Görüş
İhtiras ve güç arasındaki açı – 3
2. Dış ve iç entegrasyon
Böylece 5-büyükler ve 6-büyüklerin piyasa değeri, sermaye yapısı ve gelir durumunu az çok tutarlı bir şekilde inceledik. Ne var ki bu tabloda iki şey görünmüyor.
Birincisi, banka sermayesinin rolüdür. Hiçbir dev şirket para musluğu açık değilse ayakta kalamaz; bu, kaçınılmaz olarak, sanayi sermayesiyle banka sermayesinin birleşmesi anlamına gelir. Bütün bu silah tekelleri doğrudan banka iştiraki olmadıkları durumda bile başta ABD bankaları olmak üzere banka sermayesiyle uzun vadeli kredi anlaşmaları yaparlar; dolayısıyla finans sistemi silah tekelleri üzerinde şu veya bu seviyede kontrol sağlar.
Bu bilinen bir şey, rakamlar da bundan başka bir şey söylemeyecek, dolayısıyla ayrıntılar üzerinde durmak gereksiz.
İkinci ve daha temel eksik ise silah tekelleriyle bilişim sermayesi arasındaki doğrudan ilişki. Sadece bu mevzuyu değil, günümüz dünyasını anlamak için de temel bir meseledir bu; zira yeni-faşizm 1930’larda olduğu gibi banka ve sanayi sermayesinin yeni bir birleşmesinden ibaret değildir, şimdi bunlara bilişim sermayesi de katılmıştır. Ancak bu da önemi gereği şimdilik şu kadarını söylemekle yetinilmesi gereken bir şey: bilişim sermayesi bütün biçimleriyle (para, üretim aracı, emtia ve yeni özgül durumda bilgi) banka sermayesiyle birleşmiş ve silah tekelleriyle organik ilişki içindedir; banka sermayesinden de fazla olan fiktif niteliği onu benzerleri arasında çok daha saldırgan kılar.
Bu iki eksiğe rağmen tabloda kilit önem taşıyan bir şey yeterince açıklıkla gösteriliyor; bu, “varlık yönetimi” denen şeydir. Bu şirketler bankalarla bilişim sermayesinin arasında bir ölçekte fiktif nitelik taşıyorlar ve bunlar, yeni-faşizmin sermaye yapısının üç temel bileşeninden biri haline gelmişlerdir.
Bir önceki bölümün devamı olarak başlayalım. Veriler bize pek çok başka şeyden başka şunları da göstermişti:
1) Dev silah tekellerinin sermaye yapısında kurumsal yatırımcılar önemli yer tutuyor ve bunların da önemli bölümü “varlık yöneticileri”. ABD’de bu oranlar daha yüksek, Avrupa’da nispeten düşük. “Kurumsal yatırımcılar” neredeyse bütün dev silah tekellerinde toplam hisselerin yüzde 15’inden yüzde 85’ine kadar sahipler.
2) Avrupalı 6-büyüğünün toplam piyasa değeri 280 milyar dolar. Bunların münferit olarak piyasa değeri, Amerikalı muadillerinin yanına bile yanaşamaz. Oysa ABD’nin 5-büyüğünün toplam piyasa değeri 660 milyar doların üzerinde.
3) Silah tekelleri, banka ve bilişim sermayesiyle çok yoğun bir entegrasyon içindeler; birinci durumda sıcak para ve kredi akışı gereği yüzünden (banka ve sanayi sermayesinin birleşmesi ihtiyacının klasik nedeni), ikinci durumda teknoloji ihtiyacı yüzünden (bu da tamamen yeni; ek olarak bilişim sermayesinin aşırı fiktif özelliği onun saldırganlığını artırır). Yeni-faşizmin sermaye yapısında bunlara bir de yatırım şirketleri eklenmiştir.
4) Tablo bize, ABD’nin Avrupalı silah şirketlerinin sermaye yapısı üzerindeki etkisinden başka, Amerikan hükümetinin Avrupalıların da en büyük alıcıları arasında olduğunu gösteriyor. Yani emperyalist hegemon olarak ABD bu şirketleri (kısmen) kredi ve (büyük ölçüde) teknolojiden başka (kısmen) hissedar ve (önemli ölçüde) alıcı olarak da domine ediyor.
5) Bu tekeller kendi aralarında da çok yoğun bir entegrasyon içindeler.
Bu sonuncusunu henüz incelemedik. F-35 gibi büyük projeler yeterince biliniyor zaten. Ancak biz, o kadar bilinmeyen başka birkaç örnekle bakalım. Örneklerimiz de NATO müttefikleri tarafından Kiev rejimine verilen veya verilmesi görüşülen silah sistemlerine dair olsun.
Kolektif gözbebeği olarak Patriot. Son zamanlarda en büyük tartışma Patriot bataryaları etrafında dönüyor — gayet mantıklı, çünkü fiyatları yüksek, ABD hükümeti hibeyi kategorik olarak reddediyor, Avrupalıların alıcı olup Kiev rejimine hibe etmesi isteniyor. Bu bataryaların ana komponentleri kapsamında radar sistemi, atış kontrol sistemi, fırlatma üniteleri, füzeler ile güç ve destek sistemleri var. Radar sistemleri ve atış kontrol sistemleri Raytheon tarafından üretiliyor; fırlatma ünitelerinin üreticisi Lockheed Martin; füzeler modeline göre her ikisinin de bantlarından çıkıyor; yönlendirme sensörleri Boeing mamulü; güç ve destek sistemleri Northrop Grumnan başta olmak üzere alt yüklenicilere ihale ediliyor. Ana entegratör Lockheed Martin. Başka deyişle Patriot, ABD silah sektörünün gerçek anlamda gözbebeği, kolektif çabasının ürünü.
Taurus hikâyesi, veya: karmaşık ortaklıklar nasıl sadeleşir? NATO müttefiklerinin Kiev rejimine vermek için ellerinde esas itibariyle üç tip uzun menzilli silah var. İlki Taurus KEPD 350. Berlin’deki Rheinmetall hükümetinin büyük ihtirasına rağmen henüz veremediler; geçen yıl Bundeswehr genelkurmayında Taurus’larla Kerç köprüsünü nasıl vuracaklarına dair yapılan fikir cimnastiğinin sızmasından başka, şimdilik, Rusya’nın İkinci Dünya Savaşı’nı hatırlatan son derece öfkeli tepkisi de buna engel. Bu, Almanya-İsveç ortak yapımı bir seyir füzesi; 500 kilometre menzilli; hızı saatte 1100 kilometre; uçuş yüksekliği 30-40 kilometre, fırlatma ağırlığı 1360 kilogram. Fiyatı, sudan ucuz: 1 milyon dolarcıktan azıcık fazla. Taurus’un üreticileri EADS (yani şimdiki Airbus)/MBDA (yüzde 67) ve İsveçli Saab-Bofors Dynamics (yüzde 33). MBDA’nın ortakları EADS (yüzde 37,5), Britanyalı BAE Systems (37,5), İtalyan Leonardo (25). Eğer bu verilerde yakın zamanda bir değişiklik olmadıysa aslında EADS/MBDA’nın büyük ortağı yüzde 24,75’le Britanyalı BAE Systems. Peki BAE Systems ortakları kimler? Zurnanın zırt dediği yerlerden biri de orası: Capital Group Companies (ABD) yaklaşık yüzde 14,18; Black Rock (ABD) yaklaşık 9,90; Barclays (Birleşik Krallık) yaklaşık 3,98; Invesco (ABD) yaklaşık 4,97; Silchester International Investors (Britanya) yaklaşık 3,01. Black Rock’un EADS hisselerindeki yatırımı yaklaşık yüzde 3,35, İtalyan Leonardo’daki yatırımı da İtalyan hükümetinden aldığı özel izinle yüzde 3’ün üzerinde.
Storm Shadow / Scalp ise Fransa-Britanya ortak yapımı bir seyir füzesi; 140-500 kilometre menzilli; hızı saatte 1050 kilometre; uçuş yüksekliği 30-40 kilometre; fırlatma ağırlığı 1230 kilogram. Beheri azıcık daha pahalı (Britanya serbest piyasacılığıyla Fransız muhasebeciliğine yorulabilir bu): 2,5 milyon dolar. O da MBDA bantlarından çıkıyor. Mühendislik ve bant üretimi Airbus’a; yazılım ve entegrasyon BAE’ye, ateşleme ve kontrol sistemleri Leonardo’ya ait.
Rheinmetall’in ihtirasları ve hegemonun iradesi. ATACMS, Amerikan yapımı balistik füze. 160-300 kilometre menzilli; hızı saatte 3700 kilometre; uçuş yüksekliği 50 kilometre; fırlatma ağırlığı 1480-1670 kilogram. Lockheed Martin’in bu narin bebeğinin fiyatı 1-1,2 milyon dolar civarında. Yalnız epeydir Rheinmetall’in ağzının suyunu akıtan bir gelişme var: Lockheed Martin’le Avrupa’da ortak silah üretimi projesi. İlk mutabakat metni 2023’te GMARS adıyla imzalanmış ve ertesi yıl Paris’te Eurosatory fuarında endam kıvırmıştı. Bu yıl da Lockheed Martin, ATACMS ve PAC-3 (Patriot sistemleri için) füzelerinin üretimi için Rheinmetall’le ortak girişim önerdi. Anlaşmaya göre Rheinmetall, bu sistemlerin Avrupa üretim merkezindeki çoğunluk payına (yüzde 60) sahip olacak, kalanı da tevazusunu koruyan Lockheed Martin’in. Yalnız ihracat ve üretim miktarına dair kararlar ABD hükümetinin onayına tabi olacak. Harika. Avrupa’nın bağımsızlığı bunu gerektirir.
