Amerika
İktisatçı Pettifor: Kredi piyasaları ile derecelendirme kuruluşları yangını körüklüyor
İktisatçı Ann Pettifor, kişisel Substack sayfasında yayımladığı makalede, ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz politikaları ile yapay zeka ve teknoloji sektöründeki aşırı borçlanmanın küresel piyasalarda yeni bir çöküşü tetikleyebileceğini belirtti. Alan Greenspan’in vefatı ve Nasdaq’taki son dalgalanmalar üzerinden finansal sistemi değerlendiren Pettifor, derecelendirme kuruluşlarının ve borç verenlerin yüksek riskli şirketleri destekleyerek yeni bir krize zemin hazırladığını vurguladı.
İktisatçı Ann Pettifor, kişisel Substack sayfasında yayımladığı “Nasdaq & Market Volatility: is this a Minsky Moment for Ponzi Finance?” başlıklı makalesinde, finansal piyasalardaki güncel dalgalanmaları ve borç yüküne dayalı büyümenin getirdiği riskleri analiz etti.
Borçla finanse edilen uzun bir spekülatif büyüme döneminin ardından gelen ani ve şiddetli piyasa çöküşlerini ifade eden “Minsky anı” kavramına atıfta bulunan Pettifor, küresel finans sisteminin yeni bir kırılmanın eşiğinde olabileceğine dikkat çekti.
Makalesine iki gün önce, 22 Haziran 2026’da 100 yaşında vefat eden eski ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Alan Greenspan’i anarak başlayan Pettifor, Londra merkezli The Times gazetesinin Greenspan’i “finans tarihinin devlerinden biri” olarak nitelendirdiğini aktardı.
Greenspan’e, eski Birleşik Krallık Başbakanı Gordon Brown’ın tavsiyesiyle 2002 yılında İngiltere Kraliçesi tarafından küresel ekonomik istikrara sunduğu üstün katkılardan dolayı fahri şövalyelik unvanı verildiğini hatırlatan yazar, bu unvanın verildiği dönem ile sonraki gelişmeler arasındaki çelişkiye vurgu yaptı.
Greenspan’in ölümünün gerçekleştiği 22 Haziran günü teknoloji borsası Nasdaq’ın yapay zeka endişeleriyle iki günde yüzde 2,2 değer kaybettiğini belirten Pettifor, hemen ardından 23 Haziran salı günü Güney Kore’nin teknoloji ağırlıklı endeksinin yüzde 10 gerilediğini ve Samsung Electronics hisselerinde çift haneli düşüşler yaşandığını kaydetti.
Yazar, bu durumu “Greenspan döneminin tehlikeli bir özelliği olan küresel finansal istikrarsızlık geri döndü” sözleriyle yorumladı.
“Kaldıraç arttıkça yakıt artar, yangın daha da büyür”
Piyasadaki mevcut dalgalanmanın, Fed’in yeni Başkanı Kevin Warsh tarafından bir hafta önce yapılan şahin açıklamalardan kaynaklandığının ileri sürüldüğünü belirten Pettifor, makalesinde şu değerlendirmelere yer verdi:
“Eğer durum buysa Warsh, ağır borç yükü altındaki teknoloji sektörüne karşı faiz artırma tehdidinde bulunarak Greenspan’in ‘serbest piyasa’ buz dağına çok yakın seyrediyor demektir. Bugün piyasalarda yaşanan dalgalanma yapay zeka sektöründe ciddi bir gerilemenin başlangıcıysa, pahalı borç finansmanına olan bağımlılık yapay zeka kaynaklı bir kredi temerrüt dalgasına yol açabilir.”
Pettifor, danışmanlık firması Oliver Wyman’ın yapay zeka borçlarının “yoğunlaşmış, toplu ve kendine özgü risklere karşı hassas” olduğu yönündeki tespitini paylaşarak, 2007 yılının Şubat ayında yaşanan dalgalanmalar ile Ağustos 2007’deki finansal kırılma arasındaki benzerliğe işaret etti.
O dönemde Greenspan ve Fed Açık Piyasa Komitesinin (FOMC) ucuz kredi balonuyla sarhoş olan piyasaların aşırı coşkusunu dizginlemek amacıyla faiz oranlarını kademeli olarak artırdığını hatırlatan Pettifor, yükselen reel faizlerin piyasaları dizginlemek yerine borçlu hanehalklarını ve şirketleri iflasa sürüklediğini belirtti.
Greenspan’in ekonomik gerçeklerle ancak 2008’in sonlarında, ABD ekonomisi serbest düşüşe geçtiğinde yüzleştiğini ve faiz indirimine gittiğini ifade eden yazar, bu hamlenin çok geç kaldığını vurguladı.
2008 küresel finansal krizinin arka planına değinen Pettifor, Oliver Wyman’ın analizinden şu alıntıyı aktardı:
“Bankalar, iç raporlarının gösterdiğinden çok daha fazla ABD konut riski taşıdıklarını keşfettiler. Yakında benzer bir durumu veri merkezleri ve dijital altyapı riskleri için de keşfedebilirler; ancak bu kez riskler kurumsal borçlar, gayrimenkul, altyapı, fon finansmanı ve alternatif kredi defterlerine yayılmış durumda. Likit ve özel kredi piyasaları büyümeye devam ederken, toptan satış bankalarının mevcut gelirlerinin 35 milyar ila 50 milyar dolarlık kısmının risk altında olduğunu görüyoruz. Bu, bugünkü toplam kredi gelirlerinin yüzde 8 ila 11’ine denk geliyor. Kaldıraç arttıkça yakıt artar, yangın daha da büyür.”
“Yatırımcılar asla ders almayacak mı?”
Küresel finansal krizin ardından hükümetlerin ve merkez bankalarının Wall Street’i kurtardığını belirten Pettifor, New York Times gazetesinin 2016 yılında yayımladığı “Donald Trump Atlantic City’deki Kumarhanelerini Nasıl İflas Ettirdi Ama Yine de Milyonlar Kazandı” başlıklı araştırmacı gazetecilik çalışmasına atıfta bulundu.
Söz konusu çalışmada Trump’ın tahvil ve hisse senedi sahiplerini nasıl zarara uğrattığının detaylandırıldığını belirten yazar, Trump’ın kumarhane şirketlerinin dört kez iflas mahkemesine gittiğini, her seferinde alacaklıları daha az paraya ikna ettiğini ve riski hissedarlara devrederek kişisel servetini koruduğunu yazdı.
Pettifor, “Trump’ın başarısızlıklarının yükü, onun iş zekasına güvenerek yatırım yapanların üzerine yıkıldı” ifadesini kullandı.
Bugün benzer bir borç sarmalının merkezinde Elon Musk’ın bulunduğunu savunan Pettifor, makalesinde şu iddialara yer verdi:
“Bugün borçla körüklenen bu yangının merkezinde Elon Musk yer alıyor. Halka arz öncesinde Musk, satın aldığı ve ağır borç yükü altındaki X (eski adıyla Twitter) ile xAI platformlarını SpaceX çatısı altında birleştirdiğinde devraldığı 17,5 milyar dolarlık yüksek faizli çöp tahvili yeniden finanse etmek için Wall Street bankalarından 20 milyar dolar borç aldı. Şimdi ise Musk, Twitter satın alımıyla bağlantılı olan ve Financial Times’ın ‘aşırı derecede pahalı köprü kredileri’ olarak tanımladığı borçların ödenmesine yardımcı olmaları için bireysel yatırımcıları ve yatırım fonlarını ikna etmek amacıyla 25 milyar dolarlık tahvil ihraç ediyor.”
Yatırımcıların bu riskli borçları finanse etmek için SpaceX’ten ABD Hazine tahvillerinin 1,1 ila 1,75 puan üzerinde daha yüksek faiz talep ettiğini kaydeden Pettifor, diğer teknoloji şirketlerinin de büyük borç ihaleleri açtığını ancak aralarında önemli bir fark olduğunu belirtti.
Pettifor, “Diğerleri yazılım odaklı ve son derece karlı şirketlerken, SpaceX yılda 9 milyar dolar zarar ediyor. Buna rağmen derecelendirme kuruluşları S&P Global Ratings, Moody’s ve Fitch, Musk’ın şirketine BBB bandında yatırım yapılabilir notu verdi” dedi.
İktisatçı Pettifor, değerlendirmesini “Kredi piyasaları ve derecelendirme kuruluşları aşırı finansallaşmış ekonominin yangınını körüklerken, küresel kumarhanenin çarkları dönmeye devam ediyor” sözleriyle tamamladı.