalıdır,” deniyor.

Hazine Bakanlığı, Çin’in ayrıca, İran’ın ABD ile sürdürdüğü savaş kapsamında fiilen engellediği hayati bir petrol nakil yolu olan Hürmüz Boğazı’ndaki devam eden deniz taşımacılığı aksaklıklarına ilişkin endişeleri dile getiren bir paragrafa da itiraz ettiğini belirtti.

Çin ayrıca, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) “küresel dengesizliklere yönelik gözetimini” öven ve “dış borcunun önemli bir kısmını G20 üyelerine borçlu olan ülkeleri” özellikle vurgulayan paragraflara da karşı çıktı.

Bessent basın toplantısında, “Bugün oybirliğiyle kabul edilmiş bir ortak bildiri açıklayabilmeyi umuyordum,” derken, diğer 19 üyenin mutabakatının “sorunun ne kadar büyük olduğunu gösterdiğini” vurguladı.

Bessent ayrıca İran ve Çin meselesine dair şunları söyledi:

“İran konusunda Çin ile aramızdaki ortak noktalar, farklılıklarımızdan daha fazla. Çin, İran’ın nükleer silaha sahip olamayacağı konusunda hemfikir. Çin, Hürmüz Boğazı’nda serbest deniz ticaretinin olması gerektiği konusunda da hemfikir. Çin, enerjisinin yüzde 50’sini Körfez’den temin ediyor. Bu nedenle, bir çözüm bulmak için çaba göstermenin Çin’e bağlı olduğunu ya da Çin’in sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Bunu nasıl hayata geçireceklerini göreceğiz.”

Avrupa ve Kanada’dan Çin konusunda karışık sinyaller

Dombrovskis bir basın toplantısında, Çin’in iktisadi dengesizliklerin başlıca kaynağı olduğunu belirtirken, ABD ve Avrupa’nın da bu dengesizliği gidermede üstlenmeleri gereken roller olduğunu söyledi.

Daha doğrudan ifadelerle, Almanya Maliye Bakanı Lars Klingbeil, ABD ve İsrail öncülüğündeki İran savaşının, devam eden ABD gümrük vergisi anlaşmazlıklarıyla birlikte, küresel ekonomiyi frenleyen belirsizliğin başlıca nedenleri olduğunu söyledi:

“Belirsizlik, iktisadi büyüme için zehirdir. ABD’nin sürdürdüğü gümrük vergisi çatışmaları, örneğin Kanada ile şu anki anlaşmazlık gibi, güveni yok ediyor.”

İngiltere, dengesizlikleri azaltmaya çalışmanın hassas bir konu olduğunu belirterek, Çin ile pragmatik bir ticaret ilişkisi sürdüreceğini açıkladı.

Yıl başından bu yana Çin ile daha yakın iktisadi bağlar kuran Kanada’nın Maliye Bakanı Francois-Philippe Champagne, ülkesinin diğer G7 ülkeleriyle aynı şekilde ve “net sınırlar” çerçevesinde Çin ile ilişkiler kurduğunu belirtti.

IMF Genel Direktörü Kristalina Georgieva, Reuters’a yaptığı açıklamada, Çin’in harekete geçmesi gerektiğini fark ettiğine inandığını, fakat Çin’in daha çok, aşırı ithalat talebine katkıda bulunan artan mali açıklarını azaltması gibi, ABD gibi diğer ülkelerle koordineli bir eylem çağrısında bulunduğunu belirtti.

Pazartesi günü geç saatlerde bir açıklama yapan Japonya Maliye Bakanı Satsuki Katayama, G20’daki meslektaşlarına kritik minerallere yönelik keyfi ihracat kısıtlamalarının küresel ekonomiye zarar verdiğini ilettiğini söyledi.

Bu konu, G20 başkanının açıklamasına da dahil edildi.

Açıklamada, “Küresel tedarik zincirlerinin normal şekilde işleyişini sürdürmesini sağlamak için ülkeleri gereksiz ihracat kısıtlamalarından kaçınmaya çağırıyoruz,” denildi.

Pekin, ABD Başkanı Donald Trump’ın uyguladığı ve ABD dışındaki şirketleri de etkileyen gümrük vergilerine yanıt olarak, Nisan 2025’te nadir toprak elementlerine ihracat kısıtlamaları getirerek kritik minerallerin işlenmesindeki hakimiyetini de kullanmıştı.

ABD’den yapay zeka baskısı

ABD, Salı günü Kuzey Carolina’da düzenlenen ve sektörün önde gelen isimleri ile ticaret bakanlarının katıldığı bir toplantıda, G20 üyelerine yapay zeka düzenlemeleri konusunda müdahaleci olmayan bir yaklaşım benimsemeleri ve bu teknoloji için yeni kurallar getirmekten kaçınmaları yönünde baskı uyguladı.

ABD’nin hedefleri, neredeyse tamamı Amerikan olan dünyanın en büyük yapay zeka şirketlerinin düşünceleriyle büyük ölçüde örtüşüyor.

Bu şirketler, hızla büyüyen işleri için dünya çapında daha az düzenleme yapılmasını ya da kuralların kendileri tarafından şekillendirilmesini istiyor.

Federal hükümetin getireceği şartlar, yeni modellerin piyasaya sürülmesini yavaşlatırsa veya şirketleri güvenlik endişelerini gidermek için ürünlerinin işleyişini değiştirmeye zorlarsa, sektörün kârını olumsuz etkileyebilir.

İki günlük toplantıya eş başkanlık eden ABD teknoloji danışmanı Michael Kratsios, ülkelerin “Carolina İlkeleri”ni benimsemelerini savundu.

Kratsios, toplantıda G20 yetkililerine yaptığı açıklamada, bu ilkeleri imzalayan ülkelerin yapay zeka ile ilgili kurallar oluştururken “yeni düzenlemeleri yalnızca yeni hususlara ayırmayı” kabul ettiklerini söyledi.

Ayrıca bu ülkelerin, “keşifleri hızlandırmak için temel araştırmalara” yatırım yapacaklarını ve yeni teknolojiler için ticari fırsatları güçlendireceklerini de sözlerine ekledi.

Kratsios, “Politika yapıcılar her yeniliği tek başına ele almak zorunda değiller ve ortaya çıkan her teknolojiyi türünün ilk örneği olan bir politika sorunu olarak görmemelidirler,” dedi.

Büyük Teknoloji yöneticileri G20 bakanlarına seslenecek

SpaceX CEO’su Elon Musk, Salı sabahı Avrupa Birliği’nin teknoloji düzenlemelerini eleştirerek, AB’nin politikasının şirketler için “ilerlemeyi engellediğini” belirtti.

Ayrıca, Çin dışındaki liderleri veri merkezlerine enerji sağlamak üzere yeni enerji kaynakları geliştirmeye çağırdı.

ABD Ticaret Bakanlığı sözcüsü, Meta CEO’su Mark Zuckerberg’in, daha önce konuşma yapmayı planlayan şirket başkanı Dina Powell McCormick’in yerine video konferans yoluyla bakanlara hitap edeceğini söyledi.

Google sözcüsü Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Google DeepMind’ın kurucu ortağı Demis Hassabis’in de bakanlara video konferans yoluyla hitap edecek konuşmacılar listesine eklendiğini belirtti.

Reuters daha önce, OpenAI CEO’su Sam Altman ve Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın Çarşamba günü, toplantıya ev sahipliği yapan Ticaret Bakanı Howard Lutnick ile birlikte delegelerin karşısına ayrı ayrı çıkacaklarını bildirmişti.

Bir Beyaz Saray yetkilisi, G20 teknoloji toplantısında ABD’nin üye ülkelere, yapay zeka gelişimini denetlemek üzere yeni düzenleyici kurumlar kurmamaları konusunda baskı yapacağını söyledi.

Diplomasi

ABD ve Avrupa’dan Ukrayna için dört maddelik barış planı

Yayınlanma

The Washington Post yazarı David Ignatius, ABD ve Avrupa’nın Ukrayna savaşını sona erdirmek için dört maddelik ortak bir barış planı hazırladığını yazdı. Plan, Ukrayna’ya NATO’nun 5. maddesine denk güvenlik garantisi sağlanmasını, savaş sonrası imar fonunu, cephe hattının dondurulmasını ve Rus enerjisine dayalı ortak gelir modelini kapsıyor.

The Washington Post köşe yazarı David Ignatius, ABD ile Avrupa’nın Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek amacıyla dört maddelik ortak bir barış planı hazırladığını yazdı.

Müzakerelerin seyrine hakim bir Amerikalı yetkiliye dayandırılan makalede, Washington ile Avrupalı müttefiklerin iki tarafın savaş hedeflerinin gerisinde kalan ancak her iki ülkeye de güvenlik ve mali kazanımlar sunan bir çerçeve üzerinde çalıştığı kaydedildi.

Hazırlanan teklifin temel mantığını aktaran Amerikalı yetkili, Ignatius’a yaptığı açıklamada, “Her iki tarafın da savaş sonrası durumu görmelerine ve ardından taviz vermelerine yardımcı olmak için sorunu da çözümü de büyütmemiz gerekiyor” dedi.

Görüşmelerin geçen cuma günü ABD özel temsilcileri Jared Kushner ve Steve Witkoff’un ev sahipliğinde, Florida’daki Hallandale Beach’te yer alan Shell Bay Golf Kulübü’nde altı saat süren bir toplantıda ele alındığı belirtildi.

Toplantıya Ukraynalı yetkililerin yanı sıra İngiltere, Fransa ve Almanya temsilcileri katıldı.

Ignatius, diplomatik girişimlerin merkezinde yer alan dört temel başlığı ayrıntılandırdı. Planın ilk ayağını Ukrayna’nın yeniden inşası ve ekonomik restorasyonu oluşturuyor.

Makalede, Dünya Bankası ile yatırım şirketi BlackRock’ın Ukrayna’nın yıkıma uğrayan bölgelerini yeniden imara açmak, ölen ve yaralanan askerlerin ailelerine yardım sağlamak ve çöken ekonomiyi canlandırmak üzere bir finansman çerçevesi kurmayı amaçladığı bildirildi.

Müzakerecilerin Kiev’den maliyet tahminleri ile sağlanan fonların “savaş sonrası rantçılar tarafından yağmalanmayacağına” dair güvence istediği, Ukrayna tarafının ise rakamları birkaç gün içinde iletmesinin beklendiği aktarıldı.

İkinci ayağı ise güvenlik garantileri kapsıyor. Tasarıya göre ABD ve Avrupalı ülkeler, Rusya’nın saldırılarını yeniden başlatması durumunda Ukrayna’ya askeri karşılık verme taahhüdünde bulunacak.

Amerikalı yetkili bu yapıyı, NATO kurucu anlaşmasının kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesine denk olarak nitelendirdi.

Düzenlemenin Moskova’nın Avrupa ile kendi güvenlik kaygılarını ele alacağı bir anlaşma müzakere etmesini de içerdiği ifade edildi.

Axios: Trump Ukrayna’nın rafineri saldırılarına çok öfkeli

Rusya ile kârın paylaşılacağı enerji anlaşması

Planın üçüncü ayağı, enerji işbirliği yoluyla Rusya, Ukrayna ve Avrupa’nın ekonomik entegrasyonunu hedefliyor.

Değerlendirilen seçenekler arasında, Rus petrol ve doğalgazını Avrupa’ya taşıyacak, gelirinin ise Rusya ile Ukrayna arasında paylaşıldığı bir boru hattı projesi yer alıyor.

Amerikalı yetkili, bu hattın Avrupa’nın enerji maliyetlerini ciddi oranda düşüreceğini ve Moskova’ya Avrupa pazarında uzun vadeli erişim imkanı tanıyacağını dile getirdi. Çerçevenin ayrıca Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımların hangi takvimle kaldırılacağını belirlemesi öngörülüyor.

Teklifin en zor kabul edilebilir dördüncü ayağı ise cephe hattında çatışmaların dondurulması olarak kayda geçti.

Planda Rusya’nın mevcut kontrol hattı boyunca ateşkese razı olması, Ukrayna’nın ise Donbass dahil Rusya ordusunun kontrolü altındaki toprakların Moskova’nın denetiminde kalmasına izin vermesi tasarlanıyor.

Ignatius, cephe hattında neredeyse her gün yaşanan küçük çaplı kaymalar sebebiyle sınırın belirsiz olmasını önemli bir engel olarak tanımladı.

Trump, enerji ateşkesi için Ukrayna’ya desteği kesmekle tehdit etmiş

“Rafineri saldırılarını durdurursa Moskova’ya gideriz”

Makalede, barış girişiminin ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasındaki gerilimin gölgesinde kaldığı belirtildi.

Trump’ın her iki ülkeden de karşılıklı rafineri bombardımanlarını durdurmasını istediğini aktaran Ignatius, Ukrayna’nın en büyük rafinerisinin zaten vurulmuş olması sebebiyle bu şartın Rusya için kolay, ancak rafineri saldırılarını ekonomik koz olarak kullanan Zelenskiy için ağır bir taviz olduğunu yazdı.

Yetkilinin aktardığına göre Kushner ve Witkoff cuma günkü toplantıda Ukrayna heyetinden rafineri saldırılarını durdurmasını istedi ve aksi halde Trump’ın Moskova ile dizel anlaşması yapacağı uyarısında bulundu.

Zelenskiy’nin geri adım atmaması üzerine Trump, ara seçimler öncesinde fiyatları düşürme amacıyla Rusya ile dizel ticaretine onay verdi. Zelenskiy kararı “zayıflık” olarak niteledi; Beyaz Saray ise Kiev’e sağlanan kritik istihbarat desteğini kesme tehdidinde bulundu.

Amerikalı yetkili, “Zelenskiy rafineri saldırılarını durdurmayı kabul ederse yeniden masaya döneriz ve Moskova’ya gideriz” dedi.

Makalede değerlendirmelerine yer verilen bir Avrupalı diplomat ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in tutumuna dikkat çekerek, “Putin barış konusunda ciddi görünmüyor” ifadesini kullandı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Meksikalı kartel mensupları Ukrayna’da: Hükümet soruşturma başlattı

Yayınlanma

Meksika hükümeti, uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Ukrayna ordusunda savaştığını gösteren görüntüler üzerine resmi inceleme başlattı. Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, videonun gerçekliği ile kişilerin bölgeye nasıl ulaştığının araştırıldığını duyurdu.

Meksika hükümeti, uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Ukrayna ordusunda paralı asker olarak savaştığı yönündeki iddialar ve sosyal medyada paylaşılan görüntüler üzerine inceleme başlattı.

Sosyal medyada yayımlanan ve henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmayan videoda, Ukrayna askeri teçhizatı giymiş silahlı kişilerin çatışma bölgesinde Meksika’daki suç örgütlerine ait sloganlar attığı görülüyor.

Kayıttaki bir kişi, gruptaki diğer savaşçıların Sinaloa Karteli’nin bir kolu olan La Chapiza ile Jalisco Yeni Nesil Karteli mensubu olduğunu ima ediyor. Sigara içen gruptakilerin görüntülerde “Ukrayna’ya zafer. Çok yaşa Meksika, çok yaşa Kolombiya, çok yaşa Panama” dediği duyuluyor.

Görüntülerin ardından konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, hükümetin olayı iki aşamalı olarak ele aldığını açıkladı.

Sheinbaum, “Öncelikle videonun gerçek olup olmadığını, ikinci olarak da bu kişilerin o bölgeye nasıl ulaştığını belirlemek üzere inceleme yürütüyoruz” dedi.

İnceleme sonucunda videonun doğrulanması halinde yetkililerin, suç örgütlerine mensup olabilecek Meksikalıların Avrupa’daki bir silahlı çatışmaya nasıl dahil olduğunu tespit etmeye çalışacağını belirten Sheinbaum, bu kişilerin çatışmalarda yer alan özel bir şirket, bir ordu ya da bir hükümet tarafından silah altına alınmış olabileceğini dile getirdi.

Sosyal medyada yayılan paylaşımlarda ise söz konusu kişilerin çatışma bölgesini FPV (birinci şahıs görüşlü) dronlar, fiber optik yönlendirme sistemleri ve modern piyade taktikleri alanında ileri düzey bir eğitim sahası olarak kullandığı, cephe deneyiminin ardından Meksika’ya ve ABD sınırına dönecek kişilerin güvenlik tehdidi oluşturacağı iddiaları dile getiriliyor.

Meksika’da ele geçirilen FPV dron sevkiyatları ve fiber optik makaraların bu yetenek aktarımının başladığını gösterdiği savunuluyor.

Ukrayna makamları ise Sheinbaum’un açıklamalarına veya söz konusu videoya ilişkin henüz kamuoyuna izahat sunmadı.

Meksikalı karteller, Ukrayna’da savaşan paralı askerleri bünyesine katıyor

Latin Amerika’da dron saldırıları artıyor

Öte yandan Fransız bağımsız araştırmacı gazetecilik platformu Intelligence Online, Haziran 2025’te yayımladığı haberde, Meksika Ulusal İstihbarat Merkezinin (CNI) Ukrayna’yı uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Uluslararası Lejyon’a katılma girişimleri konusunda uyardığını aktarmıştı.

Habere göre istihbarat birimi, paralı asker olmak isteyen bu kişilerin dayanışma amacıyla değil, Meksika güvenlik güçlerine ve rakip kartellere karşı kullanmak üzere FPV kamikaze dronlarını operasyonel düzeyde kullanmayı öğrenmek için cepheye gitmek istediğini bildirmişti.

Latin Amerika’daki suç örgütlerinin silahlı insansız hava araçlarını kullanımına ilişkin kaygılar, bölgedeki can kayıplarıyla da gündeme geliyor.

Foreign Policy dergisi de Kolombiya’da Temmuz 2024’te arkadaşlarıyla oynadığı sahaya dronla patlayıcı atılması sonucu hayatını kaybeden 10 yaşındaki Dilan Camilo Erazo Yela’nın, Silahlı Çatışma Konumu ve Olay Veri Projesi’ne (ACLED) göre ülkede dron saldırısıyla öldürüldüğü bilinen ilk kişi olduğunu aktardı.

ACLED verileri ve haber kaynakları, bu olayın ardından Kolombiya’da Ağustos 2025’te Antioquia’da 13 polisin ve Aguachica’da 7 askerin hedef alındığı benzer saldırıların düzenlendiğini kaydetti.

ACLED uzmanları, ülkedeki silahlı grupların bu savaş yöntemini Meksika’daki suç örgütlerinden öğrendiğini değerlendiriyor.

Aşırıcılık ve Teknoloji Küresel Ağı (GNET) bünyesinde çalışan Mathilde Gamba da yayımladığı analizde, silahlandırılmış dronların rakip örgütleri hedef almak, kolluk kuvvetlerine saldırmak, sivil halkı korkutmak ve toprak hakimiyeti sağlamak amacıyla rutin biçimde kullanıldığını belirtti.

Gamba, Meksikalı kartel mensuplarının Ukrayna savaşında geliştirilen taktikleri çevrim içi ortamlar üzerinden uyarlamakla kalmayıp doğrudan çatışma deneyimi kazanma arayışında olabileceğine dair kanıtların arttığını kaydetti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Newsweek Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört adayı açıkladı

Yayınlanma

Newsweek dergisi, Ukrayna’da Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört muhtemel ismi sıralarken eski Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy’ı en güçlü rakip olarak gösterdi. Anketlerde Zalujnıy’a güven oranı yüzde 64 ile Zelenskiy’nin önünde seyrediyor.

ABD merkezli haber dergisi Newsweek, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört muhtemel ismi sıraladı.

ABD yönetiminden Ukrayna’da yeni bir devlet başkanlığı seçimi yapılması yönünde gelen çağrının ardından hazırlanan değerlendirmede, Zelenskiy’nin karşısındaki en güçlü rakip olarak eski Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy öne çıkarıldı.

Derginin paylaştığı listede, şu anda Ukrayna’nın Londra Büyükelçisi olarak görev yapan eski Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy, Ukrayna Askeri İstihbarat Teşkilatının (GUR) eski başkanı ve mevcut Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kırilo Budanov, eski Savunma ve Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov ile ülkenin beşinci devlet başkanı ve muhalefetteki Avrupa Dayanışması partisinin lideri Petro Poroşenko yer alıyor.

Ekim ayında Reyting adlı sosyolojik araştırma grubunun yayımladığı anket verileri, olası bir başkanlık yarışında Zalujnıy’ın Zelenskiy’ye en yakın isim olduğunu ortaya koyuyor.

Araştırmaya göre katılımcıların yaklaşık yüzde 23’ü Zelenskiy’ye, yüzde 20’den fazlası ise Zalujnıy’a oy vermeye hazır olduğunu ifade ediyor.

Kamuoyu güveninde ise eski Genelkurmay Başkanı önde görünüyor. Ankete katılanların yüzde 64’ü Zalujnıy’a güvendiğini belirtirken, mevcut Devlet Başkanı Zelenskiy’ye yönelik güven oranı yüzde 53 düzeyinde kalıyor.

Aberystwyth Üniversitesinden uluslararası politika uzmanı Jenny Mathers, Newsweek’e yaptığı değerlendirmede, siyasetçiler ve askeri figürlerin savaş sürecinde edindikleri itibarın seçmen tercihleri üzerinde belirleyici rol oynayabileceğini dile getirdi.

Mathers bununla birlikte, eski Devlet Başkanı Poroşenko’nun makam için şansı en düşük adaylardan biri olduğunu kaydetti.

Görevden ayrılışı ülke çapında kitlesel gösterilere yol açan eski Savunma ve Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov, ağustos ayında çatışmalara rağmen Ukrayna’da başkanlık seçimlerinin yapılması gerektiğini ifade etmişti.

Fedorov daha önceki beyanlarında aday olmayacağını vurgulamış, istifasının ardından lehine düzenlenen mitingleri de “siyasi mücadele” olarak değerlendirmediğini açıklamıştı.

Trump seçim çağrısı yaptı, Zelenskiy ateşkes şartı koştu

ABD Başkanı Donald Trump, 10 Ekim’de Ukrayna’da yeni bir seçime gidilmesi önerisinde bulunarak Zelenskiy’yi ABD’ye zarar vermek istemekle suçlamıştı.

Trump, “Anlaşmaya varabilecek yeni bir lider bulunmasını öneriyorum. Çünkü o pek çok anlaşma yapabilirdi fakat bir nedenle bunu hiçbir zaman yapmadı” ifadelerini kullanmıştı.

Milyarder Elon Musk da Trump’ın Ukrayna’da devlet başkanının değişmesi yönündeki çağrısına destek vermişti.

Zelenskiy ise ertesi gün ABC News kanalına verdiği mülakatta, Rusya’nın 60 günlük tam bir ateşkesi kabul etmesi durumunda Ukrayna’nın devlet başkanlığı seçimlerini düzenlemeye hazır olduğunu duyurmuştu.

Ukrayna’da devlet başkanlığı seçimlerinin Mart 2024 sonunda düzenlenmesi planlanıyordu ancak yürürlükteki sıkıyönetim sebebiyle sandık kurulmadı.

Zelenskiy’nin beş yıllık görev süresinin Mayıs 2024’te dolmasının ardından Moskova yönetimi Ukrayna liderini gayrimeşru ilan etti.

Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve ABD Dışişleri Bakanlığı ise görev süresinin sona ermesine rağmen Zelenskiy’yi Ukrayna Devlet Başkanı olarak tanımayı sürdürüyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English