Amerika
ICE bir cinayet daha işledi, protestocular sokağa döküldü

Minneapolis’te operasyonlarına devam eden Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanları, cumartesi günü bir Amerikan vatandaşını daha silahla vurarak öldürdü.
ICE ajanlarınca vurularak öldürülen kişinin kimliği ailesi tarafından 37 yaşındaki yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti olarak açıklandı.
İç Güvenlik Bakanlığı, tabanca taşıyan Pretti’nin silahını alma girişimlerine direnmesi sonrasında, kendilerini savunmak isteyen ICE ajanları tarafından vurulduğunu ileri sürdü.
Ailesi yazılı bir açıklamada Pretti’nin Minneapolis Gaziler Hastanesinde yoğun bakım servisi hemşiresi olarak çalıştığını belirtti. Associated Press’e (AP) konuşan aile, Pretti’nin ABD Başkanı Donald Trump’ın göçmen politikalarından rahatsız olduğunu anlattı.
Pretti’nin ailesi ayrıca bir silaha ve Minnesota’da taşıma ruhsatına sahip olduğunu ama silah taşıdığını hiç görmediklerini de kaydetti.
Aile, videoların Pretti’nin ICE ajanları tarafından yere yatırıldığında elinde silah tutmadığını gösterdiğini savundu.
İç Güvenlik Bakanlığı cinayeti savundu
Trump yönetimi yetkilileri, bu iddiaları çürüten video görüntüleri olmasına rağmen, Pretti’nin, ajanları ateşli silahla tehdit ettiğini iddia etmeye devam etti.
İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, Pretti’nin “şiddeti sürdürmek için” orada olduğunu söyledi ve 9 mm’lik yarı otomatik tabancayla federal ajanlara yaklaştığını belirtti.
Sınır Devriye Şefi Greg Bovino CNN’e “kurbanlar orada bulunan Sınır Devriye ajanlarıdır” dedi. Cumartesi günü, memurlarının bir “katliamı” önlediklerini söyledi.
Olayın görüntüleri, Pretti’nin bir cep telefonu tuttuğunu fakat silah sallamadığını gösteriyor. Çeşitli açılardan çekilen videolarda, Pretti’nin biber gazı sıkılan başka bir protestocuya yardım etmeye çalıştığı, ardından ajanlar tarafından yere yatırıldığı ve yakın mesafeden birkaç el ateş edildiği görülüyor. Bir videoda, federal bir ajanın Pretti’yi silahsızlandırdığı ve ardından ona birkaç el ateş ettiği görülüyor.
Trump, “kaos”tan Demokrat yetkilileri sorumlu tuttu
Minnesota Valisi Tim Walz, Alex Pretti’nin öldürülmesinden bir gün sonra basına konuştu. “Planın nedir, Donald Trump? Planın nedir?” diye soran Walz. “Bu federal ajanları eyaletimizden çıkarmak için ne yapmamız gerekiyor? Eğer bizden istediğin korku, şiddet ve kaossa, o zaman bu eyaletin ve ulusun insanlarını açıkça hafife almışsın. Yorgunuz, ama kararlıyız. Barışçıyız, ama asla unutmayacağız. Öfkeliyiz, ama umudumuzu kaybetmeyeceğiz. Ve her şeyden öte, açıkça birleşmiş durumdayız,” dedi.
Walz, Trump’ın niyetinin “Minnesota’yı ibretlik bir örnek yapmak” olduğunu ama bunun ters teptiğini söyledi:
“Bu eyalette kanun ve düzene inanıyoruz. Barışa inanıyoruz ve Donald Trump’ın, bu 3.000 eğitimsiz ajanı başka birini öldürmeden Minnesota’dan çekmesi gerektiğine inanıyoruz. Biz burada, müdahale edilmeden hayatlarını yaşamaya çalışan bir Minnesotalının başka bir hikayesini anlatıyoruz. Şu anda bunu izleyen Amerikalılara, belki merak, şaşkınlık, dehşet, küçümseme veya sempatiyle izliyorsunuz. Hepinize bir sorum var. Hangi tarafta olmak istersiniz?”
Pazar günü yayınlanan Wall Street Journal mülakatında Trump, yönetiminin silahlı saldırı ile ilgili “her şeyi incelediğini” söyledi. Trump röportajda, “Her şeyi inceliyoruz ve bir karar vereceğiz,” dedi. Başkan, göçmenlik memurlarının “bir noktada” Minneapolis’ten çekileceğini söyledi.
Trump, pazar gecesi erken saatlerde, yerel Demokrat yetkililerin kaostan sorumlu olduğu yönündeki suçlamalarını derinleştiren bir dizi sosyal medya paylaşımı yaptı:
“Demokratların yönettiği Sığınak Şehirler ve Eyaletler, ICE ile işbirliği yapmayı REDDEDİYOR ve aslında solcu kışkırtıcıları, en kötü insanları tutuklamak için operasyonlarını yasadışı olarak engellemeye teşvik ediyorlar!”
Minnesota yetkililerini tüm belgesiz göçmenleri teslim etmeye ve Kongreyi, onları federal sınır dışı etme prosedürlerinden korumak için tasarlanmış yerel yasaları yasadışı ilan etmeye çağırdı.
Binlerce kişi sokağa çıktı
Minneapolis’te yapılan göçmenlik baskınlarında bir ay içinde ikinci bir ABD vatandaşının öldürülmesi, öfkeli protestolara yol açtı.
Binlerce gösterici, Pretti’nin vurulması üzerine dondurucu soğuğa rağmen sokaklara döküldü.
Cumartesi gecesi yüzlerce kişi, Pretti’ye saygılarını göstermek için, vurulduğu yerin yakınında mumlar yakıp onun adını haykırdı.
Protestolar, insanların “Alex için adalet” ve “ICE’ı kaldırın” yazılı pankartlar taşıdığı New York’un yanı sıra Chicago, Los Angeles, Portland ve San Francisco gibi diğer ABD şehirlerine de yayıldı.
Chicago’da binlerce protestocu, Kongre Meydanını doldurdu. Kar, başlarını, omuzlarını ve kirpiklerini kaplarken, göçmenlere ve mültecilere destek sloganları attılar ve ICE’ın kaldırılmasını talep ettiler.
Illinois Göçmen ve Mülteci Hakları Koalisyonunun yönetici direktörü Lawrence Benito kalabalığa, “Dün ‘Ne zaman yeter artık?’ diye sordum. Çünkü her adımda, halkımız yeter artık dedi,” diye konuştu.
Pazar günkü miting ve yürüyüşte, Belediye Başkanı Brandon Johnson, Vali Yardımcısı Juliana Stratton, Temsilci Delia Ramirez ve Eyalet Senatörü Karina Villa dahil olmak üzere birçok yerel lider ICE’ın kaldırılmasını talep etti.
Stratton, “Onların bir VA hemşiresini vurduklarını, bu konuda yalan söylediklerini ve kendi gözlerimizle gördüklerimizi görmediğimizi söylemeye çalıştıklarını gördük. ICE’ı kaldırmakla başlamalıyız. İşledikleri suçlardan dolayı onları yargılamalıyız. Ve bu hafta DHS’nin [İç Güvenlik Bakanlığı] finansmanı konusunda oylama yapacak olan tüm senatörlere şunu söylemek istiyorum: Sizi izliyoruz,” dedi.
Cumhuriyetçilerde de rahatsızlık artıyor
Cumhuriyetçiler de Minneapolis’teki kaostan rahatsız olmaya başlamış görünüyor. Oklahoma’nın Cumhuriyetçi valisi Kevin Stitt, CNN’in “Face the Nation” programında, “Amerikalıların ölümü, televizyonda gördüklerimiz, federal taktikler ve hesap verebilirlik konusunda derin endişelere neden oluyor. Amerikalılar şu anda gördüklerinden hoşlanmıyorlar,” dedi.
Federal göçmenlik ajanlarının Minnesota’dan çekilip çekilmemesi gerektiği sorulduğunda, Cumhuriyetçi Valiler Derneği Başkanı Stitt, “Bence bu soruyu başkanın cevaplaması gerekiyor… Ve şu anda kötü tavsiyeler alıyor,” dedi.
Louisiana senatörü Bill Cassidy, “Minneapolis’teki olaylar inanılmaz derecede rahatsız edici” diyerek, baskınların ön saflarında yer alan İç Güvenlik Bakanlığı ve ICE’ın güvenilirliğinin şu anda tehlikede olduğunu ekledi.
Kuzey Carolina Cumhuriyetçi Senatörü Thom Tillis, olayla ilgili “kapsamlı ve tarafsız bir soruşturma” yapılması çağrısında bulundu.
Alaska Cumhuriyetçi Senatörü Lisa Murkowski, olayın “yönetim içinde göçmenlik uygulamaları eğitiminin ve memurlara verilen talimatların yeterliliği konusunda ciddi sorular ortaya çıkarması gerektiğini” söyledi.
Demokratlar hükümeti yeni kapanma ile tehdit ediyor
Pretti’nin öldürülmesi, eski Demokrat başkanlar Bill Clinton ve Barack Obama’nın kınama açıklamalarına neden oldu.
Obama, silahlı saldırıyı “parti ayrımı gözetmeksizin tüm Amerikalılara, ulus olarak temel değerlerimizin giderek daha fazla saldırı altında olduğu konusunda bir uyarı” olarak nitelendirdi.
Pazar günü Senato Demokratları, İç Güvenlik Bakanlığı için fon içermesi halinde önemli bir hükümet finansman paketini engellemekle tehdit ederek, Washington’un en uzun resmi kapanışından sadece birkaç ay sonra, önümüzdeki hafta federal hükümetin kapanma olasılığını gündeme getirdi.
Michigan’dan “ılımlı” bir Demokrat senatör olan Elissa Slotkin, “Tüm Amerikalıların kendi gözleriyle görebileceği gibi, ICE ve onun emrindeki kişiler sorumlu kolluk kuvvetleri gibi davranmıyorlar. Başkanın keyfi istekleri doğrultusunda pervasızca şiddeti kışkırtıyorlar,” dedi.
Senatonun en üst düzey Demokrat üyesi Chuck Schumer, partisinin federal göçmenlik kurumu ICE’ı denetleyen İç Güvenlik Bakanlığına fon sağlayan yasa tasarısına karşı oy kullanacağını söyledi.
Kongre, 30 Ocak tarihine kadar hükümete fon sağlamak zorunda, aksi takdirde kısmi hükümet kapanması riskiyle karşı karşıya kalacak.
Schumer, pazar günü yaptığı açıklamada, Cumhuriyetçilerin “halkı korumak için ICE ve CBP’yi [Gümrük ve Sınır Koruma] yeniden düzenlemek için Demokratlara katılmaları” gerektiğini söyledi.
Geçen yılki hükümetin kapanması sırasında partilerinden ayrılan ve kanun uygulayıcıları karşıtı görünmemek için son derece dikkatli davranan ılımlı Demokratlar da bu çağrıya katıldı.
Nevada Senatörü Catherine Cortez Masto, ICE operasyonu hakkında yaptığı açıklamada, “Bu açıkça Amerikalıların güvenliğini sağlamakla ilgili değil, ABD vatandaşlarını ve yasalara uyan göçmenleri acımasızca muamele etmekle ilgili” dedi.
İş dünyası da topa girdi: Patronlardan “yatıştırma” çağrısı
Bu olayın etkileri iş dünyasına da sıçradı ve Minnesota merkezli 60’tan fazla şirketin üst düzey yöneticileri, milletvekillerinden durumu yatıştırmak için önlemler almalarını istedi.
3M, Best Buy, General Mills, Target, UnitedHealth ve diğer birçok büyük şirketin yöneticileri, “Dünkü trajik haberler üzerine, gerginliğin derhal azaltılmasını ve eyalet, yerel ve federal yetkililerin gerçek çözümler bulmak için birlikte çalışmasını talep ediyoruz,” diye yazdı.
Mektupta, “Topluluğumuz için zor olan bu dönemde, Minnesota’daki ailelerin, işletmelerin, çalışanlarımızın ve toplulukların parlak ve müreffeh bir gelecek inşa etmek için çalışmalarımıza devam etmemizi sağlayacak hızlı ve kalıcı bir çözüm elde etmek için yerel, eyalet ve federal liderler arasında barış ve odaklanmış işbirliği çağrısında bulunuyoruz,” denildi.
Mektubu imzalayan CEO’lar arasında 3M CEO’su William Brown, Best Buy CEO’su Corie Barry, General Mills CEO’su Jeff Harmening, Target’ın yeni CEO’su Michael Fiddelke, UnitedHealth Group CEO’su Stephen Helmsley ve diğerleri yer alıyor.
Bu arada, Minnesota eyaleti ve İkiz Şehirler (Minneapolis ve St. Paul), bu ay dava açarak federal yargıçtan göçmenlik operasyonlarını durdurmasını talep ederken, yıkıcı iktisadi etkilerden bahsetti. Davada, bazı işletmelerin satışlarında %80’e varan düşüşler olduğu belirtildi.
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak











