Amerika
Gözaltı rekoru kıran ICE operasyonları ABD’de Cumhuriyetçileri zora sokuyor

ABD’de Kongre ara seçimleri yaklaşırken Cumhuriyetçi Parti, Donald Trump yönetiminin sertleşen sınır dışı operasyonları ile seçmen tepkileri arasında denge kurmaya çalışıyor. Göçmenlik Dairesi temmuz ve ağustosta 50 biner kişiyi gözaltına alarak rekor kırarken, Florida ve Teksas’ta Trump’a oy veren Hispanik seçmenlerin yaklaşık beşte biri desteğini çektiğini belirtiyor.
ABD’de Cumhuriyetçi Parti, Kongre ara seçimleri öncesinde Başkan Donald Trump yönetiminin sert göçmen politikaları nedeniyle zorlu bir denge arayışıyla karşı karşıya kaldı.
Sınır güvenliğini güçlendirme ve tarihin en büyük sınır dışı operasyonunu yürütme vaadiyle iki yıldır bu siyaseti savunan parti tabanında, seçmen tepkileri ve uygulama yöntemlerine dair anlaşmazlıklar öne çıkıyor.
Batı Virginia Senatörü Jim Justice’ın art arda yaptığı açıklamalar bu bölünmeyi yansıtıyor. Politico’ya salı günü demeç veren Justice, göçmenlik memurlarının “15 yıldır aynı sokakta yaşayan insanları sürükleyerek götürdüğünü” belirterek, “Bu tür adımlara ihtiyacımız olduğundan emin değilim. Daha iyiye gitmek için önce bir şeyleri yanlış yaptığınızı kabul etmelisiniz” dedi.
Ancak ertesi gün X hesabından geri adım atan Justice, “Açıkça belirteyim: Başkan Trump’ın göç stratejisini amasız fakatsız destekliyorum” mesajını paylaştı.
Trump da Beyaz Saray’da düzenlenen Hispanik Miras Ayı etkinliğinde konunun zorluğuna değinerek, “Açıkçası üstlendiğim en zor görev bu. Ya çok sert olduğunuzu söylerler ya da çok yumuşak. Sertleşirsiniz, yumuşarsınız. Ne yaparsanız yapın, işiniz her zaman zor” ifadelerini kullandı.
AP-NORC anketine göre Trump’ın göç politikalarına kamuoyu desteği yüzde 39 seviyesinde kaldı.
Politico araştırması ise kendisini MAGA (Make America Great Again) hareketine ait hissetmeyen Cumhuriyetçilerin yüzde 31’inin sınır dışı kampanyasını “fazla sert” bulduğunu gösterdi.
Hispanik seçmen desteğinde gerileme işaretleri
Cumhuriyetçiler, 2024 seçimlerinde Trump’a ve partiye destek veren Hispanik seçmen bloğunda da güç kaybediyor.
Özellikle Teksas ve Florida’da Kasım ayında Kongre çoğunluğunu korumak isteyen partiye yönelik hoşnutsuzluk anketlere yansıdı.
UnidosUS kuruluşunun ilkbahar araştırmasında Florida’da 2024’te Trump’a oy veren Hispaniklerin yüzde 20’si tercihlerini tekrarlamayacaklarını kaydetti.
Cook Political Report ile TelevisaUnivision ortak anketine göreyse Teksas’ta Trump’a oy vermiş Latin kökenlilerin yüzde 18’i artık kendisini desteklemiyor.
Muhafazakar çevrelerden de uygulamalara dönük itirazlar yükseliyor. Kongre üyeliğine aday olan eski Maine Valisi Paul LePage, yasal statüyle ABD’de yaşayan oğlunun kayınpederinin sınır dışı edildiğini belirterek, “Washington’daki bazı kişilerin hoşlanmadığı bir ülkeden geldiği için sınır dışı ediliyor. Bu doğru değil” dedi.
LePage, konunun gündeme gelmesi üzerine daha sonra bunun “özel bir mesele” olduğunu söyleyerek ayrıntı vermeyi reddetti.
Florida Temsilciler Meclisi üyesi Cumhuriyetçi Maria Elvira Salazar ise nüfusunun büyük bölümü yabancı doğumlulardan oluşan seçim bölgesinde Trump’ın adımlarını eleştiren bir reklam kampanyası yürüttü.
Beyaz Saray önünde Trump’a seslenen Salazar, “Sayın Başkan, göç denetimindeki bazı uygulamalarınız haddini aştı” ifadesini kullandı.
Bu çıkışın ardından Trump sosyal medyada Salazar’ı hedef alan çok sayıda paylaşım yaparken, Sınır Sorumlusu Tom Homan da “Nerede sınırı aştığımıza dair tek bir örnek verin” diyerek eleştiriyi reddetti.
Kansas Senatörü Roger Marshall da ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesinin (ICE) eyalette yerel polise haber vermeden operasyon düzenlemesini eleştirdi ve uygulamanın işletmelerde aksamaya yol açtığını kaydetti.
Gözaltı sayıları rekor kırıyor
Tepkilerin ardından ICE, sosyal medyada önceden duyurulan baskınlar yerine sivil giyimli memurlar ve plakasız araçlarla yürütülen daha sessiz operasyonlara geçti. Bu da göçmenler arasında belirsizlik ve kaçışlara yol açarken tutuklamalar artmaya devam etti.
Sabıka kaydı olmayan ve göç başvuruları inceleme aşamasında yer alan kişiler de hedef alındı. Kurum, hem temmuz hem de ağustos aylarında 50 biner göçmeni gözaltına alarak rekor kaydetti.
Adalet Bakanlığına bağlı Göç İhtilafları Ofisinin dosya sayısı Trump’ın ikinci döneminin başlangıcından bu yana 7 bin 700 dolayından 9 bin 500’e yaklaştı.
Bu davaların önemli bir bölümünü, göçmen merkezlerinde tutulan yaklaşık 70 bin kişinin yaptığı yasa dışı tutukluluk (habeas corpus) başvuruları oluşturuyor.
Diğer Cumhuriyetçi senatörler ise operasyonların görünürlüğü azaldığı için şikayetlerin düştüğünü savunuyor. Senatör Shelley Moore Capito, şiddet suçlularının sınır dışı edilmesini halkın desteklediğini, ICE’ın eğitimlerini artırdığını söyledi.
Oklahoma Senatörü James Lankford da şikayetlerin azaldığını öne sürdü; buna rağmen Oklahoma, Kansas ve Teksas’taki hayvancılık birlikleri baskınların sektöre verdiği zararı ortak bir mektupla yetkililere iletti.
Demokratlar ise bu yılki ölümlü olayların ardından yönetimin göç politikalarının Cumhuriyetçilere sandıkta kaybettireceği görüşünde. Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonunun kıdemli Demokrat üyesi Jamie Raskin, yönetimin artık en tehlikeli suçluları değil, doğrudan kendisinin aşırı sert yöntemleri benimsediğini savundu.
Göç Alt Komisyonu üyesi Pramila Jayapal da ICE’ın kota doldurma çabasının ters teptiğini vurgulayarak, “Bu stratejiyi gürültülü olduğunda tepki çektiği için sessizce sürdürüyorlar. Ancak kasım ayında sessiz yöntemlerin de kabul görmediğini anlayacaklar” değerlendirmesini yaptı.
Amerika
Anthropic yapay zekada bilinç ihtimalini ilahiyatçılarla tartıştı

Yapay zeka şirketi Anthropic, geliştirdiği Claude modeline ahlaki standartlar kazandırmak ve bilinç tartışmalarını değerlendirmek üzere din alimleriyle gizli toplantılar yürüttü. Şirket yöneticileri modellerin korunması gerektiğini öne sürdü. Daha önce Papa 14. Leo yayımladığı genelgede makinelerin bilince sahip olamayacağını belirterek insan merkezli küresel denetim çağrısı yapmıştı.
Yapay zeka alanında faaliyet gösteren ABD merkezli Anthropic şirketi, geliştirdiği Claude adlı yapay zeka ailesine ahlaki bir çerçeve kazandırmak ve sistemlerin bilince sahip olma ihtimalini ele almak amacıyla dünya genelinden dini düşünürlerle kapsamlı ve gizli görüşmeler yürüttü.
New York Times gazetesinin haberine göre katılımcılara gizlilik sözleşmeleri imzalatılarak yürütülen toplantılarda, şirketin yöneticileri ile Hristiyan, Yahudi, Sih ve geleneksel Afrika inançlarına mensup ilahiyatçılar ve felsefeciler bir araya geldi.
Toplantılarda Anthropic’in kurucu ortaklarından Christopher Olah, yapay sinir ağlarının yalnızca birer yazılım olmadığını, insan davranışlarına ve duygularına benzer tepkiler sergileyebileceğini savundu.
Olah ve ekibi, Claude modellerinin insanlar gibi ahlaki bir statüye ve saygı görme hakkına sahip olabileceği fikrini tartışmaya açtı.
İsrail’den davet edilen Ortodoks ilahiyatçı ve eski bilgisayar mühendisi Haham Mois Navon, şirket yöneticilerinin modele bilinçli bir varlık muamelesi yaptığını gözlemlediğini aktardı. Şirket cephesinde ise modellerin acı çekme ihtimali karşısında zarar görmekten korunması gerektiği görüşü öne çıktı.
Yapay zekada “balon” anlatısını doğrulayan veriler: Yatırım yüksek, kârlılık düşük
Claude için 84 sayfalık ahlaki anayasa hazırlandı
Anthropic, modellerin etik gelişimini yönlendirmek amacıyla şirket bünyesinde “Ruh Belgesi” olarak adlandırılan 84 sayfalık bir kurallar metni oluşturdu.
Şirketin kurum içi felsefecisi Amanda Askell öncülüğünde hazırlanan metin, Claude için sabit komut listeleri vermek yerine erdem geliştirmeyi hedefleyen bir karakter çerçevesi çiziyor.
Olah, modellerin bir matematik bahçesi gibi büyüdüğünü, bu yapılara yön verilebilse de eylemlerinin tamamen kontrol edilemeyeceğini kaydetti.
Şirketin dini çevrelerle temasları, modellerin toplumsal tehlikeler yaratmadan insanlığa fayda sağlayacak şekilde eğitilmesi hedefiyle açıklandı.
Fakat bazı bilim insanları ve sektör temsilcileri, yapay zekaya bilinç atfetmenin hem kanıtlanamaz bir yaklaşım olduğunu hem de teknolojiyi üretenlerin sorumluluğunu perdeleyebileceğini dile getirdi.
Microsoft yetkilileri de modelleri bilinçli varlıklarmış gibi eğitmenin tehlikeli sonuçlar doğurabileceği uyarısını yaptı.
Vatikan makinelerin bilinç sahibi olamayacağını açıkladı
Anthropic’in yürüttüğü ahlaki arayış, Katolik Kilisesi’nin yapay zeka konusundaki duruşuyla doğrudan karşı karşıya geldi. Roma Katolik Kilisesi lideri Papa 14. Leo, yayımladığı “Magnifica Humanitas” (Görkemli İnsanlık) başlıklı genelgesinde, makinelerin bir bilince, bedene ya da ilişki kurma yeteneğine sahip olamayacağını vurguladı.
Papa, teknolojinin nihai ölçüt haline gelmesi durumunda insanın veri yığınına ya da bir meta haline indirgeneceğini belirterek yapay zekanın nükleer teknoloji gibi “silahsızlandırılması” gerektiğini kaydetti.
Genelgenin tanıtım toplantısında Papa ile aynı kürsüyü paylaşan Olah, modellerin insan sinirbilimini andıran içsel durumlar sergilediğini ve yapay zeka şirketlerinin kâr güdüsüyle hareket ettiğini kabul ederek kilise gibi kurumlardan denetim talep etti.
Görüşmeler sonrasında konuşan Katolik biyoetik uzmanı Charles Camosy ise ilk incelemelerin yarattığı şaşkınlığın ardından modellerin bir bilince sahip olmadığı sonucuna vardığını ifade etti.
Sektör genelinde yapay zekanın kontrol dışına çıkabileceğine ve zararlı biyolojik yapılar üretebileceğine dair endişeler sürerken, 2 trilyon dolarlık halka arza hazırlanan Anthropic’in dini ve sivil aktörlerle yürüttüğü etik danışma süreçlerinin devam ettiği biliniyor.
Papa XIV. Leo, yapay zekanın “Tanrıyı oynamasını” engellemek istiyor
Amerika
Yapay zekada “balon” anlatısını doğrulayan veriler: Yatırım yüksek, kârlılık düşük

ABD’de hız kazanan yapay zeka yatırımlarının karşılık bulabilmesi için sektörün 2032’de 3,5 trilyon dolar gelir elde etmesi gerektiği belirlendi. Wall Street Journal gazetesinin haberine göre söz konusu tutar, ülke milli gelirinin yüzde 8,8’ini oluştururken işlem gücü fiyatlarındaki olası düşüşler kârlılık hedeflerini zorlaştırıyor.
ABD’de yapay zeka alanında süregelen yatırım dalgasının finansal açıdan karşılık bulabilmesi için işletmelerin ve tüketicilerin bu teknolojiye milli gelirin yaklaşık yüzde 9’u oranında harcama yapması gerektiği hesaplandı.
Bu oran, Amerikan halkının gıdaya ayırdığı bütçeye, tüm enerji harcamalarının iki katına veya telefon, internet ve dijital yayın servislerine ödenen toplam miktarın yaklaşık yedi katına denk geliyor.
Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre Columbia Üniversitesi Finans Profesörü Stijn Van Nieuwerburgh tarafından hazırlanan ve Brookings Enstitüsünde sunulan çalışma, yapay zeka altyapı inşasının ABD tarihindeki en büyük yatırım hamlesi haline geldiğini ortaya koydu.
Mevcut veri merkezi inşaat planları, ortalama maliyetler, olası proje iptalleri ve yüzde 10’luk kaldıraçsız sermaye getirisi beklentisi üzerinden yapılan hesaplamaya göre, sektörün 2032 yılında 3,5 trilyon dolar gelir üretmesi şart görünüyor.
Bu tutar, yıllık yüzde 4 nominal büyüme varsayımı altında ABD gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) yüzde 8,8’ine karşılık geliyor.
Kapasite artışı fiyatları düşürebilir
Gelir projeksiyonlarının temelinde, OpenAI ve Anthropic gibi yapay zeka şirketlerinin mevcut işlem gücü fiyatlarını gelecekte de koruyabileceği varsayımı yatıyor.
İşlem kapasitesindeki yetersizliğin şu an kâr marjlarını yüksek tuttuğunu belirten Van Nieuwerburgh, şirketlerin yoğun rekabet ortamında ve kapasitenin dört katına çıktığı 2032 senesinde de bugünkü kıtlık fiyatlandırmasını sürdüremeyeceğine dikkati çekti.
Geçmişteki teknoloji yatırımlarında görülen sert fiyat düşüşleri, benzer krizlerin yaşandığını gösteriyor.
Londra ile New York arasındaki fiber optik hatlarda bant genişliği fiyatları, yeni hatların döşenmesi ve kapasitenin artması neticesinde 1997-2001 döneminde yüzde 96 gerilemiş, bu süreç çok sayıda telekomünikasyon firmasının iflasına yol açmıştı.
Yarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Düşen fiyatlar talebi artırabilir mi?
Yapay zeka modellerinin işlem yeteneği her 4-5 ayda bir iki katına çıkarken Epoch AI verilerine göre belirli bir yetenek seviyesi için maliyet, 2023’ten bu yana çeyrek başına yüzde 47 azalıyor.
İktisat literatüründe “Jevons Paradoksu” olarak bilinen yaklaşıma dayanan iyimserler, kapasite artışı ve ucuzlamanın talebi katlayarak şirket gelirlerini büyüteceğini savunuyor.
Chicago Merkez Bankasından (Fed) Ezra Karger liderliğindeki uzman panelinin 2030 yılı için OpenAI ve Anthropic’e biçtiği 300 milyar dolarlık toplam yıllık gelir tahmini aşılmış durumda.
İki şirketin yıllıklandırılmış toplam gelir oranı halihazırda yaklaşık 180 milyar dolara ulaştı ve her çeyrekte çift haneli büyüme kaydediyor.
Teknolojiyi sermaye ve iş gücünün yanında üçüncü bir üretim faktörü olarak gören savunuculara karşılık, sistem yaygınlaştıkça büyüme hızının yavaşlayacağı ve azalan verimler yasasının devreye gireceği öngörülüyor.
Verimlilik artışı doğrudan gelire dönüşmüyor
Kişisel bilgisayar devriminde 1966’dan itibaren yaşanan fiyat düşüşleri ve verimlilik patlamasının ardından, işletmelerin bilgisayar harcamaları 1984 civarında GSYH’nin yüzde 0,8’i seviyesinde yatay seyre geçmişti.
Harvard Üniversitesi doktora öğrencileri Fiona Chen ve James Stratton tarafından Jellyfish platformundaki yazılım projeleri üzerinden yapılan güncel araştırma da benzer bir yapısal sınıra işaret etti.
Yapay zeka asistanlarının yazılan kod satırını yüzde 12, otonom yazılım ajanlarının ise yüzde 30 artırdığı belirlendi.
Buna karşın kullanıcıların kod inceleme, yorumlama ve değişiklik süreçlerine daha fazla zaman harcaması sebebiyle tamamlanan projelere sağlanan nihai katkının düşük kaldığı ve “istatistiki açıdan anlamsız” seviyede gerçekleştiği saptandı.
Uzmanlar, yapay zekanın verimliliği artırsa bile bu durumun yatırımcıların beklediği devasa kâr ve gelir büyüklüklerine doğrudan dönüşmeyebileceğini vurguluyor.
İktisatçı Pettifor: Tarihte görülmemiş borç seviyeleri nedeniyle sistem çökecek
Amerika
Brezilya’da başkanlık seçimleri ikinci tura kaldı

Brezilya’da Lula ile Flavio Bolsonaro arasındaki başkanlık seçimleri ikinci tura kalırken, Bolsonaro ailesi tam kadro Senato’ya girdi.
Sağcı Flávio Bolsonaro, seçimlerin ilk turunu, görevdeki Lula da Silva’yı geride bırakarak kazandı. Fakat tek turda kazanmak için gereken oyların %50’sinden fazlasını alamadı.
25 Ekim’de bu iki aday arasında ikinci tur oylama yapılacak.
Flávio Bolsonaro, son seçimleri kaybettikten sonra başarısız bir darbe girişiminin planlayıcısı olmak suçundan 27 yıl hapis cezasına çarptırılan eski Başkan Jair Bolsonaro’nun oğlu.
Seçimler başa baş geçti; kampanya süresince Cumhurbaşkanı Lula anketlerde hafif bir üstünlük sağlamıştı. Oyların %99’u sayıldığında, Bolsonaro %47,03, Lula ise %45,16 oy aldı.
Bolsonaro’nun aldığı sonuç beklentileri aştı; bu da, ilk turda elenen diğer bazı başkan adaylarının sağcı alternatifler olduğu göz önüne alındığında, ikinci turun artık onun elinde olduğunu gösteriyor.
Bolsonaro’nun Liberal Partisi (PL) ayrıca, şu ana kadar açıklanan sonuçlara göre en fazla vali, senatör ve federal milletvekili çıkaran parti oldu.
Bu da partinin Kongre’de en fazla etkiye sahip olmasının beklendiği anlamına geliyor.
Oyunu kullandıktan sonra 80 yaşındaki Lula, seçimin demokrasi ile “barbarlık” arasında bir seçim olduğu uyarısında bulundu.
45 yaşındaki Bolsonaro ise “Brezilya halkını özgürleştirmek” istediğini söyledi.
2002 ve 2006 yıllarında seçildikten sonra Lula, 2022’de Jair Bolsonaro’yu oyların %2’sinden az bir farkla mağlup etmişti ve bu, Brezilya tarihindeki en çekişmeli cumhurbaşkanlığı seçim sonucu olmuştu.
O seçimden sonra, 8 Ocak 2023 tarihinde Bolsonaro’nun destekçileri devlet binalarına zarar verdiler.
Jair Bolsonaro, hapis cezasını çekmeye başlamadan önce bile yeniden seçime aday olmaktan men edilmişti; yerine en büyük oğlu Flávio’nun adaylığını destekledi.
Jair Bolsonaro’nun eşi Michelle de pazar günü Senato’ya seçildi.
Flávio Bolsonaro, seçilmesi halinde babasına ve 8 Ocak ayaklanmalarından sorumlu destekçilerine af çıkaracağına söz verdi.
Bolsonaro, güney bölgelerde, daha varlıklı seçmenler ve evanjelik Hıristiyanlar arasında daha popüler.
Bolsonaro pazar günü yaptığı açıklamada, ilk tur oylamasında Lula’nın önüne geçmesinden “çok mutlu” olduğunu belirtti ve üç hafta sonra yapılacak ikinci turda zaferi elde edeceğinden emin olduğunu ifade etti.
Sağcı siyasetçi, “Üç hafta sonra Brezilya’nın modern bir hükümeti seçerek kesin bir cevap vereceği yönündeki gerçek olasılıktan dolayı çok mutluyum,” dedi.
Lula, seçim sonucunun “beklenmedik” olduğunu kabul etti ama yarışın henüz bitmediğini vurguladı.
Pazar günü yaptığı açıklamada Lula, “İlk turda kazanacağıma ikna olduğumu itiraf ediyorum. Maç başlamak üzere. Uzatmalardayız. Uzatmalarda Brezilya halkının kalbini kazanacağız,” dedi.
Seçim kampanyası sırasında Başkan Lula, “egemenlik” konusunu kampanyasının temel dayanaklarından biri haline getirdi ve zaman zaman ABD’yi Brezilya’daki seçimlere müdahale etmeye ve bunları etkilemeye çalışmakla suçladı.
Lula, savunma harcamalarını artıracağına söz verdi.
Bu yılın başlarında Flávio Bolsonaro, ABD’yi ikna ederek Brezilya’nın en büyük iki çetesinin “terör örgütü” ilan edilmesini sağladı.
Temmuz ayında Brezilya, ABD Dışişleri Bakanlığı’na bağlı iki yetkiliye vize vermeyi reddetti. Brezilya, bu yetkililerin ülkenin seçim sistemine şüphe uyandırmaya çalıştığını iddia ederken, ABD ise bu iddiayı “asılsız” olarak nitelendirdi.
Bu gelişme, Flávio Bolsonaro’nun bir grup yabancı diplomatın önünde, Brezilya’nın oy verme makinelerinin Venezuela’dakilerle aynı menşei taşıdığını söylediği iddialarının ardından yaşandı.
Geçen yıl Donald Trump, Jair Bolsonaro’nun darbe davasını, Brezilya’ya gümrük vergileri uygulamak ve bazı üst düzey yetkililer ile hakimlere yaptırım uygulamak için gerekçe olarak kullandı.
Flávio Bolsonaro’nun kazanması halinde Brezilya’nın, uyuşturucu kaçakçılığına karşı ABD’nin “Amerika Kalkanı” koalisyonuna katılması ve ABD ile daha yakın bir işbirliği içine girmesi muhtemel.
Fakat Bolsonaro, Brezilya’nın en büyük ticaret ortağı olarak ABD’yi geride bırakan ve Brezilya’nın soya ve sığır eti ihracatı için hayati öneme sahip bir müşteri olan Çin ile “iktisadi açıdan pragmatik” bir ilişki sürdürme sözü verdi.
Yolsuzluk, Brezilya’nın en büyük finansal dolandırıcılık olaylarından birini düzenleyen ve şu anda hapiste bulunan bankacı Daniel Vorcaro’nun, siyasi yelpazenin her kesiminden üst düzey isimleri içine çeken bir skandalın ardından bu seçim kampanyasının ana gündem maddesi haline geldi.
Flávio Bolsonaro, babası hakkında çekilecek bir biyografik filmin finansmanını Vorcaro’dan talep ettiğini kabul etti.
Polis, Vorcaro’nun tutuklanmaktan kaçınmak için Yüksek Mahkeme yargıcı Alexandre de Moraes’e yardım talebinde bulunduğunu öne sürdükten sonra, Lula da bu skandaldan dolaylı olarak etkilendi. Moraes ise herhangi bir suçu olduğunu reddediyor.
Moraes, Lula tarafından atanmamış olsa da, Jair Bolsonaro’nun darbe davasına başkanlık ettiği için Lula’nın müttefiki olarak görülüyor.
Suç ve güvensizlik de seçmenlerin en önemli endişeleri arasındaydı. Brezilya’daki cinayet oranı düşmüş olsa da, seçmenlerin gözünde oldukça belirgin olan telefon hırsızlığı gibi sokak suçları arttı.
Şiddet ve uyuşturucu kaçakçılığı ise hâlâ büyük sorunlar olarak görülüyor.
Flávio Bolsonaro, Brezilyalı çeteleri terörist olarak ilan etme ve El Salvador’dakine benzer maksimum güvenlikli hapishaneler inşa etme sözü verdi.
Babası ise başkanlığı döneminde silah sahipliği kısıtlamalarını gevşetmişti.
Lula, ABD’nin Brezilyalı çeteleri terör örgütü olarak tanımlamasını eleştirmiş olmakla birlikte, organize suç şebekelerinin finansal ağlarıyla mücadele etmek, cinayet soruşturmalarını iyileştirmek ve cezaevlerine yatırım yapmak amacıyla çeşitli reformlar başlatmıştı.
Ekonomi bu seçim kampanyasının da merkezinde yer aldı: Ülkede yüksek düzeyde bireysel borç ve yavaşlayan büyüme söz konusu.
Lula, mirasını bir dizi sosyal yardım programı aracılığıyla şekillendirmişti. Bunların en önemlisi, çocukların eğitim hayatına devam etmelerini ve aşı gibi sağlık hizmetlerinden yararlanmalarını sağlamak amacıyla ailelere ödeme yapan Bolsa Família programı.
Ayrıca daha fazla üniversite inşa etti. Bu programlar, milyonlarca Brezilyalıyı yoksulluktan kurtardığı için takdir toplamıştı.
Brezilya’nın zengin kaynaklara sahip olduğu veri merkezleri ve nadir toprak minerallerine daha fazla yatırım yapılmasını destekledi ve Brezilya’nın bundan fayda sağlamasını garanti altına almak için devletin aktif katılımını sağladı.
Ayrıca, çevreciler arasında tartışmalara yol açan Amazon Nehri’nin ağzı yakınlarındaki petrol arama çalışmalarını da destekledi.
Fakat Lula’nın, çevre koruma önlemlerini sıkılaştırma ve Amazon’daki ormansızlaşma oranını azaltma konusunda bir sicili bulunuyor.
Ormansızlaşma, Jair Bolsonaro’nun başkanlığı döneminde önemli ölçüde artmıştı.
Flávio Bolsonaro, kamu borcuna bir tavan getirilmesini ve hükümet harcamalarında kesintiler yapılmasını, sosyal yardım programlarının revize edilmesini ve kritik mineraller sektörünün güçlendirilmesini taahhüt ediyor.
Brezilya, Latin Amerika ve Karayipler’in toplam gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYH) yaklaşık %31’ini oluşturuyor.
Michael Roberts, kişisel bloğunda yazdığı makalede, Lula’nın daha fazla kamu harcaması yapacağına dair desteğinin sorgulandığına işaret etmişti.
Onun aktardığına göre Lula’nın danışmanları, sağlık hizmetlerinde ve yaşlılar ile engellilere yönelik yardımlarda kesintiler yapılmasını gizlice değerlendiriyor.
Bolsonaro ise, devlet varlıklarının özelleştirilmesiyle birlikte sosyal harcamalarda ve kamu yatırımlarında önemli kesintiler yapılmasını açıkça talep ediyor.
Roberts’a göre her iki adayın da kemer sıkma politikasından bahsetmesinin nedeni, Lula’nın görev süresinin ilk üç yılında yaşam standartlarında görülen iyileşmeye rağmen, bu kazanımların geçen yıl kaybolmaya başlamış olması.
İktisadi büyüme yıllık %2’nin altına geriledi; imalat ve sanayi sektörleri ise hızla düşüyor.
Diplomasi7 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi2 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Asya1 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Rusya2 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri












