Amerika
ICE bir cinayet daha işledi, protestocular sokağa döküldü

Minneapolis’te operasyonlarına devam eden Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanları, cumartesi günü bir Amerikan vatandaşını daha silahla vurarak öldürdü.
ICE ajanlarınca vurularak öldürülen kişinin kimliği ailesi tarafından 37 yaşındaki yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti olarak açıklandı.
İç Güvenlik Bakanlığı, tabanca taşıyan Pretti’nin silahını alma girişimlerine direnmesi sonrasında, kendilerini savunmak isteyen ICE ajanları tarafından vurulduğunu ileri sürdü.
Ailesi yazılı bir açıklamada Pretti’nin Minneapolis Gaziler Hastanesinde yoğun bakım servisi hemşiresi olarak çalıştığını belirtti. Associated Press’e (AP) konuşan aile, Pretti’nin ABD Başkanı Donald Trump’ın göçmen politikalarından rahatsız olduğunu anlattı.
Pretti’nin ailesi ayrıca bir silaha ve Minnesota’da taşıma ruhsatına sahip olduğunu ama silah taşıdığını hiç görmediklerini de kaydetti.
Aile, videoların Pretti’nin ICE ajanları tarafından yere yatırıldığında elinde silah tutmadığını gösterdiğini savundu.
İç Güvenlik Bakanlığı cinayeti savundu
Trump yönetimi yetkilileri, bu iddiaları çürüten video görüntüleri olmasına rağmen, Pretti’nin, ajanları ateşli silahla tehdit ettiğini iddia etmeye devam etti.
İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, Pretti’nin “şiddeti sürdürmek için” orada olduğunu söyledi ve 9 mm’lik yarı otomatik tabancayla federal ajanlara yaklaştığını belirtti.
Sınır Devriye Şefi Greg Bovino CNN’e “kurbanlar orada bulunan Sınır Devriye ajanlarıdır” dedi. Cumartesi günü, memurlarının bir “katliamı” önlediklerini söyledi.
Olayın görüntüleri, Pretti’nin bir cep telefonu tuttuğunu fakat silah sallamadığını gösteriyor. Çeşitli açılardan çekilen videolarda, Pretti’nin biber gazı sıkılan başka bir protestocuya yardım etmeye çalıştığı, ardından ajanlar tarafından yere yatırıldığı ve yakın mesafeden birkaç el ateş edildiği görülüyor. Bir videoda, federal bir ajanın Pretti’yi silahsızlandırdığı ve ardından ona birkaç el ateş ettiği görülüyor.
Trump, “kaos”tan Demokrat yetkilileri sorumlu tuttu
Minnesota Valisi Tim Walz, Alex Pretti’nin öldürülmesinden bir gün sonra basına konuştu. “Planın nedir, Donald Trump? Planın nedir?” diye soran Walz. “Bu federal ajanları eyaletimizden çıkarmak için ne yapmamız gerekiyor? Eğer bizden istediğin korku, şiddet ve kaossa, o zaman bu eyaletin ve ulusun insanlarını açıkça hafife almışsın. Yorgunuz, ama kararlıyız. Barışçıyız, ama asla unutmayacağız. Öfkeliyiz, ama umudumuzu kaybetmeyeceğiz. Ve her şeyden öte, açıkça birleşmiş durumdayız,” dedi.
Walz, Trump’ın niyetinin “Minnesota’yı ibretlik bir örnek yapmak” olduğunu ama bunun ters teptiğini söyledi:
“Bu eyalette kanun ve düzene inanıyoruz. Barışa inanıyoruz ve Donald Trump’ın, bu 3.000 eğitimsiz ajanı başka birini öldürmeden Minnesota’dan çekmesi gerektiğine inanıyoruz. Biz burada, müdahale edilmeden hayatlarını yaşamaya çalışan bir Minnesotalının başka bir hikayesini anlatıyoruz. Şu anda bunu izleyen Amerikalılara, belki merak, şaşkınlık, dehşet, küçümseme veya sempatiyle izliyorsunuz. Hepinize bir sorum var. Hangi tarafta olmak istersiniz?”
Pazar günü yayınlanan Wall Street Journal mülakatında Trump, yönetiminin silahlı saldırı ile ilgili “her şeyi incelediğini” söyledi. Trump röportajda, “Her şeyi inceliyoruz ve bir karar vereceğiz,” dedi. Başkan, göçmenlik memurlarının “bir noktada” Minneapolis’ten çekileceğini söyledi.
Trump, pazar gecesi erken saatlerde, yerel Demokrat yetkililerin kaostan sorumlu olduğu yönündeki suçlamalarını derinleştiren bir dizi sosyal medya paylaşımı yaptı:
“Demokratların yönettiği Sığınak Şehirler ve Eyaletler, ICE ile işbirliği yapmayı REDDEDİYOR ve aslında solcu kışkırtıcıları, en kötü insanları tutuklamak için operasyonlarını yasadışı olarak engellemeye teşvik ediyorlar!”
Minnesota yetkililerini tüm belgesiz göçmenleri teslim etmeye ve Kongreyi, onları federal sınır dışı etme prosedürlerinden korumak için tasarlanmış yerel yasaları yasadışı ilan etmeye çağırdı.
Binlerce kişi sokağa çıktı
Minneapolis’te yapılan göçmenlik baskınlarında bir ay içinde ikinci bir ABD vatandaşının öldürülmesi, öfkeli protestolara yol açtı.
Binlerce gösterici, Pretti’nin vurulması üzerine dondurucu soğuğa rağmen sokaklara döküldü.
Cumartesi gecesi yüzlerce kişi, Pretti’ye saygılarını göstermek için, vurulduğu yerin yakınında mumlar yakıp onun adını haykırdı.
Protestolar, insanların “Alex için adalet” ve “ICE’ı kaldırın” yazılı pankartlar taşıdığı New York’un yanı sıra Chicago, Los Angeles, Portland ve San Francisco gibi diğer ABD şehirlerine de yayıldı.
Chicago’da binlerce protestocu, Kongre Meydanını doldurdu. Kar, başlarını, omuzlarını ve kirpiklerini kaplarken, göçmenlere ve mültecilere destek sloganları attılar ve ICE’ın kaldırılmasını talep ettiler.
Illinois Göçmen ve Mülteci Hakları Koalisyonunun yönetici direktörü Lawrence Benito kalabalığa, “Dün ‘Ne zaman yeter artık?’ diye sordum. Çünkü her adımda, halkımız yeter artık dedi,” diye konuştu.
Pazar günkü miting ve yürüyüşte, Belediye Başkanı Brandon Johnson, Vali Yardımcısı Juliana Stratton, Temsilci Delia Ramirez ve Eyalet Senatörü Karina Villa dahil olmak üzere birçok yerel lider ICE’ın kaldırılmasını talep etti.
Stratton, “Onların bir VA hemşiresini vurduklarını, bu konuda yalan söylediklerini ve kendi gözlerimizle gördüklerimizi görmediğimizi söylemeye çalıştıklarını gördük. ICE’ı kaldırmakla başlamalıyız. İşledikleri suçlardan dolayı onları yargılamalıyız. Ve bu hafta DHS’nin [İç Güvenlik Bakanlığı] finansmanı konusunda oylama yapacak olan tüm senatörlere şunu söylemek istiyorum: Sizi izliyoruz,” dedi.
Cumhuriyetçilerde de rahatsızlık artıyor
Cumhuriyetçiler de Minneapolis’teki kaostan rahatsız olmaya başlamış görünüyor. Oklahoma’nın Cumhuriyetçi valisi Kevin Stitt, CNN’in “Face the Nation” programında, “Amerikalıların ölümü, televizyonda gördüklerimiz, federal taktikler ve hesap verebilirlik konusunda derin endişelere neden oluyor. Amerikalılar şu anda gördüklerinden hoşlanmıyorlar,” dedi.
Federal göçmenlik ajanlarının Minnesota’dan çekilip çekilmemesi gerektiği sorulduğunda, Cumhuriyetçi Valiler Derneği Başkanı Stitt, “Bence bu soruyu başkanın cevaplaması gerekiyor… Ve şu anda kötü tavsiyeler alıyor,” dedi.
Louisiana senatörü Bill Cassidy, “Minneapolis’teki olaylar inanılmaz derecede rahatsız edici” diyerek, baskınların ön saflarında yer alan İç Güvenlik Bakanlığı ve ICE’ın güvenilirliğinin şu anda tehlikede olduğunu ekledi.
Kuzey Carolina Cumhuriyetçi Senatörü Thom Tillis, olayla ilgili “kapsamlı ve tarafsız bir soruşturma” yapılması çağrısında bulundu.
Alaska Cumhuriyetçi Senatörü Lisa Murkowski, olayın “yönetim içinde göçmenlik uygulamaları eğitiminin ve memurlara verilen talimatların yeterliliği konusunda ciddi sorular ortaya çıkarması gerektiğini” söyledi.
Demokratlar hükümeti yeni kapanma ile tehdit ediyor
Pretti’nin öldürülmesi, eski Demokrat başkanlar Bill Clinton ve Barack Obama’nın kınama açıklamalarına neden oldu.
Obama, silahlı saldırıyı “parti ayrımı gözetmeksizin tüm Amerikalılara, ulus olarak temel değerlerimizin giderek daha fazla saldırı altında olduğu konusunda bir uyarı” olarak nitelendirdi.
Pazar günü Senato Demokratları, İç Güvenlik Bakanlığı için fon içermesi halinde önemli bir hükümet finansman paketini engellemekle tehdit ederek, Washington’un en uzun resmi kapanışından sadece birkaç ay sonra, önümüzdeki hafta federal hükümetin kapanma olasılığını gündeme getirdi.
Michigan’dan “ılımlı” bir Demokrat senatör olan Elissa Slotkin, “Tüm Amerikalıların kendi gözleriyle görebileceği gibi, ICE ve onun emrindeki kişiler sorumlu kolluk kuvvetleri gibi davranmıyorlar. Başkanın keyfi istekleri doğrultusunda pervasızca şiddeti kışkırtıyorlar,” dedi.
Senatonun en üst düzey Demokrat üyesi Chuck Schumer, partisinin federal göçmenlik kurumu ICE’ı denetleyen İç Güvenlik Bakanlığına fon sağlayan yasa tasarısına karşı oy kullanacağını söyledi.
Kongre, 30 Ocak tarihine kadar hükümete fon sağlamak zorunda, aksi takdirde kısmi hükümet kapanması riskiyle karşı karşıya kalacak.
Schumer, pazar günü yaptığı açıklamada, Cumhuriyetçilerin “halkı korumak için ICE ve CBP’yi [Gümrük ve Sınır Koruma] yeniden düzenlemek için Demokratlara katılmaları” gerektiğini söyledi.
Geçen yılki hükümetin kapanması sırasında partilerinden ayrılan ve kanun uygulayıcıları karşıtı görünmemek için son derece dikkatli davranan ılımlı Demokratlar da bu çağrıya katıldı.
Nevada Senatörü Catherine Cortez Masto, ICE operasyonu hakkında yaptığı açıklamada, “Bu açıkça Amerikalıların güvenliğini sağlamakla ilgili değil, ABD vatandaşlarını ve yasalara uyan göçmenleri acımasızca muamele etmekle ilgili” dedi.
İş dünyası da topa girdi: Patronlardan “yatıştırma” çağrısı
Bu olayın etkileri iş dünyasına da sıçradı ve Minnesota merkezli 60’tan fazla şirketin üst düzey yöneticileri, milletvekillerinden durumu yatıştırmak için önlemler almalarını istedi.
3M, Best Buy, General Mills, Target, UnitedHealth ve diğer birçok büyük şirketin yöneticileri, “Dünkü trajik haberler üzerine, gerginliğin derhal azaltılmasını ve eyalet, yerel ve federal yetkililerin gerçek çözümler bulmak için birlikte çalışmasını talep ediyoruz,” diye yazdı.
Mektupta, “Topluluğumuz için zor olan bu dönemde, Minnesota’daki ailelerin, işletmelerin, çalışanlarımızın ve toplulukların parlak ve müreffeh bir gelecek inşa etmek için çalışmalarımıza devam etmemizi sağlayacak hızlı ve kalıcı bir çözüm elde etmek için yerel, eyalet ve federal liderler arasında barış ve odaklanmış işbirliği çağrısında bulunuyoruz,” denildi.
Mektubu imzalayan CEO’lar arasında 3M CEO’su William Brown, Best Buy CEO’su Corie Barry, General Mills CEO’su Jeff Harmening, Target’ın yeni CEO’su Michael Fiddelke, UnitedHealth Group CEO’su Stephen Helmsley ve diğerleri yer alıyor.
Bu arada, Minnesota eyaleti ve İkiz Şehirler (Minneapolis ve St. Paul), bu ay dava açarak federal yargıçtan göçmenlik operasyonlarını durdurmasını talep ederken, yıkıcı iktisadi etkilerden bahsetti. Davada, bazı işletmelerin satışlarında %80’e varan düşüşler olduğu belirtildi.
Amerika
Michigan Senato yarışında El-Sayed ve Rogers son kez karşılaştı

Michigan’daki kritik Senato koltuğu için yarışan Demokrat Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi Mike Rogers son münazarada karşı karşıya geldi. Kamuoyu yoklamalarında El-Sayed az farkla önde seyrederken tahmin modelleri Demokrat adaya yüzde 67 kazanma şansı veriyor.
ABD Senatosu’ndaki çoğunluğu belirleme potansiyeli taşıyan Michigan eyaletinde, Demokrat aday Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers ikinci ve son televizyon münazarasında karşı karşıya geldi.
Emekliye ayrılan Demokrat Senatör Gary Peters’ın boşalttığı koltuk için yarışan eski Wayne County sağlık yetkilisi El-Sayed ile eski Temsilciler Meclisi üyesi Rogers, ay başında yapılan ilk karşılaşmaya kıyasla daha sakin geçen oturumda siyasi geçmişleri ve bağlılıkları üzerinden keskin hatlar çizdi.
Kamuoyu yoklamaları El-Sayed’in az farkla önde olduğunu gösterirken, Decision Desk HQ tahminleri Demokrat adayın seçimi kazanma ihtimalini yüzde 67 olarak hesaplıyor.
Adaylar Müslüman Kardeşler suçlamaları üzerinden tartıştı
Münazarada Cumhuriyetçi Rogers, rakibi El-Sayed’i yeniden Müslüman Kardeşler teşkilatıyla ilişkilendirmeye çalıştı.
El-Sayed’in kampanyasına Hamas ve Hizbullah’ı destekleyen isimlerden bağış geldiğini öne süren Rogers, “Müslüman Kardeşler tarafından satın alınmak sorun değil mi? Birleşik Devletler Senatosu’na gidecekseniz bilmemiz gerekiyor: Amerika’nın yanında mısınız yoksa denizaşırı ülkelerdeki bu terör gruplarının mı?” diye sordu.
El-Sayed ise Cumhuriyetçi rakibinin anayasaya bağlılığını sorgulamasını sert sözlerle eleştirdi.
Hiçbir zaman parçası olmadığı bir örgütle sürekli ilişkilendirilmeye çalışıldığını belirten El-Sayed, “Bunun hiçbir mantığı yok ve Mike, anayasaya olan sadakatimi sorgulaman senin seviyenin gerçekten çok altında kalıyor” dedi.
Seçim sürecinde Rogers cephesi, Müslüman Kardeşler bağlantılı kişilerden El-Sayed’e yapılan bağışlara işaret ederek Demokrat adayın örgüte destek sözü verdiğini iddia etti.
The New York Times haberine göre El-Sayed, teşkilat mensubu olan Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin seçilmesinin ardından 2012 yılında “medya ve polisin tasfiyesini” destekleyen bir açık mektuba imza attı. Demokrat aday, eski Başkan Donald Trump’ın geçen yıl terör örgütü listesine aldığı Müslüman Kardeşler ile bağını reddediyor.
Amerika’yla ve Amerikalı olmakla gurur duyduğunu vurgulayan El-Sayed, “Hepimize dilediğimiz gibi ibadet etme hakkı tanıyan anayasamızla gurur duyuyorum. Bunu sorman bence gerçekten utanç verici” ifadesini kullandı.
Rogers ile Trump arasındaki mesafe tartışma yarattı
Rogers, düşük kamuoyu onay oranlarına sahip Trump ile arasına mesafe koyma çizgisini münazarada da sürdürdü. Daha önce İran savaşına ve Trump’ın Kanada ile girdiği ticaret savaşına derhal son verilmesi çağrısında bulunan Rogers, Kanada gümrük vergilerinin “iyi düşünülmediğini” dile getirdi.
El-Sayed ise Trump’ın Rogers’a verdiği desteği kampanyanın merkezine yerleştirmeye çalıştı.
Trump’ın pazar günü Michigan’a yapacağı ziyareti hatırlatan El-Sayed, “Donald Trump buraya gelip senin için miting yapmadan bu yarışı kazanamazsın. Gelmesi için ona bu yüzden yalvardın” diye konuştu.
El-Sayed, izleyicilere “MAGA tombalası” oynamalarını önererek Trump destekçilerinin dikkat dağıtmak amacıyla sürekli hazır sloganlar kullandığını öne sürdü.
Rogers bu suçlamaya tepki göstererek rakibinin yalnızca Trump’a odaklandığını savundu.
Rogers, “Tombala oyunu, son 30 dakikada verdiği her yanıta kaç kez Trump kelimesini sıkıştırdığı üzerinden oynanmalı; bu gülünç” diyerek yarışın Michigan için en doğru yolu seçmekle ilgili olduğunu kaydetti.
Rogers ılımlı Demokrat seçmene seslendi
Rogers kapanış konuşmasında, Demokrat Parti ön seçiminde ılımlı çizgideki Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens’ı destekleyen seçmenlere yöneldi.
Stevens’ı tercih eden ve El-Sayed’i “fazla aşırı” bulan seçmenlere seslenen Rogers, “Bizim yanımızda size de yer var” çağrısında bulundu.
El-Sayed, ABD’nin İsrail politikasının belirleyici olduğu çekişmeli ağustos ön seçiminde Stevens’ı yalnızca bir puan farkla mağlup etmişti.
Sahada “Mike Rogers İçin Demokratlar” adıyla bir koalisyon kuran Cumhuriyetçi aday, rakibini Amerika Demokratik Sosyalistleri grubuyla ilişkilendirmeye çalıştı. El-Sayed bu grubun üyesi olmasa da Herkes İçin Sağlık Sigortası (Medicare for All) gibi kuruluşun desteklediği politikaları savunuyor.
Eyalet genelinde El-Sayed’in politikalarını aşırı bulan çok sayıda yetkili olduğunu savunan Rogers, “Lafı gediğine koymakta çok başarılı ama mesele siyasete ve politikalara gelince o kadar iyi değil” dedi.
Amerika
Peter Thiel’dan Trump’a İran tepkisi: “Bu savaşı başlatmamalıydık”

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçılarından ve Palantir’in kurularından olan Peter Thiel, basına sızan konuşmasında ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesini eleştirerek bu savaşa hiç girilmemesi gerektiğini söyledi. Trump’a desteğini sürdürdüğünü belirten Thiel, Uluslararası Ceza Mahkemesi tehdidinin yönetim üzerinde baskı kurduğunu savundu.
Milyarder teknoloji yatırımcısı Peter Thiel, ABD’nin İran ile yürüttüğü savaşa şüpheyle yaklaştığını ve bu askeri hamlenin hiç başlatılmaması gerektiğini söyledi.
Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçıları arasında yer alan Thiel’ın bu çıkışı, onu Başkan Donald Trump ile dış politikanın en kritik kararlarından birinde karşı karşıya getirdi.
Thiel’ın 12 Ekim’de basına kapalı bir etkinlikte yaptığı konuşmanın ses kaydına Politico bünyesindeki Decoded ulaştı.
Kongre’deki çoğunluğunu korumaya çalışan Cumhuriyetçi Parti için ara seçimlere iki haftadan az bir süre kala kaydedilen bu sözler, ünlü yatırımcının İran savaşına dair kamuoyuna yansıyan en açık değerlendirmesi niteliğini taşıyor.
İran’a yönelik savaşa kuşkuyla baktığını belirten Thiel, “Bunu yapmamalıydık, yapılan çok fazla hata oldu” dedi.
Thiel konuşmasında, “Belki de yeterli sert gücümüz yok, belki de yumuşak güç savaşını kaybedeceğiz” ifadesini kullandı.
Konuşmanın tamamında neo-con’lara ve Ortadoğu’daki savaşlara kesin biçimde karşı olduğunu dile getiren Thiel, İran savaşına yönelik eleştirilerine rağmen Trump’a desteğini sürdürdüğünü vurguladı ve başkanı korumak istediğini ima etti.
Buna rağmen dile getirdiği itirazlar, bugüne kadar Trump’ın en sıkı müttefiklerinden birinin söz konusu çatışmaya dair derin endişelerini açığa vuran en somut örneklerden biri oldu.
ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor
Uluslararası Ceza Mahkemesi uyarısı
Söz konusu ifadeler, Thiel’ın sonbahar başından bu yana Nashville’de sürdürdüğü ve Decoded tarafından takip edilen konferans dizisinde dile getirildi.
Son oturumda Uluslararası Ceza Mahkemesinin denetimsiz gücüne dair kapsamlı uyarılarda bulunan Thiel, George W. Bush döneminin kilit isimleri Donald Rumsfeld ve Dick Cheney’nin geçmişteki açıklamalarına atıfta bulundu.
Cheney ailesinin sergilediği Trump karşıtlığını Uluslararası Ceza Mahkemesine şirin görünme ve yargılanmaktan kaçınma çabası olarak okuduğunu belirten Thiel, bu hamle için muhtemelen çok geç kalındığını söyledi.
Thiel, mahkemenin tutuklama emri tehdidinin, İran’daki savaşı sürdürmeye çalışan Trump yönetiminin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallandığından şüphelenmeye başladığını kaydetti.
Thiel, 7 Ekim Aksa Tufanı’nın ardından 2024 başında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeye de değindi. Görüşmede Gazze’deki planlarını sorduğu Netanyahu’nun kendisine, “Orayı öylece Dresden’e çeviremem” yanıtını verdiğini aktardı.
Netanyahu’nun bu ifadesiyle, İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefik güçlerin yaklaşık 25 bin kişinin ölümüne yol açan Alman kenti Dresden bombardımanına gönderme yaptığı belirtildi.
Büyük teknoloji yatırımcıları arasında 2016’da Trump’ı ilk destekleyen ve aynı yıl Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi’nde konuşma yapan Thiel, 2022’deki Senato yarışında şimdiki Başkan Yardımcısı JD Vance’i destekleyen siyasi eylem komitelerinin de en büyük mali destekçisiydi.
Amerika
Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.
Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.
Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.
ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.
Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.
Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.
Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.
Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.
Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.
Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.
İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.
Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor
Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.
Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.
Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.
Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.
Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.
Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.
Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.
Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.
Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti
Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.
Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.
San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.
Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.
Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.
Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.
Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.
Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.
Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum










