Amerika
ICE saldırganlığını mümkün kılan şirketler

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) tarafından yürütülen büyük çaplı göçmen karşıtı operasyonlar, ABD’deki büyük şirketlerin desteğiyle mümkün oluyor.
Geçen cumartesi günü Alex Pretti’nin katledilmesi, ICE’ın Minneapolis operasyonuna katılan federal memurlar tarafından gerçekleştirilen bir dizi korkunç, şiddetli ve ölümcül olayın en sonuncusuydu.
Popular Information’ın aktardığına göre Pretti’nin öldürülmesinden birkaç saat sonra, Amazon CEO’su Andy Jassy, First Lady Melania Trump’ın yapımcılığını üstlendiği Melania adlı belgeselin gösterimi için Beyaz Saray’ı ziyaret ediyordu.
Jassy ve diğer konuklar içeri girerken, askeri bando film için bestelenen “Melania’nın Valsi” adlı şarkıyı çaldı. Konuklara “eldivenli garsonlar tarafından servis edilen, parlak, hatıra niteliğinde siyah beyaz popcorn kutuları” ikram edildi.
Amazon, bu gösterişli projenin hakları için 59 milyon dolar ödedi ve bu paranın çoğu Melania Trump’ın kendisine gitti. Matt Belloni’ye göre, Amazon filmi tanıtmak için 35 milyon dolar daha ödüyor.
Büyük bütçeye rağmen Amazon, “filmi eleştirmenlerle paylaşmadı ve gösterime girmeden önce de paylaşmayacak.”
Melania, Amazon’a neredeyse kesin olarak on milyonlarca dolar zarar ettirecek olsa da, bu, Başkan Donald Trump ve yönetiminin gözünde kalmak için ödenmesi gereken küçük bir bedel.
Amazon ve Palantir ortaklığı
Amazon, milyarlarca dolarlık devlet sözleşmelerine sahip ve ICE’ın gözetim ve sınır dışı etme faaliyetlerinin teknolojik altyapısının büyük bir kısmını sağlıyor.
Amazon Web Services (AWS), ICE’ın göçmenleri hedef almak ve sınır dışı etmek için kullandığı Investigative Case Management (ICM) adlı veritabanını barındırıyor.
Palantir tarafından oluşturulan ICM, “göçmenleri takip etmek ve çoğu durumda sınır dışı etmek için kamu ve özel verilerden oluşan geniş bir ekosistemi entegre ediyor.”
Veriler “kişinin göçmenlik geçmişi, aile ilişkileri, kişisel bağlantıları, adresleri, telefon kayıtları, biyometrik özellikleri ve diğer bilgileri” içeriyor.
AWS, Palantir aracılığıyla ICM’yi barındırmak için federal hükümetten yıllık milyonlarca dolar alıyor.
Geçen nisan ayında, Trump yönetimi Palantir’e ICE’a sınır dışı etme çabalarını desteklemek için gelişmiş yetenekler sağlayan yeni bir araç olan “ImmigrationOS”u oluşturmak üzere 30 milyon dolarlık yeni bir sözleşme imzalamıştı.
ImmigrationOS, Palantir ile stratejik bir ortaklık içinde olan AWS üzerinde barındırılıyor olabilir.
AWS ayrıca ICE’ın ana kurumu olan İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) için devasa bir gözetim sistemini barındırıyor.
Homeland Advanced Recognition Technology System (HART) olarak bilinen 6 milyar dolarlık sistem, “6,7 milyon iris taraması ve 1,1 milyar yüz görüntüsü dahil olmak üzere 270 milyondan fazla kişinin kişisel ve biyometrik verilerini saklamak” için tasarlanmış.
2022 yılında Amazon’a gönderilen bir mektupta, eleştirmenler, “DHS’nin HART veritabanını barındırarak, AWS’nin gözetleme ve sınır dışı etme işlemlerini güçlendirecek ve insan hakları ihlallerine yol açabilecek istilacı bir biyometrik veritabanının oluşturulmasını doğrudan kolaylaştırdığını” öne sürdüler.
Karşı çıkanlar, Amazon’dan hâlâ geliştirme aşamasında olan HART veritabanına destek vermeyi durdurmasını istediler, fakat şirket yanıt vermedi.
Amazon çalışanları 2018’de dönemin CEO’su Jeff Bezos’tan ICE ile ilişkisini sonlandırmasını istediğinde, Bezos bu uygulamayı savunmuştu.
Bezos, “Herkesin girmeye çalıştığı başka bir ülke yok. Ben olsam onları içeri alırdım. Onları seviyorum, hepsinin girmesini istiyorum. Ama burası harika bir ülke ve savunulması gerekiyor,” demişti.
Oysa Amazon, kurumsal web sayfasında, “ABD’de karşılaştıkları zorlukları anladığımız için mülteci ve insani yardım temelli göçmen nüfusu destekliyoruz,” diyor.
Kasım 2025’te Amazon, federal hükümet için bulut ve yapay zeka hizmetlerini geliştirmek üzere 50 milyar dolarlık yatırım yapacağını duyurdu. ICE ve ilgili kurumlar, Amazon’a yatırımının karşılığını verebilecek konumdalar.
Trump’ın geçen yıl yürürlüğe giren mega bütçe yasa tasarısı, sınır ve iç güvenlik için dört yıl boyunca 170 milyar dolardan fazla kaynak ayırdı.
Citizens Bank
Trump ikinci dönem için Beyaz Saray’a döndüğünden beri, ICE tarafından gözaltında tutulan göçmenlerin sayısı patlama yaşadı: Ocak 2025’te 40.000’in altındayken, bugün 73.000’in üzerine çıktı.
Bu durum, GEO Group ve CoreCivic gibi özel cezaevi şirketlerinin yeni tesisler inşa etmesine yönelik büyük bir talep yarattı.
JPMorgan Chase, Wells Fargo, Bank of America, SunTrust, BNP Paribas ve Fifth Third Bancorp dahil olmak üzere çok sayıda finans kurumu, 2019 yılında özel cezaevi endüstrisiyle çalışmayı durduracaklarına söz vermişti.
Bank of America ve SunTrust, o zamandan beri bazı durumlarda gözaltı şirketlerine yeniden finansman sağlamak için politika beyanlarını yumuşattı.
Ne var ki, Citizens Bank’ı işleten Citizens Financial Group, özel hapishane inşaatları için finansman sağlamaya devam etti.
Temmuz 2025’te Citizens, GEO Group’a 450 milyon dolarlık döner kredi limiti sağladı. Daha önce, Mart 2025’te Citizens, CoreCivic için 500 milyon dolarlık tahvil ihraç etti.
Citizens, web sitesinde “toplulukları güçlendirmeye kararlı” olduğunu ve “toplumsal eşitliği ilerletmek” için çalıştığını belirtiyor.
AT&T
Eylül 2024’te AT&T, ICE’ın ana kurumu olan DHS ile “görev açısından kritik iletişim hizmetleri sağlamak” için 10 yıllık, 147 milyon dolarlık bir sözleşme imzaladı.
Anlaşma, ICE ve diğer DHS alt birimlerine “AT&T ticari kablosuz ağında uçtan uca ses önceliği” sağlıyor.
Ağustos ayında, Trump yönetimi AT&T’ye, ICE’a “veri analizi ve destek hizmetleri” sağlamak üzere 11 milyon dolarlık ihalesiz bir sözleşme verdi.
AT&T, ilk müdahale ekipleri için özel ağı olan FirstNet’i federal hükümete tanıttı ve “fotoğraflar, gerçek zamanlı ses/video akışları ve diğer eyalet, yerel veya federal kurumların veritabanlarını… belgesiz göçmenlerin kimliklerinin tespitine yardımcı olmak için” kullanma yeteneğini övdü.
AT&T’nin en son Ağustos 2025’te güncellenen İnsan Hakları Politikası, şirketin “insan hakları ihlallerine ortak olmamayı” amaçladığını belirtiyor.
Ayrıca, “statü veya koşullara bakılmaksızın tüm insanların insan hakları korumalarının getirdiği saygınlık ve özgürlüğü hak ettiklerini” vurguluyor.
Geçen Kasım ayında, Chicago’daki aktivistler AT&T’yi, “ajanları maskeli, kimliği belirsiz ve arama izni olmadan halkı terörize eden” ICE’tan “kamu parasını cebine indirmekle” suçladı.
Amerika
ABD, büyümede G7 ülkelerinin çok önünde

ABD ekonomisinin, iç politikalarının dünyanın büyük bir kısmında sıkıntılara yol açması nedeniyle, bu yıl diğer tüm büyük gelişmiş ekonomilerden çok daha hızlı büyümesi bekleniyor.
Axios’a göre küresel ekonomi, arka arkaya gelen şoklara karşı şaşırtıcı derecede dirençli olduğunu kanıtladı.
ABD, bu genel tablo içinde öne çıkıyor. Yapay zeka yatırımlarındaki patlama, ülkenin diğer ekonomilere kıyasla çok daha hızlı büyümesine yardımcı oluyor.
Fakat bu istisnai durumun bir bedeli var: Daha kalıcı bir enflasyon ve bunu dizginlemek için faiz oranlarının daha uzun süre yüksek seviyelerde kalması gerekebilir.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), ABD ekonomisinin bu yıl %2,2 oranında büyüyeceğini öngörüyor.
Bu oran, Avro bölgesi, Almanya ve Birleşik Krallık için tahmin edilen büyüme hızının yaklaşık iki katı. Japonya’da (%0,8) ve Kanada’da (%0,9) büyümenin daha da zayıf olması bekleniyor.
Bu büyüme farkının önümüzdeki yıl da devam etmesi bekleniyor. 2027’de ABD’nin büyüme oranının %2,1 olarak gerçekleşirken, dünyanın geri kalanındaki diğer büyük gelişmiş ekonomilerin çoğunda büyüme oranının yaklaşık %1 seviyesinde kalacağı tahmin ediliyor.
OECD, Haziran ayından bu yana ABD konusunda daha iyimser bir tavır sergilemeye başladı ve 2026 yılı için büyüme tahminini 0,2 puan, 2027 yılı için ise 0,3 puan yukarı çekti.
Bu durum, genel olarak küresel ekonomi, Avro bölgesi, Kanada, Birleşik Krallık ve Japonya için gelecek yılın büyüme tahminlerinin aşağıya doğru revize edilmesiyle tezat oluşturuyor.
OECD baş ekonomisti Stefano Scarpetta bu sabah gazetecilere şunları söyledi:
“En büyük risk hâlâ Orta Doğu’daki çatışmanın gidişatı ve bunun enerji piyasası üzerindeki etkisidir. Fakat bir dizi başka risk de bulunuyor, bunlardan bazıları Haziran ayı tahminlerine kıyasla biraz daha belirgin hale gelmiş görünüyor.”
Scarpetta, devlet tahvili getirilerindeki artışa, yapay zeka yatırım patlamasının beraberinde getirdiği risklere ve aşırı hava koşullarının gıda fiyatlarını yukarı çekme olasılığına dikkat çekti.
OECD’ye göre, yapay zeka (AI) alanındaki patlama, ABD ekonomisine diğer birçok ekonomide bulunmayan güçlü bir şok emici sağladı.
Yapay zeka yatırımları ve üretimindeki hızlı büyüme, Orta Doğu’daki çatışmanın yol açtığı iktisadi darbeyi “kısmen dengeledi.”
Veri merkezi ve teknoloji harcamaları, ABD’nin büyümesini doğrudan destekledi.
Enflasyon görünümü ise birkaç ay öncesine kıyasla daha inatçı bir hal alıyor.
OECD, ABD’deki genel enflasyonun bu yılki %3,6 seviyesinden gelecek yıl %2,6’ya düşmesini bekliyor.
Fakat 2027 yılına ilişkin bu tahmin, Haziran ayında öngördüğü rakamdan yarım puan daha yüksek.
ABD’de çekirdek enflasyonun bu yıl %3,3 olacağı tahmin ediliyor. Bu oran, önde gelen gelişmiş ekonomiler arasında en yüksek oranlardan biri ve gelecek yıl %2,5’e gerileyeceği öngörülüyor.
Bu inatçı seyir, OECD’nin bu yıl Federal Rezerv’in bir faiz artışı daha yapmasını ve faiz oranlarının 2027 sonuna kadar %4–%4,25 aralığında kalmasını beklemesinin nedenini açıklıyor.
Öte yandan ABD’deki büyümeyi hızlandıran yapay zeka patlaması, kendi makroekonomik olumsuz etkilerini de beraberinde getirmeye başlıyor.
OECD’ye göre, uzun vadeli borçlanma maliyetleri çoğu büyük bu ekonomide en az 15 yılın en yüksek seviyesinde.
Örgüt, yapay zeka şirketlerinin yoğun borçlanmasının getiri oranlarını yukarı çekmeye katkıda bulunduğunu, bunun da ekonomi genelinde maliyetleri artırabileceğini ve yapay zeka kârlarının beklentileri karşılayamaması durumunda piyasaları savunmasız bırakabileceğini savunuyor.
Amerika, küresel iktisadi ortamın daha zorlu hale gelmesine katkıda bulundu.
Kendi ekonomisi şu ana kadar diğer ülkelerin neredeyse tamamından daha iyi bir performans sergilese de bu dayanıklılık, ortadan kaldırılması hâlâ zor olan bir enflasyon sorunuyla birlikte geliyor.
Amerika
Altman ve Amodei, BMGK’ya seslendi

OpenAI’den Sam Altman ve Anthropic’ten Dario Amodei, çarşamba günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yapay zeka güvenliği konusunda ayrı ayrı brifingler verdi.
Altman, BMGK’ya yaptığı açıklamada, “Önümüzde bir seçim var. Yapay zeka, ya yaratıcılık ve keşiflerin yeni bir Rönesansı gibi olabilir ya da kargaşa ve karışıklığın hakim olduğu yeni bir sanayi devrimi gibi olabilir,” dedi.
Altman ve Amodei, şirketlerinin ürünlerinin güvenliği konusunda giderek artan bir incelemeyle karşı karşıya kalırken konuşma yaptı.
Yapay zeka konusundaki kamuoyu endişesi, bu ayın başlarında Anthropic araştırmacılarının, bu teknolojinin on yıl içinde insanlığı yok edebileceği yönündeki uyarıları üzerine arttı.
Altman ve Amodei de dahil olmak üzere yapay zeka şirketlerinin liderleri, o zamandan beri yapay zeka alanındaki ilerlemenin yavaşlatılması ve teknolojinin güvenlik standartları konusunda daha fazla uluslararası işbirliği yapılması çağrısında bulunuyorlar.
BMGK’da yaklaşık 10 dakika konuşan Altman, yapay zekanın üretkenliğe sağladığı faydaları vurgularken, aynı zamanda bu teknolojinin kötüye kullanılma olasılığına da dikkat çekti.
OpenAI CEO’su, hükümetlerin bir araya gelerek, insanların bu teknolojiyi “kendilerine dayatılan bir şey” olarak algıladıkları bir gelecek yerine, yapay zekanın “demokratik kurumlar tarafından yönlendirildiği” bir gelecek inşa etmelerini savundu.
Altman şöyle konuştu:
“Yapay zekanın demokratik olması için, en önemli kararlar yalnızca San Francisco’daki laboratuvarlar tarafından alınamaz. Bu kararlar, demokratik süreçler aracılığıyla ve hizmet ettikleri halka karşı sorumlu hükümetler tarafından şekillendirilmelidir.”
OpenAI CEO’sunun konuşması, şirketinin bazı lobi faaliyetleriyle ve şirket başkanı Greg Brockman’ın ABD’deki siyasi eylem komitesiyle (PAC) tezat oluşturuyor.
Yapay zeka yanlısı “Leading the Future PAC”, yapay zeka sektörüne yönelik daha sıkı regülasyonları destekleyen adayları hedef alarak 100 milyon dolardan fazla kaynak topladı ve milyonlarca dolar harcadı.
Altman’ın konuşması, Anthropic araştırmacılarının yapay zekanın varoluşsal riskine ilişkin bazı endişelerine de değindi ve konseyi “kıyametçiliğe” kapılmamaları konusunda uyardı.
Altman, güvenlik tartışmasında bunun yerine üç ilkeye dayandırılması gereken bir “orta yol” olduğunu savundu: Yapay zeka sistemleri insan kontrolü altında kalmalı; yapay zeka, doktorların hastaları tedavi etmesine yardımcı olmaktan girişimcileri desteklemeye kadar insanlara fayda sağlamalı; ve teknoloji “insanları bireysel olarak güçlendirmeli.”
Video görüşmesi yoluyla konseye hitap eden Amodei, 12 Eylül tarihli bir blog yazısında dile getirdiği ve küresel işbirliğinin artırılması ile yapay zekanın denetlenmesi çağrısında bulunduğu birçok noktayı tekrarladı.
Amodei, yapay zekanın biyolojik silah geliştirmede kullanılmasının yasaklanması ve yeni yapay zeka modellerinin test edilmesine yönelik küresel standartlar dahil olmak üzere çeşitli uluslararası anlaşma biçimlerini savundu.
Altman, konuşmasında bu ay manşetlere taşınan varoluşsal risk uyarılarına değinmekten kaçınırken, Amodei, geliştiricilerin yapay zeka üzerindeki kontrolünü kaybetmesi konusundaki endişelerini yineledi ve aynı zamanda şirketini güvenlik konusunda sektör lideri olarak tanıttı.
Amodei, “Kötü yönetilirse, yapay zekanın insanlık için bir risk oluşturabileceğine bile inanıyorum. Anthropic olarak, bu riskleri önleme konusunda sektördeki en iyi sicile sahip olduğumuza inanıyoruz,” dedi.
OpenAI’nin ezeli rakibi Anthropic’teki araştırmacıların, bu teknolojinin birkaç yıl içinde insanlığı yok edebileceği uyarısında bulunmasının ardından, yapay zeka düzenlemeleri siyasi gündemde ön plana çıktı.
Bu endişeler, yapay zeka topluluğunun bazı kesimlerinde sıkça dile getirilen bir konu. Bu kesimler, teknolojinin biyolojik silahların geliştirilmesine yardımcı olmaktan finansal bir felakete yol açmaya kadar çeşitli nedenlerle yıkıma yol açabileceğinden korkuyor.
Daha önce Amodei, yapay zeka geliştirme sürecinin yavaşlatılması çağrısında bulunmuş ve bu çağrı OpenAI, Google ve Elon Musk tarafından desteklenmişti.
Hem Amodei hem de Altman, uzun süredir kendilerini yapay zekanın koruyucuları olarak konumlandırıyor ve teknolojinin kamuoyunda nasıl algılanacağını şekillendirmeye çalışıyor.
Şirketleri de yapay zeka yarışında liderlik için rekabet halinde: Her ikisi de, şirketlerin değerini 1,5 trilyon doların üzerine çıkaracak ve potansiyel olarak rekor kıracak halka arzları hedefliyor.
Amerika
Harvey Weinstein cinsel saldırı davasında 15 yıl hapis cezası aldı

Eski Hollywood yapımcısı Harvey Weinstein, eski asistanı Miriam Haley’ye cinsel saldırıda bulunmaktan 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kararı açıklayan Yargıç Curtis Farber, Weinstein’a hitaben “Mirasınızı kendi ellerinizle çöpe attınız” dedi.
Eski Hollywood yapımcısı Harvey Weinstein, eski asistanı Miriam Haley’ye yönelik cinsel saldırı suçlamasıyla yargılandığı davada 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Duruşmada söz alan Weinstein, “Mükemmel bir insan değilim. Hayatımı birçok pişmanlıkla sürdürüyorum ve eylemlerim nedeniyle içtenlikle özür diliyorum” dedi.
Cezaevinde kendisine “bir hayvana davranılır gibi hatta daha da kötü” muamele edildiğini savunan eski yapımcı, hayatının kalan yıllarını ceza infaz sistemindeki aksaklıkları değiştirmeye adayacağını dile getirdi.
Televizyon kanalının aktardığına göre Yargıç Curtis Farber karar duruşmasında Weinstein’a hitaben şu ifadeleri kullandı:
“Her şeye sahiptiniz. Bıraktığınız miras büyük bir başarıyla taçlanabilirdi. Ancak Miriam Haley’ye cinsel saldırıda bulunarak tüm bunları çöpe attınız.”
Weinstein, onlarca kadının yönelttiği cinsel taciz ve saldırı suçlamalarının ardından 2020 yılında 23 yıl hapis cezası almıştı. Bu mahkumiyet kararı, yargılama usulündeki usulsüzlükler gerekçe gösterilerek Nisan 2024’te iptal edildi.
Haziran 2025’te görülen yeniden yargılamada jüri, Weinstein’ı 2006 yılında asistanı Miriam Haley’ye tecavüz ettiği suçlamasından bir kez daha suçlu buldu.
Weinstein hakkında ayrıca Los Angeles’taki başka bir tecavüz davasında verilmiş 16 yıllık kesinleşmiş hapis cezası mevcut ve yapımcı halen bu cezanın infazı kapsamında cezaevinde kalıyor.
Cinsel saldırı suçlamalarının tümünü reddeden sinema yapımcısı, yalnızca “ısrarcı davrandığını”, “eşlerini aldattığını” ve “sınırı aştığını” kabul ediyor.
Kadınların para ve şöhret kazanmak amacıyla kendisine iftira attığını öne süren Weinstein, oyuncu Gwyneth Paltrow’u da ihanetle suçlayarak “pireyi deve yaptığını” ve kariyerini kendisine borçlu olduğunu iddia etti.
Weinstein, mart ayında Rikers Adası’ndaki cezaevinde sürdürdüğü yaşamı tam bir tecrit ve cehennem olarak tanımlamıştı.
O dönem yaptığı açıklamada, “Yalnızca gardiyanlar ve hemşirelerle konuşuyorum. Buradaki tüm iletişimim bundan ibaret. Kaldığım koğuşta hiçbir sosyal bağ yok. Çünkü burası Rikers Adası ve burası tam bir cehennem” demişti.
TMZ haber sitesi, temmuz ayında kaynaklara dayandırdığı haberinde, Weinstein’ın kalp yetmezliği krizi geçirdiğini ve Manhattan’daki Bellevue Hastanesi’nin mahkum koğuşuna kaldırıldığını aktarmıştı.
Asya1 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Asya2 hafta önceİran ile Çin arasında milyarlarca dolarlık gizli ticaret ağı
Rusya1 hafta önceFransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi
Avrupa2 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Asya2 hafta önceYatırımcılar DeepSeek payı için yüksek komisyonları göze alıyor
Rusya1 hafta önceRusya, Ermenistan’a doğalgaz iletimini 10 gün süreyle askıya alıyor
Asya1 hafta önce“İran ABD üssünü vurmadan önce Çin’den uydu görüntüsü aldı”












